Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Dünya Tarihi

Dünya Tarihi Dünya Tarihi Hakkında Herşeyi Buradan Bulabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-05-2007, 21:43   #41 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan




Dünyayı yöneten güçlerin en altında masonlar bulunuyor, masonlar, masonluk biliniyor; onun üstündeki grupları hiyerarşik sırasıyla yazalım :
Bilderberg Group (B.B.) : Kurulusu 1954, sadece ABD, Avrupa ve Türkiye vatandaslari içinden seçilmisler üye olabilir.
Trilateral Commission ( T.C) : Kurulusu 1971, sadece ABD, Avrupa ve Japonya vatandaslari içinden seçilmisler üye olabilir.
Commission of Foreign Relation (C.F.R) : Kurulusu 1921, sadece ABD vatandaslari üye olabilir.

Bilderberg’in kurucu eski bir Nazi olan Hollanda Prensi Bernhard. Bilderberg ismi, Mayis 1954 tarihinde ilk toplantinin yapildigi bu kisiye ait olan Arnhem yakinlarindaki otelin isminden geliyor. Bu Nazi eskisi Lockheed Rüsvet Skandali’nda* bas aktörlerden birisi olarak gruptan ayrildigi 1976 tarihine kadar da her toplantida var zaten. Toplantilarda, siyasetçi ve önemli kapitalistler, kapitalist kurulus baskanlari, finans dünyasinin önemli isimleri, diplomatlar ilk göze çarpanlar. Toplantilarda, emperyalizmin siyaset ve ekonomi sorunlari, dünyadaki siyaset ve ekonomik durum, gelismeler irdeleniyor ve bunlara emperyalizmin çikarlari dogrultusunda kararlar aliniyor.

Toplantilara bir de gelecek için "umut" veren isimler çagiriliyor, bunlar emperyalizmin görücülügünde kendilerini tanitiyorlar. Bilderberg’e bu açidan katilanlarin kismeti açiliyor ve birden yükseliyorlar. Örnegin, Tony Blair 1993’te Yunanistan’daki toplantiya katiliyor, ardindan 1994’te parti lideri, 1997’de de basbakan oluyor. Bill Clinton, 1991-Almanya toplantisinin ardindan 1992’de baskan oluyor. Böyle örnek çok : Romano Prodi, Jack Santer, George Robertson vs

Normalde bir gündem var, ama son gelismelere göre gündem degisebiliyor. Bir otel tamamen kapatiliyor, özel hizmetliler var, silahli koruyucular kimseyi otele sokmuyorlar. Gizlilik en büyük ilke, kim ne konustu, bunu yazmak, açiklamak yasak.

Her melanetin altindan çikan Rockefeller burada da çok önemli bir isim. Uluslarüstü Sirketler zaten basindan beri isin içinde elbette. NATO ile dogrudan baglantili.

Galatasaray’in eski Baskani Selahattin Beyazit bu grubun Türkiye ayagi. Toplantilarin çogunda var. Beyazit’i hatirlamayan olabilir, ünlü bir Kürt agasidir. Üst düzey mason.
Bu toplanti bir kere de (benim bildigim) Çesme Altinyunus ‘da 1975’te yapilmis. Talat Turhan bunu yazmisti. Yine yanlis hatirlamiyorsam o toplantida Ecevit var. Demirel de ya orada ya da baska yerde mutlaka var ve o da bir Bilderberg üyesi. Mesut Yilmaz da öyle.

Internet’te 2000’den 1991’e kadar toplantilara Türkiye’den katilanlari buldum liste söyle

2000 :
TR, Çolakoğlu, Nuri; Chairman and CEO, NTV
Aydinlikçi Nuri Çolakoglu. Dogus Holding memuru ve TÜSIAD üyesi muhterem bir zattir.
TR, Kayhan, Muharrem; Vice-Chairman of the Board, Söktas, Former President, Tusiad
1999
TR - Erçel, Gazi - Governor, Central Bank of Turkey.
(Geçenlerde istifa eden Gazi Erçel, daha önce Çesme Altinyunus’un da sahibi Yasar Holding’in hortumladigi kendi bankasi Yasarbank’in da Genel Müdürlügü’nü yapmisti)
TR - Ergin, Sedat - Ankara Bureau Chief, Hürriyet.
( Cumhuriyet ve Hürriyet’in Washington eski temsilcisi. Hüsamettin Özkan’a kefil oluyorum demisti.)
TR - Kıraç, Suna - Vice Chairman of the Board, Koc Holding A.S.( Vehbi Koç’un kizi)
TR - Yücaoğlu, Erkut - Chairman, Tusiad.
1998
TR - Bayar, Uğur - Chairman, Privitization Administration
TR - Cem, İsmail - Minister of Foreign Affairs
TR - Gezgin Eriş, Meral - President IKV (Economic Development Foundation) (Iktisadi Kalkinma Vakfi Baskani)
TR - Kıraç, Suna - Vice Chairman of the Board, Koc Holding A.S.
1997
TR. Beyazit, Selahattin. Director of Companies.
TR. Bilgin, Dinç. Chairman of the Board, Sabah Yayincilik A.S (Mason)
TR. Erçel, Gazi. Governor, Central Bank of Turkey.
TR. Ergüder, Üstün. Rector, Bosporus University. (mason)
1996
Beyazit, Selahattin. Director of Companies
Erçel, Gazi. Governor, Central Bank of Turkey.
Gönensay, Emre (Turkey) Minister for Foreign Affairs
1995
Beyazit, Selahattin. Director of Companies
Hikmet Çetin Dep Pr Min Turkey
1994
Beyazit, Selahattin. Director of Companies
TR) Ali Hikmet Alp, ambassador, permanent representative of Turkey to the CSCE.
(TR) Rahmi M. Koç, chairman of the board of directors, Koc Holding A.S.
1993
Beyazit, Selahattin. Director of Companies
TR, Talat S Halman; Proffessor of Near Eastern Languages and Literature, New York University
(12 Mart’in Kültür Bakani, Büyük Masonlardan, Ismail Cem’in yeni yagcisi)
1992 listesi yok.

1991 Turkey
Selattin Beyazit
Vahit Halefoğlu (Minister of Foriegn Affairs) (Ünlü Mason)
Tugay Özçeri (Minister of Foregn Affairs)

CUMHURİYET’İN KARANLIK TABLOSU
Cumhuriyet ISKI skandalini gündeme getirmiyordu, çünkü kendisi de bogazina kadar olayin içindeydi. Zaman, iliskinin bir yönünü söyle açikliyordu: "ISKI'nin reklam islerini yürüten ve bir musevinin sahibi oldugu Ajans Makro'nun, Göknel'in emriyle, tirajina bakilmaksizin o zaman maddi sikinti içinde bulunan y gazetesine güçlü ilanlar verdigi ortaya çikti."
Bedrettin Dalan ise Cumhuriyet gazetesi-Göknel baglantisini söyle açiklamisti: "Cumhuriyet'in Göknel'e diyet borcu vardir. Bunu da Alev Coskun'un yönetim kurulu baskanligini yaptigi kadroyla gündemdeki ISKI olayina kulak tikayarak ödüyor."
Cumhuriyet'in Milli Sef dönemindeki yükselisi ise, iki yahudi sirketinden aldigi destek sayesinde oldu. O dönemde Türkiye'deki gazetelerin ilan isleri, "yahudi sirketi" olan bilinen Hoffer'in, kagit isleri de yine "yahudi" olarak bilinen Burla Biraderler'in elindeydi. Onlarin tutmayacagi bir gazetenin yükselmesi, hatta yasamasi zordu. Cumhuriyet iste bu nedenle yükseldi.
Cumhuriyet'in masonik yapisi bugün de sürüyor. Örnegin Göknel'in masonlarla baglantisini saglayan Mesale locasi Üstad-i Muhteremi Prof. Selçuk Erez, Cumhuriyet gazetesi yazarlarindan. Cumhuriyet gazetesinin danismanligini da Ugur Mumcu'nun 'holding profesörü' olarak adlandirdigi tescilli mason Çetin Özek üstlenmis durumda. Panorama dergisinde de "Cumhuriyet Olayinin Içyüzü" kapagiyla bildirilen haberde Cumhuriyet gazetesi Yönetim Kurulu Baskani Çetin Özek'in avukatligini yaptigi bir özel televizyon kanaliyla Cumhuriyet arasinda arabuluculuk faaliyetlerinden bahsedildi. Sözen'in kurmaylarindan yahudi dönmesi Hilmi Yavuz'la Cumhuriyet gazetesi arasindaki iliskiler ise baglantinin bir baska yönüydü.
Zaman, Cumhuriyet'e 'Hodri Meydan' kösesinden su sorulari yöneltmisti:
Mumcu'nun bilgisayarindaki bilgilerin yayinlanacaginin duyurulmasindan bir gün sonra Musevi isadamlarindan Ishak Alaton ve Gabriel Usta Cumhuriyet gazetesini ziyaret edip, Ilhan Selçuk ve Alev Coskun'la görüstüler mi? Jak Kamhi'ye düzenlenen 'bir tertip suikastten' 20 gün sonra, Kamhi Cumhuriyet'i ziyarete geldi mi?

Murat mahfilinde matrikül no. 42'yle tekris olan Yunus Nadi'den, Nadir Nadi'ye , Zühal locasinda tekris edilen Mekki Sait Esen 'den, Faik Fenik Mümtaz'a, Selamet mahfilinde tekris olan Ömer Rıza Doğrul'dan, Adnan Dinçer'e, Erdem locasinin matrikül no. 25 olan kurucusu Mehmet Özdemir'den, Orhan Koloğlu'na ve Hüseyin Gürel'e kadar birçok mason Cumhuriyet camiasi içinde yerini aldi. Günümüzdeki liste ise geçmistekileri aratmayacak nitelikte. Cumhuriyet'in bu masonik mirasinin bugünkü temsilcileri İlhan Selçuk'dan Hikmet Çetinkaya'ya kadar uzaniyor.
Zeki Saral'in Cumhuriyet'i konu edinen Biz Bir Aileyiz adli kitabi, "Cumhuriyet gerçegini" bütün çarpiciligiyla ortaya koyuyor. Cumhuriyet gazetesi ve perde arkasi destekçileri, Fehmi Koru tarafindan da ayrintilariyla açiklanmisti. Yalçin Küçük Cumhuriyet için 'TÜSIAD Gazetesi' deyimini kullaniyor. Cumhuriyet'in eski patronu Emine Usakligil'in kocasi David Tonge'un Ingiliz istihbaratinda görev yapmasi ve Cumhuriyet'in ilginç misyonu ise 2000'e Dogru dergisinde konu edilmisti. "Tonge'ler, Fuller'ler, Henze'ler ne kadar insan haklari savunucusuysa Cumhuriyet gazetesi de o kadar" diyordu 2000'e Dogru.
Zeki Saral'in Biz Bir Aileyiz kitabinin 44-50 sayfalarinda o dönemde Cumhuriyet Izmir temsilcisi olan Hikmet Çetinkaya'nin 1984 yilinda ise baslattigi ekonomi muhabiri Kenan Mortan'dan (sagda) bahsedilmekte. Kenan Mortan gazeteye büyük ölçekli holding reklamlari buluyor ve ilginç baglantilarinin da yardimiyla gazete içinde hizla yükseliyor. Kenan Mortan'in önlenemez yükselisinde Cumhuriyet gazetesinin bazi üst düzey kadrosunun Mortan'in baglantilarini bilmesine ragmen katkilari olmasi, Cumhuriyet gazetesinin alt kadrodan dürüst basin mensuplarini kuskulandiriyor. Saral'in yazdigina göre bu siralar Manajans araciligiyla Selim Egeli (yahudi dönmesi) bir siyasi parti adina Kenan Mortan'a ödeme yaparak Cumhuriyet gazetesinin yayin politikasini yönlendiriyor.
Peki kimdir bu Kenan Mortan?
Kenan Mortan localarda verdigi konferanslardan da tanidigimiz üst dereceli bir mason. 27 Mart 1985 tarihinde "Ephessus" locasinda, 25 Kasim 1985 tarihinde "Inanis" locasinda, 27 Ocak 1986 tarihinde yine "Inanis"locasinda Kenan Mortan'in konferanslarini görüyoruz...

Ergun Göknel'in masonlarla olan yakin iliskisi, ilk olarak, skandalin ortaya çikmasinda birinci dereden rol oynayan eski esi Nurdan Erbug'un gazetecilerle yaptigi bir röportaj sirasinda Göknel'in masonlarla olan baglantilarindan söz etmesiyle duyuldu. Erbug, "Ergun siyasette basari için önemli odaklari kontrol etmesi gerektigine inaniyordu. Masonlar ile iliskilerini Profesör Selçuk Erez ve Üstad Pinar Aran yürütürdü" demisti.
Bu iki isme baktigimizda gerçekten de mason, hem de oldukça kidemli birer mason olduklarini görüyoruz.
Selçuk Erez 1986 yilinda kurulan Mesale locasinin kurucu ve 1. Naziri'ydi. 1987-1988 yillarinda Mesale locasi Üstad-i Muhteremi oldu. Locaya matrikül no. 5'le kayitliydi. Mesale locasindan önceki locasi Ideal locasiydi.
Ayrica Selçuk Erez'in localarda degisik tarihlerde konferanslari var. 14 Ekim 1987 tarihinde Mesale locasinda "Kamuoyu Arastirma Metotlari" konulu bir konferans verdi. 20 Ocak 1988 yilinda yine Mesale locasinda "Kimligimiz" konulu bir konferans verdi. 25 Nisan 1989 yilinda bu kez Nilüfer locasinda "Masonlugun Kurulusu" konulu bir konferansi yer aldi.
Mesale locasi ilginç bir loca. 1987-1988 yilinda bu locanin Üstad-i muhteremi olan Selçuk Erez, locada SHP'li Kadiköy Belediye Baskani Cengiz Özyalçin'la beraberdi. Daha önce Sevgi locasi biraderlerinden olan Cengiz Özyalçın, Selçuk Erez'le beraber Mesale locasinin kuruculari arasinda yer aldi.
Bu arada, Selçuk Erez'in, Göknel'le birlikte seçim sirasinda Nurettin Sözen için çalistigini da unutmayalim. Sözen'in seçim karargahinin aslari Ergun Göknel ve Selçuk Erez'den baska Alev Coşkun, Metin Kavuk, Muhittin Tığlı, Biltin Toker, Hilmi Yavuz, Osman Ataman gibi isimler de yer aliyordu.
Selçuk Erez, Sözen'le Göknel'in tanismasina da araci olmustu. Yerli Bilderberg görünümündeki Taksim toplantilari, biraderlerin dostlugunu daha da pekistirmisti.
Ergun Göknel'in baglantilarini genisleten bir baska mason dostu ise azönce ismini saydigimiz Pinar Aran'di. Masonlar için yayinlanan Mimar Sinan dergisinde, 21 Mayis 1984 tarihinde Özlem locasinda Pınar Aran'in "Washington-Arlington Mabetlerinin Ziyaret Intibalari" konulu bir konferans verdigini görüyoruz. Bu belge Washington'daki localarla baglantiyi Pinar Aran'in sagladigini gösteren önemli bir delil.
Ergun Göknel'in yanindaki masonlar bununla sinirli degildi. Ergun Göknel'in bosanma avukati Üstad Mason Çetin Yildirimakin'di. Çetin Yıldırımakın 1531 matrikül no.'suyla Gün mason locasina kayitli. Daha önce Türkiye Lions klüpleri baskanligini da yürüten Yildirimakin masonik camianin kilit isimlerinden. Çetin Yildirimakin Türkiye Fikir ve Kültür Dernegi adi altinda faaliyet gösteren masonik kurulusun Defne grubunda skandalin bir diger kilit ismi olan Bensiyon Pinto ile beraber faaliyetlerini sürdürmekte. Sakül Gibi adli mason dergisi, Yildirimakin'dan söyle söz ediyor: "1982-1983 Lions Genel baskani olan Çetin Yildirimakin Gün Locasinin Üstad-i azami ve kurucusudur. 33. dereceden bir mason olan Yildirimakin ayni zamanda Türkiye Yüksek Mason Surasi üyesidir."
Ilginç olan, Yildirimakin'in Göknel'den para almadan avukatligini yapmasiydi
(…)
Loca tarafindan Ergun Göknel'in rüsvet ve yolsuzluk konulari için görevlendirilen avukat ise yine bir Üstad-i Muhterem: Önder Öztürel. Önder Öztürel Türkiye Fikir ve Kültür derneginin 2 Haziran 1992 tarihli toplantisina katildi. 26 Haziran 1992'de 29. dereceden 30. dereceye yükseldi. Yine ayni yil içinde Üstad-i Muhterem oldu. 21 Mart 1986 yilinda Kültür Locasinda "Düsünüyorum O Halde Varim" konulu konferans verdi. 12 Haziran 1987 yilinda yine Kültür Locasinda "Kuvvetin Felsefesi" baslikli bir konferansi yer aldi. Öztürel ayrica 27 Ekim 1989 ve 9 ekim 1990 tarihlerinde yine Kültür locasinda iki konferans verdi. (H. Yahya, Yeni Masonik Düzen)



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:44   #42 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

SABETAYCILIK OLAYI ve SİYONİZME HİZMETİN BELGESİ!
Burada size Türk yetimlerinin hakkının nasıl 'Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e hizmet icin kullanıldığını gösteren belgeler sunuyorum: (Kaynak: Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... ) Öncelikle 'HADASSAH' nedir bilelim: Hadassah, 'the Women's Zionist Organization', yani 'Kadınların Siyonist Organizasyonu'dur (Siyonizm: Yahudilerin dünyaya hakim olma idealidir. Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... ) .

Aşağıda ingilizce orjinalini geçtiğim ve Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... adresinde tüm detaylı bilgilerin yeraldığı, HADASSAH isimli, Kadınların Siyonist Organizasyonu, 1912 yılında kurulmustur.. Asıl amacı, Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e hizmet olan bu örgütün, 'Diplomat veya Diplomat Eşleri' için olan kısmını 1994 yılında o zamanki Türkiye'nin İsrail Büyükelçisi Onur Gökçe'nin hanımı Aytul Gökçe kurmus, Ve bu hanımefendi, 1998 yılındaki Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... adresinde gördüğümüz habere göre, faaliyetlerine kocasının yeni görev yeri olan Helsinki'de devam etmekte, ve Hadassah için, Türkiye'nin yetimlerinin haklarıyla masrafları karşılanan, elçilik imkanlarını, Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e hizmet etmek için seferber etmektedir..

'Meclis İdari Amiri Sayın Ahmet ÇAKAR nerdesin? ' diyesim geliyor! Tam sana göre çakılacak bir durum daha! Sayın Ahmet Çakar'ın bunlara 'Vatan Haini' demesi normal!

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... internet sayfasındaki 'Hadassah International Taking Heart and Soul Global' haberinde Eski İsrail ve Helsinki Büyükelçisi Onur Gökçe'nin eşi Aytul Gökçe'nin bu sionist organizasyonda kurucu-yönetici olduğunu göruyoruz. Bakın ne yazıyor? :

"The traditional gala Ambassadors Banquet was attended by virtually the entire diplomatic corps Gokce, founder of Hadassah-International Corps Diplomatique for women who are diplomats or wives of diplomats. Married to Turkey's former ambassador to Israel, now serving in Finland, Gokce was returning to Helsinki to launch Hadassah-Finland. 'Why shouldn't I work for Hadassah? ' she asked."

Eğer bir Büyükelçi hanımı Suudi Arabistan, İran, Libya veya Rabita'ya hizmet ettiği anlaşılsa ne olur? Elçilik Rezidanslarında Müslümanlar için yemekler çaylar verse, kıyamet kopmaz mı? Siyonizme hizmet edenler ise ödüllendiriliyor!

Hani yurtdışında, özellikle Balkanlardaki zulümden kaçan, Türkiye'ye bir ağabey gibi bakan, Finlandiya'da da sayıları binlerce olan, eski Osmanlı Milletinin müslümanları için (Bosnalı Müslüman Türkler - Sancaklılar - Boşnaklar), bir yemek veya organizasyon düzenleseydi ya bu hanımefendi?

Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e açıkça hizmet icin kurulmuş HADDASSAH isimli 'Kadınların Siyonist Organizasyonu'na kurucu üye olarak hizmet ediyorlar.. Etsinler, nasılsa meydanı boş buldular.

1912 yılında kurulmuş bir Sionist kuruluş olan HADDASSAH'a hizmet etmeye devam eden Aytul Gökçe'nin kocası eski Helsinki Büyükelçisi Onur Gökçe'nin ismi de Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... adresinde de görüldüğü gibi, Yusuf Basalel'in kaleme aldığı 'Osmanlı ve Türk Yahudileri' 1999 baskılı kitabında 'Ünlü Bir Yahudi' olarak yer almaktadır (Spiker Nedim Saban da bir Yahudi olarak bu kitapda var.. Hani başörtülü kızların başörtülerini tartışan Nedim!) .

Siyonizme hizmet edenler, niçin kendilerini Müslüman-Türk olarak tanıtıyorlar ve kimlere hizmet ediyorlar bilelim? Bunların hepsi kendilerini Türk-Müslüman, Atatürkçü-Laik olarak tanıtırlar. Atatürkçülük, Siyonizme hizmet edenlere ne ceza veriyor? Bunlar kendilerini 'Türk-Müslüman' olarak tanıtıyorlar, sözde oruç tutuyorlar, bayram namazlarına bile iştirak ediyorlar. Öte yandan Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e hizmet ediyorlar."Döndükçe, dönüyor Dönmeler!"

