Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)

Konu, 'Genel Sağlık' kısmında Kayıp Ruh.. tarafından paylaşıldı.

  1. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
            
    Kavitede parça kalmadığından emin olunduktan sonra kanüller ya da küretler çıkartılır. Tenekulum yerinden alınır ve eğer çıktığı yerde kanama varsa baskı uygulanarak durdurulur. Vajina tekrar antiseptik solüsyonlar ile yıkanır. Ardından spekulum çıkartılır.

    İşlem lokal anestezi ile yapılmış ise hasta 5-10 dakika dinlendikten sonra kalkabilir ve gidebilir. Genel anestezi uygulanmış ise hasta uyandırılır. Uyanma süresi genelde kullanılan ilaca bağlı olarak 5-10 dakika kadar sürer. Hasta 60-120 dakika kadar dinlendikten sonra evine gidebilir.

    Eve giderken hiçbir kimse kişinin kürtaj olduğunu anlayamaz. Dışarıdan fark edilebilecek herhangi bir belirti yoktur. Evine gönderilen hastaya antibiyotik, ağrı kesici ve kanama azaltıcı ilaçlar verilebilir. Hasta genelde 1 hafta sonra ultrason kontrolüne çağırılır.

    Kürtaj sonrası 2-3 gün kadar kanama olabilir. Ancak hiç kanama olmaması da anormal bir durum değildir ve inceleme gerekmez. Kanama olmamasına rağmen şiddetli ağrılar var ise inceleme gerekir.

    Kürtaj basit bir işlem olmakla birlikte, bana göre muayenehane ya da poliklinik şartlarında değil hastane şartlarında yapılmalıdır.

    Riskleri

    Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi ister genel anestezi ile ister lokal anestezi ile yapılsın küretajın da birtakım riskleri vardır. Bunlar anesteziye bağlı riskler ve işleme bağlı riskler olarak 2 ye ayrılır.

    Anesteziye Bağlı Riskler
    Lokal anestezi ile yapılan işlemlerde en önemli risk işleme başlarken rahim ağzı özel bir alet yardımı ile tutulduğunda duyulan ağrı nedeni ile ani tansiyon düşmesi ve bayılmadır. Vazovagal senkop adı verilen bu durum oldukça sık görülür. Yine duyulan çekilme hissi nedeni ile bulantı ve kusma görülebilir.

    Genel anestezinin riskleri ise hastanın yaşı, genel sağlık durumu, var olan sistemik hastalıkları, allerjik öyküsü gibi faktörlere bağlıdır. Bu faktörlerden doğan riskleri en aza indirmek için genel anestezi mutlaka ve mutlaka bir Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı tarafından verilmelidir. Bu uzman hastanın durumuna göre en uygun ilaç ya da ilaçları seçecek bilgi ve tecrübeye sahiptir. Genel anestezi ile yapılacak olan işlemlerin muayenehane ya da poliklinik değil hastane şartlarında yapılması daha uygun olur.

    İşleme bağlı riskler
    Rahimin delinmesi (Rüptür)
    Gebe bir rahim, gebe olmayan bir rahim'e göre çok daha yumuşakdır. Bu nedenle işlem esnasında yapılan dikkatsiz ve sert bir hareket rahimin delinmesine neden olabilir. Rahim delindiği fark edildiğinde hemen işleme son verilir ve hasta müşahade altına alınır. Eğer delinen bölgeden karın boşluğu içine kanama oluyor ise hastada spesifik belirtiler ortaya çıkar. Bu durumda acilbir ameliyat gereklidir. Hastanın karın boşluğu açılarak delinen yer onarılır. Çoğu rüptür vakasında delinme uterusun fundus bölgesinden olduğu için kanama olmaz ve delinen bölge bir süre sonra kendiliğinden kapanır. Eğer işlem esnasında rüptür olduğu fark edilmez ise barsaklar, mesane, rektum gibi organlar hasar görebilir ve bu durumda hastada hayati tehlike yaratacak boyutlara varabilecek riskler doğar. Bu durumda acil bir ameliyat ile zedelenen dokuların onarılması hayat kurtarıcıdır.
  2. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Rahim delinmesi işlem dikkatli yapıldığı taktirde son derece nadir görülen bir komplikasyondur. Risk gebelik yaşı büyüdükçe artar.

    Rest plasenta
    Küretajın en sık görülen komplikasyonu halk arasında parça kalması olarak anılan "rest" durumudur. Belirli bir sure sonra ortaya çıkan fazla miktarda olan ve kesilmeyen kanama ile kendini belli eder. Tedavide yeniden küretaj gerekir. Ciddi bir tehlike yaratmaz. 5 haftadan küçük ve 10 haftadan büyük gebeliklerde daha fazla görülür.

    Enfeksiyon
    Diğer bir komplikasyon ise enfeksiyondur. Genelde işlemden 5-6 gün sonra ortaya çıkar. Gelişen enfeksyon tüplere kadar yayılırsa tüplerde yapışıklık ve tıkanıklığa sonuçta da kısırlığa neden olabilir. İşlem esnasında hijyen ve sterilite kurallarına uyulursa risk azalır. Bazen kişinin kendisinden kaynaklanan faktörler neticesinde enfeksiyon ortaya çıkabilir. İdeal olan her kürtaj işleminden sonra koruyucu amaçlı antibiyotik tedavisi uygulamaktır.

    Gebeliğin devamı
    Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve olay devam edebilir. 5 haftalıktan küçük gebeliklerde daha sık görülür.Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması uygun olur.

    Rahim içinde kan birikmesi (Hematometra)
    Son derece nadir görülen bir durumdur. İşlem sonrası rahim ağzı sımsıkı kapanır ve kan rahim içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur. Rahim ağzının ince bir buji ile açılması sorunu çözer.

    İşlemin yapılamaması
    Bazen daha önceden geçirilmiş operasyonlar ya da rahimdeki şekil bozukluklarına bağlı olarak rahim içerisine katater sokulmaz ve kürtaj yapılamaz. Böyle bir durumda hasta anesteziden uyandırılır, ağzıdan ve vajinalyoldan uygulanan bazı ilaçlar ile rahim ağzının açılması sağlanır ve daha sonra kürtaj gerçekleştirilir.

    Yapışıklık
    Bir başka risk ise küretaja bağlı gelişen ve Asherman sendromu adı verilen durumdur. Burada rahimin iç duvarlarında yapışıklıklar ve dolayısı ile adet kanamasında azalma ve hatta kısırlık görülebilir. Nedeni metal küretler ile rahimin gereğinden fazla kazınmasıdır. Tanısı rahim filmi çekilerek konur.Tedavisi cerrahidir.

    Aşırı Kanama
    Özellikle büyük gebeliklerde işlem esnasında aşırı miktarda kanama olabilir. Kanama durdurulamaz ise hasta şok tablosuna girebilir. Oldukça nadir görülen bir durumdur.

    Adet gecikmesi
    Kürtaj sonrasi ilk adet genelde 4 hafta sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Nadiren bu süre 60 güne kadar uzayabilir. Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. Eğer adet gecikmesine gebeliğin devamı, Asherman Sendromu gibi bir komplikasyon neden olmamış ise ya da gebelik devam etmiyor ise ilaçlar ile adet kanamasının olması sağlanır.

    Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar. Bu nedenle kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekir. 10 haftadan büyük gebelikler illegal olduğu için genelde hastane şartlarında değil izbe muayenehanelerde uygulanmaktadır. Bu durumda zaten artmış olan risklerin daha da katlanmasına olanak sağlar. Medyada büyük gebelik sonlandırılırken hayatını kaybeden pekçok genç kadının haberleri maalesef sıkça yer almaktadır. Adet gecikmeniz olmasa bile gebelik şüpheniz varsa mutlaka bir jinekoloğa müracaat ediniz.

    İşlemden önce:

    İşlemin yapılacağı merkeze mümkünse yanınızda işlemden sonra size eşlik edebilecek bir arkadaşınızla geliniz.
    İşlemden 6 saat öncesinden ağızdan birşey almayınız. Buna su da dahildir.
    İşlem odasına alınmadan önce mutlaka tuvalate giderek mesanenizi boşaltınız.
    İşlemden sonra

    İşlemden sonra ayılma odasına alınarak burada 30-60 dakika kadar dinleneceksiniz.
    İşlem sonrası normal bir şekilde evinize ya da işinize gidebilirsiniz. Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse herşeyi yiyip içebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Uzun süredir aç olduğunuz için şekerli birşeyler yemenizde yarar vardır.
    Genel anestezi sonrası 6-8 saat araba kullanmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamanız uygun olacaktır.
    İlk 1-2 gün adet sancısı benzeri ağrılarınızın olması normaldir. Bu durumda doktorunuzun size önereceği ağrı kesicileri alabilirsiniz.
    Doktorunuz operasyon sırasında size koruyucu antibiyotik yapmamış ise daha sonra kullanımınız için reçete verebilir.Bu antibiyotiği doktorunuzun tarif ettiği şekilde kullanınız.
    İşlem sonrası 3-4 gün kadar kanamanız olabilir. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da düşebilir. Bu tamamen normal ve beklenilen bir durumdur.Buna karşılık kanamanın olmaması da anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kanamanız olmasa da endişelenmeyiniz.
    İşlem yapılan günü son adet kanamanızın ilk günü gibi kabul edebilirsiniz buna göre yaklaşık 1 ay sonra ilk adet kanamanız olacaktır. Eğer 40 gün içinde adet görmezseniz mutlaka doktorunuzu arayınız.
    Kanamanız devam ettiği sürece havuza, denize, jakuziye girmek sakıncalıdır. İşlemden hemen sonra duş şeklinde ayakta banyo yapabilirsiniz.
    Kanamanız devam ettiği sürece cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.
    Kanamanız adet kanamasından fazla miktarda olursa ya da ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa mutlaka doktorunuza haber veriniz.
    Aksi belirtilmediği taktirde işlemden 1 hafta sonra kontrol randevunuza gidiniz
    Kürtajın Yasal yönü

    Ülkemizde gebelik sonlandırılması amacı ile yapılan küretajlar yasa ile tanımlanmış ve sınırlandırılmıştır. Buna göre 18 yaşından büyük ve evli olan kadınlar hem kendi hem de eşlerinin rızası ile küretaj olabilirler. Evli olmayan kadınlarda eş rızası aranmaz. 18 yaşından küçük kişiler ise ancak veli veya vasilerinin onayı ile kürtaj olabilirler. Kürtaj bir mahkeme sonucu verilmiş bir karar ise işlemden önce mahkeme kararının tebliği gerekir.

    Yasal olarak kürtaj yaptıracak evli çiftlerin ve işlemi yapacak olan hekimin özel bir formu doldurmaları istenir.
  3. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Kürtaj ve hukuksal sorunlar

    Gebeliğin sona erdirilmesi ile ilgili usul ve esaslar yasal olarak düzenlenmiştir. Mevcut yasa yer alan ve hastaların bilgi sahibi olmalarında yarar görülen maddeler aşağıda verilmiştir.

    MADDE 5: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir.

    Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.

    Derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı ve hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmi dört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icabettiren gerekçeleri illerde Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur.

    Acil müdahale hallerini nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenecek izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir.

    GEBELİĞİN SONA ERDİRİLMESİNDE İZİN:

    MADDE 6: 5. maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hakiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz. 5. maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve rızaları alınacak kişiler evli iseler, eşin de rızası gerekir.

    Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde izin şart değildir.

    ÇOCUK DÜŞÜRME VE DÜŞÜRTME CÜRÜMLERİ:

    MADDE 468: Bir kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kimseye 7 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

    Gebeliğin süresi on haftadan uzun olan bir kadının rızasıyla tıbbi nedenler mevcut olmadan çocuğunu düşürten kimseye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Çocuğunu düşürmeye rıza gösteren kadına da aynı ceza verilir.

    Birinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 15 yıldan 20 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

    İkinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 5yıldan 12 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 3 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

    Gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunan kimse kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olmuşsa 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.

    Gebelik süresi on haftadan fazla olan çocuğunu isteyerek düşüren kadına 1 yıldan 4 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
  4. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Madde 470: Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse, gebelik süresi on haftadan az olan bir kadının rızasıyla düşük yaptırdığı taktirde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa, fail ayrıca 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.

    Tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse 468. maddenin 1. 2. 3. ve 4. fıkralarında öngörülen fiilleri işlediği taktirde cezası 1/3 oranında arttırılır.

    Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse; gebe sanılan bir kadına çocuğunu düşürtmek için ilaç, gereç tedarik eder veya gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunur ve kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olursa, 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Fiil kadının rızasıyla işlenmiş ise ceza 1/3 oranında indirilir.

    RAHİM TAHLİYESİNİN YÜRÜTÜLMESİ VE DENETLENMESİNE İLİŞKİN TÜZÜK:

    ON HAFTAYI GEÇMEYEN GEBELİKLERDE RAHİM TAHLİYESİ:

    MADDE 3: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir.

    Rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır.

    Ancak bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik pratisyen hekimler kadın hastalıkları uzmanının denetim ve gözetiminde menstrüel regülasyon yöntemiyle rahim tahliyesi yapabilirler.

    MADDE 4: On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesini, a) kadın hastalıkları ve doğum uzmanı mesleklerini uyguladıkları yerlerde, b) pratisyen hekimler menstrüel regülasyon yöntemiyle resmi tedavi kurumlarında yaparlar

    Anestezi gerektiren tahliyeler ise, anestezi uygulanabilen resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır.

    On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde, tüzüğe ekli (1) sayılı listede yer alan araç ve gerecin bulunması zorunludur.

    SAYILI LİSTE (1)

    On haftayı geçmeyen gebeliklerde rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumları, özel hastaneler ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde bulunması zorunlu araç ve gereçler: 1) Menstrüel regülasyon ve diğer küretaj setleri, 2) Otoklav ve elektrikli sterilizatör, 3) Uterotonikler, kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç, 4) Rahim tahliyesinden sonra hastaların dinleneceği yataklar, 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör.
  5. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİ:

    MADDE 5: Gebelik süresi on haftayı geçen kadınlarda, rahim tahliyesi yapılamaz.

    Bu durumdaki kadınlarda, ancak, tüzüğe ekli (2) sayılı listede saylan hastalıklardan birinin bulunması halinde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından rahim tahliyesi yapılabilir. Hastalığın kadın hastalıkları uzmanıyla bu hastalığın ilişkin olduğu uzmanlık dalından bir hekimin birlikte hazırlayacakları, kesin klinik ve laboratuvar bulgulara dayanan, gerekçeli raporlarla sunulması zorunludur.

    Rahim tahliyesi yapan hekim, bu raporu, ameliyenin sonucuyla birlikte en geç bir hafta içinde, illerde Sağlık Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet Tabipliklerine göndermek zorundadır. Bu raporlar il sağlık müdürlüklerinde toplanır.

    SAYILI LİSTE (2)

    On haftanın üzerindeki gebeliklerde rahim tahliyesini gerektiren kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden ya da çocuk için tehlikeli olan hastalıklar ve durumlar:

    A) Kadın Hastalıklarına Bağlı Olan Nedenler: 1) Daha önceki majör uterin harabiyet ve hasarları: a) Sezaryen ameliyatı b) Myomektomi c) Uterus rüptürü d) Geniş perforasyon e) Geçirilmiş vajinal plastik operasyonlar 2) Rekürren preeklmpsi-eklampsi 3) İzoimmünizasyon 4) Mole hidatiform

    B) Ortopedik Nedenler: 1) Osteogenezis imperfekta 2) Ağır kifoskolyoz 3 Doğumu güçleştiren osteomyelit 4) Faaliyet halinde bütün mafsalları ilgilendiren osteoartiküler hastalıklar

    C) Kan hastalıklarına bağlı nedenler: 1)Lösemi 2)Kronik anemiye neden olan hastalıklar 3) Lenfomalar 4) Pıhtılaşma defektleri 5)Hemolitik sarılıklar 6)Agranülositozis 7) Tromboembolik hastalıklar 8) Hemoglobinopatiler ve thalasemia sendromları ( ağır klinik ve hematolojik bozukluğa neden olan) 9) Gamaglobulinopatiler

    D) Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları: 1) Doğumu engelleyen konjenital ve akkiz kalp hastalıkları 2) Kalp yetmezliği, perikardit, myokardit, myokard enfarktüsü, aşikar koroner yetmezliği, arteryal sistem anevrizmaları 3) Ağır tromboflebitler ve lenfatik sistem hastalıkları 4) Ağır bronşektaziler 5) Solunum fonksiyonlarını bozan kronik akciğer hastalıkları

    E) Böbrek hastalıkları: 1) Akut ve kronik böbrek yetmezlikleri

    F) Göz hastalıkları: 1) Dekolman 2) Renal hipertansif ve diyabetik retinopatiler

    G) Endokrin ve metabolik hastalıklar: 1) Feokromasitoma 2) Adrenal hiperfonksiyon ya da yetmezliği 3) Kontrol altına alınamayan hipo-hipertiroidi 4) Paratiroid hiperfonksiyon ya da yetmezliği 5) Ağır hipofiz hastalıkları

    H) Sindirim sistemine bağlı nedenler: 1) Gebeliğin devamını engelleyen sindirim sistemi hastalıkları

    İ) İmmünolojik nedenler: 1) İmmün yetmezliği hastalıkları 2) Kollajen doku hastalıkları

    J) Bütün malign neoplastik hastalıklar

    K) Nörolojik nedenler: 1)Grand mal epilepsi 2)Multiple scleroze 3) Müsküler distrofi 4) Hemipleji ve parapleji 5) Gebeliğin devamını engelleyen ağır nörolojik hastalıklar

    L) Ruh hastalıklarına bağlı nedenler: 1) Oligofreni 2) Kronik şizofreni 3) Psikoz maniac depresif (PMD) 4) Paranoya 5) Uyuşturucu bağımlılıkları ve kronik alkolizm

    M) Enfeksiyon hastalıkları: 1) Teratojen intrauterin enfeksiyonlar a) kızamıkçık b) toksoplazmozis c) sitomegalovirüs d) Herpes virüs gurubu hastalıklar 2) Cüzzam 3) Sıtma 4) Frengi 5) Brusella ve diğer ağır kronik enfeksiyonlar

    N) Konjenital nedenler: 1) Marphan sendromu 2) Mesane ekstrofisi 3) Down sendromu 4) Sakat çocuk doğurma ihtimali yüksek diğer herediter hastalıklar 5) Gonadlara zararlı röntgen ışını ve ilaç 6) Teratojenik ilaçlar 7) Nörofibromatozis

    ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİNİN YAPILACAĞI YERLER VE BURALARDA BULUNMASI GEREKEN KOŞULLAR:

    MADDE 6: On haftayı geçen gebelikte rahim tahliyesi, resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır.

    Gebeliğin onuncu haftasından sonra rahim tahliyesi yapılacak yerlerde bulunması zorunlu araç gereç ve personel: 1) Ameliyathane ve anestezi araç ve gereçleri 2) Sezaryen yapmak için gerekli tıbbi ve cerrahi malzeme 3) İntraamniyotik hipertonik solüsyon vermek için gerekli araç gereç 4) Küretaj seti 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör 6) Otoklav ve elektrikli sterilizatör 7) Uterotonikler kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç. 8) Anestezi uzmanı veya teknisyeni 9) Gerekli diğer ameliyathane personeli 10) Canlandırma araç ve gereçleri

    ACİL HALLERDE RAHİM TAHLİYESİ:

    MADDE 7: Derhal müdahale edilmediği taktirde kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden acil hallerde rahim tahliye edilir. Bu durumda rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanınca yapılır.

    RAHİM TAHLİYESİNİ GEREKTİREN ACİL HALLER:

    MADDE 8: Rahim tahliyesini gerektiren acil haller şunlardır:

    a) Servikal internal os kapalı olsa bile kadının yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde vajinal kanamalar,

    b) Servikal internal osun açık olduğu haller,

    c) Uterustaki gebelik ürününün bir bölümünün düştüğü ve kanamanın devam ettiği haller ya da enfeksiyon tehlikesi.
  6. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    cesi bu Tanrı'ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. Mitolojik bireylerin yanısıra 19. yüzyılda yaşamış bir besteci olan Frederic Hymen Cowen'de talihsiz bir seçimle bu kelimeyi yaşamı boyunca isim olarak taşımıştır.

    Kızlık zarının fizyolojik amacı ve görevi kadın vücudunun bugüne kadar açıklanamamış pekçok sırrından birisidir. Spesifik bir görevi yokmuş gibi görünmesine rağmen özellikle embryonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği düşünülmektedir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise özellikle gelişmiş toplumlarda en sık cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenmektedir.

    İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pekçok toplum hymeni saflığın ve el eğmemişliğin yani bekaretin sembolü olarak görmüştür. Bu inanışın yansımaları hala daha özellikle bizim toplumumuz gibi gelişmekte olan toplumlarda sıklıkla yaşanmaktadır.

    Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojik değil sosyolojik bir fonksiyonu vardır.

    Anatomi
    Kızlık zarı belirli bir yapıda değildir. Anatomik olarak vajinayı oluşturan ve mukoza adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 santimetre içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir.Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer. Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.



    Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışrıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir.
  7. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Kızlık zarının türleri

    Annüler Hymen
    En sık görülen hymen şeklidir. Burada kızlık zarı halka şeklinde vajna girişini kaplamaktadır. Ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Karadeniz ve arkadaşları yaptıkları araştırmada kadınların %94.7'sinde kızlık zarının annüler olduğunu göstermişlerdir. Yurtdışında yapılan çalışmlarda ise annüler kızlık zarının kadınların %60-95'inde bulunduğu saptanmıştır.
    Kresentrik Hymen Yarımay şekinde olan kızlık zarıdır. Genelde klitorise yakın kısımlarda zar daha incedir yada hiç yoktur. Arka kısımda ise daha beligindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.
    Septalı Hymen Bu hymen türünde ortadaki deliğin ortasında bir köprü gibi görünen doku parçası vardır. Kadınların %1.5-5'inde hymen bu yapıdadır.
    Kribriform Hymen Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntü dantele benzer. Görülme sıklığı %1'den daha azdır.
    İmperfore hymen Bu zar türünde vajina girişi tamamen kapalıdır ve hymenin ortasında delik yoktur. Bu zar türüne sahip kızlar hiç adet kanaması görmezler. Normal şekilde gerçekleşen kanama vücut dışına atılamaz ve hymen arkasında vajina içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur ve hymenin doktor tarafından cerrahi bir işlemle açılması gerekir.
    Mikroperfore hymen Hymen ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bir kısım hastada cerrahi müdahale ile açılması gerekir.
    Multipar hymen Doğum yapmış kadınlarda kızlık zarından geri kalan kısımlar karünkül olarak adlandırılır.

    Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırlabilir.


    Doğuştan açıklığı olmayan imperfore bir hymen ve arkasında birikmiş olan kan

    Kızlık zarı genelde ilk ilişki ya da yabancı bir cisim girişi ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar birkaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir. Bazen bir ilişki olmasa da kızlık zarının serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadınların yaklaşık %20'sinde bu tür çentikler bulunur.

    İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?
    Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır. Kadınların %26-41'inde zar duhüle müsaittir ve ilk ilişkide kanama olmaz.

    Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?
    Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.

    Kanamanın miktarı ne kadardır ?
    Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılmsı gerekebilir. Bazı durumlarda ise vajina girişinde va hatta içinde yırtıklar meydana gelebilir, şiddetli ve durmayan bir kanama görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir. Atılan bu dikiş kızlık zarını onarmaz.

    Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?
    Hayır. Bazı durumlarda zarda yırtık meydana gelmesine rağmen kanama olmayabilir.

    Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?
    Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

    Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?
    Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile bozulur. Ancak bazen ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler ya da kaza ve travma sonrasında da bozulabilir ya da zedelenebilir.

    Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?
    Hayır. Vajina içine birşey sokmaya teşebbüs edilmediği taktirde mastürbasyon ile kızlık bozulmaz.

    Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
    Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

    Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?
    Hayır. Eğer aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse anlaşılamaz.

    Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?
    Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.
  8. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
    Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

    Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?
    Hayır. Eğer aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse anlaşılamaz.

    Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?
    Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.

    Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
    Evet. Zar yapısı uygun olan kişilerde hymen yapısına zarar vermeden spekulum incelemesi hatta kürtaj dahi yapılabilir. Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür alınabilir.

    Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?
    Bu ancak muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları ayırarak kızlık zarını gözler. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak deneyim gerektirir. Bazı durumlarda jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Özellikle doğal çentik bulunan hymen varlığında karar vermek güç olabilir.
    Kanama öyküsü vb. ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz.

    Kızlık zarı tamir edilebilir mi?
    Evet. Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir.

    Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır'da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.

    Yeniden elde edilen bekaretin bedeli çok da düşük değildir. Berkeley Tıp Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Mısır'da kadınların bu işlem için 100-600 Amerikan doları ödedikleri, Türkiye'de ise ücretlerin 140-1500 Amerikan Doları arasında değiştiği belirtilmektedir.

    Her doktor bu ameliyatı yapabilir mi?
    Hayır. Pekçok jinekolog bu ameliyatı prensip olarak yapmaz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde bu ameliyatı yapan doktor ve klinikler mevcuttur.

    Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?
    Bu yapılacak olan ameliyatın türüne bağlıdır. Bazı ameliyatlar ilişkiden bağımsızken bazı tür dikişler evlenmeden 3 gün önce yapılmalıdır. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur.



    Kaynaklar

    Kandela P Egypt's trade in hymen repair. Lancet 1996 Jun 347:1615
    Karadeniz Z, Hancı İH, Gövsa F, Arsoy Y, Yavuz İC, Ege B. Kızlık zarları. 7.Ulusal Adli Tıp Günleri(1-5 Kasım 1993, Antalya) Poster sunuları kitabı,343-348, 1993.
    Sue Yeon Choi Restoring Virginity:Hymen repair surgery saves lives at the expense of deception Berkeley Medical Journal Fall 1998 Edition
  9. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Laporoskopi



    LAPAROSKOPİ NEDİR ?

    Laporoskopi kelime anlamı olarak karın içinin gözlenmesi anlamına gelir.
    Kadın hastalıkları ve infertiliteye (kısırlığa) yolaçan sorunların tanısı ve tedavisinde kullanılan çok küçük çaplı özel aletlerle ve ince bir kamera ile karın içi ve iç genital orgaların gözlemlenmesini sağlayan bir yöntemdir.

    LAPAROSKOPİ NE ZAMAN YAPILIR?

    1. İNFERTİLİTE (KISIRLIK):
    Tüpler kıvrımlı mı? Açık mı?
    Yumurtalık ve bağırsaklarda yapışıklık var mı?
    Rahim, tüp, yumurtalık(over) ilişkileri nasıl ?
    Yumurtalıkta kist var mı?
    Rahim normal görünümde mi?

    2. DIŞ GEBELİK :
    ış gebeliğin yerinin tesbiti ve güvenli bir şekilde çıkarılması.

    3. ENDOMETRİOZİS(Rahim içini örten hücrelerin başka bir organa yayılması) :
    Bu hastalığın kesin tanısı laparoskopi ile konur.
    Tanı konduğu anda hastalıklı dokular yakılarak tedavi edilir.
    Böylece hem hastalığın tanısı konur hemde tedavisi yapılarak hastanın doğurganlığı korunmuş olur.

    4. YUMURTALIK KİST VE TÜMÖRLERİ :
    Kistlerin tespiti yapılır ve bu kistler içeriye sokulan torbalarla patlatılmadan dışarıya alınır.
    Bu yöntem yumurtalıklara zarar vermediği için hastanın doğurganlığı korunur.

    5. RAHİM URLARI(MYOMLAR):
    Urların yerinin tespiti.
    Urların büyüklüğü ne olursa olsun laparoskopi elirahatlıkla çıkarılabilir.

    6. RAHİM ALINMASI(HİSTEREKTOMİ)

    7. KISIRLAŞTIRMA(STERİLİZASYON):
    Hastanın istegine bağlı olarak tüpleri bağlanarak kısırlaştırılabilir ve aynı gün evine gidebilir.

    8. KASIK AĞRISI:
    Kasık ve cinsel ilişki sırasında oluşan ağrıların sebebinin araştırılması ve tedavisi.
    Karın içi yapışıklıklarının açılması ağrıyı yok edecektir.
    Kanser taraması,teşhisi ve tedavisindede kullanılmaktadır.
  10. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    LAPAROSKOPİ NASIL YAPILIR?

    operayon genellikle menstruasyondan (adet kanamasından) sonra ve genel anestezi altında ameliyathane şartlarında yapılır.

    Göbekten bir iğne ile girilerek karın içi karbondioksit ile doldurulur. Gaz karın içerisindeki organları geriye doğru iter böylece laparoskop (kamera) karın içindeki organlara zarar vermeden yerleştirilir.

    Laparoskop (kamera) yaklaşık 2-10 mm çapında açılan delikten sokulur. Diagnostik laparoskopi ve/veya cerrahi laparoskopi oluşuna göre delik sayısı 2 ila 4 arasında değişir. Laparoskoptan elde edilen görüntü televizyon ekranına aktarılarıp 6-10 defa büyütülür. Bu da küçük organları daha net görmemizi sağlar.

    LAPAROSKOPİ NE KADAR SÜRER ?

    Teşhis amaçlı laparoskopilerde bu süre, hastanın ameliyathane şartlarına hazırlanması , uyutulması ve uyandırılması ile yaklaşık 20-30 dakikadır.

    Tedavi amaçlı laparoskopilerde bu süre daha da uzundur. Hatta saatlerce sürebilir.

    LAPAROSKOPİDEN SONRA NELER YAPILIR ?

    Diagnostik laparoskopiden çıktıktan sonra bir iki saat dinlenilir ve doktordan gerekli tavsiyeler alındıktan sonra evnize gidebilirsiniz.

    anestezi uyku haline, ağrıya ve bulantıya neden olduğu durumlarda bir geceliğine müşaade altında tutlabilirsiniz.

    LAPAROSKOPİ İÇİN NASIL BİR HAZIRLIK YAPALIM ?

    Öncelikle hastanın klinikte muayene edilerek değerlendirilmesi ve laparoskopi için uygun olup olmadığına dair kara alınmalı.

    Bir gün önceden hastanın bağırsak hazırlığı yapılmalıdır.

    Hastanın bir gece önceden hafif birşeyler yedikten sonra operasyon saatine kadar herhangi bir şey yiyip içmemelidir (çay, kahve, su). Çünkü laparoskopi sırasında görüntüyü engellemek için karın içerisinde bulunan ince ve kalın bağırsakların boş olması gerekmektedir.

    Ayrıca hasta operasyon için hastaneye gelirken, ona operasyondan sonra eşlik edecek bir yakınıyla gelmesi uygundur.

    LAPAROSKOPİNİN AVANTAJLARI NELERDİR ?

    Karın açılmadığı için büyük bir yara izi oluşmaz.
    Karın açılmadığı için iltihaplanma riski azdır.
    Karın açılmadığı için ameliyat sonrası ağrı çok azdır.
    Karın açılmadığı için hasta daha çabuk iyileşir.
    Karın açılmadığı için hastanede kalış süresi kısalır.
    Hastanın ortalam işe yeniden dönme süresi ortalama 7-15 gündür.(klasik ameliyatlarda bu süre 6-7 haftadır).
    Karın içi organlar büyütülerek gözlemlendiği için cerrahi hakimiyet daha iyidir.Dokulara ve organlara çok az zarar verir. Yani koruyucu bir cerrahi yöntemdir.

    LAPAROSKOPİNİN RİSKLERİ NELERDİR?

    Genel anesteziye bağlı çok kısa süren baş ağrısı, bulantı ve kusma olabilir.

    Opersayon sırasında diğer karın içi organlar, bağırsaklar ve damarlar yaralanabilir. Ancak laparoskopiyi yapan doktor bu yaralanmalara anında müdahale ederek yaralanan bölgeleri tamir edecektir.

    Ameliyattan sonra yara etrafında iltihap olabilir.

    DOKTORUMUZA NE ZAMAN BAŞVURALIM?

    1.HEMEN BAŞVURMANIZ GEREKEN ACİL DURUMLAR:

    Ateşiniz yükseldiğinde,
    Kendinizi yorgun ve halsiz hissetiğinizde,
    Şiddetli karın ağrılarınızın olması durumunda,
    Bulantı ve kusma olduğunda, Hemen doktorunuzu arayın!!!

    2.DOKTORUNUZA BAŞVURMANIZ GEREKEN ACİL OLMAYAN DURUMLAR:

    Laparoskopi ve operasyon neticesi hakkında bilgi edinmek için,
    Size belirtilen tarihte kontrol amacıyla, Doktorunuza başvurun
  11. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Lohusalık problemleri

    Loğusalık dönemi bir yandan bebeğinizin ihtiyaçlarını karşıladığınız, öte yandan gebeliğe bağlı oluşan etkilerin silinmeye başladığı bu dönemde çeşitli yakınmalarla başa çıkmaya çalıştığınız bir dönemdir. Her ne kadar tümüyle seyreden bir gebelik ve doğumun loğusalığı da sıklıkla sorunsuz seyretse de aşağıdaki yakınma ya da belirtilerden birini gözlemlediğinizde doktora başvurmalı ve gerekli tetkik ve tedavinin yapılmasını sağlamalısınız.

    Aşağıda yaralan belirtiler sizde mutlaka normal dışı bir durum varlığını göstermezler, ancak mutlaka doktor incelemesi gerektirirler.

    Ateş

    Vücut ısısı yükselmesi en az iki adet ölçümde vücut ısısının 38 derece ve üzerinde olmasıdır ve her zaman aydınlatılması gereken bir durumdur. Loğusalıkta en sık ateş nedeni memelerin aşırı dolgun olmasıdır (süt ateşi, loğusalık ateşi). Bunun dışında endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) ve idrar yolu enfeksiyonu loğusalıkta sıklıkla ateş yapan iki enfeksiyon türüdür. Epizyotomi yarasının enfeksiyonu, sezaryen cilt ve cilt altı yarası enfeksiyonu da ender olarak ateşe neden olabilirler. Ayrıca ateş, loğusalıkta tesadüfen geçirmekte olduğunuz diğer bir enfeksiyonun (grip, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi) belirtisi olabilir.

    Karın ağrısı

    Loğusalıkta karın ağrısının en sık görülen nedeni uterusun "toparlanma" yani gebelik öncesi döneme geri dönme sürecinde kasılması ve bunun anne tarafından "ağrı" olarak algılanmasıdır. Bunun dışında endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) ve idrar yolu enfeksiyonu da karın ağrısı şeklinde belirti verebilir.

    Aşırı kanama, pıhtı düşürme

    Loğusalığın ilk günlerinde kanama normal kabul edilir. Ancak günlük kanama miktarının normal adet kanamasından iki kat ya da daha fazla olması mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirir. Muhtemel neden plasentanın bir parçasının uterus içinde kalması olabileceği gibi endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) de söz konusu olabilir.

    Kötü kokulu ve/veya miktarca fazla akıntı

    Loğusalık döneminde akıntı normal kabul edilir ve akıntının nitelikleri loğusalığın dönemine göre değişkenlik gösterir. Loğusalık akıntısı ya da "loşi" adı verilen bu akıntı doğumdan sonraki 4-6 hafta boyunca devam eden özel bir akıntı türüdür. Amacı uterusun içindeki "gebeliğe bağlı kalıntıların" atılmasıdır. İlk günlerde kanama şeklinde olan bu akıntı kısa zamanda pembeleşir, daha sonra rengi sararır ve nihayet beyazlaşarak loğusalık bittiğinde tümüyle biter. Gebelik öncesi dönemde fizyolojik (herhangi bir soruna bağlanmayan) akıntısı olan kadınlarda loğusalık bittiğinde bu fizyolojik akıntı genellikle geri döner.

    Loğusalık akıntısı özellikle sabah kalktığınızda daha fazla olabilir. Bunun nedeni gece boyunca yatmaya bağlı olarak vajinada biriken akıntının ilk ayağa kalktığınızda nispeten daha hızlı boşalmasıdır.
  12. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Yukarıdakilerden farklı özellikler taşıyan her akıntı doktor tarafından değerlendirilmelidir. Kötü kokulu bir akıntı enfeksiyon belirtisidir. Özellikle beraberinde karın ağrısı ve ateş gibi belirtiler de söz konusu olduğunda sıklıkla endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) söz konusudur. Tek başına kötü kokulu akıntı basit bir bakteriyel vajinit belirtisi olabileceği gibi epizyotomiyle normal doğum yapmış olan annelerde epizyotomi tamir edilirken kanamanın görüş sahasını kapatmasını engellemek amacıyla vajinaya yerleştirilmiş ve tamir sonrası çıkarılması unutulmuş bir tampon da söz konusu olabilir. Köpüklü bir akıntı trikomonas enfeksiyonuna işaret ederken, peynir kesiği gibi bir akıntı ve beraberinde vajina ve/veya vulvada kaşıntı sıklıkla bir mantar enfeksiyonuna işaret eder.

    Bacaklardan birinde ya da ikisinde ağrı, kızarıklık, şişme

    Gebelik dönemi özellikle toplardamarlarda pıhtı oluşumuna zemin hazırlar ve bu risk loğusalığın ilk günlerinde devam eder. Derin ven trombozu (DVT) (dokunun derinlerinde yar alan bir toplar damar içinde pıhtı oluşumu) adı verilen durum kendini tıkanıklık oluşan bölgenin gerisinde kızarıklık, ağrı, şişme ve bölgesel ısı artışı şeklinde belli eder. Bu belirtilerin tümü birden oluşabileceği gibi özellikle hastalığın başında yalnızca biri söz konusu olabilir.

    DVT tedavi edilmediğinde toplardamar içinde oluşan trombüs (pıhtı) yerinden kalkarak akciğer atardamarlarından birinin tıkanmasına neden olabilir. Pulmoner emboli ("akciğer damarı tıkanıklığı") adı verilen bu durum anne ölümlerinin başta gelen nedenlerinden biridir. Bu nedenle yukarıdaki belirtilerin varlığında en kısa zamanda doktora başvurulmalı ve tedaviye hemen başlanmalıdır.

    Memelerde aşırı ağrı, ısı artışı, bölgesel kızarıklık

    Memelerde emzirme döneminde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlar basit bir angorjman ("dolgunluk") şeklinde olabileceği gibi bakterilerin meme(ler)de enfeksiyon yapması (mastit) söz konusu olabilir. Her iki durumda da memelerden birinde ya da ikisinde ısı artışı, dolgunluk, ağrı ve vücut ısısında artış söz konusudur. Bunlara ek olarak memelerden birinin diğerine göre çok daha ağrılı olması, o meme üzerinde "baş vermiş" bir absenin ele gelmesi meme absesi düşündürür. Meme absesi sıklıkla erken aşamalarında tedavi edilmemiş basit bir mastit sonucunda gelişir.

    Memelerin aşırı dolgunlaşması durumunda sıklıkla birkaç tedbirle tedavi sağlanırken (yukarıdaki linke tıklayın), mastit durumunda sıklıkla antibiyotik tedavisi gerekir. Abse ise cerrahi bir işlemle boşaltılması gereken bir durumudur. Meme enfeksiyonu belirtilerinin erken tanınması ve tedavisi abse gelişiminin önlenmesi açısından önemlidir.

    Bariz ruhsal değişiklikler

    Loğusalık depresyonu anne tarafından her zaman fark edilmeyebilir ve bu durumlarda ailenin diğer bireyleri ve sıklıkla kadının eşi doktora başvurulması gereken durumları tanımalıdır.

    Perine bölgesinde ağrı

    Normal doğum yapmış ve özellikle de doğum esnasında epizyotomi uygulanmış annelerin bu belirtiye çok duyarlı olmaları gerekir. Epizyotomi tamir edildikten sonraki ilk saatlerde bölgede ortaya çıkan ağrı bir epizyotomi hematomuna işaret edebilir (hematom: bölgede kan toplanması). Yine ilk günlerde ortaya çıkan ağrı epizyotomi dehisansı (dehisans: dikişlerin açılması) ve/veya epizyotomi yeri enfeksiyonuna işaret edebilir.

    Epizyotomi ya da sezaryen dikişlerinde ağrı, akıntı, bölgede kızarıklık

    Bu belirtiler bölgesel bir enfeksiyona işaret edeler ve doktor tarafından değerlendirilmelidirler.

    Makattan kanama

    Gebelik dönemi hemoroid (basur) oluşumu için zemin hazırlar ve risk loğusalıkta da devam eder. Özellikle dışkının kanla boyalı olduğunun görülmesi beraberinde ağrı olsa da olmasa da mutlaka doktor değerlendirmesi gerektiren bir durumdur.

    Değerlendirme gerektiren diğer belirtiler

    İdrar yaparken yanma (idrar yolu enfeksiyonuna işaret eder), idrar boşaltamama hissi (epizyotomi ağrısı idrarın tümüyle boşaltılmasını engellediğinde bu his ortaya çıkabilir), halsizlik-uykuya eğilim-üşüme gibi kansızlık belirtileri, gaz ya da dışkı kaçırma (doğumda perinenin ileri derecede yırtılması neticesinde gaz ve dışkı tutucu mekanizmanın hasar görmesi) gibi belirtiler doktor değerlendirmesi gerektiren diğer durumlardır
  13. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Lohusalıkta meme bakımı

    Emzirmenin olmadığı normal dönemlerde genel vücut bakımına memeleri de dahil etmek yeterlidir. Sık sık yıkanma, dar olmayan, memeleri saran ve taşıyan sutyen kullanma, meme arkasındaki göğüs kaslarını kuvvetlendirici egzersizler yapma, meme bakımının temelini oluşturur.

    Hamilelikle birlikte memede büyük değişimler ortaya çıkar. Memeler büyür, sertleşir ve nodüler yapılar ele gelir. Bunlar memedeki salgı bezlerinin gelişmesi nedeni ile oluşur. Bu değişmeler memede ufak tefek ağrılara neden olabilir.Yine uygun bir sutyen kullanmak ve hijyene önem vermek gerekir. Bu dönemde meme cildinde çatlaklar oluşabilir, bunlara engel olmak için hamileliğin başından itibaren çatlak önleyici kremler kullanılmalıdır.

    Doğumla birlikte memenin esas görevi başlar. Doğum esnasında salgılanan hormonlar, annenin çocuğun sesini duyması ve çocuğun meme başını emerek uyarması, süt salgılayıcı hormonu yani ploraktini harekete geçirir ve süt yapımı ile salgısı başlar. Bildiğimiz gibi yeni doğanın emzirilmesi onun sağlığı yönünden çok önemlidir. Yeni doğan yeni çevresine, annesinin sütü sayesinde adapte olur. Anne sütü yeni doğan için, gerek besin değeri gerekse sindirim sistemine uygunluğu ile en ideal besindir ve içindeki bağışıklık elemanları ile bebeği mikroplardan korur. Emzirmek çocuğun psikolojisi içinde çok önemlidir. Çünkü emzirme anı çocuğun annesini çok yakın hissettiği ve onunla bir bütün olduğu, güven duygusu, sevgi duygusu ve anne sıcaklığının en yoğun yaşandığı andır. Emzirmek aynı zamanda annenin sağlığı için de çok önemlidir. Çünkü emziren kadının rahmi daha çabuk küçülerek normal haline daha çabuk döner, yine emzirmek memede kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın riskini azaltır. Özetle emzirmek hem anne hem de çocuk için elzemdir. Emzirme döneminin sağlıklı ve uzun süreli olabilmesi için bazı kurallara uymak gerekir.

    Yeni doğan birinci ayda o istedikçe emzirilir, sonraki aylarda da iki saatten daha sık olmamak koşuluyla çocuğun açlık durumuna göre üç dört saatte bir emzirmek gerekir. Her seferinde her iki memede yaklaşık 15' er dakika civarında emzirilmelidir. Sonuçta görüldüğü gibi 24 saat içinde çocuğu 6 - 7 kez emzirmek gerekecektir. Emzirmeden önce eller mutlaka yıkanmalı ve meme başları ılık temiz su veya karbonatlı su (1 bardak kaynamış soğumuş suya bir çay kaşığı karbonat) ile temizlenmelidir.

    Temizlemek için kullanılacak pamuk veya gazlı bez hiçbir zaman suya batırılmamalı, su temiz bir şişeden pamuğa dökülmelidir. Bu işlemleri takiben meme başına E vitaminli kremler veya daha ekonomik ve pratik bir çözüm olarak sütten bir miktar sağarak sürülür ve meme başı kuruduktan sonra temiz gazlı bir bez veya meme pedi konularak sutyen giyilir. Meme başını kapamadan önce mutlaka iyice kurutmak gerekir, çünkü nemli ortamda çatlaklar daha kolay oluşur ve mikroplar daha kolay ürer. Eğer çocuk emdikten sonra memede hala süt kalmışsa temiz kaynatılmış bir tirle veya süt pompası ile boşaltılmalıdır. Asla memede dört beş saatten fazla sütün kalmasına ve yumrular oluşmasına izin verilmemelidir. Çünkü memede biriken bu süt mikroplar için çok uygun vasat teşkil eder. Hele birde meme başında çatlaklar oluşmuşsa buradan mikropların içeriye girişi daha da kolaylaşacaktır. Genel vücut hijyenine çok dikkat etmek gerekir, mümkünse her gün banyo yapmak, çamaşırları her gün değiştirmek uygun olur.
  14. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Özellikle emzirmeye yeni başlanan dönemde meme başında çatlaklar oluşabilir. E vitaminli kremler veya sütün kendisi bu çatlakları engelleyebilir fakat bazen de her şeye rağmen bu çatlaklar oluşur, emzirme esnasında çok acırlar ve kanayabilirler. Bu durumlarda meme başı temizliğini karbonatlı su ile yapmayı tercih etmek gerekir ve emzirme işleminden sonra meme başı hava ile iyice kurutulmalıdır. Eğer acı ve kanama çoksa, tek tek memeler dinlenmeye sevk edilir ve süt pompa ile çekilir. Yani bir emzirmede bir meme emzirilir, diğeri pompa ile boşaltılır, diğer emzirmede tersi yapılır. Pompa ile çekilen süt çocuğa verilebilir. Çocuğa biberonla süt verileceği zaman çok küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Yoksa çocuk biberonun rahatlığına alışır ve memeyi bırakır. Eğer meme başındaki çatlaklar kötüleşir ve emzirmeye olanak vermeyen bir hal alırsa doktora başvurmakta yarar vardır. Memelerde yumrular oluşursa ve pompa ile bunlar boşaltılmazsa, hele birde bu yumrular ağrımaya başlarsa ya da memede kızarıklık, sıcaklık meydana gelirse hiç vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekir. Çünkü bu bulgular bir enfeksiyonun başladığını gösterir, erken dönemde basit antibiyotikler ile enfeksiyon tamamen geçer. Oysa enfeksiyon ilerleyip apseleşirse bu kez cerrahi müdahale enfeksiyon kontrol altına alınamazsa sütü kesmek bile gerekebilir. Bu da çok gerekli bir sürecin hazin sonu demek olur.

    Emzirme döneminde de sutyen seçimi önemlidir. Sutyen giymemek memelerin çabuk deforme olmasına neden olur. Yine bu dönemde meme cildinin çatlamasını engellemek için ilk ay çatlak önleyici kremler sürmeye devam etmelidir

    Gebelikte ve emzirme döneminde de normal dönemdeki memedeki gibi kitleler ve hatta kanser oluşabilir. Bu nedenle gebelikte ve emzirme döneminde memede yumrular fark edildiğinde basit bir süt birikmesi olarak algılayıp ihmal edilmemelidir. Memeyi sağdıktan sonra geçmeyen yumrular enfeksiyon nedeni olabileceği gibi memede bir tümörün belirtisi de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalıdır
  15. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Lohusalıkta perine ağrısı

    Üç kilo yüz gramlık bir bebeğin perineden hiçbir hasara yol açmadan geçmesini bekleyemeyiz. Bebeğin doğumu sırasında perinenin bütünlüğü korunmuş olsa da bu bölge gerilmiş, berelenmiş ve genellikle travmaya uğramıştır. Tüm bunların sonucunda yaşanan hafif veya yoğun rahatsızlık duygusu normaldir.

    Bütün doğal doğumlarda yaşanan bir durum olan perinenin acıması, eğer bu bölge yırtıldı veya cerrahi olarak kesildiyse daha da artmaktadır. Bütün taze yaralar gibi epizyotominin veya yırtığın iyileşmesi de zaman alır. Bu genellikle 7-10 gün arasında değişir. Bu dönemde yaşanan tek başına bir ağrı yaranın mikrop kaptığına dair bir belirti değildir.

    Bakımı iyi yapılmazsa perine mikrop kapabilir. Hastanedeyken hemşire günde az bir kez perinenizi mikrop kapma açısından kontrol edecektir. Ayrıca loğusalık döneminizde perine bakımı ve hijyeni açısından da size bilgi verecektir. Böylece hem tamir edilen bölge, hem de genital bölge enfeksiyondan korunmaktadır. Bu yüzden epizyotomisi, yırtığı olmayan loğusaların da aynı önlemleri alması gerekmektedir.

    Perinenin on günlük bakım planı:

    Hijyenik bağınızı en az 4-6 saatte bir değiştirin. Öne veya arkaya kaymasını önleyin.

    Bağınızı önden arkaya doğru değiştirin; böylece kalın bağırsaklardan gelebilecek mikroplardan kaynaklanacak enfeksiyonu önleyebilirsiniz.

    Dışkılama ya da idrar boşaltımından sonra perine üzerini ılık su (veya hekiminizin önerdiği antiseptik bir solüsyon) ile temizleyin. Gaz bezi, tuvalet kağıdı, hastanelerdeki hijyenik bezle yine önden arkaya doğru kurulayın.

    Perine bölgesindeki yara tamamen iyileşmeden elinizi bu bölgeye sürmeyin.

    Eğer bir yırtığınız oldu ve bu tamir edildiyse rahatsızlığınız daha da fazla olacaktır. Doğum yapan anneler aşağıdaki önerileri uygulayarak rahatladıklarını bildirmişlerdir.

    Ilık oturma banyoları, sıcak kompresler veya ısı lambası kullanma.

    Yara bölgesine üstüne soğuk alkol dökülmüş steril bir gazlı bez veya içine buz parçaları konmuş ameliyat eldiveni uygulayın.

    Krem veya sprey şeklindeki yerel anestezikler ya da hekiminiz tarafından önerilmiş hafif ağrıkesicileri kullanabilirsiniz.

    Yaralı olan bölgenin gerilmemesi için uzun zaman ayakta kalmayın veya oturmayın. Bir tarafınıza yatmak veya şişirilmiş yastığın oturmak ağrının azalması ve yaralı yerin korunması için yararlı olabilir.

    Kegel alıştırmalarının doğumdan sonra mümkün olduğunca sık yapılması kan dolaşımını hızlandırarak hem yaranın çabuk iyileşmesine hem de kas gerginliğinin gevşemesine yardımcı olur. Bu alıştırmaları yaparken bu bölgenin duyarsızlığından dolayı kendinizi alıştırma yapıyormuş gibi hissetmeyebilirsiniz; telaşlanmayın. Doğumdan birkaç hafta sonra duyarsızlık ortadan kalkacaktır.
  16. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Makat Gelişi Bebeğin Ters Duruşu

    Hamileliğiniz süresince bebeğiniz sürekli hareket halindedir. Erken dönemlerde bebek ile içinde yüzdüğü sıvı karşılaştırıldığında sıvı daha büyük yer tutar. Bu nedenle bebek rahim içerisinde sürekli dönebilir, yer değiştirebilir ve bebek her türlü pozisyonda olabilir. Bebek ve rahimin şekli genelde bebeğin duruşunu belirler. Hamileliğiniz ilerledikçe bebeğinizin eğilimi baş aşağı durmak şeklindedir. Bebeğin önde gelen kısmına prezente olan kısım ya da prezentasyon adı verilir.

    Miada yaklaştıkça ve doğum anında bebeklerin çok büyük bir kısmı yaklaşık %96'sı başları ile prezente olurlar. Yani bebeklerin %96'sı baş geliştir ve doğum sırasında ilk önce başları çıkar. %3-4 bebek ise rahim içinde ters durmayı tercih eder. Bu bebeklerde kafa yukarıda popo ise aşağıdadır. Bu durum makat geliş olarak adlandırılır.

    Doğum eyleminiz başladığında bebeğinizin önde gelen kısmı son derece önemlidir çünkü başı ile gelmeyen bir bebeğin doğumu her zaman zor ve risklidir. Hatta bazı durumlarda normal doğum olanaksızdır. Bebeğinizin en geniş kısmı kafasıdır. Makat doğumda kafa en son doğan bölümdür. Daha küçük ve kıvrılabilir kısımlar olan ayak, gövde ve kollar rahim ağzınız daha tam olarak açılmadan rahim dışına çıkabilir yani doğabilir. Böyle bir durumda ise arkadan gelen kafa içeride sıkışabilir. Bu nedenle makat doğumda bebek çok zorlanabilir, zarar görebilir hatta hayatını kaybedebilir.

