![]() |
|
|
|||||||
| Aşk ve Sevgi Aşk ve Sevgi Hakkında Her şey Şiirler Hikayeler... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Hatırladığım ne / ne senden bana geriye kalan ? Hatırlıyorum da, bir kale kapısı kapanıyor yüzüme aniden. Yüreğimde yüzümü buram buram yakan bir sıcaklık dışarıda, yüreğime saçak saçak buzlar tutturan bir ayaz yaprak yaprak yollara dökülmüşümde çiçeklerim Ahh…! diyorum çiçeklerim… taş duvarların arasında ezilip kalmış gittikçe koyulaşan karanlıkta kaybolan ben miyim ? yoksa çiçeklerimi bozup, dallarımı kıranlar yalancı periler mi ? Bilmiyorum ! Oysa; perilere inanırdım ben… meleklere, cücelere, birde cinlere… kısacası; çocukların inandığı her şeye ! şimdi, yeni baştan bir filiz olup inadına zorluyor muyum o eski harabeleri ? o eski… ama adı yinede saray olan o yıkık ve dökük binayı Oysa ben, kan yutup kızılcık şerbeti içtim demeyi bilirdim birde... birde Sevgili… Ey Sevgili; dudaklarımdaki ve yanağımdaki pembelik; gül şerbetinden demeyi birde... Birde Ahh… dağların bile yüklenemediği o ağır yük ! Mühürlü dudaklarım ve mühürlü bir kalbim vardı ilkin Sonra siyah güller… “sonra ilk ve son” son ve ilk ! sonra, hayat ve ölüm, başlangıç ve son “son ve başlangıç” bunlar "O" nun sözleri mi ? Ezelimiz de ebed’imiz de yalnız O’na değil miydi ? O halde, neydi sevgi… O’na giden bir yol mu ? Sevgilide kendini kaybetmek, aslında O’na doğru bir gidiş mi ? Hiçlikten varlığa geçiş mi ? Kaybolmak, aslında bulmak mı ? Ama… diyorum sonra “ ya sevgili ellerimi bırakırsa ! ” ve ben varlık denizine uzaksam ! Nice olur halim ? Sarhoşluk diyorum kendi kendime, sonra kime acaba ? "O"nu bulmak mı bir yüzde ? Yüzünde sûre olan bir sureti mi aramak yıllar boyu ? insan engel olabilir mi kendine ? Sevmek, "O"nun nurundan bir zerreyi bulmaksa; ve "O" “ Ben yüzlerinize nurumdan bir zerre koydum diyorsa ” bize... o halde, niye sevince kula kulluk ediyorsun derler bize ? Peki… gönül neden yanar diye soruyorum kendime kılıç başımızın üstünde sallanırken bile susmamak ne diye ? Ya da, dalga dalga çoşarken… sever/adım koşarken susturulmak... suskunluğun alevimi ? Yoksa bu, boğazdan başlayıp ciğerimize kadar inen derken... yinede vazgeçmiyoruz sevdadan niye ? Sonra, galiba en çok sabır diyorum kendime yine… ilmek ilmek örmek, nakış nakış dokumak yoldan sapmadan tek bir elde ve sonra o gönül bahçesinde yetişen en nadide çiçeği vermek yâre sitemsizce aynı anda, aynı bakışlarla bakmak o pembe ve tek güle Sellerin ardından bir ağacın köküne tutunup kalmış bir kırçiçeği geliyor aklıma yitirmek ve bulmak aynı anda ! sonra çiçeklerini, fırtınaya kurban vermesine rağmen dalları ve kökleriyle inatla toprağına tutunan bir açelya, lale, gül ya da papatya… ne farkeder ki ? sevgi bulmak adına, sadece sevenlerin katlanacağı / sabırdan ve başkaldırıştan ibaret uzun bir “ vazgeçmeyiş ” aslında... Konmayan kuşları, ötmeyen bülbülleri, olmayan gülleriyle viran şehirler geliyor aklıma ! Köşe başlarında ağlayan kız çocukları ! Kararmış bir gökyüzü ve yıldırımlara gebe bir bulut bir çöl sıcağı ya da kutup ayazı belkide… beri yanda, gökkuşağını seyreden iki çocuk... biri kız, biri erkek umuda uçurulan bir beyaz güvercin kızın yüzündeki pembelik bu yüzden belkide… toprağa karışan yağmur, tomurcuklanmış ağaçlar gökkuşağını kızdıracak kadar kırçiçeği,varlıkla yokluk arasında bir kapı “ bir ara geçiş ” bir düşler ülkesi ve onların duru arınmış yüzlerindeki tebessüm dudaklarındaki sözcükler, birbirini tutan elleri… ellerinde… o kapının anahtarını tutmanın mutluluğu / hayatı bir yerden yakalamak ve yaşamak sevgi yürek alıp vermek yürek alıp vermek bu belki de ! .. alıntıdır |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
cok guzel yazı suraya dıkkat cekmek ıstıorm ; bir düşler ülkesi ve onların duru arınmış yüzlerindeki tebessüm
dudaklarındaki sözcükler, birbirini tutan elleri… ellerinde… o kapının anahtarını tutmanın mutluluğu / hayatı bir yerden yakalamak ve yaşamak sevgi yürek alıp vermek yürek alıp vermek bu belki de ! .. Bazen bomboş bakmak gerekiyormuş Hayatın yalanlarına.. Anlamaya çalışmak saçmalık..! Anlamadan yaşamak gerekiyormuş.. Ama bazen! Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına..
Zaman değilmiş gideni getiren.. Aslında zamanmış var olanı götüren..! |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|