Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Muhabbet > Hayata Dair..

Hayata Dair.. Hayata dair küçük hikayeler, tavsiyeler özlü sözler.. Hepsi bu bölümde..

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-07-2008, 11:40 PM   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Banned
 
Giriş: Apr 2007
Şehir : Kocaeli
Yaş: 24
Mesaj: 11,119
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 165243
Rep Seviyesi: KoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo RepstarKoJiRo Repstar
KoJiRo kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Itzhak Perlman'dan Bir Anı




BU KONUYA YORUM YAPMAK İÇİN HEMEN ÜYE OLUN
170.000 UYE YORUMLARINIZI OKUSUN


(Bu makale Houston Chronicle'dan alınmıştır. Yazarı Jack iemer'dir.)

"18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York'ta, Lincoln Center'daki Avery Fisher Salonu'nda bir konser vermek üzere sahneye çıktı.

Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için "sahneye çıkmak" hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.

Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman'ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak koltuk değneği yardımıyla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek suretiyle acı içinde ve yavaş yavaş yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür.

Sandalyesine erişinceye kadar, zorlukla ama ihtişamla yürümektedir. Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.

O güne değin, izleyiciler bu ritüele alışmışlardır. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken ve çalmaya hazır olana dek inanılmaz bir sessizlikle beklerler.

Ancak o konserde birşeyler ters gitti. Daha ilk birkaç satırı çalmıştı ki kemanın tellerinden bir tanesi koptu. Telin, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun sesi gibi giden, keskin kopma sesini duyabilmek mümkündü. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkânsızdı. Ve bunun sonrasında ne yapılması gerektiği konusunda da...

O gece orada olan insanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler:
"Anlamıştık ki, yeniden ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne arkasına gitmesi veya yeni bir keman bulması ya da yeni bir tel takması gerekecekti. "

Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi, gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi. Orkestranın başlamasıyla beraber o, kaldığı yerden devam etti. Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki senfonik bir eseri sadece üç telle çalmak imkânsızdır.

Ama o gece Itzhak Perlman bilmeyi reddetmişti. Onu parçayı kafasında modüle ederken, degiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz. Bir noktada, telleri neredeyse yeniden tonlamışçasına sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel
hiç vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için...

Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı. Ve akabinde seyirciler ayağa kalkıp tezahürata başladılar. Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı. Hepimiz ayaktaydık ve bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi, beğendiğimizi ifade edecek her türlü hareketi yapıyorduk.

Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak bizi susturdu.
Böbürlenen degil ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla şöyle dedi:
"Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla daha ne kadar müzik yapabileceğini bulmak..."

Bu ne güçlü bir cümledir. Duyduğumdan beri aklımdan çıkmıyor. Ve kim bilir? Belki de bu bir yaşam tarzıdır, sadece sanatçılar için değil hepimiz için. Burada, tüm yaşamını bir kemanın dört teli ile müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire, bir konserin ortasında kendini sadece üç tel ile bulan bir adam vardır. Öyleyse o da üç tel ile müzik yapmayı seçer, ve o gece sadece üç telle yaptığı müzik, daha evvel dört teli varken yaptığı herşeyden daha güzel, daha kutsal, daha unutulmazdır. ..

O zaman belki de bizim görevimiz, yaşadığımız bu sallantılı, hızla değişen, ürkütücü dünyada kendi müziğimizi yapmaktır; önce elimizde olan herşeyle ve daha sonra bu artık imkânsız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla.. ."


KoJiRo Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla
Tags:



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 05:21 AM.


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory