Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Yaşam & İnsan > Aşk ve Sevgi

Aşk ve Sevgi Aşk ve Sevgi Hakkında Her şey Şiirler Hikayeler...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-29-2006, 14:17   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Sizce Aşk Nedir




** Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
* Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir şey yapmama hakkini
teslim etmektir.


* Aşk,bir saygidir, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.


* Aşk, şimdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.*


** Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.


* Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanindakinin ne istediğini
bilmektir.Anlasmaktir.


* Aşk, bağlandiğini sandiğinda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir.


* Aşk,inceliktir, korumaktir. Sorumluluktur.


* Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüştürmektir..Mizahtir.**
* Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir.Şehvettir.


* Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.
Teslimiyettir.


* Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir.Gerçektir.


* Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Neşedir.*


** Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir.Mutluluktur
.


* Aşk, tanidiğinizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini keşfetmektir.
Tazeliktir.


* Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düşlerin gerçek
olmasidir.*


* Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikişmaktir. Yakinliktir.


* Aşk, evin anahtaridan anahtarcida bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.


* Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilaşacagini bilmektir.Kaderdir.
*
* Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.


* Aşk, ecza dolabini açtiginda, dişmacunu kapağini kapatilmamiş bulmaktir.
Uyumdur.


* Aşk, pencereden dişariya baktiğinda kiminle olduğunu hatirlamaktir.
Düşüncedir.*


** Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir. Özeldir.


* Aşk, cennetle cehennem arasi isleyen trende bir mevsimlik bilettir.


* Aşk, iki yalnizligin birbirine dokunmasi, birbirini korumasi ve
selamlamasidir*


Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:18   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk okudum- aşk dokudum

Ben bu gönül tezgahında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergahında
Aşk okudum, aşk dokudum


Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum


Bir ömür yana yakıla
Yazdığım sığmaz akla
Acımadım kırkdört yıla
Aşk okudum,aşk dokudum


Sevgi insanlığın özü
Odur aydınlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Aşk dokudum, aşk okudum.


Günahından, sevabından
İçtim aşkın şarabından
Uluların kitabından
Aşk okudum, aşk dokudum


Aşk için şan da, şeref de
Okudum saplı bu hedefte
Yıllar yılı bir gergefte
Aşk dokudum, aşk okudum


Ümit Yaşar aşkla bende
Kötülük olmaz sevende
Bu can kaldıkça bu tende
Aşk okurum, aşk dokurum.

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:18   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk Nedir?

Gerçek AŞK, daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde
yükselir.


AŞK en tehlikeli inançtır.Aşk çok cesur olmayı gerektirir ve cesareti daima
sınar,hep zorlar.Bu yüzden herkez aşık olamaz.Tehlikeye duyulan ilgi,gençlik
yıllarında daha yoğundur. Kimileri her zaman tehlike içinde yaşamayı seçer
ve kimileri hep genç kalır.


Varlık sezginin,duygunun ve aşkın bir sırrıdır.Bu kişi,bu sey yani
bireysel,yalnız duyumda,yalnız aşkta mutlak bir degere sahiptir.Sonlu ve
sonsuz orada bulunur.Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği ,bununla yalnız
bununla kaimdir.En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda
saklıdır.Böylecegenel olarak başımız dışında bulunan bir nesne
varoluşun gerçek ve antolojik
belgesi aşktır,varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.


Aşk iradenin ereğidir.Her türlü dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak
gerekir.İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yaşam
mutludur.Bizler aşk karekreri ile doğarız.Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir
ve bizi güzel görünen şeye götürür.Bundan sonra bizim bu alemde sevmekten
başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır ki..?


Şayet ilişki bizleri kendi kendimize karşı gerçekçi olmak adına eğitmek ise
değişiklikler otamatiktir.


AŞK karşılıklı oturup birbirinin gözünün içine bakmak değil,el ele verip
ileride aynı noktaya bakmak ve gene el ele o noktaya doğru ilerlemektir.


AŞK,yanındakinin bir şeyler yapma hakkını teslim etmektir,saygıdır.


AŞK zaaflarımızın olduğunu ortaya çıkarır,kabullenmektir.


AŞK korumaktır, sorumluluktur.


AŞK sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır.mutluluktur.


AŞK kocaman yatağın üçte birine sığmaktır yakınlıktır.


AŞK uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.düşlerin gerçek olmasıdır.


AŞK tanıdığını zannettiğin insanın yeni yanlarını keşfetmektir tazeliktir.


AŞK asla anlatılmayacak özel bir hikayedir.


Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz...!

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:19   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk delilik mi?

Aşk delilik mi?
Uzmanlar, beyinde aşk kıvılcımını tutuşturan kimyasal maddeler kokteylinin
uzun süreli bağlılıkları besleyen karışımdan tamamen farklı olduğunu
keşfediyor. Peki aşk denilen şey gerçekte nedir? Bilimsel tanımıyla aşk...


İSTANBUL - National Geographic Türkiye, Şubat sayısında insanlık tarihiyle
yaşıt "Aşk delilik mi?" sorusuna cevap arıyor... Derginin kapak konusu olan
aşk dosyasında, aşık olan kişilerin beynindeki kimyasal hareketliliğin,
obsesif-kompülsif davranış bozukluğuyla benzerlik gösterdiğine dikkat
çekiliyor ve önemli varsayımlar sıralanıyor.


NG Türkiye Şubat sayısı alışılmışın dışında iddialı bir kapak konusuyla
çıktı: "Aşk delilik mi?"... Lauren Slater imzalı dosyada, aşkın beyindeki
belirli merkezleri harekete geçirerek hiperaktivite, konsantrasyon bozukluğu
ve aşırı heyecan gibi birtakım patolojik sonuçlara yol açtığı anlatılıyor.


Aşıkların beyinlerindeki aktivite, obsesif-kompülsif davranış bozukluğu olan
kişilerinkiyle benzeşiyor. Ayrıca beyinde aşk kıvılcımını tutuşturan
kimyasal maddeler kokteyli, sadakate dayalı uzun süreli birliktelikleri
besleyen karışımdan da tamamen farklı. National Geographic Türkiye, kapak
konusunda aşkı bilimsel açıdan tanımlamaya çalışıyor.


*


BİLİMSEL TANIMIYLA AŞKI *
Aşkın karmaşıklığını anlatmak için öykülerden, kıskanç tanrılara ve aşk
oklarına dair masallardan yararlandık. Oysa artık bilim işin içine girerek,
bizim oldum olası bir efsane, bir sihir olduğunu düşündüğümüz şeyi
açıkladıkça, tüm uygarlıkların öylesine ayrılmaz bir parçası olan bu öyküler
değişmeye başlayabilir. Tarihte ilk kez olarak, aşkın beynin neresinde
bulunduğunu, kimyasal bileşenlerinin özelliklerini aydınlatacak yeni
araştırmalar yapılmaya başlandı. Miami'de (ABD) yaşayan Joaldo Sauza yeni
yaptırdığı dövmesiyle, insanların onsuz yapamadığı, insan aklı ve bedeninin
bir çeşit varolma biçimi olarak nitelendirilen "aşk"ı bedenine işlemiş.


Antropolog Helen Fisher, bugüne dek "arzunun duayeni" tanımına en uygun gibi
duran kişi. 60 yaşındaki bu kadın, ipek gibi saçları ve ince bedeniyle
cinsellikli bir özgüven yayıyor çevresine. Rutgers Üniversitesi'nde profesör
olan Fisher, New York'ta, yazın ağaçların yemyeşil yapraklarla donandığı,
patikalarında el ele çiftlerin gezindiği Central Park yakınlarında,
duvarları kitaplarla dolu bir apartman dairesinde yaşıyor.


Fisher, kariyerinin büyük bölümünü aşkın şehvet, tutku, bağlılık gibi tüm
görünümleri ve bunların nasıl artıp azaldığına ilişkin tüm biyokimyasal
patikaları incelemeye adamış. Rahatça bacak bacak üzerine atmış,
bardağındaki buzları şıngırdatarak, sevimli açık sözlülüğü ve başkalarının
emlak fiyatlarından bahsettiğindeki serinkanlılığıyla, aşkın iniş
çıkışlarını tartışıyor. "Kadın, bilinçdışı olarak, orgazmı bir erkeğin
kendisine uygun olup olmadığına karar vermekte kullanır. Eğer erkek aceleci
ve kaba ise ve kadın orgazm olmazsa, içgüdüsel olarak o erkeğin iyi bir eş
ve baba olamayacağını hisseder. Bilim insanları, o hercai kadın orgazmının,
kadının Bay Doğru'yu Bay Yanlış'tan ayırmasına yardım etmek için gelişmiş
olabileceğini düşünüyorlar."


Son on yıldır Fisher'in üzerinde çalıştığı başlıca konulardan biri, aşkı
sözcüğün gerçek anlamıyla MR (manyetik rezonans) aracılığıyla incelemekti.
Fisher, meslektaşları Arthur Aron ve Lucy Brown'la birlikte, ortalama yedi
aydır "çılgınca aşık" olan denekler topladılar. MR makinesine giren
deneklere, biri tanımadıkları, diğeri sevgililerine ait iki fotoğraf
gösterildi.


Fisher gördükleri karşısında adeta büyülendi. Her denek sevgilisine
baktığında, MR'da beynindeki ödül ve haz ile bağlantılı bölümler -ventral
tegmental ve nucleus caudatus- aydınlanmıştı. Fisher'i en çok
heyecanlandıransa, aşkın yerini, adresini bulmaktan da öte, onun özgül
kimyasal yollarını keşfetmekti. Aşk, nucleus caudatus'u uyarır, çünkü burası
dopamin adı verilen nörotransmitter reseptörlerinin yoğun biçimde yayılma
yeridir; dolayısıyla Fisher dopaminin beynimizin ürettiği aşk iksirinin bir
parçası olduğunu düşündü. Doğru oranlarda dopamin, büyük bir enerji, neşe,
dikkat yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu yaratır. İşte bu nedenle
yeni bir aşk yaşarken bütün gece uyanık kalabilirsiniz, güneşin doğuşunu
seyredebilirsiniz, koşarak yarışabilirsiniz, aslında kayak becerinizi aşan
bir yokuştan aşağıya hızla kayabilirsiniz.


