Yorumla.Net  

www.filmindireyim.com

Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Bayanlara Özel > Diyet ve Beslenme

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-05-2008, 01:26 PM   #11 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Kişisel Diyetler Hakkında Gerçekler




Kandırılmayı Nasıl Engelleyebilirsiniz?

Üzerinde çok düşünülmüş bu diyet planlarından alınabilecek birtakım gizli ve değerli dersler olmasına rağmen bunlardan beslenmeye yönelik pratik öneriler bulup çıkartabilmek için bir dizi yanlış bilgilendirme ve gereğinden fazla basitleştirme hatasını elimine etmeniz gerekir. Söz konusu olan bu abartılı diyetlerse karmaşayı önlemenin 2 basit yöntemi vardır.

1.Sizi yanlış yönlendirebilecek “fazlaca teknik, türetilmiş” terimlere dikkat edin.

Son moda diyetlerle ilgili “süslü” teknik terimler bir kez ortaya çıktıktan sonra pazarlamacılar belirli anahtar sözcüklere odaklanır ve ürünlerinin işlevlerini kilosunu bu son moda diyetlerle korumaya çalışan kişilerin ilgisini çekecek biçimde, bu teknik sözcüklerle tanımlamaya başlarlar. Sonra da gıda endüstrisi bu sözcük ve iddiaları kullanarak kendi ürünlerinin bu diyet planı için en uygun seçenekler olduğunu anlatmaya başlar. Ne yazık ki bu “süslü” teknik terimler genellikle yanlış yolu gösterirler, yalnızca üreticilerin “merak” duygusunu kullanarak tüketicileri etkilemesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda besinlerin tanıtıcı etiketlerinde üreticilerin çıkarlarına uygun belirgin olmayan ifadelerin yer alabilmesine de olanak tanırlar.
Örneğin düşük karbonhidratlı diyet modasına uygun olarak en son ortaya çıkan “net karbonhidratlar” tanımını ele alalım. Raflarca yer alan düzinelerce ürün “net karbonhidratlar” veya “düşük etkili karbonhidratlar” içerdiklerini iddia etmektedirler. Bu terimlerin her ikisi de beslenme ve diyet endüstrisi tarafından türetilmişlerdir. Amerika Birleşik Devletlerinde Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından değerlendirilmemişler, onaylanmamışlar ve resmen kabul edilmemişlerdir.

Resmi otoriteler tarafından resmen kabul edilmiş bir etiketleme sistemi yokken bir terimin sağlığınıza yararlı bir anlam ifade edip etmediğini anlamak mümkün değildir.

Ayrıca bu “net karbonhidrat” terimi toplam karbonhidrat içeriği hakkında doğru bir tahmin yapma olanağı vermemektedir. FDA toplam karbonhidrat içeriğini besinin toplam ağırlığından protein, yağ, su ve uçucu maddelerin miktarını çıkartarak hesaplamaktadır. Bu miktar besinin tanıtıcı etiketinde “toplam karbonhidrat” olarak yer almaktadır.

Diyet besin üreticileri “net karbonhidrat” ları toplam karbonhidratlardan lif, gliserin ve şeker alkollerini, yani tümü karbonhidrat formunda olan maddeleri çıkartarak hesaplamaktadırlar. Bu, ürünlerinde daha düşük miktarda karbonhidrat bulunduğu ve ürünün kan şekeri düzeyini yükselttiği halde yükseltmediği izlenimi vermektedir.

Ne yazık ki bu türden bir etiketleme uygulaması yüzlerce başka besine de yayılmıştır ve sizi gerçekte almakta olduğunuzdan daha az kalori veya karbonhidrat aldığınız yönünde bir yanlış inanışa sürükleyebilirler.

İşlenmiş karbonhidratları-ek şeker ve fruktoz içeren içecekler, kurabiye, kek, ekmek, ve makarna gibi rafine undan üretilmiş besinler- kesmek, tartışmasız olarak sağlıklı bir öneridir. Bununla birlikte tüketicileri, gerçekte saklanmış karbonhidratların içerdikleri halde, “akıllı karbonhidratlar” iddiasını taşıyan, işlenmiş ve paketlenmiş ürünler almaya yönlendirmek kesinlikle sağlıklı bir öneri değildir.

Tüketicileri yanlış yönlendiren; “hızlı”, “çabuk”, “ince” , “hafif”, “doğal”, “yağ ikame eden”, “yemek ikame eden”, “kırıp geçiren”, “devrim niteliğinde” gibi türetilmiş terimler dikkatle değerlendirilmelidir..

2.Soruları silip süpüren genellemeler.


Bir diyet popülerlik kazandıkça spesifik konular çoğunlukla “sizi şişmanlatan karbonhidratlar” veya “yağ ne olursa olsun kötüdür” gibi genel ifadelerin arasında kaynayıp gitmektedir. Sonuç olarak bu diyetler beslenmenin tek bir yüzünün abartılmış bir haline dönüşmektedir. Ilımlı hale getirme ve dengeleme göz ardı edilmekte ve bu diyetleri izleyenler uzun dönemde kilo vermede başarısız olmaktadır.

