Yalnız Mesajı Göster
Eski 03-06-2008, 12:39   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
*CONQUEROR*
Çırak
 
*CONQUEROR* kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : Eskişehir
Yaş: 22
Mesaj: 8,047
Rep Gücü: 962
Rep Puanı : 95113
Rep Seviyesi: *CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar*CONQUEROR* Repstar
Arrow Zevk Nedir? Niçin Verilmiştir?




Diyorlar ki: Dünyaya bir kere gelinir. Sonun başlangıcı yoktur. Gülün eğlenin, bir yıldırım hızıyla geçen ömrünüzü zevk ve sefa ile geçirin. İman, ahiret, ibadet, helal, haram, ölüm gibi size sorumluluğunuzu hatırlatacak ve zevklerinizi kısıtlayacak kavramları düşünmeyin.



Günümüzün maddeci toplumları, zevk kıskacının kurbanı oldular. Bu salgın hastalık şer odaklarının marifeti ile ülke-miz insanlarını istila etmiş durumda. Genç beyinler sözde birtakım şeylerle özendirilerek yıkanıyor. Oysa bu işin aslan payını azınlık bir kesim kullanmakta. Çünkü cemiyetin ekserisi çocuklar, hastalar, fakirler, ihtiyarlar ve musibe-te uğrayanlar teşkil ederler. İnsanın hem genç, hem sağ-lıklı ve hem de zengin olması çoğunluk için geçerli değildir.



Karnını doyuramayan fakir, ağrılar içindeki hasta ve kabir kapısına yaklaşmış bir ihtiyar nasıl eğlenip keyfine baksın? Fakir, ancak bu dünyada hiç tatmadığı zevkleri baki bir alemde –hem de en güzelleri ile- tadacağı düşüncesi ile te-selli olabilir.



Hasatlar, aczini anlayıp Yaradanına sığınıp dua etmekle huzuru bulabilir. Beli bükülmüş, fani zevklerden elini çekmek zorunda kalmış ihtiyarlar ise ancak ölümün yokluk olmadığını ve baki bir alemin varlığını düşünmekle tarif edilmez kederlerden kurtulabilirler.



Akıl ve merhamet sahibi her insan diğer insanlara yar-dım eder ve onların dert ve ızdıraplarına derman olmaya çalışırlar. Ağlayan yetimlere, kıvranan açlara, inleyen has-talara ve titreyen ihtiyarlara rağmen sadece zevkini düşü-nen ve keyfi için yaşayanlara insan mı denir?



Sırf zevki için yaşayan hazırcılar çalışmayı sevmezler. Kazanmak için ter dökmek istemezler. Dolayısıyla zevkle-rini tatmin edecek parayı saf ve masum insanların sırtın-dan vurgunculuk yaparak temine çalışırlar. Toplumumuz bir yanda gayri meşru kazancı meslek haline getirenlerle, ça-lıştığı halde yeterince kazanamayanlardan oluşuyor.



Zevk gaye olalı, aile müessesesi zayıfladı. Çünkü cemi-yetin çekirdeği olan aile ancak fedakarlıklarla ayakta du-rabilir. Kadını, yasak zevklerin aracı kabul eden zihniyet şefkat kahramanı anneyi tanımaz.



Esir ve zelil milletleri efendi haline getirenler, idealist adamlardır. Ölüm uykusuna yatmış cemiyetleri ayağa kaldı-ran, coşturan ve yüce hedeflere koşturan alp erenlerdir. (H.E gibi) Şahsi arzuları peşinde koşanlar kahraman ola-mazlar. Sefahat döşeğine rahat için yatanlar fedakar ola-mazlar. Benciller, ölüme gülümseyen mana için yaşayıp dava için ölen mana erlerini anlayamazlar.

Hayatın gayesini zevk zannedenlerin beyinleri midelerine inmiştir. Bu tipler mad-di zevklerden başka zevklerin varlığından habersizdirler. Mesela, açı doyurmanın, bir düşküne yardım etmenin veya imansızlığa itilmiş bir gencin elinden tutmanın zevkini bil-mezler. Zevkin sınırı yoktur. Tekrarlanan zevkler tad ver-mez olur. O zaman yeni ve değişik zevklerin peşine düşer-ler, bulamayınca sıra aklı uyutmaya gelir. Yeni dostları af-yon, eroin ve alkoldür artık. Uyuşuk ve sızan bir toplum ar-tık dış mihrakların kuklaları haline gelecektir.

Peki zevk nicin verilmiştir? Ve zevk Nedir?

Ferdi hayatın ve neslin devamı için yaratılmıştır. Yiye-ceklerde zevk olmasaydı yemek yemek azap olurdu. Evlilik zevkli olmasaydı aile kurulamaz yeryüzü şenlenemezdi. İn-san nesli kesilirdi. Halbuki biz iman ve ibadet için yaratıl-dık. Amaç; vasıtayı gaye yerine koymamaktır. Zevk için yaşayanlar, eşeğini doyurup kendisi aç kalan gibidir.

Zevk ve lezzetin olmasının bir diğer hikmeti de şudur; Biz bu dünyaya bir imtihan için gönderildik, burası ücret ve mükafat yeri değildir.

Her padişah gibi şu dünya mül-künün maliki olan Allah’ın da bazı emir ve yasakları var. Ha-ram ve zevkler de bu imtihanın bir parçası. Bizden meşru dairede kalmamız isteniyor. Haddizatında helal dairesi keyfe kafidir. Harama girmeye gerek yoktur. Helal daire-sinde yaşayıp cenneti kazanmakta, haram dairesinde yaşa-yıp cehennemi kazanmakta elimizde.

Aslında Allah’ı tanımayan ve ahireti bilmeyen kulluk şu-uruna ermemiş bir kişi dünyada da mutlu olamaz. Çünkü dünyanın lezzetleri geçicidir. Zevkin bittiği yerde elem başlar ve ölüme kadar sürer gider. Hayattan tam zevk alanlar inananlardır. Onlar bilirler ki bu dünyadaki nimetler ve zevkler numunedirler. Bunların asılları Allah’ın lütfu ola-rak cennette inananlara verilecektir.

İnsan aklı ile geçmiş ve geleceği düşünür. İnanmayan adam, geçmişteki güzel günlerini hatırlayarak hayıflanır. Gelecek ise onun için meçhul tehlikelerle doludur. Ölümü her şeyin sonu zanneder. Oysa inanan için ölüm yokluk de-ğildir. Nurani ahiret alemine geç,ş kapısıdır. Gelecek ise sonsuz merhamet sahibi Allah’ın elindedir.



Dünya ve için-dekiler fani ama Allah bakidir. Eğer insan bu dünyada da-imi kalacak olsaydı aslolan zevkler olabilirdi. Ama her an ölebileceğimiz bir ortamda fani mahbuplara gönül bağla-mak akıllı olanın işi değildir. Bakıyorsunuz sevdiğimiz in-sanlar birer birer kabre gidiyor. Bir gün mutlaka sıra bize de gelecek. Öyle ise hayatla iç içe olan ölümün bizden bir istediği olmalı. Ve mü’minin en büyük meselesi kabri ebedi saadet saraylarına açılan bir kapı yapmaktır. Zevk perest ölüm karşısında titrerken inanan rahattır.


Adamın birisi bir padişahın mükemmel bir ziyafetine katılsa. Oraya gidince ziyafetten sonra idam edileceğini söyleseler, bu insan o yiyeceklerden zevk alabilir mi? Bu dünyadaki gayri meşru zevklerin sonu bu misaldeki gibidir.

Bütün semavi kitaplarda anlatılan, bizi yoktan yaratan Zat’a kulluk vazifesini yerine getirmektir. Fani zevklerin cazibesine kapılıp asıl amacımızdan saparsak azaba uğra-yanlardan oluruz. Misafir ev sahibini dinlemeli, kendini ye-diren içiren bu zata karşı nankörlük etmemelidir.



Kainat fabrikası bizim için kuruldu. Bu fabrikadaki tüm makinalar bize hizmet ediyor. İbadet gibi yüce bir gaye için yaratılmışız. Nimetler, zevkler ve lezzetlerle imtihan olunuyoruz. Bir hesap gününün olmadığını söylemek abes olur. Eğer öğle olsaydı bu kainat fabrikası boşa çalışmış olurdu ki asıl abesiyet o zaman olurdu. Hesap günü geldiğinde herkesin yaptıklarından hesaba çekileceği aşikardır.


Eğer gerçek mutluluk zevklerle sağlanabilseydi batı toplumu onca maddi rahatlığa rağmen sık sık intihara kal-kışan bir toplum olmazdı. Oysaki maddi yönden pek de iyi olmayan Müslüman toplum Allah’a olan inancı ve cennette erişeceği nimetlerle teselli olmakta ve intihar olayları da oldukça azdır.


Eğer zevkine düşkün olanlar cennetteki nimetlerdeki zevkleri bilselerdi şüphesiz durmadan ibadet ederlerdi. Çünkü her zevkin aslı orada verilecektir.


Zevk ve sefa içinde sonsuza kadar yaşamak istiyor-sanız, hiç durmayın. İman ab-ı hayatından ve ibadet şerbe-tinden için. Yarın geç olabilir.

kısacası; “Hakiki zevk, elemsiz lezzet, kedersiz sevinç ve hayattaki saadet, yalnız imandadır ve iman hakikatları dairesinde bulunur. Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız, farzlarla zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”

*CONQUEROR* Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to *CONQUEROR* For This Useful Post:
nisacan (03-06-2008), yunus_54 (03-06-2008)