Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Muhabbet > Din ve İslamiyet

Din ve İslamiyet Dini bilgiler, bilmemiz gereken her şey bu bölümde...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-13-2008, 13:09   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
nisacan kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2007
Şehir : Ankara
Yaş: 22
Mesaj: 1,500
Rep Gücü: 1146
Rep Puanı : 114481
Rep Seviyesi: nisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstarnisacan Repstar
Varsayılan Tatlı Çile





Mekke zıtlıklar ülkesi olmuştu… Güller ve dikenler… Güzeller ve çirkinler… Müslümanlar ve müşrikler… Aydınlar ve karanlıklar… İyiler ve kötüler… Upuzun bir zıtlıklar zinciri oluşmuştu Mekke’de. Bunca olumsuzluklara rağmen, çok güzel şeyler de oluyordu tabiî. Güzel’in güzelleri her gün yepyeni güzelliklere vesile oluyorlardı çünkü… Çirkinlikler güzelliklere dönüşüyordu. Dikenliklerden boy boy güller filiz veriyordu. Güllerden yeni güller oluşuyordu. Hem de rengârenk… Her gül tek başına gül olarak kalmıyor, gülistan oluşturma çabasına giriyordu. Bunlardan biri de Hazret-i Ammâr bin Yâsir idi…

Yâsir, babası; Sümeyye, annesiydi onun. Bir de Abdullah adlı kardeşi vardı Ammâr’ın. Mekke’de köle oğlu köle olarak doğup yetişen Ammâr, güzel ahlâkı, zekâsı ve çalışkanlığı ile çevresinde çok güzel bir yer edinmişti. O dönem, her şeyin çığırından çıktığı bir dönemdi. Her şeyin aslı astarı bozulmuştu. Hem öylesine ki, neyin doğru neyin de yanlış olduğu anlaşılmayacak bir hâle gelmişti. İşte böyle bir dönemde ALLAH Teâlâ Hazretleri kullarına yine rahmet elini uzattı. Son Peygamber olarak Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i görev¬lendirdi.

Kısa süre içinde Ammâr da duydu bunu. Olayı çok merak etmesine rağmen, bir türlü gidip de görüşme fırsatı bulamadı. Fakat işler öyle güzel gelişti ki, Ammâr kendini Hazret-i Erkam’ın evinin önünde buldu. Peygamber Efendimiz’in burada olduğunu öğrenmişti. Kararlı bir edayla sağına-soluna dikkatlice baktı. Suheyb bin Sinan da oradaydı. Birbirlerini çok severlerdi. Ona olan güveni ile sordu.

“–Burada ne yapıyorsun?”

Suheyb de dikkatli davranarak, soruya karşı soruyla cevap verdi.

“–Ya sen ne yapıyorsun burada?”
“–Ben içeri gireceğim ve Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile görüşüp O’nu dinleyeceğim. Açıkçası Müslüman olmaya geldim ben!”
“–Ben de aynı maksatla geldim buraya.”
“–Haydi öyle ise!..”

Büyük bir heyecanla beraberce içeri girdiler. Peygamber Efendimiz ile görüştüler. Konuştular. Hiç tereddüt etmeden Müslüman oldular. Peygamber Efendimizle görüşmek, konuşmak; O’nunla aynı havayı teneffüs etmek bir başka havaya sokmuştu Ammâr’ı. Öyle ki, O’nun yanından ayrılmak istemiyordu artık. Bu yüzden akşama kadar orada kaldı. Akşam karanlığı basınca, Peygamberimiz’in isteği üzerine evine dönmek için kalkıp dışarı çıktı. Ama gönlü de aklı da orada kalmıştı…

Herhangi bir köle Ammâr olarak gitmişti oraya. Oradan da, dünya ve âhiret saadetine vesile olacak bir güzellikle, Hazret-i Ammâr -radıyallâhu anh- olarak dönmüştü. Îmanın nûru, İslâm’ın güzelliği yüzüne yansımıştı. İçini tarifsiz bir huzur kaplamıştı. Ne yaptığının farkındaydı. Nasıl bir yola girdiğini çok iyi biliyordu. Îman ile beraber neyi kabul ve tasdik ettiğini, neyi reddettiğini ve neleri karşısına aldığını da biliyordu.

Büyük dâvânın büyük adamıydı artık o… Peygamber Efendimiz’i, Peygamber olarak ilk defa Dâru’l-Erkam’da görmüştü. Kur’ân ile ilk defa orada karşılaşmış, ilk defa orada hem de en yetkili ağızdan dinlemişti. Âyet-i kerîmeler damarlarında kan gibi dolaşmaya başlamıştı.

Tabir yerindeyse kirli-paslı girmiş; pırıl pırıl, tertemiz bir şekilde çıkmıştı oradan.Bütün dikenlerden sıyrılmış, her şeyi ile Gül’e yönelmişti. Saçından tırnağına kadar her şeyinin çok ciddî bir şekilde değiştiğinin farkındaydı. Lezzetlerin en lezzetlisini tatmıştı. Huzurların en huzurlusuna can atmıştı… Yepyeni bir hayata merhaba demişti artık… Güzele yönelen güzelleşirdi… Güzel insan güzel işler yapardı…

Hazret-i Ammâr -radıyallâhu anh- güzel atılımlara evinden başlayacaktı. Evine doğru giderken, bu heyecan iliklerine kadar işliyordu. «Ben Müslüman oldum!» diyecekti. «ALLAH ve Rasûlü’ne îman ettim!» diyecekti. Sonra da büyük bir heyecanla; «Sizleri de Müslüman olmaya davet ediyorum!» diyecekti…

Bu o kadar kolay mıydı peki? Evdekiler ne diyeceklerdi bu işe? Yanlış da olsa, yıllardan beri kökleşmiş, kemikleşmiş inançlarından ayrılabilecekler miydi? Bütün sır ince bir hakikatte gizliydi; İslâm’ı en güzel bir şekilde yaşamak. İslâm ile mutlu olamayan, İslâm’ın mutluluk reçetesini anlayamazdı; anlayamayan da anlatamazdı tabiî. Anlatmak için, önce çok iyi anlamak ve sonra da örnek bir şekilde yaşamak gerekiyordu.

Hazret-i Ammâr -radıyallâhu anh-, bunun tatlı çilesini çekmeye başlamıştı artık…Biz de, İslâm’ı ciddî bir şekilde öğreneceğiz, anlayacağız, bütün incelikleriyle yaşamaya çalışacağız, örnek olacağız ve anlatacağız inşALLAH… Peygamber Efendimiz böyle buyurmuştu çünkü… -Sallâllâhu aleyhi ve sellem…


Âdem SARAÇ






гคzเєl
nisacan Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 13:46.


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207