Gazeteci Emin Çölaşan yolsuzluk arar hep.. Bundan büyük yolsuzluk olur mu? Türkiye Cumhuriyeti'ni yurtdışında temsil eden Büyükelçilik, Siyonizme, Yahudiliğe ve İsrail'e hizmet etmek icin seferber olmuş (Belgeler yukarıda) . Buyurun Hadassah'ın İngilizcesini de kaynaklarıyla okuyun: 'HADASSAH', Women's Zionist Organization':
Kaynak: Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...
Onur Gökçe


HADASSAH'S MISSION STATEMENT

HADASSAH, the Women's Zionist Organization of America, is a volunteer women's organization, whose members are motivated and inspired to strengthen their partnership with Israel, ensure Jewish continuity, and realize their potential as a dynamic force in American society.

Founded in 1912, Hadassah retains the passion and timeless values of its founder, Henrietta Szold, Jewish scholar and activist, who was dedicated to Judaism, Zionism, and the American ideal.
...
In the United States, Hadassah enhances the quality of American and Jewish life through its education and Zionist youth programs, promotes health awareness, and provides personal enrichment and growth for its members.

Eh artık, şapkayı önümüze koyup düşünelim artık. Yurtdışındaki Türkler, bu dönmelerin icraatlarını görüp; 'Devlet buysa, ben böyle devlete...' deyip, hem devletten hem de devlet adamından soğuyor.. Böylece, kucaktan kucağa düşüyorlar.. Düşene değil, düşürene bak.. Bu Dışişleri böyle Dönmeleri Yurtdışına Büyükelçi diye gönderirse, 4 milyonu bulan Yurtdışındaki vatandaşlarımızı tamamıyle kaybedeceğiz. Çünkü, çoğu Anadolu'nun bağrından kopmuş gelmiş, dinine diline sadık vatandaşlarımız, böyle siyonist hizmetçilerinin sayesinde, kendi başlarına dini organizasyonlarını kurmaya çalışıyorlar, ve bu organizasyonlarda da bazan Suudi Arabistan parasal olarak finans sağladığından, Vahabilik hızla yayılıyor..

Özellikle Balkan Müslümanları, mülteci olarak bulundukları ülkelerde, genellikle Vahabilerden organizasyon için yardım aldıklarından, onlar daha çok etkileniyorlar.. Türkiye Cumhuriyeti'nin yurtdışında bulunan 4 milyon insanına yönelik, doğru dürüst eğitim ve dini proğramı yok.. Ayrıca, sizlere Gregoris'un Vasiyeti'ni yerine getirenlere karşı dikkatli olmanızı da tavsiye ediyorum.

Nedir Fener Patriği Gregorius'un Vasiyeti? 1821 yılı Nisan ayında Padişah II.Mahmut tarafından, Yunan azınlığı ayaklandırmaya yönelik yazdığı mektup ele geçirildiği için, 'üzerindeki dini elbiseleriyle', Fener Patrikhanesi önünde astırılan, Fener Patriği Gregorius, Rus Çari Alexander'e göndermiş olduğu ve 'Gregorius Vasiyeti' olarak bilinen mektubunda ne diyor?

"Türkler'i maddeten ezmek ve yıkmak imkansızdır. Çünkü Türkler, Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetlidirler.
Bu hasletleri dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, devlet büyüklerine itaat duygusundan gelmektedir. Türkler'de evvela itaat duygusunu kırmak, manevi bağlarını parçalamak, dini duygularını zayıflatmak icabeder. Bunun da en kısa yolu, milli geleneklerine ve manevıyatlarına uymayan yabancı fikirlere ve hareketlere onları alıştırmaktır. Yapılacak şey, Türklere birşey HİSSETTİRMEDEN bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır."

Ne dersiniz Gregorius'un Vasiyeti hemen hemen yerine getirildi mi? Benim fikrime göre, Gregorius'un gözleri arkada kalmamıştır artık.. Vasiyet hemen hemen yerine getirildi ve bizler, etek kısaltma, sakal traşı olma ve Avrupa'nın en lüks diskolarına sahip olmakla 'Çağlar Atlıyoruz'!

1948'de İsrail'in ilk Başbakanı olan BEN GURION : "Türkler bize her zaman metresleri gibi davranmışlardır, bir izdivacın ortağı gibi değil.”
Aman dikkat edelim de aramıza, Müslüman -Türk vs. maskeler altında giren, Ben Gurion'un dindaşları ve ırkdaşları tarafından metres yapılmayalım. Kalın sağlıcakla, 'Dönme Mikrobuna' karşı dikkatli olun!


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:44   #43 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Siyonistlerle Sabataistler el ele
Yahudi sorunu, yeni bir sorun değildir. Bu sorunun geçmişi 3000 yıllıktır. Bu sorunun, neden "dünyanın en uzun süren müzmin sorunu" olduğunu anlamak için, sadece Yahudi inanç sistemini ve tarihini bilmek yetmez. Aynı zamanda Yahudi felsefesini de çok iyi bilmek gerekir.

Hayatının yarısını Yahudi felsefesini kavramaya ayıran ve bu konuda yüzyılın en çaplı ansiklopedisini yayımlayan Prof. Dr. Abdulvahhab el-Mesiri, Yahudi felsefesinin arkasında yatan nihai amacın "küresel değersizleştirme" (tahyidi'l-'âlem/neutralization of the world) olduğunu söyler.

El-Mesiri'nin bu yargısı, çala kalem varılmış bir yargı değildir. Geçmişi binlerce yıla uzanan yahudi dini metinlerinin tamamını, bu metinlerden doğan Talmud, Mişna, Gemara ve Kabbala'yı, Kabbala'dan doğan Zohar Ekolü'nü ve bu ekolün efsanevi ismi İzak Luria'yı ve onun simgesel eserini iyiden iyiye incelemiştir.

Bütün bu inceleme sonucunda dönmelerin ünlü 'mehdi'si Sabatay Zvi'nin tüm haramları helal kılan laik-mistik 'her şey mübah' anlayışıyla, çağdaşı Yahudi filozof Spinoza'nın laik-felsefi 'naturalits panteizmi' arasındaki ilişkiyi, hepsi de Yahudi olan Freud'un psikolojik, Marx'ın siyasal ve ekonomik, bizdeki 'milliyetçilerin' fikir babası Durkheim'in sosyolojik tezlerinin arkasındaki temel mantığı anlamakta zorlanmıyorsunuz.

Tabiî anlamakta zorlanmadığınız bir başka konu da Yahudiler'in tarihte neden bu kadar kanlı olayların muhatabı oldukları; toplu kıyımlara, sürgünlere, jenositlere ve baskılara maruz kaldıkları. Sadece 'maruz kalmalarını' mı?

Aynı zamanda zulümlerini, değer yıkıcılıklarını, insanlığın başına bela oluşlarını, birlikte ya da komşu olarak yaşadıkları hemen tüm ülkelerin halkları tarafından nefretle hatırlanıp ilk fırsatta üzerlerine çektikleri bu nefretin gazabına uğramalarını, başka insanlara ve uluslara karşı acımasızlıklarını da...

Ve bir de Filistin'de Filistinliler'e karşı yaptıkları katliamları... Deyr Yasin, Hayfa, Sabra ve Şatila, Beyrut, Gazze, Eriha ve Ramallah... Siyonizm'in ve Sabataizm'in (Dönmelik) ikisinin de kendisinde birleştiği ana halka, Luria'nın Zoharcı yorumudur. İsrail'in kuruluş felsefesi olan Siyonizm ve tarihleri bilinmeden Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazılamayacak olan Sabataizm, "tikun (=onarım) felsefesi" adını verdikleri bir felsefeye dayanırlar.

