Yalnız Mesajı Göster
Eski 06-30-2006, 17:09   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Kayıp Ruh..
Super Moderator
 
Kayıp Ruh.. kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 18
Mesaj: 33,800
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 217124
Rep Seviyesi: Kayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. Repstar
Arrow yakın pLan !!!

Vatikan'ı Öfkelendirmek Adına...

Popüler olmuş hatta bir tür salgın haline gelmiş kitapların sinemaya uyarlanmaları genellikle beklentileri ikiye böler. Kitabın fanatikleri çeşitli önyargılarla (haklı da olabilirler) projeyi önemsemezler, fanatik olmayanlar ise beyazperdede canlanacak görüntülerin hayalini kurarlar. Sinemayla edebiyat arasındaki ilişki her ne kadar sıkı sıkıya bağlıymış gibi gözükse de, görsel canlandırma düşsel canlandırmanın ötesine düşmektedir.

Langdon’un “kripteks”in şifresini çözerken yaratılan canlandırmanın, kitabın okunuşu sırasında ortaya çıkan zihinsel aktiviteden farklı olduğu açıktır. Umberto Eco’nun tapınak şövalyelerini, Kabala’yı ve dinler tarihini fon alan romanı “Foucault Sarkacı”ndaki şifre bulma çabasını ele alalım. Bunu görsele indirgemenin bir yolu var mıdır? Var ise bu, romanın yarattığı etkiden ne kadar farklıdır? Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” de buna benzer sayfalar dolusu metne sahip ve Ron Howard’ın elinden fazla bir şey geldiğini söylemek güç. Filmdeki birçok sahne, kitabın yarattığı etkiyi sağlamakta zorluk çekiyor ama Newton’un cenaze törenine dair görüntüler gibi eşsiz buluşlar da yok değil…






Edebiyatta olup da sinemada aynı biçime kavuşamayan unsurlardan söz ettiğimize göre, şimdi de sinemada olup da edebiyatta olamayan bazı etmenlerin filmi nasıl etkilediğine gelelim. İlk olarak müzikler… Hans Zimmer’in olağanüstü müzikleri, zaten topu topu birkaç saatte geçen olayların yarattığı gerilimi arttırmakta muvaffak olmuş. Filmin sürükleyiciliğine sürükleyicilik katan müzikler, aday olduğu takdirde birçok festivalden eli boş dönmeyecektir.

Oyunculuklar açısından bakıldığında; kadrosunda bu kadar şöhret bulundurmasına rağmen, performansıyla öne çıkan bir aktör ya da aktris olduğunu söyleyemeyeceğim. Bunun en önemli sebepleri; hikayenin akışındaki sürat ve karakterlerin rolleriyle öne çıkmalarının bilinçli bir şekilde (kurgusal kesmeler, kısa diyaloglar, çekimler ve benzeri yollarla) engellenmiş olması. Howard’ın hikayenin öne çıkması için büyük çaba gösterdiği açık…

Filmin Vatikan’ı öfkelendirmeyi başaran hikayesi, gerçekten görülmeye/bilinmeye değer. En azından bazı soru işaretlerini aydınlatmayı amaçlıyor Brown, bir yandan da yeni soru işaretleri yol açarak…
Da Vinci Şifresi; Gül ve Haç, Opus Dei, Sion, Kara Riya, Tapınak Şövalyeleri, İznik Kurulu gibi kavramlarla tanıştırıyor izleyicilerini. Isaac Newton’a, Leonardo’ya, Magdalalı Meryem’e, Kabala’ya karşı merak uyandırıyor hikaye. Bu bakımdan, başlangıcı itibariyle kültürel manâda art niyet taşıması da sona doğru sertleştiriyor söylemini, ardından kiliseyi karşısına alıyor ve kimi tabuları yıkmaya çalışıyor. Hem de mevcut düzenlerinin yerle yeksan olmasını sağlayacak şüpheleri arttırarak. Sonuçta filmin, propaganda taşımadığını savunmak yanlış olur…




Burstein gibi ayrıntılı çalışmalara ve sayısız belgesele konu olan, tüm dünyada fenomen haline gelen Da Vinci Şifresi; eli yüzü düzgün, tempolu bir macera filmi. Dur durak bilmeyen yapısıyla Kamçılı Adam serilerini ve Büyük Hazine (National Treasure) filmini, zengin alt-metinleri ve dinî göndermeleriyle Foucault Sarkacı’nı, cinayetler sayesinde yarattığı ürperti ve uyandırdığı merak duygusuyla Gülün Adı'nı anımsatan Da Vinci Şifresi; sinemada iyi vakit geçirmek için güzel bir seçim. Ama kitabın müptelâsı olanları üzmesi, sükut-u hayale uğratması da kuvvetle muhtemel. Demedi demeyin…
Kayıp Ruh.. Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla