Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Dünya Tarihi

Dünya Tarihi Dünya Tarihi Hakkında Herşeyi Buradan Bulabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-21-2007, 16:48   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan Efes (Ephesos)




Arkadiane


İmparator Arkadius�a (M.S. 395-408) atfedilen ve bir yazıtta da onun adı ile anılan sütunlu cadde aslında Hellenistik Dönem�den beri kullanılmaktadır. Arkadiane�nin batı ucunda, onun tam ekseni üzerinde liman kapısı olarak bilinen propylon Geç Hellenistik Dönem�e aittir. Oldukça iyi korunmuş durumdaki Arkadiane, 11m. genişliğinde ve 600 m. uzunluğunda sütunlu bir caddedir. Caddenin her iki tarafındaki 5 m. genişliğindeki stoanın tabanı mozaik döşenmiştir. İç kesimlerinde bir sıra dükkan uzanmaktadır. Arkadius tarafından yaptırılan bir yazıt yardımıyla caddenin geceleri de aydınlatıldığını bilmekteyiz.

Caddenin her iki ucunda sağda ve solda birer sütundan oluşan, dört anıt yükselmektedir. Bu sütunlu anıtlar muhtemelen dört Apostol�ün heykellerini taşıyorlardı. Yuvarlak kaidelerin nişleri ve ayrıntıları, Erken Bizans Dönemi�nin stil özelliklerini göstermektedir. Bu nedenle bu anıtlar, İmparator Justinianus (M.S. 527-565) zamanında yapılmış olmalıdır.



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Artemis Tapınağı


Bizanslı Philon "Babil'in asma bahçelerini, Olimpos'taki Zeus Heykelini, Rodos Kolossusu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus'in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim." diye yazmıştı.

Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö.800'lü yıllarda Efes'teki nehrin yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes tanrıçası Artemis, Yunan Artemis'iyle aynı değildi. Yunan Artemis'i av tanrıçasıydı. Efes Artemis'i ise belinden omuzlarına kadar birçok göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık tanrıçasıydı.

Bu eski tapınakta muhtemelen Jüpiterden düşen bir meteorit olduğu düşünülen kutsal birtaş vardı. Tapınak, sonraki yüzyıllarda birkaç kez tahrip olmuş ve yeniden inşaa edilmiştir. M.Ö.600'lerde Efes şehri büyük bir ticaret limanı haline geldi ve Chersiphron adlı bir mimar yüksek taş kolonları olan yeni ve büyük bir tapınak inşaa etti.

Lidya kralı Croesus, M.Ö.550'de Efes'i ve Anadolu'daki diğer Yunan şehirlerini fethetti. Bu savaş sırasında mabet tahrip oldu. Croesus, mimar Theodorus'a daha öncekilerin hepsini gölgede bırakan yeni bir mabet yaptırdı. Yeni tapınak öncekinin 4 katı büyüklükte 90 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikteydi. Masif bir çatı, yüzden fazla taş sütunla destekleniyordu.

M.Ö. 356'da Herostratus adlı biri tarafından çıkarılan bir yangında yanarak tahrip oldu. Bundan kısa bir süre sonra o günün en ünlü heykeltraşı olan Scopas'lı Paros tarafından yeni bir mabet yapıldı. Romalı tarihçi Pliny'ye göre yeni tapınak, 130 metre uzunlukta ve 68 metre genişlikteydi. Tavanı, yükseklikleri 18 metre olan 127 adet sütun destekliyordu. İnşaat 120 yıl sürmüştü. Büyük İskender M.Ö.333'de Efes'e geldiğinde tapınağın inşaası hala devam ediyordu.

M.S. 57'de St. Paul hristiyanlığı yaymak için Efes'e geldi. O kadar başarılı oldu ki bundan, şehrin demircisi ve tapınaktaki heykellerin sahiplerinden birisi olan Demetrius büyük bir korkuya kapıldı. Çünkü Demetrius tapınaktaki heykellerin bir kısmının sahibiydi ve her yıl tapınağa hacca gelenlerden iyi bir geliri vardı ve insanların dinini değiştirmesi demek onun geçimini kaybetmesi anlamına geliyordu. Birlikte ticaret yaptığı diğer kişileri de yanına alan Demetrius heyecan verici ve "Yaşasın Efesliler'in Artemisi" diye biten bir söylev yaptı ve halkı galeyana getirdi. Hemen sonra St. Paul'un yardımcılarından ikisini tutukladılar. Bunu bir isyan takip etti. Sonuçta St. Paul, tutuklanan yardımcılarıyla şehri terketti ve Makedonya'ya geri döndü.

262'de Gotların bir akını sırasında büyük Artemis tapınağı yakılıp yıkıldı. Bir yüzyıl sonra Roma İmparatoru Constantine şehri yeniden inşaa ettirdi. Fakat hristiyan olduğu için tapınağı restore ettirmedi.Constantin'in çabalarına rağmen Efes eski günlerine dönemedi. Çünkü gemilerin demirlediği liman yokolmuştu. Nehrin taşıdığı alüvyonlar tarafından deniz şehirden uzaklaşmıştı. Zamanla şehir sakinleri kenti terkettiler. Mabetin kalıntıları başka yapıların ve heykellerin yapılmasında kullanıldı.

British Museum'dan John Turtle Wood 1863'de tapınağı araştırmaya başladı. 1869'da 6 metre derinlikte, çamurların içinde tapınağın temellerini buldu. Bulduğu heykelleri ve bazı kalıntıları British Museum'a götürdü. 1904'de yine aynı müzeden D.G. Hograth'ın liderliğindeki bir ekip kazılara devam ettiler ve sitede birbirinin üzerine inşaa edilen 5 tapınak olduğunu keşfettiler. Bugün gelen ziyaretçilere tapınağın yerini belli etmek için, bataklık halinde olan bölgeye sadece bir tek sütun dikilmiştir.



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Celsus Kütüphanesi


Birçok mimari parçanın iyi korunmuş olarak ele geçtiği kütüphanenin onarım çalışmalarına 1970 yılında arkeolog W. M. Strocka ve yüksek mimar F. Hueber tarafından başlanılmış ve bu çalışma 1978 yılı Eylül ayında, kütüphanenin görkemli ön yüzünün ayağa kaldırılması ile tamamlanmıştır. Ön yüzü iki kattan, ancak içi 10,92x16,72 m. ölçüsünde bir tek büyük ve yüksek salondan oluşan bina, 21 m. genişliğinde dokuz basamaklı bir merdivenle çıkılan ve tonozlu bir alt yapının oluşturduğu bir platform üzerinde yükselmektedir.

Ayrıca yapı dıştan ikinci bir duvarla çevrildiği için kütüphane, alttan ve bir yandan rutubete karşı çok iyi korunmuş durumdadır. Arka ve yan duvarların içlerinde bir sıra altta ve bir sıra üstte olmak üzere dörtgen nişlerin var olduğu görülmektedir. Yapıda üçüncü bir nişin varlığı kütüphanenin üç katlı olduğunu düşündürmektedir. Bu nişlerde bulunan dolaplarda ya da raflarda, rulolar ve ayrıca ciltler halinde bir araya konmuş el yazmaları saklanmakta idi.

Kütüphane çok zengin mimari süslemeli bir ön yüze sahiptir. Ön yüzde mimari elemanlar dört çift sütunla taşınmaktadır. Her çift sütunun arkasında birer niş, arasında ise birer kapı ve birer pencere bulunmaktadır. Dış cephede ilk katta bulunan üç kapı ve üstlerindeki birer pencereden sonra ikinci katta da aşağıdakilerle aynı eksendeolmak üzere üç pencere daha yer almaktadır.

