Sımsıkı tutunmuş gözyaşı kirpiklere. Öyle çabuk geçiyor ki zaman. Daha dün doğmuşuz sanki. Yeni yeni yürümüşüz, koşmuşuz, okula başlamışız,sevmişiz, sevilmişiz, ayrılmışız, acı çekmişiz, bir sürü dostlar edinmişiz, gün gelmiş hepsiyle tek tek ayrılmışız. Hiç ölmeyecek gibi yaşamışız.
Ve hiç yaşamamış gibi durup beklemişiz. Kırmızı ışıklar uzun olmuş, yeşiller kısa.Her doğan güneş bize birşeyler getirmiş ve bir o kadar da götürdükleri olmuş. Kimi zaman yağmurdan sonra güneş açmış, perdemizden içeri buyur etmişiz onu, içimizi ısıtmış.
Kimi zaman şiddetli bir fırtına getirmiş. Ağladığımızda başımızı dayayabileceğimiz bir omuz bulmuşuz, bazen de o omuz biz olmuşuz. Karşımızdaki saygıyla dinlerken hiç ummadımız zaman bir anda o sorgusuz infaz eden kötü adamlardan olmuşuz.
Bütün hayatımızda hep yandım derken herşeye rağmen yaşamanın ne kadar güzel olduğunu unutmuşuz. Başarılarımızla övünürken, başkalarının başarısızlıklarını ön plana çıkarmışız. Bizi yerenlere ağızlarının payını en hakikatlisinden verirken, yüzümüzün ortasına yediğimiz yumrukla kendimize gelmişiz. Acı çekerken, çektirmişiz. En pis dost kazığını biz yemişiz. "Batsın bu dünya" ile kendimizi avutmuşuz.
Sevdiğimize sevgimizi söylemek için hep yarını beklemişiz. Ama o yarın hiç gelmemiş.
Doymamışız yaşamaya ve şimdi de bekliyoruz eller havada omuzlarda götürülmeyi musalla taşına. Kim bilir belki yarın bitecek bizim için zaman, belki biraz sonra, belki de bitmiş de biz farkında değiliz. Sorgusuzca kabul ettiğimiz diğer şeyler gibi bunu da kabul etmişiz.
ALINTI