1. Yorumla.Net yayın hayatına son verecektir. Bugüne kadar desteğinden ve katkılarından dolayı herkese teşekkür ederiz.

Deyimlerin Öyküsü

Konu, 'Edebiyat ve Felsefe' kısmında . Melodi . tarafından paylaşıldı.

  1. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Sözü ağzında bırakmak: Söylemekte olduğu şeyi bitirmesine fırsat vermemek, engel olmak.

    Sözü bağlamak: Konuştuklarını bir sonuca vardırmak, konuşmayı sonuçlandırmak."Sözü bağlamasına az bir zaman kalmıştı ki bir gürültü koptu."

    Sözü çiğnemek: Söyleyeceklerini açık ve kesin ortaya koyamamak, istediğini söyleyememek.

    Sözü (bir şey e) getirmek: Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak."Söylesene açıkça, sözü nereye getirmek istiyorsun?"

    Sözü kesmek: 1. Söyleyeceklerini bitirmeden susmak. 2. Başkasının konuşmasına engel olmak."Bir anda sözünü kesip kürsüden indi."
  2. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Sözüm meclisten dışarı: "Konuşmam arasında hoşunuza gitmeyecek, kaba olabilecek, ağza alınması doğru olmayan sözler kullanacağım ancak bunların sizinle ilgisi yoktur" anlamında kullanılır.

    Sözüm ona: "Güya, sanki, sözde" anlamlarında kullanılır.

    Sözünde durmak: Verdiği sözün gereğini yerine getirmek."Demek sözünde duracaksın, iyi."

    Sözünden çıkmamak: Birinin isteklerine, öğütlerine kulak vermek, o ne derse onu yapmak.

    Sözüne gelmek: En sonunda karşı çıktığı kimsenin fikrini kabul etmek."Demek sözüme geldin, o hâlde gidelim."
  3. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Sözünü balla kestim: "Sözünüzü kesmemi hoş görün; özür dilerim, sözünüzü kesmek zorunda kaldım" anlamında kullanılır.


    Sözünü esirgememek: Ne düşünüyorsa söylemek, kimseden çekinmemek, karşısındakini kıracağım diye kaygılanmamak."Ondan sözümü esirgeyecek değilim, tamam mı?"


    Sözünü geri almak: Söylemiş olduğu sözün doğru olmadığını kabul ederek söylenmemiş sayılmasını istemek."Sözünü geri al, yoksa karışmam!"


    Sözünün eri olmak: Verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getiren bir kişi olmak."Ona güvenin, o sözünün eri olan birisidir."


    Sözünü tutmak: 1. Verdiği sözü yerine getirmek. 2. Birinin verdiği öğüde uymak."Babanın sözünü tut, zararlı çıkmazsın."
  4. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Sözünü yabana atmamak: Bir kimsenin söylediklerine önem vermek."Öğretmenin sözünü yabana atma sakın."

    Sucuk gibi ıslanmak: Baştan aşağı, elbisesinin ve vücudunun her yanına su değmek."Hortumu üstüme tutup beni sucuk gibi ısladı."

    Sudan cevap: Üstünkörü, tutar yanı olmayan, baştan savma cevap."Ne sordumsa sudan cevaplar aldım."

    Sudan ucuz: Çok ucuz, âdeta bedava gibi."Sizin orda elbiseler sudan ucuzmuş öyle mi?"

    Su dökünmek: Yıkanmak."Buz gibi havada bile su dökünmekten kaçınmaz."
  5. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Su gibi akmak: 1. Zamanın çok hızlı geçip gitmesi. 2. Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.)."Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"

    Su gibi bilmek: Çok iyi, yanlışsız bilmek veya okumak."Senin konunu da su gibi biliyorum."

    Su gibi ezberlemek: Çok iyi, yanlışsız ve takılmadan söyleyebilecek ölçüde ezberlemek.

    Su gibi gitmek: Bol bol harcamak."Paralar su gibi gitti."

    Su götürmez: Kesin, başka bir yoruma açık olmayan."Şu anlattıkları su götürmez gibi geliyor bana."
  6. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Su götürür olmak: Çeşitli yorumlara elverişli olmak.

    Su içinde kalmak: Çok terleyip sırılsıklam olacak biçimde ıslanmak.

    Su katılmamış: Saf, katıksız, bozulmamış, başka bir etkiyle değişmemiş olan, hilesiz.

    Su koyvermek: 1. Sebze ve et pişerken suyunu salıvermek. 2. Cıvıtmak, sözünde durmamak."Su koyvermeden çalışamaz mısın sen?"

    Sululuk etmek: Cıvıklık etmek, taşkın hareketlerde bulunmak, ciddi davranmamak."Sululuk etmeyi bırak da çalışmaya bak."
  7. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Surat asmak: Kaşlarını çatıp yüzüne küskün ve dargın bir anlam vermek.

    Surat bir karış: Öfkeli, kızgın, üzüntülü ve somurtkan."Yanına vardığımızda suratı bir karıştı."

    Suratını ekşitmek: Hoşnutsuzluğunu yüz ifadesiyle belli etmek."Bütün gün suratını ekşitip durdu."

    Sus payı: Bir kimseye bildiklerini söylememesi karşılığında verilen para, susmalık.

    Suya götürüp susuz getirmek: Birinden çok kurnaz olmak, onu aldatabilecek kadar akıllı ve kabiliyetli olmak.
  8. . Melodi .

    . Melodi . Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    8 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    5.772
    Beğeniler:
    80
    Nereden:
    İzmir
    Suya sabuna dokunmamak: Sakıncalı konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini incitmeyecek yol tutmak."Başına gelen son belâdan sonra suya sabuna dokunmamaya karar verdi."

    Suyu bulandırmak: İyi, olumlu, yolunda giden bir işi art niyetle karıştırmak."Sen de suyu bulandırmasan olmaz değil mi?"

    Suyu kaynamak: İş başından uzaklaştırılması zamanı yakın olmak."Sen de suyu kaynayanlar arasında yer alıyorsun."

    Suyu mu çıktı?: "Beğenilmeyecek nesi var, ne kusurunu gördün ki orada kalmıyorsun?" anlamında kullanılır.

Sayfayı Paylaş