"Gözlerinin içine baktım, ey hayat; altın parıltısı gördüm gece gözlerinde senin -hazdan yüreğim durdu:
-Bir altın kayığın parıldadığını gördüm gece sularında,
batan, çıkan, sallanan, yine çıkan bir altın kayığın!
Bir bakış baktın ki hora delisi ayaklarıma,
-gülen, saran, eriten, sarsan bir bakış:
Çalparanı o küçük ellerinde daha iki kez
tıngırdatmıştım ki, hora çılgınlığıyla sarsılmaya başladı ayaklarım."
Böylece bile bile çoğaltılan gerginliklerin egemenliği altına giren bir düşüncenin dramı yoğunlaşır. Biz, bu sayfalarda bunu anlatmaya çalıştık, bu dramın karşı konulamaz kasırgaya kadar gidişini işledik.
Evet, Nietzsche kendi rızasıyla Tanrı Dionysos'un izleyicisi olmakta, kendi karşıtlıkları tarafından yaralanmakta, tıpkı yok etmek için sürekli yaratan yaşam gibi, yılanın bir halkasını andıran, hızlanan zaman �Sonsuz Dönüş�ün simgesine dönüşmektedir.
Zerdüşt'ün tamamlanmasından sonra, dahi hastanın kafasındaki projeler birbirlerini hızla izlediler. Artık yalnızca arada sırada kontrol edebildiği coşkulu esin ile bunlardan bazıları gerçekleşmişti. Hem İngilizlerin psikolojik ahlak söylevlerini, hem de dinsel ve metafizik ahlak söylevlerini çürütmek isteyen �Salt Aklın Eleştirisi� gibi gözüküyordu. Kant'ın düşüncesi, Nietzsche'ye gittikçe varılan son gibi gözüküyordu. Yeniden gözden acı veren bir dostluğun bilançosuna son noktayı koyan Wagner'in Şubat 1883'de Venedik'te meydana gelen ani ölümü gibi. Belki de Nietzsche, �Wagner'e Karşı� adlı yergi yazısını, kendi içinde yok etmek istediği suçluluk duygusunu, içinde varolan korku ve kuşkuları yoketmek için yazmıştır. İnsanoğlunun safça bağlandığı putların maskelerini düşüren yapıtı �Putların Alacakaranlığı� nda da bu kaygı vardır.
İşte o zaman, zorlama eleştiriler bir yana bırakılacak olursa, Zerdüşt'ün mesajı bir dinsizin beşinci İncil'i gibi görünür. Bu aynı dinsiz �Ecce Homo/İşte İnsan� adındaki kitabında kendi kendisinin övgüsünü yapacaktır.
Kalan son arkadaşlarının ondan kaçışları böylece anlaşılır. İçlerinde, en hoşgörülü kişi olan Jacob Burckhardt bile Nietzsche'den kaçar. Burckhardt'ın düşüncesine göre, bir yazar yapıtının arkasında kalmalıdır. "Bencillik, tiksinti vericidir." der Pascal.
Alplerin çember biçimindeki siperi tarafından korunan ve çevrilen dağ eteğinin merkezinin canlandırıcı iklimine bağlı olan yatıştırıcı birkaç ay ve sonunda ortaya çıkan ilk başarılar sayesinde, dram Torino'da sonra erer. Danimarka'da George Brandés, Fransa'da Taine, yanına pusula almadan, belirsiz bir geleceğe atılan bu yalnız filozof hakkında konuşmaya başlar. Yandaşlar ortaya çıkar. Başka bir coşkulu deha, Strindberg, hayranlığı haykırır. Karl Spitteler'e göre ise Nietzsche, �Ateş Tanrısı Prométhéé�yi anımsatmaktadır. Eşsiz bir zekânın karardığı geceyi delip geçen ışıklar tehlikeli bir yolculuğun son bulacağı limanın değil, çok büyük bir yıkımın habercisidir. Ateşin yıkıcı evresi başlamaktadır.
Yoldan geçenlerin şaşkınlıkla tanık oldukları belirtiler 1888-1889 kışı süresince ortaya çıkar. Sahibinin dövdüğü bir atı Nietzsche'nin öptüğü bile görülmüştür. Eski arkadaşlarına gönderdiği anlaşılmaz mesajlardan en çarpıcısı Cosima Wagner'e gönderilmiş olan, "Ariane, sizi seviyorum." mesajı felaketin finali olur.
Basel'den koşup gelen Overbeck, Nietzsche'yi hemen Léna'daki bir hastaneye götürür. Eski bir Venedik müziğinin son kıtaları, ani öfke nöbetlerine maruz kalan ruhunda silinip gider. Tanı umutsuzdur... Fakat yardım çabuk gelir.
O andan sonra, büyük beyaz bir kefene sarılmış yarı ölü, neredeyse her zaman bilinçsiz olarak -annesi ve kızkardeşinin yanında- Naumburg'daki baba evinde yaşamaya başlar. Kişiliğini çoktan beri hzaman artık onun için durmuştur. Böylece 1897 yılında annesinin ölümünden kaynaklanabilecek acıdan kurtulur! Kız kardeşi onu çoğunlukla reddetmiş olduğu konulara karşı saygısının başladığı Weimar'a götürür. Zafer denilen şey işte budur!
Nietzsche için bu, hakaretlerin en büyüğü olur. 23 Nisan 1900'de bir bahar fırtınası kopar. Çoçukken onu çok korkutan yıldırımın gürültüsü Nietzsche'yi uykusundan mı uyandırmıştır? Ya da çok uzaktaki dönüşü olmayan alemlere mi götürmüştür? Uzun zamandan beri tedirgin edici halüsinasyonların yakasını bırakmadığı sabit bakan gözlerini, atalardan kalma bir el hareketi kapatır. Rocken'deki küçük mezarlığa gömülür.
(Kızkardeşi Elizabeth, evlendikten sonra gittiği Paraguay'dan döndükten sonra, Nietzsche'nin bakımını üzerine alır ve sonuna dek sürdürür. Nietzsche'ölün tarihi 25 Ağustos 1900'dür. Babasının yanına gömülür.)