Merdiven korkuluklarındaki yazıtlardan anlaşıldığına göre M.S. 110 yılında konsül olan Gaius Julius Aquila kütüphaneyi babası Gaius Celsus Polemaeanos heroonu olarak inşa ettirmiş ve yapının bakımı ve kitap alımı için 25000 dinar miras bırakmıştır. Aquila�nın varisleri eseri tamamlamışlardır (yaklaşık M.S. 135). Celsus�un mermerden yapılmış olan lahiti, büyük orta nişin altındaki tonozlu alt yapıda halen durmaktadır. Lahitin içindeki bir kurşun sanduka içinde ölünün kemikleri bulunmuştur.

M.S. 400 yıllarında yapının önü bir havuz haline getirilmiştir. Kazı sırasında havuzun içinde, merdivenlerin önünde bulunan ve Markus Aurelius ile Lucius Verus�un Partlar üzerindeki zaferi nedeniyle dikilmiş olan bir anıta ait büyük kabartmalar, günümüzde Viyana Müzesi�nde korunmaktadır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Diğer Yapılar


Hellenistik Çeşme

Tiyatronun teras duvarının kuzeybatı bölümünde inşa edilmiştir. Cephede yer alan İon düzenindeki iki sütunla batıya bakmaktadır. Çeşme yapısı mimari düzenleri bakımından Hellenistik Dönem�e tarihlendirilmektedir.


Tiyatro Gymnasiumu

Roma İmparatorluğu Dönemi�nde, olasılıkla M.S. 2. yüzyılın başında inşa edilen bu yapının ancak palaestra kısmı ortaya çıkarılmıştır. 30x70 m. ölçüsündeki palaestranın kuzeyinde baştan başa uzanan basamaklar şeklinde oturma yerleri görülmektedir. Böylece burası, palaestranın yanı sıra küçük bir stadium olarak işlev görüyordu.


Bizans Çeşmesi

Vedius Gymnasiumu ile stadiumun önünden geçen tören yolunun batısında bulunmaktadır.


Mermer Yol

Ephesos Artemis Tapınağı�ndan başlayan önce Vedius Gymnasionu�nu ve stadiumu geçerek tiyatronun batısı ile agoranın doğusundan ilerleyen ve kütüphanenin önünden doğuya kıvrılarak Devlet Agora�sına çıkan, arkasından da Magnesia Kapısı�ndan itibaren kuzeye yönelip tekrar Artemis Tapınağı�na varan kutsal bir yol bulunuyordu.

Bu yol, aynı zamanda kentin ana caddesidir. Yol çeşitli dönemlerde birçok bölümlerinde onarım ve değişiklik geçirmiştir. Caddenin doğusunda, Geç Roma Dönemi�ne ait bir stoanın kalıntıları, batıda ise Neron Dönemi�nde inşa edilen ve agoranın Dor düzeninde ve rustika tarzındaki stoası ile 1,70 m. yüksekliğinde kaide duvarı uzanmaktadır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Domitian Tapınağı

Devlet Agorası�nın hemen karşısında, Bülbül Dağı�nın kuzey eteklerinde 50x100 m. ölçülerinde, tonozlu alt yapılar üstünde yükselen bir teras üzerinde inşa edilmiştir. Önde dört sütunu bulunan küçük bir prostylos ile 8x13 sütunlu peristasis görünümündedir. Cella ölçüleri 9x17 m. olan tapınağın stylobat ölçüleri 24x34 m.dir. Tapınak 8 basamaklı bir krepis üzerinde yükselmektedir. Tapınağın içinde bügün Efes Müzesi�nde sergilenen kolosal ölçülerdeki Domitianus Heykeli�ne ait parçalar bulunmuştur.


Devlet Agorası

Devlet Agorası�nın kuzey ve doğu stoaları gün ışığına çıkarılmıştır. Bulunan bir arşitrav parçasında kuzey stoa, bazilika olarak tanımlanmaktadır. Bu stoa, iki sütun sırası ile bir orta ve iki yan nefe ayrılmıştır. Orta nef, iki yan nefden 2/3 oranında daha yüksek yapılmıştır. Güneyde yan nefin agoraya bakan yüzünde de bir sıra sütun bulunmaktadır. Bazilika, Augustus Dönemi sonlarında İon düzeninde inşa edilmiş olup, iki yanlarında boğa başları ile süslenmiştir. Roma İmparatorlu�nun geç bir döneminde, taşıma gücünü artırmak amacı ile orta nefteki boğa başlı sütunların arasına Korinth başlıklı sütunlar yerleştirilmiştir. Kazılar sırasında bazilikanın 1,30 m. altında tek bölümlü bir Hellenistik stoanın varlığı saptanmıştır. Agoranın bazilika yapısında bazı kent işlerinin, muhtemelen mahkeme toplantılarının yapıldığı olasıdır.


Prytaneion

Augustus Dönemi�nde inşa edilmiştir. Muhtemelen aynı yerde Lysimakhos Dönemi�ne ait prytaneion bulunmaktadır. Yapının avlusu mozaik taban döşemesi ile süslenmiştir. Büyük salonda bulunan kompozit başlıklı sütunlar yapının M.S. 3. yüzyılda değişikliğe uğradığını göstermektedir. M.S. 400 yıllarında Skolastikia adlı Hıristiyan bir kadının yaptırdığı hamam için, özellikle prytaneionu yıktırarak taş ve mermerlerini yapı malzemesi olarak kullanmıştır. Bununla birlikte Skolastikia, burada duran iki Artemis Ephesia heykeline dokunmamış ve bu heykeller kazı sırasında ele geçirilmiştir. Bu heykeller Domitianus Dönemi�nde (M.S. 81-96) yapılmış ve o dönemde muhtemelen yapının büyük salonu önündeki avlunun önünde durmakta idi.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #6 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Odeion

Yapının yanında prytaneion ve önünde ise, Devlet Agorası bulunmaktadır. Yapının üzeri muhtemelen örtülüdür. Salonun 1400 kişilik kapasitesi bulunmaktadır. Yazıt parçalarına göre Publius Vedius Antoninus�un M.S. 150 yılından hemen sonra inşa ettirdiği bu yapıyı bir bouleuterion olarak tanımlamak uygun olacaktır.


Özel Hamamlar

Odeion un doğusunda, çok iyi korunmuş yapı kalıntıları, araştırmacılar tarafından bir hamam olarak tanımlanmıştır. Söz konusu yapının, bir yazıtta belirtildiği gibi Ephesoslu ünlü sofist Flavius Damianus�un salonlarından birini yaptırttığı Varius Hamamı olduğu sanılmaktadır.


Büyük Çeşme

Devlet Agorası�nın güneyinde, odeionun karşısında yer alan anıtsal çeşmenin suyu, bugünkü adı ile kentin 6 km. doğusunda bulunan Marnas Nehri�nden gelmektedir. Aydın Yolu�nda Kentten 5 km. uzakta, dar bir vadide yer alan iki katlı aquadukt Marnas�tan su taşımaktadır. Bu su kemeri M.S. 4 ile 14 yılları arasındaki bir tarihte Gaius Sextilius Pollio tarafından yaptırılmıştır.


Doğu Gymnasionu

Kentin kenarındaki bu yapı oldukça iyi korunmuştur. İmparator Salonu�nda sofist Flavius Damianus ve karısı Vedia Phaedrina�nın portre heykelleri bulunduğu için, palaestranın ikisi tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir.


Magnesia Kapısı

Kapı, büyük bir olasılıkla İmparator Vespasian (M.S. 69-79) tarafından inşa ettirilmiştir. Kazılarda ele geçen bir yazıttan, Artemision�da başlayan tören yolunun, Magnesia Kapısı�ndan tiyatroya ve oradan stadiumun doğu ucundaki Pion Kapısı�ndan geçerek, yine Artemis Tapınağı�na ulaştığı anlaşılmaktadır. Tören yolunun dışında, Magnesia Kapısı ile Artemision arasında sofist Damianus�un inşa ettirdiği, yaklaşık M.S. 2. yüzyılın ortalarına tarihlendirilen sütunlu bir yol bulunmaktadır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:48   #7 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Ayasuluk Tepesi

Bu tepe erken Hıristiyan, Bizans ve Selçuklu devirleri boyunca iyi tahkim edilmiş bir kale ile savunulmuştur. Halen ayakta duran sur, Erken Hıristiyanlık Devri�nde inşa edilmiş olup, sonradan Selçuklular zamanında büyük bir restorasyona uğramıştır. Kale duvarlarındaki ana giriş kapısı Roma yapılarından, özellikle stadiumdan sökülerek alınmış taşlarla M.S. 6. yüzyılda yapılmıştır.

