Gül Atatürk Mü Kokuyor?
Yeni Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ilk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk olmak yolunda hızla ilerliyor.
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ilk olarak Çankaya Sofraları’nı canlandırdı. Yabancı değildi bize Çankaya Sofraları; çünkü Atatürk ile ilgili hangi kitabı açsak bir iki Çankaya Sofrası anısı okuruz. Öyle ki memleketin aydınlarının çevrelediği sofrada memleketin kurtarıldığı, kurulduğu, temellerin atıldığı söylendi, yazıldı hep. Beyaz rakı, leblebi. Laf eden de oldu, metheden de. Ama o kadar çok bahsi geçti ki bu işte bir kerâmet var hesabına Sayın Gül Çankaya Sofraları’nı canlandırmak istedi ve geçtiğimiz hafta ilk dâvetini verdi. Hem de içkili. Halk Atatürk’ü örnek alanı sever. Elde var bir.
Şimdi de Çankaya’nın Ülküsü’ne geldi sıra. Atatürk’ün mânevi kızı vardı, Ülkü. Sayın Gül’ün de bir mânevi kızı olacak. Elde var iki.
Şu an için adı açıklanmadı. Artık yeni Ülkü Çankaya’nın bahçesinde koşuşturacak, ip atlayacak ve başını bağlayacak. Belki hemen bağlamayacak; on dört yaşında, on yedi yaşında veya üniversiteye başladığı gün... bir gün başını bağlayacak. Kendi irâdesiyle mi? Tabii ki değil. Kaçımız o yaşlarda kendi irademizle eğitimimizi seçiyoruz ve hareket ediyoruz ki. İster istemez mânevi âilesinin yönlendirmesiyle başını bağlayacak. Çankaya’nın servisi yeni Ülkü’yü her gün İmam Hatip Lisesi’ne bırakacak. Yeni Ülkü üniversiteye girmeden önce mânevi annesinin yaptığı gibi Türkiye Cumhuriyeti devletini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikâyet edecek. “Bana baskı uygulanıyor, özgürlüklerim kısıtlanıyor.” diyecek. Sonra yeniden Sayın Gül devreye girecek, şikâyet geri çekilecek. Biz de Cumhurbaşkanlığı’ndan AİHM’ye başvuru yapmış ilk devlet olarak tarihe geçeceğiz.
Film sardı galiba... Her şey iyi başlamıştı ne oldu?
 
_Fazla birşey bilmene gerek yok haddini bil yeteR_
|