![]() |
|
|
|
#1 (permalink) |
|
Deyim; birden fazla sözcükten meydana gelen, sözcüklerden en az birisi mecaz anlamıyla kullanılan söz öbekleri,en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Deyimlerin en önemli özelliklerinden biri en az iki sözcükten oluşmalarıdır. “Dikmek” sözcüğü tek başına deyim olmaz. Deyimi oluşturması için bir başka sözcükle kullanılması gerekir. Örneğin “göz” sözcüğü ile kullanıldığında, “göz dikmek” olur ki, bu sözler deyimdir. Artık “dikmek” sözcüğü gerçek anlamını yitirmiştir. Deyimlerin önemli özelliklerinden biri de kalıplaşmış sözler olmalarıdır. Deyimi oluşturan sözcüklerden en az biri kendi anlamlarından uzaklaşmıştır. “Dil uzatmak” “Küplere binmek” “Saman altından su yürütmek” deyimlerini düşünelim. Bu deyimleri oluşturan sözcükler artık gerçek anlamında değildir. “Dil uzatmak” birine kötü söz söylemek, “Küplere binmek” çok sinirlenmek, “Saman altından su yürütmek” ise başkalarına sezdirmeden gizli işler yapmak anlamına gelen birer deyimdir. Deyimlerin ana unsuru bir durum ifadesi taşımalarıdır.Bu sebeple kullanılışlarında dikkatli olmak ve doğru yerde kullanmak gerekir. En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to ReDD For This Useful Post: | ' Alienato ' (02-07-2008), YOSHİMATO (02-07-2008) |
|
|
#2 (permalink) |
|
Aba altından değnek göstermek: Sakin, yumuşak görünmekle birlikte karşısındakini gizliden gizliye korkutmak."Sakın onlara aba altından değnek göstermeye kalkma, yoksa kaçırırsın."
Abacı, kebeci, ara yerde sen neci?: "Tamam, ilgililer bu işe karışabilirler, ama sen neci oluyorsun" anlamında kullanılır. Abayı yakmak: Gönül verip âşık olmak, tutulmak."Türkmen kızına abayı yakalı beri, sazı elinden düşürmez oldu." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Abbas yolcu: 1. Yola çıkmaya kesin kararlı."Abbas yolcu! Daha fazla oyalamayın." 2. Ölmek üzere (olan). "Komaya girdi, abbas yolcu mu ne?"
Abesle iştigal etmek: Yersiz, yararsız, boş ve anlamsız şeylerle vakit geçirmek."Şu yaşa geldin, ama abesle iştigal etmekten vazgeçmedin." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Abuk sabuk konuşmak: Düşünmeden, birbiriyle ilgisi olmayan, tutarsız, saçma sapan söz söylemek. "Yeter artık, abuk sabuk konuşmalarına daha fazla dayanamayacağım."
Abur cubur: Yararlı olup olmadığı düşünülmeksizin rast gele yenen, yemek yerini tutmayan yiyecekler."Ne diye çocukların karnını abur cuburla doyuruyorsun?" En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Aceleye getirmek (dara getirmek): 1. Bir işi gerektiği gibi yapmayıp, zaman darlığından yararlanarak birini aldatmak. "Tezgâhtar aceleye getirerek gömleğin defolusunu vermiş."2. Zaman darlığı sebebiyle gereken özeni göstermemek. "Yazın hiç de güzel değil, aceleye getirmişsin."
Acemi çaylak: Toy, tecrübesiz, beceriksiz. "Acemi çaylağa bak hele! Sen mi tamir edeceksin o saati?" En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Acı çekmek (duymak): 1. Ağrı, sızı duymak. "Kazadan sonra çok acı çekti." 2. Üzülmek, üzüntü içinde kalmak."Eşini kaybedeli on yıl oldu ama o hâlâ acı çekiyor."
Acısı içine (yüreğine) çökmek (işlemek): Bir şeyin verdiği acı, üzüntü benliğinde derin iz bırakmak."Elindeki tek evi de yanıp kül olunca acısı yüreğine işledi." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Acısını çekmek: Yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntüyü yaşamak."Kestiğim o ağacın hâlâ acısını çekiyorum."
Acısını çıkarmak: 1. Acılığını yok etmek."Yağda kavurarak acısını aldı."2. Önceden uğradığı maddî ve manevî zararı sonradan gidermek. 3. Öç almak."Bir gün bana yaptıklarının acısını senden çıkaracağım." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Acı soğuk: Keskin, hoşa gitmeyen, çok üşütücü soğuk."Acı soğuk insanın iliklerine işliyordu."
Acı söz: İnsanın gönlünü inciten, onuruna dokunan ağır söz."Bu acı sözlerine kim katlanır sanıyorsun?" Aç acına: Aç olarak, hiçbir şey yemeden."Bu iş aç acına yapılmaz." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Açığa çıkarılmak (alınmak): İşinden çıkarılmak, görevine son verilmek."İşe üç gün geç geldi diye açığa alındı."
Açığa vurmak: Gizli, saklı bir şeyi herkese duyurmak, ortaya çıkarmak."Yıllardır içinde sakladığı sırrı mahkemede açığa vurdu." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Açığı çıkmak: Saklamakla görevli bulunduğu para, eşya veya başka bir şeyin sayım sonucu eksik olduğu anlaşılmak."Kasiyerin salı günü akşamı on bin lira açığı çıktı."
Açığını bulmak: Herhangi bir işteki eksiği, hileyi veya zararı ortaya çıkarmak."Hemen her yazısında bir açığını bulmak mümkün." Açık alınla: Başarı, şeref, övünç ve dürüstlükle."Hemen her işten açık alınla çıkar onlar." En fazla, içimde ölürsün. En çok, gözlerime gömülürsün. ... Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım.. ReDD'in Kedisi.. Anlamı yok hayallerin
|
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|