    Bebekler neden ters durur?
    Makat gelişin en önemli belirleyici faktörlerinden birisi gebelik yaşınızdır. Gebelik yaşı ne kadar küçükse bebeğinizin ters olma olasılığı da o ölçüde yükselir. 36-37. hafta civarında bebek genelde son duruş şeklini alır ve artık önde gelen kısmının değişmesi uzak bir olasılıktır. Rahim dar kısmı aşağıda olan bir armut şeklinde olduğundan bebek için en rahat pozisyon kafasının aşağıda olduğu pozisyondur ve genelde bebekler bu pozisyonu son duruş şekli olarak alırlar. Bu nedenle 36-37. haftadan önce bebeğinizin ters duruyor olması çok önemli değildir. 28. haftada bebeklerin %20-25'i ters dururken bu oran 32. haftada %7-15, termde ise daha öncede belirttiğimiz gibi %3-4'dür.

    Gebelik yaşı dışında rahime ait şekil bozuklukları, bebeğe ait anomaliler ve çoğul gebelikler de makat gelişlere neden olabilirler. Amniyon sıvısının çok fazla ya da az olması, daha önceden geçirilmiş fazla sayıda gebelik nedeniyle rahimin gevşek olması, plasentanın rahimin tepesinde yerleşmiş olması bu durumun altında yatan sebep olabimektedir. Makat geliş olan erken doğumların yaklaşık %17'sinde, term doğumların ise %9'unda anomali saptanmaktadır. Bununla birlikte makat doğumların çok büyük bir kısmında hiçbir neden saptanamaktadır.
  17. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Makat gelişin değişik türleri var mıdır?
    Mkat gelişler bebeğin diz ve bacaklarının durumuna göre 3 değişik türde olabilir.

    Saf makat geliş
    Tüm makat gelişlerin %50-70'i bu şekilde olur. Bebeğin uylukları gövdesine doğru çekilmişken, dizler tam açılmıştır. Bebeğin ayakları başının yanındadır. Önde gelen kısım sadece bebeğin poposudur.

    Tam makat geliş
    Makat gelişlerin %5-10'unu oluşturur. Hem bacaklar hem de diz kıvrılmıştır. Bebek bağdaş kurar pozisyondadır.

    Tam olmayan makat geliş
    Ayak gelişi olarak da adlandırılır. Görülme sıklığı %10-30 arasındadır. Bebeğin önde gelen kısmı poposu değil ayağıdır.


    Bebeğim karnımdayken dışarıdan döndürülebilir mi?
    EVET. Bebek anne karnındayken bir doktor bebeği döndürebilir. Bu işleme eksternal sefalik versiyon adı verilir. İşlemin başarılı olma şansı %50 civarındadır. Bazı doktorlar bebeklerin %70'ini döndürdüklerini iddia etmektedirler.

    Bu bilgiler gerçekte teorik ve tarihsel öneme sahip bilgilerdir. Ekternal sefalik versiyon makat gelen bebeklerin %80'inin vajinal yolla doğurtulduğu 1960 ve 70'li yıllarda çokça uygulalan bir işlemken çok fazla bebeğin kaybedilmesi nedeniyle zaman içerisinde terk edilmiş bir uygulamadır. 1980'lerden sonra özelikle Amerika Birleşik Devletlerinde yeniden gündeme gelmiş ancak eski popülaritesine asla kavuşamamıştır.

    Eksternal sefalik versiyonun riskleri arsında en sık karşılaşılanlar bebeğe ait kemiklerin kırılması, anne ve bebeğin iç organlarında yırtılmalar, zarların yırtılması ve bebeğin plasentasının ayrılmasıdır. Bununla birlikte %1.5 olguda kordon sıkışması görülür. İşlem sırasında bebeklerin %40'ında kalp atım hızlarında ciddi ölçüde azalma saptanır ancak bu düşüş işleme son verilmesi ile bebekte herhangi bir hasara neden olmadan geri döner.

    Ekternal sefalik versiyon mutlaka acil sezaryen şartlarının sağlandığı bir ortamda yapılmalıdır.

    Eksternal sefalik versiyonun şartları
    İşlemi yapacak olan kişi deneyimli olmalı
    Hasta şişman olmamalı
    Anne adayı multipar (daha önceden doğum yapmış) olmalı
    Önde gelen kısım kemik çatı içine girmiş olmamalı
    Amniyon sıvısı normal ya da normalden fazla olmalı
    Bebeğin sırtı öne dönük olmamalı
    Doğum sancılarını engellemek için ilaç verilmeli (tokoliz yapılmalı) (bu madde tartışmalıdır)



    Bebeğimi döndürmek için ben birşeyler yapabilir miyim?
    Ters duran bebeğin dönmesini sağlamak için dizleri göğüse doğru çekerek her iki saatte bir 15 dakika bu şekilde beklemek gibi bir yöntem (Elkin Manevrası) önerilmiş olsa da yapılan çalışmalar bu uygulamanın bir yarar sağlamadığını göstermiştir. Hipnoz ve akupunktur ile bebeğin döneceğini iddia edenler de vardır. Acak bu iddialar bilimsel zeminde kanıtlanamamıştır. Sonuç olarak bebeğinizin başaşağı dönmesi için ne yazık ki sizin yapabileceğiniz birşey yoktur.

    Makat geliş için uygun doğum şekli nedir?
    Normal doğum yapmayı isteyen ve buna motive olmuş bir anne adayı için bebeğinin ters olması üzücü bir durumdur. Ancak böyle bir bebebğin doğum kanalından geçmesi çok riskli bir durumdur. Yapılan çalışmalarda makat doğumlarda bebeğin kaybedilme şansının 2-4 kat fazla olduğu saptanmaktadır.

    Normalde bebeğin en geniş ve sert kısmı olan kafası doğum kasılmaları sırasında doğum kanalındaki yumuşak dokları ve bağları gererek gevşemelerini sağlar. Bebeklerin kafa eklemleri erişkinlerdeki gibi sabit değildir ve kemikler birbiri üzerinde kayabilir. Bu sayede bebeğin kafası doğum eylemi ilerlerken şekil değiştirerek kendisini doğum kanalına uydurur. Buna "molding" adı verilir. Makat doğumda ise kafa arkadan geldiği için molding şansı yoktur. Bebeğin gövdesi doğduktan sonra rahim ağzı bebeğin boynunu sıkarak oksijenlenmesini bozabilir ve kalıcı hasarlara hatta ölümüne neden olabilir.

    Bu nedenlerle makat gelişlerde önerilen doğum şekli sezaryendir. Normal doğumun özendirildiği ve son ana kadar sezaryendan kaçınılan Amerika Birleşik Devletlerinde dahi makat gelişlerin %90'ından fazlasında bebeği fazla riske atmamak için doğum şekli olarak sezayen tercih edilmektedir. Bununla birlikte makat gelişte vajinal doğum anne açısından da bazı ek riskler taşır. Bu risklerin en önemlisi yırtık oluşma ve doğum sonrası enfeksiyon risklerindeki artıştır.

    Makat gelişte vajinal doğumun bebek açısından getirdiği riskler
    Doğum sırasında bebeğin ölmesi Makat olmayan doğumların 16 katı
    Doğum sırasında bebeğin oksjensiz kalması Makat olmayan doğumların 3-8 katı
    Doğum sırasında bebeğin strese girmesi Tüm makat doğumların %60'ında
    Kordon sarkması % 2.5 (Makat olmayan doğumların 18 katı)
    Doğum Travması Makat olmayan doğumların 13 katı
    Arkadan gelen kafanın sıkışması % 9 (2500 gramdan büyük olan bebeklerde)
    Doğum sonrası bebek ölümü Makat olmayan doğumların 2-4 katı
  18. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Makat gelişte normal doğum şansı yok mudur?
    Riskli olmasına karşın makat gelişerde bazı şartlar sağlandığı taktirde vajinal doğum denenebilir. Bu şartlar şunlardır:

    Gebelik miadına ulaşmış olmalıdır.
    Normal doğuma engel bir tıbbi durum olmamalıdır.
    Bebek saf makat gelişte olmalıdır. Term bir gebelikte bacaklar ve kalçanın biraradaki büyüklüğü kafa büyüklüğüne ve sertliğine yakındır. Diğer durumlarda ise (tam ve tam olmayan makat geliş) yumuşak olan kısımlar rahim ağzına yeteri kadar baskı yapamazlar ve açılmasını sağlayamazlar.
    Bebeğin kafası fleksiyonda yani öne eğilmiş, çenesi göğsüne değer pozisyonda olmalıdır. Yüzün direk ileriye baktığı ya da ektensiyonda (normal bir insanın açıkhavada yıldızları seyrederken durduğu gibi) olduğu durumlarda eylem sırasındaki kasılmalar bebeğin boynunda ve omuriliğinde çok fazla zorlanmaya neden olacaktır.
    Annenin kemik çatısı kendini kanıtlamış olmalıdır. Bu ne demektir? Yani anne daha önceden makat gelen bebeğin tahmini ağırlığı kadar ya da daha büyük bir bebeği normal vajinal yoldan doğurmuş olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, incelemeyi yapan doktor son derece deneyimli ve kullanılan ultrason cihazı gelişmiş olsa bile bebeğin tahmin edilen ağırlığı ile gerçek ağırlığı arasında ciddi farklılıklar olabileceğidir.
    Doğum eylemi kendiliğinden başlamış olmalıdır.
    Doğumu gerçekleştirecek olan hekim makat doğumlar konusunda yeterli deneyime sahip olmalıdır.
  19. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Menapoz


    Menopoz Nedir?

    Kadınlarımızın hayatındakı önemli dönemeçlerden biridir menopoz.

    Adetlerin kesilmesi ve doğurganlığın bitmesi anlatılır bu kelime ile. Gerçek kelime anlamı -son adet kanamasıdır. Ortalama 40 yaşlarında, kadınlarda yumurtalıklar, beyinden gelen uyarılara daha az cevap vermeye başlarlar.

    Bu donem klimakterium dönemi olarak bilinir. Bu dönemdeki kadınlarda adetler arasındaki zaman uzamaya başlar, kanama miktarı azalır, gece terlemeleri ve sıcak basmalar başlar. Menopoz da Dediğimiz adetten kesilmede işte bu dönemde ortaya çıkar.

    Menopoza girme yaşı, ortalama 51 yaş civarıdır.

    Yüz yılımız başlarında 50 yaşı dahi bulmayan ortalama kadın ömrünün, günümüzde 75 yaş civarında olması menopoz sonrası geçecek olan dönemin önemini arttırmaktadır.

    Menopoz Hakkında Neler Bilmeliyiz?

    Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı tüm dünyada ve antik çağlardan beri fazla değişme göstermemiştir ve ortalama 45-55 civarındadır. 40 yaştan önce menopoza girmek, "erken menopoz " olarak tanımlanmaktadır. Menopoz genellikle hayatın doğal bir aşaması olarak kabul edilmektedir. Gerçekten de menopoz, kadın hayatının yumurtlama fonksiyonlarının sonlandıktan sonraki doğal bir aşamasıdır. Ancak menopozda oluşan bazı değişiklikler kadının hayatını derinden ve öylesine olumsuz etkiler ki bu durum pek çok hastalıkların ortaya çıkmasına ve kadının yaşam kalitesinin azalmasına neden olur. Bu gün menopoz olumsuz etkileri önlenmeye ve tedavi edilmeye çalışılan bir hastalık gibi kabul edilmektedir. Menopozun kadın hayatının doğal bir parçası olması nedeniyle hiç bir şey yapmadan izlenmesi artık eskilerde kalmıştır. Özellikle kadın yumurtalık hormonlarının laboratuar koşullarında üretilip kullanılmaya başlanmasıyla bu kavram daha da ön plana çıkmıştır. Menopozda azalan yumurtalık hormonlarının yerine konmasıyla menopoza ait tüm olumsuz değişiklikler ve hastalıklar kolaylıkla önlenebilmekte veya en aza indirgenebilmektedir.

    Menopozda Ne Gibi Bulgular Görülür?

    Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalmasıdır.

    Böylece kadında,

    Ateş basması, terleme, çarpıntı

    Depresyon (ruhsal çöküntü) , halsizlik

    Bazen cinsel ilişkiye karşı istekte (libido) azalma

    Kemik erimesi (osteoporoz)

    Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi

    Cinsel organlarda çekilme (atrofi), kuruluk, ağrılı ilişki

    İdrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi ortaya çıkmaktadır.

    Ruhsal yönden ise de:

    Ruhsal Gerginlik

    Kolay Sinirlenmek

    Uykusuzluk

    Unutkanlık

    Gerginlik

    İçe Kapanma, Depresyon Hali

    Cinsel İsteksizlik
  20. ReDD

    ReDD .Kaç harfle sevdin beni.

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    27.084
    Konular:
    6.607
    Beğeniler:
    6.773
    Nereden:
    Belirtilmedi
    Her 3 kadından biri hiç etkilenmez iken diğerlerinde de farklı şiddetlerde sıkıntılar kendisini gösterir. Sosyal hayat, iş yaşamı ve aile yaşantısı da bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Östrojen eksikliği sonucu, vajina (kadın cinsel organı) nemliliğini yitirir, cinsel ilişki ağrılı olmaya başlar. Kadında cinsel isteksizlik görülebilir.

    Menopoz Ne Kadar Sürer?

    Menopoz belirtilerinin ne kadar süreceği, kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde kısa sürerken, bazı kişilerde de 10 yıl kadar sürebilmektedir. Ortalaması 3 - 5 yıl denebilir. Menopoza girmiş bir kadında, kemik yıkımı artar ve kemik kütlesinde azalma olur. Bu olayı osteoporoz bölümümüzde inceleyebilirsiniz. Bunların dışında da sık sık alt üriner sistem enfeksiyonları da görülür. Menopoz sonrasında kadınların en önemli sorunlarının başında kalp ve damar hastalıkları gelmektedir. Östrojenin azalması ile bu oran hızla artar. Östrojen kandaki kollesterol seviyesini de düşük tutarak normalde kadınları bu hastalık grubundan korursa da, menopoz döneminde bunu yapamaz. Çünkü yeterli miktarda bulunmaz. Bu tehlike gereğinde dışardan östrojen verilerek azaltılabilir. Eksilen hormonların, dışardan yerine konması tedavisine, tıpta, Hormon Replasman Tedavisi veya kısaca HRT denmektedir. HRT herkese uygulanamaz. Çok dikkat ve uzmanlık gerektiren bir tedavidir, vücut dengelerimizi birden bire değiştirebilir, bu neden ile mutlaka Kadın Doğum uzmanlarınca ciddi bir incelemeden sonra uygulanmalıdır. Yeterli bilgiye sahip olmak ve hekiminizin de yardımı ile menopoz sizler için bir sorun olmayacaktır.

    Menopoz Birdenbire Mi Başlar?

    Kadınlar bir sabah uyandıklarında kendilerini menopoza girmiş olarak bulmazlar. Menopoz 20 yıl süren değişikliklerin tam ortasındaki dönemdir. 40 yaşından sonra kadınlarda önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları, aralıklı ateş basma ve terlemeler, psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. Bu dönemde 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz tanısı için yeterlidir. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri araştırılıp kandaki östrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon (FSH) seviyeleri ölçülerek kesin tanı konulur. Ancak adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar menopoza giriyorum düşüncesiyle normal karşılanmamalı; hasta doktoruna başvurarak bu değişikliklerin gebelik ve kadın cinsel organlarının kanserlerinde de görülebileceğini göz önünde tutularak bu hastalıkları dikkatle araştırılmalıdır.

    Menopozda Kalp Ve Damar Sağlığı Etkilenir Mi?

    Menopozda östrojen hormonunun azalması ile kadınlarda bu hormonun kalp damar hastalıklarından koruyucu etkisi ortadan kalktığından damar sertliği ve kalp krizi riski % 60 artar. Yapılan çalışmalar sonucunda dışarıdan verilen östrojen hormonunun riski %25-50 oranında azalttığı bulunmuştur. Östrojen hormonu kandaki zararlı yağları azaltırken yararlı yağları artırmaktadır. Östrojen direk olarak damarlar üzerinde de gevşetici, olumlu bir etkiye sahiptir. Kandaki pıhtılaşma faktörleri ve fibrinojenin de östrojen kullananlarda daha az olduğu bulunmuş ve kalp krizinden koruyucu etkinin damar yatağı içinde pıhtı oluşumu riskinin azalmasına da bağlı olduğu bildirilmiştir.

    Menopozda İdrar Yolları Etkilenir Mi?

    Östrojen hormonunun eksikliği kadınlık organlarına komşuluğu ve fizyolojik beraberliği nedeniyle idrar yolları ve mesane fonksiyonlarını da etkiler. Vajen ve idrar deliği (üretra) destek dokuları zayıflar, mesane fonksiyonları bozularak idrar kaçırma varsa artabilir veya ortaya çıkabilir. Bu dönemde mesane fıtıklaşması, atrofiye bağlı rahim (uterus) ve vajina sarkmaları da idrar kaçırmanın bir nedeni olabilir. Ancak menopozda görülen idrar kaçırmanın en sık nedeni mesanenin zamansız kasılmasına bağlı olan aşırı aktivitedir (detrusor instability). Bu hastalar genellikle sıkıştıklarında yetişemeyip tuvalet kapısında idrarlarını kaçırırlar. Menopoz öncesi dönemde kadınların %10'unda görülen bu durum menopozdan sonra %20-30'unda rastlanır. Vajinal veya ağızdan uygulanan östrojen hormonu yakınmaları azaltır veya düzeltir.

Sayfayı Paylaş