Yalnız Mesajı Göster
Eski 07-07-2006, 15:24   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
ReBeL bOy
Banned
 
ReBeL bOy kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : Bursa
Mesaj: 41,296
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 189765
Rep Seviyesi: ReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy Repstar
Varsayılan

Kerâmet ve hokkabazlık
Suâl: Irak'tan gelip, Avrupa'da ağızlarına ateş alan, avurtlarına şiş sokup çıkartan ve bu yaptıklarına kerâmet diyen kimselerin hâlleri İslâmiyete uygun mudur? Cevap: Allahü teâlâ, böyle kimselerin Mûsâ aleyhisselâm zamanında da bulunduğunu haber veriyor Bunlara kerâmet değil, sihir diyor Böyle göz boyamanın harâm olduğu (Fetâvâ-yı hadisiyye)de yazılıdır Bunlar, müslümanları aldatmaktadır Bu hareketleri din değil, dinsizliktir Japonya'daki gayrı müslimler de, sirklerde bunlarınkinden daha acâip şeyler gösteriyor İslâmiyet, hokkabazlık, cambazlık, sihirbazlık dini değildir İslâmiyet, inanması, yapması, sakınması lâzım olan şeyleri, güzel ve çirkin huyları öğrenmek, herkese iyilik yapmak dinidir (El-Münire) kitâbındaki hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki:

(Bir kimsenin havada uçtuğunu ve deniz üzerinde yürüdüğünü yâhut ağzına ateş koyup yuttuğunu görseniz, fakat dine uymayan bir iş yapsa, kerâmet ehliyim derse de, onu büyücü, yalancı, sapık ve insanları doğru yoldan saptırıcı biliniz!)
İmâm-ı Rabbânî hazretleri de buyuruyor ki:
(Nefsi cilâlanan ba'zı kimseler, hârikulâde hâller gösterip sapıklık uçurumuna sürüklenmektedir Evliyâyı böyle yalancılardan ayıran en bâriz fark, her sözünün, her hareketinin dine uygun olması, yanında bulunanların kalblerinde Allah korkusu ve sevgisi hâsıl olmasıdır ve başka şeylerden soğumalarıdır) [C2, m92]
Fıkıh ve Tasavvuf
Suâl: Fıkıh yerine tasavvuf kitâbı okumak uygun mu ve zikir nedir?
Cevap: Fıkhı bilmeden dine uymak mümkün olmaz Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(İbâdetlerin en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir) [İAbdilberr]
(Her şeyin dayandığı bir direk vardır Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir) [Beyhekî]
(Fıkıh öğrenmeden ibâdet eden, gece karanlıkta binâ yapıp, gündüz yıkana benzer) [Deylemî]
İmâm-ı Mâlik hazretleri buyuruyor ki: (Fıkıh öğrenmeyip, tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmıyan bid'at ehli, yâni sapık olur Her ikisine kavuşan hakîkate varır) [Merec-ül-bahreyn]
İbrâhim Edhem hazretlerine, gece gündüz ibâdet eden, vecde gelip kendinden geçen bir gençten bahsettiler Gencin yanına gidip üç gün misâfir kaldı Çok acâip hâller gördü Gencin bu hâlinin şeytandan olup olmadığını öğrenmek istedi Yediğine baktı Helâlden değildi Bu hâllerin şeytandan olduğunu anladı Genci evine da'vet etti Gence helâl yemek verdi Gençteki eski aşk ve gayret kalmadı İbrâhim Edhem hazretleri, gence, (Sendeki hâller şeytandandı Helâl yiyince şeytan giremedi Esâs hâlin meydana çıktı) buyurdu (Tezkiretül-evliyâ)
Kerâmeti inkâr, büyük sapıklıktır Çünkü kerâmet, Peygamberin mu'cizesinin devamıdır Ancak, istidracı kerâmet sanmamalıdır! Mu'cize'den başka hârikulâde hâller, kerâmet, firâset, istidraç ve sihr adını alır Velînin su üstünde yürümesi kerâmet, papazın su üstünde yürümesi sihr, fâsığınki ise istidraçtır
Zikrin Fazîleti
Zikir, Allahü teâlâyı hatırlamak demektir Bu da, kalb ile olur Zikredince, kalb temizlenir, yâni kalbden dünya sevgisi çıkıp Allah sevgisi yerleşir Ba'zı kimselerin, bir araya toplanıp hay huy etmesi, oynaması, dönmesi, zikir değildir Yüz yıldır, tarîkat diyerek, bir çok şey uyduruldu Eshâb-ı kirâmın yolu unutuldu Câhiller, fâsıklar şeyh olarak zikir ve ibâdet ismi altında, günâh işledi Bugün hiçbir islâm memleketinde, tasavvuf âlimi yok gibidir Fakat sahte mürşitler, müslümanları sömüren tarîkatçılar çoktur Din büyüklerinin, eskiden kalma, hâlis kitaplarını okuyup, zikri, fikri bunlara göre doğrultmalıdır Tarîkatçılık, şeyhlik, mürîdlik gibi isimlerin perdesi altında iş gören, mal ve din hırsızlarına aldanmamalı, bunlardan kaçınmalıdır
Bir şeyin sahtesinden kaçın demek iyisinden de kaçın demek değildir (Hakîkî tereyağı alın, hîlelisini, karışık olanını almayın) demek tereyağına hakaret olur mu? Bilâkis tereyağının önemi bildirilmiş olur Her şeyin sahtesi de hakîkisi de vardır (Tasavvuf perdesi altında iş gören, mal ve din hırsızlarına aldanmamalı) dedik Tasavvuf âliminin yok gibi olduğunu, yâni çok az olduğunu bildirdik Zaten kıymetli şeyler az, taklidleri çok olur Bütün yayınlarımızda tasavvuf büyüklerinin, hayatlarını, menkıbelerini anlatıyoruz Tasavvuf, evliyâlık demektir Tasavvufa hiç kimse karşı çıkamaz Hakîkî tasavvufa karşı çıkmak müslümanlığa karşı çıkmak demektir Fakat sahte tasavvufa karşı çıkmak her müslümana lâzımdır
ReBeL bOy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla