Yalnız Mesajı Göster
Eski 05-09-2008, 10:20 AM   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
ReBeL bOy
Banned
 
ReBeL bOy kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : Bursa
Mesaj: 41,298
Konuları: 11386
Thanks: 0
Toplam 1,876 Konusuna 4,135 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 24
Rep Gücü: 0
Rep Puanı : 189390
Rep Seviyesi: ReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy RepstarReBeL bOy Repstar
ReBeL bOy kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Arrow Tesettürü hafife alanlarla tartışılmaz!!!




Bir de doğrudan doğruya Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in eliyle tahkim edilmiş bir mevzuda, "Hayır bu öyle değil de böyle olmalı" diyen kimse de küfre düşer. Binaenaleyh "Bu zamanda tesettür olur mu?" diyen bir insanın durumu tehlikelidir. Ancak, "Bu zamanda kadını ille de siyah çarşafa sokmanın bir manası yoktur" deme aynı değildir. Çünkü tesettür, ne çarşaftır, ne mantodur, ne de başka bir şey; tesettür, kadının tepeden tırnağa, başka erkekleri tahrik etmeyecek şekilde kapanmasıdır. Bu siyahla olabileceği gibi beyazla, maviyle veya pembeyle de olabilir. Ancak şu bilinmelidir ki, zati tesettürü inkâr veya hafife alma dine karşı çıkma sayılır.
Ne var ki bu mevzu fazla kurcalanarak insanlar küfre zorlanmamalıdır. Her şeyden önce akidenin iyice güçlendirilmesi gerekir. Evet, insanlarda dinî duygu ve düşünce öyle râsıh hale gelmelidir ki, onlar dine ait herhangi bir meseleyi konuşurken başlarında kuş varmış gibi konuşmalı, onu uçurup kaçırırım diye ödleri kopmalıdır. Evet evvela, insanları bu hale getirmek gerekir. Laubali bir insanla, dinin teferruatına ait meseleler konuşulmaz. Böyle bir kişi meseleyi keser atar ve dalalete düşer. Bu sebeple tesettürü hafife alan kimseyle münakaşaya girişilmemelidir. Zira böyle bir insanın derdi daha büyüktür; büyüğü bırakıp daha alttaki konularda münakaşa ve tartışma, maksadın aksiyle sonuçlanır.
Meselenin bir diğer yönü de şudur: Tesettürün, zamanla, mekânla, şartlarla hiçbir alakası yoktur. İnsan acaip bir kılık ve kıyafet de giyse yine kafası çalışabilir. Mesela diyelim ki bir ülkede kadın erkek herkes başlarına kalpak giymektedir. Bu ülkede başına kalpak giyen kimse aptallaşmamış, aptallaşmak bir yana sanayisi ve tekniğiyle çok ileriye gitmiş de olabilir. Düne kadar Avrupa başını kapatıyordu. Onların başlarını kapatmaları, gelişmelerine mani olmadı; açılıp saçılmaları da daha farklı bir performans sergilemelerine...
Ayrıca ben, medeniyet mefhumuyla da bu meseleyi telifte zorlanıyorum ve "Medeni insan açık gezer." sözünü kabul etmiyorum. Medeniyet, eski devirlere nispeten onlardan uzak olmak, onların tarz-ı hayatından berî olmak ise, tam aksini düşünmek de mümkündür. İslam, tesettürü getirmiş; tesettür, kadını bir manada daha cazip hale getirmiş, içlerde ona karşı hürmet hissini güçlendirmiş ve zamanla o kadının sevdiği bir kıyafet haline gelmiştir. Diğer bir açıdan eğer medeniyet, çok eski devirlere ait şeylerden uzaklaşma ise, bugünkü durum, İslam'dan evvel cahiliye devrinde de yaşanıyordu. Bu itibarla da meseleyi bir kısım ön kabullere bağlayarak, "şu medeni, şu ise gayr-i medeni" demek fevkalade yanlıştır.
Cenab-ı Hakk (cc) bizi basiretten mahrum etmesin! İsterseniz, "insaf, dinin yarısıdır" deyip bu hususu da noktalayalım.

ÖZETLE

1- İslam'ın en küçük emrini bile hafife almak dinen çok sakıncalıdır. Tesettür meselesinin son günlerde bilhassa bazıları tarafından politize edilerek ayağa düşürülmek istendiğine esefle şahit oluyoruz.
2- Belki günümüzde değişik düşüncelerle başörtüsünün Kur'an'ın emri olmadığını iddia eden ilâhiyatçılar vardır. Fakat bu mevzuda Kur'an'ın emri, tarih boyu hiçbir müfessirin farklı mülâhazada bulunmadığı ölçüde açıktır.
3- Ayrıca ben, medeniyet mefhumuyla da bu meseleyi telifte zorlanıyorum ve "Medeni insan açık gezer." sözünü kabul etmiyorum. İslam, tesettürü getirerek kadına karşı hürmet hissini güçlendirmiştir.
ReBeL bOy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to ReBeL bOy For This Useful Post:
seckince (05-09-2008), uRbi (05-09-2008)