Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Dünya Tarihi

Dünya Tarihi Dünya Tarihi Hakkında Herşeyi Buradan Bulabilirsiniz

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-05-2007, 21:31   #11 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan




DEVLET ADAMLARI VE POLITIKACILAR

Bülent ECEVİT (Aynı Zamanda BİLDERBERGÇİ)
Kemal DERVİŞ (DÖNME-SABATAİST-ASLEN YAHUDİ)
İsmail CEM (DÖNME-SABATAİST-ASLEN YAHUDİ)
Rahşan ECEVİT (DÖNME-SABATAİST-ASLEN YAHUDİ)
Süleyman DEMİREL (Dili Her Tarafa Dönen laf Ebesi Nam-ı Diğer Çoban SÜLÜ)
Mesut YILMAZ (Pişkin Siyasetçi)
İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL (Aynı zamanda BİLDERBERGÇİ
Naim Talu: 12 Mart dönemi Basbakanlanndan,
Abdi İpekçi : Milliyet Gazetesi Başyazarı idi, faili meçhul cinayette öldürüldü

O. Kibar : Eski İzmir Belediye Reisi,
Simavi Biraderler : Hürriyet, Günaydın Gazeteleri ile hemen hemen bütün seks mecmua ve magazinlerinin sahipleri,
Nejat Eczacıbaşı : Meşhur Sanayici, Bilderberg Üyesi, , Emil Galip Sandalcı : «Vatan» Gazetesi yazarı,
«Dönme» Cavit: Maliye Bakanlarından. İzmir Suikastine adı karıştığı için asılmıştır.
Selim Sarper : 1960 ihtilali döneminin Dışişleri Bakam (ölü),
Macit GÖkberg : î. Ü. Felsefe Profesörü, TKD Üyelerinden,
Ahmet Emin Yalman : Türkiye Dönmelerinin Pîri. Eski Vatan Gazetesi sahibi, Millî Mücadele esnasında Türkiye'nin halklara bölünerek parçalarınıasmı savunan kişi (ölü),
Talat Human : Milliyet Gazetesi yazan ve Eski Kültür Bakanı,
Sami Kohen : Milliyet Gazetesi yazan ve Üstad Mason, v.b.
5. Murad (1840-1904) 33. Osmanli Padisahi
Sehzade Kemaleddin Efendi (1847-1905) 5. Murad'in kardesi
Sehzade Nureddin Efendi (1851-1885) 5. Murad'in kardesi
Ahmed Seyid 5. Murad'in Basmabeyincisi
Koca Mustafa Resit Pasa (1800-1858) Sadriazam
Ali Pasa (1815-1871) Sadriazam
Keçeci zade Fuat Pasa (1815-1869) Sadriazam
Tunuslu Ethem Pasa (1818-1893) Sadriazam
Hayreddin Pasa (1821-1890) Sadriazam
Mithat Pasa (1822-1884) Sadriazam
Ahmet Vefik Pasa (1823-1891) Sadriazam ve yazar
Ibrahim Hakki Pasa (1863-1918) Sadriazam ve yazar
Talât Pasa (1874-1921) Sadriazam
M. Rasit Erer (1868-1952) Mâliye, Maarif ve Evkaf Nâziri, ögretmen
Cemal Pasa (1872-1922) Bahriye Nâziri
Cavit Bey (1875-1926) Mâliye Nâziri
Tevfik Bey Mâliye Nâziri (1916-1917)
Ahmet Nesimî Sayman ( ? - 1958) Hariciye Nâziri
Ali Münif Nafia Naziri (1917-1918)
Kirkor Agaton (1825-1868) Posta Nâziri
Ethem Pertev Pasa (1827-1872) Devlet adami ve yazar
Prens Mehmed Abdülhalin Pasa (1830-1894) Devlet adami ve musikisinas
Prens Aziz Hasan Pasa
Süleyman Asaf (1841-1913) Devlet adami ve sair
Damat Ahmet Nami Bey (1873- ?) Sam Valisi, Abdülhamid'in damadi
Resit Pasa Ankara Valisi
Mithat Sükrü Bleda (1874-1956) Ittihat ve Terakkî Firkasi Umumî kâtibi
Faik Süleyman (1886- ?) Mâliye Müstesari
Cevdet Mâsuk (1895- ?) Temyiz Mahkemesi âzasi
Ali Sefkatî (1872-1896) Hürriyet Kahramani
Abdullah Macid Bey (1841-1917) Matbuat-i Dahiliye Müdürü
Azmi Polis Müdürü
Bedri Polis Müdürü
Bahattin Sâkir Ittihat ve Terakkî Merkez-i Umumî azasi
Ebu Bekir Hâzim Politika adami
Ibrahim Temo (1865-1945) Politika adami
Resneli Niyazi (1873-1913) Hürriyet Kahramani
Suphi Hayrettin Pasa Istanbul Sehremini
Cemal Pasa (1872-1922) Devlet adami ve kumandan
Kâzim Özalp (1880-1968) Büyük Millet Meclisi Reisi
Hasan Saka (1886-1960) Basbakan (1947-1948)
Suat Hayri Ürgüplü (1903-1981) Basbakan (1965)
Mümtaz Ökmen Basbakan yardimcisi, Adalet Bakani (1946)
Akif Iyidogan (1894- ?) Basbakan Yardimcisi
Ahmet Salih Korur (1904-1982) Basbakanlik müstesari
Bekir Sami Kunduh (1865-1933) Disisleri Bakani (1920-1921)
Tevfik Rüstü Aras (1883-1972) Disisleri Bakani (1925-1938)
Selim Sarper (1899-1968) Disisleri Bakani (1960-1962)
Mehmet Cemil Uybadin (1881-1957) Içisleri Bakani (1925-1927)
Sükrü Kaya (1883-1959) Içisleri Bakani (1927-1938)
Hasan Menemencioglu Adalet Bakani (1941-1943)
Vasif Çinar Millî Egitim Bakani (1924-1925)
Mustafa Necati (1894-1929) Millî Egitim Bakani (1925-1929)
Hasan Ali Yücel (1897-1961) Millî Egitim Bakani (1938-1946)
Münir Birsel Milli Savunma Bakani (1947-1948)
Hulûsi Köymen (1891-1965) Milli Savunma Bakani (1951-1952)
Resat Muhlis Erkmen (1891- ?) Tarim Bakani (1931-1937) (1939)
Mümtaz Tarhan (1908-1970) Çalisma Bakani (1955-1957)
Zühtü Velibese Ticaret Bakani (1950-1951)
Ahmed Dalli Ticaret Bakani (1969-1970)
Celal Tevfik Karasapan (1899-1973) Bakan, Millî Emniyet Baskani
Cevat Abbas Gürer (1887- ?) Atatürk'ün yâveri, Bolu Milletvekili
Süleyman Asaf (1841-1913) Bursa Milletvekili
Bekir Lütfü (1875-1933) Tokat Milletvekili
Niyazi Ismet Gözcü (1884-1966) Istanbul MIlletvekili
Saip Özer (1888-1956) Çorum Milletvekili
Haydar Nâfiz Antalya Milletvekili
Saadettin Riza Istanbul Milletvekili
Mehmet Rüstü (1893- ?) Bursa Milletvekili
Hüseyin Izzet (1897- ) Afyon Milletvekili
Dr. Fuat Kirklareli Milletvekili
Haci Mehmet (1882- ?) Kütahya Milletvekili
Mahmut Nedim (1882- ?) Malatya Milletvekili
Resit Kadri (1884- ?) Kayseri Milletvekili
Kâzim Pasa (1878- ?) Diyarbakir Milletvekili
Lûtfi Müfit (1875- ?) Kirsehir Milletvekili
Hâzim Muammer (1893- ?) Kirsehir Milletvekili
Hayrettin Ismail (1887- ?) Bilecik Milletvekili
Hamdi Ismail (1893- ?) Konya Milletvekili
Dr. Yigitoglu Galip (1893- ?) Antalya Milletvekili
Osman Nuri (1880- ?) Manisa Milletvekili
Mükerrem (1885- ?) Isparta Milletvekili
Dr. Ahmet Refik (1873- ?) Bursa Milletvekili
Resit Kadri (1884- ?) Kayseri Millet Vekili
Süreyya Tevfik (1892- ?) Tokat Milletvekili
Ahmet Remzi (1893- ?) Gaziantep Milletvekili
Refet Pasa Istanbul Milletvekili
Ahmet Riza Milletvekili
Esat Nuri (1882- ?) Amasya Millitvekili
Ragipzade Hüsnü (1886- ?) Milletvekili
Mehmet Nuri (1869- ?) Milletvekili
Kâzim Hüsnü (1863- ?) Milletvekili
Ali Riza (1887- ?) Mardin Milletvekili
Menemenlioglu Kemal (1883- ?) Manisa Milletvekili
Dr. Mazhar Mehmet (1885- ?) Aydin Milletvekili
Ismail Hakki (1876- ?) Kütahya Milletvekili
Mehmet Halit (1883- ?) Ankara-Burdur Milletvekili
Hilmi Uran (1886-1957) Milletvekili
Nisim Masliyah Milletvekili
Fikret Milletvekili, Dr.
Ihsan Serif Milletvekili, ögretmen
Selim Sirri Tarcan (1874-1956) Milletvekili, egitimci
Muhittin Üstündag (1883-1953) Istanbul Valisi
Lutfi Kirdar (1888-1961) Istanbul Valisi
Nevzat Tandogan (1894-1946) Ankara Valisi
Fatin Güvendiren (1873- ?) Bursa Valisi
Mehmet Esref (1879- ?) Izmit Valisi
Mustafa Rahmi Aydin Valisi
Salih Kiliç (1899- ?) Ankara Emniyet Md., Vali
M. Resat Mimaroglu (1882-1953) Sûra-yi Devlet Reisi, Millet Vekili
Ali Riza Sûrayi Devlet Daire Baskani
Ali Riza Sun Temyiz Mahkemesi âzasi
Suat Muhtar Davaz Sefir, Paris Büyük Elçisi
Hüseyin Râgip Moskova Sefiri
Kenan Ömer Öner (1881- ?) Avukat, Politikaci
Davam ediyor.......



