Yalnız Mesajı Göster
Eski 09-05-2006, 11:30   #25 (permalink)
Üye Bilgileri
Kayıp Ruh..
Super Moderator
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 18
Mesaj: 34,301
Rep Gücü: 7000
Rep Puanı : 218486
Rep Seviyesi: Kayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. RepstarKayıp Ruh.. Repstar
Varsayılan "Uçuş 93"11 Eylül'e içeriden bakış...

"Kanlı Pazar"la tanıdığımız Paul Greengrass'ın imzasını taşıyan "Uçuş 93", 11 Eylül günü yaşananlarla ilgili ilk uzun metrajlı, kurmaca film olma özelliği taşıyor. 11 Eylül'de kaçırılan dört uçak arasında hedefini bulamayan tek uçak olan 'United 93'de yaşananları perdeye aktarmak gibi zor bir işin altına giren film, uzun ve zorlu bir araştırma sürecine dayanıyor.



Paul Greengrass'ın yönetmenliğini üstlendiği "Uçuş 93", Amerikan topraklarında bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük terörist saldırının yaşandığı 11 Eylül 2001 günü kaçırılan dördüncü uçak olan United Airlines havacılık şirketinin 93 sefer sayılı uçağında yolcuların, mürettebatın ve uçuş kontrolörlerinin yaşadığı korku ve dehşet ortamının öyküsünü konu alıyor. Yönetmen koltuğunda Greengrass gibi bir isim olunca, 11 eylül günü yaşananlarla ilgili ilk kurmaca film olan "Uçuş 93"le ilgili beklentilerimiz de farklılaşıyor. Ne de olsa karşımızda "Bloody Sunday" ve "Ornagh"da Kuzey İrlanda'daki terörizmin etkilerini; "The Murder of Stephen Lawrence"da ırkçı şiddet olgusunu; "Resurrected"da terk edilmiş bir askerin öyküsünü işlemiş, politik konuları kendi merceğinden geçirerek karşımıza getirme konusunda maharetini göstermiş bir yönetmen var. Ancak bu filmde, burada adını geçirdiğimiz filmlerindeki farklı üslup arayışından vazgeçmiş, "Medusa Darbesi"yle ("The Bourne Supremacy") giriş yaptığı Hollywood'un 'özdeşim'e dayanan anlatım anlayışını sahiplenmiş gibi gözüküyor.


Paul Greengrass, filmde tek bir uçuşun öyküsünü anlatırken, aslında 11 Eylül'de yaşananları keşfe çıkıyor. San Francisco'ya gitmek üzere havalanan Boeing 757 uçağında işadamları, öğrenciler, büyükanne ve büyükbabalar, evli çiftler ve uçuş mürettebatından oluşan sıradan insanlar rastgele bir araya gelmişlerdir. Uçağın havalanışından itibaren geçen 90 dakikalık süre içinde aşağıdaki dünya artık şiddet yüklü yepyeni bir dönemin kapısını aralamaktadır, dünyanın en güvenilir, refahın en yüksek olduğu ülkesi ABD bile terör saldırılarının hedefi olmuştur.

Tabii, daha önce ne beyazperdede ne de başka bir ortamda temsil edilmemiş bir konuya el atınca, yapım ekibinin en büyük sıkıntısı, kimsenin tam olarak neler olduğunu bilemediği uçağın içinde yaşananlara dair, kabul edilebilir bir çerçeve oluştumak olmuş. Greengrass ve araştırmacılar ekibi, kafalarındaki en iyi sonuca ulaşmak için çok sayıda bilgi kaynağına başvurmuşlar. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın aileleriyle; 11 Eylül komisyonunun üyeleriyle, uçuş kontrolörleriyle, o günün olaylarında görev almış askeri ve sivil personelle saatler süren yüz yüze görüşmeler yapılmış. Ayrıca uçuş kayıtları, halka açık kayıtlar ve tarihi olgular dikkatle incelenmiş ve filmin temelinde bu kaynaklardan elde edilen bilgiler yer almış.

Yönetmen Paul Greengrass, 11 Eylül günü havalandıktan sonra teröristler tarafından ele geçirilip tarlaya çakılan United 93 uçağıyla ilgili olarak şu yorumu yapıyor: "United 93 olayının belleklerimizde bu kadar güçlü yer etmesinin sebeplerinden birisi de, o gün o uçakta neler olduğunu tam olarak bilemeyişimizdir. Aramızda o günü düşündüğünde 'Nasıl olmalıydı?' veya 'Biz olsaydık nasıl tepki verirdik?' diye merak etmeyen var mıdır acaba?"


Kabul edilebilir, inandırıcı bir gerçek...

Filmin oyuncu kadrosunda çoğunlukla ismi duyulmamış yetenekli aktörlere görev verilmiş. Kendilerini ölüme götüren uçak yolculuğunu paylaşan sıradan insanları temsil eden bu aktörler, gerçek olgulara dayalı olan ve zekice yönetilen doğaçlama yöntemiyle oynamışlar ve bu sayede izleyicilerin onlarla kurduğu duygusal bağın daha derin olması hedeflenmiş. Aktörlerin yaptığı doğaçlamaların tamamı belirli parametreler içerisinde gerçekleştirilmiş. Bunlar arasında uçuşun yolcular açısından oldukça sıkıcı geçen ilk 46 dakikalık bölümü, uçağın ele geçirilişi, hava ile yer arasındaki haberleşmeler ve karakter tanımlamaları (örneğin lider kişilik veya takipçi kişilik) yer almış. Doğaçlama ve çekimler esnasında 91 dakikalık toplam uçuş süresi, aktörlerin oynayacağı karakterleri biçimlendirebilmesi için çok önemli bir çerçeve sağlamış. İki haftalık provalar sırasında sürekli yapılan tekrarlar ardından, Greengrass'ın "kabul edilebilir/inandırıcı gerçek" adını verdiği amacının hayata geçmeye başladığı görüldü.

"Kabul edilebilir gerçek" kavramını Paul Greengrass şu sözlerle açıklıyor: "Bilinen olayları temel alarak doğaçlama yaptık. Bu süreçte yaptığımız tartışmalarda bu doğaçlamanın hangi ölçüde inanılır olduğu üzerinde durduk. Genç insanlar böyle bir durumda nasıl tepki verirdi? O uçaktaki daha yaşlı yolcuların vereceği tepki nasıl olurdu? Uçuş görevlilerinin vereceği tepki nasıl olabilirdi? Üzerinde tartıştığımız sorular bunlar oldu. Doğaçlama stilinde uygulanabilir bir çözüme varabilmek için elimizden geleni yaptık."


11 Eylül'ü beyazperdeye taşımak için doğru zaman geldi mi?

Filmde, 11 Eylül'ün yepyeni bir dönem başlatan olaylarının öyküsünü anlatma isteğiyle dopdolu olan Greengrass'ın aklında tek bir soru varmış: "Böylesine acılı bir dönemi ekrana taşımak için en uygun zaman hangisidir?" O gün düşen uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın 100'den fazla aile üyesi ve arkadaşıyla söyleşiler yaparak bilgi toplayan Greengrass'a göre, böyle bir filmin çekilmesi için en doğru zaman, uçaktaki kurbanların ailelerinin hepsinin "Evet" diyeceği zamanmış ve bu ailelerin desteğini aldıktan sonra kolları sıvamış. Paul Greengrass, bu konudaki düşüncesini şu sözlerle açıklıyor: "Hollywood'da her türlü film yapılıyor. İnsanları oyalayıp dikkatini dağıtan, eğlendiren, güldüren, bizleri fantastik dünyalara götüren, aşkı anlamamızı sağlayan filmler yapıyoruz. Ancak bunların yanı sıra dünyamızın ne durumda olduğunu keşfe çıkan filmler için de yer olmalı. Unutmayalım ki, Hollywood'un bu tip filmler yapmakta da uzun ve onurlu bir tarihi vardır." "United 93"ün öyküsü üzerinde çalışırken Greengrass'ın gözönüne aldığı en önemli husus, uçaktaki yolcuların sadece yarım saatlik süre içinde, beş yıldan beri dünya gündemini meşgul eden terörizm gerçeğiyle bire bir tanışmış olması olmuş. Filmde anlattığı öyküye bu gerçeği tüm yönleriyle yansıttığını belirten Greengrass, yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: "Son beş yıldan beri global terörizm gerçeğiyle yüz yüze bulunuyoruz. Terörizme karşı verilecek en iyi cevabın ne olacağı, nasıl davranılması gerektiğini tartışıyoruz. Uçaktaki 40 yolcu bu gerçekle 30 dakika boyunca karşı karşıya kalmıştı. Onlar 11 Eylül sonrası dünyasını yakından gören ilk insanlardı. Oradaki 40 kişinin dışında tüm dünya olayları televizyon ekranlarından izledi. Neler olup bittiğini anlayabilmekte zorlandık. Oysa o anda uçakta bulunan yolcular, ne olup bittiğini çok iyi biliyorlardı. Korkunç ve ürkütücü bir karar vermek zorunda olduklarının farkındaydılar. Oturup hiçbir şey yapmadan her şeyin iyiye gideceğini mi ümit edeceğiz? Yoksa başımıza gelen felaketi durdurmak için bir şeyler mi yapacağız? Eğer bir şeyler yapacaksak ne yapabiliriz?"


Greengrass sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bana öyle geliyor ki, bugün de karşımızda iki seçenek var. Aynı tercihi bizler de yapmak durumundayız. 11 Eylül kabusundan bu yana değişen pek bir şey yok. O uçakta yaşananlara bakarsanız, ateşli bir tartışmanın süregelmekte olduğunu görürsünüz. Son derece zor koşullar altında gelişen acı verici bir tartışmadır bu? Uçaktaki yolcular bu tercihin ağırlığını yüklenip bir karar verdiler. Sonra da o kararın gereğini uyguladılar. Orada olup bitenlere baktığımızda olağanüstü cesaret, sabır ve dayanıklılık görüyoruz. O insanlar çok çok cesurdu. Ancak verdikleri kararda cesaretin yanısıra bilgelik de buluyoruz."

Greengrass'ın bilinmeyenlerle dolu 'United 93' uçağında olanları ne kadar bilgelikle perdeye taşıdığını görmek için "Uçuş 93"ü izlemek gerekiyor.


ne kupa ister bu şen gönLüm,, ne de şampiyon oLmak ...
iki diLeğim var Cimbom'um ,, ikiside Fener'e
*****
~~ don't cry for me..... ~~
*****
çek git bebeğim uzakLara ,, çek git...
bavuLunu topLa bebeğim ,, çek git...
Kayıp Ruh.. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla