Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Biyografi & Otobiyografi

Biyografi & Otobiyografi Sanatçıların Futbolcular Siyasetcilerin Ünlü Olan Herkesin Biyografileri...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 09-29-2006, 22:31   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Thumbs down Diktatörler




Saddam Hüseyin

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...28 Nisan 1937'de Irak'ın Tikrit kasabasında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Saddam Hüseyin, babasının ölümü nedeniyle annesi ve akrabaları tarafından büyütüldü. Saddam'ın siyasetle tanışıklığı ilk gençlik günlerine kadar uzanıyor. O günlerde kendini, Arap dünyasına egemen ulusçu-özgürlükçü ve anti emperyalist rüzgara kaptıran Saddam, genç yaşlarda Baas Partisi'ne katıldı. 1956 yılında başarısız bir darbe girişiminde bulundu.

Monorşinin sona ermesinden ardından Başbakan Abdül Kerim Hassam'ı öldürmek için oluşturulan bir suikast örgütünün içinde önemli bir rol oynadı. Ancak bu olay açığa çıktı ve Saddam ülke dışına kaçmak zorunda kaldı. 1963 yılında Baas Partisi* iktidara gelince ülkesine geri döndü. Bu sırada kuzeni Sacide ile evlendi ve ikisi erkek üçü kız beş çocuğu oldu. Ancak geçen yıllar Baas Partisi ile arasındaki farklılıklar derinleşmeye başladı. Çatışmalar iyice sertleşince Saddam hapse atıldı.

DARBE HAPİSTEN KURTARDI

1968 yılında yapılan darbe Saddam'ı da hapisen kurtardı. Parti içinde hızla yükselen Saddam, taviz vermez kararlılığı ve sertliği sayesinde Baas'ın en önemli yapılarından olan Devrim Konseyi Kurulu'na girdi. Zamanla konumunu iyice pekiştirdi ve Başkan Ahmed Hasan Bekri iktidarının perde arkasındaki asıl güç kaynağı oldu. 1979 yılında ise bir darbeyle iktidara el koyarak 'perdeyi indirdi'. İlk iş olarak da muhaliflerine karşı acımasız bir 'imha' kampanyası başlattı.

Saddam iktidarını, güçlü bir istihbarat ağına dayanan baskıcı yöntemlere dayandırdı. Sesini yükselteni öldürmekten hiç çekinmedi. Bazen bu imha kampanyaları, Halepçe örneğinde olduğu gibi, tüm bir kente yönelik 'soykırım' haline de dönüştü.

İKTİDAR HIRSININ FATURASINI HALKI ÖDEDİ

1980 yılında Saddam kendisini Arap dünyasının liderliğine taşıyacak, Batı'nın gözünde de vazgeçilmez kılacak bir fırsat gördüğünü sandı. İran'da İslam Devrimi bütün hızıyla sürmükteydi. Humeyni rejiminin başta ABD olmak üzere Batı ile ilişkileri giderek kötüleşiyor, İran, "'devrim ihracı' politikasıyla" tüm bölge için bir tehdit olarak algılanılyordu. Saddam işte bu tesbite dayanarak İran'a savaş açtı. Hesapları, bu savaşta Batı'nın desteğini kolayca alacağına ve çalkantılı günler geçiren İran'ın fazla direnemeyeceğine dayanıyordu.

Savaşın ilk günlerinde Irak askerleri önemli bir su bölgesi olan Şatt el Arab'ı ele geçirdi. Ama İran, Saddam'ın tahmin ettiğinden daha dişli çıktı. Ve 8 yıl süren savaş yüzbinlerce insanın ölümüne yol açtı. İki ülkenin ekonomisi de tahrip oldu. Savaş bittiğinde her iki taraf da başlanılan noktadaydı. Petrolün, gücünü elindeki tek güç olduğu için çok iyi bilen Saddam, İran Savaşı'ndan umduğu kazancı elde edemeyince gözünü Kuveyt'e çevirdi.

2 Ağustos 1990 yılında Saddam'ın birlikleri Kuveyti işgal etti. Bunun üzerine ABD öncülüğündeki müttefik kuvvetler Irak'a savaş ilan ettiler. 16 Aralık 1990'da büyük bir bombardıman başladı ve bu bombardıman 27 Şubat 1991 yılında sona erdi. Fakat o günden sonra ara ara da olsa bonbardıman sürdü. 11 Eylül saldırılarından sonra da gözler yine Saddam'a döndü.

Saddam Hüseyin yönetimi, 12 yıl süren BM ambargosunun ardından, 2003 yılının Mart ayında bu kez yalnızca ABD ve İngiltere tarafından oluşturulan koalisyonun başlattığı operasyonun ardından 9 Nisan 2003'te devrildi.


Operasyonun başlamasıyla ortadan kaybolan Saddam Hüseyin'in nerede saklandığı bilinmiyordu...

ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer, 14 Aralık 2003 tarihinde düzenlediği basın toplantısıyla Irak'ın devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin'in 13 Aralık gecesi Tikrit yakınlarında yakalandığını açıkladı. Saddam Hüseyin, doğum yeri Tikrit'e 20 kilometre, El Oca'ya 6 kilometre uzaklıktaki El Dor kasabasında, sık hurma ağaçlarının bulunduğu düz bir alandaki El Hadra bahçesinde bir sığınakta ele geçirildi.


Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı İspanyol General Ricardo Sanchez, Bağdat'ta düzenlediği basın toplantısında, Saddam'ın bir çiftlikteki 2 metre derinliğinde bir çukurda yakalandığını söyledi. Ricardo Sanchez, havalandırma sistemi bulunan çukurun girişinin tuğla ve çöplerle kamufle edildiğini ve çukurda sadece bir kişilik yer olduğunu belirtti. Saddam Hüseyin yakalandığı sırada yanında 750 bin dolar, iki kalaşnikof ve bir tabanca bulunuyordu.


Saddam Hüseyin'in kimliğinin belirlenmesine, 7 aydır tutuklu bulunan eski başbakan yardımcısı Tarık Aziz'in yardım ettiği bildirildi. Irak'taki ABD öncülüğündeki yönetimin adının açıklanmasını istemeyen bir yetkilisi, Reuters'a yaptığı açıklamada, ''Saddam'ın kimliği Tarık Aziz'in yardımıyla belirlendi'' dedi, ancak ayrıntılı bilgi vermedi. Bir zamanlar Saddam'ın en yakın yardımcılarından olan Aziz, Temmuz'da ABD güçlerinin operasyonunuda öldürülen Saddam'ın oğulları Uday ve Kusay'ın cesetlerinin teşhisinde de yardımcı olmuştu.


SADDAM HÜSEYİN HANGİ SUÇLARDAN YARGILANACAK?


Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin, 24 yıllık iktidarında meydana gelen bir dizi saldırı ve katliam suçlarından sorumlu tutularak yargılanacak. Saddam Hüseyin’in mahkemeye çıkarılması durumunda hakkında açılacak davada, suçlar şunlar:


İRAN-IRAK SAVAŞI: Irak 1980’de, İran İslam Devrimi’nden sonra küçük çaplı sınır çatışmalarından sonra İran’ı işgal ederek savaşı başlattı. 1988’de BM arabuluculuğunda sona erdirilen savaş sonucunda en az 1 milyon kişi hayatını kaybetti. Basra Körfezi’nin çıkışında İran’ın petrol dolum tesislerinin bulunduğu Harg Adası’nı bombalayan ve işgal eden Irak, 8 yıllık savaş sırasında İran’a karşı “sinir gazı” da kullandı.


HALEPÇE KATLİAMI: Irak Kürtleri, 1988’de özerklik taleplerini artırınca, Irak güçleri Halepçe’de siyanür gazı kullanarak kadın-çocuk 5 bin sivilin ölmesine neden oldu. “Kimyager Ali” olarak bilinen General Ali Hasan El Mecid, Kürtleri kendi köylerinden çıkarmak için kimyasal silah kullandı. Binlerce Kürt, köylerinden uzaklaştırılarak “yeniden yerleşim kampı” denilen bölgelerde yaşamak zorunda bırakıldı. 1991’deki “Körfez Savaşı” sırasında ise, onbinlerce Kürt öldürüldü ya da hapsedildi, 1 milyona yakını ülkeden kaçtı.


KUVEYT’İN İŞGALİ: Saddam Hüseyin’in komutasındaki Irak ordusu, Kuveyt’i işgal ederek “Körfez Savaşı”nın başlamasına neden oldu. Iraklı askerler, Kuveyt’ten çekilirken yüzlerce Kuveytli’yi esir alarak Bağdat’a götürdü, kenti yağmaladı. Savaş sırasında 700’den fazla petrol kuyusu ateşe verildi, petrol boru hatları açılarak Körfez ve su kaynakları kirletildi.