Bir tür Yahudi metafiziği olan bu felsefe, bizce Eski Mısır Hermetizmine aittir ve putperest bir kökene dayanır. Aslen Mısır Yahudisi olan Haham Luria da zaten bu felsefenin en ünlü yorumcusu sayılmaktadır.

Tikun felsefesine göre, âlemin yaratılışında bir miktar tanrısal ışık (=nur) kaynağına geri dönememiştir. Hatta, fizik dünyanın varlık sebebi de budur. Bu hapis kalan tanrısal ışıkların kaynağına dönmesi için sıkışıp kaldığı 'vazonun' kırılması gerekmektedir.

Sanırım bu felsefenin sahipleri, bu ışığın kurtarılması görevinin Yahudiler'e verildiğini düşünmektedirler. Onun için de ışığın serbest kalması için her türlü kırıp-dökme, yakıp yıkma, asıp-kesme mübahtır. O halde yakın-yıkın, dünyaya yalan söyleyin, günah işleyin, kan dökün, dünyayı zulme bulayın!.. Yani, amacınıza ulaşmak için her şey mübah, her şey helaldir.

Mesih'lik iddiasıyla çıkan Dönmeler'in lideri Haham Sabatay Zvi'nin "her şey mübah" yaklaşımı Tikun Felsefesi'ne dayanır. Konunun uzmanları onun fuhuş yaptığı bilinen bir kadınla beraberliğini de bu felsefesine bağlarlar. Sabetaycı yazar Ilgaz Zorlu da eserinde "serbest seks" dediği "mum söndü" geleneğini bu felsefeyle ilişkilendirir.

Bugün Filistin'de olanlar, "Tikun felsefesinden" bağımsız anlaşılamaz. İsrail nasıl olur da 21. yüzyılın Naziliğine soyunur? İsrail'i yönetenler nasıl binlerce insanı bir arada katlettikleri kanlı katliamlara imza atarlar?


Dün mesaj kutuma dört kare fotoğraf düştü, ABD'nin günahlarının tamamını yüklendiği korsan İsrail devletinin askerlerinin işlediği korkunç bir cinayete ilişkin.

Birinci karede bir Filistinli delikanlı görülüyor. Askerler üzerini arıyorlar, silahı yok.
İkinci karede elbiselerini soyuyorlar. Neredeyse çırıl çıplak...
Üçüncü karede, çıplak haliyle yere yatırılıp kafasına silahlar dayanmış.
Ve dördüncü kare: Otomatik silahla beyni parçalanmış, kanlar içinde bir ceset.
Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...
Bütün bu cinayetleri işleyen Siyonist İsrail'le, Türkiye'yi korsan bir biçimde halkından çalıp yöneten Sabataistler şimdi el ele. İsrail'e bir milyar dolarlık bir ihale vererek korsan devletin terörünü finanse ediyorlar. Ve biz ABD'deki Yahudi örgütü Jinsa'nın bir generalimize verdiği "LİDERLİK" ödülünün neyin liderliği olduğunu ve ne karşılığı verildiğini yeni yeni anlıyoruz. Alan Makovski'nin Washington Enstitüsü'nde hitabetme şerefinin kendisine niçin bahşedilip Yahudi İnsan Hakları örgütü "ADL"i neden ziyaret ettiğini de...

Osmanlı sonrası "uzun fetret dönemi"nde olan bitenlerin hiçbirinin hesabı görülmedi. Hafızasıyla dalga geçilen bu millet, bunu da hafızasının bir tarafına kaydediyor.


Sami Hocaoğlu Yeni Şafak 5 Nisan 2002


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:44   #44 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

TÜRKIYE'DE MASONLAR (YA DA TAPINAK ŞÖVALYELERİ)
Masonluğun Türkiye'de ortaya çıkışı 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Türkiye'de masonluk tarihi konusunda yapılan ciddi çalışmalarda genellikle 5 dönemden söz edilmektedir. Bunların birincisi "1909 yılı öncesi" dönemdir.
Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde bir takım locaların kurulduğu, ancak özellikle Sultan Abdulhamid'in sistemli çalışmaları dolayısıyla bunların bir türlü toparlanamadıkları dönemi kapsamaktadır. Mason locaları bu dönemde dışa bağımlıdır ve yönetim mekanizmaları da yabancı localar tarafından belirlenmektedir.

Türk masonluğunun ikinci dönemi "1909-1935 yılları arası"nı kapsar. 31 Mart (13 Nisan 1909) ayaklanmasının ardından Abdulhamid'in tahttan indirilmesi ile başlayan bu dönemde masonlar siyasi iktidarı ele geçirmiştir. Yurt dışından yönetilen mason locaları, halktan gelen tepkiyi hafifletmek amacıyla göstermelik olarak ilk kez milli bir kimliğe bürünmüşlerdir. Bu dönemin başlarında masonların kontrolündeki İttihat Terakki Cemiyeti ön plana çıkmıştır.
Üçüncü dönem "1935-1948 yılları arası" dönem olarak bilinir. 1935 yılında Atatürk'ün, kökü dışarıda ve zararlı kuruluşlar olduğunu söyleyerek locaları kapatması üzerine masonluk Türkiye'de "uyku" dönemine girmiştir. Ancak bu 13 senelik uyku döneminde masonlar faaliyetlerini Halkevlerinde sürdürmüşlerdir.
Türkiye'de masonların örgütlenmeleri "1948-1966 yılları arası"nda yeniden canlanır, ancak masonlar bu dönemde Fransız ve İskoç ritleri paralelinde ikiye bölünmüşlerdir.
Son dönem olarak da kabul edilen ve "1966 yılı ve sonrası"nı kapsayan dönemde masonlar, bölünüp iki farklı çatı altına girdikten sonra, faaliyetlerini sürdürmeye devam ederler. Günümüzde de hala bu durum geçerlidir.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:44   #45 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

TEMPLAR ŞÖVALYELERİ

HOGUES DE PAYEN ADLI ŞÖVALYENİN 8 ARKADAŞI İLE KUDÜS KRALINA GELİP GÖREV İSTEDİKLERİNİ (1118), VE TEMPLAR TARİKATININ BÖYLECE KURULMUŞ OLDUĞUNU ANLATMIŞTIK.

DAHA SONRA PAPA 2.INNOCENT’İN ONLARI KENDİNE BAĞLADIĞINI VE BU YÜZDEN KONT,BARON,LORD GİBİ ASİLLERDEN DAHA ÜSTÜN BİR MEVKİE GELDİKLERİNİ, TARİKATA KATILIP İMTİYAZ ELDE EDEBİLMEK İÇİN PEK ÇOK ASİLİN MALINI TARİKATA BAĞIŞLADIĞINI DA ANLATMIŞTIK.

20 YIL İÇİNDE TARİKAT HEM ÇOK GÜÇLÜ, HEM DE ÇOK ZENGİN OLMUŞTU.

TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DAHA SONRA FRANSA KRALI 8. LOUİS VE ALMAN İMPARATORU 3.KONRAD İLE BİRLİKTE 2. HAÇLI SEFERİNE DE KATILDILAR.

ANCAK ANADOLU SELÇUKLU SULTANI MESUD, HAÇLILAR'I KONYA'DA İMHA ETTİ.

