Medeni Usul Hukuku Ders Notları 1

Konu, 'Açıköğretim' kısmında Eleftra tarafından paylaşıldı.

  1. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir
            
    aöf adalet bölümü dersleri konu özeti - medeni usul hukuku nedir - medeni usul hukuku kitap özeti


    • Usul ve füru arasındaki hukuki işlemler miktar ya da değerine bakılmaksızın tanıkla ispatlanabilir.

    • Ticari davalarda hâkim davaya ilişkin bir teamül olup olmadığını araştırabilir. Gerekirse sanayi ve ticaret odalarına sorar.

    • Hâkim senetle ispat yükü kendisinde olan tarafın senedin kaybolduğu yönündeki iddiasının gerçek olduğuna kanaat getirirse tanık dinler ve bunu takdir eder.

    • Borçlu tarafından el yazısı ile yazılmış fakat imzasız olan bir senet ya da mektup, bilgisayar ya da daktilo ile yazılan her borçlunun parafını taşıyan belgeler de yazılı delil başlangıcı sayılır.

    • Senet, bir kimsenin kendi aleyhine delil olarak kullanılmak üzere meydana getirmiş olduğu imzalı belge olarak tanımlanabilir.

    • Hazırlanması sırasında resmi bir makamın katılımının bulunduğu senetlere resmi senet denir.

    • Onaylama biçimindeki noter senetlerinde, senet taraflarca hazırlanır ve onaylanması için notere sunulur.

    • Resmi senetler aleyhine sahtelik davası, senet mahkemeye getirilmeden önce de açılabilir.

    • İhtiyar heyetleri yazı bilmeyen ve imza atamayan kişilerin senetlerini onaylayarak bu senetlere resmi senet vasfı kazandırmaktadır.

    • İspat vasıtası olarak yemin, senet ve tanık bulunmayan veya tanıklığa başvurulamayan yerlerde en son çare olarak uygulanır.

    • Bir vakayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir.

    • Yemin, bir ispat aracı olduğu için ancak delillerle ispat edilebilen hususlar hakkında teklif olunabilir.

    • Yemin edecek taraf on sekiz yaşında küçük ise veya kısıtlı ise yemin, kanuni temsilci tarafından yerine getirilir.

    • Hâkim, yemin teklifini yerinde görmezse, bu teklifi bir ara kararı ile reddeder.

    • Duruşmada yemin sorusunu ve formülünü hâkim hazırlar ve durumun önemi, yalan yere yemin etmenin hukuki ve cezai sonuçları hakkında yemin edecek tarafın dikkatini çeker.

    • Yalan yere yemin etmek, ceza yargılaması bakımından önemli bir suçtur.

    • Hâkim, resen yemin teklifini, ispat için gösterilen tüm delilleri inceledikten sonra ve ancak yargılamanın sonunda yapabilir.

    • Mahkemeye gelerek tanıklık beyanında bulunmak istemeyen kimse, gerekirse zor kullanılarak getirilir.•

    Kural olarak, hâkimin resen tanık dinlemesi mümkün değildir.

    • Yakın hısımlık, meslek sırrı sahibi olmak gibi sebeplerle tanıklıktan çekinmek mümkündür.

    • 15 yaşından küçük olanlar, akıl hastaları, kamu hizmetinden yasaklı olanlar, tanıklıktan çekinme hakkı bulunanlar ve taraflardan birinin evinde oturan ya da emrinde çalışanlar yeminsiz dinlenirler.

    • Taraflar sormak istedikleri soruları hâkime bildirir ve hâkim de kendisine bildirilen soruları tanıklara sorar.

    • Bir mahkeme ancak kendi yargı çevresindeki bir tanığı dinleyebilir.

    • Hâkimlik mesleğinin getirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.

    • Çözümü hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur.

    • Hâkim resen bilirkişi incelemesine karar vermişse, bilirkişi giderleri hâkim tarafından belirlenmek üzere taraflardan birine ya da ikisine birlikte yüklenir.

    • Bilirkişiler gerçek ya da tüzel kişiler arasından seçilebilir.

    • Bilirkişiler, hâkimler hakkındaki sebeplere dayanarak taraflarca reddedilebilir.

    • Hâkim bilirkişi raporu ile bağlı olamadığından, ilk bilirkişi raporu ile istenen hususların gereği gibi aydınlanmadığı kanısına varırsa, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verebilir.

    • Keşif, bir delil elde etme yöntemi ve çekişmeli olguları hâkimin doğrudan algılamasını sağlayan bir aydınlanma yöntemidir.

    • Deliller yalnızca kanunda açıkça belirtilenlerden ibaret değildir. Çünkü HUMK genel olarak sınırlayıcı bir delil listesi getirmemiştir.

    • Bütün usul hukuku sözleşmelerinde olduğu gibi delil sözleşmelerinde de uyuşmazlığın belirli ve yazılı olması şarttır.

    • Delil tespiti ile ileride kaybolacağı veya gösterilmeleri bakımından güçlükler çıkabilecek olan delillerin, zamanı geldiğinde açılmış olan davada veya ileride açılacak davada incelenmesi mümkün olur.

