Cezmi - Namık Kemal

Konu, 'Edebiyat' kısmında N-DeR tarafından paylaşıldı.

  1. N-DeR

    N-DeR Yeni yorumcu

    Kayıt:
    26 Mart 2008
    Mesajlar:
    14.835
    Konular:
    1.016
    Beğeniler:
    51
    Nereden:
    Ankara
            
    Cezmi

    Yazar: Namık Kemal
    Yayınevi: Timaş
    Hazırlayan: Recep Şükrü Güngör
    Basım Yeri: İstanbul
    Sayfa Sayısı: 328

    KİTAP HAKKINDA
    Şâir kimliği ile tanıdığımız Namık Kemal’in iki romanı var: İntibah, Cezmi.

    İlk olarak İntibah’ı dört yıl aradan sonra da Cezmi’yi yazmıştır. Midilli adasında kaleme alınan bu romanın konusu Osmanlı tarihinden alınmıştır.

    İntibah ilk edebî romanımız, Cezmi ise ilk tarihî romanımız kabul ediliyor.

    Cezmi romanı yazarın tasarladığı şekilde bitmemiştir. Yazar bu romanın ikinci cildini de yazacağını bildirmiş fakat sonra bunu yapamamıştır. Bizce Namık Kemal, bu kitapta anlattığı muhteşem yıllardan sonra, kötüye giden bir tarihi anlatmak istememiştir. Ömrünün yetmediği de tarihi bir gerçektir.

    Namık Kemal, İntibah’ta işlediği duygu yoğunluğunu bu romanında da işlemiştir. Hayalî unsurlara bolca yer vermiştir. Olaylar trajik bitmişti. Karakterler subjektif açıdan ele alınmıştır. Yazarımızın şiir üslûbunu romanda da sürdüğünü görüyoruz. Bu durum, yazarımızın, romantizminden çokça etkilendiğini gösteriyor.

    Namık Kemal, bu eserini İslam birliği fikrini anlatmak için yazmıştır.

    Midilli adasında yazılan Cezmi parça parça yayınlanmıştır. 1963’te yeni harflere aktarılan Cezmi’nin kısa sürede birden çok baskısı yapılmıştır. Bu eserin çok okunmasını sağlayan en önemli husus şudur: Tarihin tarihî romanla anlatılmış olmasıdır. Cezmi’de üç devletin tarihi anlatılır: Osmanlı, İran ve Kırım Hanlığı.

    İstanbul’da başlatılan olay, savaşları takip ederek İran sınırına, oradan Kırım’a son olarak da İran’a kadar uzanır. Romanın çoğunluğunu son bölüm oluşturur.

    Cezmi bilgin, şair ve savaşçı kimliğiyle Namık Kemal’in kendisini andırıyor. Ciritte, atlı sporlarda usta bir kahramandır. Yazarımız bu eserinde adeta kendi gençliğini görüyor.

    Romanın kahramanı Cezmi hem şairdir hem de bir savaşçıdır. Mîrahur Ferhat Ağa ata iyi bindiği için; II. Selim’in hocası Nev’i de iyi kalem kullandığı için Cezmi’yi takdir ederler ve korumalarına alırlar. Baş tarafta Cezmi uzun uzun tanıtılır. Fizikî ve ruhî portresi verilir. Teknik olarak yeterli değildir, ama Namık Kemal’in dönemine göre değerlendirecek olursak yazarımızın roman tekniğini hayli bildiğini görürüz.

    II. Selim zamanında Türk-İran seferlerine katılan Cezmi, ordu komutanı Özdemiroğlu Osman Paşa’nın dikkatini çekiyor. Paşa Cezmi’yi yanın çağırıyor ve takdir ediyor. Bu arada Kırım ordusu Giray Han’la da tanışıyor ve onun da takdirini kazanıyor.

    Savaş sırasında Adil Giray ile Gazi Giray İranlılara esir düşüyor. O sıralarda İran’ı, Şah’ın gözleri kör olduğu için karısı Şehriyar ile kız kardeşi Perihan yönetiyor.

    Adil Giray sarayda esir tutuluyor. Gazi Giray ise Kahkaha kalesine gönderiliyor. Şehriyar ile Perihan Adil Giray’a âşık oluyorlar. Adil Giray sadece Perihan’ı seviyor. Perihan genç ve güzel olmasının yanında mezhepçe de sünnî’dir. Bu aşk meselesi saraydaki iki hanımı birbirine düşürür. Büyük rekabetler başlar. Perihan savaşçı bir kızdır. Şehriyar entrikalar çevirerek Adil Giray’ı elde etmeye çalışır. Perihan ile Adil ise İran sarayını Şiilerin elinden kurtarmak için planlar tertiplemektedirler. Bunun için kendilerine yardım edebilecek yegane kahraman Cezmi’dir. Cezmi’yi gizlice İran’a çağırırlar. İran’a bir derviş kılığında giren Cezmi, Adil ile Perihan’ın İslam birliği için çalıştığını öğrenir ve onlara yardım için kendini her tehlikeye atmaktan geri durmaz.

    Şehriyar ise Mirza Süleyman’la anlaşarak Perihan’ı ve Adil Giray’ı öldürme planları yapar. Onların kaçacakları haberini alınca Adil Giray’ın odasında koşar, oradan çıkarken Adil Giray’ı öldürmekle görevli Şiî koruyucular kendini görürler. Şehriyar kocasının yatak odasına sığınır. Fakat kinli, gayzlı koruyucular onu kocasının kucağından alırlar parçalarlar.

    Bu arada diğer tarafta Adil’e ve Perihan’a yardım için bekleyen Cezmi yaralanır. Perihan ve Adil Giray koruyucularla kahramanca mücadele ederler ama o kadar kalabalıktan sağ kurtulamazlar.

    Cezmi onların cesetlerini gömdükten sonra Abbas isimli bir yardımcının aracılığı ile derviş kıyafeti bulur ve yurda döner.

    Namık Kemal 16. yüzyılı içine alan bir eser yazmaya başlamış fakat ne acı ki, tamamlayamamıştır.

    Cezmi, tarihî bir romandır fakat, anlatıldığı devrin dili değil, yazıldığı devrin dili kullanılmıştır.

    Kahramanlar yazarın verdiği taşıyor. Mirza Hamza eğlenceyi seven zevkten başka düşüncesi olmayan bir adamdır. Şah olayları anlamaktan acizdir. Olay akışı içinde hissettirilebilirken yazarın dilinden söylenmesi... ilk romanlarımız için bu kadarcık hatanın olması gayet normaldir.

