![]() |
|
|
|||||||
| Ateş Hattı Türkiyede Yaşananlar,Siyasi konular ve Politika Gündeminden Konuları Burada Bilgiler Sunup Tartışabilirsiniz |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
7907.jpgMilliyetçi Hareket Partisi’nin yakın tarihli siyasi tercihlerinde birkaç kritik karar/olay var. Bunlardan ilki, 22 Temmuz seçimleriyle TBMM’ye giren DTP’li milletvekillerinin elini sıkması.
Ancak bu olayı hemen “pas” geçebiliriz. Çünkü el sıkmanın gerekçeleri kamuoyuna ve parti tabanına mâkul biçimde izah edildi. En yalın haliyle “bir şans verelim, bakalım ne oluyor”du bu izah. Geçen zaman içinde MHP, DTP’ye verdiği bu şansın bir işe yaramadığını gördü ve uzattığı elin sembolik değerini geri çekti. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Türban konularında “izah” tatmin edici olmadı. Olmadığı gibi MHP’nin ve Bahçeli’nin sıkı biçimde eleştirilmesine vesile oldu. Yine denebilir ki MHP, bu konulardaki ağır kritiklere hâla uğruyor. ‘Cepheden kopuş’! 22 Temmuz seçimine giden kampanya döneminde MHP ve CHP, AKP’ye karşı “tanımlanmamış”, her iki parti tarafından “resmen ilan edilmemiş” bir ortaklaşmaya sürüklendi. Öyle ki bu durum, AKP karşıtı cephenin, ulusalcıların “sağcılar MHP’ye solcular CHP’ye oy versin” politikasını geliştirmesine, hatta açık biçimde de söylemesine fırsat yarattı. Bu tablo MHP’yi o anda da mutlu etmedi ama seçimden sonra CHP ile yakınlaştığı yorumlarından duyduğu huzursuzluk, iki parti arasında soğuma-uzaklaşma dönemini başlattı. MHP’nin CHP’den “uzaklaşma” çabaları, CHP’nin laiklik ve genel olarak ulusalcı söylemini “destekleyenler” tarafından da kopma olarak algılandı. Ulusalcı cephe bu soğumayı, AKP’ye muhalefetten de imtina olarak gördü. Bu algı terör örgütüne yönelik kara harekatının hemen sonrasında göreceli olarak bozuldu. CHP ve MHP’nin, ordunun operasyonu bitirme zamanlaması ve yine bu partiler tarafından arzu edilen hedeflere ulaşmadan bitirmesine karşı AKP’ye gösterdiği reaksiyon, bizzat TSK tarafından sert biçimde refüze edildi. CHP, “Atatürk’ün kurduğu parti” ve “Nutuk’tan alıntılarla” bu çekişmeden süratle kopmayı başardı ama MHP biraz daha ortada kaldı. Bu olay partinin ulusalcı kanat tarafından zaten bozulmuş olan imajını zedelemeyi sürdürdü. MHP Genel Merkezi’ne protesto çelenki bırakmak isteyen emekli subayların, tekme-tokat kovalanması da basın tarafından “MHP paşa kovaladı” şeklinde sunulunca, Bahçeli ve MHP’nin kavranması konusunda gelişen kavrama zorluğu kronik hale geldi. Tuz ve biber… Denebilir ki bu süreç içinde işleri karıştıran en anlamlı olay, MHP’nin türban konusunda AKP’ye verdiği destek, daha doğrusu “ön alma” hamlesi oldu. Başbakan’ın İspanya sözleri daha kulaklara ulaşmadan partinin TBMM’ye türban için yaptığı başvuru, Bahçeli’nin sabıka hanesine büyük harflerle ulusalcıların kalemi ile işlendi. Zaten Bahçeli’nin MHP liderliğine geldiği günden beri, partinin “derin devlet” ve görüntüde milliyetçi ve mafyatik çevrelere yakınlığına ilişkin imajının yıkılması, olası ilişkilerin de tasfiye edilmesi politikası pek iyi biliniyor. Bu izlenime 22 Temmuz seçim sonuçlarından sonra MHP liderinin, “rejimin temellerini korumak üzerine bina edilmiş bir stratejinin AKP’nin işine yaradığı, muhalefet partilerini de halktan kopardığı sonuçlarına varmış olması” eklemlendiğinde, parti vitrininin nasıl algılandığı-doğru veya değil-şekilleniyor. Sıkı ama şüpheli mazaretler! Elbette MHP liderinin parti grup konuşmalarında kullandığı üslup ve göndermelerin de bu sürece etkisi olduğunu söylemek gerekli. Devlet Bahçeli üst düzey subay ve yargı mensuplarının emekli olduktan sonra MHP üzerinde bir nevi hak iddia etmelerinden öteden beri rahatsız olduğu bilinmeyen bir şey değil. Türban konusunda, bu ve benzer çevrelerden gelen baskı ve eleştiriler Bahçeli’yi daha da keskinleşmeye itti. İşte MHP’nin TBMM grup toplantılarından bir beyanı; “Türk milliyetçileri, cumhuriyetin büyük tehditlere maruz kaldığı karanlık yıllarda gözlerini kırpmadan mücadele ederken ve bu mücadelenin akabinde en ağır haksızlıklara uğrarken bugün MHP’den devlet adına tavır bekleyenlerin o günlerde hangi görevlerde bulundukları ve milliyetçi gençlere hangi gözle baktıklarının bizce çok iyi bilinmektedir.” Anlaşılıyor ki Devlet Bahçeli türban yasağının kaldırılmasına karşı çıkanların, AKP kadar, MHP’yi de yıpratmak istediklerine inanmış durumda. Fakat bu inancın ve bağlı parti politikalarının bir çıkış ekseni, bir izah noktası olmak gerekiyor. Bu "kırılma noktası" şimdiye kadar alenen söylenmiş değil. Ama en akla yakın olasılık, MHP kurmaylarının ve Bahçeli’nin, Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Büyükanıt arasında Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede mutabakata vardıkları inancına sahip olması. Şu an içeriği en merak edilen görüşme olan bu toplantının niteliğini bilen yok. Gerçekten Bahçeli’nin hissettiği gibi bir mutakabak var ise, MHP’nin bu uzlaşıyı kendine karşı algılaması da politik diyalektiğin bir parçası! |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |
|
Alıntı:
MHP Türk-İSLAM ülküsü üzerine kurulu bir partidir ne Türk milletine nede İSLAM a zarar verecek hiçbir hareketi desteklemez başörtü olayında islama bir sldırıvardı bunun karşısına duruldu akp olayında türklüğe bir sldırı vardı mhp akp nin karşısında durdu yani mhp yeni birşey yapmıyor partinin asıl amacı olan Ülkü Ocakları ' na hizmet görevini yerine getiriyor getirmek zorunda. O ki Allah'tan mahrumdur, neye maliktir; ve o ki, Allah'a maliktir, neden mahrumdur?.. Necip Fazıl' dan
Mhp' liye Hitap |
||
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Alıntı:
bu şu mu demek oluyor. Hem müslüman ol hem türk yoksa karışmam! Bumudur adalet, bu mudur halkı temsil etmek, bu mudur, SİYASET!!! |
||
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
Alıntı:
Türklüğe ve İslamiyete zarar verecek hiçbir girişime destek vermez manasında Bu diğer insanları atalım haklarını savunmayalım manasına gelmez ama herkes kendi kanunlarına uygun hareket eder bizde Önce İslam Kurallarına sonrada İslama uygun türk töresine bağlı kalmak zorundayız O ki Allah'tan mahrumdur, neye maliktir; ve o ki, Allah'a maliktir, neden mahrumdur?.. Necip Fazıl' dan
Mhp' liye Hitap |
||
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Değerli kardeşim dünya üzerinde İslam ın kurallarına göre yaşanmak zorundadır zaten Dünya nın yegane sahibi Allah tır bu yüzdende Allah ın koyduğu kurallar ile yaşamak zorundayız
O ki Allah'tan mahrumdur, neye maliktir; ve o ki, Allah'a maliktir, neden mahrumdur?.. Necip Fazıl' dan
Mhp' liye Hitap |
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
Alıntı:
bizde buna İman diyoruz O ki Allah'tan mahrumdur, neye maliktir; ve o ki, Allah'a maliktir, neden mahrumdur?.. Necip Fazıl' dan
Mhp' liye Hitap |
||
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | ||
|
Alıntı:
Alıntı:
|
|||
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
evet bir yahudi bile padişahı mahkemeye(kadıya) verebiliyordu
O ki Allah'tan mahrumdur, neye maliktir; ve o ki, Allah'a maliktir, neden mahrumdur?.. Necip Fazıl' dan
Mhp' liye Hitap |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: mhp |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|