Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Dünya Tarihi

Dünya Tarihi Dünya Tarihi Hakkında Herşeyi Buradan Bulabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-21-2007, 16:49   #11 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan




Ephesos Kenti�nin yerleşim yeri bir çok kez değişikliğe uğramıştır. İon göçmenlerinin kurduğu ilk yerleşim yerinin nerede olabileceği konusunda birçok görüş ortaya konmuştur. Bir grup bilim adamı eski kentin; Ayasuluk Tepesi�nde, J.Keil ise, Panayır Dağı�nın kuzeyindeki Akropolis Tepesi�nde (Koressos) kurulduğunu düşünmektedir. Koressos olarak bahsedilen tepe ise şimdiki stadionun batı yamacı olmalıydı. Tepenin önemi denize hakim ve korunaklı bir yerde olmasındandır.

Bir grup bilim adamına göre ise, Koressos olarak bahsedilen dağ, bugünkü Bülbül Dağı olmalıdır. Bu durumda Koressos�un tam yeri hakkında bir belirsizlik bulunmaktadır. Strabon�a göre Kroisos öncesi kent Athenaion, Hypelaion ve Koressos Dağı yamaçlarında kurulmuştur. Ticaret Agora�sında yapılan kazılarda Geç Arkaik ve Klasik Dönem�e ait nekropolisin agora veya agoraya çok yakın bir kısımda olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Arkaik öncesi ve sonrası yerleşimin limana yakın bir kısımda bulunduğu düşünülmektedir. Herodotos, Athena tapınağı ile Kroisos�un kuşattığı kentin 7 stadia uzakta olduğunu (Herodotos I, 26) bildirmektedir. Bu uzaklık makul kabul edilmektedir.

Son yıllarda (Langmann 1989) agorada yapılan kazılarda Geç Geometrik Dönem�e ait �oval ev� temeli bulmuştur. Bu ev M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenmektedir. Ticaret agorası altında bulunan bu köy yerleşimi �eski Smyrna� olarak adlandırılmaktadır. Bu tabakanın bulunması liman çevresinde Geometrik Dönem�den itibaren yerleşimin varlığını ortaya koymaktadır.

Kroisos Ephesos�u hükümdarlığının ilk yıllarında ele geçirmiştir. Strabon�a göre kent, bu zamanda yerini değiştirmiş, yeni kent Artemision yakınlarında kurulmuş ve İskender Dönemi�ne kadar yerleşim burada devam etmiştir. Bununla beraber, şehir her ne kadar Artemision civarında kurulmuş olsa da Ticari Agora�da ortaya çıkarılan nekropolis kronolojik olarak Artemision civarındaki yerleşime ait olmalıdır. Kroisos, her nekadar kentin yerini Artemision civarına değiştirmek istese de, bütün kentin buraya taşınabilmesi onun kısa süren hükümdarlığı sırasında mümkün olmamıştır. Bununla beraber, muhtemelen küçük bir grup Artemision civarına yerleşmiştir. Fakat, Ephesos�un kendisi her zaman için liman çevresinde bulunmuştur. Ticaret Agora�sında yapılan kazılar bu durumun varlığına işaret etmektedir.

Önceleri Lelegler ve Karialılar�ın yaşadıkları bu bölgede inanışa göre efsanevi kral Kodros�un oğullarından biri olan Androklos Ephesos�u kurmuştur. Kent, diğer İon yerleşmeleri gibi en geç M.Ö. 10. yüzyılda kolonize edilmiş olmalıdır. Hellenler buraya geldiklerinde, Anadolu�nun hemen her yerinde görüldüğü üzere ana tanrıça Kybele�yi baş tanrı olarak buldular. Yerli halkla anlaşmak için synkretizm yolu ile Artemis�i ana tanrıça ile bir tutarak aynı yerde tapınmaya başladılar.

Ephesos başlangıçta krallar, sonra aristokrat oligarşi, daha sonra da tiranlarca yönetilmiştir. Ephesos M.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısında Kimmerler tarafından ele geçirildi ve ancak aynı yüzyılın ortalarından sonra gelişmeye başladı. Altıncı yüzyılın ortasına doğru kent Lydia�nın egemenliği altına girmiştir. Kroisos�un tapınağa hediye ettiği kabartmalı sütunlardan (columnae caelatae) anlaşıldığına göre Lydia ile Ephesos arasında sıkı bir ilişki vardır. İskender�in ölümünden sonra bütün İonia ile birlikte kent, Lysimakhos�un eline geçmiştir. Bülbül Dağı�nın (Koressos Dağı) güney ve batı etekleri üzerindeki 10 m. yükseklikte ve 9 km. uzunluğunda bir kent duvarı ile çevrelenmiş geniş bir alan içinde Ephesos�u yeniden kurmayı düşünmüştür.

Bugün Panayır Dağı (Pion Dağı) sırtlarında yer alan güzel işçiliğe sahip duvar, bu orijinal kent surunun bir parçasıdır. Lysimakhos, Kolophon ve Lebedos halkının bir bölümünü Ephesos�da oturmaya zorlayarak kent nüfusunun artmasını sağladı. Gerçekten kısa bir süre içinde Ephesos, Anadolu�nun en kalabalık kenti haline geldi. Hellenistik Dönem�de Ephesos, Seleukoslar tarafından yönetilmiş ve M.Ö. 190 tarihinden sonra da Bergama Krallığı�na bağlanmıştır. M.Ö. 133 tarihinde Bergama Krallığı ile birlikte Romalılar�ın egemenliği giren Ephesos, Julius Caesar döneminde diğer Anadolu kentleri gibi ağır vergiler altında ezildi; ancak kent Augustus Devri�nden başlayarak iki yüzyıl süresince en parlak ve en mutlu günlerini yaşadı.

M.S. 150 yıllarında yaşamış olan Aristeides�e göre Ephesos o dönemin en varlıklı ticaret merkezi olup, bütün Batı Anadolu�nun bankacılık işlerini yürütüyordu. Ephesos halkı, kentlerini Asia�nın yani İonia�nın başkenti olarak kabul ediyordu. Antik Çağ�ın M.S. 3. yüzyıl boyunca ve 4. yüzyıl ortalarına kadar süren çekişme ve karışıklık dolu döneminden sonraki sürede Ephesos, Justinianus zamanına değin, 3. altın çağını yaşamıştır. Hıristiyanlığın burada hızla yayılması nedeniyle biçok önemli ve güzel yapı inşa edilmiştir. Son parlak günlerini ise 14. yüzyılda Selçuklular Devri�nde sürdürmüştür. Bu çağda kent, Ayasuluk Kalesi ile bugünkü Selçuk Kasabası�nın yerini kapsıyordu. Osmanlılar Dönemi�nde ise kent önemini kaybetmiştir.

Ephesos�da ilk kez 1869 tarihinde İngiliz arkeolog J.T. Wood kazıya başlamış ve Artemis Tapınağı�nı ortaya çıkarmıştır. Arkasından Avusturyalı bilim adamları 1895�ten 1913�e değin Koressos Dağı (Bülbül Dağı) ile Pion Dağı�nın eteklerinde yaptıkları geniş araştırmalarla kentin Hellenistik ve Roma devirlerine ait kalıntılarını bulmuşlardır. Avusturyalılar, Birinci Dünya Savaşı�nda sonra Josef Keil�in ve İkinci Dünya Savaşı�nın ardından Franz Miltner ile Fritz Eichler�in yönetiminde yaptıkları kazılarla kenti gün ışığına çıkarmaya devam etmişlerdir. Onların arkasından kazılar Profesör Hermann Vetters tarafından 1986 yılına değin sürmüştür. Günümüzdeki çalışmalar ise, Profesör Langmann�dan sonra Profesör Karwiese tarafından sürdürülmektedir.



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:49   #12 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Liman Gymnasıumu


Kentin en büyük mimari topluluğu olan bu yapıların bugüne değin küçük bir bölümünü kazılmıştır. Gymnasiumun biri 90x90 m., ötekisi 200x240 m. ölçüsünde olmak üzere iki palaestrası vardır. Yapının uzunluğunun tamamı 360 m.dir. Büyük gymnasiumun inşaası İmparator Domitian zamanında başlamış ve muhtemelen onun zamanında büyük bir kısmı tamamlanmıştır.

Büyük palaestra Hadrian Dönemi�nde (M.S. 117-138), Asia�nın baş rahibi Claudius Verulanus tarafından baştan aşağı mermer plakalarla kapatılmıştır. M.Ö. 4. yüzyılda yapılmış bronz bir atlet heykelinin bir Roma kopyası güney salonda bulunmuştur. Bu heykel halen Viyana Müzesi�nde sergilenmektedir. Yapı topluluğunun hamam kısımları dabüyük boyutlarda kalıntılar halinde ayakta durmaktadır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:49   #13 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Meryem Ana Kilisesi ve Evi


Ephesos�daki en önemli Hıristiyanlık eseri olan Meryem Ana Kilisesi, bir Roma yapısının içinde yer almaktadır. Roma yapısı, M.S. 2 yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş olup, 30 m. genişliğinde, 260 m. uzunluğunda, iki sütun sırası ve bir orta nef ile iki yan nefe ayrılmış, dar yönlerinde apsis biçimli birer eksedrası bulunan ve Roma agoralarının bazilika adı verilen yapı tipine girmektedir. Yan nefler sonradan, ancak yine M.S. 2. yüzyılın birinci yarısında birçok küçük bölümlere ayrılmıştır.

M.S. 2. yüzyılın ortalarında yaşayan hatip Aristeides�in Ephesos�u Asia�nın bankası ve devrinin en önemli ticaret merkezi olarak tanımladığı göz önüne alınırsa, bu büyük Roma yapısının bir tahıl ve para borsası olduğu düşüncesi akla gelmektedir. M.S. 3. yüzyılda, o zamanki dünyanın geçirdiği bunalımlardan sonra bu borsa olasılıkla çalışmasını durdurmuştur. Bu sıralarda yöredeki Hıristiyan topluluğu, M.S. 4. yüzyılın hemen başlarında, söz konusu yapının batı ucunda ilk kiliselerini yapmışlardır.

Roma bazilikasının apsisli batı eksedrasını biraz genişleterek onun doğusuna dörtgen bir atrium ile mozaik tabanlı bir narteks inşa ettiler. Daha sonraki dönemlerde de arka arkaya iki tane daha kilise ekleyerek bazilikanın yarıdan çoğunu kiliseye dönüştürdüler. Doğuda kalan bölüm, piskoposun ve diğer dinle ilgili büyüklerin oturma yerlerine ayrılmıştır. Atriumun kuzeyine yapılan baptisterium M.S. 4. yüzyıla aittir.

M.S. 431 yılında toplanan üçüncü �Eukumenik Meclis�, Meryem Ana�nın oğlu İsa�yı, tanrının oğlu olarak doğurduğu doktrinini onaylamıştır. İlk Meryem kilisesinin Efes�de inşa edilmesi ve söz konusu meclis kararının bu kilisede alınması büyük bir olasılıkla M.S. 1. yüzyılın ikinci dörtlüğünde, Meryem Ana�nın gerçekten bu kentte oturmuş olmasından gelmektedir. Muhtemelen ölümünden sonrada buraya gömülmüştür.

Meryem Ana�nın yaşadığı yer olarak, Bülbül Dağı�nın zirvesinde, koruluklar içindeki bir yapı kalıntısı kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalar yapının M.S. 4. yüzyıldan daha sonraya ait olduğunu göstermektedir. Bu yapı daha sonra kiliseye dönüştürülmüştür.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:51   #14 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Serapis Tapınağı


Tapınak muhtemelen Mısırlı kolonistler tarafından yaptırılmıştır. Ticaret Agorası�nın batı kapısı doğrultusunda, 24 m. genişliğinde ve 160 m. uzunluğunda bir çeşit stoa biçiminde uzantısı bulunmaktadır. Buradan Serapis Tapınağı�na ulaşılmaktadır. Tapınak üç yanı stoalar ile çevrili bir alanın güney kesimine bitişik, çevreye egemen durumda inşa edilmiştir. Cellanın üzeri taş tonozla örtülmüştür ve önünde 8 Korinth tarzı sütunlu bir portiko bulunmaktadır. 29 m. genişliğindeki cellayı örten ağır tonozu taşıyabilmek için duvarlar çok kalın yapılmıştır. Alt çapları 1,5 m., uzunlukları 14 m. olan monolith taşlardan oluşan sütunlar 57 ton ağırlığındadır.

İki kanatlı kapı aralığı 6 m.dir. Yerde yatan üst yapı parçalarındaki derin oyulmuş mimari süsler, Antoninler Dönemi (M.S. 138-192) Barok stil özelliklerini göstermektedir. Yıkıntılar arasında Mısır granitinden yapılmış bir heykel parçasının bulunması, ayrıca ele geçen bir yazıtın da Serapis dinine girmiş olanlara sunulması nedeniyle, anıtsal ölçüleri ile göze çarpan bu yapının bir Serapis Tapınağı olduğu kabul edilmektedir. Hıristiyanlık Dönemi�nde Serapis Tapınağı bir kilise haline dönüştürülmüştür. Günümüzde, tapınağın doğu köşesinde bir baptisteriumun kalıntıları görülmektedir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:51   #15 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Skolastika Hamamları


Ana caddenin Panayır Dağı�nın güneybatı eteğinde oluşturduğu köşedeki büyük hamam yapısı, M.S. 1. yüzyılın ikinci yarısında ya da 2. yüzyılın başında inşa edilmiş sonradan, M.S. 400 yıllarında Skolastikia adlı Hıristiyan bir kadın tarafından geniş ölçüde restore edilmiştir. Bir yazıttan aşk evi olduğu bölüm ile büyük bir tuvalet, bu yapı topluluğunun ilk inşa evresine yani M.S. 1. yüzyıla tarihlenir.

Franz Miltner,kızlara ait odaların üst katta olduğunu, alt kat salonlarının da konuklara ayrıldığını düşünmektedir. Aşk evinin baş salonunu mozaik döşemeli yemek odası (tablinium) oluşturmaktadır. Yerde odanın her dört köşesinde, dört mevsimin simgeleri bulunmaktadır. Araştırmacılar, Roma Çağı yapı grubunda Skolastikia tarafından yapılan büyük ölçüdeki değişikliğin M.S. 400 tarihlerine rastladığını ve bu iş için birçok Roma yapısından, özellikle prytanaeumun malzemesinden faydalanılmış olduğunu kaydetmektedir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:51   #16 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

St. John Kilisesi


Aziz Ioannes Kilisesi ilk olarak M.S. 4. yüzyılda, Ioannes�in mezarı üzerine ahşap çatılı bir bazilika olarak inşa edilmiştir. Semavi Eyice, Aziz Ioannes�in mezarı üzerine yapılmış olan kilisenin kiborium planlı olduğunu belirterek, bunun daha sonra serbest haç şeklindeki büyük bir bazilikanın içine alındığını ileri sürmektedir. Söz konusu bu son yapı, İmparator I. Iustinianus (527-565) döneminde üzeri kubbelerle örtülü altı bölmeden oluşan �serbest Latin haçı� şeklindedir. Bu kilise dıştan bir çevre duvarı ile korunaklı hale getirilmiştir. Çevre duvarlarında değişik planlarda 20 kule ve üç kapı bulunmaktadır. Kapıların içinde bugün en görkemlisi olan ve kilise önündeki otoparka açılan �Takip Kapısı� olarak da adlandırılan kapıdır. Doğuda ve batıda iki kapı daha mevcuttur.

Serbest Latin haçı planlı olan yapı, 110x40 m. boyutlarındadır ve üç neflidir. Bu kilisenin altı büyük kulesi vardır. Yan nefler ise tonozlarla örtülüdür. Kubbeler mermer ve tuğladan yapılmış kalın ayaklar tarafından taşınmaktaydı.

Orta nef sonunda, apsis önündeki mezar mekanının zemini naos zemininden yükseltilerek önemi vurgulanmıştır.

Kilisenin batı ucunda 34x47 m. ölçülerinde atrium vardır. Atrium eğimli bir arazi üzerindedir. Bu yüzden eğim, bu kısımda zeminin yükseltilmesi ile giderilmiştir. Sütunların taşıdığı revaklı atriumun dış taraflarında korkuluklu gezinme yerleri bulunmaktadır.

Atrium ve naos arasında yer alan narteks ince uzun bir plan göstermektedir. Kilise ile atrium alan bağlantısı mermer bloklarla yapılmış olan lentolu üçer kapı ile kurulmuştur. Geç dönemde atrium ile narteks arasına duvar ve kapıların eklenmesi ile eksonarteks oluşturulmuştur. Narteksin üzeri ise beş küçük kubbe ile örtülüdür.

Kuzey transept nefi tarafında şapel yer almaktadır. Üzeri geçici olarak ahşap çatı ile örtülmüştür. Önceleri arkadaki hazine dairesinin bir parçası iken, 10. yüzyılda şapele dönüştürülmüştür.

Vaftizhaneye Hazine Dairesi�nin önündeki dar holden ulaşılmaktadır. Kuzey nef ve kilise arasında uzanan dar bir koridor vardır. Vaftizhanede ortada sekizgen planlı vaftiz salonu, çevresinde bir koridor ve iki yanında apsisli iki salon vardır. Vaftizhane salonunun tam ortasında iki yönden merdiven ile inilen yuvarlak vaftiz havuzu bulunmaktadır. Vaftizhanenin sekizgen planı nişlerle genişletilmiştir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:51   #17 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Stadium


Vedius Gymnasiumu�nun güneyinde bulunan stadium, her çeşit törenin, atletik yarışmaların, araba koşularının ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yerdir. Güneydeki oturma yerleri Pion, yani bugünkü Panayır Dağı etekleri üzerinde bulunmaktadır. Kuzeydeki oturma yerleri ise tonozlu ayaklar üzerine inşa edilmiştir. Oturma yerleri Erken Hıristiyanlık Dönemi�nde Ayasuluk surunun yapılmasında kullanıldıkları için stadium çok tahrip görmüştür. Stadiumun batı yönü girişi, kuzey tonozlu galerileri ve stadiuma girişi sağlayan tüneller, güney-doğuda bulunan oturma yerlerinin kazıları devam etmektedir. Stadiumun doğu ucu daha sonradan gladyatör döğüşler için kapatılmıştır.

Kültür Bakanlığı�nın isteği doğrultusunda, 80 yıl aradan sonra stadiumdaki arkeolojik kazılar S. Karwiese tarafından 1993 yaz sezonunda tekrar başlatılmıştır.

Stadiumda kazılar, stadiumun batısında, yarışların başlangıç yeri olan yerin (aphesis), kuzey-güney doğrultusundaki alanda başlamıştır. Stadiumun bu kısımında ilk evreye ait aphesis çok iyi korunmuş olarak bulunmuştur. İkinci evreye ait sütunlarla desteklenen bir üst yapının postamentleri ve üst yapı elemanları ele geçmiştir. Stadiumun güney batı köşesinde mermer oturma sıralarından bir grup in-situ olarak ortaya çıkarılmıştır. Yine bu kısımda geç dönemde yapılmış bir aquadukt (üstü tonozlu ve kapalı) stadiumun batı analemma tabanı boyunca korunmuş olarak izlenebilmiştir. Kuzey-batı köşede ise stadiumun korunabilen tonozlu galerileri önünde yapılan çalışmalarda ise peristilli bir kilise yapısının temelleri bulunmuştur. Bu yapı, spolie malzeme ile inşa edilmiştir.

Burada M.S. 6. yüzyıla ait monogramlı sikkeler bulunmuştur. Stadiumun kuzeyindeki galerilerin dışında yapılan çalışmalarda, stadiumun kuzeyinde ve tribünlere ulaşımı sağlayan merdivenler ve galerilerin kazıları yapılmıştır. Bu alanların dışında daha sonraki yıllarda stadiumun sphendonesine yakın kısımlarda, güney-doğu köşede, oturma sıralarının bulunduğu kısımda araştırma mahiyetinde çalışmalar yürütülmüştür. Bu kısımda stadiumun yaslandığı doğal kaya üzerinde oturma sıralarının yataklarının varlığı görülmüştür. Ayrıca, sphendonenin galerilerinde çalışmalar yapılmaktadır. Arkeolojik kazıların yanında kazısı ve temizliği yapılan tribün ve galerilerde sağlamlaştırma ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:52   #18 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Ticaret Agorası


Ephesos Kenti�nin Ticaret Agora�sı Hellenistik Dönem�de kurulmuştur. Agoranın İon düzenindeki batı kapısından ele geçen mimari parçalar, Hellenistik Dönem stil özelliği göstermektedirler. Bununla birlikte 110x110 m. ölçüsündeki dört kenarı stoalar ile çevrili agoranın, Augustus ve Neron zamanında yapılan eklerle genişletildiği, ayrıca Karakalla Dönemi�nde de büyük ölçülerde restore edildiği anlaşılmaktadır. Agoranın doğusunu oluşturan Dor düzenindeki iki katlı çift katlı stoa, Neron�un (M.S. 54-68) imparatorluğu zamanında inşa edilmiştir. Pazar yerinin güney doğu kapısı ise M.Ö. 4. ya da 3. yılında yapılmıştır. Yanyana üç kemerli geçit biçimindeki kapının attikasında Latince ve Grekçe yazıt bulunmaktadır. Yazıtlarda Agrippa�nın özgür kıldığı iki kölesi, Mazaeus Mithridates tarafından yapılankapının, Augustus, karısı Livia, o tarihte ölmüş damadı Agrippa ve kızı Julia adına sunulduğu yazılıdır. 2,52 m. yüksekliğindeki attikanın üzerine yazıtlar altın yaldızlı bronz harfler ile yazılmıştı.

Agoranın ortasında bir horologion yani, bir su ve güneş saati ve bunun çevresinde de yüzlerce heykel bulunmakta idi. Bugün bu heykellerin yalnız kaideleri ele geçmiştir.

Agoranın batısında yapılan sondaj mahiyetindeki kazılar çok önemli bilgiler vermektedir. Bu kazı sonucunda burada yaklaşık olarak -0,20 m. kodunda oval planlı bir ev ile karşılaşılmıştır. Bu yapı Geometrik Dönem�e (M.Ö. 8. yüzyıl) tarihlenmektedir. Bu tabaka eski Smyrna olarak adlandırılmaktadır. Bunun üzerindeki katman Erken Arkaik Dönem (M.Ö. 6. yüzyıl) yapılarından oluşmakta ve Geç Arkaik Dönem ile sonuçlanmaktadır. Bunun üzerinde ise Geç klasik ve Hellenistik Dönem yapı katları yer almaktadır. Bu veriler agoranın bulunduğu alanın Geometrik Dönem�den Roma Dönemi�ne kadar kesintisiz yerleşime uğradığını göstermektedir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:52   #19 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Tiyatro


Ephesos�un iyi korunmuş yapılarının en büyüğü ve en etkileyicisi tiyatrodur. Yaklaşık 100 yıl önce kazısı yapılan tiyatronun kazı ve onarım çalışmalarına bir proje kapsamında 1993 yılında tekrar başlanmıştır. Ephesos tiyatrosu, Bergama ve Miletos gibi batıya bakışımlı tiyatrolardandır. Bu özelliği, oturduğu arazinin topografik yapısından kaynaklanmaktadır. Arazi, auditoriumun oturabileceği bütün özelliklere sahip olup Bergama Tiyatrosu gibi çok dik olmasa da, oldukça meyilli bir strüktüre sahiptir. Ancak, kuzey ve güney analemma duvarının üst cavealara ulaşabilmesi için yapay bir dolguya gereksinim olmuştur. Çünkü, arazi uçlarda hemen hemen sıfırlanmaktadır. Bundan başka caveada yer yer ana kayanın varlığına dair izler korunagelmiştir. Böylece, auditoriumun orta kesiminde sağlam bir zemin oturduğu kolayca anlaşılmaktadır.

Ephesos Tiyatrosu�nun auditoriumu, az rastlanan bir şekilde üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar ima, media ve summa cavealardır. Auditorium bütünüyle içbükey bir kesite sahiptir. Bu durum, antik kaynaklar tarafından da bildirilmekte olup amaç, akustik ve optik kusurları gidermektir.

