Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Dünya Tarihi

Dünya Tarihi Dünya Tarihi Hakkında Herşeyi Buradan Bulabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 02-16-2008, 10:14 AM   #11 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan




Üçüncü İç Savaş (1946-49)

Japon işgali son bulunca anti-japon Milli Cephe dağıldı. Mao, bu dönemin baş çelişkisinin Çin halkı ile yerli gericilik (Kuomintang vs) ve onun ardındaki emperyalizm (ABD) arasında olduğunu söyler. Bu dönemde Mao, feodalizm ve emperyalizmin yanısıra "komprador kapitalizm"i de hedef gösterir, ama "genel olarak kapitalizmi (milli kapitalizmi)" değil, sadece "komprador kapitalizm"in kaldırılacağını vurgular.

Bu savaş 1949'da ÇKP'nin zaferiyle sonuçlandı ve Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yenlgiye uğratılan Kuomintang lideri Çay Kay Şek Tayvan'a çekilip orada ABD yanlısı bir yönetim kurdu.

1949'da Çin komünistleri iktidara gelince kendileriyle birlikte Maoizm diye tanımlanan ve Marksizm olarak sunulan "yeni tür bir Marksizm" gündeme getirdiler. Aslında bu Stalnizmin bir çeşididir. Onun ayırt edici yönü "köylü tipi bir Marksizmi" temsil etmesi, kırsal ve askeri bir bakış içermesidir. Çin Devrimi kırlardan kentleri kuşatma stratejisi nedeniyle ortodoks-olmayan bir yol izledi ve Çin tecrübesi genel bir tarih görüşüne dönüştürülüp Çin'in sınırlarını aşan anlamlar yüklendi. Mao'nun karmaşık (Marksist tipte bir analiz ile Çin düşüncesi ve kültürünün kombinasyonu) düşüncesinde özgün olan bir husus da "çelişki" kavramıdır.

1926'da ÇKP'nin toplam üye sayısı altı-bin civarındadır. Tony Cliff'in verdiği rakamlara göre 1926 sonunda ÇKP üyelerini % 66'sı işçi, % 22'si aydın % 5'i köylü iken, partide işçi oranı 1928 sonunda % 10'a, 1930 sonunda sıfıra düşer. 1930'dan 49'a kadar ÇKP'nin sanayi işçisi üyesi hiç yok gibidir ve bu durum Mao'nun 1949 zaferinde sanayi işçi sınıfının hiç bir rol oynamadığına işarettir. ÇKP, Cliff'e göre Orta Çin eyaletlerindeki ihtilalci köylü hareketlerine dayanmış ve buralarda Çin Sovyet Cumhuriyeti'ni kurmuştur. Ama 1934'te buralarda askeri yenilgi alınca Kuzeybatıdaki Yenan'a çekildi ki, Çin'in sosyo-ekonomik bakımdan en geri olan bu bölgeleri Moğolistan ve Mançurya sınırındaydılar. Ülkenin tüm sanayi merkezleri Kuomintang kontrolündeydi.

Şehirlerin düşmesinden hemen sonra ise ÇKP liderleri herhangi bir işçi ayaklanmasını önlemeye çalışarak herkesin işinin başında olmasını bildirdiler. Buna uyan işçi sınıfı hareketsiz bekledi.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 10:15 AM   #12 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan

1949 Sonrasında Çin

1966'da başlatılan Çin Kültür Devrimi on yıl sürdü. 1963'te uç veren Çin-Sovyet
çatışması, 1968'den sonra devam etti. Çekoslovak işgali örneğinden ürken Çin,
Çin-Sovyet sınırında tedbirler aldı. 1969'da iki ülkenin sınırlarında aylarca
süren sınır çatışmaları patlak verdi. Bir Sovyet nükleer müdahalesinden korkuya
kapılan Mao'nun Çin'i ABD'ye yanaştı. Çin'in geliştirdiği yeni stratejide (üç
dünya teorisi) bu korkuların, kendi savunmasına dönük endişelerin etkili olduğu
söylenebilir. Çin-ABD yakınlaşması karşısında tecrit olacağını düşünen SB de,
ABD ile ilişki kurarak detant (yumuşama) politikasını savundu. Carter'in Nötron
Bombası yapımına karşı SB kendi dış politikasının çıkarı için dünya barış
hareketini harekete geçirmede önemli rol oynadı.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 02-16-2008, 11:33 AM   #13 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan İngiliz Burjuva Tarihi

İngiliz burjuva devriminin önderi Oliver Cromwell (1599-1658)'di.

Devrim patlak verdiğinde kral I. Charles 'Uzun Parlamento'(1640-53) adı verilen parlamentoyu toplantıya çağırdı. Kralın oluşturduğu ve gereğinde dağıtabildiği bu parlamento burjuva devriminin kurucu organına dönüştü.

