![]() |
|
|
|||||||
| Din ve İslamiyet Dini bilgiler, bilmemiz gereken her şey bu bölümde... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Cami’us-Sağir bir hadis kitabıdır. Bu kitabın 5’inci cildinin 319’uncu sahifesindeki 7448 No.lu Hadis-i Şerifi gelin hep birlikte okuyalım. Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselâm (mealen) buyururlar ki: “Eğer Allah’ı hakkıyla tanısaydınız, duânızla dağlar yerinden oynardı.” Bu beyan inancın ne büyük bir güç olduğunu gösteriyor. İman, inancın en güçlendirilmiş düzeyidir. İşte imanın, insan üzerindeki etkisi bu kadar büyüktür. Sağlam bir imana sahip olabilirsek, yer yüzünde neler olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? O halde, kuvvetli bir iman nasıl tecelli eder? Bunun üzerinde duralım: Müslüman olmak isteyenden dinimizin istediği Kelime-i Şahadet getirmesidir. Bu kelimeyi dil ile ikrar (söylemek) kalbiyle de tasdik etmek, Müslüman olmak isteyenden istenen budur. Allah’ın istediği budur. Bu kelimenin bir de mânâsı var. Bu mânâyı da kalbimiz tasdik edecek. O halde, imanımızın asıl karargahı dilimiz mi, kalbimiz mi? Kalbimizdir. Dudak çalışmayabilir. Bir insanın dili olmayabilir, mevcut dil vazife yapmıyor olabilir. Bu, dilini kullanamayan insanlar eğer imanın vazgeçilmez şartı dili ile ifade etmek olsaydı bunlar imansız olurlardı. Demek ki kalb çok önemli. İman, kalbe oturacak... Kalbe oturduktan sonra dudakta olmanın mânâsı olur. Bir kişi Kelime-i Şahadeti dudağında yüz sene bekletse de kalbine oturtmasa mü’min olamaz. Çünkü iman kalbe oturmuşsa vardır; oturmamışsa yoktur. Münafıklar Peygamberimiz Efendimiz’in hemen arkasında namaz kılıyorlardı. Hem de sabah namazında 365 civarında idiler. Bunlar dudaklarıyla Kelime-i Şahadeti söylüyorlardı. Ama bunların hepsi münafık idiler. Demek ki, iman, kalbe oturacak. İman, 1400 küsur sene önce nasıl anlatılmış, nasıl Kur’ân’a yerleştirilmiş ise, bugün de değişiklik olmadan gelmiştir. 1400 küsur sene önce Ebu Bekir Sıddık, Kelime-i Şahadeti söylüyordu. Biz de aynı şeyi bugün söylüyoruz. Değişiklik var mı? Bir Sıddık-ı Ekber’i düşünün bir de bugünkü Müslümanı... Kelime aynı olduğu halde neticesi aynı değil. Sebep kalbe oturup oturmadığı şüphesi var. Çok mühim... “Velba’sü ba’de’l-mevt= Öldükten sonra dirilmek vardır, olacaktır, haktır” inancı günümüzde Müslümanların kalbine oturmuş mudur? Eğer oturmuş olsaydı Müslümanlar bir lokma haram yiyemezdi. Öldükten sonra hayatının hesabını vereceğine gerçekten inanan bir insan, inanmış olsaydı tüccarsa böyle olur muydu? Kimseyi aldatmazdı. Demek oluyor ki, günümüz Müslümanlarının birinci problemi imanın kalbe yerleşememesidir. Bütün sıkıntılarımızın tek sebebi budur. Çünkü, cennet amellerin karşılığı değildir, imanın karşılığıdır. Allah’ın insanlara vereceği cennet imanın karşılığıdır. Ameller imanı kuvvetlendirir veya zayıflatır; hatta yok edebilir. Amelin de önemi bu zaviyedendir. Bir misal verelim: 80 yaşına girmiş bir gayr-i müslim Allah hidayet nasip etse, Kelime-i Şahadet getirip Müslüman olsa; akabinde de “evime gideyim, boy abdesti alayım, gelen vakte hazırlanıp namazımı kılayım” dese, giderken yolda trafik kazası geçirip ölse, Müslümanların inancına göre bu adam ahirette doğrudan doğruya cennete gidecektir. Hesap sual falan yok. Peki 80 yıllık pislik hayat ne olacak? Allah (CC) o imanın üstünlüğü sebebiyle günahlarının hepsine kalem çekecektir. Adam secde etmeye fırsat bulamadan gitti. İman onu cennete ulaştırdı. En büyük problemimiz iman; bu gün “inandım” diyen Müslümanların kalbine oturmuş mudur? Sorgulamamız lazım. |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: iman |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|