Gırtlağıma yapışık dil gibi sessizliğim..!Eteğime asılan kelimeleri dökemiyorum kucağına..Cesaret saklanmış koltuk altıma,Pis kokulu ter gibi akıtamıyorum..!
Sığınaklarından kaçtım,saçak altında titresemde mutluyum..En azından ben yalnızken,sende bıraktığım ize bile acımayacak kadar onurluyum..Bu kadar sevilir mi bir insan derken gülümsemiştin..Şimdi verdiğim sevgiye değil,emeğe gülümsemem bile hayata dair yadigar duruşum...!
Bir kadının eksik alışkanlıklarından dökülüyor zaman...sırça hüzünler,saklı yol hikayeleri,bulutlara çizilen haritalarda biten masal....sesime dağılan yağmuru topluyorum,gecenin yanlış yerinden başlıyor şarkılar,ayaz sürüyor kirpiklerine şehrin kırık saçakları,ne zaman yüzüne baksam bir uçurum açılıyor,bağırıyorum sesine çarpıp geri dönüyor sesim,bilmiyorum en çok hangi iklime yakıştığımı..göçebe bir yanılgıyım kimse beni konuşmuyor…
Başlıksız yazılarım bugün ağlıyor,hayata ve sana dairdi oysa hepsi...
Hiç böyle hayal etmemiştim..Tutarken babamın elini ihanet nedir bilme kızım demişti..Bildim babacığım,öğrendim ihaneti…Kardeşin kardeşi vurmasını gördüm,abi denilenin kız kardeşe musallat oluşunu işittim..Kan gölüne dönmüş sokaklarda bebek katillerinin özgürce kahkahalarıyla yüreğimden vuruldum..Şehit analarının dağları delen feryatlarında gözlerimden kanlı yaşlar akıttım..Tertemiz doğan alnını YARADAN’a değil de paraya eğen kirli suratları uzaktan izledim..Namuslu kalmanın,ar duygusuna sahip olmanın pamuk ipliğinden daha da ince bir iplikte olduğunu yaşayınca bildim…
Neden bana bunları anlatmadın baba? Neden dünyanın bu kadar çirkef olduğunu anlatmadın?Bilseydim büyür müydüm hiç?Bilseydim elini hiç bırakır mıydım?Bilseydim prensesin olarak kalmaz mıydım ?
Yoruldum baba !İnsan olmaktan yoruldum !Kadın olmaktan yoruldum !Sırtımı her döndüğümde sırtımdan vurulmaktan yoruldum !3-5 çapulcunun itibar yapıp kendini adam saymasını görmekten yoruldum !Yoruldum baba……!
Erkek gibi yetiştin sen derdin,orduya girsen tertemiz çıkacağına inanırım ben derdin,mayan temiz güçlüsün derdin !Olmuyor baba olmuyor…Beni temiz yetiştirdin biliyorum,vicdanını dinle hep dedin biliyorum, ama bu dünya vicdan ne bilmiyor !Ben temiz olsam bile hayat kirli, üstüm başım değil kirlenen,elime,koluma,gözüme,ayağıma pislik sıçrıyor.Yüreğim kirleniyor baba ,yüreğim kanıyor! Bu dünya bana göre değil artık çok ağır geliyor !!!
Bu beyaz sayfaya bir kaç satır yazıp rahatlayacağım öyle mi hayat?
Her şey bitecek.
Sorgusuz sualsiz.
Hesap sormadan.
Peki sen çok mu masumsun be hayat?
Söylesene hiç acımak nedir bildin mi bugüne kadar?
İnsaf nedir bildin mi?
Sana karşı hep ben suçluyum değil mi ?
Beni o kadar çok üzdün ki, affetmeyeceğim asla seni.
Çok şey yazacaktım ama, hiçbir şey önemli değil artık yazsam ne olacak ki? Yazmak da dünyanın en boş şeyi.
Her yazılan unutulup gidecek nasılsa tıpkı bitmeyecek sanılan sevgiler gibi...
Nazlı bir gülün yaprağına yazılan yaşanmışlıklar gibi,
o gül de mutlaka bir gün solup gitmeyecek mi?
Tıpkı sonsuzluğa savrulan tüm yarım kalmışlıklar gibi…
Ama şunu bil ki:Sen hayalsin, ben gerçek..!
Korkmuyorum senden…!
Küstüm biliyor musun ? Sana ve herkese..Sebebsiz bazen küserim böyle işte..Çocuksu yanım hırçınlaşır,ondan vazgeçemediğimi bildiği için sözünü dinletir..Koşarım mavi göklere,kulaç atarım özgürlüğüme..İlgisiz kalan gönlüm,tavşan dağ misali küser..Tavşanım ve dağa küstüm...
Işı bana ışıkları yakmadan..Geceyi üstüme sermeden yıldızları koy gözlerime..Aksın diyarı ekber nidaları ..sen hak razılığı ile gel bana..Hak rızasıyla kavuşmak mümkün olsun..Gecikmeli söyleyişler yok dilimde..Hoyratca değil şefkatle ser ömrünü ömrüme..Şükürlerin olsun..sevda için sevdaları yak..Bir olmak için ikiliklerini sil..Öyle bir gel ki gidişler utansın…!
Her gün doğuşunda…Hardal sokak,Hayat parkında,görüşmek üzere ayrılacağız.'Git uyu artık, hiç yorulmaz mısın sen' olacak son sözün.Yüzümde ki ifadeye bakıp.'Bozulma hemen. Hadi, git de uyu diye söylüyorum' diyeceksin,sonra.Bozarıp,kızaracağım önce sonra gülüp gideceğim bende...