İlk olarak 1640'ta toplanan bu parlamento kralın kişisel yönetimine karşı çıkarak kendi varlığını garanti edecek yetkiler talep etmiş, bunun üzerine kral ile karşı karşıya gelmişti. Tüccar sınıfı parlamentoyu desteklerken, soylular (aristokratlar sınıfı) kralı izlemişlerdi.

Böylece ülke parlamento ile kralcılar (Royalist, monarşist) arasında bölünmüş oldu. Londra, Bristol ve Norwich gibi kentler parlamentonun ordusu tarafından kontrol edilirken, kuzeydeki bazı İngiliz kentleri ile Wales kralcıların kontrolü altındaydı.

İngiliz Devrimi’nin üssü asıl İngiltere (England), kralcıların üssü Wales toprakları oldu. Scotland ve İrlanda o tarihte henüz birliğe dahil değillerdi.

1642'de iki taraf arasında iç-savaş patlak verdi. Bu iç savaş 1648'e dek sürdü. İç savaşın ilk evresini (1642-45/46) Cromwellciler kazandı. İskoçya'ya sığınmak zorunda kalan kral daha sonra parlamentoya teslim edildi. 1649'da parlamento kral Charles I’in ölüm kararını onayladı ve İngiltere’de Cumhuriyet ilan etti.

1653’te Uzun Parlamento Cromwell tarafından dağıtıldı. 1689'da kansız bir devrimle özel mülkiyeti güvenceye alan yasaların yanısıra, söz özgürlüğü vd gibi kişisel özgürlükler ve haklar (Bill Of Rights diye bilinen) ilan edildi. Mutlakiyetin yerini bir Anayasal Monarşi aldı ve Kuvvetler Ayrılığı ilkesi benimsendi.

İngiliz devriminde Puritanlar, Presbyterian Partisi, Bağımsız parti ve İngiliz devriminin en radikal partisi olan Leveller Partisi gibi partiler ve gruplar mevcuttu. Bu partiler dinsel bir görünüm sergiliyorlardı ve aralarındaki dinsel ayrılıklar da farklılık konusuydu. Marks, Onsekizinci Brumaire (1852'de, 17. Yüzyıl İngiliz Devrimi'nin önderi Crommwell ve İngiliz halkının "kendi burjuva devrimleri" için gerekli dili, ülküleri, tutkuları ve hayalleri Tevrat'tan aldıklarını söyler.

İngiltere ve Wales prensliği 1301’den beri zaten birleşmişlerdi. 1707'de ise İngiltere ve Scotland parlamentoları birleştirildi ve bu tarihten sonra Büyük Britanya (Great Britian) resmi adı benimsendi. 1801'de İrlanda da bu birliğe katılınca resmi ad United Kingdom Of Great Britain and İreland olarak değiştirildi. Birliği oluşturan üç eski krallık (Scotland, Wales ve Kuzey İrlanda) değişen derecede bir otonomiye sahip oldular. Birleşik Krallığın Ortak parlamentosu Londra'da Westminster'da bulunuyordu
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:34 AM   #14 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan Cezayir Devrimi

1954-61

Cezayir bir Fransız sömürgesiydi. Cezayir Bağımsızlık Savaşı (Cezayir Devrimi), Fransız işgaline karşı ulusal kurtuluş cephesi FLN önderliğinde gelişti.

Bağımsızlık bir kent gerilla savaşı sonucunda kazanıldı. Cezayir'in yapılaşma tarzı, dar ve birbiriyle tuhaf bağlantıları olan sokakları gerillalar tarafından bu amaçla iyi kullanıldı.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:35 AM   #15 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan Alman Devrimi

Birinci Savaştan itibaren Alman Solu Bolşeviklerin büyük etkisi altına girdi. Bu
durum Nettle'a göre bir Lenin-Lxemburg kutuplaşmasını gündeme getirebilirdi, ama
olmadı. Birinci Savaş içinde Rosa Lüxemburg, tek sayı çıkan bir derginin adıyla
Enternasyonal diye bilinen gruba dahildi. Bu grup Nisan 1915'te kurulmuştu. Ama
savaş içinde veya sonunda etkili bir örgüt kurmayı beceremediler. Bu grup aynı
zamanda Spartakistler adıyla biliniyordu. Adı Enternasyonal olan bu grup
Zimmerwald Konferansı (Eylül 1915)'nda Lenin'in İkinci Enternasyonal'in
bölünmesi (ondan kopuş) ve onun yerine bir Üçüncü Enternasyonal kurulması,
emperyalist savaşın iç savaşa çevrilmesi görüşüne destek vermedi.


R. Lüxemburg'un Enternasyonal grubu tüm olup bitene rağmen Alman SPD'den örgütsel kopuşu hala redediyordu. Spartakistler (Spartkusbund) de denen bu grup İkinci Enternasyonal'den (merkezcilerden) ve SPD'den kopuşa yanaşmadı. 1917'de kopuşa niyeti olmayan ama SPD'den ihraç edilen muhalif bir grup Bağımsız Alman S-D Partisi (USPD) adında yeni bir parti kurmak zorunda kaldı. Spartakistler (Rosa Lüxemburg-Karl Liebknecht grubu) bu tarihte hala SPD içinde muhalif bir gruptu ve Lenin'in onlara yaptığı SPD'den kopuş önerisini dinlemiyorlardı. Onların örgütlenme anlayışı gevşek bir örgütlenme, parti-içi demokrasi ve SPD liderliğinin üye kitlesine dayanarak "aşağıdan yukarıya" ele geçirilmesi idi. Bunlar 1918 sonuna kadar hala küçük ve etkisiz bir gruptu ve örgütlenmeye önem vermiyorlardı. Almanların çoğu böyle bir grubun varlığından dahi habersizdi. SPD'den ayrılıp ayrı örgüt olmak istemediler ve bunun faturasını pahalı ödediler. Daha sonra bu grup USPD'ye katıldı. Aslında bu grubun sembolü Rosa Lüxemburg değil, Karl liebknecht idi. Lenin, Almanya'da ad vererek onu ve onun grubu dediği Spartakus grubunu destekledi.

Nisan 1917'de Berlin'de politik grev dalgası yükseldi.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:35 AM   #16 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan

Alman Devrimi 1918'de başladı.

Ocak 1918'de bir diğer grev dalgası koptu ve bu ikinci dalgada Berlin’in büyük fabrikalarında devrimci fabrika grupları diye bilinen işçi sovyetleri doğdu. Bu sovyetler savaş dönemi boyunca yaşadılar, Kasım 1918-Mart 1919 arasında önemli bir rol oynadılar.

Bu grevleri ve oluşumları desteklese de Spartaküs grubunun bu olaylarda ne payı vardı ne de denetimi. Eylül 1918'de yeni bir grev dalgası koptu.

Cephelerde Alman ordusu yenilmekteydi. USDP ve işçi sovyetleri SPD'ye kıyasla hükümetten daha radikal şeyler talep ettiler.

Ekim 1918'de Spartaküs Grubu ayaklanma çağrısı yaptı.

Kasım 1918'de cephelerde asker sovyetleri, Almanya'nın en önemli kentlerinde ise işçi sovyetleri oluştu. USPD, İşçi Sovyetleri ve Spartakus Grubu ittifak halinde 11 kasım 1918 tarihinde bir ayaklanma planladılar. Plandan haberdar olan kral 9 Kasım'da görevini SPD liderine bıraktı ve kral ile ayaklanma planlayanlar arasında arabuluculuk işlevi gören SPD Almanya'da iktidara geldi. Aynı gün Karl Liebknecht sosyalist cumhuriyet (işçi sovyetleri iktidarı) ilan etti.

Ama bu grubun örgütsel gücü ile sloganları/talepleri arasında bir uyumsuzluk vardı.

SPD ise hemen sonra Demokratik Cumhuriyet ilan etti. SPD ve USPD ortak bir hükümet kurdular. Spartakus Grubu bu tarihte USPD içinde bir baskı grubuydu. 9 Kasım 1918'de Rosa Lüxemburg cezaevinden serbest bırakıldı. Çok yaşlanmış ve hastaydı. Aynı gün Jogiches'in önerisiyle başlarında K. liebknecht'in bulunduğu bir grup Berlin'de bir matbayı basarak Die Rote Fahne (Kızıl Bayrak) adlı bir gazete bastırılmasını sağladılar. 11 Kasım 1918'de Enternasyonal Grubu Spartaküs resmi adını benimsedi ve iktidarı SPD-USPD ittifakından alma hazırlıkları yaptı. 10 Kasım'da iktidarın işçi ve asker sovyetlerine verilmesini talep etti. Ama sovyetlerde etkisi olmadığı için bu slogan iktidarın bu gruba verilmesi anlamına gelmiyordu. SPD ise Kurucu Meclis sloganını benimsedi. İki ayrı taktikti bunlar. USPD ikisi arasında gidip geldi. Sovyetlerde SPD ve USPD etkindiler. USPD'nin içinde ve onun sol kanadı olarak varlığını sürdüren Spartaküs grubunun programı Bolşeviklerin (Rus tecrübesinin) kopyasıydı. 21 Aralık 1918'de ordu sovyet yürütmesini tutuklama girişiminde bulununca, Ocak 1919 ayaklanması patlak verdi.

Karl Liebknecht ve R. Lüxemburg işte bu ayaklanma sırasında öldürüldüler.

Nettle'ye göre R. Lüxemburg, bir Üçüncü Alternatif olabilirdi, ama olamadı. O tarihlerde Ya Bolşevizm(Leninizm, sc) Ya Sosyal-Demokrasi dayatılmıştı.


Rosa Lüx.emburg'un da katıldığı Berlin'deki kongrede 1 Ocak 1919'da Alman
Komünist Partisi kurulmuş, böylece Spartaküs Grubu kendini AKP'ye ve ilk kez
bağımsız bir partiye dönüştürmüştü. Ama 10-13 Ocak 19197'da ordu ayaklanma
yandaşlarını ezdi. 15 Ocak akşamı K. Liebknecht ile R. Lüxemburg öldürüldüler.
AKP adıyla ayrı bir parti kurduktan iki hafta sonraydı bu. R. Lüxemburg'un
cesedi bir köPage Rankingüden kanala atıldı. Ceset 31 Mayıs 1919'da bulundu ve 13
Haziran'da toprağa verildi. 29 Ocak'ta Franz Mehring öldü. R. Lüxemburg ve
Jogiches’in ölümlerinden sonra KPD (AKP) Bolşevizmin etkisine girdi. 1921 ve
1923'te iktidarı alma girişiminde bulunan KPD her ikisinde de başarısız kaldı.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:36 AM   #17 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan Küba Devrimi

Küba Devrimi 26 Temmuz 1953'te Fidel Castro ve arkadaşlarının Moncada kışlasına saldırlamasıyla başlar,1 Ocak 1959'ta Batista Rejiminin çökmesi ve Santa Clara ve Santiago de Cuba şehirlerinin Che , Fidel ve Raul Castro'nun liderliğindeki isyancılar tarafından ele geçirilmesiyle son bulur.
Nazım Hikmet'in Küba gezisinden sonra yazdığı ''Havana Röportajı'' adlı eseri Küba Devrimine ışık tutan en gözde eserlerdendir...

26 Temmuz 1953'te Fidel ve arkadaşları 100 kişiyle ve az bir cephaneyle Moncada kışlasına saldırdı fakat çoğu yoldaşın hayatını yitirmesinden sonra Fidel ve Raul yakalandılar Fidel Isla De La Juventud hapishanesinde 15 yıla çarptırıldı...
Halkın Batistanın üzerinde baskı kurmasıyla Batista çoğu politik suçluyla beraber Fidel ve Rauluda serbest bıraktı.2 si Meksika'ya sürgün edildiler buraya sürgün edilen diğer Kübalılarla tanışıp dahada güçlendiler Fidel ve Raul Che'ylede burda tanıştılar tutuklular Albetro Bayo tarafından eğitildiler Che'de onlara katıldı Arjantinli olmasına rağmen...
Meksika'dan kaçan grup Küba'ya gitmek için Kasım 1956'da granma yatına binerek Küba'ya geçtiler amaçları Doğu Küba'ya ulaşarak burda bir gerilla hareketi başlatarak Küba'yı kurtarmaktı ama Granma yatı daha geç ve daha doğu ya ulaşınca 26 Temmuz Hareketindeki llano kanadıyla temasa geçemediler ve organize olamadılar fakat kendi çabalarıyla Sierra Maestra dağlarına kadar çıkmaya çalıştılar. Küba hava kuvvetlerinin saldırılarından sonra çoğu yoldaş hayatını kaybetti bu saldırıların sonunda sadece 20 kişi kalmışlardı bu 20 kişi dağılarak dağlarda diğer hayatta kalanları aramaya çalıştılar Fidel Castro,Raul Castro,Camilo Cienfuegos ve Che Gueveranın oluşturduğu 12 kişilik grup devrim ateşini yakan lider grup oldular.1956 1958 yılları arasında Castro Ramos Latour,Frank Pais ve diğerlerinin yardımıyla ordu karokollarına başarılı saldırılar yapıldı Batista hükümeti kaybetmemek için sokaklarda kanlı tepkiler verdi Che ve Raul Castro'da yakaladıkları Batista yanlılarını idam ederek güçlerini gösterdiler.Ordu ne kadar güçlü olursa olsun gerillara karşı başarı elde edemiyordu.Gerilla savaşını durduramadığı için BM tarafından ambargo uygulandı bu yüzdende Batista KHK yı güçlendiremiyor yenileyemiyordu Verano operasyonunda 10.000 e yakın asker gerillara saldırdı fakat 200 300 kişilik Gerillalar onları püskürttüler 300 e yakını esir alınırken sadece 3 kişi hayatını kaybetmişti fakat General Cantillo iyi bir generaldi ve bir tuzak kurarak 70 devrimciyi öldürdü Fidel ateşkese mahkum kalmıştı ve Cantilloda bunu kabul etti.
Batistanın başarısız saldırılarının ardından 21 ağustos 1958 ten sonra savaşın seyri değişti ve artık Fidel ve arkadaşları saldırılar yapmaya başladılar 4 cephede savaşan Gerilla örgütleri çok iyi eğitilmiş ve savaşa istekli olduklarından askerleri kolayca yeniyorlardı Batistanın saldırdığında cephane kaybetmesi Gerillaların umudunu iyice arttırmıştı Che gibi doktorlarında gerilla örgütünde olması onlar için bir avanatajdı çoğu gerilla okumuş öğrenim görmüş kişilerdi.
Che , Camilio ve adını hatırlamadığım bir yoldaş 3 ayrı cephede daha savaşmaya başlamıştı Castro komutasındakiler ve Che ile Camilio komutasındaki ler ayrı ayrı saldırıyorlardı ve Camilio'nun gerillaları 30 Aralık'ta Yaguajay Savaşını kazandı Yaguajay Kahramanı ismini aldı ve Santa Clara şehrini ele geçirdiler Che ve Camilio castro yönetiminde olmuyan birliklerle birleşerek iyice güçlendiler bu haberlerin ardından Batista telaşa düşerek 1 Ocak 1959 ta Dominik Cumhuriyetine kaçtı.
Castro Batistanın kaçtığını öğrenince Santiago De Cuba'ya girdi fakat 2 Ocak'ta Albay Rubido karşı saldırı yaparak şehri tekrar ele geçirdi.Che ve Camilio Santa Clara'dan Havana'ya kadar hiç çatışmadan yürüdü ve Havana ele geçti ardından Fidel'de Havana'ya ulaşarak yeni başkan ve hükümet kurulmaya başladı ama asıl savaş şimdi başlıyordu Fidel'in arkadaşlarından çatlak sesler yükselmeye başladı çoğu Devrimci karşı devrimcilerin bırakılmasını çoğu Demokrasi için oylama yapılmasını hükümetin seçilmsei için kimide karşı devrimcilerin öldürülmemesini hapsedilmesini istedi fakat Fidel , Atatürk'ün ''Mememeni yakın ''dediği gibi bizden olmuyanları öldürün diyerek otoritesini güçlendirdi BM bu idamların peşine düşünce Küba Anayasasındaki ''İnsan Hakları İhlali'' ve ''Savaş Suçundan'' Yargılanarak idam edildikleri söylendi.
Küba Sovyet Rusya'nın ve Çin'in yardımıyla hızla güçlenmeye başladı Amerika elinden kaçırdığı Küba'yı tekrar kazanmak için Domuz Körfezine saldırması Halkı Yıldırmadı ve Amerika'ya bir darbe daha vuruldu.Ertesi yıl Küba'nın Rusya'yla Ekim Füzeleri bunalımında Sovyet Rusyanın geri adım atması Küba , SSCB ilişkilerini bozmaya yetti Amerikanın artan baskıları askeriyeye harcama yapılmasına neden olunca Küba bir ekonomik bunalıma girsede halk bundan kurtulmasınıda bildi.Küba güney amerika'daki Gerilla savaşlarını destekledi ve bu yüzden Diplomatik yalnızlığa itildi fakat buna rağmen Küba Ekonomisi hızla ilerledi ve bugün 1990 da gerileme yaşamalarına rağmen IMF'ye borcu olmayan İşsizlik sınırı %2 lerde gezen bir ülke haline geldi.31 Temmuz 2006 'da Fidel hastalığı nedeniyle partisini ve devleti Raul Castro ya bıraktı...
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:37 AM   #18 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan İspanya Devrimi

İspanya İç Savaşı

II. Dünya Savaşı önceleyen İspanya iç savaşında, işçi sınıfı, yoksul köylülük ve onların enternasyonal destekçileri faşizme geçit vermemeye çalıştılar. Ancak Sosyal Demokrat, Stalinist ve Anarşist önderliklerin siyaseten gerçek yüzlerini gösterdikleri bu önemli tarihsel dönemeçte de işçi sınıfı yenildi. Yenilgiye yol açan temel neden yine işçi sınıfının devrimci önderlik krizi oldu.

Alman işçi sınıfını yenilgiye sürükleyen "sol maceracı" politikaların ardından Komintern, yine SSCB'deki bürokratik diktatörlüğün ihtiyaçları temelinde, Komünist Partilerin işçi sınıfı devrimi perspektifini bir yana bırakıp "ilerici" burjuva hükümetlere katılımını öngören "Halk Cephesi" stratejisini uygulattı. II. Dünya Savaşı öncesinde, işçi sınıfı partilerinin yükselen faşizm dalgasına ve emperyalist savaş tehdidine karşı geliştirebildiği en yaygın politik çizgi 1934-39 arasındaki Halk Cepheleriydi. Birleşik cephe arayışları Ocak 1933'de Hitler'in başbakanlığa gelmesi ile başladı. Ancak Halk Cephesi politikası belli bir süre hükümet de olduğu Fransa da dahil olmak üzere her yerde iflas etti.

Şubat 1936'da düzenlenen seçimlerde burjuva cumhuriyetçileri, Sosyalist ve Komünist partilerden oluşan Halk Cephesi İspanya'da da iktidara geldi. Anarşistler seçimlerde Halk Cephesini desteklediler. Öyle güçlü bir politik rüzgâr esiyordu ki, Halk Cephesinin karşı-devrimci yanlarını sürekli sergileyen POUM (Birleşik Marksist İşçi Partisi) bile Halk Cephesine "eleştirel" destek vererek onun seçim bildirgesine imza attı. Halk Cephesi iktidarına karşı Franco 17 Temmuz 1936'da Fas'ta faşist ayaklanma başlattı. Kapitalistler ayaklanmayı desteklediler. Halk Cephesi hükümetinin başkanı Azana'nın ilk tepkisi uzlaşma olanaklarını aramak oldu. İşçilere silah dağıtanların kurşuna dizileceğini ilan etti. İşçilerse tam bir ayaklanma ruhu içindeydiler. Şehirlerde gerçek güç işçi örgütlerinin ellerinde toplanmaya başlamıştı. Barcelona'da silah dağıtılmayınca POUM ve CNT askeri garnizonları basarak silahlandı.

Bu arada Stalinistler de burjuvazi ile ittifaklarına "haklı" bir dayanak oluşturmak için Franco'yu feodal gericiliğin temsilcisi olarak göstermeye çalışıyorlardı. Oysa kapitalistler Franco'nun yanındaydı. İşçiler ise sahiplerince terk edilen fabrikalara el koyarak kendi denetimlerinde üretimi sürdürüyorlardı. Polisin yerini ise işçi muhafızlar almıştı. Köylüler toprakları işgal ediyorlardı. İspanya'da ikili bir iktidar durumu yaşanıyordu. Bir yanda fabrika komiteleri, milis birlikleri ve köylü konseyleri diğer yanda da Komünist Parti ve Sosyalist Partinin desteklediği Azana hükümeti.

Halk Cephesi ise, burjuva müttefiklerini ve Fransa, İngiltere ve ABD'deki "demokratik" hükümetleri ürkütmemek için devrime karşı çıkıyor, reformlarla yetinmeyi telkin ediyordu. Gerçekte burjuvazi çoktan safını belirlemişti. İngiltere, Fransa ve ABD'nin "demokratik" hükümetleri el altından, Hitler ve Mussolini ise açıkça İspanyol faşistlerini desteklerken Fransız Halk Cephesinin lideri sosyalist Leon Blum "müdahale etmeme" politikasını izliyor, cumhuriyetçi yönetime silah satmaktan kaçınıyordu.

Devrim işçilerin ve yoksul köylülerin mücadelesinin güçlü yükselişine rağmen etkili bir Bolşevik partinin olmadığı koşullarda ilerleyemedi. POUM ve CNT işçilerin ve köylülerin iktidar organlarını merkezileştirmeye çabalayacaklarına, korku ve panik içerisinde Halk Cephesine destek verdiler. Stalin ise Nazilere karşı demokratik burjuva devletleriyle kurduğu ittifakı bozmamak için devrimin karşısına geçti. Komintern'in bütün gücünü Halk Cephesinin arkasına yığdı. Böylece işçi ve köylülerin özyönetim organları dağıtılarak iktidar burjuva demokrasisi uğruna burjuvaziye terk edildi. Sınıfın bağımsız gücü ezildikçe hükümet sağa kaydı.

SSCB silah yolladıkça ve Uluslararası Tugaylar ülkeye girdikçe Komünist Partinin İspanya'daki etkinliği arttı ve güçlenen Komünist Parti (KP) işçi sınıfının diğer örgütlerine saldırdı. KP dışardan gelen silahları Anarşistlere ve POUM'a dağıtmayı reddetti ve silahsız yığınların Aragon'da faşistler tarafından kıyıma uğratılmasına neden oldu. 1937 Mayısında Barselona'da Anarşistlere saldıran KP, faşizmin kılıcı tepelerinde sallanırken işçilerin birbirleriyle çatışmasına sebep oldu. Hükümet Anarşist ve POUM liderlerini tutukladı, birçoğunu öldürdü. Bütün bu gelişmelerin etkisiyle devrim gücünü kaybettikçe iç savaşta dengeler faşistlerin lehine döndü.

Uluslararası alanda önce Hitler karşıtı "demokratik" hükümetler sonra da Stalin, faşist Almanya ile anlaşmalar imzaladılar. Uluslararası Tugaylar İspanya'yı terk etmeye başladılar. 29 Ocak 1939'da faşistler Barselona'yı aldılar. Martta Madrid ve Valencia teslim oldu. Böylece II. Dünya Savaşının provasının yapıldığı bir iç savaşta, işçi sınıfı, Stalinist ve diğer reformist önderlikler eliyle hazırlanan koşullarda dünya işçi sınıfının kaderini de belirleyecek bir yenilgiye uğramış oldu.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:38 AM   #19 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan Amerikan Devrimi

Amerikan Bağımsızlık Savaşı (1775-1783)

1760'ların başında Britanya imparatorluğu ile Amerika'daki kolonileri ve
Amerikan yerlileri (Indianlar) arasında patlak veren anlaşmazlıklar ve
çatışmalar 1775/76'da Britanya (İngiliz) sömürge yönetimine karşı bağımsızlık
savaşına dönüştü. Bu savaşın önderleri George Washington (Amerikan Kuvvetleri
Komutanı), Benjamin Franklin, Thomas Jefferson ve Samuel Adams idiler.

4 Temmuz 1776'da Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan Bağımsızlık Deklerasyonu (Bildirgesi) ile birlikte Amerika'daki 13 İngiliz kolonisinin bağımsızlığı ilan edildi. Bu deklerasyonda insan haklarının ilk formülasyonu yapıldı ve ilan edildiği tarih (4 Temmuz) ulusal bayram olarak benimsendi. Böylece Amerika'da 'yeni bir ulus doğdu'.

1783'te Britanya Amerikan bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı ve son Britanya birlikleri de New-York'u terketti.

7 Eylül 1787'de bir Anayasa (Sözleşme) kabul edildi ve federal bir yönetim (hükümet) biçimi benimsendi. 1789 başındaki ilk seçimleri çoğunluğu eski ulusçulardan, yani bağımsızlıkçılardan oluşan Federalistler kazandı ve George Washington ilk ABD Başkanı seçildi, federal bir hükümet oluşturuldu. 1791'de Haklar Bildirgesi (Bill Of Rights) çıkarıldı. 1792'de ise çeşitli konulardaki farklılıklar etrafında politik partiler şekillenmeye başladı. Amerikan devrimindeki iki ana akım güçlü bir merkezi yönetimden yana olan George Washington, Hamilton ve John Adams'ın önderliğindeki Federalistler ile tek tek devletlerin varlık hakkını vurgulayan Cumhuriyetçiler (sonraları Demokratlar adını aldılar) idiler.

Kongre (yasama meclisi), her eyaletin nüfusuna göre temsil edildiği bir Temsilciler Meclisi ve her eyaletin iki oyunun bulunduğu bir Senato teşkil edildi.

Çok kısa bir özetini verdiğim bu burjuva devriminin ikinci aşaması yaklaşık yüz yıl kadar sonra patlak vermiş olan Amerikan İç Savaşı (1861-65)'dır.

Amerikan İç Savaşı (1861-1865)

Kuzey-Güney Savaşı olarak da bilinen ve 1861'de başlayan bu savaş dört yıl sürdü. Amerika'da kölelik bu savaşta kaldırıldı (Amerikalı siyahlara vatandaşlık hakkı ise bu tarihten yaklaşık yüz yıl sonra ilk kez 1964/65-68 yıllarında tanındı). Savaşın iki ana nedeni kölelik ve birlik sorunlarıydı.

Kendi aralarında ABD adını verdikleri bir federasyon kuran kuzey eyaletleri veya devletlerinde kölelik daha erken kaldırıldı. 1808'de ABD'de köle ticareti yasaklanmıştı. 1860 seçim kampanyasının başlıca konusu kölelik sorunuydu. Bu seçimleri köleliğe karşı olan Abraham Lincoln kazanmış ve başkan seçilmişti. Ama kendi bölgelerinde Amerika Konfederasyonu adıyla ikinci bir federasyon kurmuş olan Güney eyaletleri (devletleri) köleliği sürdürmek istiyordu.

Ülkenin birliği için bu iki federasyon birbiriyle savaştılar. Herbiri birliğin
kendi hakimiyetinde kurulmasını istiyordu. Bu iç-savaştan galip çıkan kuzey oldu.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-16-2008, 11:39 AM   #20 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
Giriş: Sep 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 27
Mesaj: 1,177
Konuları: 158
Thanks: 320
Toplam 49 Konusuna 94 Teşekkür Edilmiştir
Rep Gücü: 235
Rep Puanı : 23322
Rep Seviyesi: elvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerdenelvito Eski Repcilerden
Varsayılan Vietnam Devrimi

1858'den itibaren Fransa tarafından işgal edilen Vietnam bu süreçte
bağımsızlığını yitirdi ve 1896'da hem ekonomik hem politik bakımdan ilhakı
tamamlanıp tamamen sömürgeleşti. Monarşi Fransa ile işbiriği yaptı. Sömürge
düzeni 1896'dan 1916'ya dek iyice pekişti. Vietnam'da modern sınıflar ancak
Birinci Savaş sonrasında oluşmaya başladılar.

