Alerji ve Çeşitleri

Konu, 'Sağlık ve Psikoloji' kısmında Kimse_siz tarafından paylaşıldı.

  1. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Doğal Salisilatlar
    Salisilat yapısındaki maddelere (başlıca asetil salisilik asit< Resme gitmek için tıklayın >
    yani aspirin) karşı aşırı duyarlılık salisilat intoleransı olarak adlandırılır. İntolerans olan kişilerde< Resme gitmek için tıklayın >
    salisilatların küçük dozları bile ürtiker< Resme gitmek için tıklayın >
    anjioödem ve astım atağı gibi şikayetlere neden olmaktadır.
    Salisilatların en önemli kaynağı kuşkusuz ilaçlardır: Acetyl-salicylic acid (aspirin)< Resme gitmek için tıklayın >
    Methyl salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Sodium salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Benzyl salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Choline salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Disalcid ethyl salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    İsoamyl salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Magnesium salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Octylsalicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Phenylethyl salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Salicylate< Resme gitmek için tıklayın >
    Salicylic acid< Resme gitmek için tıklayın >
    Salicylaldehyde< Resme gitmek için tıklayın >
    Salicylamide< Resme gitmek için tıklayın >
    Salsalate.
    Diğer bir önemli kaynak hazır gıdalardır. Salisilatlar< Resme gitmek için tıklayın >
    gıda endüstrisinde çeşitli amaçlarla kullanılan önemli bir katkı maddesidir.
    Başka bir kaynak ise doğal gıdalardır.
    Salisilatlar birçok bitki tarafından yapılan doğal kimyasal bir maddedir. Bitkilerin salisilatları kendilerini zararlı böceklerden korumak için ürettikleri düşünülmektedir. Genellikle bitkilerin köklerinde (patates< Resme gitmek için tıklayın >
    turp)< Resme gitmek için tıklayın >
    kabuklarında (patlıcan) ya da yapraklarında bulunmaktadır.
    Doğal salisilatlar ve aspirinin duyarlı kişilerdeki etkileri aynı mıdır? Bu konu tartışmalıdır. Ancak kronik ürtiker veya aspirine bağlı astım şikayetleri olan hastalarda< Resme gitmek için tıklayın >
    doğal salisilatlardan sakınmak faydalı olmaktadır. Çünkü salisilat duyarlılığı yüksek olan kişilerde çok küçük dozlar bile bazen sorun oluşturabilmektedir.
    Peki gıdalar ne oranda doğal salisilat içermektedir? Aşağıdaki tabloda gıdalardaki doğal salisilat miktarları miligram olarak verilmiştir.
    ÖNEMLİ BİR AYRINTI:
    Verilen değerler gıdaların "taze" şekilleri içindir. Pişirme işlemi ile doğal salisilat miktarı düşmektedir.
    Roccozell bunu beğendi.
  2. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Diskus
    Diskus astım tedavisinde kullanılan inhalasyon cihazlarından bir diğeridir.
    Uygulanacak olan ilaç cihazın içinde şerit şeklinde bir blister yapı içindedir.
    İlaç ile birlikte taşıyıcı madde olarak laktoz (bir çeşit şeker) bulunmaktadır.
    Kortikosteroid< Resme gitmek için tıklayın >
    bronkodilatör (hava yolu genişletici) ve bunların karışımını içeren formları vardır.
    Kullanım tekniği diğerlerinden farklı değildir.

    Nasıl kullanılır ?
    Diskusunuzu kapalı olarak muhafaza ediniz.
    Açmak için cihazın çentiğine başparmağınızı yerleştirip çevirin
    Kapak açılınca ortaya çıkan mandalı en son noktaya kadar itiniz.Bu esnada diskusun doz göstergesi 1 azalırken ağızlık bölgesindeki hazneye 1 doz ilaç boşalacaktır.
    Öncelikle nefesinizi boşaltın< Resme gitmek için tıklayın >
    cihazı dudaklarınız arasında boşluk kalmayacak şekilde ağzınıza yerleştirinve sonra HIZLI ve DERİN bir nefes alın.
    Solunum hareketi ile (derin nefes alma) diskus içindeki ilaç akciğer hava yollarına (bronşlara) ulaşacaktır. Bu esnada ağzınıza laktoz tadı (tatlı) gelecektir.
    Kullanım sonrasında diskusun kapağını tekrar kapatın .
    Kortikosteroid içeren diskus kullandıktan sonra (Seretide veya Flixotide) MUTLAKA su ile ağız çalkalanmalı ve gargara yapılmalıdır. (BU SUYU YUTMAYINIZ)
  3. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Alerjik Hastalık Çocukda Ne zaman Başlar ?
    Genetik yatkınlık ve çevredeki alerjenin bir araya gelmesi ile önce vücutta bebeklik döneminden itibaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılamaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vücudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer alerjen vücuda bir daha ulaşırsa hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde alerjenin etki yarattığı organda anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturur ve hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu eğer alerjik yangı burunda ise hapşırma< Resme gitmek için tıklayın >
    burun akıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    burun kaşıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    gözlerde yanma sulanma ile karakterli olan saman nezlesine< Resme gitmek için tıklayın >
    akciğerde bronşlarda ise hırıltılı nefes alıp verme< Resme gitmek için tıklayın >
    nefes darlığı ve koyu balgam çıkarma ile ortaya çıkan alerjik bronş astımına< Resme gitmek için tıklayın >
    deride ise kaşıntı< Resme gitmek için tıklayın >
    kızarıklık ve kuruluğa neden olan alerjik egzemaya< Resme gitmek için tıklayın >
    barsakda ise karın ağrısı< Resme gitmek için tıklayın >
    ishal< Resme gitmek için tıklayın >
    kusma ve barsaklar dışında bir çok bulguya neden olan besin alerjisine vs neden olur . Alerjiye neden olan bağışıklık sistemimizin çevremizdeki alerjenlere olan anormal ve şiddetli reaksiyonu olduğu ve bağışıklık sistemi hücreleri vücudumuzda kan dolaşımı olan her yerde olduğu için alerji bulguları yalnızca o organda değil bir çok ayrı organda görülebilir. Örneğin sadece migren tipi baş ağrıları< Resme gitmek için tıklayın >
    göğüs ağrıları< Resme gitmek için tıklayın >
    hareketesiz yaşama isteği< Resme gitmek için tıklayın >
    inatçı öksürük< Resme gitmek için tıklayın >
    sık sık ve uzun süreli nezle olma< Resme gitmek için tıklayın >
    çocuklarda büyüme de gerilik gibi bulgular da alerji nedenli olabilir.
  4. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Çocuklar Neden Alerjik Hastalığa Sahip olur ?

    Alerjik hastalığın çıkmasının temel nedeni alerjene karşı verilen reaksiyonda anne babadan gelen kalıtsal bir alerjik yatkınlığın olmasıdır. Bu yatkınlığın olması nedeniyle bebeklik döneminde itibaren çevredeki alerjenlere karşı vücut duyarlı ve reaktif hale gelmekte ve daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle alerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Ayrıca tabiki hastalığın gelişmesi ve doğasını tamamlaması için çevrede yeterli alerjen konsantrasyonu bulunmalıdır. Bu nedenle alerjik hastalıklara genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik hastalıklardır. Bu nedenle insandan insana bulaşmazlar ve taşınmazlar. Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge alerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocuklarında alerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yüksek sıklıkta görülmesidir. Örneğin genel olarak bir toplumdaki alerjik hastalık sıklığı ve riski toplam olarak (alerjik astım< Resme gitmek için tıklayın >
    saman nezlesi....) ortalama % 20 olarak gözlenirken< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik hastalığa sahip olan çocuğun riski % 45’ e< Resme gitmek için tıklayın >
    eğer hem anne hem de baba alerjik hastalığa sahip iken bu risk % 70’ e çıkmaktadır. Ayrıca bilinmesi gerekir ki bir kişi ev tozu akarına karşı alerjik iken diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı alerjik olduğunun nedeni de genetik yatkınlıktır.
  5. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Aşı Tedavisi (İmmunoterapi)
    Allerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan hastalıklardır. Bilinen hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak< Resme gitmek için tıklayın >
    immunoterapi allerjik şikayetleri başlatan en önemli etken olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltabilir.
    Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için< Resme gitmek için tıklayın >
    allerji testlerinin uygulanması< Resme gitmek için tıklayın >
    aşı kararının verilmesi< Resme gitmek için tıklayın >
    planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler< Resme gitmek için tıklayın >
    yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

    İmmunoterapi nedir ?
    Allerjik rinit ve arı allerjisi olanlarda (bazen durumu uygun olan hafif astımlı hastalarda)< Resme gitmek için tıklayın >
    hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç< Resme gitmek için tıklayın >
    hastanın allerjik olduğu maddelere karşı duyarlılığını azaltmak ve allerjik şikayetleri önlemektir.
    İmmunoterapi kimlere uygulanır ?
    İlaç tedavilerinden yeterli oranda fayda görmeyen< Resme gitmek için tıklayın >
    şikayetleri yılboyu devam eden< Resme gitmek için tıklayın >
    ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan ya da ilaca bağlı yan etkilerin gözlendiği ve aşı uygulanmasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır.
    İmmunoterapi nasıl etki eder ?
    İmmunoterapide kullanılan aşılar hastanın bağışıklık sistemine< Resme gitmek için tıklayın >
    duyarlı olduğu allerjenlere karşı "allerjik yanıt vermemelerini" öğretir.
    İmmunoterapinin yan etkileri var mıdır ?
    Enjeksiyonlardan hemen sonra bazen allerjik reaksiyonlar görülebilir. En sık gözlenen enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik oluşmasıdır.
    Çok daha nadir olarak ta vücutta kızarıklık ve şişlik< Resme gitmek için tıklayın >
    nefes darlığı< Resme gitmek için tıklayın >
    öksürük gibi bulguların ortaya çıktığı şiddetli reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içinde geliştiğinden< Resme gitmek için tıklayın >
    hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi gereklidir. Bu reaksiyonlar ivedi olarak tedavi edilir ve ortadan kaldırılır.
    İmmunoterapinin bilinen başka bir yan etkisi yoktur.
    Gebelikte immunoterapi uygulanır mı?
    Gebelik sırasında yeni bir immunoterapi programına başlanmaz.
    İmmunoterapi enjeksiyonları devam ederken hamilelik gelişen hastalarda ise< Resme gitmek için tıklayın >
    sorunsuz süren bir immunoterapi programına doz artırımı yapmadan devam edilebilir. İmmunoterapiye bağlı bebekte anormallik gelişmesi diye bir durum sözkonusu değildir.
    ANCAK< Resme gitmek için tıklayın >
    bu konuda çoğu merkezin genel yaklaşımı (gelişebilecek bir sistemik reaksiyon ve onun tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar vs gibi durumlar gözönüne alınarak) gebelikte immunoterapinin kesilmesi gibi emniyetli bir yolun seçilmesidir.
    İmmünoterapide hastaların uyması gereken kurallar nelerdir?
    Aşıların faydalı etkileri en erken 6 -12 ay içinde ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine de devam etmeleri gereklidir.
    Hastalar enjeksiyon için geldiğinde; bir önceki enjeksiyon sonrasındaki saatlerde sorun olup olmadığını< Resme gitmek için tıklayın >
    halen herhangi bir şikayetleri olup olmadığını doktorlarına ifade etmelidirler.
    Enjeksiyondan sonraki ilk saatlerde aşırı fiziksel aktivite ve sıcak banyo yapılmamalıdır.
    Herhangi bir nedenle başka bir hekim tarafından başlanmış olan "allerji dışı" ilaçlar hekime bildirilmelidir.
    Enjeksiyondan sonra en az 30 dakika süre ile enjeksiyon yapılan merkezden ayrılmamalıdır.
    Enjeksiyonlar nerede uygulanmalıdır?
    İmmunoterapi enjeksiyonları mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler< Resme gitmek için tıklayın >
    yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları kontrolünde ve reaksiyon geliştiğinde acil tedavilerin uygulanabileceği merkezlerde< Resme gitmek için tıklayın >
    deneyimli sağlık personelince yapılmalıdır. Aşılar kesinlikle evde ya da iş yerinde yapılmamalıdır. Bu çok hatalı bir davranıştır.
    Aşıların içinde ne var?
    Aşıların içinde< Resme gitmek için tıklayın >
    hastanın allerjik olduğu allerjenler (polenler veya ev tozu akarları gibi) vardır.
    Bu durum ancak deri testleriyle tespit edilebilir !
    Aşılar özel tekniklerle ve steril şartlarda hazırlanmaktadır.
    Günümüzde genellikle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ve ruhsatlandırılmış aşılar kullanılmaktadır.
    İmmünoterapi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilecek mi?
    İmmunoterapiye başlar başlamaz allerjik şikayetlerin kaybolmasını beklemek doğru değildir. Çünkü bu tedavinin faydalı etkileri en erken 6 ay-1 yıl içinde ortaya çıkmaya başlar.
    Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine devam etmeleri gereklidir.
    Aşı tedavisine başlandı diye ilaçları birden kesmek< Resme gitmek için tıklayın >
    allerji şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olacaktır.
    Allerji ilaçlarına ne kadar süreyle ve hangi dozlarda devam edileceği size bildirilecektir.
    İmmunoterapiden ne oranda fayda göreceğim tedavi öncesinden belli midir ?
    Bu değişik faktörlerin bir arada bulunmasına bağlıdır. Deneyimli bir Allerji Uzmanı< Resme gitmek için tıklayın >
    tedaviye başlamadan önce bu faktörleri ayrıntılı olarak değerlendirir ve daha sonra aşı kararını verir.
    Allerji testi ile allerjik olduğu tespit edilen herkese aşı başlamak modern allerji bilimine uygun değildir. Ancak ne yazık ki deneyimsiz ellerde bu tür uygulamalar sıklıkla gerçekleşmektedir.
    İmmunoterapinin etkili olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?
    Aşı tedavisinin faydalı olup olmadığına< Resme gitmek için tıklayın >
    belli aralıklarla hastanın allerjik şikayetleri derecelendirilerek< Resme gitmek için tıklayın >
    aşı öncesi dereceler ile karşılaştırılmasıyla karar verilir. Bunun dışında bilinen daha faydalı bir yöntem yoktur.
    Belli aralıklarda allerji deri testleri veya kan tetkiklerinin tekrar yapılması SADECE arı allerjisi için yapılan immunoterapilerde faydalıdır.
    İmmunoterapi ne kadar süreyle uygulanır ?
    Aşılar ortalama 4 yıl süreyle uygulanır. Bu her hasta için standart değildir. Gerekirse daha uzun süreler uygulanabilir. Bunun herhangi bir zararı yoktur.
    ANCAK< Resme gitmek için tıklayın >
    bir hasta ortalama 18 ay süreyle aşılardan hiç fayda görmemiş ise< Resme gitmek için tıklayın >
    o tedaviye devam edilmesi uygun değildir.
    İmmunoterapi enjeksiyonları hangi aralıklarla yapılır ?
    Tedavinin başlangıcında haftada bir kez uygulanır. Belli bir doza gelindiğinde (idame dozu) bu süre uzar< Resme gitmek için tıklayın >
    onbeşgünde bir< Resme gitmek için tıklayın >
    ayda bir gibi aralıklara sırasıyla geçilir.
    SIKLIKLA SORULAN DİĞER BAZI SORULAR VE CEVAPLARI:
    İmmunoterapi hakkında bazı hastaların ve hekimlerin yanlış düşünce ve bilgileri vardır. Sık karşılaştığımız bu "endişeli" sorulara birkaç örnek vermek gerekirse:
    Aşıların için de kortizon var mı?
    Hayır.
    Aşılar alışkanlık (!) yapar mı ?
    Hayır.
    Aşılar kilo aldırır mı ?
    Hayır.
    Aşılar başka hastalıklara neden olur mu ?
    Hayır.
    Aşılar akciğerlerimi "bozar" mı?
    Hayır.
  6. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Anafilaksi (Anafilaktik Şok)

    Anafilaksi (anafilaktik şok) allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Dakikalar içinde ortaya çıkar ve çok hızlı seyreder. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler. Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir.
    Astımda görülen nefes darlığı< Resme gitmek için tıklayın >
    solunum sıkıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    boğulma hissi; allerjik rinitte görülen burun ve göz kaşıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    burun akıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    hapşırma nöbetleri; ürtikerde görülen vücutta kaşıntılı kabarıklıklar; anjioödemde görülen şişlikler; gıda allerjilerinde görülen karın ağrısı< Resme gitmek için tıklayın >
    bulantı< Resme gitmek için tıklayın >
    kusma; ve tüm bunlara ek olarak tansiyon düşüklüğü ve kalpte çarpıntı...
    Anafilaktik reaksiyonun şiddetine bağlı olarak bu bulguların tamamı ya da birkaçı birlikte görülebilmektedir.
    Başlangıç Bulguları
    İç sıkıntısı ve ölüm korkusu
    Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
    Baş dönmesi ve bayılma hissi
    Cilt Bulguları
    Ciltte karıncalanma< Resme gitmek için tıklayın >

    Ürperme
    Sıcak basması
    Tüm vücutta kızarıklık
    Ürtiker ve Anjioödem
    Mide-Bağırsak Bulguları
    Bulantı-Kusma
    Karın ağrısı< Resme gitmek için tıklayın >

    Karın krampları
    İshal
    Solunum Yolları Bulguları
    Burun akıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    Hapşırma
    Ses kısıklığı< Resme gitmek için tıklayın >
    Boğazda dolgunluk ve boğulma hissi
    Göğüste sıkışma hissi
    Solunum yetmezliği
    Vizing (hışıltı)
    Kalp ve Damar Sertliği Bulguları
    Tansiyon düşüklüğü
    Taşikardi (çarpıntı)
    Kalp ritim bozuklukları
    Nörolojik Bulgular
    Baş dönmesi-Bayılma
    Oryantasyon bozukluğu
    Nöbet - Şuur kaybı - bayılma
    İdrar veya gaita kaçırma
    Anafilaksi çok hızlı seyredebilen bir klinik tablodur. Ani olarak başlar ve dakikalar içinde şiddetlenir. Bunu bir dinamit fitilinin yanmasına benzetebiliriz. Kısa sürede müdahale ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Yani dinamite ulaşmadan fitilin söndürülmesi gerekir. Eğer vaktinde tedavi uygulanmaz ise şok tablosu ortaya çıkar ve hastanın hayatını tehdit eder bir durum ortaya çıkar
  7. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Allerjik Rinitlerde Şikayetleri Artıran Faktörler

    Burun estetik kaygılarımıza en fazla maruz kalan organımızdır. Çoğu insan güzel görünümlü bir buruna sahip olmak ister ve bunu gerçekleştirmeye çalışır.
    ANCAK< Resme gitmek için tıklayın >
    önemli fizyolojik fonksiyonları olan bu organ bazı insanlarda görüntüden daha ciddi bir soruna neden olur: Rinit !
    Rinit burun iç kısmını döşeyen ve mukoza adı verilen dokunun inflamasyonudur (iltihabi reaksiyonu). Rinitlerin yaklaşık yarısı allerjiye bağlıdır.
    Rinit sık görülen bir hastalıktır. Toplumun ortalama %10 'unda allerjik rinit vardır. Bu oran diğer allerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.
    Allerjik ya da değil< Resme gitmek için tıklayın >
    rinitler her yönüyle önemli hastalıklardır.


    RİNİTLER ÖNEMLİ HASTALIKLARDIR
    1. Rinit belirtileri (burun akıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    hapşırma< Resme gitmek için tıklayın >
    burun kaşıntısı< Resme gitmek için tıklayın >
    burun tıkanıklığı< Resme gitmek için tıklayın >
    koku almada azalma< Resme gitmek için tıklayın >
    konjunktivit...) günlük yaşamı olumsuz etkiler.
    2. Yorgunluk< Resme gitmek için tıklayın >
    algılama güçlüğü< Resme gitmek için tıklayın >
    uyku bozukluğu gibi dolaylı rinit belirtileri de günlük yaşamı olumsuz etkiler.
    3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulmayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz antibiyotik tedavileri maliyeti artırmaktadır.
    4. Birlikte bulunabilen hastalıklar (sinüzit< Resme gitmek için tıklayın >
    orta kulak iltihabı< Resme gitmek için tıklayın >
    polipler ve astım) rinitlerin önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve rinit birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur.

    MEVSİMSEL ALLERJİK RİNİTLERDE: Polenlerin türü< Resme gitmek için tıklayın >
    şikayetlerin süre ve şiddetini belirler.
    İlkbaharın erken dönemlerinde ortaya çıkan allerjik rinit genellikle ağaç polenlerine bağlıdır.
    Hastanın çayır poleni allerjisi varsa şikayetler genellikle ilkbaharın ilerleyen aylarında ve yaz başında ortaya çıkmaktadır.
    Yabani ot polenleri ise yaz ortasından başlayıp sonbahara kadar allerjik rinit şikayetlerine neden olur.

    YILBOYU DEVAM EDEN ALLERJİK RİNİTLERDE:
    En önemli allerjen ev tozu akarlarıdır (mite). Hastanın yaşadığı ortamda sürekli olarak akar allerjenlerine maruz kalması şikayetlerinin yılboyu devam etmesine neden olur.
    Hamamböcekleri de önemli bir ev içi allerjen kaynağıdır. Allerjisi olanlar< Resme gitmek için tıklayın >
    hamamböceği allerjenlerine maruz kaldıklarında rinit şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
    Diğer bir ev içi allerjen ise ev hayvanı allerjenleridir. Özellikle kedi antijenleri çok önemlidir. Bulaştığı ortamda aylarca varlığını devam ettirebilir. Sadece ev içinde değil< Resme gitmek için tıklayın >
    okul< Resme gitmek için tıklayın >
    işyeri ve toplu taşıma araçlarında da yüksek düzeylerde tespit edilmiştir.
    Ayrıca mantar (küf) allerjisi olanlarda< Resme gitmek için tıklayın >
    eviçi mantarlara maruziyet şikayetleri tetikleyecektir.
    TÜM BU ALLERJENLER DIŞINDA:
    Allerjik rinitlerde< Resme gitmek için tıklayın >
    burun mukozası çok hassas bir hale geldiğinden< Resme gitmek için tıklayın >
    birçok faktör allerjen yapısında olmasa bile hastalarda şikayetleri başlatır.
    Bu faktörlerin en başında sigara dumanı gelir. Bu nedenle allerjik rinitli hastalar kesinlikle sigara kullanmamalı ve sigara dumanına maruz kalmamalıdır.
    İyi kokular (parfüm< Resme gitmek için tıklayın >
    deodorant)< Resme gitmek için tıklayın >
    keskin kokular (deterjan< Resme gitmek için tıklayın >
    sabun< Resme gitmek için tıklayın >
    çamaşır suyu)< Resme gitmek için tıklayın >
    kötü kokular ve hava kirliliği de allerjik rinitli hastalarda şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
  8. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Allerji Sözlüğü

    Allerjen: Çevremizde bulunan ve vücudumuzda allerjik yanıt oluşturan maddelere "allerjen" denir. Allerjenler vücudumuza solunum< Resme gitmek için tıklayın >
    sindirim< Resme gitmek için tıklayın >
    enjeksiyon yani iğne batırılması veya cilde temas ile alınabilmekte ve allerjik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedirler. Solunum yolu ile alınan alerjenler ev içi ve ev dışı ortamlarda bulunurlar. Ev içi allerjenlere en iyi örnek "ev tozu akarları" ve nemli ortamlarda üremiş olan "küf mantarları"dır. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek ise "polenler"dir.
    Allerji testi: Allerjik kişilerin özel olarak hangi allerjene karşı reaksiyon verdiğini tespit etmek amacıyla yapılan testlerdir. Allerjik hastalıkların tanısında kullanılan çeşitli allerji testleri vardır. Bunların en sık başvurulan ve en güvenilir olanı cilt testleri olup daha az oranda hastadan kan alınarak da allerji testleri yapılır.
    Allerjik konjonktüvit: Göz küresinin şeffaf< Resme gitmek için tıklayın >
    en dış tabakası olan konjonktivanın allerjik nedenli iltihabıdır. Gözde kızarıklık< Resme gitmek için tıklayın >
    yanma< Resme gitmek için tıklayın >
    sulanma< Resme gitmek için tıklayın >
    kaşıntı ve batma hissi eşlik eder.
    Anaflaksi: Anafilaksi vücutta yaygın ve ciddi bir allerjik reaksiyondur. Allerjenle teması takip eden dakikalar içinde aniden gelişir. Nefes almada zorluk< Resme gitmek için tıklayın >
    bilinç kaybı hatta ölümle sonuçlanabilir. Anafilaksi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Sonrasında ise bir allerji immünoloji uzmanının takibi gerekir. Anafilaksi belli maddelere karşı şiddetli allerjisi olan bazı kişilerde< Resme gitmek için tıklayın >
    o maddeyle temas sonrası gelişir. Anafilaksiye en sık neden olan maddeler; besinler< Resme gitmek için tıklayın >
    ilaçlar ve böcek sokmalarıdır.
    Antihistaminik: Histamin< Resme gitmek için tıklayın >
    insanlarda allerjik yanıtın gelişmesinde önemli bir rolü olan bir aracı maddedir. Antihistaminikler< Resme gitmek için tıklayın >
    histamini bloke ederek allerjik yanıtı kontrol altına alan ya da gelişmesini engelleyen ilaçların genel adıdır.
    Astım: Astım< Resme gitmek için tıklayın >
    solunum yollarının ataklarla seyreden kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi< Resme gitmek için tıklayın >
    solunum yolunu çevreleyen kasların kasılması ve sekresyonlardan oluşan tıkaçlar nedeniyle havanın akciğerlere girip çıkması engellenir.
    Atopi: Çevresel allerjenlere allerjik yanıt vermeye ve bu yolla çeşitli allerjik hastalıklara yakalanmaya genetik olarak yatkın olma durumudur.
    Atopik dermatit: Atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdır. Genellikle ailesinde astım< Resme gitmek için tıklayın >
    allerjik rinit gibi atopi (allerji) öyküsü bulunan kişilerde görülür.
    Egzema: Erken dönemde deride kızarıklık< Resme gitmek için tıklayın >
    kaşıntılı küçük kabarıklıklarla< Resme gitmek için tıklayın >
    uzun dönemde cildin kuruma< Resme gitmek için tıklayın >
    çatlama ve sertleşmesi ile seyreden cilt rahatsızlığıdır.
    Ev tozu akarı: Ev tozu içinde yaşayan< Resme gitmek için tıklayın >
    gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Akarların dışkıları< Resme gitmek için tıklayın >
    ev tozuyla birlikte yayılır ve allerjik yanıta neden olur. Tüylü halılar< Resme gitmek için tıklayın >
    yün yatak< Resme gitmek için tıklayın >
    yorgan ve yastıklar< Resme gitmek için tıklayın >
    pelüş oyuncaklar bunları bol miktarda içeren yüzeyler olduğundan ev tozu akarına allerjik kişilerin yaşadıkları ortamlardan uzaklaştırılmaları istenir.
    Polen: Bitkilerin üreme zincirinde görevli olan tozudur. Polen taneleri genellikle mikroskobik boyutlardadır. Polen tozu binlerce polen tanesi içerir.
    Ürtiker: Kurdeşen olarak da adlandırılan< Resme gitmek için tıklayın >
    etrafı kızarık ortası soluk< Resme gitmek için tıklayın >
    yüzeysel ve kaşıntılı cilt döküntüleridir. Döküntü birden başlar. Kaşıntılı< Resme gitmek için tıklayın >
    ciltten kabarık< Resme gitmek için tıklayın >
    2 milimetreden< Resme gitmek için tıklayın >
    30 santimetreye ulaşabilen değişik boyutlarda ve şekillerde döküntüler söz konusudur
  9. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Allerjen Nedir?
    Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen< Resme gitmek için tıklayın >
    allerjik bir durum geliştirirse< Resme gitmek için tıklayın >
    o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.
    Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani "allerji gelişimine yatkın" bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.
    Polenler
    Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
    Polenler< Resme gitmek için tıklayın >
    çayır-ot (grass) polenleri< Resme gitmek için tıklayın >
    ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
    Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır

    Mantar sporları (küf)
    Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.
    Ev dışında (bitkiler< Resme gitmek için tıklayın >
    hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler< Resme gitmek için tıklayın >
    duşlar< Resme gitmek için tıklayın >
    banyo örtüleri< Resme gitmek için tıklayın >
    klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.
    Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.
    Ev tozu akarları (mite)
    Akarlar gözle görülemeyen< Resme gitmek için tıklayın >
    çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan< Resme gitmek için tıklayın >
    sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen< Resme gitmek için tıklayın >
    ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık< Resme gitmek için tıklayın >
    yatak< Resme gitmek için tıklayın >
    halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması< Resme gitmek için tıklayın >
    hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.
    Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz< Resme gitmek için tıklayın >
    hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.
    Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere< Resme gitmek için tıklayın >
    yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.
    Hayvan allerjenleri
    Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken< Resme gitmek için tıklayın >
    evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.
    Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.
    Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.
    Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.
    Hamamböceği allerjenleri

    Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.
    Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
    Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır
  10. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular
    ALERJİK kişilerin dikkat edeceği EN ÖNEMLİ konu alerjik oldukları maddelerden SAKINMAKTIR.
    KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİN ve SİGARA İÇİLEN ORTAMDA BULUNMAYIN.
    Polenlere alerjikseniz;
    Çiçek açma mevsiminde çiçek tozları ile temastan (piknik yapmak gibi) kaçının< Resme gitmek için tıklayın >

    Çayır< Resme gitmek için tıklayın >
    ot< Resme gitmek için tıklayın >
    ağaç gibi yeşilliklerin çok yoğun olduğu bölgelerden uzak durun.
    Ilık havalarda gece yarısından sabaha kadar pencerelerinizi kapalı tutun. Çünkü< Resme gitmek için tıklayın >
    polenlerin en fazla olduğu zaman sabahın erken şafak vaktidir. Özellikle güneş doğarken uçuşmaya başlarlar< Resme gitmek için tıklayın >

    Bahçede ve ev dışında çalışmaktan ve spor yapmaktan kaçının< Resme gitmek için tıklayın >

    Çiçek tozlarının saçlarınızda kalmasını önlemek için yatmadan önce saçlarınızı yıkayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Günlük giydiğiniz elbiseyi yatak odasında tutmayın< Resme gitmek için tıklayın >
    havalandırın< Resme gitmek için tıklayın >

    Otomobil kullanırken pencereyi ve havalandırmayı kapalı tutun.
    Ev tozu akarları ve küf mantarı sporlarına alerjikseniz;
    Yatağınızda organik yapılmış herşeyi sentetik olanlarla değiştirin. Pamuk< Resme gitmek için tıklayın >
    yün< Resme gitmek için tıklayın >
    at kılı< Resme gitmek için tıklayın >
    kuş tüyü< Resme gitmek için tıklayın >
    çayır atu gibi malzemelerden yapılmış yatak< Resme gitmek için tıklayın >
    yorgan< Resme gitmek için tıklayın >
    yastık< Resme gitmek için tıklayın >
    çarşaf ve örtüleri kullanmayın. Bunların yerine naylon< Resme gitmek için tıklayın >
    elyaf< Resme gitmek için tıklayın >
    sünger gibi sentetik malzemeden yapılmış olanları kullanın< Resme gitmek için tıklayın >

    Yatağınızı< Resme gitmek için tıklayın >
    fermuarlı< Resme gitmek için tıklayın >
    sentetik bir kılıf içinde tam olarak koruyun< Resme gitmek için tıklayın >
    sık sık bu kılıfı yıkayın ya da yatağın kendisini vakumla (elektrik süpürgesi) temizleyin< Resme gitmek için tıklayın >

    Battaniyeler yıkanabilir olmalıdır ve nevresime geçirilerek kullanılmalıdır< Resme gitmek için tıklayın >

    Çarşaf ve yatak örtülerini her gün güneşte havalandırın ya da silkeleyin< Resme gitmek için tıklayın >

    Yastık yüzü ve çarşafları her hafta değiştirin ve 60° C ısıda yıkayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Toz tutan her eşyayı yatak odasından çıkartın. Özellikle halı ve kilim kullanmayın. Yatak odasındaki gömme dolaplarda battaniye< Resme gitmek için tıklayın >
    yünlü şeyler< Resme gitmek için tıklayın >
    keçe şapka ya da diğer toz tutan eşyaların depolanması uygun değildir. Dolap kapılarını kapalı tutun< Resme gitmek için tıklayın >

    Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri açmayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Evinizde kalın kumaş veya kadife perde veya bunlarla kaplı mobilya bulundurmayın. Yer döşemesinin tahta olması< Resme gitmek için tıklayın >
    mobilyaların tahta ya da aaaalden olması önerilir. Odaların< Resme gitmek için tıklayın >
    özellikle yatak odasının boydan boya halı kaplanması kesinlikle sakıncalıdır< Resme gitmek için tıklayın >

    Yıkanabilir pamuklu perdeler ya da jaluzi tipi perdeler tercih edilmelidir< Resme gitmek için tıklayın >

    Alerjik hasta kumaş kaplı mobilya< Resme gitmek için tıklayın >
    divan< Resme gitmek için tıklayın >
    halı ya da kilim üzerinde uzun süre oturmamalıdır. Pamuk< Resme gitmek için tıklayın >
    naylon ya da sentetik kaplı< Resme gitmek için tıklayın >
    kauçukla desteklenmiş eşyalar en iyisidir< Resme gitmek için tıklayın >

    Özellikle yatak odasının rutubetsiz ve 18° C olması gerekir< Resme gitmek için tıklayın >

    Temizliği elektrik süpürgesi ile yapın veya haftada 1 ya da 2 kez odayı nemli bir bezle temizleyin< Resme gitmek için tıklayın >
    yerleri ıslak bezle silin. Eğer mümkünse< Resme gitmek için tıklayın >
    hasta temizlik esnasında ve temizlikten sonraki 3-4 saat süresince odalardan uzak kalmalıdır< Resme gitmek için tıklayın >

    Toz deterjan yerine sıvı deterjan kullanın< Resme gitmek için tıklayın >
    keskin kokulu temizlik maddelerinden sakının.
    Kesinlikle evcil hayvan (kuş dahil) beslemeyin ve evde bitki yetiştirmeyin< Resme gitmek için tıklayın >

    Her türlü sprey< Resme gitmek için tıklayın >
    naftalin< Resme gitmek için tıklayın >
    ağır kokulu maddeleri kullanmayın. Sigara içmeyin ve evde sigara içilmesini yasaklayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Eğer varsa klima ve kalorifer aralarını sık sık temizleyin< Resme gitmek için tıklayın >

    Toz alma veya silkeleme gibi işleri mümkünse başka birisi yapsın< Resme gitmek için tıklayın >
    değilse maske kullanın.
    Astımınız varsa;
    Alerji testi ile saptanan allerjenden sakınmalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    Yakınmaların olduğu dönemlerde;
    Derin soluk alma< Resme gitmek için tıklayın >

    Koşma< Resme gitmek için tıklayın >

    Egzersiz ve
    Çeşitli sportif aktivitelerden sakınmalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    Aşırı gülme de bazen yakınmalara neden olabilir.
    Ağız değil burundan nefes almalısınız.
    Nemli ve küflü ortamlarda bulunmayın.
    Balgamınız varsa bol su için.
    Yeterince dinlenin ve uyuyun.
    Çok soğuk ve hava kirliliğinin olduğu dönemlerde sokağa çıkmamalı; çıkmak zorunda kalırsanız< Resme gitmek için tıklayın >
    ağız ve burununuzu kapamalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    Nonsteroid antiinflamatuvar (romatizma ilaçları)< Resme gitmek için tıklayın >
    aspirin ve propranolol grubu ilaçlar kullanmamalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    Aşırı su buharı ve kokulu< Resme gitmek için tıklayın >
    uçucu kimyasal maddelerden (çamaşır suyu vb.) sakınmalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişilerden uzak durmalı ve bu tür enfeksiyonlardan korunmalısınız< Resme gitmek için tıklayın >

    SİGARA İÇMEMELİ VE İÇİLEN YERDE BULUNMAMALISINIZ.
    Ürtikeriniz (kurdeşen) varsa;
    Nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar< Resme gitmek için tıklayın >

    Deniz ürünleri< Resme gitmek için tıklayın >

    Çerezler< Resme gitmek için tıklayın >

    Yumurta (özellikel beyazı)< Resme gitmek için tıklayın >

    Çilek< Resme gitmek için tıklayın >

    Bütün hazır< Resme gitmek için tıklayın >
    boyalı< Resme gitmek için tıklayın >
    katkılı yiyecekler (konserve< Resme gitmek için tıklayın >
    şekerleme< Resme gitmek için tıklayın >
    çikolata)< Resme gitmek için tıklayın >

    Baharat ve turşular< Resme gitmek için tıklayın >

    Bütün ticari içecekler (kola< Resme gitmek için tıklayın >
    hazır meyve suları ve renkli gazozlar)< Resme gitmek için tıklayın >

    Sucuk< Resme gitmek için tıklayın >
    salam< Resme gitmek için tıklayın >
    sosis vb.
    Mayalı yiyecek ve içecekler
    Sakatatlar
    Aspirin ve diğer ağrı giderici ilaçlardan sakınmalısınız.
    İlaç alerjiniz varsa;
    Bu durumunuzdan tüm çevrenizi (aile ve iş ortamı) haberdar edin
    İlaç allerjiniz olduğunu belirten bir belge taşıyın. Bu belgeye< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik olduğunuz bütün ilaçların adını yazan bir liste ekleyin.
    Herhangi bir nedenle ilaç tedavisi veya operasyon gerektiren bir durumda< Resme gitmek için tıklayın >
    oluşturduğunuz bu listeyi tedavinizi yapacak olan doktora gösterin
    ve ayrıca Alerji Bilim Dalı’ na danışın
    Adları farklı olsa da bir çok ilacın içinde aynı etken madde vardır. Bu nedenle doktora danışmadan ilaç kullanmayın.
    Arı alerjiniz varsa;
    Yazın pazar alışverişi yapmayın< Resme gitmek için tıklayın >
    bahçede dolaşmayın
    Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin< Resme gitmek için tıklayın >
    hoş kokulu meyva suyu< Resme gitmek için tıklayın >
    gazoz içmeyin
    Piknik yapmayın
    Parfüm< Resme gitmek için tıklayın >
    deodorant< Resme gitmek için tıklayın >
    kolonya sürmeyin
    Güzel kokulu sabun< Resme gitmek için tıklayın >
    şampuan kullanmayın
    Parlak renkli< Resme gitmek için tıklayın >
    çiçekli elbise giymeyin
    Çiçek toplamayın< Resme gitmek için tıklayın >
    çiçek takmayın
    Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın< Resme gitmek için tıklayın >

    Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker< Resme gitmek için tıklayın >

    Çıplak ayakla yürümeyin< Resme gitmek için tıklayın >
    mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın< Resme gitmek için tıklayın >

    Terli olmak bütün böcekler için çekicidir riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin< Resme gitmek için tıklayın >

    Eşek arısı saldırgan bal arısı sakindir; ancak sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun< Resme gitmek için tıklayın >

    Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın< Resme gitmek için tıklayın >
    veya başka birinden yardım isteyin.
    Antiallerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun.
    Arı sokması halinde;
    Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın< Resme gitmek için tıklayın >
    bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin< Resme gitmek için tıklayın >

    Sokma yerine soğuk uygulayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Anti alerjik ilaçları uygulayın< Resme gitmek için tıklayın >

    Elinizde adrenalin varsa kullanın< Resme gitmek için tıklayın >

    EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN
  11. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler
    Tüm hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklar da uygun genetik yapıda yeterli çevresel faktörler oluşmuşsa ortaya çıkmaktadır. Eğer anne babadan alınan kromozomlarla elde edilen genetik yapımızda alerjik bir yatkınlık varsa ve çocuğun yaşadığı çevrede de yatkınlık olan allerjenden yeterli miktarda varsa alerjik hastalık ortaya çıkar. Örneğin doğan çocuğun vücudunda zeytin poleni alerjisi yatkınlık geni vardır. Ama yaşadığı çevrede zeytin ağacı yoksa alerjik hastalık oluşmaz.
    Ama bu aileden olan bir başka çocuk zeytin ağacı olan bir yerde doğar da büyürse o çocukta zeytin alerjisi gelişir. Çocuğun ve erişkinin genetik yatkınlık oluşturan genlerinin ürününü içeren vücudumuzla çevrenin etkileşimi hastalığın şiddetini ortaya koymaktadır. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Bir çocukta ev tozu akarı alerjisine bağlı astım vardır. Çocuk eğer Orta veya Doğu Anadolu bölgelerinde yaşarsa çevrede akar az olacağı için alerjik astım bulguları y açok az görülür yada görülmez. Ama çocuk Ege yada Marmara bölgesine gelirse astım bulguları çıkabilir. Bir yönüyle alerjik hastalıkta bu şeklide "gen-çevre etkileşimi"; olmaktadır. Ki bu yönüyle alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapının ortaklaşa oluşturduğu "eko-genetik"; bir fenomen olarak tanımlanabilir.
    Alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır. Bu genetik yatkınlık öncelikle aile ve ikiz çalışmaları ile ortaya konulmuştur. Daha sonra ileri genetik teknikler bu yatkınlığın nedenini çözmeye çalışmıştır. Bunun en basit örneği toplum taramalarında görülebilir. Genel olarak toplumda alerjik hastalık sıklığı ortalama % 20 kabul edilir. Annenin alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde çocuğun alerjik olma rsiki % 50 ye< Resme gitmek için tıklayın >
    babanın alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde % 40 a< Resme gitmek için tıklayın >
    ancak her iki ebeveynin alerjik hastalığa sahip olduğu durumda bu % 70 e çıkmaktadır. Genetik yapımızı oluşturan kromozomlarımızda yalnızca bir görev gören maddeyi yapan bölümüne " gen"; denir. Allerjik hastalıklar çok fazla genin bir arada bulunması nedeniyle oluştuğu için tek veya sadece birkaç gen etken olarak gösterilememiştir.
    Alerjik hastalıklardaki aile çalışmaları ve ailesel genetik yatkınlık ilk kez 1916 da Cook ve Vander isinli bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu araştırıcılar 500 ün üstünde ailede< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik aile içindeki olguların fazlalığı ve özelliklerini göz önüne alarak< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik duyarlılıkta alerjik yatkınlığın Mendelian kurallar dediğimiz klasik genetik geçişe göre geçtiğini savunmuştur. Ancak bu şekilde bir geçişin ancak % 30 allerjik hastada gösterilmesi< Resme gitmek için tıklayın >
    aile öyküsü net olmayan hastaların da olması ve belirgin bir genetik özelliğin çözülmemesi çoklu genetik geçiş özellikli (multigenetik) yatkınlığın ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu teori alerjik hastalığın ortaya çıkmasındaki temel antikor olan IgE senaaainin alerjik bireylerde yüksek olduğunun gösterilmesinden sonra yeniden yapılandırılmıştır. Ancak IgE seviyesinin hastalığın şiddeti ile paralel olmadığı saptanmıştır. Çünkü alerjik hastalık tam ve tek olarak vücutta IgE yapılmasına bağlı değildir. Bütün bu aile çalışmaları alerjik yatkınlığın ve hastalığın klinik şiddetinin bir çok gen ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
    Alerjik hastalıkla ilgili olarak ikizlerin incelenmesi genel alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık olduğu aaaini daha da güçlendirmektedir. Bunun en iyi örneği ikizlerden birisinde alerjik hastalık varsa diğerinde de sıklıkla olmasıdır< Resme gitmek için tıklayın >
    hatta bu sıklık tek yumurta ikizlerinde allerjik hastalık çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olmaktadır. Ancak yine de genetik yalnız başına alerjik hastalık etkili değildir. Çünkü ikizlerin ikisi de her zaman aynı alerjene allerjik olmamaktadır. Bu da çevresel etkenlerin (beslenme< Resme gitmek için tıklayın >
    hava kirliliği< Resme gitmek için tıklayın >
    atmosfer özellikleri.....) önemini göstermektedir.
    Ancak her halukarda alerjik hastalığın her tipinde aileden gelen genetik yatkınlık en önemli nedendir. Alerjik astım< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik saman nezlesi< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik egzemada da böyledir. Ancak astım da çevresel faktörler (hava kirliliği< Resme gitmek için tıklayın >
    sigara...) öne geçebilir. Ancak hepsinde neden olan ortak bir gen bulunamamıştır. Fakat bağışıklık hücreleri< Resme gitmek için tıklayın >
    bronş yapısı< Resme gitmek için tıklayın >
    sinir sistemi< Resme gitmek için tıklayın >
    hücre zarı vs gibi bir çok vucud yapısına giren bir çok maddeyi üreten bir çok gen suçlanmaktadır. Alerjik hastalıkların genetik temelleri çözüldükçe teşhisi ve tedavisi konusunda çok daha ileri uygulama ve kesin çözümler mümkün olacaktır
  12. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Akupunktur ve Alerji Tedavisi
    Alerjik hastalıkların tedavisinde faydalanılan bir başka metod ise akupunktur tedavisi olmaktadır. 1979 yılında Dünya Sağlık Teşkilatı bir dizi hastalık yanında alerjik hastalıkların da akupunktur ile tedavi edilebileceğini açıklamıştır.
    Akupunktur tedavisini seanslar halinde uygulanır. Örneğin astım hastalığı için ilk 1-2 ayda 15-20 seans uygulanır. Sonraki dönemlerde de klinik seyre göre haftada bir tedaviye alınır. Bu uygulamayla< Resme gitmek için tıklayın >
    astımlı hastalarda< Resme gitmek için tıklayın >
    15-20 seans sonunda diğer mevcut tedavilere göre oldukça iyi hatta kortizon kullanılmamışsa çok daha iyi neticeler elde etmekteyiz. Uygulanan tedaviden sonra< Resme gitmek için tıklayın >
    hasta nefes darlığından kurtulmakta< Resme gitmek için tıklayın >
    3 ayda bir krize yakalanıyorsa< Resme gitmek için tıklayın >
    bu üsre 6 ay ila bir yıla kadar gecikmektedir. Gelen krizin şiddeti de oldukça azalmaktadır. Çocuklarda ise lazer ile akupunktur tedavisi uygulanmakta< Resme gitmek için tıklayın >
    böylece çocuklarda iğne kullanmadan bu tedaviyi yapma şansımız bulunmaktadır. Çocuklarda elde ettiğimiz başarı ise< Resme gitmek için tıklayın >
    8-10 seans sonunda diğer tedavilerle kıyas kabul etmeyecek derecede mükemmeldir. Hastaların steroid kullanmış olmaları tedavimizin başarısını oldukça etkilemiştir. Tecrübelerle görülmüştür ki< Resme gitmek için tıklayın >
    daha önce kortizon almamış hastalar tamamen iyileşebilmektedir.
    Akupunktur nasıl etkili oluyor?
    Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.
    1- Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirterek direnci arttırmakta< Resme gitmek için tıklayın >
    hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir(Bardağın taşmasını engellemiş oluyor).
    2- Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres < Resme gitmek için tıklayın >
    sıkıntı depresyonu önlemekte var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.
    3- Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden< Resme gitmek için tıklayın >
    steroidi bıraktırarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.
    4- Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.
    5- Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E'nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı< Resme gitmek için tıklayın >
    örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir.
    6- Bütün bunlarla beraber akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte< Resme gitmek için tıklayın >
    diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.
    Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu< Resme gitmek için tıklayın >
    kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu< Resme gitmek için tıklayın >
    (vücudun Qi enerjisi artar< Resme gitmek için tıklayın >
    meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir Yin-Yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.
    Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını< Resme gitmek için tıklayın >
    ilaç kullanımını büyük ölçüde azalttığını< Resme gitmek için tıklayın >
    hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.
    Bu arada özellikle< Resme gitmek için tıklayın >
    1994 yılınca ilaçların zararlı etkilerinden dolayı dünyada 144 bin kişinin hayatlarını kaybettiklerini< Resme gitmek için tıklayın >
    2 milyon kişinin de sakat kaldığını (sağırlık< Resme gitmek için tıklayın >
    görme bozukluğu< Resme gitmek için tıklayın >
    böbrek yetmezliği< Resme gitmek için tıklayın >
    siroz vb.) dikkate alınmalıdır.
    Sonuç olarak şunu belirtelim ki< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjik hastalar alerjiyi kendilerine dert etmesinler. Asla korku ve paniğe kapılmasınlar. Her şeyin bir çaresi olduğunu düşünüp ümitsizliğe kapılmamaları bile bazen rahatlatır. Gerçekten her şeyin bir çaresi olduğu gibi alerjinin de çaresi vardır
  13. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Aerolizer (İnhalasyon Kapsülü)
    Aerolizer astım tedavisinde kullanılan inhalasyon cihazlarından bir diğeridir.
    Uygulanacak olan ilaç cihazın içine yerlestirilen bir kapsül içindedir.
    İlaç ile birlikte taşıyıcı madde olarak laktoz (bir çeşit şeker) bulunmaktadır.
    Kortikosteroid ve bronkodilatör (hava yolu genişletici) ilaç içeren formları vardır.
    Nasıl çalışır< Resme gitmek için tıklayın >
    nasıl kullanılır ?
    İlacın kutusundan bir cihaz (aerolizer) ve blister formda bir ambalaj içinde ilaç kapsülleri çıkacaktır.
    Bu kapsüller ağız yoluyla kullanmak için DEĞİLDİR !
    Aerolizerin koruyucu kapağını açınız ve çevirerek açınız.
    Aerolizerin içinde kapsülü yerleştirmek için bir boşluk vardır.

