![]() |
|
|
|||||||
| Aşk ve Sevgi Aşk ve Sevgi Hakkında Her şey Şiirler Hikayeler... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
01-12-2006 05:10 Devam .....
AŞK ÜZERİNE SÖYLENMİŞ SÖZCÜKLER Gil Friedmanın en güzel aşk sözcüklerini derlediği Sevgi Sözcükleri-Yürekten Alıntılar adlı kitap, Dharma Yayınlarından piyasaya çıktı.Kitapta, aşkın çeşitli hallerini yaşadıkları yoğun duygularla sözcüklere döken, ünlü yazar Balzacdan devrimci Che Gueveraya, bir döneme imzasını atan sinema oyuncusu Zsa Zsa Gabordan eski ABD Başkanı Benjamin Frankline kadar 300ün üzerinde tanınmış kişinin sevgi ve aşka dair 600den fazla anlamlı sözü yer alıyor. Yazar, sanatçı ve düşünürlerin sevgiye ilişkin çok sayıda gözlemlerini dile getirdikleri özlü sözler, okurları kimi zaman gülümsetirken kimi zaman da hüzünlendiriyor. Yazar Friedmanın derlediği sevgiye ilişkin güzel ve düşündürücü sözlerden bazıları şöyle: • Ed Howe: Tabii ki aşk diye bir şey var, yoksa bu kadar çok boşanma olmazdı. • Che Guevera: Söylemeliyim ki, devrimcinin rehberi sevgidir. • Anonim: Evlilik Marksizm gibidir, kulağa hoş gelir ama işlemez. • Bern Williams: Flört ederken kalbimiz o kadar yüksek sesle atar ki, aklımızın sesini duyamayız. • Elenor Glyn: Aşk, günlük yaşamın tozunu altın rengi bir sise çeviren göz kamaştırıcı bir cazibedir. • Sofokles: Bizi yaşamın ağır yükünden ve ıstırabından kurtaran tek sözcük sevgidir. • Jo Coudert: Aşkın aritmetiği tektir. İki yarım bir bütünü oluşturmaz, yalnızca iki bütün bir bütünü oluşturur. • Anonim: Aşk üçgenlerinin çoğu, enkazgendir. • Benjamin Franklin: Evlenmeden önce gözlerini dört aç, evlendikten sonra ise yarı kapalı tut. • Peter Ustinov: Sevgi sonsuz bir bağışlama oyunudur. Bir alışkanlık haline gelen şefkatli bir bakıştır. • Francis Bacon: Hem sevmek hem de akıllı olmak imkansızdır. • Winston Churchill: Benim en parlak başarım, eşimi benimle evlenmeye ikna edebilmiş olmamdır. • Zsa Zsa Gabor: Boşanana kadar bir erkeği asla gerçekten tanıyamazsın. • Sophia Loren: Cinsel cazibe, yüzde 50 sizin sahip olduklarınız, yüzde 50 insanların sizde olduğunu düşündüğü şeydir. • Wolfgang Amadeus Mozart: Ne üstün zeka, ne hayal gücü ne de her ikisi beraber, bir dahi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi, sevgi... İşte bu dehanın ta kendisidir. • Anonim: Evlilik, karınızın nasıl bir erkeği tercih ettiğini öğrenme sürecidir. • Saint-John Perse: Hiç kimse birini sevmeden önce ölmemelidir. • Elenor Glyn: Aşk, günlük yaşamın tozunu altın rengi bir sise çeviren göz kamaştırıcı bir cazibedir • Oliver Wendell Holmes: Erkeğin azmi, kadının kendi yöntemleri vardır. • Pearl S. Buck: Sevgi sadece büyümesi durduğunda yok olur. • Anton Çehov: Yalnızlıktan korkuyorsanız eğer, sakın evlenmeyin. • Fransız atasözü: Aşk zamanın hızla geçmesini sağlar ama hızla geçen zaman aşkı bitirir. AŞK…… Bir kere bile aşık olmayan var mı? Böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki değil... İnsan hayatta hiç olmazsa bir kez, deliler gibi aşık olabilme hissini yaşamalı... ilk