Makalenin tamamını National Geographic dergisinin sayfalarında
bulabilirsiniz. Hindistan'ın Racastan eyaletinde, süslü giysiler içindeki
bu gelinin annesine vedasında görüldüğü gibi, düğün törenlerinde sevinç ve
üzüntü birarada yaşanır. Hindu geleneği uyarınca, nikâhın ertesi günü gelin,
yeni eşi ve onun ailesiyle birlikte yaşamak üzere anne babasından ayrılır.
Bu gelin eşini önceden tanıyor ve seviyor. Ama Hindistan'da evliliklerin
çoğu hâlâ görücü usulü yapılıyor. Yeni evliler şanslıysa, eski bir Hint
atasözü olan "Evlilik önce gelir, aşk sonra" deyişi gerçekleşiyor.


*BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?*
*Zıt Kutuplar Çeker
Vücut kokusunun insanlardaki çekicilikle ve aşkla ne ilgisi var? Belki de
çok. Bilimsel bir çalışma sonunda araştırmacılar Manfred Milinski ve Claus
Wedekind, bağışıklık sistemindeki bir genin, kadınları erkek vücudu
kokularına çekmede etkili olduğunu saptadı. Yazar Lauren Slater'ın
makalesinde açıkladığı gibi, çalışma kapsamındaki kadınların, genleri
kendilerininkinden çok farklı erkeklere karşı çekim duyduğu gözlendi.


Milinski ve Wedekind, deneyin kapsamını genişletti ve aynı genotipi paylaşan
insanların benzer parfüm tercihleri olduğunu gördü. Ayrıca, bu tercihlerin,
eşlerinde bulunmasını istedikleri kokularla değil, aslında kendileri için
seçtikleri kokularla ilgili olduğu saptandı. Milinski ve Wedekind insanın
kendi kusursuz kokusunu, yani romantik bakımdan dayanılmaz hale gelmesini
sağlayabilecek kokuyu bir büyük mağaza tezgâhında veya bir derginin reklam
ekinde bulma çabasının büyük olasılıkla yararsız olacağını belirtiyor.
Onlara göre, çözüm bir uzman parfümcünün "ideal parfümü kişiye göre
hazırlaması"nda yatıyor.


Parfümler her ne kadar insanları biraraya getiremezse de, bu uzmanların
"insan uygarlığının pis kokulu şamatası" dediği şeyle başa çıkmak için doğal
vücut kokularını güçlendirmede kullanılabilir.* Roma'da Via del Corso'ya
bakan bir kilisenin hemen dışında birbirine sarılmış çift için bu, bir amore
belirtisi. "İtalyanlar sevgilerini göstermede çok pervasız, çok açık
davranır," diyor fotoğrafçı Jodi Cobb. "Her yaşta ve her yerde kol kola
girer, birbirlerine dokunur, öpüşürler."


*NATIONAL GEOGRAPHIC TÜRKİYE, ŞUBAT SAYISINDA...*
Derginin şubat sayısındaki bir diğer önemli dosya da Alpler... Küresel
ısınmaya paralel olarak Avrupa'nın kış turizmi merkezi olan Alpler'de
sıcaklığın arttığına dikkat çekilen dosyada, kayak merkezi sahiplerinin
karların erimesini önlemek için "sentetik battaniyeler" kullanmak zorunda
kaldığı aktarılıyor.


National Geographic Türkiye'nin Şubat sayısında yer alan diğer ilginç
dosyalar:
[image: *] *Kamçatka'nın Boz Ayıları*
Sovyetler Birliği'nin çöküşü, beraberinde boz ayı popülasyonlarının da
çöküşünü getirdi. Günümüzde Kamçatka Yarımadası'nın devleri üzerindeki en
büyük tehdit, bu yabanıl topraklarda sürdürülen yasadışı avcılık.
[image: *] *Kaliforniya'da Kentleşme Yaban Hayatını Tehdit Ediyor
*ABD'nin en yüksek nüfuslu eyaleti -kendisini dünya ekolojik hazineleri
haritasına taşıyabilecek kadar çeşitli- endemik bitki ve hayvanların
yaşadığı topraklarını koruyabilecek mi?
[image: *] *Serengeti Doğal Park Oldu, Masailer Yurtsuz Kaldı *
Masailer için yaşadıkları topraklar, sonsuza kadar uzanıyor... Ancak ulusal
parka dönüştürülen bölgelerde yabanıl yaşamın korunması amacıyla getirilen
kısıtlamalar, her geçen gün Masailerin topraklarından bir bölümünü daha
götürüyor.

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:19   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Nedir Aşk Denilen şey?

Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister.


Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır,


Aşk hayatıntekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan
korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz.


Ve elbetteAşkı suçlamak, yargılamak, karalamak


inkar etmek de asla yakışık olmaz


Niçin aşk?Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse
nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak
herşeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre
plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın
etrafını sardı.


Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden
de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu
bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde
anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu
gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular
durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili
tektir.


Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu
anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın
insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.


Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır, aşk hayatın
bütün tekdüzeliğine, bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır. Ondan
korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı suçlamak
,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce
haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını,
karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede, yarın terkedileceğini
bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz vermemeli aşkından,
"Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve
bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur, kime karşı
duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur.


Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız,
sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya
calışmanız,bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin
hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir. İşte aşk bütün bunlara
tek başınıza karşı gelebilme yurekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme
yolu...


Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç
belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye
tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya
başlaması o kadar da zor değildir...Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve
doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı.

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:20   #6 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk İçin

Aşk İçin

Bence kararları ölçtüm de biçtim
Neden,aşk olunca kırk yerden geçtim
En nihayetinde senide seçtim
Özlemle doluyum sana aşk için


Gözlerinin içi bir volkan sanki
Baktıkça yakıyor beni inan ki
Bakışına tutsak öyle bir can ki
Özlemle doluyum sana aşk için


Kimsede yok benim bu hissiyatım
Sevgiyle gelene yanar hayatım
Sanma sensizlikten durur takatım
Özlemle doluyum sana aşk için


Geciktikçe vuslat içim eriyor
Gün geçmiyor renkten renge giriyor
Sen olan canımdan bir can veriyor
Özlemle doluyum sana aşk için

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:21   #7 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk üstüne Gülümsemeler

Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister.
Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın
tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup
kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak
inkar etmek de asla yakışık olmaz
Niçin aşk ?
Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle
görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar, güzellikler ?
Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü ? Hayır !
Nedir şu aşk...?
Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne
zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan
onun
hükümdarlığına giriverirsiniz.
Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu
anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum"
dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla
anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu
anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın
insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı işlenen en
güzel ve en doğru suç ortakIığıdır, aşk hayatın bütün tekdüzeliğine, bütün
sıradanIığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye
yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar
etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur.
İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini
hissetsede, yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını
bilsede taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere
gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın
kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur.
Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız,
sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya
calışmanız, bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin
hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir. İşte aşk bütün bunlara
tek başınıza karşı gelebilme yurekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme
yolu...
Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç
belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye
tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya
başlaması o kadar da zor değildir...Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve
doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz
, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve doğru
olan tek guzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksızlık etmeyin ..
Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme
'' SENİ SEVİYORUM '' Demek İçin Geç Kalma

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:24   #8 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşk her şeyi affeder mi?

Dünyanın en güzel, en tuhaf, en yabani ve aynı zamanda en evcil duygusunu
yani aşkı, bu kez de sıradışı sorularla çözümlemeye hazır mısınız?
*Neden hep yanlış insanlara aşık oluruz?


*Yanlış insanlara aşık oluyoruz çünkü kafamızın içinde "doğru insan" diye
bir kavram var. Zihnimizde belli ölçülerden, daha doğrusu kalıplardan
meydana gelen bir şema oluşturuyoruz. Durmadan hayatımızın erkeğini arıyoruz
ve onu bulma konusunda oldukça sabırsız davranıyoruz. Ayrıca kabul edin ki,
aşk söz konusu olduğunda yasakların ve engellerin ayrı bir çekiciliği
oluyor. İmkansızlık aşka bambaşka bir lezzet katıyor. Biz de aslında içten
içe bu imkansızlığı yaşamaktan hoşlanıyor, bunun içimizdeki tutkuyu
arttırmasına göz yumuyor, bir yandan da bir türlü düzenli ve uzun bir ilişki
kuramamanın acısını çekiyoruz.


*Aşk, her zaman fedakarlık mı demek?*


Tabii ki hayır. Bir tarafın diğeri için kendini hiçe sayması aşk değildir.
Aşk iki kişilik bir egoizm ve aslında insanın tamamen kendi egosunu tatmin
etmek, ruhunu doyurmak, kalp çiçeğinin suyunu vermek için yaşamaya ihtiyaç
duyduğu bir süreç. Fakat bu egoizmi olumsuz anlamda ele almamak gerek.
Birbirine aşık olan iki insanın ilişkileri, bir yönüyle dünyanın geri
kalanına kapalıdır. Onların kendilerine özgü bir dilleri, bir iletişim
biçimleri, bazen etraflarındaki hiç kimsenin, en yakınlarının bile içine
giremediği bir dünyaları vardır. Aşkın egoist yanı sıradan bir bencillikten
çok, bir kabuğuna çekilmişlikten ve mahremiyetten kaynaklanır. Ancak bir
tarafın kendini parçalaması ve diğerinin bundan faydalanması aşkın değil,
tek yönlü bir bağımlılığın işaretidir.


*Aşk filmlerinin hayatımızdaki önemi nedir? *


Özellikle biz kadınların zaafı sayılabilecek bu filmler, aşkı daha iyi
algılamak üzere gözümüzü açmamızı sağlar. İçimizdeki yoğun duyguya karşı
olan güvenimizi arttırır. Aşk filmlerine çok meraklıyız çünkü bizi zaman
zaman ümitsizliğe, kuruntulara, endişelere, korkulara, acı çekmeye ve
yenilgiye sürükleyen bu hissin bir anlamı olduğunu tekrar tekrar görmemiz
gerek. Beyazperdede bu duygu her zaman daha basit görünür ve bu basitlik
bizi içine girdiğimiz açmazlardan biraz olsun çıkarır.


*İlişkinin özellikle tehlikeye girdiği zamanlar var mı? *


İlişkiye üçüncü bir kişinin girmesi -ki bunun mutlaka başka bir kadın ya da
erkek olması gerekmez- aşkı en çok tehlikeye sokan durumdur. Bunun en güzel
örneği çocuk sahibi olmak... Aşkın var oluşuna katkıda bulunan o özgürlük
duygusu bir anda biter ve çiftin üzerine artık bir aile olmanın
sorumlulukları yığılır. Eğer birbirine aşık olan iki insan ilişkileri
süresince zor durumlarla başa çıkmayı öğrenememişler, kendilerini bu konuda
geliştirememişlerse, bu yeni yaşam biçimi onları birbirlerini kırmaya iter
ve aşklarının tartışmalar, gerginlikler, yıpranmalar, sinir krizleri ve
isyanlar arasında yitip gitmesine neden olur.


*Aldatsa bile sizi seviyor mu? *


Erkekler için evet... Bir erkek birlikte olduğu kadını çok sevip yine de
aldatabilir, çoğunlukla da cinsellikten kaynaklanan sebeplerle... Kadınlar
aldatma olayına farklı amaçlarla, planlı programlı girerler. Çoğunlukla da
bunu birlikte oldukları erkekten intikam almak için yaparlar. Kadının içinde
sadakat duygusuna yer olmayan bir aşk yaşaması, çok daha düşük bir
ihtimaldir.


*İnsan bir aşkı telefonunda bitirebilir mi?*


Bitiremez, bitiriyorsa da yaşadığı şeyin aşk olmadığından emin olabilir.
Eğer bir insanı sevmiş ve onunla bir dönem hayatı paylaşmışsak, içimizdeki
tutku fırtınası dindiğinde bile o güzel günlerin hatırına en azından
gözlerinin içine bakarak ve bir açıklama yaparak ayrılmayı ona borçlu
olduğumuzu hissederiz. Yani bir erkeği mesajla başınızdan atıyorsanız, bilin
ki ona hiçbir zaman aşık olmamışsınızdır.


*Aşkın ne kadar yakınlığa ve uzaklığa ihtiyacı var? *


Birbirini tek bir bakışla anlayacak kadar yakın ve bir birey olarak var
olmaya devam edebilecek kadar uzak... Aradaki sınır oldukça incedir ve pek
çok çift bu sınırı tutturmayı beceremez. Ya ilişkileri yeterince derin
değildir ya da tam tersine artık birleşip tek bir varlık haline gelmiş,
kişiliklerini kaybetmişlerdir. Oysa aradaki mesafenin doğru tayin edilmesi
durumunda aşkın ömrü çok daha uzun olur.


*Aşkla ilgili en büyük yanılgılar neler?*


Çoğumuz onu avucumuzun içine alıp kontrol edebileceğimizi, isteklerimiz
doğrultusunda yönlendirebileceğimizi ve istediğimiz zaman atabileceğimizi
sanırız. Çok beğenme, hoşlanma ve etkilenme gibi duygularımızı hemen aşkla
karıştırırız. En büyük yanılgılarımızdan biri ise şudur: Hayatımızın bazı
dönemlerinde şefkate, ilgiye, sıcak bir dokunuşa o kadar büyük bir özlem
duyarız ki, karşımıza çıkan ilk erkeğe aşık olduğumuzu sanırız. Aslında
içimizdeki his sevmekten çok, sevmeyi sevmektir.


*"Midenize inen yumruğu" biyolojik olarak açıklaması yapılabilir mi? *


Hem de kolayca... Aşık olduğumuz sürece kanımızda phenyiethylamin yani aşk
hormonu vardır. Ancak zaman içinde bu hormonun seviyesi düşer, ilişkinin
ileri aşamalarında aşk, kimyasal etkisini kaybeder ve midede uçuşan
kelebekler bir sonraki aşka kadar tarihe karışır. Ancak eğer bu ilk
heyecanın yerine karşılıklı güven, şefkat, anlayış, saygı ve dostluktan
oluşan bir karışım koyabilmişsek, aşk sevgiye dönüşür ve bu sevgi bir ömür
boyu bile sürebilir.


