12/07/06 - Bankanın içi boşaltılıyor, bilirkişi 'Dolandırıcılık yok!' raporu veriyor
Türkiye yolsuzluklar yüzünden her yıl milyarlarca dolarlık servetini kaybediyor. Özellikle işadamları, bürokratlar ve siyasilerle anılan yolsuzluk dosyalarına bir kesimin daha adı karıştı.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, yolsuzluklarda bilirkişi müessesesinin de önemli rol sahibi olduğunu söyledi. Dürüst, namuslu bilirkişileri tenzih ettiğini belirten Çiçek, "Ama bazı bilirkişiler var ki, önce kendi işini biliyor. Bankanın içi boşaltılıyor. Devlet bu kadar borç ödüyor. Bilirkişi raporu geliyor. 'Bu bankada dolandırıcılık olmamıştır.' diyor. Başka bir galaksiden gelenler mi boşalttı bunların içini?" şeklinde konuştu. "Bu bilirkişi, önce kendi işini bilmiş." diyen Bakan, bunların yanında bildirenlerin de var olduğunu anlattı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından ikincisi düzenlenen 'Yolsuzlukla Mücadele Konferansı'nın açılışında konuşan Bakan Çiçek, mücadele için yasal düzenlemeler yaptıklarını, ancak bunun da hap gibi bir ilacı bulunmadığını anlattı. Yolsuzluklar konusunda yeterli toplumsal duyarlılığın bulunmadığından yakınan Çiçek, yolsuzluk yapanların her gittikleri yerde baştacı edildiklerini belirtti. Sorunun temelinde meslek dayanışmasının bulunduğunu öne süren Bakan, "Herkes kendi hırsızını, kendi yolsuzunu koruyor." dedi.
Yolsuzlukla mücadele amacıyla gerçekleştirdikleri yasal düzenlemeler hakkında bilgi veren Cemil Çiçek, sorunun yalnız yasalarla çözülemeyeceğini vurguladı. Siyasete güveni artırmak amacıyla siyasetin finansmanı ve etik kurulunu öngören 2 yasa taslağı üzerinde çalıştıklarına işaret eden Çiçek, görüş için 172 kuruluşla irtibata geçtiklerini, ancak yarısından cevap alamadıklarını anlattı. Çiçek, yolsuzlukla mücadelenin süne zararlısı ile yapılan mücadele gibi mevsimlik olmadığını da belirterek, "Hazine süneleriyle 24 saat 365 gün ebediyen mücadele edilmesi lazım. Bizim bu zararlılar gece karanlığında da çalıyor, kar kış demeden de çalışıyor." dedi. Çiçek sözlerini şöyle sürdürdü: "Yolsuzluğa karşı olduğumuzu söyleyip işimize geldiğinde, 'Ya bu işin bir yolu yok mu?' arayışı devam ettiği sürece mücadeleyi devamlı sürdürmeniz lazım gelir. Rüşvet, ihaleye fesat karıştırmak ne zamandan beri serbest, dolandırıcılık ne zamandan beri cezai müeyyideden yoksun ki? Emniyeti suistimal, görevi kötüye kullanma yani yolsuzluk suçlaması olarak algılayabildiğimiz fiillerin tamamı eskiden beri suçtur." Bakan, özelleştirmenin sadece ekonomik bir olay olmadığını da belirterek, doğrudan toplumsal ahlakı koruma, duyarlılıkları güçlendirme adına önemli bir adım olduğunu bildirdi. Devletin elinde imkânlar var-oldukça, ihalelerin büyük kısmını devlet verdikçe yolsuzlukların da süreceğini ileri süren Bakan, "Yani havuç burada durduğu sürece tavşanlar da etrafında dolaşmaya devam ediyor." dedi.
Acaristanbul'a onca yıldır göz yummuşlar
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, orman içindeki kanunsuz yapılaşmayla gündeme gelen Acaristanbul'a da temas etti. Bakan, "10 senedir orada o rezalet devam ediyor. Kanunsuz bir eylem varsa ihbara bile gerek yok. Birçok kişinin kendiliğinden harekete geçip gereğini yapmış olması gerekirken, yapılmıyor." dedi. Buradaki yolsuzluğun üç ayaklı olduğunu kaydeden Bakan, "Bir tarafında siyasetçi vardır. Herkes şimdi işin o kısmını görüyor. Bir tarafında bürokrat vardır. Şu kesimden, bu kesimden. Şimdi en rahat tenkit edilen kısım siyasetçi kısmı. Üçüncü ayağını da işadamları oluşturuyor. İş dünyası var." dedi. Değerlendirmeler yapılırken bu üç ayağın birden ele alınması gerektiğini vurgulayan Çiçek, söz konusu olayda şimdiye dek özellikle siyasetçinin öne çıktığını bildirerek şunları kaydetti: "Bundan sonraki kısmında bürokrasi ve iş dünyası ile ilgili şeylerin arka arkaya yapılması lazım ki fotoğrafı tümüyle ortaya çıkarılım." Bu arada İstanbul Vergi Dairesi, ekim ayı sonunda gelen bir ihbarı değerlendirerek Acaristanbul projesiyle ilgili çalışma başlattı. Acar Şirketler Grubu'nun Beykoz'daki evlerinin tapu harçları ile ilgili incelenmesi devam ediyor.
.
Adı kaçmakta olsa;
köşede yine seni bekleyen bir sevda ve kanayan bir yara vardır...
Sorarsın kendine kaçtığın şehir mi yoksa yüreğin mi...
"Kaçtığın sevgili ya da şehir değildir asla kaçtığın kendi yüreğindir aslında."
YooK.
|