Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Bayanlara Özel > Anne Bebek

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-29-2007, 03:02 PM   #191 (permalink)
Üye Bilgileri
Üstad
 
violet kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 22
Mesaj: 63,216
Rep Gücü: 2155
Rep Puanı : 209002
Rep Seviyesi: violet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstar
Varsayılan




EHİRLENMELER [Genel Bilgiler] Zehirli maddelerin yanlışlıkla yutulması en sık 1-5 yaş grubu çocuklarda oluşur. Bunun nedeni, çocukların bu devrede çevreye olan ilgisinin artmış olmasıdır. Hareketli ve meraklıdırlar. Eğer ilaçlar ve kimyasal maddeler kolayca erişilebilecek yerlere bırakılırsa dikkatsizlik ve tedbirsizliğin faturası ağır olabilir. Daha büyük çocuklarda zehirlenmeler intihar girişimlerine bağlı ilaç doz aşımlarıyla ilişkilidir.
Genel olarak bakıldığında, zehirlenmelerin çoğu yanlışlık sonucu ve evde meydana gelmektedir (%90). Olguların çoğunda zehirlenme belirtileri yoktur. Ölümle sonuçlanan zehirlenmeler oldukça nadirdir (% 0,01).
Küçük çocuklarda sıklıkla zehirlenmeye yol açan maddeler aile bireylerine ait ilaçlar, temizlik malzemeleri, cila eriyikleri, bazı bitkiler ve kozmetiklerdir. Ölümcül zehirlenmeler karbonmonoksit (~duman), ilaçlar (aspirin, depresyon tedavisi ilaçları, kalp ilaçları, kan yapıcı ilaçlar) ve zararlı hayvanları yok etmek için kullanılan zehirlerle oluşmaktadır. Zehirlenme meydana geldiğinde aile üyelerinin yapabileceği girişimler sınırlıdır. Bu nedenle zehirlenmeye yol açabilecek olumsuz çevre koşullarının ortadan kaldırılması, iyi bir eğitim ve korunma çok önemlidir.
Toksik maddeler evlerde çoğunlukla mutfak ve banyoda bulunur.
Evin bu bölümlerinde ilaç ve kimyasal maddeleri yüksekte ve kilitli dolaplarda bulundurunuz.
Gazyağı ve diğer zehirli sıvıları gazoz vb şişelere koymayınız.
Kimyasal maddeleri mutlaka etiketleyip kaldırınız.
Böcek zehiriyle bulaşmış giysileri çocuklardan uzak tutunuz, elletmeyiniz. Cilde temas söz konusuysa bol sabunlu suyla yıkayınız.
Eski ve kullanılmayan ilaçları atınız. Kullanmakta olduğunuz ilaçları masada ya da çantada bırakmayınız.
Çocuk zehiri alırsa derhal doktorunuzu arayınız ve direktifleri doğrultusunda hareket ediniz.

Her zehirli madde alımında kusturma uygun değildir. Asitli maddeler mideye indikten sonra kusulurken yemek borusunu bir kez daha yakarlar. Bu, istenmeyen bir durumdur. Asitler ve gazyağı gibi maddeler kusma sırasında akciğerlere kaçabilir, ciddi kimyasal zatürre tablosuna yol açabilirler. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da şudur: Bilinci yerinde olmayan çocuk kesinlikle kusturulmaz. Kısaca, kusturup kusturmayacağınızı, gerekliyse nasıl kusturacağınızı doktorunuza sorunuz. Ardından çocuğunuzu hastaneye götürünüz. Kusturma, zehirlenme tedavisinde birinci basamak girişimdir. Bundan sonrası hastanede hekim gözetiminde deneyimli kişilerce gerçekleştirilecektir.
Çocuğunuzun neyle zehirlendiğinden emin değilseniz, evde onun erişebileceği her türlü ilaç ve kimyasal maddeyi yanınızda getiriniz. Eğer acilen evden çıkmanız gerekli olduysa arkanızda bu işi yapacak bir kişi bırakınız.
Çocukları, zehirlenme ve olası sonuçlarından korumak birincil olarak ebeveynlerin sorumluluğudur. İhmal, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu hayati tehlike söz konusu olursa ilgililerin yasal girişimlerde bulunması kaçınılmaz olur.




Nefesin Dokunsun Nefesime (Sebebim)



Eskiden inSanLar YaLınAyak Gezerken .. AşkLar, AdamakıLLıydı .Şimdi inSanlar YaLın Ayak DeğiL Ama AşkLar Yarım YamaLak.
violet Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-29-2007, 03:02 PM   #192 (permalink)
Üye Bilgileri
Üstad
 
violet kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 22
Mesaj: 63,216
Rep Gücü: 2155
Rep Puanı : 209002
Rep Seviyesi: violet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstar
Varsayılan

KAN UYUŞMAZLIĞI
"Kan uyuşmazlığı" genel kanının aksine, karı koca arasında değil, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebeği arasında söz konusu olabilen normal dışı bir durumdur. Hangi kan grupları arasında ve nasıl bir uyuşmazlık olduğunu anlatmadan önce kan gruplarını tanımlamak gerekir. Kanımızda oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinde bulunan proteinler esas alındığında klasik olarak dört ana kan grubu tanımlanır: "A", "B", "AB" ve "O" grubu .. Bir de "Rh" söz konusudur. Birey, "D" proteinine sahipse Rh pozitif (+), değilse Rh negatif (-) olarak ifade edilir. Rh (-) kişilerin vücudunda D proteini hiç yoktur ve bağışıklık sistemi için tamamen yabancı bir maddedir.
Normal koşullarda hamilelik döneminde anne ve bebeğin kanları birbirine karışmadan plasenta (eş) aracılığıyla oksijen, karbondioksit ve besi öğelerinin karşılıklı alışverişi gerçekleştirilir. Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise ilk gebelikte herhangi bir sorun olmaz. Bebek doğarken zedelenen damarlardan bir miktar bebek kanı, Rh (-) annenin kanına karışabilir. Böylece annenin bağışıklık sistemi tamamen yabancısı olduğu bir proteinle, "D" proteini ile tanışır ve ona karşı tepki geliştirir. O maddeyi tanımadığı için yok etmek ister. Beyaz kan hücrelerinin D proteinini yok etmek üzere ürettiği -o maddeye özgü- sıvısal maddeleri (antikorlar) kullanarak hedefine ulaşır. Annenin kanında bir tane bile bebek kan hücresi kalmaz, tümü yok edilir. Bu savaş sona erdiğinde geriye "anti-D antikorları" adı verilen sıvısal maddeler ve bunları gereksinim duyulduğunda her an yeniden üretebilecek akıllı beyaz kan hücreleri kalır. İkinci gebelikte çocuk eğer yine Rh (+) kana sahipse annenin kanında hazır bulunan bu sıvısal maddeler (antikorlar) kolayca plasenta (eş) engelini aşarak anne karnındaki bebeğin kanına karışırlar. Bebek kırmızı kan hücreleri yok edilmeye başlanır. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde "bilirubin" adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. Bebeğin karaciğeri henüz bu maddenin tümünü zehirsizleştirebilecek kadar gelişmemiştir. Eğer üretilen kırmızı kan hücresi miktarı yok edilenden az olursa sonuçta bebek ağır bir kansızlığa maruz kalır, hatta ölebilir. Eğer arada bir denge varsa bebek bir ölçüde kansızlıkla doğar veya sağlıklı olarak dünyaya gelir. Sorun asıl o zaman belirginleşir. Çünkü kan hücreleri hala parçalanmakta, yenileri yapılırken gereken maddeler anneden temin edilememekte, çocuk kendi depolarını kullanmaktadır. Üstelik açığa çıkan sarı boyar madde niteliğindeki "bilirubin" bebeğin karaciğeri tarafından yeterince vücuttan uzaklaştırılamamaktadır. Kanda belli bir düzeyi aşan "bilirubin" göz aklarına, cilde ve sonunda asıl zararını gösterdiği beyin ve sinir sistemine yerleşerek yaşamı tehdit etmektedir. Yenidoğan sarılığının ağır şekillerinde, tedavi edilmeyen çocuklarda adalelerin sertleşmesi, zeka geriliği gibi kimi geri dönüşümsüz sinir sistemi bozuklukları meydana gelmektedir.
Yenidoğan sarılığı olan bebeklerde sarı boyar madde "bilirubin"i vücuttan daha kolay uzaklaştırmak için belli bir dalga boyundaki ultra viyole ışınları kullanılmaktadır. Bebeklerin uygun sıcaklık ortamı sağlayan küvöz ya da yataklarda ultra viyole ışığıyla tedavisine "fototerapi" denir. Yeterli olmadığında bebeğim göbek kordonundan takılan bir sistemle, uygun bir Rh (-) kanla "kan değişimi" işlemi gerçekleştirilerek yaşamsal tehlike atlatılır. Geç kalınan durumlarda araz kalması olasıdır. Körlük, şaşılık, sağırlık, felç gibi ..
Mademki kan uyuşmazlığı ve sonuçları bu kadar ağır olabiliyor, o halde Rh (-) anneler için koruyucu bazı önlemler alınması gereklidir. Bir anne adayı eğer Rh (-) kana sahipse, ilk doğum, kürtaj ya da düşüğünden hemen sonra, bebeğinden kendisine o anda geçmiş olabilecek Rh (+) bebek kan hücrelerine karşı annenin bağışıklık sisteminde tepki oluşmadan önce girişimde bulunulmalıdır. Bunun için özel olarak hazırlanmış bir serum vardır: "Anti-D İmmun Globulin". Bu madde doğumdan (ya da düşük veya kürtajdan) hemen sonra anneye kaba etten iğne şeklinde yapılmalıdır. "Anti-D İmmun Globulin" kana karışır, bebekten geçmiş olan Rh (+) kan hücrelerini derhal yok eder. Annenin bağışıklık sistemi ne olduğu anlamadan işlem tamalanır. Bir süre sonra "Anti-D İmmun Globulin" doğal ömrünü tamamlar ve kanda yok olur. Oysa anne kendisi "antikor" geliştirmiş olsaydı bu sıvısal madde uzun süre kanda kalacak, gerekirse onu yeniden üretebilme yeteneği olan beyaz kan hücreleri tarafından eksikliği tamamlanacaktı. Pasif olarak verilmiş olan "Anti-D" için eksikliğin tamamlanması diye bir konu söz konusu değildir. Zamanla yok olan "Anti-D İmmun Globulin" bu sayede annenin sonraki hamileliklerinde çocuk için bir sorun oluşturamaz. Yalnız unutulmaması gereken bir konu bu immun globulinin herbir gebeliğin son bulumunda yeniden uygulanmasının gerekliliğidir. Kan uyuşmazlığı genel olarak ilk bebekte sorun oluşturmaz. Sonraki Rh (-) çocuk için zaten bir problem yoktur.
Rh uygunsuzluğu kadar ağır seyretmese de "kan grupları" arasında da uygunsuzluk söz konusu olabilir. Genellikle annenin "O" bebğin "A", "B" veya "AB" olduğu durumlarda meydana gelir. Farklı mekanizmalarla ama aynı aynı prensiplere dayanan süreçler yaşanır. Fakat daha seyrek olarak yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır.
Sonuç olarak Rh (-) olan annelerin Rh (+) doğabilecek çocukları için önceden hazırlıklı olunmalıdır. Eğer anne ve baba her ikisi de Rh (-) iseler genetik kurallarına göre Rh (+) bebekleri olamaz. Eğer anne Rh (-), bab Rh (+) ise çocuk Rh (-) de olabilir, Rh (+) de. Bu genel bilgi de göz önünde bulundurulmalı, doğum sonrası bebek kan grubu tayin edilmelidir. Anne Rh (-), bebek de Rh (-) ise uygunsuzluk yoktur, anneye anti-D immun globulin yapmak gerekmez. Annenin Rh (+) olduğu durumlarda çocuğun Rh'ı ne olursa olsun Rh uygunsuzluğu olmaz. Eğer anne ve baba her ikisi de "O" grubu kana sahiplerse çocukları mutlaka "O" grubu olur. Bu durumda anne ve bebek arasında grup uygunsuzluğu olamayacağı açıktır. Anne "O", baba "A" ise çocuk "O" veya "A"; anne "O", baba "B" ise çocuk "O" veya "B"; anne "O" baba "AB" ise çocuk "A" veya "B" olur ama "O" veya "AB" olamaz. Annenin "A" ya da "B" olduğu, çocuğun "B" ya da "A" olduğu durumlarda uyuşmazlık nadirdir, hafif seyreder. Ayrıca bazı alt kan grubu uygunsuzluklarında, hatta hiçbir uygunsuzluğun olmadığı kimi sıra dışı durumlarda kan uyuşmazlığıyla benzer klinik tablolar görülebilir, yenidoğan sarılığı meydana gelebilir.
Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için gebelikte sağlıklı ve düzenli izlem ön koşuldur. Anne baba adayları, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı arasında işbirliği bu sürecin temelini oluşturmaktadır. Uygun bir gebelik yönetimi ve doğuma uzman gözetiminde hazırlık, kan uyuşmazlığı gibi yaşamsal bir sorunun bile kolaylıkla halledilmesini sağlayacaktır.



Nefesin Dokunsun Nefesime (Sebebim)



Eskiden inSanLar YaLınAyak Gezerken .. AşkLar, AdamakıLLıydı .Şimdi inSanlar YaLın Ayak DeğiL Ama AşkLar Yarım YamaLak.
violet Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-29-2007, 03:03 PM   #193 (permalink)
Üye Bilgileri
Üstad
 
violet kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 22
Mesaj: 63,216
Rep Gücü: 2155
Rep Puanı : 209002
Rep Seviyesi: violet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstarviolet Repstar
Varsayılan

Ürtiker nedir?
Ürtiker halk arasında "kurdeşen" olarak bilinen ciltte döküntü kaşıntı ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle tüm vücutta yaygın olarak görülebilen, ciltten hafifçe kabarık, sınırları belli, birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilen büyüklükte döküntüler şeklindedir. Basmakla solma özelliği vardır.
Ürtikere ne sebep olur?
Çocukluk çağında ürtikerin en sık nedeni enfeksiyonlardır. İkinci sırada gıda allerjileri gelir. Sindirim sisteminde parazitlerin varlığı ve ilaç allerjileri de nedenler arasında yer almaktadır. Ancak kronikleşmenin söz konusu olmadığı durumlarda nedene yönelik araştırma yapmaya gerek yoktur.
Ürtiker nasıl tedavi edilir?
Tedavi sorumlu etkenin ortadan kaldırılması ile başlamalıdır. Bununla beraber ağızdan allerji ilaçları (antihistaminik) ile tedavi söz konusudur. Tedaviye yetersiz yanıtın söz konusu olduğu durumlarda kortizonlu ilaçlarla ağızdan tedavi uygulanabilir.



Nefesin Dokunsun Nefesime (Sebebim)



Eskiden inSanLar YaLınAyak Gezerken .. AşkLar, AdamakıLLıydı .Şimdi inSanlar YaLın Ayak DeğiL Ama AşkLar Yarım YamaLak.
violet Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:36 PM   #194 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Arpacık

Arpacık

Arpacık nedir?

Arpacık, kirpik kökündeki enfeksiyon nedeniyle alt ya da üst göz kapağında oluşan, içi irin dolu, sızılı şişliktir. Bazı arpacıklar kendi kendine kuruyup yok olur; çoğu ise bir haftada patlar ve sızısı azalır.

Belirtiler:
• Göz kapağında kırmızı, ağrı uyandıran şişlik

• Şişliğin ortasında içinin irin dolu olduğunu gösteren kabartı gelişmesi

Ne yapmalı?

• Bir parça pamuğu sıcak suyla ıslatıp sıkın, arpacığın üzerine hafifçe bastırın. Sıcak su banyosuyla arpacığın daha çabuk olgunlaşıp patlamasını sağlayabilirsiniz. Günde üç kez, iki üç dakika uygulayın.

• Arpacığın patlamasıyla sızısı da azalır. Kaynatılıp ılıtılmış suya batırdığınız pamukla irini bastırmadan silerek temizleyin.

Doktoru ne zaman aramalıyım?

• Bir hafta geçtiği halde arpacık iyileşmemişse,

• Göz kapağı tümüyle şişmişse,

• Göz çevresindeki derinin tümü kızarmışsa,

• Çocukta ayrıca kirpik kökü iltihabı da varsa en kısa zamanda doktorunuza danışmalısınız.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:36 PM   #195 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Ateş

Ateş

Ateş infeksiyon hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın en önemli ve en sık görülen belirtilerindendir. Ateş vücut ısısının makattan ölçümle 38.3 C° ve üzerinde olmasıdır. İnsan vücudunun normal ısısı koltuk altı ve ağızdan (36.4 - 36.9 C°)dir. Makattan (rektal) ısı bundan 1 derece fazladır. Bebeğinizin ateşinin yükselmesi durumunda doktora başvurulmalıdır. Ateşe neden olan etken araştırılmalıdır.

Bebeğinizin ateşini ne zaman ölçmelisiniz? Bebeğinize dokunduğunuzda sıcaklık hissediyor musunuz? Onu öptüğünüzde alnı sizin dudaklarınızdan daha mı sıcak? Bebeğiniz normalden farklı şekilde huzursuz ya da sessiz mi? Bebeğinizin uyku ritmi birden değişti mi? Kusuyor mu? İshal mi? Bu sorulardan herhangi biriyle karşılaştığınızda vücut ısısını termometreyle ölçün.

Bebeğinizin vücut ısısı makata sokulan bir termometreyle alınır. Bunun için özel bir rektal dereceye (uç kısmı yuvarlatılmış) gereksinim vardır. Ayrıca termo-metrenin kolayca girebilmesi için, uç kısmı krem veya vazelinle yağlanmalıdır. Termometreyi makattan yaklaşık 1,5 cm kadar sokun ve 2-3 dk. bekletin, sonra çıkartıp okuyun.

ATEŞİN YAN ETKİLERİ
Su ve tuz kaybı (dehitratasyon), huzursuzluk ve basit havale olabilir. Havale, yüksek ateşin en sık rastlanılan yan etkisidir. Merkezi sinir sisteminde kalıcı hasara yol açabilmektedir.

ATEŞ DÜŞÜRME YÖNTEMLERİ
1. Soğuk Uygulama:

a) Ateşi yüksek olan çocuğa ılık ya da serin su ile ıslatılmış bez, havlu, (koltuk altı, karın bölgesi, kasıkla, alnına) konur. 15 dk. devam edilir. Bu uygulama ateş düşürmede etkilidir.
b) Direk soğuk su uygulaması ise ürpermeye yol açtığından vücut ısısının daha fazla yükselmesine neden olmaktadır.
c) Ilık su uygulaması
d) Çocuğun üzerinin açılması
e) Çocuğun giysilerinin çıkarılması
f) Bol sıvı verilmesi gibi yaklaşımlardan sonra ateş düşmediği takdirde ateş düşürücü ilaçlar verilmelidir.

2. Ateş Düşürücü İlaçlar:
Aspirin'in yan etkileri;
a) Dirençli kusma
b) Uyku hali
c) Bilincin giderek kapanması
d) Kan şekerindeki düşme,
e) Karaciğer fonksiyonlarında bozulma olarak tanımlandığı için önerilmemektedir.

Novalgin ise yan etkilerinin çokluğu nedeniyle kullanımı kısıtlanmıştır.

Acetaminophen: Her 4-6 saatte bir verilebilir.
a) Döküntü
b) Bulantı-kusma
c) İshal (diare)
d) Karın ağrısı
e) Zor idrar yapma
f) Toksik dozlarda ciddi karaciğer zedelenmesi gibi çok nadir rastlanan yan etkilere sahiptir. (Paracetamol, Calpol, Tamol, Tylol, Paranox, Vermidon, Minoset, Termalgine, vb.)

Ibuprofen: 6-8 saat ara ile verilebilir.
a) Başağrısı - baş dönmesi
b) Düşük tansiyon (hipotansiyon)
c) Çarpıntı
d) Kaşıntı
e) Döküntü
f) Kulaklarda çınlama hissi
g) Bulantı - kusma
h) Kabızlık - ishal (diare) kullanımda çok nadirde olsa karşılaşılan durumlardır. Pedifen ve ibufen bu gruba dahildir.

Nimesulid: Günde iki kez 12 saat arayla verilebilir.
a) Mide yanması
b) Bulantı - kusma
c) Şişlik (ödem)
d) Oligüri (sık idrar yapma)
e) Melena (dışkıda kan)
gibi yan etkilere sahiptir.

İlaçları kullanmadan muhakkak doktorunuza danışın.
Burada ki ilaçlar yan etkileri belirtilmek için verilmiştir.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:37 PM   #196 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Apandist

Apandist

Apandisit teşhisiyle hastanelere kaldırılan kişilerin yüzde kırkını değişik yaş gruplarındaki çocuklar oluşturuyor. Apandisit vakalarının ortaya çıktığı en yoğun dönemse yaz aylarına denk geliyor.


Çocuklar sık sık karın ağrısı çekerler. Bu nedenle de sorun pek önemsenmez. Midesini bozduğu ya da ayaklarını üşüttüğü düşünülür. Oysa iki yaşından itibaren karnı ağrıyan her çocuğun apandisit sancısı çektiği düşünülmeli. Apandisit çok yaygın ve de tehlikeli. Ağrılar başladıktan 12-36 saat içinde ameliyat edilmezse, apandist patlayabilir ve karın boşluğuna enfeksiyon yayılır. Peritonit adıyla bilinen bu sorun kişileri ölüme götürebilir. Apandisiti patlayan bir kişinin kanının zehirlenip ölmesi mümkün.

Kalın bağırsağın baş kısmında parmak şeklinde uzamış bir organ olan apandistin bilinen bir işlevi yok. Apandisitin neden oluştuğu da bilinmiyor. Küçük bir yiyecek parçasının apandisitte sıkışıp kalmasının iltihaplanmaya yol açtığı tahmin ediliyor.

Karının aşağı bölgesinde ağrı ve bulantıyla kusma ve ateş yükselmesi en belirgin özellikleridir. 12 saat içinde ağrı, karnın sağ tarafına yerleşir. Apandisitte şişme arttıkça ağrı şiddetlenir, karın kasları gerginleşir.

Eğer karnı ağrıyan çocuk aynı zamanda kabız da olmuşsa, ona kabızlığı giderici ilaçlar kesinlikle verilmemeli.

Oyun çağındaki çocuklarda apandisiti teşhis etmek zordur. Bu yaşlardaki çocuklar,sorunlarını açık açık anlatmakta güçlük çekerler. Karın ağrısından da apandisit sonucunu çıkarmak yadırganabilir. Fakat apandisit teşhisiyle hastanelere kaldırılanların yüzde kırkını değişik yaş gruplarındaki çocuklar oluşturuyor.

Ergenlik çağındaki kızlarda apandisit teşhisi de çok zordur. O yaşlardaki genç kızlarda çeşitli cinsel organ sorunları karın ağrısıyla kendini belli eder. Kusma ve ateş yükselmesi karın ağrılarına eklenmişse, apandisit sorunuyla karşı karşıya olunduğu düşünülmelidir. Apandisit teşhisi konulur konulmaz, hastanın ameliyat edilmesi gerekir. Acil bir ameliyat insanı haklı olarak tasalandırır. Fakat günümüzde apandisit ameliyatlarının tehlikesi yok denecek kadar azdır. Çocuklarda apandisit ameliyatları genellikle açık ameliyat şeklinde gerçekleştiriliyor; 30-60 dakika içinde tamamlanıyor. Ameliyattan sonra çocuğa sıvı beslenme uygulanıyor, daha sonra da katı yiyeceklere geçiliyor. Herhangi bir sorun çıkmadığı takdirde ameliyat olan çocuk iki gün içinde evine dönebiliyor.

Tehlike belirtileri
Apandisit ameliyatı geçiren bir çocukta şu belirtiler ortaya çıkarsa hemen doktora başvurulmalı:

40'ın üzerinde yüksek ateş bir günden fazla sürerse.

Ameliyat yerinde kızarma olursa ve dokunulduğu zaman acı verirse. (Ameliyattan 4-7 gün sonra bu belirti devam ederse, bir enfeksiyon olasılığı düşünülmeli.)

Kusma, Karın bölgesinde sürekli ağrı.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:37 PM   #197 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Bademcik

Bademcik
Kronik boğaz kızarıklığı
Burun gerisine akıntı (BGA) sıklıkla kırmızı, irrite olan bir boğaza neden olur. Boğaz kültürlerinden genellikle bir sonuç alınmaz ama bademcikler ve diğer dokular şişerek rahatsızlığa neden olur. BGA tedavi edildiğinde bu da ortadan kalkacaktır.

Bademcik ve geniz eti
Bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanda anneden geçen immün globülinler nedeniyle küçüktürler. 4-5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler. İleri yaşlarda küçülme eğilimi gösterirler. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak ve sinüslerin boşalımı bozarak değişik boyutta problemlere yol açarlar. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama, ağızdan soluma, gece öksürükleri, burun akıntıları gözlenmektedir. Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir. Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi ciddi sorunlar başlatılır. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile görüşülmesinde yarar vardır. Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık A grubu beta hemolitik streptokoklara karşı oluşturulan antikorların yol açtığı bir komplikasyondur. Kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir.
Bademcikler ve geniz eti hangi durumlarda alınmalıdır?
Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinde fayda görülmediğinde cerrahi olarak bunların çıkartılmasına başvurulmaktadır. Bu ameliyata karar vermek için kullanılan iki kriter vardır. Kesin ve göreceli olarak ameliyat endikasyonu belirlenir.

- Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
- Ağır üst solunum yolu darlığı.
- Bademcik etrafında abse (Peritonsiller abse).
- Kötü huylu tümör şüphesi.
- Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.

Göreceli kriterlerin en başında sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir. Bademcik ameliyatlarının %40'ı bu nedenle yapılmaktadır.

- Son bir yılda 7 defa
- Son iki yılda 5'er defa
- Son üç yılda 3'er defa ya da daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi.
- Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları.
- Kalp kapak bozukluğu olan kişiler.
- Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltihabı geçirilmesi.

Bu gibi durumlar kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavisi önerilir, planlanır.

Bu ameliyatlar hangi yaşta yapılır?
Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan erişkinlerde de bademcik ameliyatı uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir. Üst yaş sınırını belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:39 PM   #198 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Bitlenme

Bitlenme
Bitlenme nedir?

Bit,genellikle saçlı deriye yerleşen ve kaşındıran küçük bir parazittir.Küçük, beyaz renkli yumurtaları (sirke) da saç köklerine yapışır. Çok kolay bulaşır. Bu nedenle çocuğunuzda bit varsa bütün aile bit açısından araştırılmalı ve arkadaşlarının anne, babaları uyarılmalıdır.

Belirtiler

- Başta kaşıntı
- Saçlara, köke yakun yerlerde iyice yapışmış küçük beyaz noktacıklar
- Kafa derisinde kırmızı böcek ısrığı izleri

Ne yapmalı?

- Eczaneden bitlere karşı kullanılan bir losyon alın. Bunu çocuğun başına sürüp açıklamasında yazılı süre kadar bekletin. Bu süre genellikle birkaç saattir.
- Çocuğun saçlarını, yıkayıp duruladıktan sonra ölü bit ve sirkeleri ayıklamak için özel bit tarağıyla tarayın. Bitleri bütünüyle temizlemek için bu uygulamayı üç gün arayla, iki üç kez tekrarlamak gerekebilir.
- Çocuğun tarağını, saç fırçasını ve başlıklarını bit losyonuyla yıkayın ya da bunları bir naylon torbaya koyarak on gün bekletin. Bit ve sirkeler ölecektir.
- Çocuğunuz yuvaya ya da okula gidiyorsa ilgililere haber verin. Bitler ve sirkeleri bütünüyle temizlenene dek çocuğu evde tutun.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:41 PM   #199 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan kabakulak

Kabakulak
Kabakulak tükürük bezlerinin şişmesine neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Özellikle kulak önündeki beze yerleşerek yüze şişkin bir görünüm verir. Belirtiler virüsün bulaşmasından 2-4 hafta sonra ortaya çıkar.

Kabakulak bazı erkek çocuklarda testis iltihabına yol açar, ancak bu ergenlik öncesinde çok ender görülür.

Belirtiler
1. Gün
· Çiğnemede ağrı ya da çocuğun yerini gösteremediği yüz ağrısı
· Yüksek ateş

2. Gün
· Yüzün bir yanında şişme ve duyarlılık
· Ağzını açarken ağrı duyma
· Ateş yükselmesi
· Boğaz ağrısı, yutkunurken acıma
· Ağızda kuruma

3. Gün
· Yüzdeki şişliğin (genelde iki yanda da) artması

4. ve 6. Günler Arası
· Şişliğin yavaş yavaş azalması, diğer belirtilerde iyileşme

13. Gün
· Çocuk artık bulaştırıcı değildir

Ne Yapmalı?
1. Yüzünde ağrıdan yakınıyorsa ya da yüzünde olağandışı bir şişlik görünüyorsa, çocuğun tükürük bezlerine hafifçe dokunun.
2. Çocuğun ateşini ölçün, eğer yüksekse düşürmek için parasetamol şurubu verin.
3. Bol bol soğuk içecekler almasını sağlayın, ancak meyve suyu gibi asit içeren içecekler vermeyin. Ağzını açarken canı yanıyorsa kamış kullanarak içmesi daha kolay olur. Yutkunması ve emmesi zor olacağından çocuğunuzu beslerken anlayışlı davranın.
4. Yutarken boğaz ağrısı duyuyorsa dondurma ya da çorba gibi sıvı ve yarı sıvı yiyecekler verin.
5. Bir termaforu ılık suyla doldurup havluya sararak yastık gibi kullanmasını sağlayın. Bu yüzündeki şişliği azaltacaktır. Çocuk termaforu kullanamayacak kadar küçükse, bunun yerine bir bez parçasını ısıtıp yüzünde bir süre hafifçe tutun.

Tedavi
Kabakulağın ilaçla tedavisi yoktur. Doktorunuz tanıyı doğrulayacak ve çocuğunuz iyileşinceye dek gelişmeleri kontrol edecek, ortaya çıkabilecek yan etkilerin tedavisiyle ilgilenecektir.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-31-2008, 04:41 PM   #200 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : İzmir
Mesaj: 27,169
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 460140
Rep Seviyesi: _AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar_AlMiNa_ Repstar
Varsayılan Menenjit

Menenjit
Menenjit beyni kaplayan zarın iltihaplanmasıdır. Çok ciddi bir hastalıktır ve hemen tedavi edilmesi gerekir. Beynin kendisinin iltihaplanması da (ensefalit) benzer belirtilerle ortaya çıkar.

Belirtiler
· Ateş
· Halsizlik ve baş dönmesi ya da ani ve çok belirgin tedirginlik ya da huzursuzluk
· Kabakulak ya da kızamık gibi bulaşıcı bir hastalığın ardından genel durumun kötüleşmesi
· Kusma
· İştah kaybı
· Başağrısı ya da bebeklerde bıngıldağın kabarması
· Ensenin öne eğilmesinde zorlanma (ense sertliği)
· Parlak ışığa karşı duyarlılık ya da gözlerin bir noktaya dikilmesi
· Havale
· Deride düz kırmızı ya da morumsu lekeler

Tedavi
Doktor, bazı tahliller için çocuğun hastaneye yatırılmasını isteyebilir. Tedavi bu tahlillerin sonucuna göre belirlenecektir. Çocuğunuz, iyileşinceye dek hastanede kalabilir.
_AlMiNa_ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Kardiyoloji ve kalp cerrahisi Serseri_Prens Sağlık 408 02-15-2007 10:59 AM
Kardiyoloji ve kalp cerrahisi Kayıp Ruh.. Sağlık 51 08-10-2006 12:19 AM
eger bir çocuk... rapdioksit Hayata Dair.. 0 08-01-2006 11:42 AM
çocuk gelişimi wodoo Anne Bebek 0<