![]() |
|
|
|||||||
| Hukuk Hukuksal Bütün sorularınızı ve Bilmek istediklerinizi bizlerle Paylaşabilirsiniz |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#11 (permalink) |
|
Madde 18’de düzenlenen “Evlat Edinme” başlıklı hükümde sadece biçimsel anlamda bazı kelimeler üzerinde değişiklik yapılmıştır.
· “MADDE 18 (1) Evlat edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukukuna tabidir. (2) Evlat edinmeye ve edinilmeye diğer eşin rızası konusunda eşlerin milli hukukları birlikte uygulanır. (3) Evlat edinmenin hükümleri evlat edinenin milli hukukuna, eşlerin birlikte evlat edinmesi halinde ise evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabidir.” 2675 sayılı kanunda düzenlenmeyen “nafaka” hususu yeni kanunda madde 19’da düzenlenmiştir. Nafaka; yardım ve bakım nafakası olarak iki kısımda incelenir. Bakım nafakası, evlilik hukukundan doğan nafaka iken yardım nafakası belli derecedeki kan hısımları arasında söz konusu olan nafaka çeşididir. Alman ve İsviçre Kanunlarında nafaka konusu bütünüyle ve 1973 tarihli La Haye Nafaka Sözleşmesi’ne uygun olarak düzenlenmiştir. Bu sözleşme Türkiye bakımından 1983’te yürürlüğe girmiştir. Bizde ise 2675 sayılı 1982 tarihli kanunda bakım nafakası düzenlenmemiş dolayısıyla doktrinde bu nafaka çeşidi evlilik hükümlerine dahil olduğundan bu hükümler çerçevesinde uygulanacak hukukun belirleneceği fikri hakimdi. İşbu sözleşme çerçevesinde nafaka hükümleri uygulandığından kanun bu anlamda uygulanamaz hale gelmişti. İşte tüm bu anlatılanlar çerçevesinde genel bir nafaka hükmü getirilerek doktrinde de son dönemdeki yeni eğilimler benimsenmiş ve “nafaka alacaklısının mutad mesken hukuku” esas alınmıştır. Böylece eski kanundaki “Yardım Nafakası” başlıklı 21.madde kaldırılmıştır. Buna göre, |
|
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
· “MADDE 19 (1) Nafaka talepleri, nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabidir.”
“Miras” başlıklı madde (mülga kanun madde 22) bakımından hükmün özü aynen korunmuş sadece bazı kelime ilaveleri ve değişiklikleri yapılmıştır. Bu doğrultuda, · “MADDE 20 (1) Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke (“yer” ifadesi yerine) hukukuna tabidir. (3) Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. (4) Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7nci madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. (5) Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki milli hukukuna tabidir.” “Ayni Haklar” başlıklı maddede de sadece bazı kelimeler değişmiş esas korunmuştur. Burada değinilmesi gereken nokta, daha önce uygulamada tereddüte yol açan ve doktrinde de kabul gören şekilde, ayni hakların işlem anında bulundukları ülke hukukuna tabi olacağı ifade edilmiştir; · “MADDE 21 (1) Taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer ayni haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke (“yer” ifadesi yerine) hukukuna tabidir. (2) Taşınmakta olan mallar üzerindeki ayni haklara varma yeri hukuku uygulanır. (3) Yer değişikliği halinde henüz kazanılmamış ayni haklar malın son bulunduğu ülke hukukuna tabidir. (4) Taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin hukuki işlemlere şekil yönünden bu malların bulundukları ülke hukuku uygulanır.” |
|
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
“Taşıma Araçları” 2675 sayılı kanunda düzenlenmemiş olupyeni düzenleme ile kanunlaştırılmıştır.Önceki düzenlemede ayrı bir hüküm olmadığından ayni haklar hükmünün 2nci fıkrası dikkate alınmaktaydı. Dolayısıyla açık hüküm nedeniyle istisnai ve özellikli durumlarda adaletli olması açısından “en sıkı irtibatlı yer hukuku” kıstası da uygulanamamaktaydı. Gemiler bakımından ise, Türk Ticaret Kanunu m.866/2 maddesinde “Bir Türk gemi siciline kayıtlı gemi üzerindeki mülkiyetin iktisap ve ziyaı Türk Kanunlarına tabidir.”denilmekteydi. Bu madde doktrinde gizli bir milletlerarası hüküm olarak görülmekte vefakat sadece Türk gemi siciline kayıtlı gemileri konu aldığından tek yanlı idi. Bu yeni hükümle birlikte yukarıda adı geçen Türk Ticaret Kanunu m.866/2 fıkrası yürürlükten kaldırılarak; deniz, hava ve raylı taşıma araçları üzerindeki mülkiyet ve sair haklar, maliklerinin en sıkı ilişkili oldukları hukuka bağlanmıştır.
