![]() |
|
|
|||||||
| Din ve İslamiyet Dini bilgiler, bilmemiz gereken her şey bu bölümde... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Masonluk Ve Din
Masonluk aleyhinde günümüze kadar yazilan eserlerde, masonlarin "dinsiz" ve "din düsmani" olduklari israrla vurgulanmistir Masonlar ise her vesileyle bu iddialarini yalanlamis, kendilerinin bütün dinleri kabul ettiklerini, hatta ateist olanlarin masonluga alinmadigini, locaya kabul sirasinda ise üç mukaddes kitabin da bulundurulup yemin töreninin öyle gerçeklestirildigini ifade etmislerdir![]() Masonlarin din hususundaki görüsleri çesitli basliklar altinda ele alindi Bu konuda kullandigimiz bütün belgeler ise, sadece kendi dergilerinden ve üstadlarinin kaleme aldiklari eserlerden seçilmis, böylece hiçbir spekülasyona yol açmamaya dikkat edilmistir![]() "KAİNATIN ULU MİMARI" NE DEMEKTİR? "O halde mabedimizi tetkik edersek, kendimizi tetkik edersek "Kainatin Ulu Mimarina" gideriz Ve görürüzki, kainatin Ulu Mimari kendimizin içindedir "Mimar Sinan Dergisi Yil; 25 Sayi: 27-28 Sf:40 Gerek inceledigimiz yayin organlarinda, gerekse piyasada yer alan eserlerinde, masonlarinK · U · M · (Kainatin Ulu Mimari) veya Sa · Az · K · (Sani-I Azim-I Kainatin Ulu Yaraticis) sembolleri bahsettikleri bir Kavramlari vardir Bu sembol bizlere ilk bakista, Islam diniyle sifatlarini ve isimlerini bildigimiz Yaraticimiza, masonlarin da aynen inandiklari intibaini verir Gerçekte ise masonlarin ilah telakkisi çok farklidir![]() Inandiklari bu varlığın özelliklerini önce kisaca özetliyelim; Insanlar Kainatin Ulu Mimarina "tabiat", "Kainat", "enerji" gibi isimler vermekte serbesttirler, O ise insanlarla irtibat halinde degildir, peygamberi yoktur mukaddes kitap yollamaz, din göndermez, din gününe sahip degildir, levh-I mahfuzu, cenneti, cehennemi, melek ve seytan yoktur,O bir mefkure (ideal)dir Adeta felsefi bir kavramdir Kesin olan bir husu varsa, o da Kainatin Ulu Mimari'nin, Kur'an-I Kerim'le bize kendisini tanitan, Islam akaidindeki sifatlari ile iman ettigimiz Allah cellecelaluhu olmadigidir![]() "Ölümlü Bilim"in Reddetmediği Mimar: Ilk iktibasi mason üstadlarindan Dr Selami Isildag'in "Masonluk Bir Ahlak Okuludur" adli kitabindan yaparak "Kainatin Ulu Mimari"ni tanimaya baslayalim;"Bu evrenin bir mimari vardir Buna Tanri, Allah, Total enerji (Kudreti Külliye) Salt güç (Kudreti mutlaka), Kutsal güç (Kudreti ulviye), Doga, Evren![]() ![]() denilebilmektedir Bizce bu güç, ulu ve yüce'dir ve "Evrenin Ulu Mimaridir" Inkar edilemez (yadsinama), nitelendirilemez (tavsif edilemez) Olumlu bilim, akil, bilgelik, mantik bunu red edemez![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Burada bir açiklama yapmak sterim: Olumlu bilim; Doga, toplum ve insana özgü (ait) olaylarin, gözlem (müsahade), inceleme (tetkik), deneme (tecrübe), olaylari çogaltarak, ayni islemleri yineleme (tekrar), sonucu anlatma, tartisma ve elestirmeden ve bilimsel yasalarin bulunmasindan dogar Bu bilimsel eylemlerden geçmeyen bütün düsünü ve inançlar, bize göre dogmatiktir, bos inanç (batil)dir Olumlu akil da, olumlu bilimden ve onun sonuçlarindan baska bir sey benimsenmeyen akil (akli selim, sagduyu)dur "Masonluk Br Ahlak Okuludur Dr Ilk bakista makul gibi gözükan bu izahlardan az bir dikkatle su neticeleri çikarabiliriz: Selami Isildag Sf:13a) Enerji, Kudret, güç, doga gibi kelimelerin siralanmasi ile mana karmasasi meydana getirilip asil maksat gizlenmistir "Allah" yaraticinin zatinin ismi olup has (özel) ismidir Allah Teala enerjiyi yaratmistir, fakat kendisi için "total enerji" denemez Modern fizigin son izahlarina göre "madde yogunlasmis enerjidir " Yaratici için "enerjidir" dendigi anda yaraticilik maddeye verilmis olur ki, materyalist felsefenin izahlari kabullenilmis demektir Nitekim "doga, evren" tanimlamalari da bizi ayni sonuca götürmektedir b) Yazara göre bir düsünün ve inancin kabul edilebilir olmasi için su bilimsel eylemlerden geçmesi gerekir: Gözlem, inceleme, deneme, yineleme, sonucu anlatma, tartisma, elestirme ve yasalarinin bulunmasi Buna göre diyebiliriz ki; Yaratici eger bu kistatslardan geçiyorsa, ona zaten yaratici denmez Çünkü yarattiklari için geçerli metodlar kendisine de tatbik edilmistir Sonuçta sunu diyebiliriz: Dr Selami Isindag, müslümanlarin anladigi manada degil de batil felsefelerin ileri sürdügü anlamda, yaraticiligi süpheli bir kavarami örtülü olarak ileri sürmektedir Yukaridaki sonuçlari ispatlayici mahiyetteki fikirlere Selami Isindag'in baska bir eserinde, daha net sekliyle rastlamaktayiz "Masonluk Allah telakkisine olan inanç, bütün kainata ait külli bir kudret seklindedir Bundan dolayi Allah, masonlukta alemin, kainatin Ulu Mimaridir Buna tabiat da denebilir![]() Otuzuncu Derece Rituelinin Tetkiki (Türk Mason Dergisi Gerçek Aeropaji) Dr Selami Isindag Gün Matbaasi 1966 Sf: 41Masonluk, Allah yani Kainatin Ulu Mimari inancinda çok akli ve ilmidir Çünkü daha evvel zikredilen Allah tavsiflerinin götürecegi bedihi istikametten de anlasilacagi gibi, yirmi dokuzuncu derecede Allah, tabiat kuvveti ve hakiki kemalden dogan "mutlak ilim" olarak gösterilmistir Yani Allah fikrinde, biri tabiat kuvveti digeri hakiki kemal olmak üzere iki unsur kabul edilmistir Bu takdirde Allah'in herseyi meydana getiren ve kainati ihata eden "Enerji" oldugu tahakkuk etmistir![]() (A Meselenin MADDE çerçevesinde mütalaa edildigi burada daha sarih bir sekilde görülmekte g e Sf:54) "Kainatin Ulu Mimari" tabiat kuvvetlerini yaratan degil, aksine bu kuvvetlerden mütesekkil bir güç olarak izah edilmektedir Bu durumda yaraticiligin (herseyin ilk sebebi olma da diyebiliriz) maddeye verildigi, bunun tabii sonucu olarak Allah (c c )a "tabiat" veya "enerji" dendigini görüyoruz Bu batil inancin materyalist felsefenin kamufle edilmis sekli oldugu söylenebilir![]() Masonlarin bu inanç paralelinde, materyalizm bir diger tezini de savunduklarini müsahade ediyoruz: Maddenin ezeli ve ebedi (bassiz sonsuz) oldugu iddiasi ![]() Ezeli ve Ebedi Maddenin Doğurduğu "Ulu Mimar" "Allah mefhumunu saf ilim ve akil yolunda alan Masonluk, dinlerin malik olamlari icabeden vasiflari hakkinda da, buna uygun bir görüs tarzina sahiptir Filhakika mevcut dinlerin hepsine saygi göstermekle beraber, onlarin esas prensiplerinden biri olan "ruhun ölmezligi" inancini, reddetmis Daha birinci derecesine, herseyin maddeden dogdugunu ve maddeye avdet ettigini, bizden kalacak yegane seyin hakiki mahiyetimiz ve olgunlugumuzun hatirasi oldugunu söylemesi bunun delilidir "Otuzuncu Derece Rituelinin Tetkiki Masonluga yeni girmis bir sahsin dini görüslerinin daha 1 (Türk Mason Dergisi Gerçek Aeropaji) Dr Selami Isindag Gün Matbaasi 1966 Sf 54 Dereceden itibaren nasil tashih edilmeye baslandigini görüyoruz Dine saygi görünüste devam etmekte fakat materyalist egitime de hemen geçilmektedir![]() Çünkü Masonluk; evrenin ulu mimari mefhumunu, mutlak bilgi, Kemalin son asamasi ve total enerji olarak telakki etmistir Evrende bulunan herseyin belirli ve ayni atomlardan olustugu ve bunun toplam olarak total enerjiyi meydana getirdigini, gerçekte kaybolusun olmadigini, ancak degisme ve atomlarin dolasimindan söz edilebilecegini ileri sürmekle çagdas bilimsel gerçeklere dayanmistir Bu gerçekleri kendine prensip, doktrin, ögreti ve iman olarak almistir![]() Mason dergisi, Sayi:82/5-1971 Sf:20 Maddenin ezeli ve ebedi olmadigi, bir baslangicinin ve sonunun oldugu bütün bilim adamlarinca kabul edilmektedir "Madde Ezeli Degildir" Bölümünde bu konu izah edilmistir![]() "Masonluk madde ve kudretin tahaffuzu nazariyesini, kudretin kayip olmayip ancak tehavvül ettigini ve her hadisei hayatiyetinin bir devir oldugunu, Kudertin madde gibi ezeli ve ebedi oldugunu kabul etmis; ![]() ![]() Büyük Sark Ikinci Kanun, Subat 1934 No:14 Sf Sürekli olarak Allah'tan (c 21 c ) bahseden masonluk, aslinda materyalisttirler Allah'in varligina inanmazlar Bu aldatıcı felsefeyi benimseyen masonlar, materyalistlerle ayni görüsleri paylasirlar![]() "Materyalizm dünyanin ezeli ve ebediligini (öncesiz sonrasizligini), Tanri tarafindan yaratilmis olmadigini ve de zaman ve mekanda sonsuzlugunu kabul eder "Materyalist Felsefe Sözlügü Sosyal Yayinlar Sf:326 "Maddeye dialektik materyalizm tarafindan izafe edilen özelliklerden bir baskasida onun zaman ve mekan içindeki sonsuzlugudur Bu düsünceye dialektik materyalizmin tam manasiyla bir mevzuasi (kabul edilmis esasi)demek yerindedir "Bugünkü Sovyet Ideolojisi Gusstav A Marksist ideolojinin yayginlasmasinda önemli bir yeri olan George Plitzer ise bu hususu söyle dile getirmekte: Wetter Kültür Bakanligi Yay 233 Sf:54"Iste felsefenin temel sorunu budur ![]() Böyle bir sorunun, soruyu ne sekilde sorarsak soralim, ancak mümkün iki yaniti olabilir ![]() Ya madde (varlik, doga) basi sonu olmayan, sonsuz ilk'tir, - ve ruh (düsünce , bilinç) bundan türemistir ![]() Ya da ruh (düsünce, bilinç) basi sonu olmayan, sonsuz ilk'tir, - ve madde (varlik, doga) bundan türemistir ![]() Iste birinci yanit, felsefi materyalizmin temelini olusturur ![]() Felsefenin Tmel Ilkeleri George Politzer Sol Yayinlari Sf:168 "Kainatin Ulu Mimari" Tabirini Ortaya Atmaktaki GayeleriTahmin edilecegi gibi, masonlarin açik bir sekilde Allah'i reddetmeleri tepkilere yol açacak ve yayilmak istedikleri çevrelerden soyutlanmalarina sebep olabilecektir Bu durumda, kendi tabirleri ile "formüller" ortaya atarak itikada dayali Allah inancini dolayli yoldan reddetmek, masonik çalismalar açisindan daha verimli olmaktadir![]() Asil maksatlarinin bir kavram kargasasi meydana getirmek oldugu söylenebilir Dergileinde bu hususu ispatlar mahiyetteki ifadelere rastlamak mümkündür:"Sizler Allah'I, kader, tabiat, kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun temayülüne, inanç ve idrakiniza göre herhangi bir isimle adlandirabilirsiniz" Mimar Sinan 1982- S: 45 Sf:34 "Allah tabiri yerine 'yaratici bir prensip' tabirini ikame ederek herkesin diledigi sekilde izah ve tefsir edebilecegi "Ka · U · M · 'rı formülü etrafinda toplanmislardir "Büyük Sark 1934 No:17 Sf:14 YARADILISI REDDETMELERI VE EVRİM İNANCI:Bilimsel hiç bir özelligi olmadigi halde kamuoyunda halen tartismalara neden olan Evrim Teorisi Türkiye'ye ilk defa Masonlar tarafindan sokulmus ve bilimsel bir görünüm verilerek Din aleyhinde kullanilmaya baslanmistir Konu ile ilgili Mimar Sinan Dergisinin izahi su sekildedir:"Bizde de Osmanli Imparatorlugu sinirlari içinde Ahmet Mithat Efendi'nin (*) 1873 yilinda kendi çikardigi "Dagarcik" dergisinde "Dünyada Insan Zuhuru" adli kisa makalede Lamarck'in "Dönüsüm" teorisine dayanarak insanin maymundan türedigini bildirmesi üzerine Istanbul din bilginlerinin tepkisine yol açti "Mimar Sinan Dergisi Sayi:39, Sf:38 Masonlar Evrim teorisini kabulle yetinmeyip, bunu topluma da yayma ve benimsetmenin en büyük görevlerinden biri oldugunu söyle ifade etmektedirler![]() "Hepimize düsen en büyük insancil ve Masonik görev, olumlu bilim ve akildan ayrilmamak bunun "Evrimde en iyi ve tek yol oldugunu benimseyerek, bu inancimizi inasnlar arasinda yaymak halki olumlu bilimlerle yetistirmektir "Türk Mason Dergisi Sayi:25-26 Mart 1977, Sf:59 19 yüzyilda en sistemli seklini, DARWIN'in teorisiyle bulan Evrim düsüncesini günümüzde hala bir teori olma vasfini korumaktadir Darwin'in ileri sürdügü sekliyle kabulünün imkansizligi anlasilinca birçok revizyona