Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Hukuk

Hukuk Hukuksal Bütün sorularınızı ve Bilmek istediklerinizi bizlerle Paylaşabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-14-2007, 01:40 PM   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Banned
 
ReBeL bOy kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : Bursa
Mesaj: 41,296
Blog Başlıkları: 24
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 189645
Rep Seviyesi: ReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy Repstar
Arrow Hukuk Muhakemelerİ Kanunu




BU KONUYA YORUM YAPMAK İÇİN HEMEN ÜYE OLUN
170.000 UYE YORUMLARINIZI OKUSUN


Hukuk Muhakemelerİ Kanunu Tasarisinin BİlİŞİm Hukuku İle İlgİlİ Madde Ve GerekÇelerİ
Hukuk davalarının mevzuat anlamında başlıca kaynağı olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 4 Ekim 1927 yılında yürürlüğe girmiş olup İsviçre'nin Neuchâtel Kantonuna ait 1925 tarihli Medenî Usul Kanunundan tercüme edilerek alınmıştır. Ancak bu sırada bazı bölümler için Fransız ve Alman hukukundan da yararlanılmıştır.


1927 yılında yürürlüğe giren 1086 sayılı Kanunun dili oldukça eskimiş olup bugüne kadar tam yirmialtı kez değiştirilmiştir. Bunun yanı sıra Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu ile ilgili oluşturulan komisyonlar tarafından hazırlanan tasarıların tamamlanarak kanunlaşmaları için gerekli sürecin başlatıldığı da gözününde tutulduğunda mevzuat bütünlüğü açısından böyle bir tasarının hazırlanması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu çalışmada kanun tasarısının bilişim hukuku ile ilgili maddeleri ve gerekçeleri belli bir düzen altında verilmeye çalışılmıştır. Kanun maddelerinin üzerindeki eleştiri ve önerileri içeren çalışma ise sadeliği bozmama adına başka bir çalışma içerisinde paylaşılmaya çalışılacaktır.
Tasarının son hali


MADDE 123- (1) Dava, dava dilekçesinin yönetmelikte belirle­nen şekilde kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.

MADDE 123- Maddede davanın açılma tarihi ve dava dilekçesi­nin kaç örnek verileceği düzenlenmiştir. Davanın açılma zamanı olarak dilekçe­nin mahkemedeki kayıt anı esas alınmıştır. Bunun sebebi özellikle teknolo­jinin de ilerlemesiyle mahkemelerin duruma göre elektronik or­tamda da dilekçeleri kabul ve kayıt edebilmeleridir. Dava açma zamanı­nın arz ettiği önem sebebiyle mahkemelerin dava dilekçelerini yönetme­liğe uygun şekilde derhal kayda geçirecekleri tabiîdir. Ayrıca kayıt için gerekli harç ve giderle­rin de yatırılıp yatırılmamasına göre işlem yapıla­caktır. Bu çerçevede yö­netmeliğe atıf yapılması uygun bulunmuştur. Dava dilekçesi, aslı yanında davalı sayısı kadar örnek eklenerek mahke­meye verilmelidir.


MADDE 154- (1) Mahkeme, tarafların rızası olmak şartıyla, ken­di­lerinin veya vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bu­lundukları yerden oturuma katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmele­rine izin verebilir.
(2) Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme, bir tanığın, bilirki­şi­nin veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmala­rına izin verebilir. Dinleme, ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilir.


MADDE 154- Madde, taraflara modern teknolojiden ve Adalet Ba­kanlığınca uygulamaya konulan Ulusal Yargı Ağı Projesinden yarar­lanma imkânı hazırlamaktadır. Bu yolla, yargılamanın her hangi bir işle­mine uzak­tan katılma, tarafın isticvabı, şahidin veya bilirkişinin dinlenil­mesi mümkün olacak, hâkim uzaktan da olsa delillerle bizzat temas kura­cak; Anayasanın da amir hükmü olan "usul ekonomisi çerçevesinde daha az emek ve daha az masrafla" davanın karara bağlanması sağlanacaktır.
Maddenin birinci fıkrasında, yapılan işleme muhatap olmayan ta­ra­fın, bu işlemi görüntü ve ses nakli yoluyla izlemesi mümkün hâle geti­ril­mekte, ikinci fıkrada ise tanığın, bilirkişinin ya da tarafın başka bir yerden elektronik araçlarla dinlenmesine imkân yaratılmaktadır. Bu iş­lemlere ait masrafın, o işlemin elektronik ortamda yapılmasını isteyen tarafın yatırdığı avanstan karşılanacağı tabiîdir.
Her iki fıkrada da tarafların rızası özel olarak aranmıştır. Çünkü doğrudanlık ilkesi gereğince, hâkimin kural olarak delilleri doğrudan ve tarafların huzurunda incelemesi gereklidir. Bu çerçevede, daha iyi değer­lendirilme yapılabilmesi açısından, taraflar birbirleri ile ve tanık ya da bilir­kişi ile doğrudan aynı ortamda bulunarak soru sormak, cevaplarını tartışmak isteyebilirler. ­Taraflar kabul etmezlerse, ses ve görüntü nakli yoluyla diğer tarafın, tanığın veya bilirkişinin uzaktan dinlenmesi müm­kün olmayacaktır. Böyle bir durumda ya aynı mahkemede veya istinabe yoluyla başka bir mah­kemede doğrudan dinlenilme gerçekleştirilecektir.
Bu madde dışında isticvap ve yeminde de ses ve görüntü nakli yo­luyla dinlemenin mümkün olduğu ayrıca belirtilmiş, tanık, bilirkişi ve tarafın normal dinlenmesinde ise bu hükümle yetinilmiştir. Zira isticvap ve yemin bizzat tarafın ikrar veya delil elde edilmesi amacıyla dinlenmesi sonucunu doğuracaktır. Bu sebeple, işin niteliği gereği ayrıca düzenlen­mesi gerekli görülmüştür. Bu özel düzenlemeler dışında, bu madde genel düzenleme ola­rak uygulama alanı bulacaktır.


MADDE 203- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli, ya­zılı veya basılı metin, senet, çizim, plân, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.

MADDE 203- 1086 sayılı Kanundan farklı olarak, belge kavra­mına da bu Tasarıda yer verilmiştir. Belge, bir üst kavram olarak kabul edilmiştir. Belge kavramının, hukukumuzda yeni yer alması sebebiyle ayrıca tanımı da yapılmıştır. Belge tanımlanmakla birlikte, senedin ta­nımlanmasından özel olarak kaçınılmıştır. Bunun bir sebebi, senedin öte­den beri kanunda yer al­ması, bu konuda doktrinde ve yargı uygulama­sında ciddi bir tereddüdün mevcut olmamasıdır. Ayrıca, senedin kesin delil olarak kabulü sebebiyle, yapılacak bir tanım, bazı sınırlamaları da içereceğinden, ortaya çıkacak ge­lişmelere engel olmamak bakımından tanımı yapılmamıştır.
Belge konusunda sınırlayıcı bir tanım yapmak yerine, belgenin ne olduğunu belirten bir çerçeve çizilmiştir. Böylece bu Tasarıda yer alan kav­ram konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve senet kavramı ile karıştırılmaması mümkün olacaktır. Maddede verilen tanıma göre, uyuş­mazlık konusu vakıaları ispata elverişli, yazılı veya basılı metin, senet, çi­zim, plân, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veri­ler ile elekt­ronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belgedir. Belge­nin tanımı yapılırken, hukuk sistemimiz içinde bütünlü­ğün korunması ve aynı kavramın farklı şekillerde anlaşılmaması için, Bilgi Edinme Kanununun "Tanımlar" başlığını taşıyan 4 üncü madde­sinde yer alan belge tanımından da yararlanılmıştır.
Maddedeki belge tanımında, iki unsur önemlidir. Belge bir "bilgi ta­şıyıcısı"dır. Ancak, her bilgi taşıyıcısı değil, uyuşmazlık konusu vakıa­ları ispata elverişli olanlar, yargılama hukuku anlamında belge sayılmış­tır. Ta­nımda belge sayılacak bilgi taşıyıcılarının bir kısmı örnek olarak sayılmış olmakla beraber, tüm belgeler bu sayılanlardan ibaret değildir. Ancak, sayı­lan bilgi taşıyıcıları farklı niteliklere sahip olanlardan en ti­pikleridir. Örne­ğin, sadece yazılı ve basılı metinler değil, çizim, kroki gibi yazı dışındaki resim, plân vs. de belge olarak sayılmış, ayrıca, gö­rüntüyü anlık ya da hare­ketli taşıma niteliğine sahip fotoğraf veya film de ayrıca belirtilmiştir. Gö­rüntü ya da ses kayıtları bilgi taşımaya elverişli olduğu gibi, elektronik or­tamdaki veriler de bilgi taşıyabilmektedir. Gö­rüldüğü üzere, farklı bilgi taşı­yıcıları belirtilmek suretiyle bu konudaki gelişmelere imkân tanıyacak bir tanımlama yapılmıştır.
Bu maddede belge tanımlanmakla yetinilmiş, belgenin türüne göre delil kuvveti aşağıdaki maddelerde düzenlenmiştir.


MADDE 209- (1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mah­ke­mece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adî senetler, aksi ispat edil­medikçe kesin delil sayılırlar.
(2) Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektro­nik veriler, senet hükmündedir.
(3) Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belge­nin, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını re'sen inceler.
MADDE 209- Madde, 1086 sayılı Kanununda yer alan adî se­netler ile elektronik imzalı belgelerin ispat gücü hakkındaki düzenleme özünde bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte günümüz Türkçesine uyarlanmıştır.
Maddenin birinci fıkrasına göre, adî senetler, mahkeme huzu­runda ikrar edilmişse (inkâr edilmemişse), aksi ispat edilmedikçe kesin delil olarak kabul edilecektir. Bu açıdan hükmün, 1086 sayılı Kanundaki düzenlemeden farklı bir yanı bulunmamaktadır.
İkinci fıkra ile, güvenli elektronik imzalı belgeler, adî senet nite­li­ğinde kabul edilmiştir. 1086 sayılı Kanunda 5070 sayılı Kanunla yapı­lan değişiklikle medenî yargılama hukukumuza giren elektronik imzalı belgele­rin, delil gücü konusundaki tereddüdün, bu düzenlemeyle ortadan kaldırıl­ması amaçlanmıştır. Ancak, elektronik imzalı belgelerden sadece, güvenli elektronik imza ile oluşturulanlar adî senet kuvvetinde sayılmış, diğer elekt­ronik belgeler ya da güvenli elektronik imza dışında imzalana­rak oluşturul­muş elektronik belgeler adî senet olarak kabul edilmemiştir.
Güvenli elektronik imza ile oluşturulan belgeler için doğrudan adî senettir ifadesi yerine, adî senet hükmündedir ifadesi tercih edilmiştir. Zira, güvenli elektronik imza, dar ve teknik anlamda adî senet değildir. Bu tür belgelerin oluşturulması ve ibrazı adî senetlerden farklılık göster­diği gibi, inkârı hâlinde uygulanacak hükümler de farklıdır. Bu sebeple, adî senetle aynı ispat gücüne sahip olmakla birlikte, doğrudan adî senet olarak kabulü doğru görülmemiştir. Nitekim, adî senetlerin inkârı ile elektronik belgelerin inkârı hâlinde uygulanacak usul ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkrada, hâkime bir yetki verilmiştir. Elektronik imzalı bel­gelerin güvenli elektronik imza ile oluşturulup oluşturulmadığını hâ­kim kendiliğinden inceleyecektir. Zira, bir elektronik belge, ancak gü­venli elekt­ronik imza ile oluşturulması hâlinde adî senet kuvvetinde delil olma niteli­ğine sahiptir. Bu fıkraya, ispat ve delillere ilişkin genel hü­kümler içinde yer alan, bir delilin geçerli ve caiz bir delil olup olmadığını inceleme yetkisinin mahkemede olmasının bir sonucu olarak yer veril­miştir.

ReBeL bOy Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 09:40 AM.


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory