![]() |
|
|
|||||||
| Edebiyat Türk ve Dünya Edebiyatı Hakkında Herşey |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Japon AtaSözLeri Kör bir dilenci de hic olmazsa ciceklerin kokusunu duyar Bir dostunuz, yemis bahcesini geziyorsa, dalgin görünmeniz en büyük nezakettir Sis, yelpaze ile dagitilmaz Ilk karini sana Allah, ikinci karini insanlar, ücüncüsünü ise seytan gönderir Üc tasinma, bir yangina bedeldir Hizli giden araba yana yuvarlanir Pirincin icindeki siyah taslardan korkma beyaz olanlardan kork Yalan dört nala gider. Hakikat ise adim adim yürür, fakat yine de vaktinde yetisir Kitaplar ruhun gidasidir Ruhun ilaci kitaptir Dürüstlük en iyi siyasettir Müzik degistiginde dans da degisir Dürüstlük en iyi siyasettir. Tanrı'yı bir ısırgan otunda da bulabilirsiniz. Aptalın peşinden giden aptaldır. Kayrılma, başkalarının özgürlüğünü satmaktır. Kendi asana dayan, başkalarınınkine değil. Tek oku kırmak kolaydır, ama bir deste kırılmaz. |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Japonya Tarihi - Önemli Olaylar ve Dönemler
Japonya Tarihi Önemli Olaylar ve dönemler: Tarih Detay: Kaynak: Türk Japon Derneği Japon takımadalarına, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir parçası olduğu dönemde, yaklaşık 100 bin yıl önce yerleşilmişti. Arkeolojik araştırmalar yontma taş devrinde takımadalarda yaşayan insanların temelde avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerini ortaya çıkarmıştır. Cilalı taş devrinde zarif taş aletler yapılmış, ok ve yay kullanılarak ileri avlanma teknikleri geliştirilmiş ve yemek pişirmek ve saklamak için toprak kaplar üretilmiştir. Jomon stili (sicim desenli) kaplar nedeniyle, MÖ. 8 bin ile MÖ. 300 yılları arasındaki dönem Jomon dönemi olarak adlandırılır. MÖ.300 yıllarında Asya kıtasından tarım, basit pirinç ekimi ve metal işçiliği teknikleri gelmiştir. Japonya'da yaşayanlar tarımsal üretimi artırmak için günlük yaşamlarında tarım aletleri ve demir silahlar, ayrıca dini ayinler için bronz kılıçlar ve aynalar kullanmışlardır. Bu dönemde işbölümü, yöneten ve yönetilenler arasındaki ayrılığı derinleştirmiş ve ülkede pekçok küçük devlet kurulmuştur. MÖ. 300 ile MS 300 yılları arasına rastlayan ve çömlekçi çarkında seramiklerin üretildiği döneme Yayoi dönemi denmiştir. 4. yüzyılda küçük devletler birleşti ve tüm milleti yöneten güçlü politik otorite Yamato'da (şimdiki Nara eyaleti) merkez kurdu. 4 ve 6. yüzyıllar arasında Kore'den gelen Budizm ve Konfüçyusçuluk'u kapsayan Çin kültürünün yanısıra tarımda da büyük gelişmeler görüldü. 4. yüzyılın sonlarından itibaren Kore yarımadasındaki krallıklar ve Japonya arasında ilişkiler başlamıştır. Aslında Çin'in Han hanedanlığında geliştirilen gemi yapımı, tabaklama, metal işçiliği ve dokuma gibi endüstriyel sanatlar Kore yoluyla ülkeye tanıtılmıştır. Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm 538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan'dan Japonya'ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur. 8. yüzyılın başında ülkenin ilk daimi başkenti Nara'da kurulmuştu. 710'dan 784'e kadar, 70 yıldan uzun bir süre Japon imparatorluk ailesi burada oturmuş ve giderek otoritesini tüm ülkeye benimsetmiştir. O zamana kadar başkent veya payitaht şimdiki Nara, Kyoto ve Osaka şehirleri arasında sık sık yer değiştiriyordu. 794 yılında Çin'in o zamanki başkent model alınarak, Kyoto'da yeni bir başkent inşa edildi. Kyoto yaklaşık 1000 yıl ülkeye başkentlik yapacaktı. Başkent'in Kyoto'ya taşınması, 1192'ye kadar devam edecek olan Heian döneminin başlangıcı anlamına gelir. Bu, Japonya'da sanatsal gelişimin görüldüğü muazzam dönemlerden biriydi. 9. yüzyılın sonlarına doğru Çin ile ilişkiler kesilmiş ve Japon uygarlığı kendi özel niteliğini ve formunu bulmaya başlamıştır. Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru "kana" adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir. İncelik ve nezaket, başkentteki yaşama damgasını vurmuştur. Saray sanatsal ve sosyal zevklere dalmış, bu arada eyaletlerdeki savaşçı klanlar üzerindeki otoritesi giderek zayıflamıştır. Krallığın etkin kontrolü giderek elden çıkarken; bu, Japonya'nın çalkantılı ortaçağında , soyları eski imparatorlara kadar uzanan iki rakip askeri aile olan Minamotolar ile Tairalar için bir ödül olmuştur. Sonunda Minamotolar 1185'de İç Deniz'de destansı Dannoura çarpışmasında rakip Taira klanını imha ederek, hakim olmuşlardır. Minamotolar'ın zaferi, etkin politik gücün kaynağı olan kraliyet tahtının zımnen yok edilmesini ve askeri yöneticilerce, bir başka deyişle birbiri ardına gelen şogunlarca sürdürülen yedi yüzyıllık feodal yönetimin başlangıcını belirledi. 1213 yılında gerçek güç, Minamotolardan Yoritomo'nun eşinin ailesi olan Hojolar'a geçti ve Şogun vekili olarak 1333'e kadar Kamakura'da askeri hükümeti yürüttüler. Moğollar bu süre zarfında biri 1274 ve ikincisi 1281'de olmak üzere kuzey Kyuşu'ya iki defa saldırdılar. Zayıf güçlerine rağmen, Japon savaşçıları yerlerini başarıyla muhafaza ettiler ve istilacıların iç kısımlara girmelerini önlediler. Her iki saldırı teşebbüsünde de meydana gelen ve donanmalarının büyük kısmını mahveden tayfunların ardından Moğol güçleri Japonya'dan çekildiler. Temeli resim yazısına dayanan Çince yazım biçimi kabul edilmiş ve bu vesileyle Japonlar Konfüçyus felsefesini, astronomi ve takvimin işleyişini ve tıbbın ilkelerini öğrenmişlerdir. Budizm 538 yılında Çin ve Kore yoluyla Hindistan'dan Japonya'ya geldi. Çin hükümet sistemi Japon yöneticilerinin, üzerine kendi sistemlerini kurdukları bir model olmuştur. 1333'den 1338'e kadar süren imparatorluk yönetiminin kısa ömürlü restorasyonunun ardından Kyoto, Muromaçi'de Aşikaga ailesi tarafından yeni bir askeri hükümet kuruldu. Muromaçi dönemi 1338'den 1573'e kadar, iki yüzyıldan uzun sürdü. Bu dönem zarfında Buşido'nun sert disiplini, estetik ve dini faaliyetlerde ifadesini bulmuş ve bugün bile başta gelen özelliği klasik anlamda sadelik ve kontrol yeteneği olan ülke sanatına damgasını vurmuştur. 200 yıllık yönetimin ardından Muromaçi'deki şogunluk, ülkenin diğer kesimlerindeki rakip klanların, kendi otoritesine karşı giderek büyüyen meydan okumalarıyla karşılaşmıştır. 16. yüzyılın sonlarına doğru, Japonya yücelik uğruna savaşan bölgesel beylikler yüzünden bir iç savaşla parçalanmıştı. Düzen 1590'da büyük general Toyotomi Hideyoşi tarafından yeniden kuruldu. Hideyoşi 1592 ve 1597'de Kore'ye her ikisi de Çinlilerin ve Korelilerin direnci karşısında başarısızlığa uğrayan iki istila hareketi başlamıştı. Onun Japonya'yı uzlaştıran ve birleştiren çalışmaları, Tokugava Şogunluğu'nun kurucusu Tokugava Ieyasu tarafından da pekiştirilmiştir. Japon şatolarının en ünlülerinin inşası da bu iç savaşların yaşandığı geçiş evresine rastlamaktadır. Bu, dışarıdan getirilmiş kavramların yavaş yavaş aslında Japon stiliymiş gibi gösterildiği bir asimilasyon ve adaptasyon yöntemiydi. Bu yöntemin en tipik örneği, Japon yazısının Heian dönemindeki gelişimidir. Çince yazımdaki güçlük, yazarları ve rahipleri Çince formlara dayalı iki ayrı hece sistemi üretmeye itti. Heian döneminin ortalarına doğru "kana" adı verilen bu iki fonetik alfabe geliştirilmiş ve Çince üslubunun yerini alarak gelişen saf Japon stili edebiyata ışık tutmuş ve oldukça geniş biçimde kullanıma girmiştir. Kendini Japonya'nın etkin yöneticisi olarak kabul ettiren Ieyasu, şogunluğunu 1603'de şimdi Tokyo olarak bilinen Edo'da kurdu. Bu Japon tarihinin en önemli dönüm noktasıydı. Ieyasu, gelecek 1265 yıl için özellikle politik ve sosyal kanunlar olmak üzere halkın yaşantısının her yönüyle tasarlandığı bir kalıp yarattı. Ieyasu'nun tesis ettiği sosyal ve politik yapının entegrasyonunu korumanın bir yolu olarak 1639'da Tokugava Şogunluğu, Japonya'nın kapılarını dış dünyaya fiili şekilde kapatarak, şiddetli bir adım attı. İlk Batılılar Japonya kıyılarına bir önceki yüzyılda Muromaçi döneminde ulaştılar. Ülkeye ateşli silahları tanıtan Portekizli tacirler 1543'te Japonya'nın güneybatısında küçük bir adaya yerleştiler. Sonraki birkaç yıl içinde bunları, Saint Francis Xaviar önderliğinde Cizvit misyonerleri ve İspanyol gruplar takip etti. Hollandalı ve İngiliz tacirler de Japon topraklarına yerleştiler. Avrupalıların bu akınlarının Japonya üzerinde çok derin etkileri oldu. Bu misyonerler özellikle Japonya'nın güneyinde çok sayıda kişinin inanç değiştirmesine sebep oldular. Şogunluk Hrıstiyanlığın birlikte geldiği ateşli silahlar kadar patlayıcı bir potansiyel teşkil edebileceğini fark etti. Sonunda Hrıstiyanlık yasaklandı ve Togukava Şogunluğu, Nagasaki Limanı'ndaki küçük Dejima adası içinde yaşayan bir avuç Hollandalı tüccar, Nagasaki'de yaşayan Çinliler ve arasıra Kore Lee Hanedanlığı'ndan gelen resmi elçiler dışında yabancıların ülkeye girişini yasakladı. Yaklaşık 250 yıl boyunca Japonya'nın dış dünya ile tek bağlantısı bu insanlardı. 18. yüzyılın sonlarından itibaren açılma yönünde giderek artan baskılar 19. yüzyılın ortalarında meyvelerini verdi. 1853 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin dört gemilik bir filosu Tokyo Körfezi'ne demir attı. Bir sonraki yıl aynı ziyareti gerçekleştiren Amerikan filosu bu ikinci ziyaretinde, bu kez iki ülke arasında bir dostluk anlaşmasına imza attı. Bunu, hemen Rusya, İngiltere ve Hollanda izledi. Bu Japonya'nın içe kapalı geçirdiği dönemin bittiğini haber veriyordu. Dört yıl sonra dostluk anlaşmasını ticaret anlaşmalarını izledi. Bu aşamada kervana Fransa da katıldı. İkili anlaşmalar feodal dönemin de sonunu getirdi. Ülke önce kargaşaya sürüklendi. 10 yıl kadar süren kargaşanın ardından Tokugava Şogunluğu tarihe karışırken, 1868 tarihi itibariyle Meiji Restorasyonu dönemi başladı. Hakimiyet İmparatora geçti. Meiji dönemi Japonya'nın modern tarihinin de başlamasını haber verir. Bu dönemde Japonya Batı'nın yüzyıllar içinde kurduğu modern sanayileri, politik kurumları, kısacası modern bir toplumu 20-30 yılda yaratıverdi. Başkent Kyoto'dan bir önceki başkent olan Edo'ya taşındı. Ancak adı Tokyo olarak değiştirildi. Tokyo, "doğu başkenti" anlamındadır. Yüzyılların birikimi çok geçmeden kendini gösterdi. Ülke her bakımdan gelişmeye ve genişlemeye başladı. Bu gerektiğinde savaş anlamına da geliyordu. 1894-1895 yıllarında Çin ile yapılan savaşı Japonya kazandı ve Tayvan'ı ele geçirdi. Japonya 1904-1905 yıllarında Rusya ile yapılan savaşı da kazandı Güney Sahalin'i eline geçirdi. Aynı yıl Kore'nin yönetimini aldı, bu ülke 1910'da ilhak edildi.Bundan iki yıl sonra da İmaparator Meiji öldü. Bundan sonraki dönemde ülke büyümesini sürdürmekle birlikte ekonomik durgunluklar, siyasi çalkantılar ülkeyi kaosa sürükledi. Egemen güçler arasındaki çekişmeler, ülkeyi İkinci Dünya Savaşı'nın tam ortasına taşıdı. 1945 Ağustos'unda İmaparator'un emriyle halk silahlarını bıraktı, ülke teslim oldu. Ülke altı yıl kadar müttefiklerin kontrolünde kaldı. Bu dönemde ülkenin ekonomik ve toplumsal yapısını değiştirecek, reform nitelikli bir dizi yapılanmaya gidildi. Tarım alanları yeniden paylaştırıldı. Zaibatsu denilen aile şirketleri dağıtıldı. İşçilere ve kadınlara çeşitli haklar tanındı, 1947'de liberal bir anayasa ilan edildi. 1951 San Francisco Barış Antlaşması ile Japonya dış ilişkiler kurma hakkını yeniden kazandı. Bu tarihten itibaren yaklaşık 15 yılda ülke yeniden uluslararası rekabet gücüne ulaştı. 1964 Tokyo Olimpiyatları ülkenin uluslararası arenaya kabul edilişinin ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasının tescili niteliğindeydi. Bütün dünyayı etkileyen sosyal olaylar Japonya'da kurumların geliştirilmesi sonucunu doğurdu. Bundan sonraki dönemin en önemli olayları ise 1972'de Okinava'nın Amerikan yönetiminden tekrar Japonya'ya geçmesi ve Çin ile bir uzlaşmaya varılmasıdır. Bu tarihten sonra Japonya özellikle uluslararası ekonomik ve mali piyasa v kuruluşların baş aktörlerinden biri haline geldi. |
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Rusya-Japonya Savaşı (1904-1905)
Rus-Japon savaşı Mançurya yüzünden ve Çin'de meydana gelen gelişmeler neticesinde patlak vermiştir. 1894-95 savaşında Japonya'nın Çin karşısında gösterdiği üstünlük ve güç, Çin'de bir takım tepkilere sebep olmuştur. Çinli aydınlar da, ülkelerinin sömürgeleşmeden kurtulmasını Japonya gibi Avrupa metodları ile kalkınmada gördüler. Aydınların baskısı ile Çin imparatoru bir takım reform hareketlerine girişti. Fakat bu çok kısa sürdü. Çünkü bu yenileşme hareketlerine karşı bu kere muhafazakarlar tepki gösterdi. Yenileşmeye karşı bu tepki bir süre sonra yabancı düşmanlığına dönüştü. Bu düşmanlığın öncülüğünü de "Haklı Yumruklar" manasına gelen I Ho Chü'an adlı bir teşkilat yapmaktaydı ki, Avrupalılar bu teşkilata "Boxer"ler demiştir. 1900 yılı Haziranında Boxer'ler ayaklandılar ve Avrupalıları öldürmeye başladılar. Hareket kısa zamanda genişledi. Bunun üzerine Avrupa devletleri ortak bir ordu kurup bunu Boxer'ların üzerine sevkettiler. Sonunda Boxer ayaklanması bastırıldı. Boxer ayaklanması sırasında Rusya da Mançurya'ya asker sevketti. Çünkü 1895'de Japonya'yı Liaotung'dan çıkardıktan sonra Rusya, Çin'le yaptığı anlaşmalarla Mançurya'da demiryolu yapma ve yeraltı kaynaklarını işletme hakkı elde etmişti. Bu demiryollarını ve madenleri korumak için Rusya Mançurya'ya asker sevkediyordu. Bahanesi böyleydi. Gerçekte Rusya bu fırsattan ve karışıklıktan istifade edip Mançurya'ya iyice yerleşmek istiyordu. Rusya'nın bu niyeti hem Japonya'yı hem de İngiltere'yi endişelendirdi. Bu sebeple bu iki devlet birbirine yaklaştı. Her ikisi de Rusya'dan, Mançurya'daki askerini geri çekmesini ve bu toprakları tekrar Çin'in egemenliğine bırakmasını istedi. Rusya çekilmeyi kabul etmiş gibi görünüp, işi oyalama yoluna soktu. Bu ise en fazla Japonya'yı sinirlendirdi. İngiltere, Japonya'yı Rusya'nın üstüne saldırtmak için, 1902 Ocak ayında Japonya ile ittifak yaptı. Buna göre Japonya Rusya ile bir savaş yaparken, Rusya'ya başka bir devlet de yardım ederse, o zaman İngiltere de Japonya'nın yardımına gelecekti. Bu ittifaka rağmen Japonya Rusya ile meseleyi anlaşma yoluyla halletmek istedi. Mançurya'ya Rusya'nın, Kore'ye de kendisinin yerleşmesini teklif etti ise de Rusya bunu kabul etmedi. Bu sefer Japonya, Rusyaya, Koreyi paylaşmayı teklif etti. Rusya bunu da reddetti. Bunun üzerine Japonya 1904 Şubatında Rusya'ya savaş ilan etmekten başka çare görmedi. Savaş 18 ay kadar sürmüş ve hem karada ve hem deniz muharebelerinde Rusya için tam bir hezimetle sonuçlanmıştır. Japonya Liaotung yarımadasına asker çıkarıp Rusya'yı kara muharebelerinde perişan etti. Ayrıca Port Arthur limanındaki Rus donanmasına da ani bir baskın yapıp bu donanmayı da yoketti. Rusya bunun üzerine Baltık donanmasını Uzak Doğu'ya gönderdi. Lakin Japonlar Tsushima Boğazı'nda bu donanmayı da kıstırdılar ve tamamen yok ettiler. Neticede Rusya yenilgiyi kabul edip 1905 Eylülünde Portsmouth (Amerika'da) barışını imzaladı. Portsmouth barışı ile Rusya, Mançurya üzerinde elde ettiği bütün haklarını Japonya'ya devrediyor ve ayrıca Kore'nin de bağımsızlığını tanıyordu. 1910 yılında Japonya Kore'yi işgal edip burasını kendi topraklarına ilhak edecektir. Rus-Japon savaşının gerek Uzak Doğu, gerek Avrupa politikası bakımından bir takım mühim neticeleri olmuştur. Uzak Doğu politikası açısından şüphesiz en mühim netice, Japonya'nın, dünyanın bu bölgesinde büyük bir kuvvet olarak sivrilmesiydi. Japonya, Rusya karşısında elde ettiği kesin zafer ve büyük başarı ile, milletlerarası politikanın büyük devletleri arasındaki yerini almaktaydı. Bundan başka, bir yandan, Rusya'nın, Çin'e ait Mançurya toprakları üzerinde sahip bulunduğu ekonomik hak ve imtiyazları aynen devralması ile bu topraklar üzerinde kurduğu kontrol, öte yandan da, 1910 da Kore'nin bağımsızlığına son verip bu ülkeyi de kendisine ilhak etmesi ile, Japonya Asya kıtasına ayak basmış olmaktaydı. Bu ise, Japonya'nın önünde yeni emperyalizm ufukları açıyordu. Bundan sonra Japonya Asya'da genişlemeye çalışacak ve 1932 de Mançurya'yı ilhak ettiği gibi, 1937 de de Çin'i işgal etmek üzere harekete geçecektir. Kısacası, şimdi bir Uzak Doğu devleti de, Uzak Doğu'daki sömürgecilik faaliyetlerinin aktif unsuru haline geliyordu. Rus-Japon savaşının Uzak-Doğu gelişmeleri açısından bir üçüncü neticesi de, Asya'da sarı ırk milliyetçiliğine bir güç ve hareketlilik, bir dinamizm ve hız kazandırmasıdır. Japonya diğer sarı ırk milletlerine de örnek oluyor ve sarı ırkın da neler yapabileceğini göstermiş oluyordu. Rus-Japon savaşının Avrupa politikası bakımından mühim neticesi ise, Rus politikasının cephe değiştirerek, Asya ve Uzak Doğu'dan tekrar Avrupa'ya dönmesidir. Zira Kırım Savaşı yenilgisinden sonra faaliyetlerini Asya ve Uzak Doğu'ya aktaran Rusya, şunu görmüştü ki, Asya'nın her tarafında İngiltere karşısına çıkmaktaydı. İran'da, Afganistan'da ve Tibet'te karşısında İngiltere'yi bulmuş ve onunla mücadele etmek zorunda kalmıştı. Mançurya üzerindeki mücadelede de, Japonya ile çatışma durumuna girmiş ve Japonya'nın arkasında da yine İngiltere yer almıştı. Eğer İngiltere Japonya'yı desteklememiş olsa idi, Japonya Rusya ile bir savaşı göze alamazdı. Hasılı, Rusya'nın Asya'daki ve Uzak Doğu'daki faaliyetlerinin hepsinde İngiltere bir duvar gibi karşısına dikilmiş ve kendisini her yerde başarısızlığa uğratmıştı. O halde Rusya dünyanın bu bölgesinde İngiltere ile olan anlaşmazlıklarını sona erdirip, kendisinin geleneksel faaliyet alanı olan Boğazlara ve Avrupa'ya dönmeliydi. İşte bunun içindir ki, Japon yenilgisinin hemen arkasından Rusya 1907'de İngiltere ile bir anlaşma yapıp, Üçlü İtilaf'ın üçüncü halkasını meydana getirdi. Şimdi İngiltere ile Rusya aynı safta bulunuyordu. Bu ise Rusya'nın Boğazlar üzerindeki emellerinin gerçekleşmesini kolaylaştıracaktı. Bundan dolayıdır ki, 1907'den sonra Rusya'nın ağırlığı Osmanlı Devleti üzerine çökecektir. Bir başka deyişle, Japonya'nın Rusya'yı yenmesi, Osmanlı Devleti'nin aleyhine bir durum ortaya çıkarıyordu. Japonya'nın Rusya karşısındaki başarısı, Çin'e de tesir etmiş ve bu ülkede de yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu gelişmeler günümüze kadar uzanmıştır. Japonya'nın Batılılaşma ile gerçekleştirdiği ilerleme ve bir büyük kuvvet olarak ortaya çıkması, Çin'de de bir kısım aydınları harekete geçirmiştir. Bunlardan Dr. Sun Yat Sen, bu yeni reformculuk hareketinin lideri olmuştur. Dr. Sun Yat Sen, kafasında oluşturduğu çağdaşlaşma düşüncesini, 1894-95 Çin-Japon savaşından sonra harekete geçirdi. Lakin 1904-1905 Rus-Japon savaşı ve Japonya'nın büyük zaferi bu hareketi daha da hızlandırdı. 1911 yılında Çin'de patlak veren ayaklanmalara askerler de katılınca, 1912 yılında Mançu hanedanı yıkıldı ve cumhuriyet ilan edildi. Lakin iktidarı askerler ele geçirdi. Dr. Sun değil. Askerler 1916 yılında tekrar imparatorluk ilan ederek bir general imparator oldu. Bu ise Dr. Sun'un mücadelesini daha da hızlandırdı. Dr. Sun Çin için kafasında oluşturduğu demokratik bir düzen düşünmekteydi. Bu arada, Mao Tse-tung ve arkadaşları 1921 de Çin Komünist Partisi'ni kurdular. Şimdi mücadeleye yeni bir unsur katılmış oluyordu. Dr. Sun Yat Sen'in ve o öldükten sonra Chiang Kai-shek'in liderliğindeki Kuomintang Partisi ile Mao Tse-tung'un Komünist Partisi bazan birbirleriyle mücadele ederek, bazan da işbirliği yaparak, 1945 yılına geleceklerdir. Lakin 1945'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve Japonya'nın yenilmesi üzerine, komünistlerle Kuomintang milliyetçilerinin mücadelesi tekrar başlayacak ve mücadele 1949 Ekiminde Çin'de komünist rejimin kurulmasıyla kapanacaktır. |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Japonya Devlet Yapısı
Japon Anayasası 3 Kasım 1946'da resmen ilan edildi ve 3 Mayıs 1947'de yürürlüğe girdi. Anayasa'da, Japon halkı demokratik düzen ve barış ideallerini desteklemeyi taahhüt etmektedir. Anayasa'nın başında şu ibare vardır: "Biz, Japon halkı, her zaman için baskı ve taassubun, zulüm ve köleliğin dünyadan uzak tutulması ve barışın korunması için mücadele ederek, uluslararası toplumda şerefli bir yere sahip olmak isteğindeyiz." Anayasa'ya göre, - İmparator, halkın birliğinin ve devletin sembolüdür. Hükümran güç halkın elindedir. - Japonya savaşı mutlak bir hak olarak reddeder. Ayrıca, gücün diğer milletlerle münakaşa etmek için kullanılmasını ve yönlendirilmesini de reddeder. - Temel insan hakları, ebediyen ve dokunulamaz şekilde garanti altına alınmıştır. - Eski Asilzadeler Meclisi'nin yerini, üyeleri, Temsilciler Meclisi üyeleri gibi halk tarafından seçilen Senato almıştır. Senato'nun Temsilciler Meclisi'ne üstünlüğü vardır. - Yürütme yetkisi, topyekün Parlamento'ya karşı sorumlu olan Kabine'nindir. - Anayasa'da kararlaştırılan durumlar dışında Imparator'un hükümetle ilgili yetkisi yoktur. Bunun yanısıra, örneğin, Başbakanı ve Yargıtay baş hakimini atar. Ancak, Başbakan ilk önce Parlamento tarafından, baş hakim de Kabine tarafından belirlenir. İmparator'un ayrıca halk adına kanun ve anlaşmaları yürürlüğe koymak, Parlamento'yu toplantıya çağırmak ve Kabine'nin tavsiye ve tasvipleri doğrultusunda şeref nişanı vermek gibi görevleri mevcuttur. Japonya, başkent Tokyo da dahil olmak üzere 47 eyalete ayrılmıştır. Eyaletler, şehirler, kasabalar ve köyler yerel yönetimlerin idaresindedir. Eyalet valileri ile şehir, kasaba ve köy belediye başkanları, yerel meclislerin üyeleri gibi, ilgili bölgeye kayıtlı seçmenler tarafından seçilir. İmparatorluk Ailesi İmparator Hirohito'nun vefatı üzerine 7 Ocak 1989'da Akihito, Japon İmparatoru olarak tahta geçti. Milletvekilleri ile yaptığı ilk resmi görüşmede İmparator Akihito, Anayasa'ya bağlı kalacağına söz verdi ve ulusun daha da kalkınması, dünya barışı, halkın refahını tesis konularında isteklerini ifade etti. İmparator Hirohito ve İmparatoriçe Nagako'nun ilk oğlu olan İmparator Akihito 23 Aralık 1933'de Tokyo'da dünyaya geldi. Veliaht Prens Akihito 1952'ye kadar Gakushuin Lisesi'nde ilk ve orta öğrenimini tamamladı ve 1956'ya kadar Gakushuin Üniversitesi'nde eğitim gördü. Nisan 1959'da, Shoda Michiko ile evlendi. Savaş sonrası asilzadelik kaldırıldı ve yalnızca İmparatorluk Ailesi üyelerinin asil sıfatlarını kullanmasına izin verildi. Eski İmparator Hirohito'nun evlenen kızları imparatorluk sıfatlarını terketmişlerdir. Siyasi Partiler Japonya'nın ilk siyasi partisi Aikoku Koto (Yurtsever Partisi) 1874'de kurulmuş ve hemen ardından hükümetten temsili yasamanın kabul edilmesi talebinde bulunmuştur. Ülkede ilk genel seçimler bundan 16 yıl sonra l Temmuz 1890'da yapılmış ve parlamento ilk toplantısını aynı yıl 29 Kasım'da yapmıştır. Japonya'da kurulmuş olan bu parlamento Asya'nın ilk ulusal yasama organıdır. Sonraki yıllarda siyasi partilerin içişlerindeki rolü arttı; ancak, II. Dünya Savaşı'nı hazırlayan dönemde milliyetçiliğin tırmanışı partilerin etkisinin azalmasına ve nihayet geçici olarak kapatılmalarına neden oldu. Günümüzde Japonya'daki en büyük 6 siyasi parti şunlardır: Liberal Demokratik Parti, Japonya Sosyalist Partisi, Komeito, Demokratik Sosyalist Parti, Japonya Komünist Partisi ve Birleşmiş Sosyal Demokratik Parti. Japonya'nın en büyük tutucu grubu olan iktidardaki Liberal Demokratik Parti, II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1955'de iki tutucu partinin birleşmesiyle kuruldu. LDP, 1955'den beri kesintisiz olarak iktidarda kalmıştır. Parti Başkanı, LDP'nin Temsilciler Meclisi'ndeki ve Senato'daki üyeleri tarafından iki yıllık bir dönem için seçilir. Başkanlık için dört veya daha fazla aday olduğunda parti üyeleri arasında direkt oylama ile yapılan birinci seçimde ilk üç aday belirlenir ve sonra başkan bu üç aday arasından LDP'nin Parlamento üyeleri tarafından seçilir. Uygulanmakta olan parti kurallarına göre başkan bu görevde iki dönemden fazla kalamaz. Japonya Sosyalist Partisi, ilk olarak, savaş öncesinde farklı emekçi partilerin birleşmesi ile Kasım 1945'de kurulmuştur. 1951'de sol ve sağ kanatlara ayrıldıktan sonra, Ekim 1955'de ikinci bir birleşme olmuştur. Amacı mevcut Anayasa'yı desteklemenin yanısıra "barışçı ve demokratik devrim" vasıtasıyla sosyalizmin gerçekleştirilmesidir. Temmuz 1986'da Doi Takako JSP'nin başkanlığına seçilmiş ve böylece Japonya'da başlıca siyesi partilerden birinin başına getirilen ilk kadın olmuştur. Komeito (Temiz Hükümet Partisi), Budizm'in Nichiren Shoshu mezhebinin bir uzantısı olan Soka Gakkai'in siyasi kolu olarak Kasım 1964'de kurulmuştur. Ocak 1967'de katıldığı ilk genel seçimlerde, 25 üyesinin Temsilciler Meclisi'ne seçilmesi başarısını göstermiştir. Komeito, bundan böyle dinden bağımsız olduğunu ilan etmiştir, "insancıl sosyalizm" kavramına dayalı refah bir toplum yaratmak hedefleri arasındadır Demokratik Sosyalist Parti, Ocak 1960'da bir yıl önce JSP'den kopan bir grup tarafından kuruldu. Demokratik yöntemlerle sosyalist toplumun yaratılmasına kendini adayan parti, aşırı ideolojilere karşıdır. Parti programı uyarınca "solda ve sağda kapitalist ve totaliter rejime karşı koymak" için çaba harcayan DSP, bir sınıf partisi değil, "çeşitli toplumsal gruplar arasında menfaat farklılığını ve aynı zamanda ortak ulusal menfaatlerin varlığını kabul eden popüler" bir partidir. Japonya Komünist Partisi, Temmuz 1922'de siyasi yeraltı cemiyeti olarak kuruldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra resmi bir parti olarak ortaya çıktı. Parti, "halkın demokratik devrimi ve sonraki sosyalist devrim" yoluyla Japonya'da komünist topluma geçilmesini amaçlar. Birleşmiş Sosyal Demokrat Parti, Sosyalist Parti'den önceki yıl çekilen üç parlamento üyesi ve Sosyalist Vatandaşlar İttifakı'nın üç parlamento üyesinden oluşan iki küçük politik grubun birleşmesiyle Mart 1978'de resmen kuruldu. Amacı "yeni ve liberal sosyalizm"i gerçekleştirmektir. |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Japonya'da Özel Günler
7-5-3 festivalinde geleneksel kıyafetleri ile anne ve kızı Matsuri olarak adlandırılan ve yıl içerisinde çeşitli zamanlarda kutlanan bayram ve festivallerin çoğu kraliyet döneminden günümüze kadar gelmektedir. Bu kutlamaların çoğu Çin ve Budist kökenlidir fakat Japonlar bu kutlamaları dini tören havasında yapmamaktadırlar. Ocak ayında kutlanan "Yetişkinler Günü" gibi bazı özel günler hafta sonları ile birleştirilmesi amacıyla daima pazartesi günleri kutlanır. Özel ve geleneksel Kutlamalar yapılan bazı önemli günler aşağıdaki linklerde daha detaylı olarak incelenmektedir. Bunların dışında Mart ile Nisan ayları arasında "Çiçek Syretme"( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...), Mayıs ayında "Altın Hafta"( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...), Temmuz 13 ile 15 arası bazen Ağustos ayında "Bon Festivali" ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...) ve Eylül ayı ortalarında "Ay seyretme" ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...). Japon Bayramları ve Festivallerinin Tarihleri (Koyu yazılar ulusal tatil günleridir) 01-Ocak Yeni Yıl ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...)Ocağın 2.Pazartesi'siYetişkinler Günü (Seijin-no hi)03-ŞubatFasulye atma Seremonisi ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...)11-ŞubatUlusal Bayram (Kenkoku Kinembi)03-MartKızlar festivali ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...)Mart 20 veya 21 İlkbahar Gündönümü (Shumbun-no-hi)08-NisanBuda'nın Doğum günü (Hana matsuri)29-NisanYeşil günü (Midori-no-hi)03-MayısAnayasa Bayramı (Kenpoo-kinenbi)05-MayısÇocuklar günü ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...) 07-HaziranYıldız Festivali ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...)Eylül ortasıAy seyretme ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...) 15-EylülYaşlılara saygı günü (Keirou-no-hi) Eylül 23 veya 24 Sonbahar Gündönümü (shuubun-no-hi)Ekim'in 2. Pazartesi'siSağlık ve Spor Günü (Taiiku-no-hi) 03-KasımKültür Günü (Bunka-no-hi) 15-Kasım3, 5 ve 7 yaş çocuklar için festival günü ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...) 23-Kasımİşçi Günü (Kinrou-kansha-no-hi) 23-Aralık İmparator'un Doğum günü (Tennou-tanjoubi)31-AralıkYeni yıl arifesi ( Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...) 7-5-3 (Schigosan) Ekim ayının 15'inde kutlanan 7-5-3 Festival'i (Shichi-go-san) ise , 7 ve 3 yaşına giren kız çocukları ile 5 yaşına basan erkek çocuklarına adanmıştır. Japonca’da shichi yedi, go beş, san üç anlamına gelir.Çocuklar bu gün kendileri için özel hazırlanan kimonolarını giyerler ve festivallere bu geleneksel giysileri ile iştirak ederler. Bu kutlamalar Japonların belli bazı yaşlarda kötü şansın engellenebileceğine inanmalarından dolayı yapılmaktadır. İnançlarına göre çocuklar 7 yaşına kadar formasyonlarını tamamlayamazlar.Bu Japon ailelerinde oldukça önemli bir gündür, bugünde yerel tapınağa gidilir orada onların sağlık ve mutlulukları için dua edilir. Bundan sonra genelde hatıra fotoğrafı çektirmeye profesyonel bir fotoğrafçıya gidilir ve çekilen resim genelde evlerde girişe konulur. Çocuklar açısından bakıldığında ise unutulmaz bir anı olarak kalır. Özellikle resim çektirilirken sadece geleneksel kıyafetler değil, çeşit çeşit kıyafetler giydirilir. Kızlar prenses, balerin vb erkekler ise kovboy, samurai vb gibi. Birde sağdaki resimdeki çocukların elinde görünen içinde kırmızı ve beyaz renklerde çubuk şeklinde şeker bulunan Chitose-ame torbaları da ayrı bir neşe kaynağıdır. Bundan alan çocuğun bin sene mutlu olacağına inanılır. ![]() Shoogatsu (Yeni Yıl) Yeni yıl (shougatsu veya oshougatsu) Japon tatillerinin içinde belki de en önemli olanıdır.Ocak 1 ile ocak 3 arası tüm iş yerleri kapanır, ve aileler bütün günü beraber geçirmek için toplanır.Yıllar geleneksel olarak tamamen birbirinden farklı olarak yorumlanır, ve her yeni yıl taze bir başlangıç olarak görülür. Bu sebeple, bütün görevlerin yıl sonuna kadar bitirilmeye çalışılır ve geçen senenin sorunlarını geride bırakmak için iş yerlerinde seneyi unutma partileri (“Bounenkai”) düzenlenir. Evler ve iş yerlerinde temizlik yapılır. Evlerin kapıları çam, bambu ve erik dallarından yapılma süsler ile süslenir. 1 Ocak oldukça uğurlu bir gün olarak kabul edilir, sabah erkenden bu yeni başlangıcı temsil eden yeni yılın ilk gün doğumu seyretmeye manzaralı yerlere gidilir(“hatsu-hinode”)1. Günün eğlenerek, stresten ve sinirden uzak geçirilmesi için her iş yapılmış ve her yer temizlenmiş olmasına çalışılır. Bu dönemde Japonya’yı ziyaret etmek sizler için oldukça sıkıcı olacağından tarihlerinizi değiştirmenizi tavsiye ederiz. 1Batı ülkelerinde olduğu gibi, 31 Aralık gecesi geç saatlere kadar parti vermek, eğlenmek veya televizyon seyretmek yerine, tapınaklara gidilip eve döndükten sonra sessizce oturup geçen yılı düşünerek tahlili yapılır ve erken yatılır bu sebepten erken kalmak çok sorun teşkil etmez... Shougatsu süsleri Shimenawa: Kötü ruhları ve kötü şansı evlerden uzak tutmak amacı ile evlerin kapısına bükülü saman ipinden yapılan Shimenawa asılır. Kadomatsu: Bu süs çift olarak evlerin kapılarının her iki tarafına konur. Çam ağacı dalları (Uzun ömrün sembolü), bambu ve samandan yapılır. Shimekazari: Hasat mahsulü gelecek yılın daha verimli olması için tanrılara sunulur. Aynı zamanda karides de uzun ömür için dua sembolüdür. Kagamimochi: Bu da tanrılara sunulur. Üst üste konulmuş iki adet mochi (pirinç ezilerek yapılan macun kıvamında bir çeşit tatlı) evlerin en önemli odalarında bulunan tokonoma (bir nevi niş) önüne konulur. Shoogatsu oyunları Tako-age: Uçurtma uçurmak anlamını taşır. Çocuklar arasında oldukça popüler bir oyundur. Hanetsuki: Bu oyun için bir çeşit Japon badmintonu diyebiliriz. Hagoita denilen bir çeşit raket ve Hane denilen ucunda mantar olan tüyden yapılma bir çeşit top ile oynanılır. Kaybedenin suratına ceza olarak Hindistan mürekkebi sürülür. Karuta: Kart oyunlarına verilen genel isimdir. Shougatsu esnasında en popüler olanı özellikle 100 şairin şiirleridir (“Hyakunin-isshu”). Diğer Shougatsu gelenekleri Shishimai: Bu seremonide oyucular kafalarına ve sırtlarına aslana benzeyen maske ve pelerin geçirerek kötü ruhları kaçırmak için ev ev dolaşıp dans ederler. Son zamanlarda maalesef bu geleneğe büyük şehirlerde daha az rastlanır olmuştur.Otoshidama: Bu akraba ve aile büyüklerinin çocuklara verdikleri cep harçlığıdır. Hatsumoude: Yeni yıl ile Ocak ayının 7 si arasına rast gelen "joya-no-kane" döneminde, gelecek yılda sağlık ve mutluluk için tapınaklarda yapılan duaya verilen isimdir.