Gaziantep....

Konu, 'Şehir Rehberi' kısmında MeDoGaN tarafından paylaşıldı.

  1. MeDoGaN

    MeDoGaN Jevko

    Kayıt:
    25 Ekim 2006
    Mesajlar:
    8.598
    Konular:
    1.214
    Beğeniler:
    1.048
    Nereden:
    Çanakkale
            
    Gaziantep Hakkında
    Paleolotik çağdan bu yana çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Gaziantep, Anadolu’nun ve Dünyanın en eski yerleşim yeridir.
    6000 yıllık tarihi geçmişi ile ilimiz, Tarihi ve kültürel zenginlikleri Antik Kentleri,Mozaikleri,camileri, Kiliseleri, Hanları,Hamamları, Bedestenleri ve pek çok yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile bir metropol kenttir. Gaziantepliler bitmez tükenmez enerjisi, azmi ve girişimciliği ile kendi sanayisini kendisi kurmuş örnek bir sanayi ve ticaret kenti meydana getirmişlerdir.Gaziantep Güneydoğu nun en büyük Türkiye'nin ise 6. Büyük kentidir.Güneydoğu Anadoluyu batıya bağlayan kara ve demiryollarının merkezi olması,Uluslarası havaalanı ile tam bir metropol kenttir.Gaziantep'in şu an 9 ilçesi 17 beldesi ve 616 köyü vardır.İlin nüfusu 1.450.000 civarındadır.Gaziantep'in rakımı ise 850 metredir.

    < Resme gitmek için tıklayın >


    Gaziantep'in adı: Eskiden Ayıntap olarak adlandırılan Gaziantep adını tarihin derinliklerinden,sıfatını Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu müdafasından almıştır. Ayıntap olan ismi daha sonra Antep olarak geçmeye başladı.1921 yılında ise Gazi ünvanını alarak GAZİANTEP oldu.

    < Resme gitmek için tıklayın >


    GAZİANTEP TARİHİ

    Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek yolunun da bölgeden geçiyor olması İl´in önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır.
    Gaziantep´in tarih devirleri Kalkeotik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devrileri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür.
    Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep´in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkeolotik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir.
    Bir süre Babil İmparatorluğu´nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti´nin bir kenti olmuştur. &#8220;Dülük&#8221; şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktadır.
    Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender´in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar´ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep; Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan İskenderun´a giden anayollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur.
    Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in Arap Yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.
    1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın (1389) ve Memluklular´ın (1471) eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular´a karşı yapılan Mercidabık (Kilis Yakınlarında) meydan savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş oldu.
    Osmanlılar döneminde çok sayıda camii, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda imalat, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir.
    1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar camii, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.
    I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Nitekim Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa olarak yerini almıştır.
    Gaziantep Savunması
    1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki &#8220;Nezaret Hakkı&#8221; ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır.
    Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır.

    ENDÜSTRİ VE EKONOMİ

    Gaziantep, sanayi ve ticaret yapısıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Coğrafi konumu bakımından bölgeler arasında bir köprü gibi duran Gaziantep her şeyden önce bir ticaret merkezidir. Gaziantep'in kurulu büyük sanayi işyerleri sayısı Türkiye genelinin %4'ünü, küçük sanayi işyerleri sayısı ise %6'sını oluşturmaktadır. Bu yapısıyla küçük ve orta ölçekli işyerleri başta olmak üzere sanayi sektörü, geniş istihdam olanakları sunmaktadır. İktisaden faal nüfusun %28.72'si imalat sanayi kollarında çalışmaktadır. Gaziantep'in imalat sanayiindeki mevcut tesislerin büyük çoğunluğu organize sanayi bölgeleri, Örnek Sanayi, Küçük Sanayi Bölgesi, Nizip Caddesi ile 1. ve 2. Ünaldı-Şehreküstü bölgelerinde yerleşmişlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir ekonomik merkez konumunda olan Gaziantep'te imalat sanayi de gelişmiş durumdadır. İmalat sanayinde küçük imalathane ve atölyelerin yanı sıra, büyük tesislerin de sayıca çokluğu dikkat çekmektedir. Gaziantep sanayisi birçok sektörde Türkiye'nin önemli üretim merkezi konumundadır. Organize sanayi bölgesi; birbiri ile işbirliği halinde üretim yapan orta ve küçük ölçekli işletmelere planlı bir alanda ortak altyapı hizmetlerinden yararlanarak daha kolay ve ucuz üretim yapma olanağı sağlayan bir sistemdir. Gaziantep'te halen 12 milyon m2'lik alanıyla üç organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Örnek Sanayi Sitesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından müştereken gerçekleştirilen 350.000 m2'lik bir alanda her biri 800 m2 kapalı sahası bulunan 50 örnek sanayi işyerinin yer aldığı bir bölgedir. Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin yapılmasından önce şehir içinde sanayi faaliyeti gösterilen ilk bölge Nizip Caddesi'dir. Bölgede 150 firma faaliyet göstermektedir.