CİNAYETLER VE İŞKENCE: Irak’ta, onbinlerce insanın gömüldüğü düşünülen 270 toplu mezar olduğuna dair kanıtlar bulunuyor. BM İnsan Hakları Komisyonu, 2001’de Irak yönetimini, “suçlulara karşı geniş çaplı, sistematik işkence ve acımasız, insanlık dışı cezalar uyguladığı” için kınadı. Rejimin uyguladığı işkence yöntemleri arasında “askıya almak, dayak, tecavüz ve canlı insanları yakmak” olduğu bildiriliyor. 1979 İran İslam Devrimi’ne destek verdikleri gerekçesiyle tutuklanan binlerce Şii’nin akıbetleri bilinmiyor. Saddam Hüseyin 1979’da iktidarı ele geçirdiğinde, partinin yüzlerce üst düzey üyesi hapse atıldı ya da idam edildi.


KİTLE İMHA SİLAHLARI: Saddam Hüseyin 1990’larda kitle imha silahları üretmesi konusunda yasaklara uymayarak, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e meydan okudu. Irak devlet başkanının, Irak’ta bulunan koalisyon güçlerine karşı saldırılardaki muhtemel işlevi de, yargılanması için bir gerekçe olabilecek.



--------------------------------------------------------------------------





*Baas: Arapça, diriliş anlamına geliyor. 1940’lı yıllarda Şam’da, savaş altında kurulan bir parti. Amacı, tüm Arapları birleştirmek. Zaten Ortodoks Hıristiyan Mişel Eflak ile Sünni Müslüman Selahattin el-Bitar tarafından kurulmuş. İlk kongresini 1947 yılında yapmış. 1953 yılında Ekrem El Havrani’nin ‘Arap Sosyalist Partisi’ ile birleşerek ‘Arap Sosyalist Baas Partisi’ adını almış. Parti, tüm Arap dünyasını önce özgürlüğe sonra da sosyalizme ulaştırmak hedefini güdüyor.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

"ALPER" Kullanıcısına Teşekkur Edenler
KaramboL® (06-22-2007)
Eski 09-29-2006, 22:33   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Pol Pot

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Asıl adı Saloth Sar olan ve 1928'de Kompong Thom şehrinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Pol Pot, Demokrat Parti'ye hizmetlerinden dolayı Fransa'da elektronik eğitimi almak için burs kazandı. Fransa'da bulunduğu sırada komünizme ilgi duyan, Tito devrindeki Yugoslavya'da komunist gençlik kamplarında eğitim gören Pol Pot, eğitimini yarıda bırakarak Kamboçya'da öğretmenlik yapmaya başladı.


1963 yılında ise ormanlık bölgelere çekilerek Kızıl Kmerler olarak bilinen gerilla teşkilatını kurup organize etti. 1970'teki askeri ihtilal sonucu iktidardan uzaklaştırılan ve Kamboçya'nın kralı Sihanouk ile işbirliğine girerek askeri idareye karşı hareket başlattı ve 1975'te General Lon Nol yönetimindeki askeri idareyi devirerek başbakan oldu.


KANLI REJİM


Başbakan olmasına rağmen bütün idareyi elinde bulunduran Pol Pot, birliklerinin başkent Phnom Penh'i işgal etmesiyle asıl yüzünü gösterdi ve katliamlarını sergilemeye başladı. Şehirde yaşayan herkesi pirinç tarlalarında çalışmaya zorlayan Pol Pot, bütün okulları kapattı.


Yaşlı-genç-çocuk-kadın-erkek ayırımı yapmaksızın yüzbinlerce insanı işkencehanelere dönüştürülen okullarda, komünist idareye karşı olduklarını itiraf ettirdikten sonra ölüm tarlalarına sürdü.


1979'da Vietnamlılar tarafından desteklenen Hun Sen önderliğindeki bir hareketle başkentten uzaklaştırılan Pol Pot ve Kızıl Kmerler, iktidarda oldukları süre içinde Kamboçya kaynaklarına göre yaklaşık 7 milyonluk nüfusun 3 milyon 300 binini katlettiler.


Yine bu dönemde yüzbinlerce ev, binlerce okul, hastane, Budist-Hiristiyan-Müslüman ibadethaneleri yerle bir edildi. Ve bu donemde tüm dünyada 'Bir Numaralı Düşman Kardeş' olarak yadedilmeye başlandı.