Tepedeki iç kalenin dışında, güney-doğu kısımda yapılan kazılarda Prehistorik ve Myken Dönemi malzemesi bulunmuş olması önemlidir. Kalenin alt kısmında, İzmir otoyolunun kenarında bir arsada, temel kazıları sırasında Roma Dönemi�ne ait bir mezar kopleksi bulunmuştur.


İsa Bey Camii

Selçuklu Sanatı�nın en önemli eserlerinden biri, Aydınoğlu Beyliği�nin yöneticilerinden biri olan İsa Bey tarafından Ayasuluk Tepesi�nde inşa ettirilen camiidir. Oldukça iyi korunmuş bu yapı bir yazıta göre, M.S. 1375�de tamamlanmıştır. Hem avlulu Türk cami tipinin hem de transepti olan Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir. Bu cami ayrıntıları ve güzel mermer işçiliği ile Milet�teki İlyas Bey Camii�nin bir benzeri olup, Selçuklu ve Osmanlı devirleri arasındaki Geçiş Devri Türk stilinin göz alıcı bir eseridir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:49   #8 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Ephesos Yöresindeki Mağaralar


1970 yılında keşfedilen Kuşini Mağarası, Selçuk�tan İzmir�e giden asfalt yolun 7. kilometresinden sağ tarafta çok uzaklardan görülebilmektedir. Ephesoslular tarafından Romalılar zamanında mermer ocağı olarak kullanılmış Kuşini Mağarası�nın önünde, mermer artıkları üç ayrı yığın oluşturmaktadır. Mağara, içerisinden tonlarca mermerin alınması sonucunda insan emeği ile meydana getirilmiştir. Girişte bulunan görkemli bloklar, mağara önünü kısmen kapatmaktadır. Mağaranın içinin genişliği 100 m., derinliği 40 m., yüksekliği girişte 40 m. kadardır.

Tavanın çökmemesi için, mağara girişinde sütun görevi yapan çok büyük bloklar oluşturulmuştur. Kuşini Mağarası�nın tarihlemesi, yarı kesilmiş bloklara, tahta çivilerin çakılması için açılan yarıklara, duvarlardaki çalışma izlerine dayanılarak yapılmaktadır. Büyük bir olasılıkla Romalılar zamanında, Ephesos kentinin en yüksek düzeye eriştiği M.S. 2. yüzyılda buradan mermer alındığı anlaşılmaktadır.

Kuşini Mağarası ile Selçuk Kenti arasındaki bölgede yer alan Kurudağ�ın güney yamacında doğal bir oluşum gösteren Damlataş Mağarası bulunmaktadır. Mağaranın girişi oldukça küçük olduğu için içerisi karanlıktır. Uzun yıllardan beri damlayan su taneciklerinin oluşturduğu sarkıt ve dikitler çoktur. Mağaranın genişliği 60 m., derinliği 40 m., kadardır. Tabanda yapılan yüzey araştırmasında bol sayıda keramik ile Hellenistik ve Roma yağ kandilleri ele geçmiştir.

Kurudağ Damlataş Mağarası, elde edilen buluntulardan anlaşıldığına göre Grek ve Romalılar zamanında M.Ö. 400 yıllarından M.S. 400 yıllarına kadar kült yeri olarak kullanılmıştır.

1977 yılında yapılan bir yüzey araştırmasında ise, Selçuk- Şirince Köy yolu kenarında bir mağaranın varlığı anlaşılmıştır. Sütini veya Sütkaya adıyla tanınan bu mağara Selçuk merkezinden itibaren Şirince Köyü yolunda 2 km. kadar ilerleyince yolun sol tarafındaki Ahmet Ak�a ait bağ evinin arkasındaki tepenin üzerinde yer almaktadır. Evden mağara ağzına kadar olan uzaklık yaklaşık olarak 700 m. kadar olup, kayalık olan bu bölge uzaklardan görülebilmektedir.

Sütini�nin girişi yanyana iki delikten meydana gelmektedir. Mağaranın içine bilimsel anlamda araştırma yapabilmek için 1982 yılında girilmiştir. Mağara girişinin hemen 5 m. üzerinde bir kaya mezarlığının olduğu tespit edilmiştir. Mezar daha önceden soyulmuş olup, 2 m. yüksekliğinde 1,9 m. genişliğinde ve 3,3 m. uzunluğundadır.

Sütini Mağarası�na girebilmek için girişte gittikçe daralan bir deliğe doğru 2 - 3 m. ilerledikten sonra birkaç metre sürünmek, daha sonrada büyük taş bloklara tırmanmak gerekmektedir. Bu engeller aşıldıktan sonra birden genişleyen bir bölme ile karşılaşılmaktadır. Bu holün duvarlarında kayalar üzerine yazılmış yazıtlar bulunmaktadır. Arkaya doğru bir set şeklinde yükselen bu holün sonunda bulunan dar bir delikten 15 - 20 m. aşağıya doğru inildiğinde küçük bir bölmeye ve buradan daha aşağıya doğru inildiğinde de tekrar yine genişleyen bir hol ile karşılaşılmaktadır. Burada da yine yazıtlar bulunmaktadır. Bu holün devamında yine kısmen genişleyen yazıtları bulunan diğer bir bölme daha bulunmaktadır. Bu bölmeden itibaren mağara derinlere doğru devam etmektedir.

Mağaranın girişinde renkli fresk kalıntıları bulunmaktadır. Tahrip olmuş figürlerin başlarına ait kalıntılardan anlaşıldığına göre, bunlar Hıristiyanlık Dini ile ilgili olup azizleri temsil ettikleri düşünülmektedir. İlk belirlemelere göre Bizans yazıtlarının çoğu graffiti biçimindedir. Ayrıca, haç işaretleri ve monogramlar görülmektedir. Yazıtlar, alt alta yazılmış adlar (Sotirikhos, Nikolaos, Mikhael Sergios, Theodosios gibi) ve tanrıya yakarış olarak belirlenmiştir. Bir yazıtta �Tanrının kölesi Sotirikhos� okunmaktadır. Bir başka yazıtta ise, �Ey İsa! yardım et� ifadesi kullanılmıştır. Bir yerde de �amen� kelimesi yazılmıştır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:49   #9 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Evler


Ephesos�da �Yamaç Saray� olarak adlandırılan yapı gruplarının oluşumu, Lysimakhos�un şehirde ızgara planını uyguladığı zamana kadar uzanmaktadır. Fakat, arazinin topografyasından dolayı Kuretler Caddesi�nin izlediği kıvrımlardan ve Bülbül Dağı�nın yamaçlarındaki eğimden dolayı ızgara planı kentin bu kısmında az da olsa değişikliğe uğramış ve arazinin şartlarına göre düzenlenmiştir. Bülbül Dağı�nın eteklerindeki eğimden dolayı trapez biçiminde değişik parseller oluşmaktadır. Adalar arasında ise dar ve dik merdivenler bulunmaktadır.

Kuretler Caddesi�ndeki yapıların inşaası (burada yer alan anıtlar, çeşmeler, heroon lar, v.b.) büyük bir tahminle M.Ö. 2. yüzyıl, daha kesin olaraksa M.Ö. 1. yüzyılda başlamıştır. Yapıların temelleri genellikle kayalık alanda kurulduğu ve burada yapılaşma devamlılık gösterdiği için, ilk dönemlere ait yapıların izleri fazla korunamamıştır. Bundan dolayı erken dönemlere ait yapıların tam bir planını çıkartmak mümkün değildir. Hellenistik Dönem�den itibaren 700 yıl süren yapılaşmada yapıların planları çok değişmiştir. Bununla birlikte Hellenistik Dönem�e ait yapılaşma izlerine bazı adalarda rastlanmaktadır.