    YAZAR HAKKINDA
    Osmanlı, şair ve yazar. Batı edebiyatının yazın türlerini ilk kez Türk toplumsal yaşamına sokmuştur. 21 Aralık 1840'ta Tekirdağ'da doğdu, 2 Aralık 1888'de Sakız Adası'nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal'dir, Namık adını ona Şair Eşref Paşa vermiştir. Arapça ve Farsça öğrendi. 1863'te Babıali Tercüme Odası'na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1868'de M. Fazıl Paşa'nın desteğiyle Hürriyet adı altında bir gazete çıkardı. 1876'da I. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-i Esasi'yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1879'da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884'te Rodos, 1887'de Sakız Adası'na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu'da Bolayır'da gömüldü. Şinasi'yle tanışıncaya değin, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilenmiştir. Şinasi'yle tanışmasından sonra şiirlerindeki içerik de değişmiştir. Günlük konuşma dilinden alıntıların yanı sıra, o zamana değin geleneksel Türk şiirinde görülmemiş olan "hürriyet kavgası", "esaret zinciri", "vatan", "kalb-i millet" gibi yepyeni kavramlarla birlikte, doğrudan doğruya düşüncenin aktarılmasını amaçlayan bir tür "manzum nesir" oluşturmuştur. Bosna-Hersek Savaşları, 93 Savaşı gibi olayların yarattığı sonuçlar, onun yazdığı vatan şiirlerini etkilemiştir. Bu şiirlerin en tanınmışları arasında "Vaveyla", "Vatan Mersiyesi", "Vatan Şarkısı" ve "Hürriyet Kasidesi" yer alır. Namık Kemal şiirleriyle şiir tekniğine büyük bir katkıda bulunmuş sayılmazsa da o günler için alışılmamış diri bir sesle konuşmuş olması ve yapıtlarına kattığı yeni kavramlarla Türk şiirini Divan şiirinin edilgen edasından kurtarmıştır. Bütün bu nitelikler onun Vatan Şairi olarak anılmasına yol açmıştır. Tiyatro türüne özellikle önem veren Namık Kemal, altı oyun yazmıştır. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistire yalnız ülke için değil, Avrupa'da da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir. Magosa'dayken yazdığı Gülnihal'de baskıya ve zulme karşı duyduğu tepkiyi dramatik bir biçimde dile getirmiştir. Oyunun sahnelenmesinde pek çok bölüm sansür tarafından çıkarılmıştır. Namık Kemal yine Magosa'da yazdığı Akif Bey'de, yurtsever bir deniz subayının göreve koştuğu sırada karısının kendisine bağlılık göstermeyişini anlatırken, ahlaksal bir yorum da getirir. Zavallı Çocuk'ta görücü yoluyla evlenmeye karşı çıkar. On beş perdelik Celaleddin Harzemşah, Namık Kemal'in en beğendiği yapıtı olarak bilinir. Oyun, Moğollar'a karşı İslam dünyasını koruyan Celaleddin Harzemşah'ın kişiliği çevresinde gelişir. Bu yapıtta Namık Kemal, İslam birliği düşüncesini kapsamlı bir biçimde sergilemiştir. Namık Kemal'in ilk romanı olan İntibah 1876'da yayımlanmıştır. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılabilir. Eleştirmenler Namık Kemal'in bu romanda yüksek bir edebi düzey tutturamadığı görüşünde birleşirler. Dört yıl sonra yayımladığı Cezmi, tarihsel bir romandır. Kırım Şehzadesi Adil Giray'ın yaşadığı aşk ve Cezmi'nin onu kurtarmak isterken geçirdiği serüvenlerle gelişen romanda, Namık Kemal'in tam anlamıyla Avrupa Romantizmi'nin etkisinde olduğu izlenir. Namık Kemal'in yaşamı boyunca ilgi duyduğu alanlardan birisi de tarihtir. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş ve yükseliş dönemlerini anlattığı Devr-i İstila yayımlandığında büyük ilgi görmüştür. 1872'de çıkan Evrak-ı Parişan'da, Selahaddin Eyyubi, Fatih gibi tarihi kişilikleri, Barika-i Zafer'de İstanbul'un alınışını anlatır. Ahmed Nafiz takma adıyla yayımladığı Silistire Muhasarası ve Kanije, yine Osmanlı tarihine ilişkin kahramanlık olaylarını ele alan kitaplardır. Namık Kemal'in, tarih konusunda en kapsamlı çalışması olan Osmanlı Tarihi'nde, Hammer'in etkisinde kaldığı, yapıtın bilimsel olmaktan çok, eğitici değer taşıdığı konusunda görüşler ileri sürülmüştür. Yarım kalan bu yapıtın ilk basımı II. Abdülhamid tarafından yasaklanmıştır. 1975'te yayımlanan Büyük İslam Tarihi adlı yapıtındaysa Namık Kemal, İbn-i Haldun, İbn-i Rüşd gibi yazarlardan yararlanmış olduğunu belirtmiştir. Namık Kemal romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye'ye ilk getiren kişilerden biri olmuştur. En önemli eleştiri yapıtları Tahrib-i Harabat ile Takip'dir. Eleştirilerinde canlı, dolaysız bir üslup kullanmıştır. Tahrib-i Harabat, Ziya Paşa'nın Harabat adlı güldestesine karşı yazılmış sert bir eleştiri niteliğindedir. Takip de yine aynı güldestenin ikinci cildini eleştirir. Mukaddeme-i Celal eleştirisinde Namık Kemal, Batı edebiyatı ile Doğu edebiyatını karşılaştırmış, tiyatro, roman türleri üstünde durmuştur. Namık Kemal gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yer alır. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazmıştır. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadardır. Bunlarda düzyazıdaki üstün yeteneğini ortaya koyduğu ve çok etkili bir üslup yarattığı kabul edilir.

Sayfayı Paylaş