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:31   #12 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

ASKERLER
Humbaraci Ahmet Pasa (1675-1742)Comte de Bonneval, topçulugu islah eden
Hobart Pasa (1822-1886) Ingiliz Amirali, Türk Müsiri
Namik Pasazade Hüseyin Cemil Pasa Abdülaziz'in Basmabeyincisi (1830-1890)
Mehmet Rauf Pasa Abdülaziz'in Basyaveri
Gazi Osman Pasa (1832-1900) Plevne Kahramani
Fuat Pasa (Deli) (1835-1931) Müsir
Faik Süleyman Pasa (1886- ?) 1.Cihan Harbinde Kafkas cephesinde sehit olmustur
Hüseyin Hüsnü Pasa (1850-1926) Erkâniharp pasasi
Ali Ihsan Sâbis Pasa (1882-1957) Birinci Ordu Kumandani
Ali Kemal Sariay Pasa (1875-1965) Jandarma Umum Kumandani
Ali Remzi Yigitgüder Pasa (1883-1965) Topçu Erkâni Harbi
Zeki Dogan Pasa (1896-1961) Hava Kuvvetleri Kumandani
Yümni Üresin Pasa (1897- ?) Münakalat Vekili
Esref Manas Pasa (1896-1963) Y.S. üyesi
BILGINLER VE PROFESÖRLER
Münif Pasa (Mehmet Tahir) (1828-1919) Bilgin ve Devlet adami
Antranik Gircikyan Pasa Tip Doktoru
Selim Sâbit Efendi (1829-1910) Memlekette yeni usul maarifi kuran
Mehmet Ali Baba (1853 - 1943) Kizilay ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucularindan
Hüseyin Kâzim Kadri (1870-1934) Lügatçi, yazar
Hasan Cemil Çambel (1877-1967) T.T.K. Baskani
Mustafa Zühtü Inhan (1881-1970) Iktisat Profesörü
Samim Gönensay Hukuk Profesörü
Neset Ömer Irdelp (1882-1952) Tip Profesörü
Faik Sabri Duran (1882-1943) Cografya Profesörü
Mustafa Sekip Tunç (1886- ?) Psikoloji Profesörü
Mustafa Inan (1881-1970) I.T.Ü. Rektörü
M.Kemal Öke (1884-1955) Tip Profesörü
Vasfi Rasit Sevig (1887-1971) Hukuk Profesörü
Besim Ömer Akalin (1862-1940) Tip Profesörü, Rektör, Milletvekili
Niyazi Ismet Gözcü (1884-1966) Tip Profesörü
Hüsnü Hâmit (1887- ?) Fen Fakültesi Reisi
Mustafa Hulki Erem (1888-1956) Profesör, Rektör
Suphi Kâmil (1889- ?) Y.Müh., Rektör
Burhanettin Toker (1890-1951) Hekim, Ord. Prof.
Salih Murat Uzdilek (1891-1967) Fizik Profesörü
Fahri Arel (1894- ?) Hekim, Ord. Prof.
Muzaffer Sevki (1897- ?) Tip Profesörü
Kerim Erim (1894-1952) Matematik Profesörü, dekan
Cevat Memduh Altar (1902-1995) Müzikolog
Kâzim Ismail Gürkan (1905-1972) Tip Profesörü, Rektör
Mehmet Ali Özeken (1905-1953) Iktisat Profesörü
Enver Ziya Karal (1906-1982) Tarih profesörü, T.T.K Baskani
Mukbil Gökdogan (1908-1992) Dr.Y.Müh.Mim., Bayindirlik Bakani (1960-1961)
Hayrullah Örs (1901-1977) Egitimci, Topkapi Sarayi Müzesi Müdürü
Hamdi Peynircioglu (1908-1982) Ord. Prof. Dr., Rektör
Macit Erbudak (1912-1981) Harita Profesörü
Ziya Umur (1916-1990) Hukuk Profesörü
Yusuf Râzi Y.Müh. Mektebi Müderrisi
Suphi Kâmil Topografya hocasi, Y.Müh. M. Direktörü
Sedat Tavat Hekim, Ord. Prof.
SAIRLER VE YAZARLAR
Sinâsi (1824-1871) Gazeteci, yazar
Ziya Pasa (1829-1880) Sâir, devlet adami
Teodor Kasap (1835-1905) Gazeteci ve yazar
Namik Kemal (1840-1888) Büyük vatan sâiri
Güllü Agop (Yâkup) (1840-1891) Tiyatrocu ve yazar
Mehmet Emin Bey (1844-1874) Yazar
Diran Kelekyan (1862-1918) Lügatçi, yazar
Ahmet Rasim (1864-1932) Yazar, gazeteci
Kâzim Nâmi Duru (1867-1967) Yazar, ögretmen
Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944) Millî sâir
Riza Tevfik (1869-1949) Yazar, filozof
Refik Nevzad (1873-1953) Yazar, gazeteci
Hüseyin Cahit Yalçin (1874-1957) Yazar, gazeteci
Ziya Gökalp (1876-1924) Yazar, sosyolog
Ahmet Mithat Efendi (1884 - 1912) Maarifçi, yazar, gazeteci
Fazil Ahmet Aykaç (1884-1967) Yazar
Mithat Cemal Kuntay (1885-1956) Sâir, Noter
Ibrahim Necmi Dilmen (1887-1945) Yazar, dilbilimci
Ahmet Emin Yalman (1888-1973) Yazar, gazeteci
Resat Nuri Güntekin (1889-1956) Yazar, ögretmen
Ömer Riza Dogrul (1893-1952) Yazar
Veli Boland Yazar, ögretmen
Agâh Sirri Levend (1894-1978) Yazar, gazeteci
Kadircan Kafli (1899-1969) Yazar, gazeteci
Nurettin Artam (1900-1958) Yazar
Kemal Salih Sel (1900-1975) Yazar, gazeteci
Mümtaz Faik Fenik (1904-1974) Yazar, gazeteci
KAYNAK: Tarih Boyunca Yahudiler Ve Turkler
Yazar: Hikmet Tanyu, Bilge Yayınevi, Tarihsiz, İkinci Baskı, I. Cilt, s. 159
ve


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:31   #13 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Türkiye Yahudilerinin 500. Yılı
İspanya kraliçesi İsabella'nın 31 Mart 1492 tarihinde tüm yahudilerin ülkeden kovulmaları için ferman çıkarması bu ülkede yaşayan yahudileri oldukça zor durumda bırakmıştı. Bu ferman üzerine İspanya'yı terk etmek zorunda kalan 300 bine yakın yahudi çeşitli Avrupa ülkelerinden sığınma hakkı istedi ama bütün kapılar yüzlerine kapandı. Bu durum karşısında tamamen yok olma noktasına yaklaşmış olan İspanya yahudilerine Osmanlı İmparatorluğu kapılarını açtı.
Yahudilerin İspanya'dan kovulmalarını hazırlayan gelişmeler 1391 yılında başladı. Egice başpiskoposunun çalışmalarıyla başlatılan yahudi aleyhtarı hareket, çok sayıda hıristiyan papazın da destek vermesiyle hızla yayıldı. Bu hareketin etkisiyle ülke çapında çok sayıda yahudi cemaati yok edildi. Bazı yahudiler de varlıklarını sürdürebilmek için hıristiyanlığı kabul etmiş görünerek gizlice kendi inançlarını sürdürmeye başladılar. Ancak daha sonra hıristiyan papazları, kendilerine marranolar (dönmeler) adı verilen bu yahudi asıllıların hıristiyanlıklarından şüphe etmeye başladılar. 1464 yılında devlet ile kilise bir araya gelerek bu yahudi asıllı hıristiyanların gerçekten hıristiyanlığı kabul edip etmediğini araştırmaya karar verdi. Bu amaçla üç kişilik bir engizisyon heyeti oluşturuldu ve mahkemeler kuruldu. Daha sonraki dönemde Kastilla kraliçesi İsabella ile Aragon kralı Ferdinand devletlerini birleştirdiler. İsabella ve Ferdinand engizisyon mahkemelerinin yetkilerini artırarak çok sayıda yahudinin bu mahkemeler tarafından ağır şekilde cezalandırılmalarına imkan tanıdılar. O dönemde baş engizitör olarak tayin edilen Thomas de Toquemada'nın kararıyla çok sayıda yahudi yakıldı. En son kraliçe İsabella'nın kararıyla 31 Mart 1492 tarihinde bütün yahudilerin İspanya'yı terk etmelerini isteyen ferman çıkarıldı. Aynı yılın Mayıs ayında yürürlüğe sokulan ferman ülkedeki bütün yahudilerin 2 Ağustos 1492 tarihine kadar İspanya'yı terk etmelerini istiyordu. İşte bu yahudiler kendilerine yeni bir yurt bulabilmek için bir çok ülkenin kapısını dövdüler ama sürekli kalmaları üzere kendilerine Osmanlı İmparatorluğu'ndan başka kapıyı açan olmadı. İspanya'dan sürgün edilen yahudilerin 150 bin kadarı ilk etapta Osmanlı topraklarına sığındılar. Diğerlerinin de önemli bir kısmı Polonya ve Rusya'ya geçtikten sonra Osmanlı topraklarına sığındılar. Kendilerine "Sefarad" adı verilen bu yahudilerin büyük çoğunluğu Selanik ve İstanbul'a yerleştirildiler. Göç olayının yaşandığı sırada Osmanlı İmparatoru olan Sultan II. Bayezid yahudilerin iyi karşılanmaları için bütün illere haber göndermiş, hatta bunlara zarar verenlerin idamla cezalandırılacaklarını duyurmuştu.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:32   #14 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Yahudi İhaneti