1930'da Vietnam İşçi Partisi (Vietnam Komünist Partisi) kuruldu ve bir zamandır aydınların öncülük ettiği ulusal harekete o önderlik etti.

Vietnam'da ilk kurtarılmış bölgeler 1930-31'de doğdu. Buralarda tıpkı Çin'deki gibi iktidarı halk iktidarı adı altında Köylü Soyetleri (Köylü Birlikleri) ele geçirdi.

İkinci Savaş'ın yaklaşmakta olduğu sıralarda Komünist Enternasyonal savaşa ve faşizme karşı barış ve demokrasi için "geniş halk cepheleri" acil görevini belirledi. Nitekim Fransa'da 1936'da FKP öndeliğinde Halk Cephesi seçimleri kazanıp hükümet kurdu. Fransa'daki bu gelişmenin Vietnam'a etkisi hayli olumlu olmuş, 1936-39 arasında Vietnam'da siyasal özgürlük ortamı genişlemiş, legal propaganda, ajitasyon ve örgütlenme imkanları doğurmuştu. Buna karşın Fransız işgali devam ediyordu. Gene de Fransız Emperyalizmini Yıkalım, Topraklara El Koyalım, Fransız Söürgeciliği vs gibi sloganlar ve kavramlar bu dönemde askıya alınmış, düşman tarifinde daha çok Fransız Faşistleri ve Gerici Sömürgecileri gibi söylemler tercih edilmişti. Çünkü Fransa faşist üçlüye karşı SSCB'nin yanındaydı ve KE'in politikaları Vietnam'a böyle yansıtılıyordu.

1939'da II. Savaş başlayınca durum değişti. Aralık 1939'da partinin MK'sı Fransız emperyalizmine karşı bir birleşik cephe kurmayı ve bir ayaklanma örgütlemeyi kararlaştırdı. Bu öncelikli görevin başarısı için toprak devrimi siyaseti (topraklara el koyma ve dağıtma sloganı) bırakıldı (Bk. Ho Şi minh, Seçme Yazılar, Aşama Yay.).

Bu arada hızlı değişiklikler cereyan etti. Hitler Fransa'yı işgal edince, Japonya Çin Hindi ve Vietnam'ı Fransa'dan aldı. Böylece Vietnam, bu kez Japonya ile karşı karşıya geldi.

Vietnam devriminin bir ulusal kurtuluş devrimi olduğundan hareketle 1941'de Viet Minh adında bir ulusal cephe kuruldu. 1944-45'te ise Vietnam Kurtuluş Ordusu kuruldu. Anti-Japon bir genel ayaklanma hazırlıkları yürütüldü. Mayıs 1945'te Nazi Almanya'sı teslim olunca, 8 Ağustos 1945'te SSCB Japonya'ya savaş ilan etti ve sonunda ABD'nin de devreye girişiyle 15 Ağustos 1945'te Japonya da teslim oldu. Bu kez II. Savaşın galibi olan ABD, İngilter ve Fransa müttefik ülke orduları girecekti Vietnam'a. Parti erken davranıp onlar gelmeden ve Japonlar'dan boşalacak yeri doldurmadan önce genel bir ayaklanmayla iktidarı almaya karar verdi.

Ağustos 1945'te tüm ülkede iktidar alındı ve Ho Şİ Minh başkanlığında bir geçici hükümet kuruldu. Proletarya önderliğinde bir halk devrimi olarak tanımlanan bu olayı takiben 2 Eylül 1945'te ise Vietnam Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.

Bu zaferde dış etkenler ve uluslararsı gelişmeler belirleyici oldu. Ama Vietnam gene de Fransızlar tarafından ele geçirildi.

1954'te ülkenin kuzeyinde zafer kazanıldı. Güneydeki direniş hala kazanmamıştı.
Bu aralıkta Güney'de Fransızlar'ın yerini ABD aldı. Güneydeki direniş 1960'ta
oluşturulan Güney Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi önderliğinde ABD'ye karşı
sürdürüldü. Vietnam'ın birliği ve bağımsızlığı günün sloganı oldu. 1969'da Güney
Vietnam da kurtarıldı.
elvito Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla
Tags: , ,



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 07:53 PM.


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Forums Directory
eXTReMe Tracker