1. Yorumla.Net Satılıktır!
    Yorumla.net forumları, 11 Haziran 2006 da kurulmuş ve zaman içerisinde günlük 100 Bin tekil ziyaretçiye kadar ev sahipliği yapmış şekilde, kendisine sahip çıkabilecek ve eski günlerindeki aktifliği yakalatabilecek yeni sahibini arıyor. Bilgi ve teklifleriniz için: iletisim@yorumla.net adresine mail atınız.

Deyimlerin Öyküsü

Konu, 'Edebiyat ve Felsefe' kısmında . Melodi . tarafından paylaşıldı.

  1. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Sözü ağzında bırakmak: Söylemekte olduğu şeyi bitirmesine fırsat vermemek, engel olmak.

    Sözü bağlamak: Konuştuklarını bir sonuca vardırmak, konuşmayı sonuçlandırmak."Sözü bağlamasına az bir zaman kalmıştı ki bir gürültü koptu."

    Sözü çiğnemek: Söyleyeceklerini açık ve kesin ortaya koyamamak, istediğini söyleyememek.

    Sözü (bir şey e) getirmek: Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak."Söylesene açıkça, sözü nereye getirmek istiyorsun?"

    Sözü kesmek: 1. Söyleyeceklerini bitirmeden susmak. 2. Başkasının konuşmasına engel olmak."Bir anda sözünü kesip kürsüden indi."
     
  2. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Sözüm meclisten dışarı: "Konuşmam arasında hoşunuza gitmeyecek, kaba olabilecek, ağza alınması doğru olmayan sözler kullanacağım ancak bunların sizinle ilgisi yoktur" anlamında kullanılır.

    Sözüm ona: "Güya, sanki, sözde" anlamlarında kullanılır.

    Sözünde durmak: Verdiği sözün gereğini yerine getirmek."Demek sözünde duracaksın, iyi."

    Sözünden çıkmamak: Birinin isteklerine, öğütlerine kulak vermek, o ne derse onu yapmak.

    Sözüne gelmek: En sonunda karşı çıktığı kimsenin fikrini kabul etmek."Demek sözüme geldin, o hâlde gidelim."
     
  3. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Sözünü balla kestim: "Sözünüzü kesmemi hoş görün; özür dilerim, sözünüzü kesmek zorunda kaldım" anlamında kullanılır.


    Sözünü esirgememek: Ne düşünüyorsa söylemek, kimseden çekinmemek, karşısındakini kıracağım diye kaygılanmamak."Ondan sözümü esirgeyecek değilim, tamam mı?"


    Sözünü geri almak: Söylemiş olduğu sözün doğru olmadığını kabul ederek söylenmemiş sayılmasını istemek."Sözünü geri al, yoksa karışmam!"


    Sözünün eri olmak: Verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getiren bir kişi olmak."Ona güvenin, o sözünün eri olan birisidir."


    Sözünü tutmak: 1. Verdiği sözü yerine getirmek. 2. Birinin verdiği öğüde uymak."Babanın sözünü tut, zararlı çıkmazsın."
     
  4. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Sözünü yabana atmamak: Bir kimsenin söylediklerine önem vermek."Öğretmenin sözünü yabana atma sakın."

    Sucuk gibi ıslanmak: Baştan aşağı, elbisesinin ve vücudunun her yanına su değmek."Hortumu üstüme tutup beni sucuk gibi ısladı."

    Sudan cevap: Üstünkörü, tutar yanı olmayan, baştan savma cevap."Ne sordumsa sudan cevaplar aldım."

    Sudan ucuz: Çok ucuz, âdeta bedava gibi."Sizin orda elbiseler sudan ucuzmuş öyle mi?"

    Su dökünmek: Yıkanmak."Buz gibi havada bile su dökünmekten kaçınmaz."
     
  5. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Su gibi akmak: 1. Zamanın çok hızlı geçip gitmesi. 2. Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.)."Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"

    Su gibi bilmek: Çok iyi, yanlışsız bilmek veya okumak."Senin konunu da su gibi biliyorum."

    Su gibi ezberlemek: Çok iyi, yanlışsız ve takılmadan söyleyebilecek ölçüde ezberlemek.

    Su gibi gitmek: Bol bol harcamak."Paralar su gibi gitti."

    Su götürmez: Kesin, başka bir yoruma açık olmayan."Şu anlattıkları su götürmez gibi geliyor bana."
     
  6. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Su götürür olmak: Çeşitli yorumlara elverişli olmak.

    Su içinde kalmak: Çok terleyip sırılsıklam olacak biçimde ıslanmak.

    Su katılmamış: Saf, katıksız, bozulmamış, başka bir etkiyle değişmemiş olan, hilesiz.

    Su koyvermek: 1. Sebze ve et pişerken suyunu salıvermek. 2. Cıvıtmak, sözünde durmamak."Su koyvermeden çalışamaz mısın sen?"

    Sululuk etmek: Cıvıklık etmek, taşkın hareketlerde bulunmak, ciddi davranmamak."Sululuk etmeyi bırak da çalışmaya bak."
     
  7. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Surat asmak: Kaşlarını çatıp yüzüne küskün ve dargın bir anlam vermek.

    Surat bir karış: Öfkeli, kızgın, üzüntülü ve somurtkan."Yanına vardığımızda suratı bir karıştı."

    Suratını ekşitmek: Hoşnutsuzluğunu yüz ifadesiyle belli etmek."Bütün gün suratını ekşitip durdu."

    Sus payı: Bir kimseye bildiklerini söylememesi karşılığında verilen para, susmalık.

    Suya götürüp susuz getirmek: Birinden çok kurnaz olmak, onu aldatabilecek kadar akıllı ve kabiliyetli olmak.
     
  8. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Suya sabuna dokunmamak: Sakıncalı konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini incitmeyecek yol tutmak."Başına gelen son belâdan sonra suya sabuna dokunmamaya karar verdi."

    Suyu bulandırmak: İyi, olumlu, yolunda giden bir işi art niyetle karıştırmak."Sen de suyu bulandırmasan olmaz değil mi?"

    Suyu kaynamak: İş başından uzaklaştırılması zamanı yakın olmak."Sen de suyu kaynayanlar arasında yer alıyorsun."

    Suyu mu çıktı?: "Beğenilmeyecek nesi var, ne kusurunu gördün ki orada kalmıyorsun?" anlamında kullanılır.
     

Sayfayı Paylaş