Örneğin yağsız beslenme çılgınlığının yaşandığı dönemde insanlar yağ içermeyen veya düşük yağlı ürünlere yönelmişler, karbonhidrat içeriği yüksek olan bu ürünler de besleyici özelliği düşük, rafine karbonhidratların gerekenden fazla miktarda tüketilmesine neden olmuşlardır. Şimdiki popüler diyetler tam bir

dönüş sergilemişlerdir, verilmekte olan en son mesaj karbonhidratları yağ ve kolesterol yerine protein içeriği yüksek olan besinlerle ikame etmektir. Besin grupları bu denli kutuplara ayrıldığında, dengeli bir diyetin nasıl olması gerektiği konusundaki görüş açısını kaybetmek kolaylaşmaktadır.

Genel bir kural olarak bir besin grubunu tamamen devre dışı bırakmak veya besin çeşitliliğini sınırlandırmak kötü bir fikirdir ve potansiyel olarak sağlığa zararlıdır.

Vücudunuz işlevlerini sürdürebilmek için sebze, meyve, tam tahıl, süt ürünleri, yağsız protein ve doymamış yağlar içinde bulunan besinlerin bir denge içinde tüketilmesine ihtiyaç duyar. Diyetinizin toplam yağ veya karbonhidrat içeriğini ciddi miktarda kısıtlamak, bu içeriğin kaynağı doğru olduğu ve optimal kalori alımı ve harcaması arasındaki dengeyi koruyabildiğiniz sürece gereksizdir,

Yağlardan korkmayın; yalnızca tükettiğiniz yağın büyük bir kısmının kalp ve arterlerinizi gereksiz biçimde yaşlanmaktan korumaya yardımcı olan doymamış yağlar olduğuna emin olun. Zeytin ve kanola yağları, fındık ve yağlı balıklardan elde edilen yağlar, hidrojene edilmiş (sentetik olarak hidrojen eklenmiş) bitkisel yağlardan veya tereyağı ya da domuz yağı gibi doymuş yağlardan daha iyidir.

Karbonhidratları da aldığınızdan emin olmalısınız- onlar bir insanın diyetindeki majör enerji kaynaklarıdır. Bununla birlikte özellikle rafine edilmemiş tam tahılları-tam buğday ekmeği, tam tahıl makarnası- taze meyve ve sebzeleri majör karbonhidrat kaynağı olarak seçmeniz doğru olacaktır.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 04-05-2008, 01:26 PM   #12 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Stresten mi yiyorsunuz?

Stres ve duygusal yemek yeme birbiriyle yakından ilişkilidir. Duygusal yemek yeme nedenlerinin ne olduğunu öğrendiğinizde, bu davranışı daha kolay önleyebilirsiniz.

Duygusal yemek yemenin birçok nedeni vardır ve stres önemli bir yemek yedirici olabilir. Kortizol hormonu etkisi, çocuklukta besinlerin ceza veya ödül olarak kullanılmış olması bazı boşluk duygularının yemek ile doldurulması bu noktada önemlidir ve çözüme gitmekteki en önemli nokta ise farkındalıktır.

Aşağıdaki test ile kendinizi değerlendirip farkındalığınızı harekete geçirebilirsiniz.

1- Yemek yemek için kendinizi çok mu meşgul buluyorsunuz?
Bazı insanlar stresliyken, yemek yemeği unutabilir veya ara öğünlerini atlayabilirler. Bu durumda değişen kan şekeri kişide ruhsal dalgalanmalara ve sağlıksız kilo kaybına sebep olur. Gün boyunca sağlıklı ve küçük öğünler tüketmek daha iyi bir seçimdir. Sonuç olarak kendinizi daha az stresli hissedebilirsiniz.

2- Sürekli kendinizi stresli mi hissediyorsunuz ve strese karşı koruyucu teknikleri bilmiyor musunuz?
Eğer sürekli kendinizi stres altında hissediyorsanız, stresin sağlıksız bir tipi olan ve yüksek kortizol düzeyiyle birçok sağlık problemi yaratan kronik stres riski altında olabilirsiniz. Stresi hızlıca uzaklaştırmak için profesyonel destek alabilirsiniz. Bu şekilde vücut stresini azaltabilir, problemlere karşı daha sakin yaklaşabilirsiniz. Ayrıca strese bağlı olan kilo alımlarını durdurabilir ve stresin neden olduğu diğer sağlık problemlerini kolaylıkla azaltabilirsiniz.

3- Egzersiz yapmak için kendinizi gün sonunda çok meşgul veya çok yorgun mu hissediyorsunuz?
Hepimiz egzersiz yapmamız gerektiğinin farkındayız fakat birçok stresli ve meşgul insan egzersiz için ayıracak enerji ve zamanı olmadığını belirtir. Tam tersinde ise stresli insanlar egzersizden en üst düzeyde yarar sağlar, sadece bununla kalmayıp kişiler strese bağlı kilo alımlarıyla da başa çıkabilirler. Egzersiz için çok yorgun olduğunuzu düşünüyorsanız bu konuda kendinize telkinlerde bulunun ve egzersizin size sağlayacağı daha fazla enerji karşısında şaşırın.

