![]() |
|
|
|||||||
| Ateş Hattı Türkiyede Yaşananlar,Siyasi konular ve Politika Gündeminden Konuları Burada Bilgiler Sunup Tartışabilirsiniz |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Church of God adlı tarikata bağlı Dennis Michael Rohan adında Avustralyalı bir Yahudi’nin 21 Ağustos 1969 tarihinde Mescid-i Aksa'yı kundaklamayı denemesinden sonra İslam ülkeleri başkanları İslam Konferansı Örgütünü kurdular. Eylül 1969 tarihinde Fas'ın başkenti Rabat'ta toplanıp tüm İslam ülkelerini çatısı altında toplamak üzere kurulan 57 üyeye sahip, Avrupa Konseyi veya Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası hukuk tüzel kişiliğine sahip bir uluslararası teşkilattır. Ortadoğu'dan Afrika'ya yaklaşık 1,5 milyar Müslüman'ı temsil ettiğini iddia eden İKÖ, BM'lerden sonra en büyük devlet bloğu ve siyaset yapan en yüksek organdır. İslam Konferansı'na Amerika bu yıl ilk kez temsilci gönderdi. İKÖ' nün hedefi, statüsü gereği, üyesi olan İslam ülkeleri arasında dayanışmayı teşvik etmektir. İKÖ her 3 yılda bir toplanıp, Müslümanlar arasında birliği sağlayabilmek için kararlar almaktadır. Geçtiğimiz ay Senegal'in başkenti Dakar'da, 2 gün boyunca yapılan toplantıların ardından zirve sona erdi. Bir dizi değişiklikler yapılacağı kararı verildi, katılan üyelere tavsiyelerde bulunuldu. 57 ulusun liderleri bir ortak bildiriye imza attılar. Dakar deklarasyonu adını verdikleri bildiriyi yayınladılar. Bildiride; "Bir ılımlılık ve barışçıl birliktelik dini olan İslam'la uyuşmayan aşırılığın ve dogmacılığın her türlüsünü şiddetle kınıyoruz," denildi. "İslam-Hıristiyan diyalogu üzerine hükümetleri ve diğer oyuncuları da kapsayan büyük bir uluslararası toplantı organize ederek bu çizgide bir hazırlık safhası planlamanın önemli olduğuna inanıyoruz" diye kaydedildi. Deklarasyonda hiçbir din, ırk, renk veya ülkeyle ilgisi bulunmadığı vurgulanarak da terör kınandı. Ancak İsrail-Filistin çatışmasına göndermede bulunularak da "yabancı işgaline karşı gösterilen yasal direnişin terörden farklı tutulması gerektiğinin" altı çizildi. Bildiride son olarak; "Biz İKÖ' ye üye Krallar, devlet ve hükümet başkanları, İslam'ın gerçek imajının dünyaya daha iyi yansıtılması için daha fazla çalışma sözü veriyoruz" ifadesi kullanıldı. Kudüs'ün kutsallığı tekrarlandı.. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da zirvede yaptığı konuşmada İsrail'i, Kudüs'ün Arapların yaşadığı doğu kesiminde "etnik temizlik" uygulamakla suçladı. Abbas, İsrailli yetkililerin Doğu Kudüs'te Filistinlilere yeni bina yapma izni vermediğini, vergileri yükselttiğini ve kentin bu kesimini Batı Şeria'dan ayırdığını söyledi. Katılımcı ülkeler de İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını sert dille eleştirdiler. Lübnan için adaletli bir çözüm çağrısında bulundular. Endonezya başbakanı Susilo Bambang Yudhoyono bir çağrıda bulundu. Daha fazla demokratikleşme, İslami değerlerin daha fazla yayılması ve Müslümanların kötü hallerini düzeltmek için daha fazla çaba gösterilmesini istedi. İKÖ konferansı bu tiran liderlerin son zamanlarda ne kadar zavallı ve riyakâr olduklarını, sürekli ihanet etmekten ve Müslümanları hor görmekten hiç utanmadıklarını göstermektedir. Tıpkı Arap Zirvesi gibi, İKÖ' de hiçbir faaliyetin gerçekleşmediği, boş boş konuşulan bir toplantı halini almıştır. Konferans, bir bildiriyle 10 yıllık hareket planını açıkladı. Müslüman dünyası için sunulan muhtelif önerilerin nasıl hayata geçirileceğinden, vs. detaylıca görüşülmeden konferans dağıldı. 2 gün süren toplantı ve konferanslar sonucu sadece ufak tefek değişikliklerde anlaşıldı. Liderler Filistin meselesine olan desteklerini yenilediler. Ancak toplantı masasında Mahmud Abbas'ın hemen karşısında oturan Abdullah Gül, ülkesinin İsrail'le yaptığı savunma antlaşmalarında herhangi bir sakınca görmedi. Filistin için adaletli bir antlaşma çağrısı yapan Mısır, Gazze'de ki Müslümanlara sınır kapısını kapatmaktan ve İsrail'le birlikte Müslümanları öldürmekten hiç utanç duymadı. İşte bütün bunlar, liderlerin Ümmet için kaygılanmadıklarının kati bir göstergesidir. Ümmetin işlerini görüşmek için toplandıklarında dahi bunu nasıl gerçekleştireceklerini gösteren bir yol belirlemeden dağılmaktadırlar. İKÖ, Müslüman liderlerin Ümmet için sözde ne kadar çok endişelendiklerini göstermek amaçlı kurulmuş olsa da bu hain liderler artık Ümmeti kandıramamaktadırlar. Bu liderler samimi olsalardı İsrail'i boykot ederler ve İsrail'e ulaşması için kendi ülkelerinden geçmesi gereken mallara ambargo uygularlardı. Suudi Arabistan gerçekten Müslümanları düşünüyor olsaydı, Amerikan askerlerini ülkesinde barındırmaz ve Prens Sultan hava üssünü kullanmalarına izin vermezdi. Katar gerçekten Müslümanlar için endişeleniyor olsaydı, o bölgede bulunan en büyük iniş pistine Amerikan B52 bombardıman uçaklarının inmesine izin vermezdi. Bu liderlerden herhangi biri Lübnan'daki Müslümanların kötü durumlarından dolayı endişeleniyor olsalardı, o millete yapılan tüm dıştan müdahaleleri ortadan kaldırırlardı. Pakistan gerçekten Keşmir'deki Müslümanlar için endişeleniyor olsaydı, can düşmanı Hindistan'la el ele verip çalışmalar yapmazdı. Bu liderlerden her hangi biri söylemlerine sadık ve samimi olsaydı, kendi ülkesinde İslam'la yönetiyor olur ve diğer Müslüman ülkeleri de, Ümmetin işlerini idare edecek, tek bir çatı altında toplardı. Bu liderler Ümmet arasındaki tüm güvenirliklerini yitirdiler; saltanatlarının sonu yakındır. |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|