    GAZİANTEP'İN TİCARİ VE EKONOMİK YAPISI

    Gaziantep ekonomisi, sanayi mallari üretimi ve ticaret olmak üzere başlıca iki önemli iktisadi faaliyete dayanarak gelişmektedir. Bu gelişme, özellikle 1980-1996 dönemindeki 15 yıllık süre içinde belirgin bir seviyeye yükselmiştir.

    Gaziantep&#8217;deki büyük sanayi işyerleri sayısı, Türkiye toplamının %4&#8217;ünü, küçük sanayi işyerleri sayısı ise %6&#8217;sını meydana getirmektedir. Bu yapısıyla faal nüfusunun %28.72&#8217;sinin imalat sanayi kollarında çalıştığı görülür.

    Gaziantep'in ülke çapında ihracat payı %3 tür.Antepfıstığı işleme ve ihracatının %90'ı,kuruyemiş işleme ve ihracatının %85'i,halı ihtiyacının %80'i,makarna işleme ve ihracatının %60'ı,pamuk ipliği imalatı ve ihracatının %45'i havlu imalatı ve ihracatının %10'u Gaziantep tarafından yapılmaktadır.

    Bazı illerde olmayan organize sanayi bölgelerinden Gaziantep'te şu an 3 tane bulunmaktadır ve 4. sünün altyapı çalışmaları devam etmektedir.

    1.Organize Sanayi Bölgesi:1969 yılında toplam 210 Hektar alan üzerine kurulan bölgede 120 tesis faaliyet göstermektedir.Ayda 30.000.000 Kwh elektrik enerjisi ve 100.000 ton su kullanılmaktadır. 30.000 kişi istihdam edilmektedir.

    2.Organize Sanayi Bölgesi:Bu bölge 450 hektar alanakurulmuş olup 270 işletmeye ön tahsis yapılmıştır.Ayda 25.000.000 Kwh elektrik enerjisi ve 100.000 ton su kullanılmaktadır. 30.000 kişi istihdam edilmektedir.

    3.Organize Sanayi Bölgesi:540 hektar alan üzerine kurulmuştur.900 sanayicinin talebine karşılık 297 sanayiciye ön tahsis yapılmıştır.

    Gaziantep Sanayi

    Gaziantep'de faal nüfusun °/o 28.72'si imalat sanayi kollarında çalışmaktadır. Gaziantep'in imalat sanayiindeki mevcut tesislerin büyük çoğunluğu Organize Sanayi Bölgeleri, Örnek Sanayi, Küçük Sanayi Bölgesi. Nizip Caddesi ile 1. ve 2. Ünaldı- Şehreküstü bölgelerinde yerleşmişlerdir.
    Gaziantep'te imalat sanayii; gıda, tekstil, kimya-plastik, makine-metal. otomotiv yan, inşaat yan. deri ve işlenmiş deri mamulleri, orman-ağaç-kağıt ürünleri sanayii adları altında sekiz grupta toplanmıştır.
    Organize sanayi bölgesi; birbiri ile işbirliği halinde üretim yapan orta ve küçük ölçekli işletmelere planlı bir alanda ortak altyapı hizmetlerinden yararlanarak daha kolay ve ucuz üretim yapma olanağı sağlayan bir sistemdir. Gaziantep'te halen 12 milyon m2&#8217;lik alanıyla üç organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 210 hektarlık alan üzerinde kurulu bulunan 1. Organize Sanayi Bölgesi&#8217;nde 138 firma faaliyet göstermektedir. Firmalar genelde orta ölçekli olup ağırlıklı olarak tekstil. makine. metal. kimya. plastik ve gıda sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Bu bölgede 20 bin işçi çalışmakta. aylık ortalama 20 milyon Kw/h elektrik enerjisi ile 100 000 ton su kullanılmaktadır.
    2. Organize Sanayi Bölgesi: 450 hektarlık alan üzerinde kurulmuş ve 277 sanayiciye tahsisi yapılmıştır. Altyapı inşaatı bitmemesine rağmen 150 büyük ölçekli firma faaliyete geçmiştir. Halen bölgede 100 firma inşaat ve montaj aşamasındadır. Bölgede ağırlıklı olarak tekstil, kimya, plastik ve gıda sektörlerinde üretim yapılmakta. 20.000 işçi çalışmakta, ayda 25 milyon kw/h ve 100 000 ton su tüketilmektedir. 2. Organize Sanayi Bölgesi. 540 hektarlık alan üzerinde planlanmıştır. Bölgede faaliyet göstermek için 900'ün üzerinde sanayici arsa talebinde bulunmuş, ancak 297 sanayiciye arsa tahsisi yapılabilmiştir. Halen bölgede tekstil. gıda. inşaat malzemeleri ve sentetik dokuma alanlarında yüz civarında firma faaliyete başlamıştır. Bunun yanında Gaziantep sanayicilerinin taleplerini karşılamak için dördüncü bir organize sanayi bölgesi kurulma çalışmaları sürmektedir.
    Örnek Sanayi ve Küçük Sanayi Sitesi: Örnek Sanayi Sitesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından müştereken gerçekleştirilen 350.000 m2&#8217;lik bir alanda her biri 800 m2 kapalı sahası bulunan 50 örnek sanayi işyerinin yer aldığı bir bölgedir.
    Site. işletme hacmi ve üretim metotları bakımından küçük ve orta ölçekli sanayicilere örnek olması ve teşvik edilmesi amacıyla kurulmuştur. Sitede yer alan başlıca sektörler; tekstil makineleri, çelik döküm. otomotiv yedek parçaları, buhar kazanları, baraj ekipmanları, hububat-bakliyat işleme makineleri. metal ve ağaç işleme makineleri. boya ve ambalaj sanayi tesisleridir. 1., 2. ve 3. küçük sanayi sitesindeki işyeri sayısı 3620 toplam işçi sayısı da 25 000'dir. Bölgede bulunan sanayicilere hizmet vermek amacıyla kurulan KOSGEB. bölgedeki işletmelere eğitim, mühendislik. müşavirlik ve laboratuar hizmetleri sunmaktadır.
    Nizip Caddesi ve Çevresi : Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin yapılmasından önce şehir içinde sanayi faaliyeti gösterilen ilk bölge Nizip Caddesi'dir. Bölgede 150 firma faaliyet göstermektedir.
    Bu bölgede faaliyet gösteren firmalarca genel olarak. Plastik ayakkabı, un, irmik. halı, akrilik iplik, pamuk ipliği ve metal eşya üretimi yapılmaktadır
    Ünaldı-Şehreküstü Bölgesi : Gaziantep sanayisinin ilk yerleşim bölgelerinden biridir. Bölgede 700 firma bulunmaktadır. Firmaların çoğunu mercimek işleme, plastik ve halı fabrikaları oluşturmaktadır. Firmalar genelde küçük ve orta ölçeklidir.

    YESEMEK

    < Resme gitmek için tıklayın >

    İslahiye ilçesine 24 km. uzaklıktadır ve dünyanın ilk Açıkhava Heykel atölyesi olarak bilinir.İlk defa 1890 yılında ortaya çıkarılan yesemekte şu an yaklaşık 300 tane yontu ve heykel taslağı bulunmaktadır.

    RUMKALE (HORMGLA)

    < Resme gitmek için tıklayın >

    Rumkale (Hormgla), Yavuzeli ilçesine bağlı Kasaba köyünde, Fırat nehri ve Merzina çayının birleştiği Fırat&#8217;ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü müstahkem bir tepe üzerindedir. Rumkale&#8217;nin kesin tarihi bilinmemekle beraber çok eski tarihlerden beri Fırat boyuna hakim olmasıyla stratejik bir kale özelliğine sahiptir.

    DÜLÜK (DOLICHE)

    < Resme gitmek için tıklayın >

    Gaziantep kent merkezinin 10 Km. kadar kuzeyinde yer alan
    Dülük en eski çağlardan beri kullanılan bir yol şebekesinin düğüm noktasında yer almaktadır. Coğrafi konumu nedeniyle yol güzergahları üzerindeki önemi Osmanlı döneminde de devam etmiş, Antep Maraş kervan yolu yine buradan geçmiştir.Günümüzden yaklaşık 600.000 yıl önce, buradaki kaliteli çakmaktaşı yataklarının da etkisiyle bazı insan grupları Fırat vadisinden buraya göçerek büyük mağarada barınmışlar çakmak taşını işleyip o günün modern aletlerini imal ederek ve muhtemelen Fırat vadisindeki diğer insan topluluklarına ihraç etmişlerdir. Dülükteki şarklı Mağara bu durumuyla Anadolu&#8217;da ki bilinen en eski insan yerleşim birimidir.

    Gaziantep Tarihi

    Gaziantep 'in Mezopotomya ve akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdenizden doğuya,kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Yapılan araştırmalara göre Gaziantep dünyanın en eski yerleşim yeridir.Bu araştırmaların kaynağı Gaziantep'in merkezine 12 km. uzaklıkta bulunan Dülük köyüdür.Bu yerleşim biriminin 6000 yıllık geçmişinin olduğu anlaşılmıştır. Gaziantep'in tarihi devirleri Kalkolitik,Paleolitik,Neolitik dönemler,Tunç çağı,Hitit Med,Asur, Pers,İskender,Selefkoslar,Roma ve Bizans,İslam-Arap ve İslam-Türk olarak sıralanabilir.

    < Resme gitmek için tıklayın >

    İslamiyet'in buralardan Anadolu'ya yayılmış olması ve Hz. Muhammed'in Peygamberlik mührünü görüp öpen ve O'nun ilk vahiy katiplerinden olan Hz. Ökkeşiye'nin türbesinin Gaziantep'te bulunması ayrı bir öneme sahiptir. İslam orduları Hz. Ömer zamanında Gaziantep ve Hatayı Bizanslılardan aldıktan sonra yöre halkı İslam dinini kabul etmiştir.(639). Daha sonra çeşitli devletlerin denetimine geçen kent 1516 Mercidabık savaşı ile Osmanlının eline geçmiştir. 1.Dünya Savaşı sonunda,Gaziantep önce İngilizler sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir.Daha sonra ise dünyayı hayran bırakan eşsiz müdafaası ile düşman işgalinden kurtularak tarihte kendine beyaz bir sayfa açmıştır.
  2. 'Kimse'

    'Kimse' 'Fuzuli

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    30.692
    Konular:
    2.280
    Beğeniler:
    3.459
    Nereden:
    İstanbul
    < Resme gitmek için tıklayın >



    Acı,tatlı bir şehir...Gaziantep

    Gaziantep deyince akla ilk gelen bir acısı, bir de tatlısı oluyor&#8230;Küçük bir hareketle, damağınızda nefis bir tad bırakarak eriyip kaybolan dillere destan baklavası&#8230;Kendine has mutfağında birbirinden leziz, çeşit, çeşit kebapları ve o kebapların bazan arasına, bazan de üzerine serpiştirilen acısı&#8230;yani sözün özü; acısıyla, tatlısıyla GAZİANTEP&#8230;

    Bu güzel kenti anlatmaya, ne dil yeter,ne yazmaya kalem, ne de kağıt&#8230;Neresinden dokunsanız G.antep&#8217;e,dağarcığınızı dolduracak bişeyler çıkar mutlaka..Bundan yüz yıllar önce G.antep için, &#8220; Şehr-i Ayıntap-ı Cihan&#8221; yani &#8220;Dünyanın gözbebeği&#8221; diyen Evliya Çelebi haksız olabilir mi ? Bu övgünün boşuna olmadığını G.a ntep&#8217;i gezen ve tanıyan herkes bilir.

    Asırlar oncesinin görkemli ve zengin kenti G.antep,bu gün de, Güney Doğu Anadolu bölgesininin en zengin ve kalkınmış kentlerinden biridir.Bu gün Kale civarında, ayakta kalmaya çalışan,onca yıpranmışlıklarına rağmen yıkılmadan direnen, zengin bir kültürel miras var.Bu kültürel mirasların başında da G.antep evleri geliyor&#8230;kimi terk edilmiş,kimi yıkılmıya yüz tutmuş,kimi bakımsızlıktan,kimi de yalnızlıktan,ilgisizlikten viran&#8230;Yeni kurulan kent ise,göze hoş gelen mimari çizgileri,estetik ve bol ağaçlı,çiçekli bahçeler içinde sıralı inadına canlı ve inadına hoş&#8230;

    Bir kenti canlı kılan ve yaşanabilir hale sokan insandır&#8230;G.antep&#8217;in insanı da,G.antep gibi farklı ve guzel..Bir kere çalışkan, hem de inanılmaz boyutlarda çalışkan.El becerisi yüksek.Hepsi sanatkar ruhlu&#8230;Binlerce yıllık gecmişinden kopmadan yaşayan ender bir insan dokusu&#8230; Sıcacık,konuksever.Yabancıya yabancı gibi değil sevgiyle bakıyor hepsi.Çalışmayı sevdikleri kadar eğlenmeyi ve yemek yemeyi de seviyorlar..Çalışkanlıkta en belirgin özellikleri ise hizmet etmek&#8230;Çarşı içinde gireceğiniz sıradan küçücük bir dükkanda bile size gösterilen ilgi,nezaket ve ihtimam karşısında eliniz kolunuz bağlanıyor&#8230;Böylece bir şey almadan da çıkamıyorsunuz tabi..İhtiyacınız olmasa da mahçubiyetden&#8230;Hiçbir şey almasanız da,ikramlar eksik olmuyor kapıya kadar da ugurlanıyorsunuz..Kim bilir, işte bu özelliklerinden dolayı olsa gerek, 500&#8217;ün üstünde fabrikalarıyla Güney Doğu Anadolu&#8217;da sanayi devi bir şehir yaratmışlar..

    Gelenek el sanatları,günümüzde hakkettikleri değeri bulamadıkları için her gecen gün azalsa da,bakırcılık,kuyumculuk,dokumacılık,gümüşişlemeci liği,kilimcilik,sedef kakmacılığı, yemenicilik,Antep işi el işlemeciliği aynen yaşamaya devam ediyor.

    G.antep deyince üzerinde durulması gereken,hatta bu özelliği hakkında sayfalar dolusu kitaplar yazılacak kadar övgüye değer,yüz yıllar boyunca geleneklerin ve yöresel damak lezzetinin çeşitliliğiyle ön plana cıkan MUTFAK zenginliği&#8230; G.antep mutfağı değil Türkiye,bütün Dünya mutfakları arasında özel bir yere sahip.

    G.antep&#8217;in zenginliği sadece bu kadar değil.Taş devrine kadar uzayıp giden bir tarihi gecmişe kültürel mirasa da sahip G.antep.Eski adı &#8220;Ayıntap&#8221; daha sonra Antep olmuş.Kurtuluş savaşında işgalci İngiliz ve Fransız askerlerine olağanüstü bir direnç gösterip göz açtırmayınca da bu kahramanlıkları &#8220;Gazi&#8221; ünvanıyla 1921 de tescillenmiş.

    Tarih boyuncaG.antep,Babiller, Hititler, Asurlular, Medler,Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selcuklular, Dulkadiroğulları, Memlükler ve Osmanlılara mekan olmuş.

    Ne Yenir ? G.Antep'de ne yenir diye soruldugunda oturup düşünmek gerek.Kebap ve kebap zenginliği dolayısıyla tercih cok..ama Kebabı da 100 yıllık kebapcı, İmam Çağdaş'da yemenin tadına doyum olmuyor..Ben de G.antep'den BEYRAN yemeden gelmeyin derim.. Beyran ne mi ? Tarifini vereceğim ama sakın yapmaya kalkmayın, gidin G.antep'de yiyin...
    Yapmadan Ayrılma : Kale yöresindeki tarihi dokuyu gezmeden,elsanatları atölyelerini ve tarihi çarşıları gezmeden,Zeugma mozaik ve fresklerini görmeden,Ermeni sarraf Karanazar Nezaretyan konağını ve duvar süslemelerini görmeden, hele bir de BEYRAN yemeden G.antep'den ayrılmayın.

    Aslında G.antep'de yapılmadan gelinmemesi gereken o kadar cok sey var ki ...Görmeye ve gezmeye zaman mı yeter . Bana yetmedi...
  3. 'Kimse'

    'Kimse' 'Fuzuli

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    30.692
    Konular:
    2.280
    Beğeniler:
    3.459
    Nereden:
    İstanbul
    Nemrut'u Gezmek İsterseniz...


    < Resme gitmek için tıklayın >

    Toros Dağları&#8217;ndaki çeşitli yolların Adıyaman&#8217;da birleştiği noktada bulunan Kommagene Krallığı, Suriye&#8217;nin kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve doğuda Fırat Nehri&#8217;nin çevrelediği, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerini kapsayan geniş bir alana yayılmıştır. Yunanca "Genler Topluluğu" anlamına gelen Kommagene, isminin de çağrıştırdığı gibi, Grek ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallıktır.

    İÖ 1. yüzyılda kurulan Kommagene Krallığı İ.S. 72 yılına kadar bu bölgede egemenliğini sürdürmüştür. Yazılı belgelerde İ.Ö. 850 yılında görülen krallığın ismi o dönemlerde Kummuh olarak geçmektedir. Asur egemenliğinden kurtulmasıyla birlikte bağımsızlığın ilan eden Kommagene&#8217;nin bu dönemine ait ilk yazılı belgeler de ilk kez I. Antiochos dönemine aittir. I. Antiochos Kommagene&#8217;nin en önemli kralıdır. Antiochos yeni bir din kurmayı planlamış, batılıların, yani Yunanlıların dini ile Doğulu Perslerin dinini birleştirmeyi amaçlamıştır. Böylece bir dünya dini yaratacak, Nemrut Dağı&#8217;nı onun merkezi yapacak ve bu dinin buradan tüm dünyaya yayılmasını sağlayacaktı. Kendisi de bu sayede tüm dünyaya hükmedecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Bu nedenle kendisini Tanrı ilan etmiştir.

    Adıyaman&#8217;ın 103 km doğusundaki Antiochos&#8217;un tümülüsü ana kaya
    üzerine
    < Resme gitmek için tıklayın >

    kırma taşların üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Tümülüsün doğu, batı ve kuzeyinde ana kaya düzleştirilerek teraslar haline sokulmuş, doğu ve batı teraslarına tanrı heykel ve kabartmaları yapılmıştır. Nemrut Dağı&#8217;ndaki kutsal alanda heykellerin dışında birçok da kabartma bulunmaktadır. Batı terasında bulunanlardan ilginç olan biri de aslan kabartmasıdır. Gezegenlerin dizilişleri incelendiğinde, bunun Kommagene&#8217;nin I. Kralı Mithradates&#8217;in taç giydiği geceye; İÖ 109 yılının temmuz akşamına denk geldiği görülmektedir.

    Nemrut Dağı&#8217;nın 2.150 metrelik zirvesindeki aslanlı horoskop, bilinen en eski horoskoptur. Aslanın üzerinde 16 ışından oluşan 3 adet yıldız vardır ve bunlar Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenlerini temsil etmektedirler. Aslanlı horoskop gök cisimlerinin bir anlık konumunu gösterir. Önümüzdeki 25.000 yıl içerisinde bir daha yaşanmayacak bir ana tanıklık edilir. Güneşin, etkisi azalan ışığının altında çıkan yeni ayın ve onun hemen üzerinde Kral yıldızı olarak bilinen Regulus yıldızının güçlü parıltısı yüzleri aydınlatır. Önceki gecelerde Jüpiter, Merkür ve Mars gökyüzünde adeta krallara layık bir geçiş töreni sergiler. Tüm bu seremoni bittikten sonra Kommagene halkı tanrılarının yeni krallarını ziyarete geldiklerine inanarak evlerine dönerler.

    İlk yapımında 55 m. yükseklikte olan tümülüsün bugünkü yüksekliği 50 m., çapı 150 metredir.Nemrut Dağı&#8217;nın en üst noktasına Kommagene Kralı 1. Antiochos kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir. Tümülüs, Kral 1. Antiochos&#8217;un onuruna düzenlenen törenler için etrafı 3 terasla çevrilmiştir. Doğu, batı ve kuzey terasları olarak adlandırılan bu alanlardan doğu ve batı teraslarda; bir sıra izleyen, blok halinde 8 yontma taşın üst üste oturtulmasıyla oluşturulan 8-10 metre yüksekliğinde görkemli heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Heykeller, bir aslan ve bir kartal heykeliyle başlar ve aynı düzende son bulur. Burada aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise gökyüzünün gücünü sembolize etmektedir. Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır: Kral 1. Antiochos (Theos); Fortuna (Theichye-Kommagene-Tanrıça) Zeus (Oromasdes); Apollo (Mithras-Helios-Hermes), Herakles (Ares-Artagnes).
    Buradaki yazıtlarda Antiochos&#8217;un anne tarafından Büyük İskender&#8217;den (Yunan-Makedonya), baba tarafından da Darieos&#8217;dan (Pers) geldiği yazılıdır. Böylece Antiochos, atalarından gelen etnik farklılığı birleştirmiş, bu nedenle de tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmiştir. Ayrıca tanrı heykellerinin isimleri Grekçe ve Pers dilinde yazılmıştır.

    < Resme gitmek için tıklayın >

    Antiochos, Nemrut Dağı&#8217;nın 2.150 metre yükseklikteki zirvesinde yapımına başladığı görkemli kutsal alan ve mezar anıtını bitiremeden ölmüş, mezar anıtı da yarım kalmıştır. Nemrut Dağı&#8217;ndaki Kutsal alanın doğu ve batı yamaçlarında teraslar üzerinde Antiochos&#8217;un yaptırdığı heykeller ise, Nemrut&#8217;un sert hava koşullarına rağmen yüzyıllarca ayakta kalmıştır. Antiochos bu kutsal alanı teraslar halinde tasarlamıştı. Kutsal kabul edilen teraslarda yer alan heykellerin bir sıra halinde olduğu görülmektedir. Buradaki tanrılar, hem Doğu, hem de Batı tanrılarını temsil ediyor ve bu nedenle iki ayrı isimle anılıyorlardı. Yüzleri doğuya ve batıya çevrili Pers ve Yunan tanrıları ayrıca Kral Antiochos&#8217;un bu iki kültürü birleştirme amacını da simgeliyordu. Antiochos yaptırdığı heykellerin arka yüzüne 200 satırdan oluşan vasiyetini yazdırmıştır. Yazıtta, kendinden sonra gelecek kralları tapınağı güzelleştirmelerini istiyor, ibadet için gelenleri övüyor, kötü niyetlilere de beddua ediyordu. Bunun yanı sıra Antiochos, kutsal alanı ziyarete gelenlerin en iyi şekilde ağırlanmasını istiyor, onlara rahiplerin en iyi şaraplarını sunmalarını emrediyordu. Burada yapılacak törenlerin çok renkli geçmesi için de müzisyenleri görevlendiriyordu. Ne var ki Antiochos&#8217;un bütün içtenliğine karşın bu vasiyetinin yerine getirilemediğini antik kaynaklardan öğreniyoruz.

    Nemrut Dağı, Adıyaman&#8217;ın Kahta ilçesinin Karadut köyünde, dünyanın sekizinci harikası olarak tanınan, tepesinde küçük kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuş konik bir tümülüsün bulunduğu, 2150 m. Yüksekliği, on metreyi bulan heykelleri ve metrelerce uzunluktaki kitabeleri ile UNESCO Dünya Kültür Mirasında da yer almaktadır
  4. . Ebru .

    . Ebru . Pasif yorumcu

    Kayıt:
    4 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.831
    Konular:
    301
    Beğeniler:
    266
    Nereden:
    Eskişehir
    birlestirildi..

Sayfayı Paylaş