*Neden bazılarımız art arda ilişkiler yaşarken bazılarımız aşık olmakta bu
kadar güçlük çekiyoruz?*


Bir insan aşık olmakta zorlanıyorsa bunun farklı sebepleri olabilir. En
klasik sebep, kişinin daha önce yaşadığı ilişkilerden kaynaklanan
güvensizliği ve karşı cins hakkındaki olumsuz yargılarıdır. Bunun dışında
bir de aşkı her yönüyle yaşayamayanlara, daha doğrusu yaşamaktan keyif
almayı beceremeyenlere rastlanır. Bunlara "aşka kabiliyeti olmayanlar"
diyebiliriz. Ne kendileri o sihirli sinyalleri gönderebilirler, ne de
gönderilenleri alabilirler. Bir de aşkın beraberinde getirdiği zorluklardan
kaçan ve kişisel mahremiyetinin azalmasından korkanlar vardır. Kendi
kendilerine yeten bu insanlar daha seçici davranırlar ve bulundukları
herhangi bir ortamda aşk arayışına girmezler. Yani olaya mantık yönünden
bakmayı tercih ederler.

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:24   #9 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Aşkmı, zaaf mı?

Aşk mı, zaaf mı?


Senin hiç yoktu
Benimse bir tane vardı
Seviyordum” (Bertold Brecht)


Aşk ve zaaf birbirine sürekli karışan, birbirinin yerine geçen, hangisi
gerçekten aşk hangisi sadece zaaf karar vermekte güçlük çektiğimiz çoğu kez
birbirlerine gebe, ilişkilerimizin yön atlası iki duygu.


Geçen hafta karmaşık bir ilişkiye kulak misafiri oldum, “sevgilimle ayrıyız
artık, aslında ben onu o da beni çok seviyor ama birlikte olamıyoruz” diye
başlayınca sohbet, dinlemeye başladım.


Hikaye aslında bildik, çok aşık olmuşlar, evlenmişler, kısa zaman sonra yormaya
başlamış birlikte yaşam, kadın sıkılmış, ayrılmak istemiş ama yapamamış,
kavgalar, bağırış çağırış derken adam aşıkken çok severken kadının
beceremediğini yapmış, gitmiş boşanma dilekçesi vermiş, ayırmışlar yollarını,
üzerinden aylar geçmiş karşılaşmışlar birgün. Kadın adamın omzunda başlamış
ağlamaya biz neden kendimize bunu yaptık diye, adam vaktiyle ilişkinin bitmesini
isteyen halen aşık olduğu o kadın ağlarken omzunda, zafere benzer bir duygu
hissetmiş, kazanmış olmanın, haklı olmanın gururu karışmış kadının göz
yaşlarına.


O ana kadar ilgiyle dinleyen ben dayanamayıp karıştım söze, “kusura bakma ama
aşk değil senin ki, zaaf” diyerek.


Aşk kazanmaktan ırak, içinde zafer çığlığına yer olmayan bir duygu değil mi?
Kazandığımızı sanarken kaybettiğimiz, severken acı çektiğimiz, o çok sevdiğimiz
insanın gözyaşlarının bize haklılığımızı gösterse dahi kalbimizi paramparça
ettiği bir “şey”


Zaaf ise bile bile ateşe atmak, bütün bize çektireceği acıları, mutsuzlukları,
husursuzlukları peşinen kabul etmek, kendimizden nefret ederken bile onu sevmeye
devam etmek, her gel dediğinde koşa koşa gitmek, sanki bedenimize bir mikro çip
yerleştirilmiş, kumandasını da karşımızdakine vermiş bizi oynatmasına izin
vermek.


Aşk da bu değil mi dediğinizi duyuyorum, evet aşık olunca da bütün hayatımızı
onun avuçlarının içine bırakıyoruz ama bunu yaparken hiç pişman olmadan, bilerek
isteyerek yapıyoruz. Güçlü davranmayı beceremediğimiz için değil, onun
bakışlarında kaybolmak için, yanından ayrılınca “tamam bitti bir daha asla onun
bana bunu yapmasına izin vermeyeceğim”, “bir daha asla boyun eğmeyeceğim”
diyeerek değil.


O ağlayınca omzumuzda bizi yitirmiş olmanın aslında ne denli acı verdiğini,
zafer kazanmaktan mutlu olarak değil.


Aşık olunca, o hayatınızdan çıkıp gidince dahi, onun kalbinizdeki yeri ayrı
olur, başı sıkıştığında yardım etmek istersiniz, mutlu olsun, iyi olsun
istersiniz, sizin kalbinizi parçalara ayıran insanı değil, size dünyanın en
kocaman sevdasını yaşatan insanı hatırlarsınız.


Aşkın içine karışan kızgınlıktır, bazen kırgınlık ama aşkın içine nefret
karışmaz.


Nefret girmişse işin içine siz zaafınızın esiri olmuşsunuz demektir, zaafınızın
kurbanı olmak canınızı sıkar, hem kendinizden hem ondan hem nefret eder hem de
onsuz yapamazsınız.


