![]() |
|
|
|||||||
| Hayata Dair.. Hayata dair küçük hikayeler, tavsiyeler özlü sözler.. Hepsi bu bölümde.. |
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Ne güzel şeydir Annem diyebilmek. Tüm Annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun Uzun zaman sonra, ilk kez dertleştik seninle, Yudumlanan çay ve sigara eşliğinde. Tam dertleşme denemezdi aslında, İçimde gizlenen acılarımı anlatamadım sana, Üzülmeyesin diye.. Sadece üzülmeyesin diye mutlu görünmeye çalıştım, Göz yaşlarım için için kalbime akarken, Yüzümde yedi rengin çiçekleri açan bir gülümseme gördün.... Affet beni anne.... Yakıştıramazdın bana biliyorum, Çünkü beni hiç böyle görmedin... Ne sen, Ne de başkaları yüzümdeki maskenin sahteliğini fark etmedi... Ben sizin gözünüzde, yenilmezdim, En kötü zamanlarımda bile yılmazdım, İçimdeki kopan fırtınalara inat, Her zaman durgun bir denizdim... Sen de öyle sandın anne.. İçimde sakladığım onca mücadeleyi, Bıkkınlığı, yılgınlığı görseydin eğer üzülecektin, Biliyordum. Sana anlatamadığım için, Affet beni anne.. Başkalarının gözünde güçlü oldum daima, Benim düşüncelerim doğru olandı, İçimden inanmasam bile Doğruluk adı konduğu için kendi doğrularım oldu.. Yaprakları dökülmüş bir çiçek gibi, Bir damlaya hasret çöl gibi, Umudunu kaybetmeyen kul gibi, Her zaman içimde saklanan, Kimselerin bilmediği, duymadığı, İçinde benden öte, bir başka ben oldum.. Anlatamadığım için affet beni anne... Şimdi alkış tutuyor bana eş, dost, akraba, Sen her şeyin üstesinden gelirsin diyorlar bana... Bilmiyorlar anne.. Bilmiyorlar... Hayat en ağır cezayı bana kesti... İçimdeki yalnızlığı kimse görmüyor anne.. Hayat sadece düş kırıklığı getirdi bana.. Affet beni anne.. ![]() |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı... Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi. En acısı, dost bildiklerim, yâr seçtiklerim toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, küçük kızınım. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki... Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden. . Seni öyle özledim ki!.. Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi... Beni buralara yollarken, "daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın. Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim. Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni... Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni. Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben... Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle. Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse... Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun, bilmem kaç nufüslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. en azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi... Gül kokulum, puslu gözlüm! Sakın sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni... Sevgilerle... Üç parmaktan biri... ![]() |
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Cennet kokulu annem.. gözlerim parçalı bulut bir kasırga sanki seni benden alan paramparça bir yürek yaşlarıma mendil açtım şimdi uzaklardasın biliyorum cennet kokulu annem cehennem kokan ben buralarda kül kaldırımlar yüksek anne ürküyorum hatta gelincikler bile açarken mezarın bir köşesinde sen mezarın bir kösesinde ben bir avuç toprak üstüne atarken emanetimdi sadece anne çaresiz seni avuçlarken geri geldim senmisin anne elimde koskoca sen öpe öpe doyamıyorum benim cennet kokulu canım annem... ![]() |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Melek Annem Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebek varmış. Bir gün Tanrı’ya sormuş: -Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler, fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım? -Tüm meleklerin arasından senin için bir tanesini seçtim. O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın. -Pekiiiii… İnsanlar bana birşeyler söylediklerinde, dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım? -Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel ve tatlı sözcükleri söyleyecek, sana konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek. -Peki Tanrım, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım? -Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek. -Dünyada kötü adamlar olduğunu duydum, beni kim koruyacak? -Meleğin seni kendi hayatı pahasına dahi olsa daima koruyacak. -Fakat ben, seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm. -Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve bana gelmenin yollarını sana öğretecek. O sırada Cennette bir sessizlik olur ve düyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar: -Tanrım eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen çabuk söyle, benim meleğimin adı ne? -Meleğinin adının önemi yok yavrum, sen onu ANNE diye çağıracaksın ![]() |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Sözüm gabiye değil,lâftan anlayanadır Kadın doğurmasa da o her zaman anadır. Erkeğin kazandığı,mal,mülk,onca paradır Süs,kozmetik sanayi hep kadından yanadır. Havva ana Adem'in kemiğinden halkoldu Oysa bütün insanlık Havva ile var oldu. Hayat erkekte başlar,kadın ile var olur Tek kadın doğurunca,tüm kadın ana olur. Kaynana dedikleri anasıdır erkeğin Sürtüşme sürecektir dünya sonuna değin. Gelini olan kadın bence cici anadır Herşeye karışırsa o kadın kaynanadır. Yoksul köylü kadını tarlada atar çapa Varsıl sosyetedeki etrafa satar caka. Yavrusunun başını uyurken kaşıyan o Vatan için mermiyi sırtında taşıyan o. Süslüsü,süssüzü de hem kadın,hem anadır Helâl süt emmiş ya da sütsüzü şansınadır. Kadın için yatırım gümüşe,altınadır CENNET bile ANANIN AYAĞI ALTINADIR ![]() |
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
SÖZ ANNE!..
``Anne`` diye ağlarım Canım her yandığında; Oysa seni hiç Görmedim anne!.. Ben ağlarken yanar mı Yüreğin seninde Düşünür müsün beni; İyi mi, hasta mı, diye?.. Saçlarını okşarım Hayallerimde, Sende sever misin beni anne? Her bayram ellerini öperim, Sen giydirir misin bayramlıklarımı hayallerinde?.. Omuzuna yaslarım başımı Okşar mısın saçımı anne? Örter misin üzerimi Her gece, Hastayken Bekler misin başucumda Gecelerce, Duyar mısın sayıklamalarımı ``Anne! Anne!`` diye?.. Hep beni seven bir annem oldu Hayallerimde, Sen terkettin; Terketmiyor hayaller işte!.. Anne! Anne! Duy sesimi Neredeysen Çık gel, Bir kez; ``Yavrum`` de... Söz anne; İstemem Ne şeker, Ne çikolata, Ne ayakkabı, Ne yeni bir elbise, Yeter ki; tut elimi Neredeysen çık gel Bir kez ``Kızım`` de... Haykırayım ben de; Dünyanın en güzel sözcüğünü; ``Anne! Anne!`` Anne bak! Ellerin yanında, Ayakların da, Ben senin Canından bir parçayım Nasıl terkettin, Nasıl, Nasıl ama be anne? Söz anne; İstemem Ne ayakkabı, Ne yeni bir elbise Neredeysen Çık gel Bir kez ``Yavrum`` de Dokun yüreğime... Sebahat Mayda YAVUZ $$$$$$_______________________________$$$$$
__$$$$$$$$*_____________________,,$$$$$$$$* ___$$$$$$$$$$,,_______________,,$$$$$$$$$$* ____$$$$$$$$$$$$___ ._____.___$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$,_'.____.'_,,$$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$$,, '.__,'_$$$$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$$$$.@:.$$$$$$$$$$$$$$$$ ______***$$$$$$$$$$$@@$$$$$$$$$$$**** _______,__*$$$$$$ @.$$$$$$,,,,,, _____,,$$$$$$$$$$$$$* @ *$$$$$$$$$$$$,,, ____*$$$$$$$$$$$$$*_@@_*$$$$$$$$$$$$$ ___,,*$$$$$$$$$$$$$__.@.__*$$$$$$$$$$$$$,, _,,*___*$$$$$$$$$$$___*___*$$$$$$$$$$*__ *',, *____,,*$$$$$$$$$$_________$$$$$$$$$$*,,____* ______,;$*$,$$**'____________**'$$***,, ____,;'*___'_.*__________________*___ '*,, ,,,,.;*____________---____________ _ ____ '**,,,, *.° º ...° ....O .......°o O ° O |
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
işte bende geldim şu yalan dünyaya anne.gözümü açtığımda ilk seni gördüm ilk senin kokunu hissettim ve ilk senin kollarında kimsede bulamadığım huzuru buldum anne.o sıcacık gülüşünü benden hiç esirgemedin.yürümeyi,gülmeyi hatta konuşmayı sen bana öğrettin.hatırlarmısın ilk "anne" diyişimde sevincinden gözlerinden yaşların aktığını?ben daha çok iyi hatırlıyorum,biliyorum ozamanları daha çocuktum ama yinede annem olduğun için o gözlerindeki mutluluğu asla unutamam.ağladığımda sen benim yanımdaydın,geceleri ise hiç uyumaz başımda bekler saçımı okşardın anne.okula sırf yalnız gitmeyim diye sen benim ellerimden tutar okula götürüdün sonra yanağıma sıcacık bir öpücük kondururdun.ben gelene kadar pencerenin önünden ise hiç ayrılmazdın.yavaş yavaş büyümeğe başladığımda daha cok endişe ederdin.bana kızdıysan bile oda sırf beni sevdiğindendi işte ben onu anlamadım anne.benim iyiliğimi istediğini ise geç anladım.şuan yanımda olsan,eskisi gibi okşasan bağırıp çağırsan ben yine mutlu olurum anne. bana haytın iyiliğini öğrettin,kötülüğünü ise sen gittikten sonra fark ettim.biliyormusun benden çok uzaktasın yanımda olmasan bile inan senin yüreğini o anne sıcaklığını halen hissediyorum.kokun ise burnumda tütüyor.yolda yürürken nezaman anne çocuk görürsem,kor ateş gibi yanar şu yaralı yüreğim ve aklıma sen gelirsin,hani ben düştüğümde hemen beni kollarına alır bağrına başardın ya?sonra başımı okşarken orada senin sıcaklığını hissederdim.şimdi ise düştüğümde ne beni kolllarına alan var nede beni bağrına basıp saçımı okşayan anne.şu yalan dünyada beni yalnız bıraktın ben şimdi ne yaparım annem?kimin yanında huzur neşe bulurum?senin yerin asla dolmazki.hergece allaha dua ediyorum,rüyama gir diye.sen yukarda mutlusun ya ben burda?senin hasretinle boğuşuyorum,hasretin yakıyor şu canımı anne,biliyorum beni herzaman yukardan koruduğunu ama yinede,seni öyle özlüyorumki için için ağlıyorum.senden son isteğim ise,bana hakkını helal et ve inan anne şunu geçte olsa anladımki hakkın asla ama asla ödenmez.. ![]() |
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Cennetle müjdelenen, ayağının altına cennet serilen, süt kokan annem, en zor anda sana yönelişin sebebi ne biliyor musun annem. Ağlayışlar, feryatlar neden “anne” diye başlar sence.
Anne olmak mı maharet, anne diyebilmek mi? Cennet kokulu annem bu gece sana geldim “anne aç kapını bu gece” demeye geldim. Sana sorular sormaya geldim. Cevap verebilecek misin annem. Kollarını aç bari ben sana sarılmaya geldim. Biliyorum insan canından bir parçasını geri çevirmez. Canınla besledin aylarca taşıdın of! Demedin yük değil emanet gördün. Ve candan can ayrıldı. Sütünü emerken savunmasızca, sende sevgi, bende minnet dolu bakışlar vardı. Aslında her yutkunuş bir teşekkürdü annem. Ve her gülüş bunun göstergesiydi. Canından bir parçayım işte kime giderim, başka kim var ki bana “can yavrum” diyecek. Aç gönlünü annem ben sana geldim. Ellerini öpüp boynuna sarılmaya dizlerinde hıçkırarak ağlamaya “duvarlar soğuk dört duvar dar, yalnızım annem” demeye geldim. Hani canından bir parçayım ya acımı anlarsın. Bakma bu kadar dik durduğuma yoruldum, artık başımı senin önünde eğmeye geldim. Aç kapıyı cennet kokulu annem! bak işte ben geldim canın, yavrun, kızın geldi. Aç göz kanallarını çağlasın yaşların benim gibi. Kalk ta aç kapını annem, yoruldum, dizimde ferman kalmadı. Anneler bu kadar uyumaz senin uykun bu kadar ağır değil, kalk ta ses ver, kolumdan tut, dizlerimin üzerine çöktüm kalkamıyorum annem. Mevlana hazretleri “edebi edepsizden öğrendim” demiş. Öğrendiklerimi bilmem ama çok edepsiz gördüm, susmak erdem sandım sustum ama anlamadılar anne. Edepsizin ar damarı yok be anne. İnsandan utanmayan yaratandan utanır mı söylesene! Korktum Allahtan korkmayandan anne. Edep manevi kişiliğe giydirilen bir elbise ama kimse bilmiyor. Sustum anne susmak erdem dedim ama onlar acizlik sandı, ben yine de sustum. Gökyüzündeki ışığın sebebi bile edep, melekler bile edep yüzünden suçtan arınıp