    Kapsülü burya yerleştiriniz.
    Aerolizeri kapatınız ve iki yanındaki mandalları aynı anda bastırınız. Bu işlem ile kapsülün iki yanında delikler açılacaktır.
    Öncelikle nefesinizi boşaltın< Resme gitmek için tıklayın >
    cihazı dudaklarınız arasında boşluk kalmayacak şekilde ağzınıza yerleştirinve sonra HIZLI ve DERİN bir nefes alın.
    Solunum hareketi ile (derin nefes alma) kapsülün kenarlarında açılan deliklerden ilaç dışarı çıkacak ve akciğer hava yollarına (bronşlara) ulaşacaktır.
    Bu esnada kapsülün aerolizer içinde dönme sesini duyacaksınız ve ağzınıza laktoz tadı (tatlı) gelecektir.
    Kullanım sonrasında kapsülü kontrol ederek ilacı tam olarak alıp almadığınızı anlayabilirsiniz.
    Kortikosteroid içeren aerolizer kullandıktan sonra (Miflonide) MUTLAKA su ile ağız çalkalanmalı ve gargara yapılmalıdır. (BU SUYU YUTMAYINIZ)
  14. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Anaflaksi tedavisi
    Anaflaksi çok acil bir durumdur. Kişiye hemen girişimde bulunulmadığı zaman kısa zamanda ölüme sebep olabilir. Bu sebeple< Resme gitmek için tıklayın >
    anaflaksi belirtileri saptanır saptanmaz bir taraftan en yakın doktor veya hastaneye ulaşılmaya çalışılırken< Resme gitmek için tıklayın >
    diğer taraftan yapılması gereken bazı işlemler vardır.

    Alerjenin vücuda girdiği yer belli ise (Arı sokmasında olduğu gibi!)< Resme gitmek için tıklayın >
    o bölgeye hemen turnike yapılarak zehirin kana karışması engellenir. Varsa< Resme gitmek için tıklayın >
    arının iğnesi çıkartılır.

    Kişi sırtüstü yatırılır ve bacakları yukarı kaldırılır. Bu sayede beyin ve kalp gibi önemli organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır.

    Hasta sıcak tutulur.

    Mümkünse oksijen verilir.

    Anaflakside yaşam kurtarıcı ilaç ADRENALİN’dir. 1:1000’lik adrenalin< Resme gitmek için tıklayın >
    0< Resme gitmek için tıklayın >
    3-0< Resme gitmek için tıklayın >
    5 ml dozunda 20 dakika arayla cilt altına zerk edilir.

    Anaflaksi tedavisinde yararlanılan diğer ilaçlar kortizon ve antihistaminikler’dir. Astım krizi belirtileri olan hastalara bronş spazmını azaltan nefes açıcı ilaçlar da verilmelidir.

    Kan basıncı düşük olan hastalara hem kan basıncını yükselten ilaçlar (vazopressörler) hem de damar yoluyla sıvı uygulanır.

    Gırtlak ödemi nedeniyle asfiksi (boğulma) belirtileri gösteren hastalara nefes alabilmeleri için acil trakeostomi (ana nefes borusuna dışarıdan delik açılması) gerekir.
  15. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Anaflaksiden korunma
    Daha önce anaflaksi geçirmiş olanlar< Resme gitmek için tıklayın >
    durumlarını bildiren bir kart veya künye taşımalıdırlar.

    Anaflaksi nedeniyle ölüm tehlikesi atlatanların yanlarında sürekli olarak adrenalin bulundurmaları gerekir. Bu kişilere adrenalini hangi durumda< Resme gitmek için tıklayın >
    nasıl uygulayacakları da öğretilmelidir.

    Anaflaksiye neden olan etkenlerden (ilaç< Resme gitmek için tıklayın >
    yiyecek...) uzak kalınmalıdır.

    Anaflaksi tanımlayan hastalara iğne şeklindeki ilaçlardan çok hap veya şurup verilmelidir.

    Anaflaksi tanımlayan hastalara B-bloker sınıfı ilaçlar verilmemelidir.

    En azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir
  16. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Tehlike sinyalleri

    Anaflakside< Resme gitmek için tıklayın >
    solunum ve dolaşım sistemini ilgilendiren belirtiler ciddi bir krizin işaretleridir.

    Solunum sistemi belirtileri: Burunla ilgili olarak kaşıntı< Resme gitmek için tıklayın >
    su gibi akıntı< Resme gitmek için tıklayın >
    hapşırma< Resme gitmek için tıklayın >
    burun tıkanıklığı... gibi belirtiler vardır. Ses tellerinin şişmesi (gırtlak ödemi)< Resme gitmek için tıklayın >
    ses kısıklığı ve konuşma güçlüğü yaratabileceği gibi< Resme gitmek için tıklayın >
    bu darlığın çok fazla olması nefes alıp vermeyi güçleştirir< Resme gitmek için tıklayın >
    hatta tamamen imkansız kılar ve ölüme neden olur.

    Bazı hastalarda ise astımlılarda olduğu gibi inatçı öksürük< Resme gitmek için tıklayın >
    hırıltılı solunum ve nefes darlığı gelişir.

    Dolaşım sistemi belirtileri: Çarpıntı< Resme gitmek için tıklayın >
    düzensiz ve hızlı kalp atışları< Resme gitmek için tıklayın >
    göğüs ağrısı< Resme gitmek için tıklayın >
    baş dönmesi.. vardır. Kan basıncının düşmeye başlaması ciddi bir anaflaksinin habercisidir. Yaşlı hastalar kalp krizi de geçirebilirler.

    Sindirim sistemi belirtileri: Karında kramp tarzında ağrılar< Resme gitmek için tıklayın >
    bulantı< Resme gitmek için tıklayın >
    kusma< Resme gitmek için tıklayın >
    karında şişkinlik ve gerginlik< Resme gitmek için tıklayın >
    ishal ortaya çıkar.

    Diğer belirtiler: Bu sistemlere ait belirtilerden başka birçok hastada< Resme gitmek için tıklayın >
    terleme< Resme gitmek için tıklayın >
    idrar kaçırma< Resme gitmek için tıklayın >
    baş ağrısı< Resme gitmek için tıklayın >
    şuur bozukluğu< Resme gitmek için tıklayın >
    halüsinasyon.. görülür.

    Anaflakside ölüm: Anaflakside ölüm nedeni gırtlak ödemi veya inatçı tansiyon düşüklüğü veya kalp krizidir.
  17. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Anaflaksinin belirtileri
    Anaflaksi< Resme gitmek için tıklayın >
    kişinin duyarlılığına ve alınan alerjenin miktarına göre değişik tablolara neden olur. Başta deri< Resme gitmek için tıklayın >
    alt ve üst solunum yolları< Resme gitmek için tıklayın >
    dolaşım ve sindirim sistemi olmak üzere pek çok organ sistemine ait belirtiler ortaya çıkar.

    Anaflaksi< Resme gitmek için tıklayın >
    çok ani olarak ortaya çıkan bir durum olduğu için sadece doktorlar tarafından değil< Resme gitmek için tıklayın >
    herkesçe bilinmesi< Resme gitmek için tıklayın >
    tanınması ve ilk acil müdahalenin hemen yapılması< Resme gitmek için tıklayın >
    hastanın yaşamının kurtarılması bakımından çok önemlidir. Alerjenin alım yolu ve vücuda giriş hızı da anaflaksinin ağırlığını belirleyen önemli faktörlerdir. Mesela< Resme gitmek için tıklayın >
    penisilin iğnesi penisilin hapına göre çok daha ağır bir anaflaksiye yol açar!

    Anaflaksi belirtileri< Resme gitmek için tıklayın >
    alerjenle karşılaşıldıktan hemen birkaç dakika sonra başlar< Resme gitmek için tıklayın >
    15-20 dakikada zirveye çıkar ve 1 saat içinde de azalmaya yüz tutar. Anaflaksi< Resme gitmek için tıklayın >
    bazı kişilerde belirtiler tamamen kaybolduktan 8-24 saat sonra tekrarlayabilir. Bu nedenle< Resme gitmek için tıklayın >
    anaflaksi saptanan bir kişinin en azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir.
  18. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Anaflaksinin sebepleri
    Anaflaksiye sebep olabilen pek çok madde vardır:

    İlaçlar (penisilin< Resme gitmek için tıklayın >
    sefalosporin ve diğer antibiyotikler; aspirin< Resme gitmek için tıklayın >
    ağrı kesici ve romatizma ilaçları< Resme gitmek için tıklayın >
    lokal anesaaaikler< Resme gitmek için tıklayın >
    röntgen çekilirken kullanılan kontrast maddeler...)

    Serumlar ve aşılar

    Kan ve kan ürünleri

    Yiyecekler (Yumurta< Resme gitmek için tıklayın >
    süt< Resme gitmek için tıklayın >
    domates< Resme gitmek için tıklayın >
    fıstık< Resme gitmek için tıklayın >
    deniz ürünleri...)

    Yiyeceklere konan katkı maddeleri

    Bozulmayı önleyici maddeler (Sülfitler)

    Renklendiriciler (Tartrazin)

    Tat vericiler (Glutamat)

    Fiziksel etkenler: Egzersiz< Resme gitmek için tıklayın >
    soğuk

    Çeşitli maddeler: Lateks< Resme gitmek için tıklayın >
    sperm
  19. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Egzersiz alerjisinin önlenmesi
    Egzersizle ilgili olarak sadece deri belirtileri gösteren hastaların< Resme gitmek için tıklayın >
    efordan önce antihistaminik ilaç almalarının yararı olabilir< Resme gitmek için tıklayın >
    ancak bunların her zaman tam etkili olması beklenmemelidir.

    Egzersizden 4 saat öncesine kadar yemek yenilmemeli ve hiçbir ilaç da alınmamalıdır.

    Ağır egzersizden önce< Resme gitmek için tıklayın >
    ısınma hareketleri yapılmalıdır.

    Çok sıcak ve nemli ya da soğuk ve kirli havada egzersizden kaçınılmalıdır. Soğuk havada yapılacak egzersizlerde ağız ve burnun bir maske ile kapatılması işe yarayabilir.

    Ağır egzersizler birden kesilmemeli< Resme gitmek için tıklayın >
    vücudun soğuması için egzersiz 10-15 dakika içinde yavaş yavaş bitirilmelidir.

    Egzersiz alerjisi olan kişiler yalnız başlarına egzersiz yapmamalıdır.

    Egzersiz alerjisi olanlar< Resme gitmek için tıklayın >
    egzersizden 10-15 dakika önce nefes açıcı spreylerinden kullanmalıdır.

    Egzersiz sırasında öncü belirtiler ortaya çıkar çıkmaz egzersize son verilmeli ve derhal nefes açıcı spreyler alınmalıdır.
  20. Kimse_siz

    Kimse_siz Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    3 Şubat 2008
    Mesajlar:
    9.336
    Beğeniler:
    655
    Nereden:
    İstanbul
    Beslenme ve alerji
    Diyet ile alerjiler arasında çok yakın bir ilişki vardır. Son yıllarda< Resme gitmek için tıklayın >
    bazı yağ asitlerinin fazla tüketilmesinin< Resme gitmek için tıklayın >
    astım ve alerjilerin gelişiminde bir risk faktörü olabileceği ileri sürülmektedir. Buna karşılık omega-3 yağ asitlerinin allerjik hastalıkların gelişimini engelleyebileceği düşünülmektedir. İçinde balık yağı bulunan diyetlerin astıma karşı koruyucu etkisi olabileceğine dair iddialar vardır. Margarinde bulunan trans yağ asitleri tüketimi ile alerji belirtilerinin sıklığı da ilişkili bulunmuştur. Birçok araştırmada< Resme gitmek için tıklayın >
    az miktarda C vitamini alanlarda akciğer fonksiyonlarında azalma olduğu< Resme gitmek için tıklayın >
    ayrıca kış boyunca taze meyve tüketimi ile astım semptomları arasında ters bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Aşırı tuz tüketiminin< Resme gitmek için tıklayın >
    özellikle erkeklerde astımdan ölüm oranlarını artıran bir faktör olabileceği ileri sürülmüştür. Alkolün alerji ve astım belirtilerini tetikleyen bir faktör olduğu eskiden beri bilinir.

Sayfayı Paylaş