Önce tapınağın girişindeki çan tanrıları uyandırmak için sağ elle çalınır, iki kere eğilerek selam verilir, eller iki kere şaplatılır ve son olarak bir kez daha eğilerek selam verilir. Osechi ryouri: Sadece yeni yılda hazırlanan Juubako adı verilen dört katlı lake kutuya konarak hazırlanan bir yemektir.Setsubun Setsubun kelime anlamı olarak “mevsim değişimi” anlamına gelen ve Çin takvimine göre ilkbaharın ilk günü olarak kabul edilen Şubat ayının 3 veya dördünde (“Rishhuri”) yapılan geleneksel Japon festivallerdir.Japon tarihine baktığımızda birçok dönemlerde baharın başlangıcı ile kötü ruhları kovmak amacı il yapılan birçok tören görürüz. Örneğin 13. yyda sardalye kafalarının yakılması ile oluşan ağır koku, yanan odun ateşi ve davul sesleri ile kötü ruhları kovma adeti görünür. Bu adet her nekadar önemi kaybetmiş olsa bile, hala günümüzde evlerinin girişlerini kötü ruhların girmesini önlemek amacı ile balık kafaları ve kutsal ağaç yaprakları ile süsleyen kişilere rastlanabilmektedir. Günümüzde bu gelenek ev veya tapınakların içine ve etrafına kızarmış fasulye dağıtmak şeklinde devam etmektedir. Kızarmış fasulyeler atılırken “Oni wa soto! Fuku wa uchi!” (“Şeytan dışarı, mutluluk içeri”) diye bağırılır. Bundan sonra yaşınıza eşit sayıda fasulye toplanarak mutluluk ve şans getirmesi için yenir. Gene günümüzde bu oldukça popülerdir. Ünlü, tanınmış kişiler ve sumo güreşçileri fasulye atma törenine katılmak üzere tapınaklara davet edilirler. ![]() Obon Obon budist inanışına göre ataların anılmasıdır. Gene bu inanışa göre ölmüş olan ataların ruhları Obon esnasında yakınlarını ziyaret etmek için dünyaya geri dönerler. Geleneksel olarak, ataların ruhlarının yollarını kolay bulması amacı ile kapı önlerine fenerler asılır, obon dansları yapılır (bon odori), mezar ziyaretleri yapılır ve evde bulunan Butsudan’ların önüne ve tapınaklara yemekler konulur.Obon sona erdiğinde ruhların tekrar yollarını bulabilmesi amacı ile deniz veya nehirlere yüzen fenerler konulur. Bu gelenek halen çok sıkı bir şekilde icra edilmektedir. Obon genelde Ağustos ayının ortasında kutlanır, ve bu dönemde genelde bütün işyerleri kapalıdır. Kodomo no hi (Çocuklar Günü) Bu Mayıs ayının beşinde kutlanan ve aynı zamanda tango-no-sekku adı verilen gündür. Kodomo no hi resmi tatil günlerindendir. Erkek çocukları olan aileler bahçelerine koinobori ve evlerinin içine gogatsu ningyo süsleri koyarlar. Koinobori, sazan balığı şeklinde baraklardan oluşan bir süsdür. En tepede bir flama vardır, onun altında bulunan siyah sazan evin babasını, onun altında bulunan kırmızı sazan evin annesini temsil eder. Bunların altında ise her erkek çocuk için ayrı daha küçük sazan bayrakları bulunur. Sazan balığı güçlü akıntılara karşı büyük bir gayret ile yüzebildiği için erkek çocukların da aynı ruh ile büyümeleri temenni edilir.Gogatsu ningyo ise, üç basamaklı bir zemin üzerine konulur. Genelde bir Samurai zırhı, taiko (davul) ve savaşta kullanılan diğer aksesuarlar bulunur. ![]() Tanabata Tanabata aynı zamanda “yıldız festivali” olarak da bilinir. Çin efsanelerine göre samanyolu ile birbirinden ayrı olan Altair ve Vega yıldızlarının birleştiği 7. ayın 7. gününde kutlanır. Ay takvimine göre 7. ay yaklaşık olarak Haziran ve Ağustos aylarının arasına denk geldiğinden dolayı, Japonya’nın bazı bölgelerinde Ağustos’un 7 sinde bazı bölgelerde ise Temmuz’un 7 sinde kutlanmaktadır.Gelenek olarak Japonlar tanabata esnasında özellikle dikilmiş bambu ağaçlarına, üzerinde dilekleri yazılı kağıtlar asar, ve bu dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar (Tanzaku). Tanabata festivallerinden en ünlüleri Ağustos’ta Sendai’de kutl***** ve Temmuz’da Tokyo yakınında bulunan Hiratsuka’da kutlananlardır. |
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
JAPONYA'DA YÜZYILIN EN ÖNEMLİ OLAYLARI ABD’de yapılan bir araştırmada son yüzyılın en önemli olayları belirlendi. ABD’nin ileri gelen gazeteci ve tarihçilerine sorularak hazırlanan listenin ilk 50 maddesinden en önemlileri şöyle: 1 – (1903) ABD’li Wilbur ve Orvill Wright Kardeşler ilk motorlu uçağı icat etti. 2 – (1905) Albert Einstein izafiyet teorisini açıkladı. 3 – (1909) ABD’de ilk düzenli radyo yayınına başladı. 4 – (1912) Titanic yolcu gemisi battı. 5 – (1914) Bir Sırp gencinin Avusturya Dükü Ferdinand’i öldürmesiyle 1. Dünya savaşı başladı. 6 – (1917) Rusya’da Bolşevik devrimi yapıldı. Komünistler yönetimi ele geçirdi. 7 – (1928) Alexander Fleming ilk antibiyotik olan penisilini buldu. 8 - (1933) Adolf Hitler Almanya’da iktidarı ele geçirdi. 9 – (1939) Almanya Polonya’yı işğal etti.İkinci Dünya Savaşı patlak verdi. 10_ (1939) Televizyon ilk kez olarak ABD’de tanıtıldı. 11_(1941) Japonların ABD’nin Pearl Harbour Limanı’nı bombalamasıyla ABD İkinci Dünya Savaşına resmen girdi. 12_(1945) ABD Japonya’nın Hirosima ve Nagazaki kentlerine atom bombası attı. 13_(1945) Naziler’in Museviler’i topladıkları ölüm kampları gün ışığına çıkarıldı. 14_(1949) Mao, Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu. 15_(1953) DNA’nın yapısı bulundu. 16_( 1953)Pittsburg Üniversitesi’nden DR.Jonas Salk çocuk felci aşısını buldu. 17_( 1953) Sivil halkları savunucusu Martin Luther King bir suikaste yaşamını yitirdi. 18_(1957) Rusya ilk uydu Sputnik’i yörüngeye yerleştirdi. Uzay yarışı başladı. 19_(1961) Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. 20_(1963) ABD Başkanı John F. Kennedy, Dallas’ta uğradığı suikaste yaşamını yitirdi. 21_(1969)Amerikalı astronot Neil Armstrong Ay’a ayak basan ilk insan oldu. 22_(1974)Başkan Richards Nixon Watergate skandalının ardından istifa etti. 23_(1981)AIDSvirüsünün varlığı tespit edildi. 24_(1989)Berlin duvarı yıkıldı. 25_(1989)İlk internet ağı kuruldu. 26_(1991)SSCB dağıldı. 27_(1998)Mars’a ilk uydu gönnerildi. Pathfinder adlı robot uydu Mars’tan dünyaya bilgi ve fotoğraf gönderdi. |