Osmanlı Devleti'nin gölgesinde gördüğü hoşgörü ve fırsat eşitliğini iyi değerlendirerek gerek toplum içinde ve gerekse devlet kademelerinde büyük bir güce ulaşan yahudiler Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasında da önemli rol oynamışlardır. Yahudiler Osmanlıların zayıfladığı dönemde yabancı güçlerle ve ideolojik akımlarla işbirliği içine girdiler. Bu döneme kadar kendilerini gizlemeye çalışan ve siyasi gelişmeler karşısında sessiz kalan yahudiler, Osmanlıların zayıflama dönemlerine girmesiyle birlikte Batı yanlısı siyasi akımlara destek olmaya başladılar.

Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli şehirlerinden olan Selanik'te küçümsenemeyecek bir yekün oluşturan ve bu şehirde büyük bir ekonomik güce ulaşan yahudiler, batı yanlısı İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşunda ve ilerlemesinde aktif rol oynadılar. Nissim Masliyah, Alber Ferid Aseo, Alber Fuaa, Rafael Benuziya ve Avram Galanti isimli yahudiler İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin militan kadroları arasında yer almaktaydılar. Bilindiği üzere İttihad ve Terakki Cemiyeti Osmanlı devletinin yıkılmasında en önemli rol oynayan bir siyasi akımdır. Yukarıda adı geçen Nissim Masliyah aynı zamanda Jöntürkler (Genç Osmanlılar) hareketini başlatanlardan ve bu hareketin faal elemanlarındandı. Bu hareketi başlatanların arasında onun dışında çok sayıda yahudi bulunmaktaydı. Bunların ünlülerinden birisi Nissim Russo adlı yahudidir. Jöntürklerin içinde önemli bir fonksiyonu olan Emanuel Karasu, İspanya asıllı yahudilerdendi. Emanuel Karasu İttihad ve Terakki Cemiyeti' nin de ileri gelenlerindendi. Daha sonra Osmanlı devletine ihanet etmesinden dolayı İtalya'ya kaçmak zorunda kalan Emanuel Karasu Osmanlı vatandaşı olduğu sıralarda Makedonya'daki Rizolta mason mahfilinin de üstadı a'zamı (en büyük lideri) idi. Emanuel Karasu, Libya'nın İtalyanlar tarafından işgal edilmesine yardımcı olmuş ve bu yardımından dolayı Osmanlı topraklarından kaçınca kolaylıkla İtalyan vatandaşlığı hakkı alabilmiştir.

Yahudiler aynı zamanda Yunanistan ve Bulgaristan'ın henüz Osmanlı sınırları içinde olduğu sırada ortaya çıkan Yunan ve Bulgar komünist partilerine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Komünist cereyanların ortaya çıkardığı Selanik İşçi Federasyonu içinde de yahudiler önemli bir güce sahiptiler.

Dinlerini ve inançlarını terk etmeleri için kendilerine hiç bir baskı yapılmadığı halde sırf kendilerini topluma kabul ettirmek ve siyasi planlarını rahatça uygulamaya koymak amacıyla dıştan Müslüman görünüp içten inançlarını saklayan dönme yahudileri de Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasını hızlandıran çalışmalarda bulunmuşlardır. Dönmeler, İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jöntürkler (Genç Osmanlılar) hareketi içinde Osmanlı aleyhtarı faaliyetlerde bulundukları gibi Osmanlının parçalanmasını hızlandıran kavmiyetçi hareketleri de kışkırtmışlardır. Hatta Türk milliyetçiliğinin teorisyenleri arasında önemli sayıda yahudi dönmesi vardır. İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin "milli iktisat" politikasının teorisyeni, Cumhuriyet döneminde de CHP'nin ideologlarından olan Tekin Alp (Mois Kohen) bunlardan biridir. Pantürkist (aşırı Türkçü) olarak bilinen Tekin Alp (Mois Kohen), Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün sağ kolu durumundaydı.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:32   #15 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Siyonizm, Türkiye Yahudileri ve Osmanlı Devleti

Siyonizm bir fikri ve siyasi akım olarak, Teodor Hertzl'in çalışmaları sonucu 1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde toplanan ünlü konferanstan sonra kendini göstermeye başladı. Bilindiği üzere siyonizmin ilk toplantısında belirlemiş olduğu ana hedef dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış olan yahudileri bir araya getirecek bir yurt bulmak ve böyle bir yurt üzerinde bir yahudi devleti kurmaktı. Çeşitli tekliflerden sonra planlanan yahudi devletinin Filistin toprakları üzerinde kurulması ve yahudilerin gruplar halinde bu topraklara yerleştirilmesi için çalışılmasına karar verildi.

Siyonizm hareketi, aslında Avrupa'daki yahudi düşmanı (antisemitist) hareketlere ve özellikle devletlerin yahudiler üzerindeki baskılarına bir tepki olarak ortaya çıktı. Bu bakımdan kendilerini Osmanlı topraklarında gayet rahat hisseden yahudiler başlangıçta siyonizm hareketine fazla ilgi göstermediler. Hatta Türkiye yahudileri içinde, kendi rahatlarını bozabileceği düşüncesiyle siyonizme karşı çıkanların sayısı az değildi. II. Abdülhamid de, Rusya'da zulüm gören yahudileri kabul ederek İstanbul ve Anadolu'ya yerleştirdi. Ancak siyonizm düşüncesini teşkilatlı bir şekilde sahneye çıkaran yahudi ileri gelenleri zaman içerisinde Osmanlı topraklarında yaşayan yahudilerin ileri gelenlerini de yanlarına alarak belirlemiş oldukları hedef doğrultusunda çalıştırmaya başladılar.

