![]() |
|
|
|||||||
| Aşk ve Sevgi Aşk ve Sevgi Hakkında Her şey Şiirler Hikayeler... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#3 (permalink) |
|
Eski bir mevsimi yaşıyor gibiyim aynı duygularla...
Canımın acıması neden? ? ? Aslında bu değil sorulması gereken... Belki aynı zaman diliminde, rastlantılarla bir araya gelişimiz yıllar öncesinden... Belki yağmurlu bir havanın olması bu hüznü hissettiren.. Belki zamanın hızı karşısında bu aşk da eskidi düşüncesinden... Kurulan hayallerin keşkeli cümlelerle bitmesinden belki de... İnsanların olur olmadık yerde kurduğu patavatsız cümleler mi yoksa hüznümü depreştiren... Kim bilir belki sen değil, duygular değil, kendime isyanım aslolan... Verdiğim savaşı kaybetmiş olmak düşüncesi… Sana saygımı yitirmek korkusu ya da sakladığım ama çıkmak için zorlayan bastırılmışlıklar içimdeki... Nedenler ve sonuçlar aynı noktada buluşmuyor mu.. Sen seç dilediğin gibi duymak istediklerini... Biliyorum kayıtsızlığımın sorgusunu yaptın gizliden... Bu sefer beklediğim gibi olmadı var sanki gözlerinde, saniyelik bakışmalarda hissedilen... Olmadı... Yüreğimden düştün sen... Huzurun bedeli olmalıydı elbette... Gözden çıkarılacak, ama bir o kadar zorlayacak bir bedel.. İki yol vardı önümde ortasında durduğum; Şimdi birisinde yürüyorum rüzgara karşı ve yüreğimde huzur... Vazgeçtim senden... . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Hatırlar mısın? Hani yaradanın huzurunda Bezm-i Elest’te birbirimize bakıp söz vermiştik. Yer yarılsa, gök üstümüze kapansa, dünya tersten dönse yine birbirimizi seveceğiz diye. Sonra bekledik hep bekledik. Bekledikçe bir kat daha arttı sevgimiz, aşkımız, acımız... Kaldıkça yandık, yandıkça kavrulduk... ta ki sıramız gelinceye kadar..
Bir yaz akşamı önce ben geldim dünyaya. Sonra bir bahar günü sen. Ayrı dünyalarda farklı âlemlerde yetiştik. Ben toprakla büyüdüm, sen, yeşiller çiçekler arasında, güller içinde narin ve nadide bir gül... Büyüdükçe açıldın, açıldıkça serpildin, serpildikçe güzelleştin... Ama hem sen hem ben hep yarım kaldık. Ruhumuzun diğer yarısını aradık. Sen beni ben de seni Gülüm! Hep bir boşlukta gezindik, onu aradık sonra vazgeçtik. Unuttuk, sevgiyi unuttuk, unutturdular bize. Sorduk: Neydi sevgi? Leylaların, Şirinlerin, Aslıların nazımıydı? Yoksa Ferhatların, Mecnunların, Yusufların niyazı mı? Neydi sevgi? Bir bakış, bir duyuş, bir gülüş müydü? Yoksa farklı hülyalara, hayallere, rüyalara dalış mıydı? Neydi? Kader bizi ansızın, hiç beklemediğimiz anda, bir kış günü, dört duvar arasında karşılaştırdı. Dört duvar bir bahçe, kışlar bahar oldu. Gözlerimiz buluştu, dünya durdu, zaman akmaz oldu. Kaşların yay, kirpiklerin kalbime saplanan bir ok misali... Sen ben oldun ben de sen. Ruhlarımız bir bedende buluştu, kaynaştı, kucaklaştı. Sevdam! Allah, sırf kendi güzelliğini görmek, kendi güzelliğine âşık olmak için insanı yaratmıştı ya. İnsanın Allah’ın varlığına ve birliğine şahitlik etmesi için böyle müstesna bir güzele bakması onu görmesi yetmez miydi? Bekledik, bekledik hep bekledik. Bekledikçe büyüdü sevgimiz, yandı, kor oldu. Küle döndük gülüm... Acı çektik ama o acıdan zevk almasını da bildik, olgunlaştık, hayata bağlandık. Sen gül oldun ben ise etrafında dönen pervane bülbül. Ben kelebek, sen ise beni bekleyen çiçek. Leyla’ ya sormuşlar: Senin mi aşkın daha büyük, yoksa Mecnun’ un ki mi diye? Benimki demiş. Nedenini sormuşlar: Mecnun’un aşkı meşhur oldu, benimki ise bende kaldı, demiş. Hani aşkını içinde saklayan, kimseye söylemeyen cennete gider derler. Benim cennetim sen değil miydin? Ya gözler... Gözler ruhun dışarıya açılan pencereleri, gözlerin yüreğime saplanan, her bakışta biraz daha derine inen bir hançer değil mi? Yeter artık gülüm! Gel! Sevgin ile gel. Gül ile gel, Gülşen ile gel... Gökteki ay misali yollara düşte gel... Suya düşen bir karanfilse yüreğin Bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm Vursun seni o taştan bu taşa O çağlayandan bu çağlayan Sevgi yüreğinden kopup geldiği zaman güzeldir ve seni seviyorum demek yürek ister. Ama ben seni seviyorum gülüm. Daha fazla bekletme. (Aşkı yazmak, anlamak ve anlatmak için önce yanmak gerekli) . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Gelirsen piril piril bakislarinla gelmelisin ve mutlulugu asmalisin sol
omzuna. Bakislarina kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür tuzaktan arinarak çikmalisin yola. Hayati tasiyacak kadar yürekli olmali küçük parmaklarin, avuçlarinin içiyse her dem islak olmali. Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacagim umut dolu gözbebeklerini de almalisin yanina. Bir ceylani bile kiskandiracak o nefis yürüyüsünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüslerini de almalisin yanina ve akmalisin yüregime daha ilk merhaba demek için hazirlik yaptigim anda. Ardinda biraktigin sözcüklerin tümünü silerek hafizandan, o öpmeye kiyamadigim dudaklarinla gelmelisin. Günesi getirmelisin gelirken, karanliklarin üzerine çullanmaliyiz seninle ve içimize gömmeliyiz karanligi. Hayatla basa çikabilecek kadar sert, en küçük kirilmada parçalanacak kadar yumusak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen. Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar yirtici olmalisin yola çiktigin andan itibaren. Seni dinleme zevkini de getirmelisin bana, dudaklarindan dökülen her sözcügü içmeliyim kana kana. Feslegen kokulu saçlarinla gel gelirsen ve içinden topladigin çiçeklerini ver bana. Yüreginden sessizce süzülen nehirlerini getir bana, utangaçliklarini, sokulganliklarini, çilginliklarini da yanina yoldas yaparak. Ama neyse sen bana aldirma. Unut yukarida istediklerimin tümünü. "Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana ." . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız . sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. şimdi nerdesin, ne yapıyorsun? güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın , değil mi? öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz . zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek ! özleme bir diyeceğim yok. o, kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o, tek güzel yönü bekleyişlerimizin. İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel. özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz . verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki ! . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Beyaz bir örtüyüm bugün sabahın koynunda
Gül dikiyorum ellerimin değdiği her yere İnsanların kulaklarına aşkı fısıldıyorum Rüya değil gördüklerim, hayatta yapmak istediklerim Buz dağları gibi kopup kuzey kutbundan, Okyanusa yol alacağım arkama bile bakmadan. Yüzen bir ada olacağım dünyanın kalbinde İnsanların içini ferahlatacağım sıcak yaz gecelerinde Sevdiğinden ayrılmış insanları toplayacağım bu adaya Aradığı ama kimsenin vermediği mutluluğu tattıracağım onlara Buzdan kaleler değil ama gül bahçeleri yapacağım Kuşlar yavrularını benim adamda büyütecek En güzel kardelenler bedenimde yetişecek Güneş hiç batmayacak bu adada çünkü güneş bana aşık olacak Geçtiğim her yere bir parçamı bırakacağım Kimine düşlerimi, kimine mutluluklarımı, kimine de gözyaşlarımı. Bende kalan ise kırılmış kalbim olacak. Onu kimseye vermeyeceğim çünkü acılarımı taşıyorum içinde, Gözümden akan zehirleri depoladım kimsesiz yüreğime, Acılarımı zincire vurdum kanımın aktığı zindanlara Hasretlerimi; bir çocuk gibi büyüttüm içimde Sadece kalbim kalacak benimle bir köle gibi Ne kimselere verebilirim kölemi ne de satabilirim, İnsanlara umut vereceğim kokladıkları güllerin içinde Mutluluğu