Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Kültür & Sanat > Genel Kültür > Kitaplık

Kitaplık Okuduğunuz kitaplar haberler hepsi burada

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 09-23-2008, 08:20   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Banned
 
Giriş: Sep 2008
Şehir : Ankara
Yaş: 18
Mesaj: 872
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 23378
Rep Seviyesi: Lαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski RepcilerdenLαяiѕα Eski Repcilerden
Varsayılan Yazılmayan Günahlar




Şebnem İşigüzel, yeni romanı “Resmigeçit”te tarihle hesaplaşma gerekliliğini ve bunun yapılmadığı bir ülkede her tür zulmün kazandığı meşruiyeti vurgularken, edebiyatın bu hesaplaşmada üstlenebileceği role de dikkat çekiyor.

Siyasetin küçük dünyalarımıza bu denli nüfuz ettiği bir ülkede, edebiyatın da siyasetle hesaplaşması hiç bitmez. Buna en güncel örnek, Şebnem İşigüzel’in Doğan Kitapçılık’tan çıkan ve yakın tarihin otuz yılını kapsayan “Resmigeçit” romanı.

Herkesin tanıdığı siyasetçileri, çağrıştırdıkları ile birlikte birer kurgu karakter olarak görmek, bizim de kendi hayatımıza mesafe almamızı ve çoğunlukla hiç de sorgulamadan yaşayageldiğimiz akıl almazlıkları insan gerçekliği üzerinden algılamamızı sağlıyor. Şebnem İşigüzel, meramını tam da bu algı sorunsalı üzerine temellendirmiş. Sanki bize şöyle sorar gibi: Edebiyat olmasa, biz bu hayatı nasıl anlardık?

“Bugünleri de yazacağız”
İşigüzel yoğunlaştığı romanın izleğini, bu yıl Sel Yayınları’ndan çıkan “Kadın Öykülerinde İstanbul” kitabındaki öyküsüne dair yapılan söyleşinin bir bölümünde paylaşmıştı, hatırlayalım: “Memleketin belleği buharlaştı, çoktan kayboldu.

28 yıl geçmesine rağmen faşist, darbeci generallerin boynuna sarılarak şarkı söyleyen şarkıcılar, o adamları tonton dedeler sanan bir kuşak var.

Daha da kötüsü, hâlâ ve hâlâ darbe yapılmak istenmesi, siyasete müdahale, sınıf çatışması, hatta topsuz ve tüfeksiz olarak darbe yapılabilmesi. Vaziyet tuhaf. Toplumun belleğini kaybetmesi ya da hasarlı bir bellekle ortada dolanması acıklı. Ancak konumuz bu değil. Şükür elimiz kalem tutuyor.

Bugünleri de yazacağız.”
İşte şimdi elimizde o bugünleri tutuyoruz. Her kuşağın ya da kesimin bir başına deneyimlediği ve yaşadığı, yanına kâr kalan acıların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu, yazar postmodern bir kurgu ve acıtıcı bir kara mizahla ‘resmigeçit’ imgesi içinde sergilemiş.
Yetmişli yıllardan günümüze dek siyasi - toplumsal faaliyetlerini, aynı senaryo- nun farklı aaaahürleri şeklinde izlediğimiz tüm bu karakterlerin aynı zamanda insani zaaflarına da tanıklık ediyoruz romanda.
Karakterlerin arka planında ise başrolde Türkiye yakın tarihini görüyoruz. Darbelerle budanmış Türkiye demokrasisinin açmazı, büyükelçinin eşi Bayan Orlando’nun ağzından olanca açıklığıyla özetlenmiş: “Bu ülkenin en büyük hatası, bir hatanın bile varlığından söz edilmesinin mümkün olmaması.”

Tarihle hesaplaşma gerekliliğinin ve bunun yapılmadığı bir ülkede her tür zulmün kazandığı meşruiyetin vurgulandığı romanda, edebiyatın bu hesaplaşmada üstlenebileceği rol de kendini şu ifadelerle hissettiriyor:
“Serüven trenine benzemez tarih! Kişiliksiz, yönetilmez, hesaba kitaba gelmez, kavranamazdır ve hiç kimse kaçamaz elinden... Tarih ucubesi her ne kadar yönetilemez, hesaba kitaba gelmez, kavranamazsa da buna rağmen anlatılabilir, dolayısıyla üzerine gidilebilir bir şeydir tarih.”

Hakikatle birlikte yaşamak
Tarihte geriye sayımın sıfır noktasına, Florya Köşkü’nün Mustafa ismiyle bilinen hizmetlisi Kevork’un anıları eşliğinde 1915’i yerleştiren yazar; Diyarbakır Cezaevi işkencelerine sarmalanmış Kürt sorununa, ‘70’lerin sağ-sol, sonraki süreçlerin de adı farklılaşmış ama özü aynı kalmış türlü kutuplaşma oyunlarına tek tek yer veriyor.
Bunu neden yaptığını da, yine bir ben anlatıcının dilinden anlıyoruz: “Ben sizin gördüğünüzü görmüyorum. Benim tanık olduğum tarih başka. Yazılmayan, anlatılmayan utançlar, günahlar geçiyor önümden. Onlara el sallıyorum ben. Bu ülkenin kaderi halkın elindedir yalanına. Resmigeçit başladı.”

Bu ibretlik resmigeçidi izledikten sonra, artık unutmanın kolaycılığına sığınmanın imkânı kalmıyor. Bakakaldığı olayların arkasındaki hakikati edebiyatın gözünden görmeye ve onunla birlikte yaşayamaya yüreği olanlar Şebnem İşigüzel’in bu kitabını kaçırmasın.


Lαяiѕα Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 08:12.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida - online reviews

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210