4- Her gece yedi saatten daha az mı uyuyorsunuz?
Her gün aynı saatlerde yatmak ve yine aynı saatlerde kalkmak stresle başa çıkmada büyük katkı sağlayacaktır. Geç yattığınız zamanlarda kesinlikle geç uyanma alışkanlığı geliştirmemelisiniz. Çünkü bu durumda bir sonraki gün geç uyumanıza neden olarak uyku düzeninizi bozar. Günde yedi saat uyumanın en iyi ve yeterli dinlenme süresini sağladığı bir ok çalışma ile vurgulanmıştır.

5- Bel çevrenizde gerektiğinden daha fazla mı kütle var?
Stresli insanların kortisol seviyesindeki artışa bağlı olarak bel çevresinde daha fazla yağlanma görülmektedir. Bel çevresindeki yağlanmanın fazla olması birçok sağlık problemini beraberinde getirir. Bu durumda önemli olan nokta diyet ve egzersizi günlük programımıza yerleştirmemiz olacaktır.

6- Yorgun olduğunuzda fazla miktarda kafein tüketmek fazla enerji sağlamak için bir yol mudur?
Stres altında ve meşgul olan insanlar genellikle kafeini ekstra enerji almak için kullanırlar. Fakat bu vücudunuzdaki kortizol seviyesinin (kilo alımının nedenlerinden biri)çok fazla artmasına sebep olur ve uyku kalitesindeki düşüklük yine kortizol artışı ve kilo alımını tetiklemektedir.

7- Stres nedeniyle aç olmadığınızda dahi yemek yer misiniz?
Stres altındaki birçok insan kendini daha fazla yemek yerken bulabilir. Bu, kişiyi kısa süreli mutlu edebilir. Eğer küçüklüğünüzden beri tatlı yiyerek stresinizi bastırılıyorsanız, sinirlilik halinde sürekli ağzınızda bir şeyler olmasını istiyorsanız veya kortizol düzeyiniz sizi atıştırmaya yönlendiriyorsa bu duygusal yemek yeme durumunuzu su içerek, çiÇ sebze atıştırarak veya daha sağlıklı yiyeceklere yönelerek stresli durumunuzu azaltabilirsiniz.

8- Stresli olduğunuzda kendinizi tuzlu veya tatlı bir şey yerken buluyor musunuz?
Stresteki artış vücudumuzdaki kortizol seviyesini artırır. Bu da sizi tatlı veya tuzlu yiyeceklere yönlendirir. Bu tüketimler ise sizde kilo artışına bağlı sağlık durumunuzda olumsuzluklara yol açabilir.

9- Yeme alışkanlıklarınızın değişmeyip stres düzeyiniz ve kilonuzun değiştiğini hissediyor musunuz?
Stres birçok şekilde kilo artışına neden olabilir. Kortizol seviyesindeki artış metabolizma hızınızı yavaşlatmaktadır. Bu da aynı miktarda besin almanıza rağmen bu besinleri daha yavaş yakmanız anlamına gelir. Bu nedenle kortizol seviyesini hızlıca normal hale çevirmek için rahatlama teknikleri öğrenmeliyiz.

10- Sırf, evde sağlıklı öğünler yemek için fazla meşgul olduğunuzdan dolayı aşırı fast food yeme eğiliminiz var mı?
Dışarıda fast food tarzı beslenme alışkanlıkları olan biriyseniz yalnız değilsiniz. Birçok stresli ve meşgul insan kendisini dışarıda fast food tercihleri yaparken bulur. Bunun nedeni daha kolay ulaşılabilir olmasıdır. Ancak evde yemek pişirme alışkanlığı kazanan kişiler, vücutlarını şekillendirmenin yanı sıra bunun daha sağlıklı ve kolay olduğunu görmüştür.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:27 PM   #13 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan

Beslenme ve Diyet
"4 haftalık mini etek egzersizleri"

Havalar bir türlü ısınmadığından, minileri de iyice unuttuk. Oysa modacılara bakılacak olursa, mini etekler bu yazın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Tabii mini etek giymenin herkesin harcı olmadığını düşünerek, yıldızların, ya da mankenlerinki gibi incecik bacaklarınız olmadığından yakınabilirsiniz. Ancak yaza kadar bacaklarınızı mini eteklere hazırlamanız mümkün.

Yüksek yoğunluklu ve güçlendirici etkisi olan egzersizler, bacaklarınızı formda tutmak için en ideal yoldur. Ancak bu egzersizleri her gün yapmanız da şart.

Eğer bacaklarınız kalın ve kısaysa, uzayıp giden bacaklara özenmenin pek bir anlamı yoktur. Ancak çalıştırdığınız takdirde, bacaklarınızı şekle sokmak da mümkün.

Yüzme, bisiklet ve yürüyüş, hem yağ yaktıkları, hem bacakları ve popoyu sıkılaştırdıkları, hem de bunları vücudu kalınlaştırmadan yaptıkları için en ideal sporlardır. Bunun yanı sıra rollerblade de, basen ve bacakları çalıştırdığından son derece etkilidir.