1979'dan 1997 Temmuz’una kadar Kamboçya'nın Çin ve Tayland sınırındaki ormanlık bölgede gerilla hareketine devam eden Pol Pot'un bu ülkeler tarafından desteklendiği iddia edildi.

1997 Temuz’unda Kral Sihanouk'un oğlu Prens Ranaridh'e bağlı kuvvetlerle isbirligi yaparak başkenti ele geçirmeye çalısan Pol Pot'a bağlı Kızıl Kmerler, eski başbakan Hun Sen'e bağlı hükümet kuvvetlerince püskürtüldü.


Son basarisiz girişiminden dolayı yandaşlarınca omur boyu ev hapsine mahkum edilen Pol Pot'un sağlık durumu da gittikçe kötüye gitmeye başladı.

Pol Pot ölümünden bir iki hafta önce


Ölümünden yaklaşık olarak bir hafta önce Tayland hükümeti Pol Pot'u yakaladığı halde, 'başka ülkenin içişlerine müdahale olur' ve 'Çin'le ilişkilerimiz bozulur' gerekçesiyle serbest bıraktı. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ise, Pentagon'a Pol Pot'un derhal yakalanarak milletlerarası bir mahkemede yargılanması emri verdi.

Pol Pot 14 Nisan 1998 de kalp krizi sonucu öldü. Bu açıklama Kızıl Kimerler tarafından yapılmıştı ve dünya kamuoyu bu açıklamaya pek de itibar etmemişti.

Pol Pot ölümünden birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir röportajda, milyonlarca insanın oldürülmesiyle alakalı vicdanen rahat olduğunu, bunları kendi basına yapmadığını açıklamıştı.



--------------------------------------------------------------------------------

*Kızıl Kimerler:Kral Sihanouk tarafından oluşturuldu. Üst kadrosunun tamamı, (Ta Mok hariç), yurtdışında eğitim gördü. Pol Pot'un uyguladığı tarıma dayalı Maoist sistem, kadim dostu Khieu Samphan tarafından 1959'da Paris Sorbon Üniversitesi'nde doktora tezi olarak hazırlanmıştı. Bu teze göre, gerçek ekonomik ve siyasi bağımsızlık kazanabilmek için, Kamboçya dış dünyadan izole edilmeli, kendi kendine yeterli bir tarım ülkesi olmalıydı.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:35   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Josef Stalin

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Tarihin en büyük diktatörlerinden biri olan sosyalist Josef Visarionoviç Stalin, 1881'de Gürcistan'ın Gori kasabasında doğdu. Babası kundurucaydı. Daha orta öğrenimi sırasında devrimci eyleme katıldı ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı. Uzun yıllar Sibirya'da sürgünde kaldı. Lenin'in 1917'de Finlandiya'ya gitmesinin ardından Sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. Ekim Devrimi'nden sonra Lenin'in başkanlığındaki Sovyet hükümetinde Milliyetler Halk Komiseri oldu.

Lenin'in ölümünden az önce Komünist Partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930'larda sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgünlere gönderdi. Özellikle bu sürgünler ve idamlar yoğunluklu olarak Türkler’e karşı oluyordu. Stalin iktidarın için her yol meşrudur sözünü tam anlamıyla uygulayarak binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Milyonlarca insan bu yolda öldürüldü.


Josef Stalin, Sovyetler Birliğinde, bir tek ülkede sosyalist kuruluşun savunucusu oldu. "Planlı ekonomi", "Kollektivizasyon" ve "Endüstrileşme" uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini birarada yürüttü. 5 Mart 1953'te öldü.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:37   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Slobodan Miloseviç

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...1941 yılında dünyaya gelen Slobodan Miloseviç, daha çocukluğundan itibaren fırtınalı ve çalkantılı bir hayatın içinde buldu kendini. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra evi terk eden babası 1962'de tabanca ile kendisini vurarak intihar eden Miloseviç’in, sıkı bir komünist olan öğretmen annesi de 1972'de intihar etti. Amcası da tıpkı anne ve babası gibi intihar eden Miloşeviç, okul yıllarında koyu bir komünist aileden gelen Mira Markoviç ile tanıştı. Mira Markoviç ile bir süre sonra evlenen Miloseviç, siyasi kariyerinde hızla yükseldi ve 1986 yılında Sırbistan Komünist Partisi'nin başına geçti; 1989 yılında Devlet Başkanı oldu.


2000 Ekim’inde iktidardan düştüğünde Dedimce’deki konutunda "şaşkın" bir vaziyette dolaşırken kendisini ziyarete gelen Devlet Başkanı Koştinitsa’ya kırık ampulleri, yıkık dökük tuvaletini gösteren Miloşeviç, artık bunların tamiratını yaptırmak için bile emir veremediğini söylemişti.


Giderek paranoyak bir ruh haline giren Miloşeviç’in, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’yle ilgili haberlere dayanamadığı için televizyon bile izleyemediği açıklanmıştı. Eski yandaşlarının da sırt çevirdiği Miloşeviç’in Lahey’e teslim edilmesi karşılığında ABD hükümeti, 5 milyon dolarlık bir de ödül vaat ediyordu.


IRKÇI SIRP KASABI, BALKANLARI KANA BULADI

Devlet başkanı olduktan sonra Yugoslavya'da milliyetçilik rüzgarlarını tekrar estirmeye başlayan Miloseviç, Tito'nun hassas dengeler üzerine kurduğu yapıyı kısa sürede alt-üst ederek Slav milliyetçiliğinin önce Yugoslavya’yı ardından da tüm Balkanları felakete sürüklemesine sebep oldu. Miloseviç’in ırkçı tutumu ve 1991-95 yılları arasında yaşanan iç savaş sonunda Yugoslavya kelimenin tam anlamıyla dağıldı.


İç savaş boyunca Miloşeviç'in desteğini alan Sırp güçleri, Bosnak ve Hırvatlara karşı toplu katliamlara giriştiler. Bu insanlık dışı dönemin ardından Miloseviç “kasap” lakabıyla anılmaya başlandı ve Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’nce yargılanmak istendi. Ülkesi dağıldıkça kendisi güçlenen Miloseviç, Kosova olayları sırasında karizmatik bir kimliğe büründü. Ülkenin kuzeyinde Kosova'da yaşayan 1.7 milyon Arnavut, ülkedeki zulüm düzenine karşı seslerini yükselterek daha fazla politik hak talebinde bulundular. Miloşeviç bu talebi yine insanlık dışı yöntemlerle cevapladı ve Arnavutlara karşı yeni katliamlara girişti.


BATI ÖNCE SESSİZ KALDI, SONRA ÇARK ETTİ

Olup bitenleri, katliamlara çanak tutarcasına, sessizce izleyen Batı dünyası, olayların yayılmasından endişe ederek Sırp Kasabı’nı görüşme masasına oturtmaya ikna etti. Kendisinden istenen tavizleri vermeye yanaşmayan Miloseviç, katliamlarına devam etti. Görüşmelerin yapıldığı günlerde bölgeden gelen haberler, Miloseviç’in tam desteğini alan Sırpların Arnavutlara karşı etnik temizliğe başladıklarını gösteriyordu. Bunun üzerine NATO güçleri, Yugoslavya'ya yönelik bir hava harekatı başlattı. 78 gün süren harekat sonunda Miloseviç Kosova'yı boşaltmaya razı oldu. O günden sonra sürekli güç kaybeden ve fakat her şeye rağmen iktidarı bırakmak istemeyen Sırp Kasabı Miloseviç’in iktidarı bırakacağına kimse ihtimal vermiyordu.


YÜZYILIN SON CANİSİ TUTUKLANDI

İktidarda bulunduğu süre içerisinde Balkanları kana bulayan Yugoslavya’nın eski Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç, 1 Nisan 2001 günü sabaha karşı, 26 saat direnişin ardından, TSİ 04.40’da teslim oldu. Hakkındaki “yolsuzluk” iddialarından dolayı tutuklanan Miloseviç, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki Merkez Cezaevi’ne kondu. Sırp Kasabı’nın önümüzdeki dönemde Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanması bekleniyor. Ancak, Miloseviç’in tutuklanmasıyla ilgili olarak açıklama yapan Sırbistan Adalet Bakanı Vladan Batiç, RT5 televizyonuna verdiği demeçte, kendileri için önemli olanın Miloseviç’in Sırbistan’da işlediği suçlar nedeniyle dava açmak olduğunu söyledi.


Uluslar arası gözlemciler, tutuklama olayının, ABD'nin USSM ile işbirliği yapılmaması halinde Yugoslavya'ya söz verilen ve ekonomisine can vermek için hayati önem taşıyan 100 milyon dolarlık ilk yardımın yapılmayacağını açıklamasının hemen ardından gerçekleşmesine dikkat çektiler.


KASAP’IN SUÇ DOSYASI HAYLİ KABARIK


“Görevi kötüye kullanma” ve “mali suçlar” nedeniyle yargılanacağı açıklanan Miloşeviç’in sicilinin hayli kabarık olduğu belirtildi. Sırp Kasabı’nın hakkındaki suçlamaların, yurtdışına altın kaçırma ve servet beyanında usulsüzlükten, savaş suçları, suikast, adam kaçırma ve seçim yolsuzluğuna kadar uzandığı kaydedildi. 20. Yüzyılın son canisi Miloseviç hakkındaki suçlamalardan bazıları şöyle:


ALTIN KAÇAKÇILIĞI

Yakınları İsviçre’ye 1.1 milyon dolarlık altın kaçırdı; altınların satılmasıyla elde edilen para Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki banka hesaplarına transfer edildi.


SERVET USULSÜZLÜĞÜ

Miloşeviç, hükümetten lüks bir villa alabilmek için servet beyanında usulsüzlük yapmakla suçlanıyor.


SAVAŞ SUÇLARI

Kosova’da işlenen savaş suçlarıyla ilgili olarak Lahey Mahkemesi’nce dava açılırsa, Miloseviç, Bosna, Hırvatistan ve Kosova’da soykırım yapmaktan hesap verecek. Ayrıca insanlığa karşı suç işlemekle (cinayet, katliam, işkence ve tecavüz) suçlanacak. Binlerce yıl hapis cezası alması kesin görünüyor. ABD Kongresi, Yugoslav yönetimine demokratik reformlar yapmaya başlamak için düne kadar süre vermişti. Miloseviç’in tutuklanma kararı ilk reform oldu.


SUİKAST İDDİALARI

Muhalefet lideri Vuk Draskoviç ve dört yardımcısının "trafik kazasında" ölmesiyle ve gazete yayımcısı Slavko Curuvica’nın katlinden sorumlu tutuluyor.


SEÇİM YOLSUZLUĞU

Geçen eylül yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde Federal Seçim Komisyonu, sonuçlarda yolsuzluk yapmaktan tutuklu bulunuyor. "Emir - komuta" zincirinin ucunda ise Miloşeviç var.
"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:39   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Adolf Hitler

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837–1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.


İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.


Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.


1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.



1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.


Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.


Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:41   #6 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Nikolay Çavuşesku

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...1918 yılında doğdu. On bir yaşında ayakkabı çıraklığı yapmak üzere Bükreş’e geldi. Bir çok işçi hareketinde yer aldı. 1936 ve 1940 yılları arasında bir müddet hapis yattı.

1939 yılında bir başka komunist olan Elena Petresku ile evlendi. 1947 yılında II. Dünya savaşını takiben, Romanya’da tam olarak iktidarı ele geçiren Komünist parti iktidarında tarım bakanlığı ve Silahlı Kuvvetler Bakanlığı yardımcılıklarını yürüttü. Daha sonra Komünist Parti’nin ikinci adamlığına kadar yükseldi. Politburo’da önemli görevler aldı. Komünist lider Gheorghiu-Dei’nin 1965 tarihinde ölümünden sonra, ülkenin yeni lideri ve Devlet Konseyi Başkanı oldu.

1960’larda Romanya’yı Varşova Paktı üyeliğinde çıkardı. Bu kendisine Batı’da daha sempatik bakılmasına yol açarken o ülkeyi militanvari yöntemlerle idare etmeye devam etti. Gizli Polis serbest düşünce ve medya üzerinde çok sıkı kontrol uygulamaya başladı. 1982’de ülkenin tüm ürünlerini, kötü yönetim nedeni ile oluşan borçları ödemek üzere ihracata yönlendirdi. İç piyasada her şeyi karneye bağladı. Ülkedeki bu uygulama, ciddi yiyecek, giyecek ve ilaç sıkıntısı yarattı. Halk açlık sınırında yaşamaya başlarken kendisinin lüks ve ihtişama dayalı yaşamı ise devam ediyordu.

