V- SONUÇ
HUMK’ ta layihalar teatisinden sonraki aşama olan,tahkikat aşamasında düzenlenen isticvap kurumu,yasada delil olarak kabul edilmeyip,hâkimin ikrar elde etmek için başvuracağı bir yol olarak düzenlenmiştir. HUMK tasarısında da isticvap, delillerin dışında düzenlenmiştir. Kanun koyucu böylelikle isticvabı delil olarak kabul etmemektedir. Buna karşın mukayeseli hukukta,55 taraf ,davada bilgi kaynağı olarak görülmekte ve isticvap başlı başına,bağımsız bir delil olarak kabul edilmektedir.
İsticvabı delil olarak kabul eden hukuklarda ,ortak özellik, şekli bir delil olan taraf yemini kaldırılmış ve bunun yerine isticvap delil olarak kabul edilmiştir. Yine bu hukuklarda hâkimi şekli delillerle bağlamanın modern ispat hukukuyla bağdaşmağı kabul edilmekte,örneğin Alman ve Avusturya hukuklarında ,yemin delil olmaktan çıkarılmış ve delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi kabul edilmiştir.
Tarafın, davasında ,en şüpheli tanık olduğu kabul edilse bile,bu gün kabul edilen görüş dava ile ilgili vakıaları en iyi bilen kişinin,davanın tarafları olduğu ve tarafın davada bilgi kaynağı olduğudur. Böyle olunca , ister kanunlarda açıkça düzenlensin,isterse düzenlenmesin,isticvap delil olarak kabul edilmelidir.
Türk Hukukunda isticvap HUMK’ ta delil olarak düzenlenmemiştir. Sözlü yargılamanın sadece İş hukuku davalarında uygulandığı , hâkimin, kanuni delillerle bağlı olduğu,teksif ilkesi ,senetle ispat kuralı gibi ilke ve kuralların hakim olduğu yargılama hukukumuzda ,isticvap kurumundan bir delil olarak yararlanmak mümkün görünmüyor. Kaldı ki uygulamadaki izlenimlere göre ,çok önemli fonksiyonları olan bu kurum geren yoğunlukla uygulanmamaktadır.56 Hâkimler bu kurumu iyi işletememektedir.Halbuki tarafların isticvabı iyi kullanıldığı ve üzerinde lâyıkı ile durulduğu taktirde gerçeğe ulaşmada hâkime önemli ipuçları verebilir.57 Böylece davaların uzamasının da önünde geçilebilir.
|