Bacaklarınızın 3 hafta kadar kısa bir sürede sıkılaşmasını istiyorsanız, bu hareketleri haftada en az 3 kez yapın. Belli sayıda setler yapmak yerine, artık devam edemeyecek kadar çok yorulana değin tekrar ederek hareketlerin etkisini artırabilirsiniz.

Baldırları şekillendirmek için
Bacaklarınızı 90 cm kadar açın, ayak parmak uçlarınız dışarı baksın, ellerinizi kalçalarınıza koyun. Üst bacaklarınız yere neredeyse paralel olana dek dizlerden kırın. Daha sonra elinizden geldiğince çok parmak ucuna kalkıp inin. Bu, bacaklarınız için mükemmel bir egzersizdir ve baldırlarınızı da inceltir.

Bacaklarınızın iç kısımlarını inceltmek için
Sağ yanınız üzerine yatın ve sol bacağınızı sağ bacağınız üzerine atarak önünüzde durmasını sağlayın. Daha sonra sağ bacağınızı uzatarak yerden yavaşça 30 cm kadar kaldırın. Bunu yaparken sağ bacağınızı dizden hafifçe kırık tutun. Hareketi yaparken bacağınızın iç kısmındaki kasları kullanmaya özen gösterin. Daha sonra bacağınızı yavaşça indirin. Zaman içerisinde hafif ağırlıkları da egzersize katabilirsiniz.

Sıkı dizler için
Bacaklarınızı omuz genişliğinde açarak ellerinizi kalçalarınız üzerine koyun. Sol bacağınızla, ileri doğru elinizinden geldiğince uzun bir adım alın. Daha sonra dizden krın. Böylece sol üst bacağınız yere paralel ve sol diziniz de tam olarak ayak bileğinizin üzerinde olacaktır. Başlangıç pozisyonuna dönrerek sağ bacakla tekrarlayın. Bu egzersiz, diz bölgesinde biriken inatçı yağ rezervlerini küçültür.

Bacaklarınızın dış kısımlarını inceltmek için
Sağ yanınız üzerinde yatarak, bu bacağı 45 derecelik bir açıyla kırın. Yukarıda kalan bacağı, ayağınızı gergin tutmaksızın önünüze doğru uzatın. Sol elinizden destek alarak ağırlığınızı öne doğru verin. Daha sonra bacağınızı yavaşça yukarı kaldırarak 2 sayı sayın ve gene 2 sayı sayarak yavaşça indirin. Bunu tekrar edebileceğiniz kadar tekrar edin.

Üst bacaklarınızı inceltmek ve sıkılaştırmak için
Bir duvarın önünde, duvardan yaklaşık 60 cm kadar uzak durun. Sırtınızı duvara dönün ve sanki bir sandalyeye oturacak gibi vücudunuzu alçaltın. Sırtınızı dik tutarak, üst bacaklarınız yere paralel olana değin çömelin. Bacaklarınız iyice yorulana kadar pozisyonu koruyun. Bu hareketle, bacaklarınızdaki tüm üst kasları da çalıştırmış olursunuz.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:27 PM   #14 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Bunlarla beslenin kilo verin!

İngiltere'de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi. En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle...

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:28 PM   #15 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Bunları yapın kilolardan kurtulun

Kendimizi mankelere benzetmek uğruna bilinçsizce uygulanan diyetler, bitkisel ve kimyasal ilaç ve uygulamalar aslında sadece bedenimizi değil bağışıklık sistemini ve iradeyi de zayıflatan geçici uygulamalar olarak görülüyor. Türkiye Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, en iyi diyetin kısa sürede bol kilo vermeyi vaadetmeyen ve beslenme alışkanlığını değiştirmeyen beslenme programı ve eğitim olduğunu belirterek, "En sağlıklı kilo kaybı haftada 500 gr ve egzersizle verilen kilolardır" diyor.

KİLOLARDAN KURTULMAK İÇİN UFAK TÜYOLAR

- Günlük beslenmenizi 3 ana, 2 ara öğün olarak düzenleyin.

- Yemeklerinizi yavaş yavaş ve iyi çiğneyerek yemeye özen gösterin.

- Yemek bitince sofrada oyalanmayın masayı terk edin.

- Yemeklerinizi her gün aynı saatlerde yemeye çalışın.

- Seçici olun ve size ikram edilen her şeyi yemeye çalışmayın.

- Yemeklerinizi daha küçük tabaklarda ve yiyebileceğiniz kadar alınız.

- Yağlar konusunda dikkatli olun, tam yağlı besinler yerine yarım yağlı besinleri tercih edin.

- Akşam yemeklerini en geç saat 19.30'da yemiş olmaya özen gösterin.

- Etli yemeklerinize dışarıdan yağ katmayın.

- Bol miktarda sebze, meyve ve kepekli ürünler tüketmeye çalışın.

- Haftanın 2 günü kurubaklagilleri tüketin.

- Öğünlerde ve acıkılırsa ara öğünlerde bol miktarlarda salata yiyiniz.

- Yemeklerinizdeki tuz miktarını azaltın ve kesinlikle yemeklere dışarıdan tuz ekelemesi yapmayınız.

- Şekerli besinleri akşam saatleri yerine haraketli olduğunuz gündüz saatlerinde tüketiniz.

- Fast food, hamurişi ve şekerli besinleri haftada en fazla 1 porsiyon olarak tüketiniz.

- Sağlığınız için mutlaka günde 2 litre su içiniz.

- Günde en az 1 saat tempolu yürüyüş yapınız.

- Beslenmenizle ilgili problemlerinizde mutlaka bir doktor ve diyetisyene başvurunuz.

- Uzmanların tavsiye etmediği kimyasal veya bitkisel zayıflama tabletlerini kullanmayınız
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:28 PM   #16 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Iştahinizi Kapatmak Mi Istiyorsunuz?

Diyet yapmak isteyip, iştahına engel olamayanlara önerilerde bulunan uzmanlar, gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu belirtiyor.



Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.

Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, "Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor.

İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabiliyor. Örneğin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir. Eğer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediğiniz yemek miktarını en aza indirmiş olursunuz" ifadelerini kullanıyor.

Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:

"Belki yine arada bir şeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceğiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi sağladığını bildiriyor.

Sürekli aynı yemeği yeme, özellikle tadı hoşa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor. Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz" tavsiyesinde bulunuyor."

Su içmenin, kişinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduğunun da altını çizen uzmanlar, ayrıca vücut susuz kaldığında, çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiğini belirten uzmanlar, bol su içmenin, beden su istediği zamanlarda yemeğe yönelmeyi engelleyeceğini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiğini ifade ediyor.

Üstelik bu şekilde tat alma duyusunun da tatmin olduğunu vurgulayan uzmanlar, "Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj" ifadesini kullanıyor.

Uzmanlar, egzersizler zorlaştıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya başlandığını, bu durumun da egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahın bastırılmasına sebep olduğunu bildiriyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduğunu belirten uzmanlar, şöyle devam ediyor: "Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız."
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:29 PM   #17 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan İçinizden bir ses ‘ye’ diyorsa

Bir çok insanın farkında bile olmadığı çevresel etkenler, diyet programını ciddi şekilde baltalayabiliyor. Sürekli ‘ye’ sinyali gönderen bu tuzakların farkında olmak ise diyetteki başarıyı önemli ölçüde artırıyor.

Fazla kilolardan kurtulmak, sağlıklı ve formda olmak için neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğimizi her zaman bilemeyebilir ve hatalı beslenebiliriz. Bazı çevresel faktörlerin beslenme hatalarınde etkili olduğunu söyleyen Diyetisyen Berrin Yiğit, “Planlı yaşarsak önümüze kurulacak tuzaklara aldanmadan yediklerimizi programlayabiliriz” diyor ve içimizden ‘ye’ sinyallerini gönderen ve kontrolümüz dışında gelişen bu tuzakları şöyle örneklendiriyor.

Gürültü kontrolü: Penn State Üniversitesi bilim adamlarının 34 kadın üzerinde yaptıkları bir çalışma, fondan gelen seslerin hakim olduğu ortamda yemek yiyen deneklerin, sessiz bir ortamda yemek yiyenlere kıyasla 2 kat daha fazla yediklerini göstermiştir. Restoranlar, barlar veya kafeteryalarda yemek yiyenlerin doygunluk hislerinin geç geliştiği düşünülüyor. Kişilerin gürültülü ortamlarda yediklerinden bir şey anlamadıkları ve bu nedenle fazla besin tüketip, geç doygunluk kazandıkları varsayılıyor.


Televizyon ekranına bakılan süre kontrolü: Yetişkin ve çocukların televizyon veya bilgisayar ekranlarına bakarak yemek yediklerinde çok daha geç doygunluk kazandıkları ve yüksek kalori aldıkları gözlenmiştir. Eğlence programları veya oynanan oyunlar yemek yeme eyleminden kişileri uzaklaştırdığı için durma noktası fark edilmiyor. Öte yandan ekran karşısında geçen aktif zaman fiziksel performans anlamında geçen pasifliğe eşdeğer olduğundan harcanan kalori miktarları da düşmektedir. Harcanandan çok alınan kaloriler de kilo artışına neden olur. Bir diğer durum da televizyon veya bilgisayar reklamlarında kişilere abur cubur tüketimi, fast food alımı empoze edildiğinden kişiler yemeği hiç düşünmedikleri yüksek kalorili besinleri de gerekenden fazlaca alır. Bu durum için alınacak en önemli tedbir ise yemek ortamını televizyon ve bilgisayardan uzaklaştırmak, sadece yemek eylemine odaklanmak.

Yeme hızı kontrolü: Hızlı yemek, doygunluk hissinin gecikmesine ve fazla kalorilerle buluşmanıza neden olur. Her lokmadan sonra çatalı sofraya bırakmak, iyice çiğneyip diğer lokmaya geçişte beklemek ve bunu alışkanlık haline getirmek, yeme hızını ayarlamada yardımcı olacaktır. Yeme hızınızı kontrol etmek için, beraber yemek yediğiniz kişilerle kendinizi kıyaslayabilirsiniz, örneğin arkadaşınız ilk köftesini yerken siz üçüncüye geçtiyseniz küçük bir molanın tam zamanıdır. Yapılan bir çalışma, yemeğini 29 dakikada bitiren kadınların 9 dakikada bitirenlere göre 67 kalori daha az aldıkları ve doygunluk hissini daha iyi geliştirdikleri gösteriyor.

Sağlıklı seçim kontrolü: Sağlıklı seçim yaptığınızdan emin olun, Amerikan obezite paradoksu olarak bilinen sağlıklı olduğunu düşünerek yapılan diyet hatalarına kapılmayın, kendinizi kandırmayın, kaloriler en sağlıklı sandığınız salatanın ardına da gizlenebilir. Buna bir örnek sağlıklı ve hafif bir yemek olarak düşünülen bol soslu, kızarmış tavuklu salata yemek ya da çikolata soslu brovni yiyebilmek için haşlanmış sebze tabağı sipariş etmek gibi yanlışlara kapılmayın.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:29 PM   #18 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Diyetinizi sabote eden 10 hata

Uzun zamandır diyet yapıyor ama bir türlü kilo veremiyorsanız, tartıda ibre hiç düşmüyor ya da grafiğiniz sürekli artıp eksiliyorsa, yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir.

1: HIZLI YEMEK
Hızlı yemek yeme yarışmaları dışında, rekor kırmak istermişçesine hızlı yemek yemenin kimseye yararı yok. Hızlı yaşam ve iş çevremiz hepimizi aceleci kişiliklere çevirmiş olsa da yemek zamanı kişiye özeldir, her öğün yavaş ve küçük lokmalar halinde tüketilmelidir.

2: ÖĞÜN ATLAMAK
Araştırmalar kahvaltı yapmayanların, yapanlara oranla daha kilolu olduklarını gösteriyor. Öğün atlayarak daha başarılı kilo verilecektir yönünde yanlış bir inanış var. Ancak gerçek şu ki günde 3 öğünden az yiyenler, gün sonunda çok daha fazla kalori alır. Güne kalorisi dengeli, lif oranı yüksek, besleyici bir öğünle başlayıp, az az ve sık sık beslenmeye devam edin.

3: SIVI NASILSA DEYİP GEÇMEK
Alkol, kremalı tatlı kahveler, meyve konsantreleri, şekerli çaylar ve meşrubatlar sinsice kilo alımını hızlandırabilecek, besin değeri düşük ve yüksek kalorili içeceklerdir. Yapılan bir çalışma, Amerikalıların günlük kalorilerinin ortalama yüzde 21’ini meşrubatlardan aldıklarını gösteriyor. İçecekler tokluk duygusu vermediğinden daha fazla yemeye teşvik eder. Unutmayın, küçük değişiklikler büyük kalori tasarrufu yapmanıza yardımcı olabilir.

4: BÜYÜK PORSİYONLAR
Mide doygunluğundan çok, göz doygunluğuna dikkat edin. Restoranlarda, izlediğimiz reklam ve filmlerde büyük ebatlarda yenen yemekleri görmeye alışan beynimiz, evde de bu ebatları aramaya yönelebilir. Öncelikle mide kapasitenize uygun, makul porsiyonlarda yemeği, ekstra büyük menüler seçmemeyi, restoranların küçük bir ekstra ile verecekleri promosyonlara hayır demeyi öğrenin. İhtiyacınızdan fazlasını yemeyin, yemek sonrası duyabileceğiniz rahatsızlığı anımsayın.

5: SAĞLIKSIZ EKSTRALAR
Diyet yapmanın salata ve sebze yemek ile diyet kola içmekten ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Güzelliğin zayıf olmaktan geçtiği inancının yaygın olduğu günümüzde değişen yemek kültürümüz, restoran mönülerinde salataları ana yemek olarak görmeye başlamamıza neden oldu. Ancak eklenen ekstra soslar ve malzemelerle mükellef bir ana yemeğin kalorisine ulaşabilecek salatalarınızı doğru süslemeniz gereğini unutmayın.

6: ŞUURSUZCA YEMEK
“Şuursuz yemek yeme” adeta bir hafıza kaybı yaşayıp bilinçsizce bulunan yemeklere saldırmaktır. Yemek yemek nefes almak gibi kişilerin fizyolojik ihtiyaçları için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır ve zevk alma duyusu olarak kullanılmamalı. Her ekstra kaçamağın, karın ve bel bölgenizde çıkacak ekstra katlar olarak size döneceğini unutmayın.

7: ŞOK DİYETLERE İTİBAR ETMEK
Büyük vaatlerle hızla yayılan medyatik diyetlerin başında düşük karbonhidrat içeriği olan programlar geliyor.

Özellikle Amerikan halkının 10 milyondan fazlasının kalbini feth eden bu diyetler uzun vadede baş ağrısı, mide bulantısı, sersemlik ve kendini yorgun hissetme halleri yaratabilir. Bu tarz tek tip kalori kısıtlı diyetler uzun vadede kişilerde kalori atakları yaratarak, yoğun kalorili besinlere saldırılara neden olabilir. Bu nedenle en doğru yanıtı, kişiye özel diyetlerle alabilirsiniz.

8: NASILSA KİLO VEREMİYORUM DEMEK
Tartı ibresi düşüşü göstermeyince pek çok kişi hemen çok ciddi kalori kısıtlamaları yaparak kilo kaybı sağlamaya çalışır. Oysa ki günlük alınan kaloriyi çok fazla düşürdüğümüz zaman vücut direnç gösterebilir ve yağ kaybı yavaşlayabilir. Bu durumda enerji alımını düşürmekten çok, harcamayı artırmak daha faydalı bir etki yaratacaktır.

9: DIŞARIDA YERKEN İPİN UCUNU KAÇIRMAK
Yemek fizyolojik ihtiyacımız olduğu kadar aynı zamanda sosyal içerikli keyif alınan bir ihtiyaçtır. Özellikle kadınların çalışma hayatına daha fazla dahil olması, dışarıda yemek yeme sıklığını da artırdı. Buradaki en önemli nokta her dışarıda yemek olayını şölene çevirmemek, makul ve doğru seçimler yaparak diyet yolundaki başarı ivmesini düşürmemektir.

10: KENDİNİZİ İNANMAMAK
Merdivenin en uç noktasını görmek zorunda değilsiniz, önemli olan her adımda hedefe yaklaşıyor olduğunuzu bilmekte. Diyetinizdeki sinsi hataları bertaraf ederek hedefe ulaşmak için küçük başarılardan keyif almalı, takdir etmeli ve kendinize inanmalısınız.

NE YAPMALISINIZ?
* Kendi kendinizi test edin. ‘Diyet mi yapıyorum yoksa diyette olduğumu mu sanıyorum?’ diye kendinize sorun. Uzman kontrolünde diyet yapmayan kişiler zayıflama süreçlerinde almaları gerekenden fazla kalori alıp kendilerini diyet yapıyor sanabilirler. Bunun için diyetinizin size özel olduğundan emin olun.

* Kendi kendinizin diyet polisi olmaya çalışın. Diyette olduğunuzu düşünmeyin. Kalorileri ve diyet yemeklerini düşünmekten çok, beslenme biçiminizde yapmakta olduğunuz hataları ve size kilo aldıran suçluları tespit etmeye çalışın. Sürekli diyette olduğunuzu düşünmek, yemeğe karşı kuşkucu olmanıza, yeme atakları geliştirmenize ve erken havlu atmanıza neden olabilir.

* Başarı hikayelerini okuyun. Kendi beslenme hatalarınızdan olduğu kadar başkalarının hatalarından ve başarılarından da dersler almaya çalışın. Diyetinizi sabote edebilecek gizli düşmanların farkına varın ve onların üzerine gidin. İşte diyetinizi sabote edebilecek 10 gizli düşman.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-2008, 01:30 PM   #19 (permalink)
Üye Bilgileri
- ''Έκτη αίσθηση''
 
CLaRa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Yaş: 20
Mesaj: 63,550
Konuları: 19307
Thanks: 246
Toplam 1,456 Konusuna 2,156 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 3559
Rep Puanı : 349572
Rep Seviyesi: CLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa RepstarCLaRa Repstar
Varsayılan Kilo vermenin püf noktaları

Kilo vermek isteyenlere rehber olabilecek önemli bilgiler ve bilinmesi gereken sorular..

Kilonuz genel sağlığınızı ve formunuzu etkileyen en önemli faktördür. Beden kütle endeksiniz (BMI) 30’dan büyükse, kalp hastalığı, diyabet, polikistik over sendromu, kısırlık, depresyon ve bazı mide hastalıkları riskiyle karşı karşıyasınız demektir. Kilo vermek için eyleme geçmek sağlık risklerinizi azaltacak, daha iyi bir görünüme ve hatta daha uzun bir yaşama kavuşmanıza yardımcı olabilecektir. Kilo sorununa bağlı fiziksel ve duygusal yükleri atarak, yaşamdan daha çok zevk almak elinizde.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

* Kilo verme programına başlarken en doğru yol kime danışmaktır?
BMI’niz 30’dan yüksek ise doktorunuz size daha az yemek yiyerek yardımcı olabilecek ve uzun dönemde beslenme davranışınızı değiştirebilecek bir seçenek önerebilir.

* Çok sıkı ve şok diyetler sağlığınıza zarar verebilir mi?
Haftada yaklaşık 0.5 kg vermek sağlıklı bir kilo verme hızıdır.

* Kalp damar hastalığı sadece erkeklerin sorunu mudur?
Yüksek bir BMI ile kendinizi kalp hastalığı riskiyle karşı karşıya bırakıyorsunuz. Kadınlar için ayrıca polikistik over sendromu ve kısırlık gibi özel hastalıklar da fazla kilo ile bağlantılı olabilir.

* Aşırı egzersiz sağlığa zarar verir mi?
Günde 10 dakika yürümek gibi hafif bir egzersizle başlamalı, bu süreyi önce 20 ve ardından 30 dakikaya çıkarmalısınız.

* Başarılı kilo kaybı beslenme ve egzersizle ilgili davranışları değiştirmekle mi ilgidir?
Doktorunuz mevcut sağlık sorunlarınızı bilmektedir ve diyet, egzersiz ve sağlıklı bir kilo verme programını sürdürmede size yardımcı olacak başka seçenekler önerebilir.

NELER YAPMALISINIZ?

* Kilo verme hedeflerinizin ne olduğunu düşünmek için zaman ayırın
Diyet yapan birçok kişinin başarısız olmasının bir nedeni bu kişilerin az miktarda veya düşük kalorili yemek yedikten sonra tatmin olmamalarıdır. Kilo vermeyi kaç kez denediğinizin bir listesini yapın ve niçin bunu başaramadığınızı düşünün. Bu çalışma, doktorunuzun size uygun bir kilo verme planı seçmesine yardımcı olacaktır.

* Doktorunuzu görmeden önceki hafta bir beslenme günlüğü tutun
Bu normalde yediğiniz yemek miktarı ve tipi hakkında bir fikir verecek ve doktorunuzun size daha sağlıklı seçenekler ve daha az yemek yiyerek tok hissetmeniz için yollar önermesine yardımcı olacaktır.

* Geçen hafta yaptığınız egzersiz hakkında düşünün
Egzersiz yalnızca alışveriş için yürümek veya çocuklarınızla oynamak da olabilir. Önemli olan kendinizi nasıl hissettiğiniz birkaç dakika topla oynadıktan sonra nefes nefese kalıyor musunuz? Doktorunuz aktivitenizi mevcut yaşam tarzınıza uygun bir şekilde güvenli bir yolda nasıl artırabileceğinizi size söyleyecektir.

* Kilo verme programınız hakkında doktorunuzu görmek için randevu alın
Doktorunuza boğaz ağrısı gibi başka bir nedenle gittiğinizde bu konuyu konuşmayın! Kilo vererek sağlığınızda iyileşme sağlamaya karar vermek önemli bir karardır ve doktorunuz seçenekleri sizinle tartışmak isteyecektir.

DOKTORUNUZA SORMANIZ GEREKEN 10 SORU
Kilo verme planını tartışırken doktorunuza sormak isteyeceğiz bazı önemli sorulara örnekler:

* Kilom sağlığımı etkiliyor mu?
Doktorunuz sağlığınızı etkileyebilecek kalp hastalığı, diyabet veya depresyon belirtilerinin sizde olup, olmadığını söyleyecektir ve bunlar kilo vererek, düzelebilir.

* Beden kütle endeksi nedir?
Beden kütle indeksiniz (BMI) ağırlığınızın sağlıklı sınırlı içinde olup, olmadığının bir göstergesidir. Doktorunuz BMI’nin sağlığınız açısından en anlama geldiğini size açıklayacaktır.

* Ne kadar kilo vermeliyim?
Doktorunuz planının güvenli ve sağlıklı olmasını sağlamak için gerçekçi kilo verme hedefleri belirlemenizde size yardımcı olacaktır.

* Ne kadar sürecek?
Kilo vermek zaman alır ve ne kadar yavaş kilo verirseniz verdiğiniz kiloda sabit kalma olasılığınız o kadar yüksektir. Doktorunuz gerçekçi ve sağlıklı hedefler belirlemenizde yardımcı olacaktır.

* Nasıl daha sağlıklı beslenebilirim?
Beslenme günlüğünüz doktorunuzun mevcut diyetinizi değiştirmek için önerilerde bulunmasına yardımcı olacaktır.

* Daha az yesem bile nasıl kendimi tok hissedebilirim?
Doktorunuz daha az yemek yiyerek kendinizi tok hissetmenize yardımcı olacak seçenekler önerecektir.

* Nasıl daha fazla egzersiz yapabilirim?
Egzersiz günlüğü, doktorunuzun sağlık düzeyine göre aktivite düzeyinizi güvenli ve kolay bir biçimde artırmanın yollarını size önermesine yardımcı olacaktır.

* Motivasyonumu nasıl sürdürebilirim?
Doktorunuz ilerleme kaydetmediğinizi hissettiğiniz zamanlar olacağını size anlatacaktır ve plana uymanız için size tavsiye ve destek verecektir.

* Diyetimden saparsam ne yapmalıyım?
Bu başarısız olduğunuz ve diyetinizi bırakmanız anlamına gelmez. Doktorunuz size, diyete geri dönebilmeniz için önerilerde bulunacaktır.

* Randevularımın sıklığı ne olmalı?
Programınız ilerlemenizi ve genel sağlık durumunuzu kontrol etmek için düzenli doktor ziyaretleri içerecektir. Size uymanız gereken bir randevu programı verilecektir.

Daha sağlıklı olmak yolunda ilk adım kilo vermeye karar vermektir! Kilonuz da sağlığınızın bir parçasıdır ve izlenmesi gerekir.
CLaRa Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in Technorati