3. Meleklere inanmanın faydaları

Konu, 'Din ve İslamiyet' kısmında Yorumsuz tarafından paylaşıldı.

  1. Yorumsuz

    Yorumsuz Pasif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    199.853
    Konular:
    48.818
    Beğeniler:
    20.971
            
    3. Meleklere inanmanın faydaları:
    Allah (cc)'a, haşir ve neşr'e inanma gibi meleğe inanmanın da, insan üzerinde çok müsbet tesirleri vardır. Bir defa bu inanç, ferde huzur verir ve onun vahşetini ünsiyete çevirir.. melek insana enîs ü celîs olur ve onunla arkadaşlık yapar. İlhamlar, insanın kalbinde onunla mevcelenir; ma'nâ yüklü hüzmeler, onunla gelir. Bu sayede insanın içi huzurla dolar ve bu nurlu varlıklarla onun hayatı da nurlanır. Ayrıca, her an meleklerin kontrol ve murakebesi altında bulunulduğu düşünülerek günahlardan uzak kalınır ve beşerî hevesata karşı frenleyici bir unsur olması sayesinde, hayatın zabt ü rabt altına alınması kolaylaşmış olur.
    Rasül-ü Ekrem Efendimiz (sav), meleklerin havâssından, en faziletlilerinden de faziletlidir. Peygamberlere vahiy getiren melek de sair meleklerden faziletlidir. Beşer arasında Bedir, Uhud ve benzeri gazvelerde bulunanların bulunmayanlara karşı bir üstünlük ve fazileti olduğu gibi, meleklerden o gazvelere iştirak edenlerin de etmeyenlere karşı aynı şekilde üstünlüğü vardır.
    Peygamber Efendimiz (sav), “Gökte benim iki vezirim vardır: Cebrail ve Mikail; yerdeki iki vezirim ise, Ebû Bekir ve Ömer” buyururlardı.
    Melekler ve cinler, insanlara nisbetle daha büyük ve daha ağır işler yapabilirler:
    Her şeyden önce, hiçbir iş ve şe’nin Allah (cc)'ın kudretine ağır gelmeyeceği malûmdur. Elmanın birini de binini de, bir bahçeyi de bütün dünyâyı da, atomu da galaksiyi de, balığı da denizi de aynı kolaylıkla yaratan Allah (cc), insana, meleğe ve cinlere de istediği ölçüde güç ve kudret verebilir. Esasen insanın yaptığı, meleklerin ve cinlerin yaptığından hiç de aşağı değildir. Dünyâ küresinin ve gök cisimlerinin hareketlerine nezaret eden melekse, dünyâyı evirip çeviren, maddeye şekil veren ve medeniyetler kurup, teknolojiler üreten de insandır; insan, elinde beş parmak yerine bir parmak, kollar yerine kuş kanatları ve kendi ayağı yerine fil ayağı olsaydı, bütün bu yaptıklarını yapabilir miydi acaba? Sonra bütün bu işleri el, ayak ve parmaklara mı vereceğiz? İşte, görünmeyen meleklerin ve cinlerin yaptıkları hârika işler ve işte, beyindeki görünmeyen reaksiyon ve elektrik akımlarının yaptıkları!. Elimiz, kolumuz, kaslarımız ağırlıkları ne ile kaldırıyor? Gide gide maddî güç ve kuvveti bulunmayan kemik iliklerine ve beyinden gelen lâtif akımlara varmıyor muyuz?
    Hava akımı ve rüzgârlar, gözle görülmedikleri halde ağaçları söker, evleri yıkar. Bitkilerin ipek gibi incecik kök ve damarları, taş ve kayalarda ne harika tezgâhlar kurup, neler neler dokurlar! İlim adamlarının üzerine düştükleri pek çok enerji kaynakları vardır. Atom santralleri, barajların kabiliyetini de aşıp, ürettikleri enerjiyle maddeyi harekete geçirmekte, hele, tesbit edilen lazer ışını ve tesbit edilmeyi bekleyen daha pek çok şey, hayatın her sahasında maddeyi evirip çevirmektedir. Demek oluyor ki, görülmeyen kuvvetler, madde üzerinde karşı konulmaz bir hâkimiyete sahiptirler.
    Enerji ve ışınlar maddeye böylesine te’sir ederken, onların da ötesinde görülmeyen varlıklar olarak melekler ve cinler de, Allah (cc)'ın kendilerine verdiği kumanda aletleriyle maddeyi harekete geçirip, bizim üstesinden gelemeyeceğimiz hârika işler yapabilirler. Kaldı ki, insan bile -ruh bahsinde temas edildiği üzere- çok hârika işler becerebilmektedir; medyumların eşyayı âletsiz, temassız harekete geçirip, ateşle oynamaları gibi...

Sayfayı Paylaş