Siyonizmin belirlemiş olduğu hedefe ulaşılabilmesi için ilk olarak Filistin topraklarını elinde tutan Osmanlı Devleti'nin yönetimine yanaşılması yolu denendi. Siyonizmin babası Teodor Hertzl başta olmak üzere siyonistlerin ileri gelenleri yahudilerin Filistin'e göç etmelerine ve orada yerleşim merkezleri kurmalarına izin veren bir belge elde etmek için zamanın Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid'e önce büyük para tekliflerinde bulundular; bu yolla bir şey elde edemeyince de çeşitli baskılara giriştiler. Bu amaçla İngilizler ve Almanlar Sultan Abdülhamid'i etkilemeye çalıştılar. Fakat bütün bu çabalar boşa çıktı ve Sultan II. Abdülhamid siyonistlere hiçbir taviz vermedi.

Sultan II. Abdülhamid 1900 yılında bir bildiri yayınlayarak bütün yabancı devletlerin temsilcilerine şöyle bir tebliğde bulundu: "Yahudi hacılarının Filistin'de üç aydan fazla kalmalarına müsaade edilmeyecektir. Bunlar Filistin topraklarına girerken pasaportlarını girdikleri liman kapısında bulunan Babıali görevlilerine teslim edecekler ve bu görevlilerden oturma izni alacaklardır. Bu üç aylık zaman içinde memleketi terk etmeyenler zorla sınır dışı edileceklerdir".

II. Abdülhamid, 1901 yılında da yahudilerin Filistin'de herhangi bir yer satın almalarını yasaklayan bir emirname yayınladı.

Siyonist yahudiler, 1902 yılında kendileriyle görüşmeyi kabul etmeyen Sultan II. Abdülhamid'e başbakanı Tahsin Paşa yoluyla oldukça cazip bir teklifte bulundular. Sundukları teklifte şu maddeler bulunuyordu:

"Yahudiler aşağıda bulunan hususları taahhüt ederler:

1.Osmanlı devletinin otuz üç milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödemeyi, 2.İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın franka mal olacak deniz filosu yaptırmayı,

3.Devletin mali durumunu canlandırmak için otuz beş milyon altın lira faizsiz borç vermeyi.

Bütün bunlar yahudilerin, yılın herhangi bir gününde Filistin'e ziyaret maksadıyla girmelerine müsaade edilmesine ve yahudilerin Kudüs-i Şerif'te kendi dinlerine mensup olanların ziyaretleri esnasında içinde kalabilecekleri bir müstemleke (kanton) kurmalarına izin vermesine karşılıktır".

Yahudilerin bu teklifine Sultan II. Abdülhamid'in cevabı şu olmuştur:

"Tahsin! Onlara de ki:

Devletin borçları onun için bir ayıp değildir. Çünkü, Fransa gibi başka devletlerin de borçları vardır ve borçları onlara zarar vermemektedir.

Kudüs-i Şerif'i İslam'a ilk önce Hz. Ömer (r.a.) fethetmiştir. Burayı yahudilere satma kara lekesini ve Müslümanların korumam için bana tevdi ettikleri emanete ihanet etme suçunu yüklenemem.

Yahudiler, mallarını kendilerine saklasınlar. Devleti Aliye'nin İslam düşmanlarının mallarıyla yapılan kalelerin arkasına sığınması mümkün değildir.

Emret çıksınlar! Bir daha benimle görüşmeye veya buraya girmeye uğraşmasınlar".

Siyonist lider Teodor Hertzl de anılarında, Sultan II. Aldülhamid'in kendilerine şu cevabı verdiğini yazmaktadır: "Doktor Hertzl'e bu konuda yeni adımlar atmamasını öğütleyin. Çünkü ben bir karış toprak dahi veremem. Orası benim kendi mülküm değil milletimin mülküdür. Milletim bu yer için savaşmış ve orayı kanı ile sulamıştır. Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar. Bir gün gelir de İmparatorluğum parçalanırsa işte o zaman yahudiler, Filistin'i para ödemeden alabilirler. Fakat ben sağ olduğum müddetçe bedenimin neşterle yarılması Filistin'in İmparatorluğu'mdan koparılmasından benim için daha kolay bir hadisedir. Bu imkansız bir şeydir. Ben daha sağ iken bedenimizin üzerinde otopsi yapılmasına asla müsaade edemem".

Siyonistler, Osmanlı'dan Filistin'de bir toprak koparma çabalarının tümünün başarısızlıkla sonuçlandığını görünce Osmanlı devletini yıkma girişimlerini başlattılar. İşte yukarıda sözü edilen Dönmeler hareketi, İttihad ve Terakki Cemiyeti, Jöntürkler (Genç Osmanlılar) Hareketi hep Osmanlı devletini yıkma girişimlerinin ürünleridir.

İttihad ve Terakki Cemiyeti, 1908 yılında Osmanlı iktidarını ele geçirmeyi başardı. Böylece yahudilerin Filistin'deki faaliyetleri de tırmanmaya başladı. Çünkü yeni yöneticiler yahudilerin Filistin'den yer almalarına ve oraya göç etmelerine izin vermişlerdi.

Şunu da belirtelim ki, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Osmanlı yönetimini ele geçirmesi ve bu olayın üzerinden on sene geçmeden Osmanlı devletinin tamamen dağılması yahudilerin Filistin'de mülk edinme amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştırdıysa da bir yandan da çeşitli sıkıntı ve zorluklarla karşı karşıya gelmelerine sebep oldu. Çünkü Osmanlı'nın gölgesinde kendilerini gayet rahat ve güven içinde hisseden yahudiler Osmanlı'nın parçalanması ile birlikte bu rahat ve güvenlerini kaybettiler. Bizzat yahudilerin körüklediği milliyetçi hareketlerden Müslümanlarla birlikte yahudiler de zarar gördüler. Tarihçi Prof. Juston Mc Carthy'nin yazdığına göre Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'da ortaya çıkan milliyetçi hareketler gerek Müslümanlara ve gerekse yahudilere hayli eziyet ettiler. Yunanlar yakaladıkları Müslümanları ve yahudileri katlettiler. Yine ABD'nin Colombia Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Stanford Shaw'ın belirttiğine göre Osmanlı imparatorluğunun parçalanma dönemine girmesiyle birlikte yahudilerin durumu da buna bağlı olarak bozuldu.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:33   #16 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Türkiye Cumhuriyeti ve Yahudiler

Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra onun mirası üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin benimsemiş olduğu Türk milliyetçiliği anlayışının teorisyenleri arasında yahudilerin de bulunduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu arada bazı yahudilerin yeni kurulan cumhuriyetin ileri kademelerinde görev aldıklarını da belirtmeliyiz. Yukarıda kendisinden söz etmiş olduğumuz pantürkist Tekin Alp (Mois Kohen) bunlardan birisidir. Lozan görüşmelerine İsmet İnönü ile birlikte katılan hahambaşı Hayim Nahum'un görüşmelerin seyri üzerinde önemli etkisi olmuştu diyebiliriz. Atatürk'ün doktoru milletvekili Abravaya Marmaralı, TBMM 7. dönem milletvekili Avram Galante de yeni kurulan devlette çeşitli roller üstlenmiş olan tanınmış yahudilerdendi.

Türkiye Cumhuriyeti ilk dönemlerinde yahudilerin Avrupa'daki nüfuzlarından yararlanmak istedi. Bu amaçla Türkiye'deki yahudilerin ileri gelenlerine ve özellikle de Osmanlı devletinin parçalanmasını hızlandıran hareketlerde rol almış olanlara çeşitli yetkiler verdi. Cumhuriyet yönetimi yahudilerden ithalat, ihracat alanlarında ve dışarıdan borç bulma konusunda da yararlanmak istedi.

Cumhuriyet yönetimi bazı yahudilerin ekonomik alanda ilerlemelerine ve bu alanda önemli birtakım pazarları kapmalarına da fırsat tanıdı. Ayrıca siyasi ve sosyal alandaki bazı reformlar ekonomik alanda atak yapmaya çalışan bazı yahudilerin işlerini kolaylaştırdı. Önceleri İstanbul'un Mahmutpaşa semtinde ve Kapalı Çarşı'sında tezgahtarlık yapan Vitali Hakko, Şapka Kanunu sayesinde büyük kazançlar elde etmiş ve bugün tekstil sanayii alanında bir dev haline gelmiştir.

Bunun yanı sıra devlet bazı ihaleleri özellikle yahudi işadamlarına vererek bunların ekonomik yönden güçlenmelerini sağlamıştır. 1954 yılında Galata'da yahudi işadamları Üzeyir Garih ile İshak Alaton'un beş bin lira sermaye ile kurdukları Alarko Holding'in bugünkü gücüne ulaşmasında, 1958'de dönemin başbakanı Adnan Menderes'in kendilerine Ankara'da kurulacak olan bir para matbaasının havalandırma tertibatının ihalesini vermesinin önemli rolü olduğunu kimse inkar edemez. Elektirifikasyon ve elektrik malzemelerinin satışı ile piyasaya giren yahudi Burla Biraderler'in de gerek devletten aldıkları ihalelerle ve gerekse Türk işadamlarıyla yürüttükleri ortak çalışmalarla kısa zamanda büyük güce ulaştıkları ortada.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:34   #17 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Bugünkü Türkiye'de Yahudiler
Bugünkü Türkiye'de yahudiler, iş dünyasının ileri gelenleri arasında yer almaktadırlar. Bugünkü Türkiye Yahudileri sanayi ve ticaret alanında önde gelen birçok şirketin sahibi durumundadırlar. Bunun yanı sıra sayıları oldukça az bir azınlık olmalarına rağmen yahudilerin devlet yönetimi üzerinde önemli etkileri vardır diyebiliriz. Bunun birinci sebebi sahip oldukları ekonomik güç. İkinci sebebi yahudilerin özellikle gelişmiş Batı ülkelerinde gerek ekonomik ve gerekse siyasi alandaki etkinlikleri ve bu durumun Türkiye'deki yahudiler açısından da önemli bir avantaj olması. Üçüncü sebep ise yahudilerin dış dünyada olduğu gibi Türkiye'de de basite alınamayacak derecede etkinliği olan lobi faaliyetleri. Aşağıda üzerinde duracağımız "500. Yıl Vakfı" bu lobi faaliyetlerini organize eden kuruluşların en önemlileri arasında yer almaktadır. Yahudilerin mason locaları ile yakın ilişkiler içinde olmaları ve yahudi cemaatinin ileri gelenlerinin bu localara üye olmaları da siyasi çevreleri etkilemelerine imkan sağlamaktadır. Bunun yanı sıra yahudiler iş çevreleriyle olan yakın ilişkilerini de yöneticileri etkilemede değerlendirmektedirler.
Türkiye'deki yahudi nüfusa gelince: İkinci Dünya Savaşı'na kadar Türkiye'de 150 bine yakın yahudi olduğu tahmin edilmekteydi. Ancak bugün Türkiye'de yaşayan yahudilerin sayısı 25 bin kadardır. Bu azalmanın en önemli sebebi Türkiye'den siyonist İsrail yönetiminin işgal etmiş olduğu Filistin topraklarına göçtür. Bu arada Türkiye yahudilerinden Avrupa ülkelerine göç edenler olduysa da bunların sayısı oldukça azdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyonist İsrail devletini tanıyan ilk devletler arasında yer alması ve bu devletle sürekli şekilde iyi ilişkiler içinde kalmaya çalışması da Türkiye' den İsrail'e yahudi göçünü kolaylaştırmıştır.
Bugünkü Türkiye yahudilerinin çoğunluğu İstanbul'da yaşamaktadır. Bunun yanı sıra İzmir, Adana, Ankara, Çanakkale, Bursa ve Kırklareli'nde yaşayan yahudiler de vardır. Yahudi cemaatinin İstanbul ve İzmir'de ilk ve ortaöğretim okulları olmakla birlikte yahudi çocuklarının çoğunluğu Türkçe ya da yabancı dille eğitim veren devlet okullarında veya özel okullarda okumaktadırlar.
Türkiye yahudileri son yıllara kadar kendilerini kamuoyundan saklamaya çalışıyorlardı. Hatta toplumdan tecrit edilme kaygısıyla kendilerinden yahudi olarak söz edilmesini bile hoş karşılamıyorlardı. Özellikle ekonomi ve sanayi alanında ilerlemiş olan yahudiler yahudiliklerinin bilinmemesini arzuluyorlardı. Bunda azınlık psikolojisinin yanı sıra, siyonist İsrail yönetiminin sürdürdüğü işgal politikasının ve işgal ettiği topraklardaki insanlara reva gördüğü gayri insani uygulamaların da etkisi vardı. Ancak son yıllarda Türkiye yahudilerinin bir kısmı geçmişteki kendini saklama politikasını terk ederek şeffaflık politikasını tercih etmeye başladılar. Bu politika özellikle 500. Yıl Vakfı'nın çalışmaları ile iyice gün yüzüne çıktı. Şu da var ki, bu politika Türkiye'deki bazı yahudiler tarafından hala kaygıyla karşılanmaktadır. Dolayısıyla bazı çevrelerce bu politikanın Türkiye yahudilerini ikiye böldüğü ileri sürülmektedir. Bazı yahudiler şeffaflık politikasının ve çeşitli vesilelerle yürütülen kutlamaların kendilerini ön plana çıkardığını, bazı çevrelerin boy hedefi haline getirdiğini ileri sürüyorlar. Bu görüşte olanlar Türk toplumunun yahudilere karşı kininden vazgeçmediğini, hatta yahudi firmaların mallarını kullanmamaya özen gösterdiklerini ve İsrail'in Ortadoğu'daki fanatik tutumu değişmeden kendilerini Türk toplumuna kabul ettirmelerinin mümkün olmayacağını söylüyorlar. Şeffaflık politikasından yana olan yahudiler ise Türk toplumunda yahudilere "kafir gözüyle bakma" imajının kaybolduğunu ve hatta parlamentoda yahudi temsilcilerin bulunmasının gerektiğini ileri sürüyorlar.

İsrail'deki Türkiye Yahudileri

Türkiye'deki yönetiminin siyonist İsrail devleti ile sürekli iyi ilişkilerde bulunmayı tercih ettiğini ve bu politikasının bir gereği olarak Türkiye'den yahudi işgali altındaki Filistin topraklarına yahudi göçünü kolaylaştırdığını yukarıda belirtmiştik. Bugün Filistin topraklarında Türkiye' den göç etmiş yüz bin kadar yahudinin yaşadığı bilinmektedir. Bu yahudiler kendi aralarında bazı dernekler de kurmuşlardır. "Türkiyeliler Birliği" bunlardan biridir. Türkiyeliler Birliği, "Dostluk" adında Türkçe bir dergi de yayınlamaktadır. Dört ayrı yerde şubesi bulunan Türkiyeliler Birliği, Türkiye'den göç etmiş olan yahudilere yönelik kültürel etkinliklerde bulunmaktadır.

Filistin topraklarında yaşayan Türkiyeli yahudilerle ilgilenen bir başka dernek de Morit Derneği. Bu derneğin ileri gelenleri Türklerle yahudilerin ortak geçmişlerini araştırmayı amaçladıklarını söylüyorlar. "Morit" adı da "Türk - Yahudi Geçmişi" kelimelerinin İbranice karşılıklarının baş harflerinden çıkarılmış bir ad.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:34   #18 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

500. Yıl Vakfı ve Yahudi Lobiciliği

Türkiye yahudileri, yahudilerin İspanya'dan sürülüp Osmanlı topraklarına kabul edilmelerinin 500. yıldönümünü kendi açılarından bir fırsat kabul edip bu fırsatı iyi değerlendirmek amacıyla 1989 yılında 500. Yıl Vakfı' nı kurdular. Vakfın kurucuları arasında yahudi olmayıp da yahudilerle yakın ilişkiler içinde bulunanlar da vardı. Ünlü işadamlarından Sakıp Sabancı, Anavatan Partisi İstanbul milletvekili Bülent Akarcalı, eski dışişleri bakanı Vahit Halefoğlu'nun eşi Zehra Halefoğlu, gazeteci Nezih Demirkent, Yavuz Donat, Altemur Kılıç, tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter, emekli amiral A. Sezai Orkunt 500. Yıl Vakfı'nın yahudi olmayan kurucularından bazıları. Vakfın yahudi kurucularının bazılarının adları da şöyle: Jak Kamhi (Profilo Holding'in başkanı), İshak Alaton (Alarko Holding'in ortaklarından), Üzeyir Garih (Alarko Holding'in ortaklarından), Vitali Hakko (Vakko'nun sahibi), Eli Acıman (Manajans'ın sahibi), Sami Kohen (gazeteci, Milliyet gazetesinin yazarlarından). Vakfın başkanlığına İktisadi Kalkınma Vakfı'nın da başkanı olan, yahudi işadamlarından Profilo Holding'in sahibi Jak Kamhi getirildi.

500. Yıl Vakfı'nın yetkilileri amaçlarının 500 yıllık tarihin ve Türklerin tanıtımını yapmak ve böylece Türkiye'ye olan minnet borçlarını ödemek olduğunu ileri sürüyorlardı. Ancak vakfın kuruluşunu gerçekleştirdikten sonra başlattığı, özellikle de İspanya yahudilerinin kovuluşunun 500. yılı olan 1992 yılı içinde yürüttüğü faaliyetler asıl amacın daha farklı olduğunu ortaya çıkardı.

Bizce 500. Yıl Vakfı'nın en önemli amacı siyonist İsrail yönetiminin izlediği ırkçı politika ve gerçekleştirmiş olduğu gayri insani uygulamalar dolayısıyla gerek Türkiye gerekse dünya kamuoyunda oluşmuş olan siyonizm ve yahudi aleyhtarı imajı tamamen silmek veya en azından hafifletmekti. Vakıf da bu amacını gerçekleştirebilmek için Osmanlı hoşgörüsünden söz etmeyi insanlara yanaşmak ve onların ilgilerini çekmek için bir vasıta olarak kullandı. Vakfın bütün programlarında, konuşmacıların Osmanlı hoşgörüsünü dile getiren yapmacık cümlelerini sürekli şekilde yahudiyi hoş ve sevimli göstermeyi amaçlayan konuşmalar izliyordu. Bu arada 1492 sürgününden ve yahudilerin Ortaçağ Avrupa'sında görmüş oldukları zulümlerden özene özene söz edilmesi de gönüllerde yahudiye karşı bir acıma duygusunun oluşturulması amacına yönelikti. Yıllarca İsrail yönetiminin güçlenmesi için büyük maddi fedakarlıklarda bulunmuş olan yahudi trilyonerleri ve milyarderleri bu kez İsrail ve siyonizm aleyhtarı imajı silmek için her türlü maddi fedakarlıktan çekinmediler, dolayısıyla 500. Yıl Vakfı'nın önceden belirlemiş olduğu programların uygulamaya konulması konusunda herhangi bir aksama olmadı.

500. Yıl Vakfı, belirlemiş olduğu amaç doğrultusunda yürüttüğü umuma açık kültürel faaliyetlerin yanı sıra çeşitli lobi faaliyetlerinde de bulundu. Bu lobi faaliyetlerinin en büyük başarılarından birisi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Kasım 1975 tarihinde kabul etmiş olduğu, siyonizmi bir ırkçılık olarak değerlendiren ve bu yüzden kınayan kararın geri alınmasını sağlamak oldu. Bu kararın geri alınmasında ABD başkanı Bush'un seçim hesapları dolayısıyla çeşitli ülkelere baskı yapmasının rolünün büyük olduğu inkar edilemese de, 500. Yıl Vakfı'nın böyle bir baskının yapılabilmesi için şartları oluşturduğu da bir gerçektir. İşin gerçeğinde 1975 İsrail'i ile 1992 İsrail'i arasında ve bu süre içinde siyonizmin amaçlarında herhangi bir değişiklik olmamıştı. İsrail'de hala "vatandaşlık", "yahudi olmak" olarak tanımlanıyor ve dünyanın hangi ülkesinden gelirse gelsin "yahudi" olan bir kişi İsrail'de vatandaşlık hakkına sahip olabiliyordu. Bunun yanı sıra İsrail yahudi olmayanlara hala hor bakıyor, işgali altındaki topraklarda yaşayanlardan yahudi olmayanlar üzerindeki baskı ve zulüm uygulamalarını aynen sürdürüyordu. Kısaca İsrail "Korku Devleti" özelliğini aynen koruyordu. Bütün bunlara rağmen Birleşmiş Milletler'in ABD başkanı Bush'un da baskıları ile 10 Kasım 1975 tarihli ve 3379 sayılı, "siyonizmin bir çeşit ırkçılık ve ırk ayrımı olduğu" yolundaki kararını geri almasında 500. Yıl Vakfı yoluyla yürütülen çalışmaların ve dünyadaki çeşitli güç merkezlerine yakınlıkları ile bilinen yahudi lobilerinin önemli rol oynadığı bir gerçektir.

Gerek Türkiye'de ve gerekse Türkiye dışında basın - yayın organları üzerinde küçümsenemeyecek bir etkinliğe sahip olan yahudi lobileri için 500. Yıl Vakfı'nın çalışmaları iyi bir propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Mesela Türkiye'de çok sayıda yayın organı, bu vakfın kuruluşu ve yürüttüğü çalışmalar dolayısıyla yahudilerden övgüyle söz eden dizi yazılar ve makaleler yayınladılar. Bu yazı ve makalelerde Osmanlı hoşgörüsünün vurgulanmasından çok yahudinin sevimli gösterilmesine çalışıldığı hemen dikkat çekiyordu.


Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-05-2007, 21:35   #19 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan

Asıl Şükran Borcu Kime?
500. Yıl Vakfı'nın kuruluşu sıralarında, vakfın yurtdışında Türkiye' yi tanıtmayı amaçladığını ileri süren başkan Jak Kamhi "Biz, Türkiye'ye minnet borcumuzu ödüyoruz" demişti. Biz de, "Asıl minnet borcu Osmanlı'nın mirası üzerine kurulmuş sonra da Batı'nın angaje etmiş olduğu laikliği ve Osmanlı aleyhtarlığını kendisi için resmi politika olarak benimsemiş olan bir yönetime karşı mı yoksa her yerden kovulan ve kapı dışarı edilen biçare yahudileri gölgesine almasını sağlayan hoşgörünün sahibi Devleti Aliye'ye ve ona bu hoşgörüyü kazandıran yüce İslam dinine karşı mı olmalı?" sorusunu sorma hakkımızın bulunduğuna inanıyoruz. Kafamıza takılan bir diğer soru da "Türkiye'deki yahudi vatandaşlarımız, beş yüz yıl önce hıristiyanların engizisyon zulümlerinden kaçan dedelerini 'insanlığa örnek' olacak bir davranışla kucaklayan ve gölgesine alan büyük Osmanlı devletinin parçalanmasına sebep olan çalışmalarda bulunan ve bu konuda Batılı hıristiyanlarla işbirliği içine giren Emanuel Karasu, Nissim Masliyah, Alber Ferid Aseo, Mois Kohen vs. gibi dedelerinin yaptıklarının bir hata olduğunu bugün kabul ediyorlar mı?" sorusu. 500. Yıl Vakfı yetkililerinden bu konuda herhangi bir açıklama duymadığımız için böyle bir soru sorma gereği duyuyoruz.
500. Yıl Vakfı ve Türkiye Yönetimi
Türkiye yönetimi, 500. Yıl Vakfı'na gerek kuruluşunda gerekse programlarını uygulamaya koymasında her türlü kolaylığı gösterdiği gibi maddi yönden destek de sağladı. Türkiye hükümetinin böyle bir maddi destek sağladığı bizzat vakfın başkanı Jak Kamhi tarafından şu şekilde dile getirilmişti: "Devlet desteği yalnız uluslararası tanıtım vb. faaliyetlerde oluyor. Tabii bu arada bütün dünya yahudi liderlerini bir araya getirip bir konser adı altında 'Evrensel Yahudi İttifakı' girişimleri de bu faaliyetlerin arasında yer alabiliyor".
Türkiye hükümetinin 500. Yıl Vakfı'na bu desteği sağlamasında yukarıda "Türkiye Cumhuriyeti ve Yahudiler" başlıklı kısımda üzerinde durduğumuz unsurların yanı sıra hükümetin, bu vakfın Türkiye adına dünya çapında lobi faaliyetlerinde bulunacağı ümidinin de önemli rolü olmuştur. 500. Yıl Vakfı' nın şartnamesinde, vakfın amaçlarından "Türklerin devlet ve toplum olarak üstün insanlık vasıflarını her türlü olanaktan yararlanarak tüm dünyaya tanıtmak, d