· “MADDE 22(1) Hava, deniz ve raylı taşıma araçları üzerindeki ayni haklar, menşe ülke hukukuna tabidir. (2) Menşe ülke, hava ve deniz taşıma araçlarında ayni hakların tescil edildiği sicil yeri, deniz taşıma araçlarında bu sicil yeri yoksa bağlama limanı, raylı taşıma araçlarında ruhsat yeridir.” Yeni bir madde olan “Fikri Mülkiyete İlişkin Haklara Uygulanacak Hukuk” başlıklı madde ile fikri mülkiyete ilişkin haklarda kabul edilen “ülkesellik prensibi” ile uyumlu olarak düzenleme yapılmıştır. Bu bağlamda “korunmanın talep edildiği yer hukuku” esas alınmıştır. İkinci fıkra ile de taraflara sınırlı hukuk seçimi yetkisi tanınmıştır. · “MADDE 23(1) Fikri mülkiyete ilişkin haklar, hangi ülkenin hukukuna göre koruma talep ediliyorsa o hukuka tabidir. (2) Taraflar, fikri mülkiyet hakkının ihlalinden doğan talepler hakkında, ihlalden sonra mahkemenin hukukunun uygulanmasını kararlaştırabilirler.” |
|
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
“Sözleşmeden Doğan Borç İlişkilerinde Uygulanacak Hukuk” başlıklı madde (mülga kanun madde 24) uyarınca ilk fıkrada tarafların açık olarak seçecekleri hukuk yanında örtülü olarak da seçim yapabilmeleri kabul edilmiştir. İkinci fıkra ile taraflara sözleşmenin muayyen kısımlarına farklı hukuk seçerek uygulayabilmeleri kabul edilmiştir. Üçüncü fıkra, hukuk seçiminin yapılacağı zamanı belirtmekte ve üçüncü kişilerin kazanılmış hakları da koruma altına alınmaktadır. Son fıkrada daha önce “borcun ifa yeri” en sıkı ilişkili hukuk olarak düzenlenmiş iken, bu fıkra ile “sözleşme ile en sıkı ilişkili olan hukuk” bağlama kuralı olarak kabul edilmiştir. tüzel kişilere ilişkin olarak 9.maddenin 4.fıkrası tüm tüzel kişileri ilgilendiren genel bir kural olduğundan, “işyeri” kavramı hem gerçek hem de tüzel kişileri kapsayacak şekilde değerlendirildiğinden ötürü, ayrıca düzenlenmemiştir. Doktrin araştırıldığında, genel olarak bu hüküm kurallarının bu kanundan önce de aslında aynı şekilde değerlendirildiği görülmektedir. Hatta önceki kanunda yer alan “ağırlıklı edimin ifa yeri” kavramı burada olduğu gibi “karakteristik edimin ifa yeri” olarak anlaşılması gerektiği ifade edilmiştir. Madde aşağıdaki gibidir;
|
|
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
· “MADDE 24 (1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Sözleşme hükümlerinden veya halin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.(2) Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler. (3) Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir. (4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme, bu hukuka tabi olur.”
2675 sayılı kanunda yer verilmeyen bazı sözleşme tipleri ayrıca düzenlenmiştir. Bunlar sırasıyla aşağıda incelenmiştir; |
|
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
“Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler” başlıklı madde ile taşınmazlara ilişkin tüm sözleşmeler lex rei sitae yani taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tutulmuştur.
· “MADDE 25 (1) Taşınmazlara veya onların kullanımına ilişkin sözleşmeler taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabidir.” “Tüketici Sözleşmeleri” maddesi ile ekonomik ve sosyal dengenin sağlanması bakımından tüketici koruma altına alınmıştır. İlk fıkrada Avrupa Topluluğu Sözleşmesi çerçevesinde tüketici sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Burada bağlama kuralı “tüketicinin mutad mesken hukuku” olarak belirlenmiştir. Taraflara uygulanacak hukuku seçme imkanı tanınmış, ikinci fıkra ile mutad mesken hukuku uygulanacağı takdirde hangi sınırlarda uygulanacağı belirtilmiştir. Üçüncü fıkra ile sözleşme şekli ayrıca düzenlenmiş ve son fıkrada Avrupa Topluluğu Sözleşmeleri ile uyumlu olarak bu hükmün uygulanmayacağı haller belirtilmiştir. Uygulanmayacak haller için ise, ayni haklara ilişkin 21. madde tatbik edilecektir. · “MADDE 26(1) Mesleki veya ticari olmayan amaçla mal veya hizmet ya da kredi sağlanmasına yönelik tüketici sözleşmeleri, tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olması halinde, tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır. Tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanabilmesi için; a) Sözleşme, tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülkede, ona gönderilen özel bir davet üzerine veya ilan sonucunda kurulmuş ve sözleşmenin kurulması için tüketici tarafından yapılması gerekli hukuki fiiller bu ülkede yapılmış veya b) Diğer taraf veya onun temsilcisi, tüketicinin siparişini bu ülkede almış veya c) İlişkinin bir satım sözleşmesi olması halinde, satıcı tüketiciyi satın almaya ikna etmek amacıyla bir gezi düzenlemiş ve tüketici de bu gezi ile bulunduğu ülkeden başka ülkeye gidip siparişini orada vermiş olmalıdır. (3) İkinci fıkradaki şartlar altında yapılan tüketici sözleşmelerinin şekline, tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır. (4) Bu madde, paket turlar hariç, taşıma sözleşmeleri ve tüketiciye hizmetin onun mutad meskeninin bulunduğu ülkeden başka bir ülkede sağlanması zorunlu olan sözleşmelere uygulanmaz.” “İş Sözleşmeleri” bakımından tarafların sınırlı olarak hukuk seçimleri esas alınmıştır. Bu usul Alman ve İsviçre hukuklarında da geçerli bulunmakla beraber hukuk seçiminin Avrupa Birliği alanında işçilerin serbest dolaşımını engelleyeceği görüşleri ve işverenin üstün olmasının iradeyi etkileyeceği görüşleri bu seçimin kısıtlı olmasına neden olmuştur. Doktrindeki MÖHUK çerçevesinde mutad mesken hukuku ve karakteristik edimin ifa yeri hukuku tercihlerinden “mutad işyeri hukuku”nu belirlemiştir. |
|
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
· “MADDE 27(1) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması halinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. (3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması halinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. (4) Ancak halin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.”
“Fikri Mülkiyet Haklarına İlişkin Sözleşmeler” için getirilen düzenlemede fikri mülkiyet kavramı WIPO ve TRIPS örgütleri kararları doğrultusunda kullanılmıştır. Burada taraflara herhangi bir sınırlama yapılmaksızın uygulanacak hukuku seçme imkanı tanınmıştır. Eğer seçilmezse karakteristik edim olarak işyeri hukuku o da yoksa mutad mesken hukuku belirlenmiştir. İş sözleşmesi kapsamında yapılan fikri ürünler son fıkraya tabi olacaktır. · “MADDE 28(1) Fikri mülkiyet haklarına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmeden doğan ilişkiye, fikri mülkiyet hakkını veya onun kullanımını devreden tarafın sözleşmenin kuruluşu sırasındaki işyeri, bulunmadığı takdirde, mutad meskeni hukuku uygulanır. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme bu hukuka tabi olur. (3) İşçinin, işi kapsamında ve işinin ifası sırasında meydana getirdiği fikri ürünler üzerindeki fikri mülkiyet haklarıyla ilgili işçi ve işveren arasındaki sözleşmelere, iş sözleşmesinin tabi olduğu hukuk uygulanır.” |
|
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
|
“Eşyanın Taşınmasına İlişkin Sözleşmeler” de yeni düzenlemelerdendir. Yine Avrupa Topluluğu ile uyum amacı taşıyan bu hükümle milletlerarası ticarette önemli olan bu sözleşme özel olarak düzenlenmiş ve yukarıda açıklandığı gibi tarafların seçeceği hukuk esas alınmıştır.
· “MADDE 29 (1) Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tabidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde, sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke ise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeye bu ülkenin hukuku uygulanır. Tek seferlik çarter sözleşmeleri ve esas konusu eşya taşıma olan diğer sözleşmeler de bu madde hükümlerine tabidir. (3) Halin bütün şartlarına göre eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşmeye bu hukuk uygulanır.” “Temsil Yetkisi” de 2675 sayılı kanunda düzenlenmeyen kurumlardandır. Yeni kanun ile bu kurum da kapsama alınmış ve genel olarak temsil ilişkisindeki temsilci, temsil olunan ve 3.kişi arasında ortak notka olan yani 3 tarafın da bilebileceği karakteristik edimin ifa yeri olarak “temsilcinin işyeri hukuku” benimsenmiştir. · “MADDE 30(1) Temsilci ile temsil olunan arasındaki hukuki ilişkiden doğan temsil yetkisi, aralarındaki sözleşmeden doğan ilişkiye uygulanan hukuka tabidir. (2) Temsilcinin bir fiilinin, temsil olunanı üçüncü kişiye karşı taahhüt altına sokabilmesi için aranan şartlara temsilcinin işyeri hukuku uygulanır. Temsilcinin işyeri bulunmadığı veya üçüncü kişi tarafından bilinemediği veya yetkinin işyeri dışında kullanıldığı durumlarda temsil yetkisi, yetkinin fiilen kullanıldığı ülke hukukuna tabidir. Yetkisiz temsilde, temsilci ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye de bu fıkra hükmü uygulanır. (3) Temsilci ile temsil olunan arasında hizmet ilişkisi varsa ve temsilcinin bağımsız bir işyeri yoksa temsil yetkisi, temsil olunanın işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tabidir.” |
|
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
“Doğrudan Uygulanan Kurallar” başlıklı yeni düzenleme ile üçüncü devletlerin doğrudan uygulanan kuralları zorunlu olmamakla birlikte, uygulanması halinde ortaya çıkabilecek sorunları önlemek amacıyla getirilmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, üçüncü devletin hukukunun uygulnaması için sözleşme ile sıkı irtibatının olmasının gerektiğidir. Bu hüküm milletlerarası sözleşmeler ve milletlerarası özel hukuk mevzuatı gereği getirilmiştir.
· “MADDE 31(1) Sözleşmeden doğan ilişkinin tabi olduğu hukuk uygulanırken, sözleşmeyle sıkı ilişkili olduğu takdirde üçüncü bir devletin hukukunun doğrudan uygulanan kurallarına etki tanınabilir. Söz konusu kurallara etki tanımak ve uygulayıp uygulamamak konusunda bu kuralların amacı, niteliği, muhtevası ve sonuçları dikkate alınır.” “Sözleşmeden Doğan İlişkinin Varlığı ve Maddi Geçerliliği” başlıklı 32. madde, daha önce 24. maddede belirtilen ve borç sözleşmelerinin ehliyet ve şeklini düzenleyen hüküm dışında sözleşmenin hükümleri ile sözleşmenin kuruluşuna da uygulanacak hususları düzenlemektedir. · “MADDE 32(1) Sözleşmeden doğan ilişkinin veya bir hükmünün varlığı ve maddi geçerliliği, sözleşmenin geçerli olması halinde hangi hukuk uygulanacaksa o hukuka tabidir. (2) Taraflardan birinin davranışına hüküm tanımanın, uygulanacak hukuka tabi kılınmasının hakkaniyete uygun olmayacağı halin şartlarından anlaşılırsa, irade beyanının varlığına, rızası olmadığını iddia eden tarafın mutad meskeninin bulunduğu ülke hukuku uygulanır.” “İfanın Gerçekleştirilme Biçimi ve Tedbirler” sözleşme statüsünü bertaraf edici şekilde değil sadece bu çerçevede oluşabilecek sorunlar bakımından uygulanacak hukukun yanında bu hükmün de dikkate alınması amacıyla düzenlenmiştir. · “MADDE 33 (1) İfa sırasında gerçekleştirilen fiil ve işlemler ile malların korunmasına ilişkin tedbirler konusunda bu işlem veya fiillerin yapıldığı veya tedbirin alındığı ülke hukuku dikkate alınır.” |
|
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
|
“Haksız Fiiller” (mülga kanun madde 25) içerik olarak esas düzenleme korunmuş sadece en sıkı ilişkili olan hukukun önemi vurgulanmış ve taraflara haksız fiil meydana geldikten sonra kısıtlı olarak uygulanacak hukuku seçme imkanı getirilmiştir.
· “MADDE 34 (1) Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabidir. (2) Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması halinde, zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır. (3) Haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması halinde bu ülke hukuku uygulanır. (4) Haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkan veriyorsa, zarar gören, talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir. (5) Taraflar, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebilirler.” “Kişilik Haklarının İhlalinde Sorumluluk” maddesi ile genel haksız fiil kurallarının yetersiz kalmasına karşılık internet gibi çeşitli kitle iletişim araçları ile kişilik hakları ihlali halleri bu madde kapsamında değerlendirilecektir. · “MADDE 35 (1) Kişilik haklarının, basın, radyo, televizyon gibi medya yoluyla, internet veya diğer kitle iletişim araçları ile ihlalinden doğan taleplere, zarar görenin seçimine göre; a) Zarar veren, zararın bu ülkede meydana geleceğini bilecek durumda ise zarar görenin mutad meskeni hukuku, b) Zarar verenin işyeri veya mutad meskeninin bulunduğu ülke hukuku veya c) Zarar veren, zararın bu ülkede meydana geleceğini bilecek durumda ise zararın meydana geldiği ülke hukuku, uygulanır. (2) Kişilik haklarının ihlalinde cevap hakkı, süreli yayınlarda, münhasıran baskının yapıldığı ya da programın yayınlandığı ülke hukukuna tabidir. (3) Maddenin birinci fıkrası, kişisel verilerin işlenmesi veya kişisel veriler hakkında bilgi alma hakkının sınırlandırılması yolu ile kişiliğin ihlal edilmesinden doğan taleplere de uygulanır.” |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: hukuk, hukuku, milletlerarasi, usul, zel |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|