şerbet diye içecekler hasretlerini dindirene kadar, Acılarını bana gömecekler cenaze namazı bile kılmadan Üzerimde kimsesiz bir mezarlık taşıyacağım Ama bu mezarlıkta gül bile yetişmeyecek Son damlama kadar yüzeceğim okyanusun engin kollarında Taki çölün kavurucu sıcaklığında eriyinceye kadar. Eridiğim yerde bir vaha olarak öleceğim Ölürken bile insanlara sevgi bırakacağım Her çöle düşen âcizin kurtuluş yeri Ölü bedenimdeki vaha olacak Sadece kelebekler uçacak mezarlığımda Çünkü kelebekler kadar ince ve kırılgan olacağım o gün. İnsanlar hayat bulurken ben acılarımla yatacağım o vahada Ve son bir şey daha sana Bir gün akbabalar uçuşursa o vahada Bilki sevgi son soluğunu vermiş olacak sevenler mezarlığımda . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
bu şuursuz beklemeler yıpratmaya başladı beni
geceler gündüze anat bulaşıyor ellerime camlardan alnımı dayadığım pencereden dışarıyı seyrediyorum karanlık kopkoyu bir karanlık sarmış şehri sirenlerin umursamaz gürültüsü korkutuyor beni ambulanslar hızlı hızlı seni taşıyormuşcasına huzursuzum yoksun bulamıyorum seni en son o gece gördüm seni gözlerine bakmadan gittim baksam gidemezdim özlediğimi söylediğimde gülmüştün söylediğimde özlediğimi gülmüştün gülmüştün özlediğimi söylediğimde bu ilk seni çok sevdim tıpki seni tekrar bulamıyacağımı anladığımdaki kadar çok sevdim ambulanslar hala gelip geçiyor gece devam ediyor geceyi soluyorum ciğerlerim simsiyah deniz kudurmuş geceye saldırır durur kayalar bastırmaya çalışırken geceyi tüm kumsal adını haykırıyor rüzgara rüzgar şehriallak bullak ederek dağlara tırmanıyor tüm geceyi kaldırıp altına bakıyorum oralarda yoksun karakızım neredesin bulamıyorum geceyi fırlatmaya çalışıyorum olmuyor kötü bulaşmış şehre gece camlar simsiyah alnıma simsiyah gece bulaşık elimin tersiyle terimi siler gibi siliyorum geceyi çirkin yazılmış elyazısı gibi duruyorum şu dünyanın üzerinde kimse silipte yani baştan yazmak istemiyor oysa öyle hasretimki kerelerce defa yazılmaya kağıt olsam kalem olsam cümle olsam nokta virgül olsam gelsen kilometrelerce kilometrelerce hasret dolu şiirler yazsan benimle kitaplarca dolsam mısralarca ağlasam ellerinde uyanıyorum ansızın bu şiirsel dünyadan şehir kapkara karanlık şiirler okuyup simsiyah boşluğa seni çağıyorum sesime bugün yırt bu geceyi baştan sona dolaş tüm şehri bütün sokak lambalarını yak bütün kapıları çal herkes uyansın bir müjde olsun içinde senden birşeyler olsun bu gece şehir uyumasın bu karanlık bu şehir bu gece bu son olsun bu gece bu simsiyah karanlığı yırtan bembeyaz çığlık bana seni getiren müjde olsun bu son olsun içinde sen olsun... . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken. Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söyleyemeden 'git artık' demek. 'Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek sana ne de zor.. Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Siz hic düsündünüz mü TERK EDERKEN
Onda omür boyu ince ince sizlayan bir yara biracaginizi Siz hic düsündünüz mü BIRAKIP GIDERKEN Ömür boyu icinde olusacak Boslugu Siz hic düsündünüz mü TERK EDERKEN Bazi Sarkilari dinlerken Bogazina bir tokmagin takilacagini Siz hic düsündünüz mü GIDERKEN Ona baska kollar sarilsa bile aklina Sizin Sarilisinizin gelecegini Siz hic düsündünüz mü TERK EDERKEN Onun omür boyu hep bir yerlerde bir gün kar$isina cikmanizi bekliyecegini Siz hic düsündünüz mü BIRAKIP GIDERKEN Ömür boyu Sizin Mutlulugunuzu isteyen birisini arkanizda biraktiginizi VE SIZ HIC DÜSÜNDÜNÜZ MÜ GIDERKEN GIDERKEN BIRAKTIGINIZ INSANI BIR DAHA BULAMAYACAGINIZI . Minik uykusuzluklar... Bedene zarardır belki ama ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, bastırılmış arzularla hesaplaşılır. Karqa'M ღ
|
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|