Auditoriumda her birim, daha alt gruplara bölünerek sistematik bir şema oluşturulmuştur. Cavea aralarında iki tane diazoma bulunmakta olup bütün auditorium on iki kerkides, yani basamakla on bir cuneus ya da dilime ayrılmıştır. Ima caveadan sonra, media ve summa caveada kerkideslerin miktarı orantılı olarak artmaktadır; ima caveadaki on iki kerkides�e karşılık, media ve summa cavea da yirmi üç kerkides bulunmaktadır. Tiyatro kendi bünyesi içinde sadece auditoriumda bulunan elli beş bölüme ayrılmıştır. Böyle bir sistemin bir anda yerleşmiş olması beklenmese de tiyatronun, dönemler boyunca yeni isteklere karşılık verecek bir mimari gelişme izlemiş olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ephesos Tiyatrosu�nda Hellenistik Dönem özelliği gösteren bu kaplama yöntemi, tiyatronun daha sonraki kullanımlarında da orijinale sadık kalınarak devam etmiştir. Bunula beraber bu kaplama bloklarına in-situ olarak rastlanılmamıştır. Böyle bir sistemin olabileceği, sadece kazı sırasında ele geçirilen kaplama bloklarının parçalarından sanılmaktadır.

Tiyatroda önceden beri bilinen kuzey analemma duvarı üzerinde yer alan bir yazıt önemli bilgiler vermektedir. Bu yazıt yardımıyla, Roma Dönemi�nde auditorium üzerinde bir velum, yani çadır bezinden yapılmış bir güneşlik bulunduğu öğrenilmektedir.

Geç dönemde summa caveanın oturduğu yamacın üzerine bir Bizans kalesinin inşa edildiğine dair önemli kalıntılar bulunmaktadır.

Hellenistik Dönem�de yapımına başlanan tiyatronun sahne binası, ilk dönemlerde Priene ve Assos tiyatrolarının sahne binasına (scenae) benzeyen basit bir yapıya sahiptir. Bu dönemde sahne binası auditoriumdan bağımsız olarak orkestra dairesine neredeyse teğet olacak biçimde batıya doğru inşa edilmiştir. Roma Dönemi�nde ise yapı, yeni gereksinmelere cevap verecek şekilde tekrar ele alınmıştır. Ancak tiyatro�da Roma Dönemi�ne ait iki farklı inşaat evresi bulunmaktadır. Böylece ince uzun bir yapı gösteren Hellenistik sahne binası, önden ve arkadan yapılan eklemelerle daha geniş bir form kazanmıştır.

Orkestra Hellenistik Dönem�de atnalı biçiminde bir plana sahiptir. Orkestranın tabanı ise ince taneli sıkıştırılmış bir toprak katı ile örtülüdür. Roma Dönemi�nde ise orkestra at nalı şeklini yitirerek yarım daire biçimini almıştır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-21-2007, 16:52   #20 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Trajan Çeşmesi


Kuretler Caddesi�nin kuzeyinde Skolastikia hamamlarının sonundaki yan sokaktan 40 m. sonra yer alan bu yapı, 5,20x11,90 m. ölçüsündeki büyük havuzu üç yanından çeviren iki katlı bir çeşmedir. Alt katta kompozit, üst katta ise Korinth düzenindeki sütun başlıkları kullanılmıştır. Yapının ortadaki bölümünde, suyun havuza aktığı yerde, imparator Trajan�ın çeşmenin iki katı boyunca yükselen büyük heykeli durmaktadır.

Trajan Çeşmesi�ni geçtikten sonra Herakles kabartmaları ile bezeli kaide kalıntıları, M.S. 4. veya 5. yüzyılda inşa edilmiş bir giriş kapısına aittir. Kuretler Caddesi�nin kuzeyinde Sulla�nın torunlarından biri olan Memmius adına, Geç Hellenistik Dönem�de dikilmiş bir anıt bulunmaktadır. Memmius Anıtı�nın kuzeybatısındaki bitişik yapı, bir yazıta göre hydreon yani çeşmedir.

Çeşme, Domitian Tapınağı�nın sokağında Marnas su kemerini inşa etmiş olan C. Sextilius Pollio onuruna dikilmiştir. Yazıtına göre anıt, C. Ofillius Proculos adlı biri tarafından Augustus Dönemi�nde diktirilmiş ve M.S. 93 yılında da apsisli bir çeşme ve heykeller ile zenginleştirilmiştir. Çeşmenin alınlığında Polyphemos Grubu�na ait heykeller yer almaktadır.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 16:25.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28