Aşkın ömrü 3 yılsa zaafın ömrü 13 yıl dahi olabilir, aşk ne kadar kısaysa zaaf o
kadar uzundur, aşk ne kadar yapıcıysa zaaf o kadar yıkıcıdır, birine karşı
duyduğunuz aşk ne kadar kuvvetliyse, zaaflarınız çok daha kuvvetlidir.


Ama aşık olunca, diğerine karşı hissettiğiniz zaaf ne kadar büyük olursa olsun,
aşkın peşinden gidersiniz. Çünkü aşk tekrar kendinizi bulmanızı, kendinizi
büyütmenizi sağlar.


Bir kez daha düşünün, sizi yerlerde süründüren ve göklere çıkaran adamların ve
kadınların hangilerine aşık olmuş hangilerinin aşkını zaaflarınızla
karıştırmışsınız.

Serseri_Prens Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-29-2006, 14:25   #10 (permalink)
Üye Bilgileri
ÇaReLeR ÇaReSİzz...
 
Serseri_Prens kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 16
Mesaj: 28,153
Blog Başlıkları: 20
Rep Gücü: 3540
Rep Puanı : 350910
Rep Seviyesi: Serseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens RepstarSerseri_Prens Repstar
Serseri_Prens kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan Ekranda aşk var

Geçen sezon olduğu gibi bu sezon da televizyonun en çok konuşulan yapımları
yerli diziler. Ve o yerli diziler ki, en çok aşklarıyla gündeme geliyor.
Kimi iki ülke halkını yakınlaştıracak kadar güçlü, kimi gözyaşı döktürecek
kadar duygulu. Kimi tutkulu, kimi nefretle karışık... Ekranda her telden aşk
var. İşte en çok konuşulan 10'u...


*YABANCI DAMAT


Nazlı-Niko*


Komşu ile ilişkileri yumuşatan aşk


Geçen sezonun en çok konuşulan, sadece kalpleri değil, Türk-Yunan
ilişkilerini bile yumuşatan aşkı. Türk kızı Nazlı'yla Yunan delikanlısı
Niko'nun aşkı sadece bizde değil Yunanistan'da da büyük ilgi gördü. Dizi
gösterildiği Yunan kanalı Mega TV'de de en çok izlenen yapım oldu.
Türk-Yunan ilişkilerinde son bir yılda en çok gündeme gelen konulardan olan
Yabancı Damat'ta Nazlı-Niko aşkı kadar ilgi çeken bir başka ilişki daha var.
Her ikisi de aşırı milliyetçi olan Memik Dede ve Eftelya'nın aşkı. Memik
Dede, hastanede Eftelya'yı çiçeklerle ziyaret edecek kadar duygularına
yenilirken, Eftalya, basket maçında Panatinaykos'a, Ülker'i yenmesi için 1
milyon Euro verecek kadar hálá sert! Dizinin asıl aşkını ise Özgür Çevik ve
Nehir Erdoğan canlandırıyor.


*BEYAZ GELİNCİK


Ceren-Ömer*


Bir nefret-sevgi aşkı


32 yaşında, Tarsus Amerikan Koleji mezunu, ABD'de işletme eğitimi almış
Ömer'le, 25 yaşındaki ziraat mühendisi Ceren'in aşkı... Tarlalarda çalışan
işçilerin beyaz teni nedeniyle, pamuğa verilen 'Beyaz Gelincik' ismini
taktıkları Sezin Akbaşoğulları'nın canlandırdığı Ceren, bir yandan Ömer'e
ilgisiz kalamazken diğer yandan yıllar önce ailesini katledenin Ömer'in
babası olduğunu düşünüyor. Sevgi ve intikam hattında gidip-gelen bir aşkın
merkezde olduğu dizide Erkan Petekkaya, dozunda batılı, dozunda doğulu
karakteriyle kadınların gözdesi. Beyaz Gelincik en fazla aşkın yaşandığı
dizi. Ceren-Ömer dışında Meryemce-Mustafa ve Memed Ali-Teğmen Maria aşkları
da dizide ağırlıkta. Özellikle genç kadın izleyicinin gözdesi Mehmet Günsur
(Mustafa), Meryemce'yle aşkında sürekli yarı çıplak geziyor.


*KURTLAR VADİSİ


Elif-Polat*


En gergin aşk öyküsü ağır abiler asla öpmez


İşte ekranın en gergin, en karmaşık, en sert, en sıradışı aşkı... Kurtlar
Vadisi, aşkıyla gündeme gelmeyen tek dizi ya da bir başka deyişle bu dizide
konuşulan en son şey aşk! Polat Alemdar ve avukat Elif'in aşkı ne uzuyor ne
kısalıyor. Elif, Ali'ye olan aşkını kalbine gömerken Polat'a aşık yani
aslında öldüğünü sandığı nişanlısı Ali'ye. Polat, karmaşık işlerinden Elif'e
vakit ayıramıyor. Dizi son 10 bölümüne girerken çift bir kez bile öpüşmüş
değil. Hatta geçen yılki bir bölümde Polat, Elif ile 24 saat geçireceğine
söz verdi. 24 saatin sonuna gelinirken Elif, Polat'ı öpmek istedi ancak
Polat 24 saat doldu dedi ve Elif'i bırakıp gitti. 'Ağır abiler öpmez'
dedirten aşkın, dizi sona doğru yaklaşırken nereye varacağı merak konusu.
Yine de öpüşmezlerse, mecburen çekilecek filmi bekleyeceğiz. Dizideki bu
gerilimli aşkı, Necati Şaşmaz ile Özgü Namal canlandırıyor.


*YANIK KOZA


Leyla-Galip*


Oğluna düşkün, aldatıldığını düşünen bir baba aşık olur mu?


Galip'in kısır olup olmadığı mevzuunun iki sezondur devam ettiği, tüm olayın
da zaten buradan koptuğu dizi. Tekstilci Galip'in evliliği, oğlu Ömer
Asaf'ın kendisinden olmadığından şüphelenmesiyle sarsılır. Bu sırada
kendisiyle röportaj yapmaya gelen Bursa Posta gazetesi genel yayın yönetmeni
Leyla'yla tanışır. Karısı Hanzade ve Leyla arasında kalan Galip karakterinde
izleyiciyi en çok etkileyen unsur ise Galip'in oğlu Ömer Asaf'a düşkünlüğü.
Karısının yeniden hamile kalmasıyla Galip'in tekrar eve yöneldiği ilişkiye,
Leyla'nın savaş muhabiri eski nişanlısı da girmiştir ki, senaristler bile
olayı nereye bağlayacaklarını kara kara düşünüyorlar. Dizide Galip ve
Leyla'yı, Yavuz Bingöl ve Ayça İnci canlandırıyorlar.


*YAĞMUR ZAMANI


Eylül-Fırat*


Aktörleri değişen bir üçlü ilişki


İki kadın arasında kalan erkek ya da iki erkek arasında kalan kadın
'formatında' ilerleyen dizi. İstanbul'un ünlü gece kulüplerinden birinin
sahibi olan ve karısını kaybeden Fırat, halkla ilişkilercisi Aslı'yla ilişki
yaşıyor. Kızı Naz'a bulduğu bakıcı Eylül'le birlikte de hayatı karışıyor.
Tamer Karadağlı'nın Hollywood'a açılmadan önce başladığı dizi de pek çok aşk
hikayesi gibi üçlü bir ilişki üzerine kurulu. Evliliğin eşiğinden dönen
Aslı, Fırat'ın hayatından çekilmeye karar verir ki, bu kez de Eylül'ün eski
sevgilisi çatkapı çıkagelir. Dizi bu sezonu da götürür... Filmde Eylül'ü de
Azra Akın oynuyor.


*AVRUPA YAKASI


Aslı-Cem*


Maço abiye ve aristokrat babaya rağmen


Nişantaşı'nda çalıştığı ortam ne kadar Sex and The City tadında olsa da, iş
arkadaşı kızlar ne kadar gününü gün etse de Aslı'yla Cem'in aşkı o kadar
bizden. Aslı'nın ailesi ve abisi Volkan'la ilişkisi bu aşkı zorlayan en
büyük etken. Son olarak Cem'in aristokrat ailesi de katılarak bu ilişkiyi
iyice çıkmaza soktu. Tüm bu karmaşa içinde Aslı'yla Cem tüm saf duygularla
birbirlerini seviyorlar. Gülse Birsel ve Levent Üzümcü'nün canlandırdığı
karakterleri, bugüne kadar dizide ancak el ele görebildik.


*IHLAMURLAR ALTINDA


Elif-Yılmaz*


Eski Türk filmleri gibi fakir kız-fakir oğlan aşkı


Beyaz Gelincik'le birlikte bu sezon başlayıp aşk listesinde top 10'a girmeyi
başaran iki diziden biri. Geri kalan sekiz aşk hikayesi de geçen sezondan
kalan yapımlara ait. Şehrin kenar mahallerinde yaşayan iki gencin aşk
hikayesini anlatan dizi, eski Türk filmleri tadında. Annesinin baskısıyla
birlikte iyi bir hayat sürmek isteyen, Tuba Büyüküstün'ün canlandırdığı
fakir kız ve Bülent İnal'ın oynadığı fakir oğlanın aşkı. Kız, girdiği
işyerinde patronun oğlunun ilgisini çekince işler karışır. Zengin bir hayat
ve sevdiği yoksul genç ikileminde kalan genç kızın hikayesi başarılı
anlatımıyla ve görüntüleriyle izleyicinin beğenisini kazanıyor. Sonu da Türk
filmleri gibi biter mi acaba? Kız zengin çocukla evlenir, fakir ama gururlu
genç zengin olup bir tomar parayı kızın suratına çarpar!


*ALİYE


Aliye-Doktor Deniz*


Hem anne hem aşık hem mağdur hem güçlü


Çocuklarını kaçıran kocasından kurtulmaya çalışırken, sevdiği adam Deniz'e
sığınan Aliye, ekranın en çok gözyaşı döktüren aşkını yaşıyor. Başrol
oyu