Roma�nın en parlak çağını yaşadığı dönemlerde domus olarak adlandırılan birimin yanında başka oturma birimleri de oluşmuştur. Bu oturma birimleri küçük, alttan ısıtılabilir odalardan oluşmaktadır. Evlerin duvarları zengin işçilik gösteren fresklerle süslenmiştir. Bu durumda bu evlerin zenginlere ait olduğu anlaşılmaktadır. M.S. 262�de yaşanan bir deprem ile bu kısımdaki evler yıkılmış ve bu olaydan sonra buradaki yerleşim şekli eski refah düzeyine ulaşamamıştır. Daha sonra, bu kısımlar düşük gelirli insanların oturduğuyerler olmuş ve evler daha küçük birimlere dönüştürülmüştür. Bu yapı birimleri, taverna, elişi atölyeleri, dükkanlar olarak da kullanılmıştır. Atrium�larda yer alan kuyuların kazılarından ele geçen kemik buluntularına göre bu yapı birimlerinde refah döneminde beslenen ev hayvanlarının yerine, son dönemlerde yaralanmaya dönük küçük baş hayvanlar bile yetiştirilmiştir.

Adaların Kuretler Caddesi�ne bakan kısımları stoa şeklinde yapılmıştır. Stoanın gerisinde tek sıra dükkanlar bulunmaktadır. Bütün evlerin doğrudan doğruya caddeye açılan kapıları vardır. Dükkanların bulunduğu kısımda yer alan döşeme M.S. 5. yüzyılın başına tarihlenen geometrik desenlerden oluşan mozaik ile kaplıdır. Burada yer alan iki dükkanda bulunan merdivenler zemin katın üzerinde ikincibir katın varlığına da işaret etmektedir. Evlerin çoğu peristillidir ve merkezde bir atrium bulunmaktadır. Evlerin hepsinde akarsu bulunmaktadır ve buna bağlı olarak da bazı evlerde özel banyolar vardır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:49   #10 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Hadrian Tapınağı


Korinth düzeninde inşa edilmiş Hadrian Tapınağı, bir cella ve bir portikodan oluşmaktadır. Cella üstü taş tonoz ile örtülüdür. Portikonun ön yüzünde ortada iki sütun, yanlarda da dörtköşe birer anta yer almaktadır. Tonozlu bir alınlığı bulunmaktadır. Kemerin kilit taşında Tykhe kabartması bulunmaktadır. Cella kapısının üstündeki kemer şekilli tympanonda, bir akanthus bezemesi içinden yükselmekte olan bir kız figürü tasvir edilmiştir. Arşitrav üzerinde bulunan yazıtta, tapınağın P. Quintilius adlı biri tarafından İmparator Hadrian�a (M.S 117-138) sunulduğu yazılıdır.

Tapınak, M.S. 4. yüzyılda kısmen yıkıldığı için restore edilmiş ve bu sırada portikonun iç duvarlarının üstünü süsleyen dört kabartma eklenmiştir. Kabartmaların asılları müzede olup, yerlerine alçı kalıpları konmuştur. Kabartmalar M.S. 4. yüzyıla tarihlendirilir. Bunlar, efsanevi kuruluşuna ilişkin tasvirlerdir.

Burada; Ephesos�un kurucusu mitolojik kral Androklos�un yaban domuzunu öldürüşü; Herakles�in Theseus ile savaşı; Amazonlar ve tanrılar toplantısı; Dionysos ve alayı, öyle ki bunların içinde bir fil üstündeki satyr çift flüt çalmaktadır. Cella içinde Hadrian�ın heykeli bulunmaktadır. Tapınağın önünde duran ve dörtköşe sütunlara dayanan dört kaide üzerinde, Roma imparatorları Galeius, Maximianus, Diokletianus ve Constantius Chlorus�un bronz heykelleri bulunmakta idi.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 16:26.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61