    • Kanun yolları, olağan ve olağanüstü kanun yolları şeklinde ikiye ayrılır.

    • İstinaf, temyiz ve karar düzeltme olağan kanun yollarındandır.

    • Yargılamanın yenilenmesi olağan üstü bir kanun yoludur.

    • İstinaf yoluna, ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilir.

    • İstinaf yoluna hem çekişmeli ve hem de çekişmesiz yargıda başvurulabilir.

    • İstinaf istemlerinde yetki, Bölge adliye mahkemesinin resen inceleyeceği bir husustur.

    • İstinaf yoluna başvurunun süresi, nihai kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gündür.

    • Tarafların istemi olmadan istinaf incelemesi yapılamaz.

    • İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz.

    • İlk derece mahkemesinde uyuşmazlık hangi usule tabi olarak çözülmüşse, istinaf aşamasında da aynı usul geçerlidir.

    • Dava dosyası dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra Bölge adliye mahkemesinin önüne gelir.• Ön inceleme aşamasında esasa girmeden, istemin kanuna uygunluk çerçevesinde değerlendirmesi yapılır.

    • Bölge adliye mahkemeleri bazı hallerde duruşma yapmadan da karar verebilir.

    • İnceleme aşamasından sonra duruşma ve böylece tahkikatın tamamlanması aşamasına geçilir.

    • Bölge adliye mahkemesinin verdiği kararın hüküm sonucunda, istem sonuçlarının her biri hakkında verilen hüküm gösterilir.

    • İstinaf isteminin reddi kararı onama kararına benzer bir karardır.

    • İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın gönderilmesi kararı nitelik bakımından bozma kararına benzemektedir.

    • İstinaf yargılaması sonunda dört tür karar verilebilir; İstinaf isteminin reddi kararı, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve gönderme kararı, davanın kısmen veya tamamen kabulü ya da davanın reddi kararı.

    • Birleştirilen davalarda temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.

    • Temyiz nedenleri kanunda sınırlayıcı bir biçimde sayılmış olup, bunların dışındaki nedenlerle temyize gidilemez.

    • Genel temyiz nedeni hüküm mahkemesinin bir hukuk kuralını yanlış uygulamasıdır.

    • Mahkemenin görevsizliği, birbirine çelişik kararların verilmiş olması, delillerin hukuka aykırı biçimde reddi, yargı yolunun caiz olmaması, hâkimin davaya bakmakta yasaklı olması veya hükmün gerekçesiz olması gibi haller mutlak temyiz nedenidir.

    • Yerel mahkeme bozma kararına uyarsa sadece bozma nedenleri ile sınırlı bir inceleme yapar.

    • Hüküm mahkemesinin kararı usul ve kanuna uygun bulunursa Yargıtay’ ca onaylanır.

    • Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlamasıyla karar düzeltme yolu yürürlükten kalkacaktır.

    • Karar düzeltme yoluna ancak hükmün tarafları sadece bir kez başvurabilirler.

    • Temyiz kanun yolunun mahkemesi Yargıtay’dır.

    • Kesin hükmün varlığı için öncelikle nihai bir mahkeme kararının bulunması gerekir.

    • Kesin hükmün varlığı için ya kanun yoluna başvurma hakkının bulunmaması, ya başvuru süresinin geçmiş olması, ya da kanun yolunda gereli yargı işlemlerinin tamamlanmış olması gerekir.

    • Biçimsel anlamda kesin hüküm, bu hükme karşı başvurulabilecek başka bir kanun yolu bulunmadığı anlamına gelir.

    • Kararın kesinleşmiş olduğunun, kesinleşme biçimi de belirtilmek suretiyle kararı veren hakimce ilamın üzerine şerh edilmesine kesinleşme şerhi denir.

    • Biçimsel anlamda kesinleşmiş kararlara tanınan kanuni gerçeklik niteliğine maddi anlamda kesin hüküm denir.

    • Maddi anlamda kesin hüküm ile taraflar arsındaki uyuşmazlıkların bir daha ortaya atılmayacak biçimde çözümlenmesi amaçlanır.

    • Müteselsil borçlulukta, alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı açtığı davada verilen hüküm, diğer müteselsil borçlular bakımından kesin hüküm teşkil etmez.

    • Dava konusu aynı olan davalar, aynı sebebe dayanılarak aynı taraflar arasında yeniden açılamaz.

    • Bir kısmi dava esastan reddedilmişse, talep edilmeyen alacak kısmı için de hüküm söz konusu olur.

    • Kesin hükmün kesin delil etkisi, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebebe dayanan davalarda söz konusu olur.

    • Yargılamanın iadesi yolunda, kanun tarafından belirlenmiş ağırlıkta hata ve noksanlıklarla etkilenmiş olan bir kesin hükümle sonuçlanan davanın yeniden görülmesi amaçlanmaktadır.

    • Yargılamanın iadesi kavramı yerine hukukta iadei muhakeme, yargılamanın yenilenmesi gibi kavramlarda kullanılmaktadır.

    • Hüküm verildikten sonra düzenlenmiş belgelere dayalı olarak yargılamanın iadesi istenemez.

    • Yargılamanın iadesine belge ya da senedin elde edilmesinden itibaren üç ay içinde başvurulabilir.

    • Hükümden sonra verilen bir mahkeme kararı ile hükme esas alınan belgenin sahte olduğuna karar verilmişse, bu bir yargılamanın iadesi nedenidir.

    • Bir yargılamada verdiği ifade hükme esas alınan tanığın, hükümden sonra yalan tanıklıktan dolayı ceza mahkemesinde mahkûm olması sebebiyle yargılamanın iadesine gidilebilir.

    • Öğretide, bilirkişi raporunu tercüme eden tercümanın kasdi yanlışının tespiti halinde de yargılamanın iadesine gidilebileceği kabul edilmektedir.

    • Hangi işlemlerin hileli sayılacağı konusunda hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır.

    • Hâkimin reddi nedenleri olduğu halde, kendini reddetmeyip yargılamaya devam eden hâkim tarafından hüküm verilmiş olması ise yargılamanın iadesi nedeni değildir.

    • Yargılamanın iadesini isteme süresi, Avrupa insan hakları mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıldır.

    • Yargılamanın iadesini isteme süreleri, hak düşürücü süreler, olduğundan hâkim tarafından resen dikkate alınır.

    • Yargılamanın iadesi davası mutlaka duruşmalı incelenir.

    • Tahkimin konusu sadece tarafların iradesine tabi olan uyuşmalıklardır.

    • Tahkim sözleşmesi ile taraflar aralarında var olan ya da olabilecek uyuşmazlıkların çözümünü hakeme bırakmak konusunda anlaşmaktadırlar.

    • Tahkim sözleşmesi ile taraflar tahkim yoluna başvurmayı kabul etmekte ve devlet mahkemelerine giden yolu kapatmış olmaktadırlar.

    • Hakem sözleşmesi, taraflar ile hakemler arasında yapılan bir borçlar hukuku sözleşmesidir.

    • Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip herkes, taraflarca hakem tayin edilebilir.

    • Uygulamada en çok başvurulan yöntem, tarafların hakemleri seçmelerinden sonra bu iki hakemin bir araya gelerek üçüncü hakemleri seçmeleridir.

    • Hakemlerde de dava dilekçesi ile açılır ve tahkime gidilmesi kural olarak mahkemeye başvurulması ile aynı sonuçlara yol açar.

    • İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verme yetkisi mahkemelere aittir; hakemlerin bu konuda yetkisi yoktur.

    • Hakem kararları kesinleşmeden icra edilemez.• Hakem kararlarına karşı Yargıtay’da temyiz yoluna gidilebilir.

    • Hakem kararları hakkındaki temyiz sebepleri mahkeme kararları hakkında öngörülen temyiz sebeplerinden çok daha sınırlıdır.

    • Hakemler Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme kararı veremezler; bozma kararına uymak zorundadırlar.

    • Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya taraflarca ya da hakemlerce bu kanun hükümlerinin seçildiği uyuşmazlıklarda uygulanır.

    • Milletlerarası tahkim ile iç tahkim arasındaki temel farklılık, hakem kararlarının denetlenmesi bakımından ortaya çıkmaktadır.

    • Milletlerarası tahkimde iptal davası, hakem kararlarının taraflara bildirildiği tarihten itibaren 30 gün içinde açılabilir.

    • İhtiyati tedbirlerin temel amacı, dava konusu ile ilgili bir güvence sağlamaktır.

    • İhtiyati tedbirler genel olarak HUMK’ da düzenlenmiştir. Ancak, diğer bir çok kanunda da bir takım geçici koruma tedbirlerine yer verilmiştir.

    • İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirden farklı olarak yalnızca para alacaklarına ilişkin davalarda veya icra takiplerinde söz konusu olabilir.

    • Taraflar arasındaki çekişmeli malların yediemine teslimi sadece taşınırlar için uygulanabilecek bir ihtiyati tedbirdir.

    • Mahkeme, uyuşmazlık konusu olan şeyin korunması için gerekli her türlü tedbiri alabilir.

    • Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir, bu tedbirin en az masrafla ve en çabuk nerede yerine getirilmesi mümkün ise o yer mahkemesinden ya da dava için yetkili mahkemeden talep edilebilir.

    • İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, bunu talep eden tarafın ihtiyati tedbir talebine konu olan hakkını tam olarak ispat etmesine gerek yoktur.

    • İhtiyati tedbir kararı aleyhine istinaf ya da temyiz yoluna gidilemez; sadece itiraz söz konusu olabilir.

    • İhtiyati tedbir dava açılmadan önce talep edilmiş ve bu talep kabul edilmiş ise; kararın verildiği tarihten itibaren 10 için de uyuşmazlıkla ilgili davanın açılması gerekir.



    alıntı

Sayfayı Paylaş