Tevafuklu Kuran
tevafuk: birbirine denk gelme, uygun düşme anlamında arapça bir kelimedir.
tarihi sürecini tam bilmediğim halde ilk olarak, zamanın bedi'i said nursi efendi hazeratlarının mektubatında ondokuzuncu mektubta mucizat-ı ahmediyye bölümünde denk geldiğim TEVAFUKLU KURAN mevzusu çok dikkate şayandır. tevafuklu kuran meselesinin tarihi sürecine ilişkin portalımızdan bilgisi olan arkadaşımız varsa bilgilerini paylaşmasını rica ederim.
tevafuklu kuran demek yazılış şekli itibari ile belli ayetlerin ya da ayetlerdeki belli kerimelerin dizilimde simetrik noktalara denk düşmesi demektir.
bir sahifenin bir yüzünde ALLAH lafzı yazar iken sayfayı dikey konuma getirip ışığın geçirgenliğiyle lafzullahın arka yüzündeki hizasında da ALLAH yazıyor ise bu bir tevafuktur.
said nursi efendimiz hazeratları yukarıda zikrettiğim kaynakta "Sonradan, Kur'an’da 'LÂFZULLAH' ın tevâfukundan çıkan bir lem'a-i i’câzı gösteren yaldız ile bir Kur'an yazdırıldı." buyuruyor. yani bu, ALLAH celle celalühün saidi nursi efendimizin katibi olan hüsrev vasıtasıyla yazdırdığı tevafuklu kurana işaret ediyor.
saidi nursi efendimiz kuranın tevafukatını önemsiyor. ve ALLAH katından olmadıkça kağıda dökülme şeklinin bile isabetsiz olacağını bildiriyor.
saidi nursi efendimiz hazeratlarının asay-ı musa kitabının meyve risalesi bölümünde belirttiği bir husus daha da dikkate alınmalıdır. burada şu cümle geçmektedir: "(Kur'an’ın) Asr-ı Saadetten beri böyle hârika bir sûrette mu’cizeli olarak yazılmasına hiç kimse kadir olmadığı halde Risale-i Nur’un kahraman bir kâtibi olan Hüsrev’e "yaz!" emir buyurulmasıyle, Levh-i Mahfuzdaki yazılan Kur'an gibi yazılmıştır."
işte bu önemlidir. çünkü kuranın sahifelere tanzimi kişilerin insafına terkedilemez. kuran, ancak onun levhi mahfuzda bulunan süretini görmüş olan saidi nursi efendimizin şahsına, oradan da onun himmeti ile katip hüsreve "yaz" emri verilmesiyle en tevafuklu şekilde yazılabilirdi.
tüm üyelerimiz taktir edecektir ki kuranın manası, tevafuklu ve mucizeli olmadıkça bişey ifade etmez. kurandaki hurufatın denk gelişlerini yani tavafukunu görmeden ona inanmak gerçek iman sayılabilir mi?
iman ancak mucize görmekle kemale ererse, bunun en kolay yolu mucizeli kuran almaktır.