Dünyanın En Komik Skeçleri

Konu, 'Sinema ve Tiyatro' kısmında Noyan tarafından paylaşıldı.

  1. Noyan

    Noyan Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    8.085
    Beğeniler:
    131
    Nereden:
    Ankara
    Komik Skeçler
    Dünyanın en komik kısa skeçleri
    Kısa komik skeçler
    Dünyanın en komik tiyatro skeçleri


    AT HIRSIZI

    HASAN : Hayrola Rüstem, üzgün görünüyorsun, ne oldu?
    RÜSTEM : Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün Hasan?
    HASAN : Hele anlat bakalım seni bu kadar perişan eden olay neymiş, merak ettim yahu!
    RÜSTEM : Bütün paramı verip bir at almıştım.
    HASAN : Ee, at öldü mü yoksa?
    RÜSTEM : Ölse teselli olacak bir yanı var?
    HASAN : Ne oldu peki?
    RÜSTEM : Dün gece ahıra bir hırsız girip atımı çalmış.
    HASAN : Yapma yaa... İnan ki çok üzüldüm. İnşallah bulursun atını.
    RÜSTEM : Pek sanmıyorum bulabileceğimi ama hayırlısı neyse o olsun. Ne diyelim.
    HASAN : Benim acele bir işim var, gitmek zorundayım. Hadi kal sağlıcakla...
    RÜSTEM : Yolun açık olsun Hasan.
    HIRSIZ : Lanet hayvan yürüsene be!
    RÜSTEM : Aman Allah´ım rüya mı görüyorum yoksa! Bu at benim atım yahu! Hey, heey, bu benim atım!
    HIRSIZ : Yanlışın var Beyim. Bu at yıllardan beri benimdir.
    RÜSTEM : Madem ki bu at yıllardan beri senin, o halde söyle bakalım, bu atın hangi gözü kör?
    HIRSIZ : Hangi gözü mü kör? Bunu bilmeyecek ne var, tabi ki sol gözü kör.
    RÜSTEM : Bilemedin.
    HIRSIZ : Pardon pordon, ben sağ gözü diyecektim, yanıldım. Evet evet, sağ gözü kör bu atm.
    RÜSTEM : Sen sadece hırsız değil ayrıca beceriksiz bir yalancısın da.
    HIRSIZ : Niye?
    RÜSTEM : Bu atın iki gözü de sapasağlam çünkü! Ver atımı...
  2. Noyan

    Noyan Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    8.085
    Beğeniler:
    131
    Nereden:
    Ankara
    BOŞANMA

    HİZMETLİ: (Ortalığı temizler, avukatın masasını temizlerken avukat oturmaktadır.) Vallahi avukat bey çok zekisin avukat yazısının altına Made in Japan yazdırmakla iyi ettik galiba, herkes Japon malı sanıyor sizi. Televizyonun, elektronik eşyaların Japon malı olanları var da avukatın Japon malını ilk kez görüyorum. Japon malı avukat Ahmet Adıgüzel.
    AVUKAT: Japon malı deyip durma işine bak be...
    HİZMETLİ: Ayten isimli bir bayan aradı ve sizinle görüşmek istediğini söyledi. Bir iki saat sonra geliyorum dedi. Miras işiymiş.
    AVUKAT: Miras işi mi? Tamam ilginç bir olay ama parasıyla değil mi ilgileneceğiz. Sen bu günlerde fazlaca kilo aldın, onları versen iyi olur. Küt diye kereste gibi devrilir, geberirsin valla! Sekretersin, kendine dikkat etmelisin.
    HİZMETLİ: Yok canım, kilom fazla mı ?
    AVUKAT: Büyüyünce fil olacakmış gibi bir halin var.
    HİZMETLİ: Yapmayın avukat bey. O kadar değil tartıldım seksen beş kiloyum. Yani bir eşeği tartsan daha ağır gelir.
    AVUKAT: Zaten biraz daha kilo alırsan ondan farkın kalmayacak. Bol bol egzersiz yap. Kilo ver. Sonra kalp krizinden gidersin vallaha...
    HİZMETLİ: Sahi mi söylüyorsunuz ?
    AVUKAT: Tabi ki, sürekli çalış iş yap. En iyi zayıflama yolu çalışmaktır, ev işi yapmaktır.
    HİZMETLİ: Ben eve gideyim o zaman.
    AVUKAT: Akıllı, ev işi yapmak için eve gitmeye gerek yok, burada da aynısını yapabilirsin. Bol bol temizlik yap. Kilo verirsin.
    HİZMETLİ: Ne güzel !
    AVUKAT: Evet mesela şu sehpayı getir, masanın üstüne koy. (Hizmetli sehpayı alır getirir koyar.)Yakıştı mı ?
    HİZMETLİ: Yooo.
    AVUKAT: İyi o zaman geri götür, yerine koy.
    HİZMETLİ: Zayıflamak için devamlı böyle mi yapacağım ?
    AVUKAT: Buna benzer işler... (Kapı çalar.) Kapıya bak.
    HİZMETLİ: Buyurun.(İçeri bir erkek bir bayan girer.)
    AVUKAT: Buyurun hoş geldiniz.
    KOCA: Hoş bulduk.
    KADIN: Hoş bulduk .
    AVUKAT: Hayırdır, bir avukata ihtiyacınız var herhalde.
    KOCA: Hayır efendim, bizim anlayışa, sevgiye, düzene, mutlu bir yuvaya ihtiyacımız vardı. Ama olmadı. Şimdi mecburen avukata ihtiyacımız var. Boşanmak istiyoruz.
    AVUKAT: Öyle mi? Ne güzel! Değil tabi. Demek boşanacaksınız. Biliyorsunuz ki boşanmak ciddi bir durumdur. Çok iyi düşünmeniz gerekir.
    KOCA: Evet, düşündük, taşındık... Zaten o düşünemiyor. Ben onun yerine de düşündüm ve karar verdim.
    KADIN:Niye düşünemiyor muşum? Başlamayalım yine.
    KOCA:Tabi başlamaya gerek kalmadı, zaten bitti... Her şey bitti.
    AVUKAT: Efendim şimdi niçin boşanmak istediğiniz konusuna açıklık getirelim isterseniz.
    KOCA: Tabi getirelim, açıklık getirelim, niçin boşanıyoruz ulan biz?
    KADIN: Bunun için boşanıyoruz işte!
    KOCA: Evet bunun için boşanıyoruz değil mi? Bunun için bizi boşayın hakim bey, pardon avukat bey. Hatta Made in Japon Bey.
    AVUKAT: Tamam, önce şu konuya bir açıklık getirelim. Beyefendi niçin boşanıyorsunuz?
    KOCA: Efendim şunun için boşanıyoruz. Eee eee şey için eee anlaşmıyoruz...
    AVUKAT: Tamam, demek bunun için boşanıyorsunuz Allah Allah
    KOCA: (Karısına) Görüyor musun? Adam bile, bize hak verdi. Allah Allah bile dedi.
    AVUKAT: Hanımefendi siz neden boşanıyorsunuz?
    KADIN: Efendim ben eee şey için boşanıyorum. Eee işte anlaşamıyoruzmuşuz, bunun için boşanıyoruz.
    AVUKAT: Ne güzel! Demek boşanacaksınız.
    KOCA: Tabi avukat bey, üstelik boşanmak için bu kadar çok sebep varken dün bir de demez mi? Ben Fenerbahçeliyim diye. İşte ipler o zaman koptu. Evlenmeden önce arkadaşın kendisini uyarmıştım.
    AVUKAT: Ne diye?
    KOCA: Fenerbahçe’nin adını ağzına almayacaksın diye. Fenerli olduğunu yıllarca gizlemiş. Yıllardır bir Fenerliyle evliymişim de, haberim yokmuş.
    KADIN: Fenerbahçeli olmak suç mu şimdi yani?
    KOCA: Evet suç. Ulan tutacak başka takım mı yok? Mesela git Mersin İdmanyurdu’nu tut
    AVUKAT: Şimdi tam anlayamadım da. Siz karınızdan FB’li olduğu için mi boşanıyorsunuz.?
    KOCA: Tam olarak öyle değil tabi. Mesela hanımefendinin matematiği ve kimyası da oldukça zayıf. Yani böyle olmaz ki. Anlaşamıyoruz. Lisedeyken müzik dersi de zayıfmış zaten.
    KADIN: Her akşam eve sarhoş geliyorsun, senin eziyetini çekiyorum sürekli, bıktım artık. Dayanamıyorum. İnsan evlenince huzur, mutluluk ister. Biz hiç huzur bulamadık mutlu olamadık ki. Ben mutluluğu pembe dizilerde seyrettim.
    KOCA: Görüyorsunuz zeytinyağı gibi üste çıktı. Huzurlu değilmiş miş miş miş. Çarpılırsın ulan yalan söyleme. Sana huzur bulasın diye Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı romanını bile aldım.
    KADIN: Yine suçlu ben oldum. Sen çocuğumuzun kız olmasından bile beni sorumlu tuttun.
    AVUKAT: Çocuğunuz da mı var ?
    KOCA: Evet Ona çocuk denirse var. Daha doğrusu, o kız hanımefendinin. Önceden anlaştık, erkek olacaktı, olmadı. Bir erkek çocuk bile veremedin bana, yazıklar olsun!
    KADIN: Tamam, onun suçu da benim, suçsa tabi.
    AVUKAT: Bu tartışmalara bakılırsa aranızda çözülmeyecek sorunlar var. Siz en iyisi boşanın olmaz mı?
    KOCA: Eeee bak bu çok iyi bir fikir, bunu hiç düşünmemiştim. Hatırlattığınız için teşekkürler avukatçığım. (Sinirlenir) Kardeşim biz buraya boşanmak için geldik, sen ne diyorsun?
    AVUKAT: Hanımefendi siz ne diyorsunuz ?
    KADIN: Ben ne diyeyim, kocam her şeyin en iyisini bilir.
    AVUKAT: Kocanız sizden boşanmak istiyor.
    KADIN : Kocam bilir valla! Ben ne diyeyim?
    AVUKAT: Hanımefendi siz çalışıyor musunuz?
    KOCA: Evet, ev işleri yapıyor, çamaşır, bulaşık falan...
    AVUKAT: Öyle değil, paralı maaşlı bir işte çalışıyor mu ?
    KOCA: O ne demek ulan? Kafamda boynuz falan görüyor musun sen ?
    AVUKAT: Beyefendi konuyu saptırmayın. Hanımefendi çalışmıyorsa ve boşanmak istemezse ona boşanınca nafaka vermek zorunda kalacaksınız.
    KOCA: Nafaka mı o ne? Sadaka gibi bir şey mi?
    AVUKAT: Hayır aylık belli bir miktar parayı sürekli vereceksin.
    KOCA: Hadi ya! İyi valla! Karıyı hem boşayalım, hem de para verelim. Ulan nişanlanırken para, evlenirken para, boşanırken para, boşadıktan sonra para... Ne ulan bu kadın milletinden çektiğimiz? Medeni Kanun değişsin, böyle olmaz arkadaş!
    KADIN: Vallahi avukat bey kocam en iyisini bilir. Geçende bir filmin sonunda ne olacağını bile bildi. Şaştım kaldım.
    KOCA: Salak, o filmi önceden izlemiştim .
    AVUKAT: Sizin boşanma kararınız kesin mi ?
    KADIN: Vallahi ne desem bilmiyorum. Babam beni bu adama verdi. Birkaç kere telefonda konuştuk, sonra evlendik. Ben üzerime düşen görevleri yapıyorum. Temizlik, bulaşık, yemek, çamaşır falan, ama kocam olan bu adam da üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor: İşe gidiyor, geliyor, hatta fazlasını yapıyor. İşten yorulup geliyor, bir de beni dövüyor, iyice yoruluyor, ben bu duruma üzülüyorum. İki yaşında kızımız var, onu gözümüz görmez oldu neredeyse.
    KOCA: Kızımız deme o senin kızın. Kahvede bile herkes benimle dalga geçiyor, "kız babası"; diye. Çok zoruma gidiyor. Üstelik çocuk 2 yaşına geldi, çarpım tablosunu bile bilmiyor.
    AVUKAT: Bu tartışma uzar gider. Siz kararınızı verin, beni de boş yere yormayın. Evet hanımefendi, boşanmak istiyor musunuz ?
    KADIN: Tabi ki gururlu, şerefli bir insan olarak, beni sevmeyen benle yaşamak istemeyen biriyle evli kalmak istemem.

Sayfayı Paylaş