![]() |
|
|
|||||||
| Ateş Hattı Türkiyede Yaşananlar,Siyasi konular ve Politika Gündeminden Konuları Burada Bilgiler Sunup Tartışabilirsiniz |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kırımlıların çilesi bitmedi
İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Ankara'nın da teşvikiyle SSCB'den ayrılmak isteyen Kırım Türkleri, Almanlarla işbirliğine yöneldi. Stalin bunu toplu göçle cezalandırdı. Yarım milyon Kırım Türkü ihanetle suçlandı, hepsi üç gün içinde sürgüne gönderildi. Bir köyde unutulan 150 kişi, Stalin'in 'İşlerini bitirin' emriyle tekneye doldurulup Karadeniz'de boğuldu Avni ÖZGÜREL (E-mektup | Arşivi) Önce kısaca Kırım Türklerinin tarihinden söz edeyim. Kırımlılar, Kıpçak Türkleri. Yani 13. yüzyıla kadar Kafkasya'nın ve günümüz Rusyası'nın tek hâkimi olan Altın Orda (Altınordu diye de kullanılıyor) devletinin temelini oluşturan halk. 1250'de Altın Orda tahtındaki Berke Han, İslamı kabul edince Kıpçaklar kitleler halinde Müslüman oldular ve geçirdikleri kültürel değişimin neticesinde tarih sahnesine bugün Kırımlılar dediğimiz halk çıktı. Son hükümdar Toktamış, Timur'a yenilince Altın Orda dağıldı, yerine birkaç hanlık kuruldu. Bunlardan biri 1441'de Hacı Giray'ın etrafından toplanan Türklerin kurduğu Kırım Hanlığı. Aynı dönemde Osmanlı tahtında oturan Fatih Sultan Mehmed'in dayanışma isteğini kabul eden Kırım, 1460'tan itibaren Osmanlı himayesine girdi. Bu nev'i şahsına münhasır bağımlılık 300 yıl devam etti. 1774'te Osmanlı-Rus savaşının neticesi Küçük Kaynarca Anlaşması'yla Kırım 'Ak Topraklar' diye andığı Osmanlı'dan koparıldı. Sonuç göç oldu. Kırımlılar Anadolu'ya, Osmanlı hâkimiyetindeki kentlere göç etmeye başladı. Moskova da Kırım'a Rus muhacirleri yerleştirmeye başladı. 1783'te general Potemkin komutasındaki Rus ordusu Kırım'a girerek işgali resmileştirdi. Bunu takip eden 25 yılda 500 bin Kırım Türkü, yani Hanlık Türk nüfusunun yüzde 35'i ülkeyi terk etti. 1900'lere gelindiğinde Kırım'da sadece 300 bin Türk yaşıyordu. 2. Dünya Savaşı yılları Gerçek şu ki 2. Dünya Savaşı'nda Almanya, Ankara'nın da teşvikiyle SSCB'den ayrılma isteğinin kamçıladığı Kırım Türklerinden destek gördü. Nazi ordusunun içinde Kırımlı gönüllülerden oluşan bir lejyon vardı. Mavi Alay diye anılan bu kuvvetin trajik hikâyesini bir vesileyle yazmıştım. Tekrarlamaya gerek yok. Savaşın sonunda Stalin, Kırım Türklerinin tamamını 'hain' ilan etti. Ve 18 Mayıs 1944 gecesi, yani bundan tam 60 sene önce bütün Kırımlıların Sibirya'ya sürgüne gönderilmesi emrini verdi. Kızıl Ordu bütün şehir, kasaba ve köylerde anonslar yaparak halkın yanlarına hiçbir eşya almaksızın evlerini terk ederek iki saat içinde meydanda toplanmasını istedi. İnsanlar neye uğradıklarını bilemediler. Açıklama isteyenler, direnenler, anonsa uyamayacak kadar yaşlı ve sakat olanlar evlerde yapılan aramada bulunup hemen öldürüldüler. Çağrıya uyanlar iki gün boyunca 71 tren katarına dolduruldu. 57 bini 0-5 yaş arası çocuk, 68 bini 60 yaşının üzerinde 423 bin kişi Sibirya'ya ve Orta Asya'ya yollandı. Bir ay sürdü kafilelerin yerine varması. Bu süre zarfında kimsenin vagonlardan inmesine izin verilmedi, ölenlerin cesetleri kokmaya başlayınca tren yoluna devam ederken pencerelerden atıldı. 195 bini bu yolculuk sırasında öldü Kırımlıların. Kabartay, Sibirya, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan'a 200 bin hasta, sakat, aç insan indi. İstasyonlarda Kızıl Ordu'nun zorlamasıyla yerli halktan toplanan gruplar vagonları taş yağmuruna tutuyordu. Sonra da iskân edildikleri yerleşim bölgesinin dışına çıkması yasaklandı Kırımlıların. Kırım şivesiyle konuşmaları, şarkı, türkü söylemeleri de... 20 Mayıs 1944 Ama hepsinin aklına kendi yaşadıkları onca faciadan ziyade sürgün yolunun başlangıcında yaşanan bir vahşet tablosu takılıydı. 20 Mayıs 1944'te insanlar toplanıp trenler hareket edene kadar Arabat adındaki bir köyde unutulmuş 150 Türk'ün başına gelenleri unutamıyordu kimse. Kızıl Ordu komutanlığı bu köy halkını almayı bütün kafileler hareket ettikten sonra akıl edince, belki de "Eh ne yapalım kalsınlar" türünden bir cevap almayı bekleyerek, bunu Moskova'ya gönderilen raporun sonuna ekledi. Ne var ki, Sovyet liderinin tek bir kişinin dahi orada bırakılmasına tahammülü yoktu. Stalin, "24 saatte işlerini bitirin" talimatını verdi. Arabat'a giden askerler herkesi toplayıp yakındaki limana taşıdılar. Yerel komutanlık küçük, çürük ve motoru bulunmayan terk edilmiş bir tekneye el koydu, 150 kişi ite kaka ona bindirildi. İçinde silahlı askerlerin bulunduğu sağlam bir motor-bot halatla kendisine bağlanmış tekneyi çekmeye başladı. Kıyıdan hayli açıldıktan sonra askerlere ateş emri verildi. Hedefleri insanlar değil, çürük tekneydi. Nitekim taka çok geçmeden parçalanmaya başladı. Halatı çözüp orada bıraktılar 150 kişiyi. Zaten motor-bot gözden kaybolmadan da dağıldı ahşap tekne. Karadeniz'in hırçın dalgalarında ölüme terk edildi onca insan.. Soluk alış ve dönüş Stalin'in ölümünden sonra Kruçev'in iktidarı döneminde soluk aldı Kırımlılar. Kültürel dernekler kurmalarına izin verildi. Bu yumuşamadan cesaret alan Türkler gruplar halinde Moskova'ya ata topraklarına dönme isteklerini iletmeye başladılar, Kremlin'e delegeler gönderdiler. 1960'larda aleni mitinglere, protesto eylemlerine dönüştü Kırımlıların baskısı. 1978 Nisanı'nda Musa Mahmut adında bir Türk kendisini yakarak intihar etti. Kırım Türklerinin son efsanevi lideri Abdülcemil Mustafa Kırımoğlu hapse atıldı. 1987'ye kadar aralıksız süren direniş o sene SSCB'nin 'vatana ihanet' suçlamasını kaldırmasıyla sonuçlandı ve Kırım'a dönüş izni verildi. Karar 1990 yılının temmuz ayında yürürlüğe girdi ve ilk Kırım kafilesi üç ay süren yolculuğun ardından ata yurduna döndü. O günden bugüne 260-300 bin kişi dönüş izni aldı, döndü. Bir o kadarı hâlâ beklemede. Kimi naylon çadırlarda yaşamayı göze alarak kimi başını sokacak bir ev yapmaya yetecek birikimine güvenerek geldi. Kırım'da değişen nüfus dengesi hâlâ Türklerin aleyhinde. Ama Rusya'nın olanca baskısına rağmen bin bir zorlukla kazanılan özerklik statüsünün devamında hem Ukraynalılar hem Türkler ısrarlı. NOT: Kırım ve Tatarlar bizde düşünce tarihimize katılan yıldızlar nesliyle tanınıyor. Ancak Kırımlıların, Rus kültürünün oluşumundaki payları da göz ardı edilemez. Kırımlılık uzunca bir dönem Moskova'da 'asalet' işaretiydi zaten. Çar ailesi dahi bölgeye gelişinde jest olarak ve övünçle Kırım hanlarına mahsus kıyafeti giyerdi. Keza Lev Tolstoy, İdris ailesine, Fedor Dostoyevski, Tugan Baran ailesine, Aleksandr Kuprin, Çağatay ailesine mensup Kırımlılardı. -------------------------------------------------------------------------------- Çerçeve Ruslar için de trajik çağ Kırım Türklerinin trajedisini okurken SSCB'de sadece Türklerin 'ayıklamaya' tabi tutulduğunu düşünmenizi istemem. Stalin zulmünün Müslüman Türk azınlıklardan ziyade hedefi Rus halkı oldu. Türkler etnik ayrıma tabi tutuldular, Ruslar ideolojik ayrıma. Resmini gördüğünüz çocuk bunun sembolü. Adı Pavlik Morozov. 1932'de 14 yaşında öldü. Sovyet rejimi yıkılmasına rağmen Moskova'daki Kızıl Öncüler Kültür Sarayı hâlâ onun adını taşıyor. Moskova'nın en merkezi yerinde heykeli var. Adına müze kurulmuş, opera eserleri bestelenmiş, hakkında onlarca kitap yazılmış bir çocuk o. SSCB Komünist Partisi'nin gençlik teşkilatı Komsamol'un bu üyesi, 10 milyona yakın Rus köylüsünün kolektif çiftliklerde çalışmaya zorlanması sırasında 'kahraman' oldu. Hali vakti yerinde ama kentlilerin 'kulak' diyerek aşağıladığı köylülerin bu uygulamaya direndikleri için Sovyet gizli polisi tarafından öldürüldüğü, toplama kamplarına sürüldüğü günlerde, Pavlik'in babası, Gerasimovka Köyü'ndeki evinde kaçak bazı 'kulak'ları saklamıştı. Aslında adam sadık bir komünistti. Ve salt insani sebeplerle evinin kapısını açmıştı 'kulak'lara. Pavlik, Komsomol söylemin temelini oluşturan 'Sovyet Toplumuna Karşı Görev'ine uyarak babasını ihbar etti. Gizli polisin, Pavlik'in babasını ve saklanan 'kulak'ları öldürdüğünü söylemeye gerek yok. Ama polis gittikten sonra köylüler Pavlik Morozov'u linç etti. SSCB rejimi, koruma adına oğulun babaya ihanet ettiği köy evini 'sosyalist tapınağa' dönüştürdü. Komsomol'un yayın organı Komsomolskaya Pravda'nın başlığının yanında Pavlik'in evinin resmiyle birlikte, "Bu ahşap evde yargılama yapılmış ve Pavlik kulakları saklamış olan babasının maskesini düşürmüştür. Burada Gerasimovka Köyü'nde oturan herkesin kutsal saydığı hatıralar vardır" yazısı eksik olmadı. Bilinen o ki; Stalin devrinde 22 milyon Rus öldürüldü, Sibirya'ya sürüldü, toplama kamplarında yaşamaya zorlandı ......................................... Komi(ü)nizm = Faşizm olmadığını ispatlayın. ......................................... |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|