![]() |
|
|
|||||||
| Ateş Hattı Türkiyede Yaşananlar,Siyasi konular ve Politika Gündeminden Konuları Burada Bilgiler Sunup Tartışabilirsiniz |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kalkınmış demokrat ülkelerde resmi ideoloji yoktur. Çünkü resmi ideoloji ile hukuk, demokrasi, temel insan hakları bir arada olamaz. Bunun örnekleri yakın geçmişte onlarca görülmüştür. Birkaç tanesini şunlardır. * Portekiz’de Salazar. * İspanya’da Franco. * Fransa’da Napolyon ve Vichy rejimleri. * Almanya’da Hitler. * İtalya’da Mussolini. * Rusya’da Lenin ve Stalin. * İran’da Şah Pehlevi. * Mısır’da Firavunlar. * Birçok yerde Hâmânlar, Şeddat’lar ideolojileri tarihe karışmıştır. İdeolojiler milletlerin tarihlerindeki arızalardır. Arızaların başlangıç ve bitiş tarihleri vardır. Mühim olan tarihi devamlılıktır. Ülkemizde resmi ideoloji hakimiyeti söz konusudur. Kalkınmış ülkelerde resmi ideoloji yoktur. Resmi ideolojisi olan ülkelerde varlık ve kimlik korumak sorunu halkın en büyük derdi olmuştur. Türkiye’de yaşayan Müslümanlar da bu iki sorunla karşı karşıyadırlar. Kahir ekseriyeti Müslüman olan ülkemiz insanlarının fiziken yok edilmeleri mümkün görünmüyor. Geriye işe yaramaz hâle getirmek kalıyor ki, bu da kimliklerini yok etmek suretiyle yola getirilmeleriyle (!) mümkün görülüyor. Müslüman halka yapılan zulüm ve insanlığı aşan baskıların sebebi de budur. Kimliklerinden uzaklaştırılan insanlar eritilebilir mi? Her zaman bu mümkün olmaz. Türk halkı için bunun hiç mümkün olamayacağı iki asırdan bu yana yapılanlara bakıldığında aşikar olarak görülmektedir. Türk halkı kahir ekseriyetiyle dindardır, dindar da kalacaktır. Üzerinde oyun oynayanların hayallerini kırmıştır/hep de kıracaktır. Türkiye Müslümanları yakın tarihin zulümlerine mâruz kalmaları münâsebetiyle çağdaş dünyanın gerisinde kalmışlardır. Bu yüzden verimli, işe yarar okul ve üniversiteleri yoktur. Yasal tasavvuf tarikatlerinin yokluğu Müslümanları sömürgenlerin kucağına itmektedir. Mürşitlerin tesirinden mahrumiyetsizlik insanlarımızın önündeki karanlıkları aydınlığa çevirememektedir. Müsbet mânâda tesirli bir medyanın yoksunluğu da cılızlığın tuzu biberi olmaktadır. Bu ahval ve şerait içinde kalan insanlar için varlık ve kimlik muhafazası cidden zorlaşmaktadır. Konan mânialar aşılmalıdır. Aslında tarih boyu seyrine baktığımızda Müslümanların önüne konan mânialar aşılmaya müsait zayıf tümsekler konumundadır. Aşılamayacak kuvvete haiz değildirler. Ne yapılmalıdır, nasıl çalışılmalıdır? Küfür beyinleri Müslümanları parçalanmış hâlde bulundurmak için İslâmî kesimdeki komplekslilerin paraya din gibi tapan, nefsini put edinmiş olanlarını öne çıkarmışlardır. Bu hinler Müslümanları onlarca büyük, yüzlerce orta, binlerce küçük parçalara (gruba, cemaate) ayırmışlardır. Bu parçalanmışlıktan kurtulmanın yolu bulunmalıdır. Bunun için de İslâm kardeşliği esas alınmalıdır. Müslümanlar İslâmî kimliğe sahip aydınlar yetiştirmelidirler. İslâmî tarzı mıncıklamak, dini hizmetleri kirletmek arzusunda olanlara fırsat vermemelidir. İrademizi İslâm’ın aydınlığında hedefe ulaşma yolunda kullanmamıza ihtiyacımız vardır. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! NECİP FAZIL KISAKÜREK |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|