![]() |
|
|
|
#261 (permalink) |
|
Burnunun direği sızlamak: 1. Çok acı duymak (maddî). 2. Çok üzülmek."Soğuktan burnumun direği sızladı."
Burnunun ucunu görmemek: 1. İleriyi görememek, meydana geleceği açık olanı görememek. 2. Çok sarhoş olmak. 3. Çok dikkatsiz ve dalgın olmak."Sen ki burnunun ucunu göremeyen bir adamsın, seninle nasıl iş yapabilirim ben." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#262 (permalink) |
|
Burnunu sokmak: Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak."Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
Burnu sürtülmek: Ilımlı bir yol seçip gururundan vazgeçmek, sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek."Onun da burnunun sürtülmesine az kaldı, kısa zamanda dikbaşlılığı bırakacak." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#263 (permalink) |
|
Burun buruna gelmek: 1. Ansızın karşılaşmak, karşı karşıya gelmek. 2. Birbirine çok yaklaşmak, birine çok sokulmak."Kapıdan çıkar çıkmaz öğretmenimle burun buruna geldim."
Burun kıvırmak: Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek."Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. Bu mesaj en son " 01-21-2008 " tarihinde saat 09:12 PM itibariyle yunus_54 tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
|
#264 (permalink) |
|
Buyur etmek: Misafiri karşılayarak içeri almak, "buyurun" diyerek saygı ile yer göstermek ya da sofraya çağırmak."Misafirleri büyük bir şevkle buyur etti."
Buyurun cenaze namazına: Hiç beklemedik kötü bir durum karşısında şaka yollu üzüntü belirtmek için "ne yazık ki" anlamında kullanılır."Şunun yaptığına bakın, buyurun cenaze namazına!" En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#265 (permalink) |
|
Buz kesilmek: 1. Çok üşümek, donmak. 2. Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek. 3. Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak."Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında görünce buz kesildi."
Buzlar çözülmek: 1. Buzların erimeye ve kırılmaya, su hâline gelmeye başlaması. 2. Kişiler arasındaki dargınlığın, soğukluğun, kırgınlığın ve gerginliğin ortadan kalkmaya başlaması."İki kardeşin arasındaki buzlar çözülmeye başlayınca aileye neşe geldi." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#266 (permalink) |
|
Buz tutmak: Üstünde buz meydana gelmek, buzla kaplanmak."Göl buz tuttu."
Buz üstüne yazı yazmak: 1. Birine etkisi olmayan sözler söylemek. 2. Etkisi ve süresi çok kısa olan bir iş yapmak."Evet çocuklar, beni buz üstüne yazı yazan bir adam konumuna getirmeyin!" En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#267 (permalink) |
|
Büyük oynamak: 1. Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek. 2. Çok fazla para koyarak kumar oynamak."Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."
Büyük (söz) söylemek: Başkasının düştüğü kötü duruma düşmeyeceğini söyleyerek övünmek."Ne demiş atalarımız, büyük lokma ye, büyük söz söyleme." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#268 (permalink) |
|
Büyük sözüme tövbe!: Bir konuda kesin konuşulduğunda ya da bir başkasının düştüğü kötü dur ama düşmeme iddiasında bulunulduğunda Cenab-ı Allah`tan böyle bir duruma düşürmemesini dileme."Ne ettim de o sözü söyledim, büyük sözüme tövbe!"
Büyüklük göstermek: Elinde her imkân varken kötülük yapmamak, affetmek, iyi davranmak."İstese büyüklük göstermeyip onu buraya bir daha sokmazdı, erkek adammış." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#269 (permalink) |
|
Büyümüş de küçülmüş: Davranışları, konuşması yaşının üstünde olan, büyükler gibi hareketler yapan çocuk."Aman yarabbim, şunun söylediği sözlere bakın hele, büyümüş de küçülmüş sanki!"
En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
|
|
#270 (permalink) |
|
Cadı kazanı: Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer."Mahalle bir anda cadı kazanı gibi kaynamaya başladı."
Caka satmak: Çalım satmak, gösteriş yapmak."Caka satmayı bırak da işine bak." En yakınımken uzağımdın. Şimdi benden öte bensin ki, ben bana t-uzağım… ![]() Kedi & ReDD ...kardeşliği.. |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: alfabetik deyimler sozlugu |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|