KONRAD BİZANS'IN ELİNDEKİ İZNİK'E ZOR KAÇTI. LOUİS İSE TOROS DAĞLARINDA ÇOK ZOR ANLAR YAŞADI. SULTAN MESUD VE HALEP ATABEYİ NUREDDİN ZENGİ ONLARI DARMADAĞIN ETTİ... (1149)

İŞTE BU SAVAŞLAR SIRASINDA TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DİSİPLİNLERİ VE BİRBİRLERİNE OLAN BAĞLILIKLARI SAYESİNDE HEM KENDİLERİNİ, HEM DE KRALLARINI KURTARABİLDİLER. BU DA ONLARIN ŞÖHRETİNE ŞÖHRET EKLEDİ.

AMA SERVET VE ŞÖHRET TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NİN BAŞINI DÖNDÜRMEKTE GECİKMEDİ...

BU DÖNEMDE BİR DE FATIMİLER'LE, VE BİLHASSA HASAN SABBAH'IN TARİKATI HAŞHAŞİLER İLE İRTİBATA GEÇTİLER.

HAŞHAŞİLER, DÜŞÜNDÜKLERİ MELANETLERİ KOLAYCA YAPABİLMEK İÇİN, BÖLGEYE HâKİM OLAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NE HARAÇ ÖDÜYORDU. ZAMAN ZAMAN DA ŞÖVALYELERİN KİRLİ İŞLERİNİ ÜSTLENİYORLARDI.

ÖZELLİKLE SUİKASTLER, GİZLİ BİR TEŞKİLAT OLAN HAŞHAŞİLER'İN UZMANLAŞTIĞI KONU İDİ.

HASAN SABBAH'IN FEDAİLERİ 1092'DE BÜYÜK SELÇUKLU BAŞVEZİRİ NİZAMÜL MÜLK'Ü ŞEHİT EDEREK SİYASİ SUİKASTLERDE ADLARINI DUYURMUŞLARDI.

ANCAK DAHA SONRA TRABLUSLU RAYMOND(1152), KONRAD MONSERRAT(1192) GİBİ HIRİSTİYAN İLERİ GELENLERİNİ ÖLDÜRMELERİ, TEMPLAR ŞÖVALYELERİ İLE OLAN İLİŞKİLERİNE, VE BU KİŞİLERİN TEMPLAR TARİKATİ TARAFINDAN İSTENMİYEN RAKİPLER OLMALARINA İŞARETTİR.

1174 SENESİNDEN SONRA KUDÜS KRALLIĞI, FİLİSTİN'DEKİ LÂTİN PRENSLİKLERİ, VE DOLAYISİYLE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ İÇİN SIKINTILI BİR DÖNEM BAŞLADI.

ÇÜNKÜ HEM ASKERİ DEHASI, HEM DE İNSANİ MEZİYETLERİ İLE TEMAYÜZ ETMİŞ BİR TÜRK, SELAHADDİN EYYUBİ, BU TARİHTE MISIR'DAKİ FATIMİ DEVLETİ'Nİ YIKMIŞ, MISIR'LA BİRLİKTE SURİYE'Yİ DE KONTROLÜNE ALMIŞTI.

SELAHADDİN EYYÜBİ BÖLGEDEKİ HIRİSTİYAN LÂTİN KRALLIKLARIN KORKULU RÜYASI İDİ!.. BU ZAT 57 YILLIK ÖMRÜNÜN 25 YILINDA SALTANAT SÜRMÜŞ VE DEVAMLI OLARAK HAÇLILARLA MÜCADELE ETMİŞTİR.

1187 YILINDA, ARADA BARIŞ ANLAŞMASI OLMASINA RAĞMEN, KERAK PRENSİ RENAUD DE CHATILLON BİR İSLAM KERVANINA SALDIRIP YAĞMA ETTİ. BU YÜZDEN, 5 YIL SÜREN BİR SAVAŞ BAŞLADI.

SELAHADDİN, FİLİSTİN CİVARINDAKİ PEK ÇOK KALEYİ ALDIKTAN SONRA, BİR MEYDAN SAVAŞINDA KUDÜS KRALI VE YANINDAKİ KUMANDANLARI ESİR ETTİ.

KRALA İKRAM VE İTİBARDA BULUNMASINA RAĞMEN, YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERDEN DOLAYI RENAUD DE CHATILLON İLE ONA BAĞLI KOMUTANLARIN CEZASININ ÖLÜM OLDUĞUNU BİLDİRDİ. İSLAM'I KABUL ETTİKLERİ TAKDİRDE KENDİLERİNİN SERBEST BIRAKILACAĞINI DA, BİR ALİCENAPLIK ÖRNEĞİ OLARAK AÇIKLADI. TEKLİFİ KABUL EDİLMEYİNCE DE HEPSİNİ İDAM ETTİRDİ.

SONRA KUDÜS ÜZERİNE YÜRÜDÜ. ŞEHİR, HAÇLILARIN EN MEŞHUR KUMANDANLARINDAN BALION'UN EMRİNDE DİRENMEYE KARAR VERDİ. ANCAK BİR ŞEY YAPAMIYACAKLARINI ANLAYINCA TESLİM OLMAK İÇİN ELÇİ GÖNDERDİLER.

SELAHADDİN 100 YIL KADAR ÖNCE HAÇLILAR'IN KUDÜS'Ü FETHETTİKLERİNDE YAPTIKLARINI HATIRLATARAK, "SİZ MÜSLÜMANLARA NE YAPTIYSANIZ, BEN DE SİZE AYNINI YAPACAĞIM," DİYE AND İÇMİŞTİ...

BUNA RAĞMEN, SONRADAN ÖFKESİNE HÂKİM OLDU. FİDYE ÖDEYEREK ŞEHRİ TERKETMELERİNE İZİN VERDİ. (1189)

SELAHADDİN, BU SAVAŞ SIRASINDA SALİB-ÜS SULÛBAT DİYE BİLİNEN, HIRİSTİYAN İTİKATINCA ÇOK KUTSAL SAYILAN HAÇI DA ELE GEÇİRMİŞTİ..

KUDÜS'ÜN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHEDİLDİĞİ HABERİ AVRUPA'YA ULAŞINCA, YER YERİNDEN OYNADI. PAPA 3. URBEN'E FELÇ GELDİ. ADAM BİR SÜRE SONRA ÖLDÜ.

YERİNE GEÇEN PAPA 8. GREGUAR VE PAPA 3. CLEMAN ZAMANINDA ALMAN İMPARATORU FREDERIC BARBAROS, FRANSA KRALI PHILLIPPE AUGUSTE VE İNGİLTERE KRALI ARSLAN YUREKLİ RİŞAR BAŞTA OLMAK ÜZERE PEK ÇOK AVRUPALI ASİL VE DİN ADAMI, SİLAHA SARILDILAR. YENİ BİR HAÇLI SEFERİ BAŞLATTILAR.

ÇOK KAN DÖKÜLMESİNE, HATTA BİR ARA ARSLAN YÜREKLİ RİŞAR'IN KIZKARDEŞİNİ SELAHADDİN'İN KARDEŞİ MELİK ADİL'E VERMEYİ TEKLİF ETMESİNE RAĞMEN, HAÇLILAR BAŞARIYA ULAŞAMADILAR.

KUDÜS ARTIK BİR MÜSLÜMAN TÜRK ŞEHRİ İDİ... NE YAPILSA BOŞTU!..

TA Kİ, 1918'DEKİ ARAP İHANETİNE KADAR!.. TIPKI 1099'DAKİ FATIMİ İHANETİ İLE İLK ELDEN ÇIKIŞI GİBİ!..

HAÇLILAR VE HIRİSTİYANLAR ALEYHİNE CEREYAN EDEN BU OLAYLAR SİON TAPINAĞI'NIN KORUYUCUSU SAYILAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'Nİ DE ETKİLEDİ. SAVAŞTAN SAĞ KURTULANLAR FİLİSTİN'DEKİ BİR KAÇ LÂTİN KALESİNE ÇEKİLDİLER...

BU KALELER DE 1291 YILINA KADAR BİRER BİRER MÜSLÜMANLARIN ELİNE GEÇTİ...

SONUNCUSU AKRA KALESİ İDİ. DÖNEMİN BÜYÜK ÜSTADI KALEYİ İNATLA SAVUNDU. ÇOĞU TEMPLAR SAVAŞTA ÖLDÜ. KALE DÜŞÜNCE DE SAĞ KALAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KIBRIS'A GÖÇTÜLER...

NE VAR Kİ, ARTIK TEMPLAR TARİKATI'NIN VARLIĞINI SÜRDÜRMESİ İÇİN GEÇERLİ SEBEP ORTADAN KALKMIŞ GÖRÜNÜYORDU.

ÖYLE YA!... ARTIK KUTSAL TOPRAKLAR MÜSLÜMANLARIN ELİNDE İDİ. NE KUTSAL SİON TAPINAĞI (ÖYLE BİR TAPINAK ZATEN YOKTU YA), NE KUDÜS KRALLIĞI, NE KORUNACAK HAÇ YOLLARI KALMIŞTI!..

FETHEDİLECEK YERLER, HIRİSTİYANLAŞTIRILACAK İNSANLAR DA YOKTU!.. DAHA DOĞRUSU BUNA HAÇLILARIN GÜCÜ YETMİYORDU!..

BUNUN ÜZERİNE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DİKKATLERİNİ AVRUPA'YA ÇEVİRDİLER.

TARİKAT, VARLIK SEBEBİ ORTADAN KALKTIĞI İÇİN FESHEDİLMESİ GEREKİRKEN, GİTTİKÇE GELİŞEN BİR MENFAAT BİRLİĞİ HÜVİYETİ ALDI.

BU MENFAAT İLİŞKİSİNİ GİZLEMEK İÇİN DE, SANKİ HÂLÂ KUDÜS İÇİN FAALİYET GÖSTERİYORLARMIŞ GİBİ DAVRANMAYA DEVAM ETTİLER.

AMA KUDÜS ANCAK SİONİZM’İN KURUCUSU TEODOR HERZL'İN "PROTOKOL"ÜNE KADAR BİR EMZİK OLMAKTAN ÖTE GİTMEDİ.... PROTOKOL’ÜN İLÂNINDAN SONRA YİNE BİRİNCİ PLANA ÇIKTI. (1897)

İŞTE BUGÜNKÜ YERLİ-YABANCI BÜTÜN MASONLAR’IN "KUDÜS" DİYE, "SÜLEYMAN MABEDİ" DİYE HER TÜRLÜ RİTÜELİ ORAYA BAĞLAMALARININ ALTINDA, BU "VARLIK SEBEBİNİ YİTİRME" REALİTESİ YATAR!..

MASONLAR KUDÜS’TEN BAHSEDER AMA, ASLINDA KUDÜS ONLARI ORTAK MENFAAT ETRAFINDA BİRLEŞTİRMEK İÇİN DİLE GELEN BİR SİMGEDEN İBARETTİR!

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ, MASONLARIN ATALARI OLAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ, TÜRK VE İSLAM'A DOST OLMAK, MÜSAMAHA GÖSTERMEK NE KELİME; AMANSIZ BİRER DÜŞMAN İDİLER!.. KUDÜS'ÜN ALINDIĞI 1099 YILINDAN 1291 YILINA KADAR YÜZBİNLERCE MASUM TÜRK VE MÜSLÜMANIN KANIYLA ELLERİNİ BOYAMIŞLARDI. BÜYÜK BİR İHTİMALLE KANLI CANİ PRENS RENAUD DE CHATILLON DA, BERABERİNDEKİ ŞÖVALYELER DE TEMPLAR TARİKATI MENSUBU İDİ!..

BU GERÇEĞİ HER TÜRK MASON BİLMEK VE DAİMA HATIRLAMAK ZORUNDADIR!..

SELAHADDİN EYYÜBİ KUDÜS'Ü FETHETTİĞİNDE, TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NİN BÜYÜK ÜSTADI GERARD DE RIDEFORT İDİ...

SONRADAN, ONUN BU İŞTE BÜYÜK İHMALİ, HATTA İHANETİ OLDUĞU DÜŞÜNÜLDÜ.

ÇIKAN TARTIŞMA VE ANLAŞMAZLIK SONUCU, 1188'DE TEMPLAR TARİKATI İKİYE BÖLÜNDÜ... DAHA DOĞRUSU TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NİN ARKASINDAKİ ESAS GİZLİ CEMİYET "SİON TAPINAĞI", KENDİNİ ONLARDAN AYIRDI VE DAHA DA GİZLİ BİR HALE GELDİ.

BU OLAY "CUTTING THE ELM" (KARAAĞACIN KESİLMESİ) DİYE BİLİNİR. TÜRKİYE'DEKİ MASONLAR BUNLARI HİÇ HABERİ YOKTUR.

ÖTE YANDAN MASON VE HIRİSTİYAN TARİHÇİLER, SELHADDİN-İ EYYUBî’Yİ "KÜRT" GÖSTERMEK İÇİN BÜYÜK ÇABA HARCARLAR!.. AMAÇ KENDİLERİNİ YENENİN VE KUDÜS’Ü ELLERİNDEN ALANIN TÜRK OLMADIĞINI GÖSTERMEKTİR!.. BATILILAR, TÜRKLERE KARŞI BÜYÜK BİR AŞAĞILIK DUYGUSUYLA MÂLÛLDÜRLER!.. BUNU GİZLEMEK İÇİN DE HEP TÜRKLERİ KÜÇÜMSEMEYE ÇALIŞIRLAR!..

BİZİM KÜRT AYIRIMCILAR DA, BUNDAN YARARLANARAK "KÜRT SERDARI" DEDİKLERİ SELAHADDİN-İ EYYÜBİ'YE DE SAHİP ÇIKARLAR... HALBUKİ SELAHADDİN, SELÇUKLU TÜRK HAKANINA BAĞLI BİR BEY İDİ. ÖZ-BE-ÖZ TÜRK'TÜ!... AĞABEYİNİN ADI TURANŞAH, KARDEŞLERİNİN ADI TÜĞTEKİN VE BÖRİ İDİ!.. BUNLAR HEP TÜRK ADIDIR!.. DAYISININ ADI ŞAHABEDDİN MAHMUD BİN TÜKÜŞ İDİ!.. ANNESİNİN TÜRK OLDUĞU TÜKÜŞ ADINDAN ANLAŞILIR!.. EŞLERİNDEN BİRİ UNAR BEY'İN KIZI AMİNE TÜRK'TÜ... İKİ ENİŞTESİ DE TÜRK'TÜ!.. BİRİ UNAROĞLU SADEDDİN MESUT, DİĞERİ MUZAFFERÜDDİN GÖKBÖRÜ İDİ!... ACEM DİYARINDA YAŞAMALARINA, İSLAM ETKİSİNDE OLMALARINA RAĞMEN, ADLARI TÜRK DAMGASI TAŞIRDI!.. (DOĞU ANADOLU GERÇEĞİ, S. AHMET ARVASİ, TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ, 1983... BU KİTABIN YAZARI DA, AYIRIMCILARA GÖRE KÜRTTÜR. BİZCE ÜLKEMİZDEKİ HERKES GİBİ TÜRK'TÜR.)


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:44   #46 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

KUDÜS NERE, İSKOÇYA NERE?
TÜRKİYE'DE VE DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE MASONLARIN BÜYÜK KISMI "İSKOÇ RİTİ"NE BAĞLIDIRLAR.
YANİ İSKOÇ TARZI AYİN YAPAN BİRER TARİKAT HÜVİYETİNDEDİRLER.
HAA, BU ARADA BELİRTELİM, TÜRKİYE'DEN BAŞKA HİÇ BİR ÜLKEDE DE MASANIN ÜZERİNE "ÜÇ KUTSAL KİTAP" KONMAZ!.. HIRİSTİYAN MASON İNCİL KOYAR. YAHUDİ MASON TEVRAT KOYAR, DİĞERLERİNİ KİTAPTAN SAYMAZ. BİZDE İSE MÜSLÜMAN GEÇİNEN MASONLAR "MİLLİ" OLMADIKLARINDAN VE YENİ MENSUPLARA ARALARINDAKİ YABANCILARI AÇIKLAYAMADIKLARINDAN, İŞE "HÜMANİST" BİR GÖRÜNÜM VERME SAHTEKARLIĞINA SAPARLAR.
ÜST KADEMENİN HEPSİ YABANCI LOCALARDA İŞİN BÖYLE OLMADIĞINI BİLİR, AMA BASINA YAPTIKLARI HİÇ BİR AÇIKLAMADA, GAVURLARIN BİZİM DİNİMİZE SAYGI GÖSTERMEDİĞİNİ SÖYLEMEZ!
BU DA BİR BAŞKA MASON ÜÇKÂĞITÇILIĞIDIR.
KONUYA DÖNERSEK; MASONLUĞUN KÖKÜ KUDÜS'TEKİ SİON TAPINAĞI KORUYUCUSU TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NE DAYANIYORSA, KUDÜS ELDEN GİTTİKTEN SONRA AVRUPA'DA VE ÖZELLİKLE FRANSA'DA ÜSTLENMİŞLERSE; NASIL OLUYOR DA TA KUZEYDEN İSKOÇYA'DAN ŞİMDİKİ MASONLUK FIŞKIRMIŞ?..
SEBEP SON DERECE BASİT!...
İNGİLTERE KRALI 2. EDWARD, FRANSA KRALI 4. FİLİP'İN TALEBİNİ ÜSTÜNKÖRÜ UYGULADI ONDAN!... ÜSTELİK KENDİSİ İSKOÇYA İLE HARPTE OLDUĞUNDAN, FİLİP'İN ETKİSİ İSKOÇYA'YA ULAŞMADI. TAM TERSİNE, İSKOÇLAR TEMPLARLAR'I İNGİLİTERE KRALINA KARŞI KULLANMAK İSTEDİLER. PAPA'NIN EMİRLERİ HARP İÇİNDEKİ İSKOÇLAR'I HİÇ ETKİLEMEDİ...
BÖYLECE FRANSA'DAN VE AVRUPA'NIN DİĞER ÜLKELERİNDEN KAÇAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KENDİLERİNE İSKAÇYA'DA SIĞINACAK YER BULDULAR VE VARLIKLARINI ZARAR GÖRMEDEN SÜRDÜRDÜLER...
NE KADAR SÜRDÜRDÜLER?.. TAM 400 YIL!..
JÖYLE Kİ, 1689'DA KILLIEACRANKIE SAVAŞI'NDA ÖLEN DUNDEE VİSKONTU JOHN CLAVERHOUSE'UN ÜZERİNDE TEMPLAR'IN "KIZIL HAÇ"I BULUNMUŞTU!
BAZI OLAYLAR DA TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NİN GİZLENMESİNİ KOLAYLAŞTIRDI...
MESELA İNGİLTERE KRALI TEMPLAR MÜLKÜNE EL KOYMUŞ, ANCAK OLDUĞU GİBİ AZİZ JOHN ŞOVALYELERİ TARİKATİ'NE BAĞIŞLAMIŞTI. TEMPLAR MENSUPLARININ BU TARİKATA SIZMALARI ZOR OLMADI...
ALMANYA, LORRAINE GİBİ YERLERDE TEMPLAR PRESEPTÖRÜ, TARİKAT MENSUPLARINA "SAKALLARINI KESMELERİNİ, NORMAL KIYAFETE BÜRÜNMELERİNİ VE HALKTAN BİRİ GİBİ DAVRANMALARINI EMRETMİŞTİ... ORALARDA DA AZİZ JOHN ŞÖVALYELERİ TARİKATİ'NE KATILDILAR...
BİR KISMI DA HOLANDA VE İSKANDİNAV ÜLKELERİNDEKİ TUTONİK ŞÖVALYELER TARİKATİ'NE GİRDİ.
PORTEKİZ'DE İSA'NIN ŞÖVALYELERİ ADINI ALDILAR. VASCO DE GAMA, "NAUTONNİER"(DENİZCİ) LAKABIYLA TANINAN PRENS HENRY, HEP İSA'NIN ŞÖVALYELERİ'NDENDİ. HATTA PRENS HENRY "BÜYÜK ÜSTAT" İDİ.
KRISTOF KOLOMB DA AMERİKA'YI KEŞFETTİĞİ DENİZ YOLCULUĞUNA (200 YIL SONRA OLMASINA RAĞMEN) KIZIL HAÇLI BİR BAYRAKLA AÇILMIŞTI.
BÖYLECE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KARABATAK GİBİ BİR NOKTADAN SU ALTINA DALMIŞ, DİĞER BİR NOKTADAN BAŞKA BİR ADLA ORTAYA ÇIKMIŞ, ETKİLERİNİ ESKİSİ KADAR OLMASA DA SÜRDÜRMEYE DEVAM ETMİŞLERDİR.
BU İSİM VE BİÇİM DEĞİŞTİRİŞ, BUNDAN SONRA DA DEFALARCA TEKRARLANACAK, ARTIK GİZLİ BİR ÖRGÜT OLAN BU KİŞİLER, TEHLİKEYİ GÖRÜNCE YENİ BİR KİMLİĞE BÜRÜNEREK FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRECEKLERDİR.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUS, BİLDİĞİMİZ "MASON" CEMİYETİNİN BU KİMLİKLERDEN SADECE BİR TANESİ OLMASIDIR!..
ŞİMDİKİ MASONLAR DA FAALİYETLERİNİ ÇEŞİTLİ ADLAR ALTINDA YÜRÜTÜRLER. LIONS, ROTARY, MANEVİ CİHAZLANMA DERNEĞİ, BİLDERBERG BUNLARDAN BAZILARIDIR.

YAZAN : MUSA HİRAM


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Masonluk Ve Din ReBeL bOy Din ve İslamiyet 3 07-23-2006 14:37


Saat 16:04.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida