Tarihi
Pomaklar Osmanlı Devleti'ne hizmet etmiştir

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının elim neticeleri Rodopların Rus ordusu ve Bulgar komitacıların istila tehlikesine kaldığı vakit, Rodop Türkleriyle Pomaklar yine birlik ve beraberlik içinde düşmanlarını bu bölgeye sokmamışlardır

3 Mart [[1878]'de imzalanan Ayastefanos andlaşması hükümlerine itiraz etmişler ve oturdukları bölgede “Timraska Republika” kurmuşlardır

Bulgar-Rus kuvvetleri muahede şartlarını yerine getirmek için, Pomaklara saldırdılar

Pomaklar ve Rodop Türkler’i, aylarca mukavemet edip memleketlerine düşmanı sokmadılar

1878 Haziran ayından itibaren büyük Avrupa devletlerinin ve Osmanlı Devleti’nin mümessilleri Berlin’de barış müzakerelerine başladıkları vakit, Rodoplar’da savaş devam ediyordu

Bu çetin mücadele Berlin’de toplanan kongre üzerinde etkili oldu ve çeşitli milletlerin temsilcilerinden oluşan bir heyet, Rodoplar’a gönderildi

Neticede Pomaklar arzularına kavuştular

Berlin Kongresi kararları gereğince müstakil bir "Rodop Timras Cumhuriyeti" [kaynak belirtilmeli]kuruldu ve Pomaklar’ın vatanı düşman istilasından kurtuldu

"Pomak/Pomaklar" adını, yazılı tarihte ilk olarak kullananlar, Ami Boue (1838) ve Gersin K

Jiricek (1891)’tir

Bölgede, “Timras Cumhuriyeti” veya “Pomak Timras Cumhuriyeti” diye bir oluşumun varlığı, sadece Bulgar kaynaklarında zikredilmektedir

Osmanlı ve diğer kaynaklara göre; bölgede yaşayan tüm Müslüman unsurlar tarafından 16 Mayıs 1878’de “etnik” niteliği ön plana çıkarılmayan bir “hükümet-i muvakkate” kurulmuştur

Hükümet, Sultanyeri kazasının Karatarla köyünde (Rodoplu 30 milletvekilinin ve yaklaşık 100 nahiye müdürünün de onayını alan) Ahmet Timirski (Timişli), Abdullah Efendi ve Kara Yusuf Çavuş tarafından ortaya konmuştur

Hükümetin kurucuları, aynı tarihte “Paris Andlaşması”nı imzalamış olan devletlerin İstanbul elçilerine, “hükümet-i muvakkate” mührünü taşıyan bir “muhtıra” vermişler ve bu muhtırada kendilerini “hükümet-i muvakkate” kurmaya iten “nedenler”i ve “talepler”ini ortaya koymuşlardır

“Muhtıra”nın bu açıdan en önemli cümlaları şöyledir : “…Silaha sarılmaktan maksadımız, kendi mal, can ve ırzımızı korumaktan ibarettir…Ayastefanos andlaşmasının yerine bir yenisi konmalıdır

Bulgarların irtikap ettikleri cinayetler, tarif olunamayacak kadar büyüktür…Bölgemizin ahalisi kamilen Türk ve müslüman olduktan başka buraya, aramıza, yüzbin müslüman göçmen de sığınmış bulunmaktadır… Ayastefanos andlaşmasından sonra Ruslar ve Bulgarlar memleketimizi istila ettiler

Biz ise hükümetsiz kaldık…

Ruslar ve Bulgarlar, girdikleri yerlerde, sayısız mezalim ve ağza alınmayacak cinayetler işlediler

Mütecavizleri, geri atmak için silaha sarıldık

Eğer biz, muvakkat bir hükümet kurmamış ve bir zabıta heyeti düzenlememiş olsaydık, memleketimizde karışıklıklar çıkabilirdi…Meriç’in Güney-Batı tarafındaki topraklardan yeni Bulgaristan’a bir karış yer vermemenizi istirham ederiz

Çünkü idaremiz altında bulunan dört milyon müslüman, işitilmemiş cinayetlerle ismini kirletmiş olan ve her vakit düşmanımız bulunan bir hükümete boyun eğmektense yok olmayı tercih ederler

”