aşk: Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, "Ben ona nasıl aşık olmuştum acaba" diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz... Olsun. O, size ilk aşkı tattırmış. En önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak... yıldırım aşkı: Var mı, yok mu tartışmasının içinde değiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazılarının duyguları yağmur olup yağabiliyormuş. Yıldırım aşkla başlayıp, yıllar süren beraberlikler de var üstelik. Dikkat edilmesi gereken, sürekli yıldırım aşkına tutulanların kendi yarattıkları hayalin peşinde koşmalarıdır... olanaksız aşk: Bazen yolda yürürken rastlarız, bazen en yakınımızda bulunabilirler. "Bu ikisi bir araya nasıl gelmiş?" diye düşünürüz. Kendi başımıza geldiği de olmuştur. Çoraplarını sağa sola bırakan bir kadın ya da televizyondaki futbol maçını seyrederken daha önce hiç duymadığınız küfürler eden bir adam. Her aşkın olanaksız bir tarafı vardır gerçi... Genelde bunları görmemeyi yeğleriz. yasak aşk: Men edilmiş, engellenmiş ve çoğu zaman da yasadışıdır. Ama aşığın gözü görmez ki... platonik aşk: Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan sapır sapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdaki en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem aşık, hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranışlarından, konuşmalarından isaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz. AŞIK OLUNCA…. Güne her zamankinden daha erken başlarsınız. Sanki kendinizi günler boyu uyumuş gibi hisseder ve gayet formda olursunuz. Gözlerinizin içi gülmeye başlar, yanaklarınız pembeleşir, acayip güzelleşirsiniz. Sizi gören “şıp” diye aşık olduğunuz anlar. Müzik kadar aşk da ruhun gıdasıdır. Bir anda alışveriş delisi oluverirsiniz. Ama bu tam bir çılgınlık aşamasındadır. Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alınır. Farklı bir tarzın deneme çalışmaları da başlamıştır. Dolaptakilerin ise pabucu çoktan dama atılır. Önceleri gözünüze çarpmayan ya da çarptığı halde aldırış etmediğiniz kilolarınız ve can düşmanınız selüloitler, başınıza dert olur. Her daim ayna karşısında onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünürsünüz. Ve paranızın büyük bir kısmını kremlere ve spor merkezlerine bağışlarsınız.b Patlamış mısır, cips ve kola. Bir anda hayatınızın vazgeçilmezleri arasına girer. Aşk sayesinde atıştırmalarınız had safhaya çıkmıştır. İş güç hak getire! Sorumluluklar kendini bir anda “top on” listesinin alt sıralarında bulur. Patronunuzun imalı lafları bile dikkatinizi çekmez. Varsa yoksa “O”dur. Eee, ne de olsa listenin başına yerleşmiştir. Sizi görenler nedensiz sırıtmalarınıza ve ağzınızın artık kulaklarınıza yapışmasına, herkese hatta hoşlanmadığınız insanlara bile sevgi dolu davranmanıza bir anlam veremezler. Halbuki siz yeni aşkınız sayesinde dünyanın en mutlu insanısınızdır. Varsın sizi anlamasınlar. Paranoyak olup çıkarsınız. Yemeden içmeden habire, onun hakkında sürekli ya beni aldatıyorsa, bugün hiç aramadı, ya başına bir şey geldiyse gibi paranoyalar