maruz kalan evrim teorisi, aleyhindeki bütün ilmi verilere ragmen bir Kanun gibi takdim edilmektedir Diger bahislerde de görülecegi gibi masonlar, yaratilis mevzuunda Kur'an ayetlerini cephe almislar, körü körüne baglandikalri evrim teorisini kanun gibi ielri sürmüslerdir Geçersizligi artik ilmen kesinlikle anlasilmis olan hususlari, teorinin lehinde deliller olarak ileri sürebilmislerdir Masonlarin evrimi savunan izahlari çok afzladir Bu sebeple meseleye degisik yönleri ile ortay koyan izahlaradn bir kaç örnek vermekle yetinilmistir (Evrim ile ilgili bilimsel cevaplar EVRIM TEORISI ve GERÇEKLER bölümümde verilecektir ) Teoriyi Kanun Gibi Takdim Gayretleri: "HAYATI OLUSUN VE TEKAMÜL GERÇEKLERININ TEMEL KANUNU: ![]() ![]() ![]() Bu görüse göre Lamarck ve Darwin Jeoloji, Paleontoloji, Embriyoloji, Anatomi ve belgelere dayanarak ispat ettiler ki, bütün canli varliklar bir hücreden baslayarak en az yüzmilyon yil süren bir zaman içinde Lamarck'a göre ortama uyarlik ve kalitim; Darwin'e göre de hayat mücadelesi ve istifa ile morfolojik ve fizyolojik bir sürü tekamül basamaklarini asa asa, kaliptan kaliba geçe geçe bugünkü varliklar türeyip gelmistir "Mimar Sinan Mart 1968 S: 5 Sf:26 Modern biyoloji, biomatematik, genetik, paleontoloji, antropoloji vs bilim dallarindaki son gelismeler Darwin ve Lamarck'in görüslerinin geçersiz oldugunu göstermistir Evrim teorisinin bir ilim degil, inanç sistemi oldugunu, evrimci Mattews söyle ifade etmektedir![]() "Evrim düsüncesi Biyoloji'nin bel kemigini teskil eder Böylece biyoloji yaratilis hususunda özel bir pozisyonu olan ve ispatlanmamis bir teori üzerine bina edilen bir ilimdir Bu evrim teorisi bir ilim midir, yoksa bir inanç sistemi midir? Bu haliyle evrim teorisi bir ianaç sistemidir Çünkü delillere degil, kabullere dayanmaktadir INTRODUCTION TO THE ORIGIN OF SPECIES L Dine Karsı Darwinizm Harriosn Mattews 1971, XIHz Adem aleyhisselamin yaratildigina dair bir ayeti kerimede söyle buyrulmaktadir "Ey Insanlar, sizleri bir tek sahistan (Hz Adem'den) yaratan, o sahistan da esini (Havva'yi) vücuda getiren, ikisinden birçok erkeklerle kadinlar üreten Rabbinizden korkun ve günah yapmaktan sakinin " (Nisa Suresi:1)Masonlarin görüsü ise su sekildedir: "Bugün, artik en uygar ülkelerden, en geri kalmislarina kadar tek geçerli bilimsel Kuram Darwin'in ve onun yolunu izleyenlerinkidir Ama kilisede batmadi, diger dinlerde Yine dinsel ögreti olarak kutsal kitaplardaki Adem ile Havva efsanesi ögretiliyor"Mimar Sinan 1980, S: 38 Sf:18 Darwin'in evrim (tekamül) kurami (nazariyesi) dogada olusan pek çok olayin Tanri isi olmadigini gösterdi ![]() Mason dergisi Aralik 1976 Mart 1977 S: 25-26 Sf Materyalistler ise teori hakkindaki düsüncelerini masonlarinkinden daha cesur bir sekilde belirtmislerdir 14![]() "Darwin Evrim Teorisi, tabiata iliskin idealist görüslere öldürücü darbe indirmis ve Dialektik Materyalist görüsün temeli olmustur ""Materyalist Felsefe Sözlügü Sosyal Yayinlari Sf:149 "Darwinizm, Marksist felsefeyi destekleyen, gerçekligini kanitlayan ve gelistiren bir dizi gerçegi takdim etti Darwinist evrimci fikirlerin yayilmasi, toplumda bir bütün olarak Marksist düsüncelerin emekçi halk tarafindan kavranilmasi için elverisli zemin yaratti![]() ![]() Marks, Engels ve Lenin, Darwin'in düsüncelerine büyük deger verdiler ve bunlarin tasidigi büyük bilimsel öeneme isaret ettiler, böylelikle bu düsüncelerin yayginlasmasina hiz kazandirdilar "Karl Marx Biyografi Öncü Yayinevi Sf:368:54 Dine Karsı DarwinizmMasonlarin evrim teorisi ile ilgili yazilarini incelerken bir nokta dikkatimizi çekmektedir Her vesileyle "olumlu bilim" den bahseden bir tip doktoru, nasil olupda sahteligi kitabinin basim tarihinden 13 sene önce anlasilan bir kafatasini evrime bilimsel bir delil olarak gösterilebilmektedir Gerçekte bilimselligi kendilerine prensip edindikleriniiddia eden masonlar kafatasi sahtekarligi yapan C Dawson ile ayni sahtekarligi paylasmaktadirlar![]() Dr Selami Isindag sunlari söylemektedir:"Arastirmalara göre, XIX Asrin sonlari ile XX Asrin baslarinda Ingiltere'nin Sussax Kontlugunda ve Piltdown bölgesinde bulunan iskeletler, insan ile maymun arasinda bir taslak mevcuda aittir Bu taslaga, iki ayak üzerinde yürüdügünden (Ayakta duran insan maymun-Pitocantrus erektus) ismi verilmistir Yani evvela yüksek maymunlar, sonra da Tantativ Men ve sonrada insan, gelmis gibi görülmektedir "Otuzuncu Derece Ritüelinin Tetkiki Dr 1912 de sansasyonel bir haber olarak ilim dünyasina takdim edilen Piltdown admi'nin profesyonel bir sahtekarlik mahsülü oldugu ancak 41 sene sonra, 1953 Kasim'inda anlasildi: Meydan Larousse'un Piltdown bahsinde söyle denmektedir: Selami Isindag 1966, Sf:34Nihayet filuor metoduna dayanilarak yapilan son kronolojik arastirmalar kafatasinin ancak birkaç bin yillik oldugunu ortaya çikardi Orangutana ait çene kemigindeki dislerin ise suni olarak asindirildigi, fosillerin yaninda bulunan ilkel araçlarin, çelik aletlerle yontulmus adi birer taklit oldugu anlasildi Bu sahtekarligi yapan muhtemelen Dawson'dur"![]() Meydan Larousse Cilt 10 Sf:133 Diyalektik Materyalizme Olan SadakatlarıDiger hususlarda oldugu gibi, toplumun evrimi izahinda da materyalist izahlarla masonik izahlar arasinda tam bir paralelelik göze çarpmaktadir Marksist Felsefe'nin Kurucularindan Engels ile bir masonun asagidaki izahlarini birbirinden ayirt etmek imkansiz;"Bilinç, toplumsal bir üründür ve dil'e simsiki bagimlidir Dil olmaksizin bilinç de olmaz Çünkü dil baskalari için gerçeklesen partik bilinçtir Ön ayaklarin ellesmesi ve ellerin emekte kullanilmasiyla baslayan insanlasma, zorunlu toplumsallasma olgusundan geçerek, Dil-Bilinç olgusunu meydana getirmistir "Mimar Sinan 1982, S: 44 Sf:54 Engels'de kitabinin "Maymundan Insana Geçiste Emegin Rolü" adli bölümünde sunlari söylemekte:"Doga üzerindeki egemenlik, elin gelismesiyle, emek ile basladi ve her yeni ilerleme de, insanoglunun ufkunu genisletti ![]() ![]() Önce emek, sonra onunla birlikte dil, bir maymunun beynini etkileyen ve en öenmli iki dürtü bunlardir " Doganin Dialektigi Friedrich Engels Sol Yayinlari Sf:220,221 DİNLERİN EVRİM GEÇİRDİĞİ İNANCI:Masonlar, insanin biyolojik evrimine inandiklari gibi, dinlerin de toplumla beraber evrimlestigine inanirlar Bu inançlarina göre, ilkel insanlar (!) sebebini bilmedikleri tabiat olaylari karsisinda bu güçleri ilahlastirmis, belli nesnelere ilahlik isnad etmislerdir Zamanla ilah mefhumu soyutlasmis ve ialhlar da bire inmistir Masonlar tarihi bir seyir içinde gerçeklestigini zannettikleri dinler hakkinda ki bu tür bir inanisi kabul ederler "Biz bütün dinlere inaniyoruz" derlerken, aslinda onlari bu çerçeve içinde, reddedilmez bir sosyolojik gerçek olarak kabul ettiklerini ifade etmektedirler Oysa gerçekte, ilk insandan itibaren var olan, insanin kendi uydurmasi olmayip, vahiyle sabit tevhit akidesinin varligi reddetmeleri, birçok masonun Islam dinini kabul etmedigini bu yönden de ortaya koymaktadir Bütün peygamberlerin tevhid inanci getirdiklerine delil bir ayeti kerimede söyle buyurulmaktadir:"Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki, ona söyle vahy etmis olmiyalim: "Gerçek su ki, benden baska ilah yoktur Onun için bana ibadet edin " (Enbiya Suresi, 25)Materyalist tarih analayisinda ise Insanin Evrimi Kabulune Bagli Olarak dinin evrimi savunulmaktadir ![]() "Dinin belirleyici temel karakteristigi, tabiatüstü'ne inançtir Marksizim, Din'i, sosyal bakimdan sartlandirilmis, geçici bir fenomen olarak görür Uzun bir tarihsel dönem boyunca, insanlar din nedir bilmiyorlardi Din, Ilkel Komün sistemi'nin gelismesinin belirli bir evresinde, kavranilmayan bazi tabiat güçleri önünde insanin güçsüzlügünün bir yansisi olarak vücüt bulmustur "Materyalist Felsefe sözlügü Din Bahsi Sosyal Yayinlar Sf:112 Masonlar ise, dinlerin gecirdigi evrim sonucu insanlarin tek ilah fikrine nasil vardiklarini (!) söyle anlatmaktadir "Din: Ilkel insanlar, doga olaylarinin gücüne ve büyüklügüne bakarak doga üstü güce inanmis ve böylece ilkel dinler olmustur ![]() Türk Mason Dergisi Ocak 1951 S: 1 Sf: 8 Görülüyor ki, Goril tipi Cava adamindan ve bir milyon yildan beri inanç akimi süreci bakimindan gele gele tek Tanri kavramina ulasmis bulunmaktayiz "Mimar Sinan Dergisi 1983 S: 47; Sf:24 Bu hususta Cumhuriyet gazetesi ile masonlarin tam bir dayanisma içinde olduklarini görmekteyiz Cumhuriyet gazetesi kurucusu Yunus Nadi'nin de mason oldugunu hatirlatmakta fayda görüyoruz (Bkz Mason Gazeteciler Bölümü)Masonluk ve Din-2 VAHYİN ve PEYGAMBERLİĞİN İNKARI Isa, prensiplerini, bütün yukarda belirtilen fikirlerin kayanasarak yasadigi Güney Dogu Anadaolu ile Mezopotamya bölgesinden derlemedi mi? Muhammed Islamiyetin esaslarini ayni bölgeden ilham alarak tespit etmedi mi?" Mimar Sinan Dergisi Yil:4 S: 19 Sf:19 Bu izahdan, masonlarin, Islamin esaslarinin vahiy kökenli degil de çok zeki bir zatin bölge meselerinden ilham alarak getirdigi prensipler oldugunu ileri sürdükleri görülüyor Bir baska yerde ise söyle denmekte:"Incil'de açiklanan hakikatlarin devaminda kalmayi seçen, Islamin Peygamberi, Kur'an'in 'Kitaba Inanlar' diye tanimladigi kimselerle hosgörülük, dürüstlük ve hatta dostluk münasebetleri kurmaya çalismistir" Mimar Sinan 1977 S: 25 Sf:48 Peygamberler hakikatleri Allah cellecelaluhu'dan alirlar Oysa masonlar Peygamber Efendimiz aleyhisselam'in Incil'den ilham aldigini ve istedigi hakikati oradan seçip Kur'ani yazdigini ileri sürmekteler Üstad masonlardan Cemil Sena bu tür iddialari ispatlamak için sayfalarca yazdiktan sonra adeta kendince müslümanlari teselli mahiyetinde sunlari söylemekte: "Bu itibarla Hz Muhammed'in yüce mistik dehasinin gerçeklendirdigi büyük dinsel ve uygarsal devrimin kaynagi Tanrisal olmasa bile, onun kutsal büyüklügü asla küçülmez "Hz AYETLERI AÇIKÇA YALANLAMALARI: Muhammed'in Felsefesi Cemil Sena Remzi Kitabevi Sf:44Bu husuta bir örnek vermekle yetinecegiz Kur'ani Keim'i iftira ederek bir insan sözü olarak kabul eden masonlar, asagida görülecegi gibi, Allah'ın açık hükümlerini sözde yerel bir kültürün etkisiyle ortaya çıkmış kurallar gibi göstermeye çalışmaktadırlar Domuz etinin haram oldugunu bildiren ayeti kerimelerden birinde söyle buyrulmaktadir: "(Ey Resulüm) de ki: - Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyecegi arasinda, dedigimiz gibi haram edilmis bir sey bulmuyorum Yalniz haram olarak sunlar vardir: Ölü, yahut akitilan kandan, yahut domuz eti ki, o süphesiz bir pistir, yahut Allah'dan baskasinin adina bir fisk olarak bogazlanan Bununla beraber her kim bunlarda da çaresiz kalirsa, tecavüz etmememek ve zaruret miktarini asmamak üzere yiyebilir " (Enam Suresi, 145)Masonlar ise su sekilde düsünmektedirler: "Kybele'nin Bir de kocasi vardi ve o da Tanrilar'dandi Adi; Anis, Adon, Adonay veya Adonis idi Bitkisel hayatin mevsimlere göre canlanip ölmesini yönetirdi Her ilkbaharda dogar, kis baslarinda ölürdü Suriye toplumlarindaki inanca göre, Anis'i bir yabani domuz öldürdü Iste "Sami" irklarda domuz eti yemenin haram telakki edilmesi, Anis'i öldüren domuza karsi duyulan kin ve nefretten kalmis ve Islam dinine kadar gelebilmistir "Mason Dergisi S: 82/5 Sf:12 Bu iddianın asılsız ve saçma olduğu çok aşikardır Kuran"ı Kerim'de, o dönemin toplumlarında yerleşik olan pek çok yanlış inanç, gelenek, adet ve uygulama ortadan kaldırılmış, yerine hep Allah'ın insanlar için seçtiği güzel ahlak ve hak din hükümleri getirilmiştir Gerçek bu iken Kuran ile dönemin kültürleri arasında ilişki kurmaya çalışmak, sadece artniyetin ve cehaletin bir sonucu olabilir![]() Bu bölümle ilgili son sözü Kur'an-i Kerim'e birakiyoruz: "Yoksa, Kur'ani kendisi mi uyduru mu, diyor müsrikler? O halde söyle de: - Haydi onun gibi uydurma on sure getirin ve bunun için, Allah'dan baska gücünüzün yettiginide çagirin Eger dogru söylüyorsaniz, bunu yaparsiniz " (Hud Suresi, 13)"(Resulüm), simdi seni tekzip ettilerse (yalanladilarsa), senden önce o açik mucizeleri, hikmetli sahifeleri ve nurlu kitabi getiren peygamberlerde tekzip olundu " (Al-i İmran Suresi, 184)"Bir dinin tesirinden hala kendini kurtaramayan Masonik prensip ve hakikatleri kavrayamayan Masonlarin bol miktarda mevcudiyeti çok üzücüdür "Mimar Sinan S: 4 Sf:40 MELEKLERİN INKARIMeleklere iman hakkinda bir ayeti kerimede söyle buyrulmaktadir: "Peygamber (Aleyhissellam) ve müminler, Rabbinden kendine indirilene Kur'ana iman ettiler; hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarina ve peygamberlerine iman eylediler " (Bakara Suresi, 285)Bu hususta bir masonun görüsü ise su sekildedir: "Vermis oldugumuz bu kisa bilgiler bile, Melek denilen, peygamberler döneminden sonra artik kimseye görünmeyen sözde varliklarin, hemen bütün dinlerde, birbirine benzeyenn ya da birbirini andiran sembolik tasarimlardan ibaret olduklari anlasilmaktadir "Mason Dergisi S: 81/4, Sf:26 RUHUN ÖLMEZLİĞİNİN, AHİRET HAYATININ İNKARIRuh ve Ahiret hakkinda ayeti kerimelerde söyle buyrulmaktadir "(Ey Resulum) bir de sana ruh'dan (ruh'un hakikatindan) soruyorlar De ki; ruh Rabbimin bildigi bir istir ve size ilimden ancak az bir sey verilmistir " (İsra Suresi, 85)"Sonra Allah onu (seklini)düzeltip tamamladi ve bizzat kendi kudretinden ona bir ruh koydu Sizin için kulaklar, gözler, kabler yaratti (Allah'in size verdigi nimetlere karsi) sükrünüz pek az Bir de (kiyameti inkar edenler): "Arzda, topraga karisip kayboldugunuzda mi; cidden biz mi, yeni bir yaratilista olacagiz?" dediler Dogrusu onlar, Rablerinin huzuruna varacaklarini inkar eden kafirlerdir " (Secde Suresi, 9- 10)Bazi masonlarin ise bu hususta fikirleri su sekildedir: "Ruhun ölmezligi dogmasi, Tanri'nin varligi dogmasi kadar eskidir " Mimar Sinan 1977 S; 24 Sf:32 "Ölümden sonra hayat var mi? Insanoglu bu sorunun cevabini henüz vermis degil" Mimar Sinan 1977 S: 24 Sf:8 "Ruhun ölmezligine inanmak, imgeye (hayal) kapilmaktir "Mason Dergisi Ocak 1975 Sf:8 Beseriyet de RUH fikri, ölüm korkusundan, daha dogrusu birden bire 'YOK OLUSUN' kabul edilememesi, bu korkunun elem ve azabinin hafifletilmesi düsüncelerinden dogmustur "Türk Mason Dergisi 1965 S: 59 Sf:3036 "Tamamiyle rasyonalist ve pozitivist olan Masonlugun ölüm sonrasinda bir alem kabul etmesine imkan yoktur "Otuzuncu Derece Ritüelinin Tetkiki Dr Masonlar maddeden bagimsiz, metafizik manada bir ruhun varligini kabul etmemektedirler Selami Isindag 1966 Sf:39 Yukaridaki izahlar böyle bir maddeci zihniyetin yansimasidir Ilmi bir deger ifade etmemekte fakat masonlarin materyalist felsefeye olan bagliliklarini sergilemeleri açisindan anlam tasimaktadirlar Ruh hakkindaki masonik görüsler "Masonluk, Dialektik Materyalizm Iliskisi" adli bölümde karsilastirmali olarak tekrar ele alinmistir ![]() CENNET ve CEHENNEMIN İNKARI "Ve sonra kulli ve ilahi iradenin kabulü , daha birçok mistik inançlarinda kanulünü icap ettirir Bilinmeyen, müsahede ve isbat edilmeyen ahiret alemi, dinlerin kabulünü emrettigi bu mevhum alem, bunlarin arasindadir![]() Türk Mason Dergisi Ekim 1968 Sf: 3724 Burada, eger 'kulli ve ilahi' irade kabul edilirse, pesinden hangi inaçlarin gelecegi hatirlatilmis, görüldügü gibi cennet ve cehennem için "mevhum" (hayal mahsulü, var sanilan) tabiri kullanilmis, açikça reddine gidilmistir![]() "Ilahiniz tek bir ilahtir Ahirete iman etmiyenlerin kalbleri gerçegi idrak edici degildir Onlar, Allah'in birligine iman etmeyi kibirlerine yediremeyenlerdir " (Nahl Suresi, 22)"Insanlari Allah yolundan çevirenler ve o yolu egri (çarpik) bir hale getirmek isteyenler, iste onlar ahireti inkar edenlerdir " (Saffat Suresi, 45)KADERİN İNKARI Asil gayeleri kaderi terk etmek olan Masonlar "olumlu bilim" den ayrilmadiklarindan, bu inanisin de sebeplerine (!) inmisler, kendilerince açiklamaya çalismislardir: "Tesadüf diye adlandirilan olaylar insan yasaminda öenli yer tutar ![]() ![]() Bazi toplumlarda bu raslantilar 'alin yazisi' 'kader' gibi ilahi anlamlarla baglanmistir![]() ![]() ![]() Insan, dogal baskilarin etkisinden kurtulabilmek amaciyla kader ve tesadüfün mistik kurtariliciligina siginmayi rahatlatici bulmustur "Mimar Sinan Yil:4 S: 15 Sf:46-47 Görüldügü gibi masonik prensiplerin kabul ettigi hemen hemen hiç bir akaid bahsi kalmamistir (Kader hakkında ayrıntılı bilgi için bkz Zamansızlık ve Kader Gerçeği)Iste bütün bu özelliklere sahip bir haricinin (henüz mason olmamis, aday sahis) beyani ve kendisini imtihan eden masonlarin takdirini toplayarak, "Nuru Ziyaya" kavusmasi: "Muh Mah imizde niyabeten Teksiri icar edilen bir B miz bu suale karsi: "Benden bir vazife istiyebilecek bir Halik tanimiyorum!" cevabini almisti Imtihanlari esnasinda hep gayrete geldik, kendisini sikistirdik "Evet dedi, benim kainatta hüküm ferma olduguna kaanat ettigim Kudert'I Fatira insanlarla görüsüp konusmaz, kurallardan seçtigi vekiller vasitasiyla bana yazili kanunlar, kitaplar göndermez; benden vazife degil, yaptiklarindan hiçbir sey beklemez Insanlarin vazifeleri ancak nefislerine ve birbirlerine karsidir " Bu izahat üzerine hepimiz gayrete geldik, bu çok yüksek mefkureli biraderimizi Klisaya kurban etmekten kurtarmak için çok ugrasildi ve nihayet N ziyaya kavusabildi "Büyük Sark Subat 1932 No:45 Sf:21 Fakat masonlarin arasina herzaman "çok yüksek mefkureli" sahislar girmeyebilir Gerçimasonluk bünyesinde "yönlendirilebilir" nitelikte sahislar olmaya dikkat eder, fakat yönlendirilmekte direnen sahislar da çikarilabilir Bu iki husus masonlar tarafindan asagidaki sekilde dile getirilmektedir![]() Masonluk saliklerinden din, irk, mezhep, milliyet, felsefe ve siyasal kanaaat farkini evvela gözetmez, fakat sonra bunlarin Masonik prensip ve doktrinlere uymayan taraflarini yontmak ve gidermekle (Ham tasi yontmak, mikap tasi cilalamak) bu farklari ortadan kaldirarak ilim, akil ve hikmete tamamiyle intibak etmis arifler, hakimler meydana getirmek ister Fakat sonra bunlarda, Masonik ana prensiplere uygun, tahditler yapar Masonluk saliklerine, kendi doktrinlerine uyan bir karakter saglamak amacindadir ve Masonlugun bu doktrinler tarafindan meydana getirilmis prensipleri, sistemi ve özü vardir "Dr İSLAMİYETE KARSI TUTUMLARI Selami Isindag Masonik Dialog Sf: 16Masonik prensipler dogrultusunda bir din fikrine sahip olan, üst derecelerdeki üstad masonlar, hak din olan islamiyete karsi bilinçli bir sekilde cephe almaktadirlar Sadece üyelere mahsus bir brösürde "Büyük Üstad" söyle seslenmekte: Medreseler, minareler yikilmadikça, yani skolastik düsünceler dogmatik inanislar ortadan kalkmadikça fikirlerdeki esaret vicdanlardaki izdirap da kalkmayacaktir " Ülkü Muhterem Mahfili Nesriyati 1952-53 seneleri çalisma Raporu, Süha Selçuk Basimevi, S: 12-13 " ![]() ![]() ![]() Nasil ki Meclisi Millide, hiç münasebet almadigi halde camiin siralarindan yükselen ezan sesi: Ben yasiyorum, ölmedim, ölmeyecegim diyen onun "Essela"sindan baska bir sey midir? Memleket münevverlerinin samiasini tahris eden bu ses, hepimize ikaz ve basiret vazifesini ihtar eden bir sayhadir " [BÜYÜK ÜSTAD HAYDAR ALI KERMEN HATIRASI" Dinleyici sirlarindan yükselen ezan sesinin masonlara azap verdigini müsahede etmekteyizBrosürü - Birlik Tek ![]() ![]() Muh![]() ![]() Mahfili Yayini - 1949 - No:1, sf:10] "Ben yasiyorum, ölmedim" diye bahsedilen ise Islam dinidir ve masonlarin öldüremedikerinden yakindiklari "Essela" yani namaza davet de dinin en önemli sembollerindendir Ayni sekilde, masonlarin günümündeki materyalistler de Islama düsmandir Her defasinda basa geçtikleri zaman Islamin ahkamini kaldiracaklarini ifade etmektedirler Cumhuriyet Gazetesi yazarlarindan Yalçin Küçük söyle demektedir: "Okul ve resmi dairelerdeki cami ve mescitlerin tümünü kapatacagimizdan kimsenin kuskusu olmasin ![]() ![]() Sosyalist hükümetimizin ilk sahasinda minarelerdeki tüm hoperlörleri sökecegimizi simdiden açiklamakta yarar buluyorum"[Yalçin Küçük - Yeni Gündem -3-9 Mayis 1987, sf 31]"En feyizli, en verimli devrini Türkiye Cumhuriyetinin sinesinde yasamakta olan Türk Mas ![]() ![]() lugu, milli inkilaplarla hemahenk bir sekilde yükselebilmek için eski devirlerin taassubuna, cehalete, zulmete karsi kendisini muhafaza maksadile büründügü zirhlardan, engellerden, bu itila ve inkisafa mani bulunan agirliktardan ve zincirlerden artik kurtulmak vaziyetine gelmisti hala korkulu rüyalar görmek, hala (Ya hafiz) levhalarinin efsaneli ve efsunlu gölgelerine siginmak bu terakki ve tekemmül asrinda hiç de yakisik alamazdi " [BÜYÜK SARK -Eylül "Zirhlardan" kurtulma safhasinda masonlarin attiklari seylerin basinda "efsaneli ve efsunlu" yani masal ve büyülü "Ya Hafiz" levhalari gelektedir Tesrini evvel - 1923 - No:12, sf:22] Daha açik bir ifadeyle, MASAL yerine konulan Allahu Tealanin güzel isimlerinden olan "Hafiz = Esirgeyen, koruyan" ismidir bu baslica engel (!) Masonlar, bölüm boyunca özetlemeye çalistigimiz din hakkindaki bu görüslerini basina yansitmamaya özen gösterirler Nitekim, Nokta dergisine bu hususta verilen cevap söyledir:"Nokta: Toplumda "masonlar dinsizdir" diye bir kani var? MülküS: Evet, o çok ters bir müsahade, yanlis, tamamen yanlis bir müsahade Biz bir kimseyi mason olarak aramiza kabul edebilmek için ön sart Allah inanci arariz Yani yüce bir kudrete inanmayan bizim için mason olamaz ama bu Hiristiyan olabilir, Musevi olabilir Müslüman olabilir ama mutlaka bir inanci olmalidir, yani ateist ise biz onu almayiz "[NOKTA, S: 40, Sf:31] Bu cevap, masonlarin din deyince ne anladiklarina baglidir Hiç süphesiz masonlar arasinda, gerçek manada dindarlar bulunabilir Bu sahislar, mahiyetini tam olarak bilemediklerinden mason olmus olabilirler Fakat nüfus cüzdaninda `Islam' yazan ve kendisinde "Islamiyeti kabul ediyorum" diyen bir mason, eger Onu, sadece sosyolojik bir olay ve bir sahsin ideolojisi olarak görüyorsa, ayrica, Kur'an-i Kerim'in izahlarinin (muhtevasinin), masonik yayinlarda yazilan ve yukarida inceledigimiz gibi tesekkül ettigine inaniyor ve iddia ediyorsa, sehadetinin manasi olmadigi açiktir Nitekim, Kur'an-i Kerim, mümin ve inkarcı arasinda bir üçüncü zümrenin tarifini yapar ki, zahiren "kabul ettik" diyen bu sahislar, aslinda gizli olarak bütün ahkami (Kuran hükümlerini) çürütmeye çalisan münafiklar toplulugudur Bu hususa delil bazi ayet-i kerimelerde söyle buyrulmaktadir: Insanlardan bir kismi vardir ki, biz Allah'a ve kiyamet gününe inandik derler Halbuki onlar, iman edenlerden degillerdir " (Bakara Suresi, 8)Kalblerinde bir hastalik olanlarin ise, bu süreler, küfürlerine küfür katti ve kafir olarak ölüp gittiler (Tevbe Suresi, 125)Bu kötü halleri sundan: çünkü onlar görünüste iman ettiler, sonra (Kalbleri ile) inkar ettiler Bu yüzden kalbleri mühürlenmis de artik anlamaz olmuslardir " (Münafikun Suresi, 3) |
|
|
|
|
![]() ReBeL bOy Kullanıcısına Teşekkur Edenler |
boSNakİzm (12-19-2006) |
|
|
#2 (permalink) |
|
TÜRKİYE'DE MASONLAR Masonluğun Türkiye'de ortaya çıkışı 19 yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır Türkiye'de masonluk tarihi konusunda yapılan ciddi çalışmalarda genellikle 5 dönemden söz edilmektedir Bunların birincisi "1909 yılı öncesi" dönemdir Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde bir takım locaların kurulduğu, ancak özellikle Sultan Abdulhamid'in sistemli çalışmaları dolayısıyla bunların bir türlü toparlanamadıkları dönemi kapsamaktadır Mason locaları bu dönemde dışa bağımlıdır ve yönetim mekanizmaları da yabancı localar tarafından belirlenmektedir![]() Türk masonluğunun ikinci dönemi "1909-1935 yılları arası"nı kapsar 31 Mart (13 Nisan 1909) ayaklanmasının ardından Abdulhamid'in tahttan indirilmesi ile başlayan bu dönemde masonlar siyasi iktidarı ele geçirmiştir Yurt dışından yönetilen mason locaları, halktan gelen tepkiyi hafifletmek amacıyla göstermelik olarak ilk kez milli bir kimliğe bürünmüşlerdir Bu dönemin başlarında masonların kontrolündeki İttihat Terakki Cemiyeti ön plana çıkmıştır![]() Üçüncü dönem "1935-1948 yılları arası" dönem olarak bilinir 1935 yılında Atatürk'ün, kökü dışarıda ve zararlı kuruluşlar olduğunu söyleyerek locaları kapatması üzerine masonluk Türkiye'de "uyku" dönemine girmiştir Ancak bu 13 senelik uyku döneminde masonlar faaliyetlerini Halkevlerinde sürdürmüşlerdir![]() Türkiye'de masonların örgütlenmeleri "1948-1966 yılları arası"nda yeniden canlanır, ancak masonlar bu dönemde Fransız ve İskoç ritleri paralelinde ikiye bölünmüşlerdir ![]() Son dönem olarak da kabul edilen ve "1966 yılı ve sonrası"nı kapsayan dönemde masonlar, bölünüp iki farklı çatı altına girdikten sonra, faaliyetlerini sürdürmeye devam ederler Günümüzde de hala bu durum geçerlidir![]() Tanzimat, Mustafa Reşit Paşa ve August Comte Koyu bir ateist olan Fransız düşünür Auguste Comte, masonluk kanalıyla Osmanlı toplumunu dinden uzaklaştıracak telkinlerde bulunmuştu Masonluğun Osmanlı topraklarında ilk ciddi çıkış denemesi, 1839 Tanzimat Fermanı dönemindedir![]() Gerçekte mason localarının ilk kuruluşları biraz daha gerilere gitmekle beraber bunlar pek etkili olamamış, ilk localar iyi bir örgütlenmeye ve ciddi bir faaliyet içine girememişlerdir![]() Bu dönemde masonluğun parlayan yıldızının ise, Tanzimat Fermanı'nın da mimarı olarak bilinen Mustafa Reşit Paşa olduğu söylenir Masonik kaynakların bildirdiğine göre, Mustafa Reşit Paşa, ilk kez Londra'da masonlarla bağlantı kurmuş ve 1830'lu yıllarda tekris edilerek örgüte katılmıştır Hangi locada tekris edildiği ise tam olarak bilinmemektedir Türkiye'deki masonların yayın organı Mimar Sinan dergisi, Mustafa Reşit Paşa'dan şöyle söz eder:"Doğru gördüğünüz yolda sizden daha kudretli olanlarla mücadele etmeniz gerekiyorsa rahat ve fütur gerektirmeksizin, düşünceye karşı savaşınız Hak bellediğimiz yolda tek başına olsanız ilerleyeceksiniz İçtihatlarınızı hiçbir zaman gizlemeyeceksiniz " (Bu) Telkin, Mithat Paşa ve daha pek çok masonun kabul ettiği gibi Koca Reşit Paşa'nın da yaşantısının önderi, buyruğu değil midir? Kendi idam talebini padişaha götürürken, Hattı Hümayun'u okumaya giderken, Hattı Hümayun'u okurken, dimdik, kendine güven içinde, kendini bilen, yaptığını, yapmak istediğini bilen, gerekirse başını verebilecek kararlı Koca Reşit Paşa, yukarki ritüelik emirlerin insanı değil midir? 135 yıl önce Gülhane Meydanı'nda Hattı Hümayun'u tam bir cesaretle okuyarak insanlık ve millet yolunu aydınlatmak üzere yaktığı nurun aydınlığını hala görmekte olduğumuz büyük kardeşimiz Koca Reşit Paşa'nın hatırası önünde saygı ile eğiliyoruz Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... Aynı derginin bir başka sayısında ise şöyle denir: Koca Reşit Paşa, masonluğun yontup is'ad eylediği bir ulu yurtseverlik anıtı, tarihin vefalı koynunda ölümsüzlük uykusuna dalmış bulunuyor; bu uyuyuşta, bir mabetten aldığı nur ve ziya ile vatan mabedini aydınlatmış olmanın derin huzuru var Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... Peki Mustafa Reşit Paşa'nın mimarı olduğu Tanzimat'ın anlamı ve sonucu nedir? ![]() ![]() Sultan Abdülhamid, yıkılmanın eşiğine gelmiş olan dev imparatorluğu 40 yıl boyunca son derece akılcı ve başarılı bir politika ile ayakta tuttu Dahası gerçekleştirdiği reformlarla modern Türkiye'nin temellerini attı![]() Abdülhamid döneminin bazı önemli icraatları: Bağdat demiryolunun açılışı, Dar-ül Fünun'un (bugünkü İstanbul Üniversitesi) açılışı ve Haydarpaşa Garı'nın inşası Tanzimat'ın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları vardır ve bu, 150 yıllık bir tartışma konusudur![]() Gerçekte Tanzimat'ın çıkış noktası, yani Osmanlı'nın Batılı güçler karşısında geri kaldığı, dolayısıyla bir reform süreci başlatması gerektiği doğru bir tespittir Ancak Tanzimat'la birlikte sadece gerekli teknik reformlar değil, aynı zamanda o dönemde Avrupa düşüncesine egemen olan materyalist felsefenin Osmanlı'ya ithali de başlamıştır Konu incelendiğinde, Avrupalı masonların, localar aracılığıyla, Mustafa Reşit Paşa gibi Tanzimat erkanına materyalizm telkini yaptıkları görülmektedir Mustafa Reşit Paşa'nın bu anlamda çarpıcı bir bağlantısı, ünlü ateist Fransız düşünür Auguste Comte ile kurmuş olduğu yakınlıktır Ateizmin ve din aleyhtarlığının doruk noktası olan "bilim dini" pozitivizmi ortaya atan Auguste Comte, Mustafa Reşit Paşa'yı etkisi altına almaya çalışmış, hatta bu yakınlık Padişahın, Reşit Paşa'yı ilk Sadrazamlığı döneminde görevden almasına sebep olmuştur Sık sık Mustafa Reşit Paşa'ya mektup yazarak ona ateist ve din aleyhtarı bir felsefe aşılamaya çalışan Auguste Comte, bir mektubunda şunları yazmıştır:Dirayetle başarmış olduğunuz görevinizden geçici olarak ayrılmak sureti ile elde ettiğiniz boş zamanlarınız bugün bana şunu ümit etmek imkanını vermiştir ki, önce kendi doktrinimin genel hatlarını size arzeden pozitivist kateşizmaya, sonra da onu değişmez bir şekilde kuran pozitif politika sistemine gereken dikkati esirgemeyeceksiniz ![]() ![]() ![]() ![]() Birçok yüzyıldan beri, gerek Doğu gerekse Batı, bugüne kadar bir türlü elde edilemeyen evrensel bir din aramaktadır ![]() ![]() Halbuki tek dine inanış, muayyen hümanite duygularına hareket getirmektedir Bununla beraber tecrübe ve akıl böyle bir ümidin boş olduğunu ispat etmiştir![]() Hiçbir metafizik intikal devresine lüzum hasıl olmadan doğrudan doğruya İslamlıktan Pozitivizme geçerken, Müslümanlar, din inancıyla ve hümanite anlayışı ile evrensel muzafferiyeti sistemleştirecek olan büyük peygamberlerine mahsus olağanüstü değerde yüksek fikirlerinin gerçek devamcılarını anlamakta gecikmeyeceklerdir ![]() Müslümanlar böylelikle esasen faydasız olan bir siyasi birlik fikrinden vazgeçerlerse Osmanlı İmparatorluğu'nun lüzumlu görünen dağılışından üzüntü duymayacaklar, tersine olarak, geçici hakimiyetlerinin vermiş olduğu kazançlarını sınırlayan sosyolojik kanun tatbikatını görmüş olacaklardır ![]() Aynı zamanda Osmanlı şefleri hala kendilerinden daha az mütecanes bir devletin müstakbel istilaları ile ilgili ve kendiliğinden bir dağılmaya tamamen boyun eğmiş olarak hayali de olsa felaketli ve korkunç endişelerden milletlerini kurtulmuş göreceklerdir Politik tesirler, ancak İslam dini'nin temel ruhuna göre, umumi efkarın ve örflerin beraberliğini sağlamak ve sağlamlaştırmak gayesine mutaf olduğu içindir ki, Osmanlılar yakın bir gelecekte Tanrı yerine hümaniteyi benimsemek sureti ile bu büyük gayenin hedefine en kısa yoldan ulaşacağını göreceklerdir Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... Comte'un Mustafa Reşit Paşa'ya yazdığı bu metindeki telkinler son derece dikkat çekicidir: Osmanlı halkının İslam'ı bırakıp din olarak pozitivizmi benimsemesi tavsiye edilmekte, böylece "faydasız olan siyasi birlik fikrinden", yani Osmanlı'nın ve dünya Müslümanlarının birliği düşüncesinden vazgeçecekleri ümid edilmektedir Comte, Osmanlı halkına "Allah yerine hümaniteyi" benimsemelerini de tavsiye etmektedir ki bu, masonluğun temel felsefesi olan "seküler hümanizm" adlı çarpık inanışın bir ifadesidir (Seküler hümanizm için bkz Harun Yahya, Global Masonluk, 2002)Comte'un satırlarında geçen bu telkinlerin son derece akıl dışı olduğu ise kolaylıkla görülebilir Tüm insanlar Allah'ın yarattığı ve dolayısıyla O'na karşı sorumlu olan kullardır İnsanların Allah'tan yüz çevirerek "hümanite"yi, yani birbirlerini bir yaşam gayesi haline getirmeleri ise, toplu bir cehalet ve aldanıştan başka bir şey değildir Peygamberler tarih boyunca bu cehaletle savaşmışlardır Kavmine "Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah'tan daha mı üstündür ki, O'nu arkanızda-unutuluvermiş (önemsiz) bir şey edindiniz Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır" diyen Hz Şuayb gibi (Hud Suresi, 92)Comte ve benzeri 19 yüzyıl ateistleri, (örneğin Darwin, Marx, Freud veya Durkheim) en eski çağlardan beri var olan bir yanılgıyı "yeni" gibi sunmak ve sistematize etmekten başka bir şey yapmamışlardır Bu yanılgının tüm Avrupa'da, sonra da diğer medeniyetlerde hızla yayılmasının en önemli nedenlerinden biri ise, masonluk örgütüdür Pozitivizmi ve diğer her türlü materyalist felsefeyi bir din gibi benimseyen masonluk, bunları önce elitlere sonra da onlar aracılığıyla kitlelere empoze etmek için sistemli bir mücadale yürütmüştür Masonluğun Osmanlı ve Türkiye içindeki misyonunu da asıl olarak bu çerçevede değendirmek gerekir Örgüt, bir tür "dine karşı propaganda ve dine karşı mücadele" birliği gibi çalışmıştır Yerli masonların tarihinden bazı önemli kesitlere baktığımızda karşımıza anlamlı bir tablo çıkmaktadır Jön Türkler, İttihat Terakki ve Masonlar Tanzimat devrinden sonra I Meşrutiyet gelir Bu kısa dönemin hemen ardından da, 36 yıl sürecek olan Sultan Abdülhamid devri başlar Abdülhamid meşrutiyet yönetimini kaldırmış ve ülkeyi kendi yönetimi altında tutmuştur Bazı tarihçiler bu nedenle Abdülhamid devrini "istibdat" (baskı) dönemi olarak kabul etmeye ve kötülemeye eğilimlidirler Oysa gerçekler farklıdır![]() Paris'te düzenlenen "I Sultan Abdülhamid, dağılmanın eşiğine gelmiş olan imparatorluğu, 1876'den 1909'a dek büyük bir diplomatik denge politikası ile ayakta tutmuş ve ölümcül savaşlara girmekten korumuştur Jön Türk Kongresi"nden bir görünüm![]() Dahası, yönetimi boyunca Osmanlı'nın idari sisteminde, yargısında, eğitim sisteminde, askeri düzeninde ve daha pek çok alanda çok önemli reformlar gerçekleştirmiştir Sonradan İstanbul Üniversitesi haline gelecek olan Dar-ül Fünun (Bilim Yurdu) onun zamanında açılmıştır Ülkedeki telgraf ve demiryollarının temeli onun zamanında atılmıştır Cumhuriyeti kuran kuşak, Büyük Önder Atatürk de dahil olmak üzere, Abdülhamid'in açtığı modern okullarda eğitim görmüş ve yetişmiştir Abdülhamid'in rejiminin "kanlı" olduğu iddiası ise gerçek dışıdır En şiddetli muhaliflerine bile idam değil, sürgün cezası öngören bir padişah için böyle bir tanım yapmak, en hafif ifadeyle haksızdır Bütün bu gerçekleri göz ardı eden "Abdülhamid düşmanlığı"nın gerçek nedeni ise, bu büyük Sultan'ın dindar bir Müslüman oluşu ve Osmanlı'yı İslam ahlakının gereğine göre yönetmiş olmasıdır Abdülhamid'in 40 yılı bulan rejimi sırasında ona muhalefet eden aydınlar ise "Jön Türkler" (Genç Türkler) olarak bilinirler Jön Türkler ortak bir fikriyata sahip değildirler, aralarında İslami duyarlılığa sahip |