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
BUDiZM ![]() Budizm 'in kurucusu Buda (Guatama, Gotama) ( MÖ.563 - 483 ) Kuzey Hindistan 'da Lumbini koruluğunda doğmuş bir filozoftur. Buda “aydınlanmış” anlamına gelir. Budizm ' in en güçlü yayılma dönemi Hint Hükümdarlarından Aşoka (MÖ. 273 - 236) zamanına rastlar. Aşoka zamanında Budizm ' Hindistan, Seylan,Suriye,Mısır,Makedonya ve Yunanistan 'a kadar yayılmıştır. Aşoka 'dan sonrada yeni Krallar Budizm 'e girmiş yayılmasını sağlamış hatta Çin,Moğolistan ve Japonya 'nın ileri gelen devlet adamlarının Budizm 'e hizmet etmesini sağlamışlardır. Budizm ' MS 1.yy Türkistan , 4. yy da Kore , 6.yy da Japonya ve 7.yy da ise Tibet'te yayılmaya başlamıştır. Günümüzde Güney,Doğu;Güneybatı ve Orta Asya 'da çok sayıda taraftarı olan Budizm ' Avrupa ve Amerika 'da da yayılmaya ve taraftar bulmaya başlamıştır. Budizm 'de inanç ve ibadet Budizm 'de inancın temeli “ Buda 'ya sığınırım, Dhamma 'ya (dine,doktrine) sığınırım, Sangha 'ya sığınırım (Rahipler Cemaati,dünyanın en eski bekar rahipler topluluğu)” cümlesi oluşturur.Bunlardan birini inkar eden kişi budist sayılmaz ve Budizm 'e girmek için yukarıdaki cümleyi söylemek gerekir. Sangha 'ya giren rahip ve rahibeler evlenemezler. Budizm ' de mabetlere “Vihara” denir. Budistler Karma- Ruhgöçü 'ne inanırlar. Vihara da ayda 2 kez bir araya gelen rahipler yaptıkları hataları itiraf ederek benliklerini öldürürler. Bazı dinlerde olduğu gibi Budizm 'de de bir kurtarıcı bekleme inancı vardır. Kurtarıcının isma Metteya veya Maitreye ' dir. inançlarına göre Metteya tüm dünyayı düzeltmek olarak gelecek ve Buda ' nın tamamlayamadığı dini tamamlayacaktır. İbadet Stupa denilen mabetlerde yapılır. Stupalar helezoni yapıda inşa edilmiştir. ibadet için Stupaya giren Budist önce Buda 'nın heykeline saygı gösterisi yapar; O 'na çiçek ve tütsü sunar, Budistler kendi evlerinde de bir köşede korudukları Buda heykeline tazimde bulunarak,ibadet ederler. İbadetlerinde klişeleşmiş dua ve söz yoktur. Budizm 'in kutsal ziyaret yerleri ; Budanın doğum yeri (Lumbin) Aydınlanma yeri (Bodhi Gaya) Buda ' nın ilk vaaz verdiği geyik parkı (Sarnarth 'da) Buda 'nın öldüğü Uttar_Prades şehri, Ganj nehri Kutsal Kitapları Budistler Buda 'nın vaazlarının Pali - Kanon adlı bir kitapta toplandığına ve 400 yıl kadar sözlü olarak nesilden nesile aktarıldığına inanırlar. Budizm 'in kutsal kitabı üç sepet anlamına gelen “Tripitaka veya Tipitaka 'dır”.Tripitaka da; Vinaya Pitaka Sutta Pitaka Abhidhamma adlı bölümler bulunur. Bu kitaplarda rahip ve rahibelerle ilgili kurallar, ayin usulleri, beslenme,giyinme, Buda 'nın hayatı,konuşmaları,vaazların yorumu,Budizm ' felsefesi vb ayrıntılı bir şekilde anlatılır. Budizm 'de Mezhepler Budizm ' başlıca iki büyük mezhebe ayrılır: 1- Hianayana , 2- Mahayana 1 - Hinayana (Küçük Araba) Kişinin kendisini kurtarmasını esas aldığı için böyle isimlendirilmiştir. Bu mezhep Seylan ve Güney Asya 'da yayılmıştır. Mensupları saf Budizm 'e yani Budanın asıl telkinlerine kendilerinin muhatap olduklarını iddia ederek Mahayana koluna bağlı olanları sapkınlıkla suçlarlar. 2 - Mahayana ( Büyük Araba) Toplumu bir bütün halinde ele alarak herkesin kurtuluşa ermesini amaç edinmişlerdir. Onlara göre Budizm ', herkese cevap vermeli, herkesin ihtiyaçlarını gidermeli, doktrinleri basitleştirerek halkın anlayacağı bir seviyeye getirilmelidir. Budizm 'in bu kolu başka din ve doktrinlerden yararlanmakta sakınca görmez. Bu mezhebe göre Nirvanayı gerçekleştiren herkes Buda unvanını alır. Ve ihtiraslarının esiri olarak dünya zevklerinin arkasından koşmaz. Mahayana mensupları,”hata yapabilirim” diye faaliyetleri askıya almanın karşısındadır. “Bu yüzden pişmanlık duymaya lüzum yoktur” derler Mahayana 'ya bağlı kişi kendini kurtuluşa hazırlayabilmek için şü hususlara dikkat etmek zorundadır: Cömertlik Olgun manada bilgelik Budizm 'in ahlak kurallarına bağlılık Meditasyon Karşılaştığı olumsuzluklara sabır göstermek Hiç usanmadan sürekli bir gayret içinde olmak Bu sayılan özellikleriyle Mayayana Budizm 'i dünyanın bir çok bölgesinde yayılma imkanı bulmuş,adeta misyonerli bir hüviyet kazanmıştır. BUDA VE ÖĞRETiSi Buda 'nın öğretisinin baslıca özelliği; Buda 'nın aydınlanma sonucu bulmuş olduğu gerçekleri birer dogma olarak sunacak yerde aydınlanma yöntemini öğretmeyi ve böylelikle yöntemi öğrenen kimselerin kendi çabalarıyla bu gerçekleri kendilerinin bulup yasantısal deneyimle doğrulamalarını öngörmesi, Budalık yolunu herkese açık tutmasıdır. Buda 'nın yasadığı dönemde Budizm ' bir din, Buda da bir peygamber değildi. Şimdiye dek her geliş gidişsimde, içinde hapis olduğum, Duyularla duvaklan mis bu evin, Yapıcısını aradım durdum. Ey yapıcı! Simdi seni buldum. Bir daha bana ev yapmayacaksın, Bütün kirişlerin kirildi, payandaların çöktü. içimde Nirvana 'nın suskunluğundan başka bir şey kalmadı Tutkuların, isteklerin biçimlediği yanılgıdan kurtardım kendimi. Öğretide 4 temel gerçek vardır: Yaşamda ıstırap vardır; ıstırabın bir nedeni vardır; bu neden yok edilirse ıstırapta yok edilmiş olur; bu nedeni yok etmeyi sağlayan bir yol, bir yöntem vardır. 1.Istırap (DUKKHA) ve Yaşamın 3 özelliği Dört okyanusun suyu mu daha çoktur, yoksa sizlerin inleye sızlaya sürdürdüğünüz bu yolculukta sevdiğiniz istediğiniz şeyleri el |