üretir, sizin yanınızda olmadığı zamanları kendinize işkence saatleri haline getirirsiniz. Onunla geçen süre, nedense su gibi akıp geçer. Onu her gün görmek için bilumum yalanlara başvurup, en yakın arkadaşınızı bile satarsınız. Kalp atışlarınız normale dönmez. Hele onu görünce, adrenalin miktarınız maksimum noktalara sıçrar. Elleriniz, titrer midenize kramplar girer. AŞK ŞARAP TADINDADIR! İlk yudumu gözlerinden içtim,ikincisini dudaklarından ellerinden içtiğim son yudumun tadı yıllarca gitmedi dudaklarımdan. Ve ben hiçbir zaman korkmadım şarabın gazabından.. Aşkın rengi, tadı , simgesi gibi detaylar aşka gönül veren romantiklerin üzerinde sık ısk düşündükleri konulardır. Genel kanı aşkın renginin kırmızı, simgesini kalp üzerindedir. Her yeni başlayan gönül yangınında yeniden sorulur aşk. Yangınların müsebbibi odur çünkü. Ancak tadı hep tartışılır aşkın. Kimilerine göre tatlıdır aşk, belki de beyninde aynı hormonları harekete geçirdiği için çikolota tadındadır aşk onlar için. Kimilerine göre ise, acıdır aşk ve acıtır derinden. Kapanmaz yaralar açar. Ama aşka en çok yakışan tat şarap tadıdır. Aşk şarap tadındadır aslında. İçiminde hisedilen buruk ateş tadı, kanımızı kaynatan formülü aşka öykünür,aşkı çağrıştırır. dudaklara değen ilk yudumun tadı hiç ama hiçbir şeye benzemez.Yakar ama tatlıdır,acıtır ama vazgeçemezsin. belki vazgeçilmezliktir tiryakilik yaratan,ayyaş eden,sarhoş eden.Damarlarınızda ılık ılık, sinsi sinsi dolaşır, içimizi ısıtır, kanımızı kaynatır ve sevgilinin gözlerinde tatlı bir buğuya dönüşür, tıpkı aşk gibi..... Sevgilinin dudaklarından içilen bir yudum şarap, şişelerce şaraptan daha fazla alt eder insanı ve gizli bir iksir etkisi yapar. Daha fazla aşıksındır artık, kaçışı olmaz bir büyüdür bu, içinde an be an dolaştığını aşka yönelen cümleler kurulur. "Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur. Daha içelim, daha içelim..." Yeter ki bir yudum aşk isteyin siz. Size yudumlarca, kadehlerce aşk sunar şarap. Evet aşk tadındadır aslında ve ilk insanın baştan çıkarılışına tanık olmuştur, hatta gizli gizli suç ortaklığı etmiştir belki de. Aşk hep uzun geceler, mum ışığı ve şarapla anılır hatıralarda. Şarkılara, şiirlere şarapsız aşkları kabul etmez gizli aşıklar kulübü üyeleri.Şarapsız aşkları aşktan bile saymaz bazıları. Geçmiş aşklara adanmış kaç şişe şarap bekletilir, kimbilir gönül mahzenlerinde. Kimbilir ne aşklar yaşanmış, ne aşklar tüketilmiştir o kırık şişelerde... Aşka adanmıştır şarap aslında ve tanrısal bir adanmadır bu. Tanrı vergisidir çünkü şarap da aşk da. Cennetle bile kevser şarabında saklanır aşk. Bir vaattir aşk, şarap tadında. Zevki günaha,günahı sevaba dönüştüren garip bir fermantasyonu vardır. Yapısı gereği tadında aşkı saklayan şarap en uygun zemini de hazırlar. Bir çöpçatandır aşk. Kalpleri, ısıtırken kapılar ardına dek açılır aşka ve aşk salına salına arz-ı endam eder. Şarabın cinsi,rengi, tadı değişse de hep aşka kalkar kadehler. Aşk şarabın yoldaşıdır.Şarap da aşkın. Aşkı her an yeniden tadabilmek, keyifle özümseyebilmek için. Geçmiş ve gelecek tüm aşkları yaşayabilmek için.Sonsuz sevdalara affedilmiş şarap tadında aşklar dileğiyle. "Aşkın şerefine"... AŞKIN OLMAZSA OLMAZLARI! Hayat her zaman aynı monotonlukta sürmez. Bazen küçük ama hoş ayrıntılar, karşınızdaki insanı ne kadar düşündüğünüzü, onu ne kadar önemsediğinizi gösterir. Bakın etkiye tepkinin sonuçları ve erkeklerin cümleleri... Ortam hazırlayın ‘Kız arkadaşım beni taze midye tava ve istiridye yenen ıssız bir kumsala götürdü. Etrafta kimse yoktu, öpüşmeye başladık. Ortalık o kadar sessizdi ki en küçük bir sesin bile yankısı duyuluyordu. Beni oraya götürmesi içimdeki tüm arzuları uyandırmıştı.’ Parti düzenleyin ‘Kız arkadaşımın 30. yaş günümde benim için parti düzenlemesine bayıldım. Bunun için harcadığı bütün çaba bana ne kadar önem verdiğinin bir göstergesiydi. O gün gözüme inanılmaz derecede seksi görünmüştü.’ Ona kapıda sürpriz karşılama yapın ‘Bir gün işten geldiğimde, kız arkadaşım beni üzerinde siyah iç çamaşırlarıyla ve seksi bir saç kesimiyle karşıladı. Öyle seksiydi ki fantezilerimi gerçekleştirmek için daha fazla bekleyemezdim.’ Aptal yönünüzü sergileyin ‘Simpsons çizgi filmini seven kadınları sevmemem için hiçbir neden yok. İyi bir mizah anlayışı var ve aptalca şeylerden de zevk alıyor demektir. Bir de kendine güveni tamsa cazibesine kapılma işten bile değil.’ İlk adımı siz atın ‘Karım ve ben ilk buluşmamızda albümlere bakıyorduk. Yatakta yan yana otururken kolunu omzuma attı. Son derece içten ve sıcak bir hareketti bu... O zaman aramızda güzel bir şeylerin gelişmeye başladığını anladım. Onunla birlikte olmak istedim, hem de tek gecelik değil...’ Seksi olmaya çalışmayın ‘Kız arkadaşım üzerinde sadece tişörtle evin içinde dolanırken çok seksi görünüyor. En seksi olan yanı ise bunu farkında olmadan yapması.’ Sadece gülümseyin 'Kız arkadaşım kalabalık bir odanın içinde, onca kişinin arasından bana bakıp gülümsediğinde onunla olmak istediğimi anladım. Benden hoşlandığını göstermesi bütün arzularımı ateşlemişti.’ Bir sonraki buluşmanızı planlayın ‘Bir gün kız arkadaşım evime gelerek bana çiçek getirdi. Sonra da beni güzel bir restorana götürdü. Yemekten sonra beni bir caz bara götürerek içecek bir şeyler ısmarladı. Sonra da beni evine götürdü, muhteşem bir gece yaşadık. Benimle geçireceği akşamı böylesine planlayan bir kadınla birlikte olmak kesinlikle baştan çıkarıcıydı. Bana nelerden hoşlandığımı bildiğini göstermişti.’ Ona sımsıkı sarılın ‘Sarılmak bazen dünyanın en vazgeçilmez hareketi olabiliyor. Bedenlerimiz birbirine bu kadar yakınken baştan ayağa her düzeyde iletişim devreye giriyor.’ Yeteneklerinizi sergileyin ‘Arkadaşlarımızla çıktığımız bir yemekte, kız arkadaşım oyunculuk okulu için yaklaşmakta olan seçmelerinden bahsediyordu. Sonra birden beni afallatan bir şey yaptı. Ayağa kalkarak seçmeler için hazırladığı monoluğu canlandırdı. İşin en iyi yanı da komik olmasıydı. Çok etkilenmiştim. Onca insanın bakışlarına aldırmaması beni heyecanlandırmıştı.’ AŞKIN SONRASI…. Aşk hayatınız çok olumlu ilerliyor. Peki ya sonrası ..? Eğer ilişkiniz artık size zarar vermeye başladıysa, aldığınız tek bir yudum bile size yeterli gelmiyor ve karşınızdakinin de size daha fazlasını vermeye niyeti yok gibiyse, uzun zamandır kaybettiğiniz kontrolü elinize almanın zamanı gelmiş demektir. Bazı ilişkilerde zamanla alkolizmin yerini alır. Mutluluktan daha çok acı vermeye başlamış, ve alışkanlıktan öteye geçmez olmuştur. Siz farkında olmasanız da aslında o kişiye ve ilişkiye bağımlı olmaya başlamış ve tüm hayatınızı, arkadaşlarınızı ve ailenizi arka plana almışsınızdır. İlişkinin başındaki heyecan, aşk kendini kavgalara, güvensizliklere ve hesap sormalara bırakmışsa, yalanlar iki tarafında kurtarıcısı olmuşsa, o gemiyi terk etmenin zamanı çoktan gelmiştir. Eğer ilişkiniz artık size zarar vermeye başladıysa, aldığınız tek bir yudum bile size yeterli gelmiyor ve karşınızdakinin de size daha fazlasını vermeye niyeti yok gibiyse, uzun zamandır kaybettiğiniz kontrolü elinize almanın zamanı gelmiş demektir. Böyle zamanlarda mantık ve duyguların çekişme zamanı başlar. Mantığınız sizi bu ilişkiden uzak tutmaya çalışsa da duygularınız savaşmaya hazır değildir ve siz karşınızdaki sevgiliye hakettiğinden fazlasını vermeye başlamışsınızdır. İşte size ilişkinizin negatif yönde olduğunu gösteren sebepler: * Kendinizi ilgiye muhtaç hissediyorsanız; Öncelikle neden böyle hissettiğinizi sorgulayın. Hayatınız boyunca hep ilgi mi beklediniz yoksa partnerinizin size karşı duyduğu ilginin zamanla azaldığını mı hissetmeye başladınız? * Ona karşı bağımlılık hissediyorsanız; Sizi kırdığı, ihmal ettiği ve eskisi kadar sevgi sözcüklerine boğmadığı halde siz hala onsuz yaşayamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? * İlişkide verici taraf hep siz oluyorsanız; Partneriniz size saygı duymuyor, onun için yaptıklarınızı takdir etmiyor ve duygularını ifade etmekten kaçıyor ve siz buna rağmen hala ilişkide verici tarafa mı oynuyorsunuz? Bunlardan sadece birini hissediyorsanız her ilişkide zaman zaman yaşanan ve birbirinize karşı duyduğunuz sevgi ve güvenle üstesinden gelebileceğiniz bir döneme girmişsiniz demektir. Ama yukarıdakilerden 2 tanesi de tamamen ilişkinizi ve hissettiklerinizi tercüme ediyorsa, arkadaşlarınızla sorunlarınızı paylaşıp, kendinizi onsuz bir hayata hazırlama vakti gelmiş demektir. Unutmayın, her geminin mutlak bir yolcusu ve her yolcunun mutlak gezeceği başka kıyılar vardır. Önemli olan dalgaların sizi fazla hırpalamasına izin vermeden, zamanında terk etmektir dumanı tüten gemiyi. AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ?… Dünyanın en güzel, en tuhaf, en yabani ve aynı zamanda en evcil duygusunu yani aşkı, bu kez de sıradışı sorularla çözümlemeye hazır mısınız? Neden hep yanlış insanlara aşık oluruz? Yanlış insanlara aşık oluyoruz çünkü kafamızın içinde "doğru insan" diye bir kavram var. Zihnimizde belli ölçülerden, daha doğrusu kalıplardan meydana gelen bir şema oluşturuyoruz. Durmadan hayatımızın erkeğini arıyoruz ve onu bulma konusunda oldukça sabırsız davranıyoruz. Ayrıca kabul edin ki, aşk söz konusu olduğunda yasakların ve engellerin ayrı bir çekiciliği oluyor. İmkansızlık aşka bambaşka bir lezzet katıyor. Biz de aslında içten içe bu imkansızlığı yaşamaktan hoşlanıyor, bunun içimizdeki tutkuyu arttırmasına göz yumuyor, bir yandan da bir türlü düzenli ve uzun bir ilişki kuramamanın acısını çekiyoruz. Aşk, her zaman fedakarlık mı demek? Tabii ki hayır. Bir tarafın diğeri için kendini hiçe sayması aşk değildir. Aşk iki kişilik bir egoizm ve aslında insanın tamamen kendi egosunu tatmin etmek, ruhunu doyurmak, kalp çiçeğinin suyunu vermek için yaşamaya ihtiyaç duyduğu bir süreç. Fakat bu egoizmi olumsuz anlamda ele almamak gerek. Birbirine aşık olan iki insanın ilişkileri, bir yönüyle dünyanın geri kalanına kapalıdır. Onların kendilerine özgü bir dilleri, bir iletişim biçimleri, bazen etraflarındaki hiç kimsenin, en yakınlarının bile içine giremediği bir dünyaları vardır. Aşkın egoist yanı sıradan bir bencillikten çok, bir kabuğuna çekilmişlikten ve mahremiyetten kaynaklanır. Ancak bir tarafın kendini parçalaması ve diğerinin bundan faydalanması aşkın değil, tek yönlü bir bağımlılığın işaretidir. Aşk filmlerinin hayatımızdaki önemi nedir? Özellikle biz kadınların zaafı sayılabilecek bu filmler, aşkı daha iyi algılamak üzere gözümüzü açmamızı sağlar. İçimizdeki yoğun duyguya karşı olan güvenimizi arttırır. Aşk filmlerine çok meraklıyız çünkü bizi zaman zaman ümitsizliğe, kuruntulara, endişelere, korkulara, acı çekmeye ve yenilgiye sürükleyen bu hissin bir anlamı olduğunu tekrar tekrar görmemiz gerek. Beyazperdede bu duygu her zaman daha basit görünür ve bu basitlik bizi içine girdiğimiz açmazlardan biraz olsun çıkarır. İlişkinin özellikle tehlikeye girdiği zamanlar var mı? İlişkiye üçüncü bir kişinin girmesi -ki bunun mutlaka başka bir kadın ya da erkek olması gerekmez- aşkı en çok tehlikeye sokan durumdur. Bunun en güzel örneği çocuk sahibi olmak... Aşkın var oluşuna katkıda bulunan o özgürlük duygusu bir anda biter ve çiftin üzerine artık bir aile olmanın sorumlulukları yığılır. Eğer birbirine aşık olan iki insan ilişkileri süresince zor durumlarla başa çıkmayı öğrenememişler, kendilerini bu konuda geliştirememişlerse, bu yeni yaşam biçimi onları birbirlerini kırmaya iter ve aşklarının tartışmalar, gerginlikler, yıpranmalar, sinir krizleri ve isyanlar arasında yitip gitmesine neden olur. Aldatsa bile sizi seviyor mu? Erkekler için evet... Bir erkek birlikte olduğu kadını çok sevip yine de aldatabilir, çoğunlukla da cinsellikten kaynaklanan sebeplerle... Kadınlar aldatma olayına farklı amaçlarla, planlı programlı girerler. Çoğunlukla da bunu birlikte oldukları erkekten intikam almak için yaparlar. Kadının içinde sadakat duygusuna yer olmayan bir aşk yaşaması, çok daha düşük bir ihtimaldir. İnsan bir aşkı telefonunda bitirebilir mi? Bitiremez, bitiriyorsa da yaşadığı şeyin aşk olmadığından emin olabilir. Eğer bir insanı sevmiş ve onunla bir dönem hayatı paylaşmışsak, içimizdeki tutku fırtınası dindiğinde bile o güzel günlerin hatırına en azından gözlerinin içine bakarak ve bir açıklama yaparak ayrılmayı ona borçlu olduğumuzu hissederiz. Yani bir erkeği mesajla başınızdan atıyorsanız, bilin ki ona hiçbir zaman aşık olmamışsınızdır. Aşkın ne kadar yakınlığa ve uzaklığa ihtiyacı var? Birbirini tek bir bakışla anlayacak kadar yakın ve bir birey olarak var olmaya devam edebilecek kadar uzak... Aradaki sınır oldukça incedir ve pek çok çift bu sınırı tutturmayı beceremez. Ya ilişkileri yeterince derin değildir ya da tam tersine artık birleşip tek bir varlık haline gelmiş, kişiliklerini kaybetmişlerdir. Oysa aradaki mesafenin doğru tayin edilmesi durumunda aşkın ömrü çok daha uzun olur. Aşkla ilgili en büyük yanılgılar neler? Çoğumuz onu avucumuzun içine alıp kontrol edebileceğimizi, isteklerimiz doğrultusunda yönlendirebileceğimizi ve istediğimiz zaman atabileceğimizi sanırız. Çok beğenme, hoşlanma ve etkilenme gibi duygularımızı hemen aşkla karıştırırız. En büyük yanılgılarımızdan biri ise şudur: Hayatımızın bazı dönemlerinde şefkate, ilgiye, sıcak bir dokunuşa o kadar büyük bir özlem duyarız ki, karşımıza çıkan ilk erkeğe aşık olduğumuzu sanırız. Aslında içimizdeki his sevmekten çok, sevmeyi sevmektir. "Midenize inen yumruğu" biyolojik olarak açıklaması yapılabilir mi? Hem de kolayca... Aşık olduğumuz sürece kanımızda phenyiethylamin yani aşk hormonu vardır. Ancak zaman içinde bu hormonun seviyesi düşer, ilişkinin ileri aşamalarında aşk, kimyasal etkisini kaybeder ve midede uçuşan kelebekler bir sonraki aşka kadar tarihe karışır. Ancak eğer bu ilk heyecanın yerine karşılıklı güven, şefkat, anlayış, saygı ve dostluktan oluşan bir karışım koyabilmişsek, aşk sevgiye dönüşür ve bu sevgi bir ömür boyu bile sürebilir. Neden bazılarımız ard arda ilişkiler yaşarken bazılarımız aşık olmakta bu kadar güçlük çekiyoruz? Bir insan aşık olmakta zorlanıyorsa bunun farklı sebepleri olabilir. En klasik sebep, kişinin daha önce yaşadığı ilişkilerden kaynaklanan güvensizliği ve karşı cins hakkındaki olumsuz yargılarıdır. Bunun dışında bir de aşkı her yönüyle yaşayamayanlara, daha doğrusu yaşamaktan keyif almayı beceremeyenlere rastlanır. Bunlara "aşka kabiliyeti olmayanlar" diyebiliriz. Ne kendileri o sihirli sinyalleri gönderebilirler, ne de gönderilenleri alabilirler. Bir de aşkın beraberinde getirdiği zorluklardan kaçan ve kişisel mahremiyetinin azalmasından korkanlar vardır. Kendi kendilerine yeten bu insanlar daha seçici davranırlar ve bulundukları herhangi bir ortamda aşk arayışına girmezler. Yani olaya mantık yönünden bakmayı tercih ederler. AŞK ÜSTÜNE YANLIŞ BİLİNENLER……. Aşk üzerine binlerle, onbinlerce yazı yazılmıştır. Mutlaka haftada bir sohbetlerimize konu olmuştur aşk, herkesinden bu konuda söyleyecek sözü vardır... Ama ya gerçekler? Aşk hakkındaki hatalarımızı aşağıda okuyabilirsiniz. Eski sevgilimi unutamadım. Aşk üzerine yazılan her şeyi unutun, insanoğlu birçok kez aşık olabilir. Eğer eski sevgilinize karşı duygularınız depreşirse veya yeni birine ilgi duyar gibi olursanız, kendinizi hırpalamayın. Kötü bir sevgili olduğunuzu göstermez bu, ihanet ise hiç değildir. Hala bir şeyler hissediyor olmanız, hormonal sisteminizin bir açıdan düzgün çalıştığına işaret eder. Bu duygularla başa çıkmak ise başka bir yazının konusu tabii. Doğru insanı tanımak. Hepimiz bununla ilgili bir sürü hikaye duyduk. Yolda yürürken, bir anda kalabalığın içinde bir şey parlar ve “o”nu görürsünüz. İşte ruh eşiniz olduğunu düşündüğünüz kişi! Ama bu düşünce yakın zamanda ilişkinizi kötü etkiler çünkü onunla ilgili yeni şeyleri merak etmezsiniz! Nasıl olsa ruh eşiniz o... Sevgiliniz size çok benziyor. Evlilik uzmanları, çiftlerin karakter, sosyal yapı gibi benzerliklerinin, ilişkiyi sağlıklı hale getirdiğini söylüyor. Tabii ki gerçekler başka: Etnik kökeni farklı çiftlerin arasındaki boşanma oranı çok düşük. Bir ilişkiyi yürütmek için önemli olan ise; ortak amaçlar ve birbirlerini tamamlayan karakterler. Birlikte yaşamak. Çiftlerin çoğu artık evlenmeden önce birlikte oturuyor ama boşanma oranı düşmedi. Araştırmalar, evlenmeden birlikte yaşayan çiftlerin, hemen evlenen çiftlere göre boşanmaya daha meyilli olduğunu gösteriyor. Kıskançlık değer verdiğini gösterir. Kadınlar, bir erkek onu istiyorsa, sahiplenici davranması normaldir diye düşünür. Ama kıskançlık ve sahiplenmek aşktan değil, korkudan ve özgüven düşüklüğünden kaynaklanır. Olgun aşk güvenli aşktır. Delirmiş bir şekilde kıskançlık yapan biri kendine güvenmiyor demektir, bunun başka açıklaması yok. İlk buluşma. Birisiyle erken yatmak ilişkinin ciddi bir hal almasını engelleyen bir durum değildir, tabii erkek çifte standart uygulamıyorsa. Böyle bir erkek istiyorsanız siz bilirsiniz ama istemesiniz iyi olur. İlk buluşma gecenizde içinizden geldiği gibi davranmak ve geceyi birlikte geçirmek iyi bir fikir gibi görünse de, ertesi gün telefonunuz çalmadığında kendinizi kötü hissedebilirsiniz. Madalyonun öteki yüzü de var, böyle bir 'ilk' gece aranızda bir bağın oluşmasını sağlayabilir. Risk alanlar çok fazla şey kaybedebilirler ama çok fazla şey de kazanabilir... Doymuş kişilik. Geçmiş neyse, gelecek de onun üstüne kurulur. Ama nedense, hep görmüş geçirmiş, artık durulmuş insanların bizi mutlu edeceğini sanırız. Nasıl olsa yaşayacağını yaşamış ve bırakmıştır, artık gözü dışarıda olmayacaktır.. Çok emin olmayın! Unutmayın, huylu huyundan vazgeçmez. Doğduğunda...
sen ağlarken, seni bekleyenler gülüyordu.... Öyle yaşa ki... seni yolcu edenler ağlarken, sen gülesin.... Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... Bu mesaj en son " 12-01-2006 " tarihinde saat 05:26 itibariyle 55_sms tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 2 (0 üye ve 2 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıtlar | Son Mesaj |
| Aşka Dair | kronika | Şiir | 1 | 03-28-2007 08:46 |
| Aşka Dair...1 | 55_sms | Aşk ve Sevgi | 2 | 12-01-2006 12:01 |
| aşka dair özlü sözler | m_karaca | Aşk ve Sevgi | 2 | 11-02-2006 19:01 |
| aşka dair tavsiyeler | geshu. | Hayata Dair.. | 5 | 10-05-2006 10:13 |
| 118 yasa yürürlükten kaldırılıyor / 6 Ağustos | Anarchist | Yurtiçi Haberler | 0 | 08-06-2006 08:33 |