Doğu Bloku’nun göçmesi ile birlikte Çavuşesku’nun iktidarı sallanmaya başladı. 1989 yılında Çavusecu, Macar asıllıların yaşadığı Timaşvar’da gösteri yapan halka ateş açılmasını emredince, başlayan devrim hareketi dalga dalga yayıldı. 1989 yılının Aralık ayının yirmi ikisinde karısıyla birlikte kaçmaya çalışırken yakalandı. Noel günü yargılanarak karısıyla birlikte idam edildi.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:43   #7 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

İdi Amin

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Tam adı İdi Amin Dada Oumee olan eski diktatör, 1925 yılında Uganda'nın Koboko bölgesinde doğdu. Uganda'nın kuzeybatısındaki Kakwa kabilesinden olan çok az öğrenim gören İdi Amin, 1943'te İngiliz sömürge ordusuna bağlı Afrika Kraliyet Tüfekli Birliği'ne katıldı. İdi Amin, İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefiklerin Birmanya seferinde, daha sonra da İngilizlerin Kenya'daki Mau Mau ayaklanmasına karşı 1952-56 yılları arasında giriştikleri harekatta görev aldı.

Eski bir boksör olan İdi Amin, 1951-60 yılları arasında Uganda ağır sıklet boks şampiyonuydu. Eski diktatör, aynı zamanda ünlü bir rugby oyuncusuydu. Uganda'nın 1962 yılında bağımsızlığa kavuşmasından önce subay rütbesi alan birkaç askerden biri olan İdi Amin, ülkenin yeni devlet başkanı Milton Obote'yle yakın dostluk kurdu. Hava kuvvetleri komutanlığına getirilen İdi Amin, Obote'yle arasının açılması üzerine 1970'de görevinden alındı.

İdi Amin, 25 Ocak 1971'de askeri darbeyle devlet başkanı ve silahlı kuvvetler komutanı oldu, 1975'te ise mareşal rütbesi aldı, 1976'da da kendini ömür boyu devlet başkanı ilan etti. Renkli bir kişiliği olan, ancak davranışlarındaki tutarsızlıkla tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken İdi Amin, milliyetçi bir tutum takınarak, 1972 yılında Uganda'daki bütün Asyalıları sınır dışı etti. Onun bu hareketi, ülke ekonomisinin çökmesine neden oldu. İdi Amin, ABD ve İngiltere'ye hakaretler yağdırdı, Müslüman olduğunu belirterek İsrail'le ilişkileri kesti, Libya ve Filistinlilerin yanında yer aldı.

Filistinlilerin 1976 yılında içinde İsrailli ve Yahudi yolcuların bulunduğu bir Fransız yolcu uçağını Entebbe'ye kaçırmalarına doğrudan karışan eski diktatörün Tanzanya ve Kenya'yla başlattığı sınır çatışmaları, Doğu Afrika Topluluğu'nu zayıflattı. Akodli ve Lango kabilelerinin yok edilmesi emrini verdiği de ileri sürülen İdi Amin, kabileler arasındaki çatışmaları doruk noktasına vardırdı. Eski diktatör döneminde 300 bine yakın kişinin işkenceden geçirilerek öldürüldüğü de iddia edilmişti.

İdi Amin, Tanzanya desteğindeki Ugandalı gerillaların 1978 Ekiminde başlattığı saldırının ardından, gerillalar başkent Kampala'ya varmadan kısa bir süre önce, 13 Nisan 1979'da yurtdışına kaçtı. Önce Libya'ya giden İdi Amin, ardından Irak, sonra Suudi Arabistan'a geçti. İdi Amin'in Suudi Arabistan'a geçmesinden kısa bir süre sonra, eşlerinden ikisi ve 22 çocuğu da yanına yerleşti.

Eski Uganda devlet başkanı İdi Amin, 16 Ağustos 2003'de, 78 yaşında, Suudi Arabistan'da öldü.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:46   #8 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Franko

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Asıl adı Francisco Bahamonde olan General Franco 1892 de Elferrolde doğdu. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1934 yılında genelkurbay başkanlığına getirildi. 1936 da yapılan darbe sonucu Burgos Cuntası tarafından başkomutanlığına ve hükümet başkanlığına atandı. 1938 yılında devlet başkanı ve silahlı kuvvetler komutanı anlamına gelen Caudillo ünvanını aldı. 1939 yılında Almanya’nın ve İtalya’nın desteği ile Falaniş kuvvetleriyle Madrid e girdi ve uzun bir içsavaş sonrası ülkedeki cumhuriyetçileri bastırdı. Ordu, kilise, falanj ve büyük toprak sahiplerinin desteğiyle her türlü muhalefeti bastırarak tam bir diktatörlük kurdu. İkinci Dünya Savaşı’ nda tarafsız kaldı. Savaştan sonra İspanyanın uluslar arası diplomaside yerini alması için gayret gösterdi. Birleşmiş Milletlere üye olurken AET ile de ortaklık anlaşması imzalamayı başardı. 1947, de monarşiyi yeniden kurdu ve Kral Juan Carlos,u kendine varis seçti. 1973 yılında hükümet başkanlığı unvanını bırakmakla birlikte devlet başkanlığını ölümüne kadar sürdürdü. Franko 1975 yılında Madrit de öldü.

"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-29-2006, 22:48   #9 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Giriş: Sep 2006
Mesaj: 2,336
Rep Gücü: 62
Rep Puanı : 5737
Rep Seviyesi: "ALPER" İtibar düzeyini kapadı
Varsayılan

Ahmet Zogu

Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz...Ahmet Zogu (tam adı Ahmet Muhtar Zogu) 8 Ekim 1895'te doğdu.


1928-1939 yılları arasında kendisini Arnavutluk Kralı ilan etmiş, 1939'da İtalya'nın Arnavutluk'u işgalinden 1945'de Enver Hoca yönetiminin kuruluşuna kadar da bu payeyi sürgünde taşımış ilginç bir Arnavut siyasetçidir.


8 Ekim 1895’te Osmanlı İmparatorluğu'nun o zamanki Arnavutluk bölgesinde Mati şehrinin valisi Cemal Zogu Paşa (Cemal Zogolli Paşa)'nın ve ikinci karısı Salah Toptani Bey’in kızı Sadiye Hanım’ın üçüncü çocuğu olarak Burgajet kalesinde doğmuştur.


Osmanlı Devleti'nin 3. Ordu’sunun merkezi olan, Mustafa Kemal’in de eğitim gördüğü Manastır Askeri İdadisi’nin bulunduğu Manastır’da geçen ilkokul yıllarının ardından, eğitimini sürdürmek üzere İstanbul’a Galatasaray Lisesi'ne girdi.


Mektebi Sultani 1907 yarı yıl tatilinde büyük bir yangın geçirmiş, okulun arşivi ve kütüphanesi de dahil olmak üzere pek çok bölümü kül olmuştu. Bu yüzden Galatasaray’da eğitime iki yıl ara verilmişti. Ahmet Zogu okula gidemediği bu dönemde, 2. Meşrutiyet'in ilanına, 31 Mart olayları na, Hareket Ordusu'nun İstanbul’a girişine, II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesine tanık oldu.


Galatasaray, Tevfik Fikret Bey’in müdürlüğünde 1909’da eğitime yeniden başlayabilince, Ahmed Zogu eğitimine devam etti. Mezuniyetinden sonra bir yandan hukuk okuyor bir yandan da gazete muhabirliği yapıyordu. (Ahmet Zogu’nun Vakit Gazetesi’nde muhabir olduğu söylenmiş ise de, o tarihlerde Vakit Gazetesi daha kurulmamıştı. Yine Galatasaray ve Hukuk Mektebi mezunu Hakkı Tarık Us, Vakit Gazetesi’ni, kardeşi Mehmet Asım ve Ahmet Emin Yalman ile birlikte 1917’de kuracaktı. Zogu’nun muhabiri olduğu gazete daha önceki yıllarda yine Galatasaray Sultanisi’nden mezun olup Hukuk Mektebi’nde de okumuş olan Yunus Nadi'nin kurduğu Rumeli, Tanin, Tercüman-ı Hakikat ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde muhabirlik yapmaya başladı.


912'de Balkan Savaşı başlayıp İmgiltere'de ilan edilen Avlonya Bildirisi üzerine Arnavutluk Osmanlı Devleti'nden ayrılınca Yunus Nadi Ahmet Zogu'yu röportajlar yapması için Arnavutluk'a gönderdi. Ve söylentiye göre, kendisinden ilk haber, 1. Dünya Savaşı ve sonrasındaki keşmekeşin ardından, 16 yıl sonra, 1928'de geldi. 'İyiyim. Arnavutluk'tayım. Kral benim. Tafsilatı postadan gönderiyorum.'
"ALPER" Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-22-2007, 19:36   #10 (permalink)
Üye Bilgileri
Gurur Gerek,Sen Gereksiz!
 
KaramboL® kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Dec 2006
Şehir : Antalya
Mesaj: 36,988
Blog Başlıkları: 17
Rep Gücü: 2556
Rep Puanı : 251823
Rep Seviyesi: KaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® RepstarKaramboL® Repstar
KaramboL® kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

Hepside Olmuş


Click Click Boom Efsanesi Bitti !..




Sorununu Kendin Çözeceksin..

Gül'Güzeli
KaramboL® Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 04:41.


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207