tertemiz olmuşlardır. Edebe uygunluk dile Tanrı’dan Lütfünden uzaktır edepsiz olan Zararı kendine değildir yalnız Dünyayı ateşe verir edepsiz. Der Mevlana hazretleri Allah’a yakarırken gerektiği kadar edepli oldum mu ya da ne kadar uzaklaştırıldım bilmem ama edepsizler yüzünden yandım yakıldım be annem. Edep Allah nurundan bir taçmış, insana değer katan, yükselten, şeref veren, dinlenilir kılan bir taç. Ama herkeste yok işte. Beladan ne kadar uzak durmaya çalışsam da sende biliyorsun olmadı be anne. Bütün cihanı gezmesine rağmen iyi huydan daha güzel bir şey bulamayan Mevlana Hazretleri kötülerle nasıl başa çıktı kim bilir? İnsanı hayvandan ayıran özelliktir edep. Edebi olmayan âdemoğlu âdem değilmiş ama bak edepsiz ilim okudu başıma âlim oldu, kalkta bak be anne! Bu kadar çok ağlayışım bildiklerim yüzünden değil elbette ama o kadar canım yanıyor ki ya acıyı bal eyle, ya dalı gül eyle anne demeye geldim. İlk kez gelinlik giyerken çok ağladım biliyorsun. Bak yine gelinliğimi giydim de geldim. Bak ağlamıyorum bu kez. Kalk ta çenemi bağla anne demeye geldim. Biliyorum anne, biliyorum cennet kokulum, kapını açmayacaksın biliyorum. Benim ki bir avuntu sadece, ellerini öpüp, boynuna sarılamayacağım, dizlerine başımı koyup ağlayamayacağım biliyorum ama yine de geldim. Hiç uyanmasan da, uyanamasan da beni beklediğini biliyorum. Bu yol kenarında beni, kızını, yavrunu hep beklediğini, göz pınarlarını çağlatarak beklediğini biliyorum, işte geldim annem. Sen diye dokunduğum toprak bile olsa, bende toprak olmaya geldim. Açtım bütün kapıları, sen sadece kollarını aç anne, koynuna girmeye geldim. $$$$$$_______________________________$$$$$
__$$$$$$$$*_____________________,,$$$$$$$$* ___$$$$$$$$$$,,_______________,,$$$$$$$$$$* ____$$$$$$$$$$$$___ ._____.___$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$,_'.____.'_,,$$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$$,, '.__,'_$$$$$$$$$$$$$$$ ____$$$$$$$$$$$$$$$$.@:.$$$$$$$$$$$$$$$$ ______***$$$$$$$$$$$@@$$$$$$$$$$$**** _______,__*$$$$$$ @.$$$$$$,,,,,, _____,,$$$$$$$$$$$$$* @ *$$$$$$$$$$$$,,, ____*$$$$$$$$$$$$$*_@@_*$$$$$$$$$$$$$ ___,,*$$$$$$$$$$$$$__.@.__*$$$$$$$$$$$$$,, _,,*___*$$$$$$$$$$$___*___*$$$$$$$$$$*__ *',, *____,,*$$$$$$$$$$_________$$$$$$$$$$*,,____* ______,;$*$,$$**'____________**'$$***,, ____,;'*___'_.*__________________*___ '*,, ,,,,.;*____________---____________ _ ____ '**,,,, *.° º ...° ....O .......°o O ° O |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Ne güzel söylemiş çocuk, “sana annem demek yetmez” belki ağlamak anlatır halimi. Bütün kabalığımıza, bütün maddiliğimize, bütün çoraklığımıza rağmen “anne” diyince tutamadığımız gözyaşlarımız anlatır işin gerçekliğini. Annem dedikçe ağlamak annemiz sayesinde tekrar varolmak varlık bulmak gibi yüceltir bizi. Annem, sana annem demek yetmiyor. ![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: anneler gunu zel |
| Bookmarks |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
Düzenli Mod |