İKİNCİ BÖLÜM – KANUNLAR İHTİLAFI KURALLARI
“Ehliyet” başlıklı 9. maddenin 2. fıkrası aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.
· “MADDE 9 (1) Hak ve fiil ehliyeti ilgilinin millî hukukuna tâbidir.
(2) Millî hukukuna göre ehliyetsiz olan bir kişi, işlemin yapıldığı ülke hukukuna göre ehil ise yaptığı hukukî işlemle bağlıdır. Aile ve miras hukuku ile başka bir ülkedeki taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin işlemler bu hükmün dışındadır.
(3) Kişinin millî hukukuna göre kazandığı erginlik (“rüşt” yerine, Türk Medeni Kanunu ile uyumlu olarak), vatandaşlığının değişmesi ile sona ermez.
(4) Tüzel kişilerin veya kişi veya mal topluluklarının hak ve fiil ehliyetleri, statülerindeki idare merkezi hukukuna tâbidir. Ancak fiilî idare merkezinin Türkiye'de olması hâlinde Türk hukuku uygulanabilir.
(5) Statüsü bulunmayan tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kişi veya mal topluluklarının ehliyeti, fiilî idare merkezi hukukuna tâbidir.”
Bu bağlamda, önceki düzenleme sadece milli hukukuna göre ehliyetsiz olan yabancılara yönelik iken yeni düzenleme, kapsamı genişletmiş ve Türk-Yabancı olmasına bakılmaksızın, örneğin, bir Türk kendi hukukuna göre ehliyetsiz ancak işlemi yaptığı ülkede ehliyeti olduğu kabul ediliyorsa, yaptığı işlemin geçerli olacağını belirtmektedir. İkinci fıkrada belirtilen “kişi” ibaresi incelemeler sonucunda tüzel kişileri kapsamayıp daha önce doktrinde de değerlendirildiği gibi sadece gerçek kişilere yönelik ehliyet hususunu düzenlediği anlaşılmaktadır. Zira ne gerekçe metninde ne de doktrinde aksi yönde görüş bulunmamaktadır.
Ayrıca adi ortaklık gibi tüzel kişiliği olmayan kişi veya mal toplulukları ile statüsü olmayan tüzel kişilerin ehliyetinin “fiili idare merkezi”ne göre belirleneceği ifade edilmiştir. Böylece kavramsal olarak Türk Ticaret Kanunu ile de uyum sağlanmıştır.
Yeni kanun “hacir” kavramı yerine, Türk medeni Kanunu ile uyumlu olarak “kısıtlılık” kavramını kullanmış ve “Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık” başlıklı 10. madde kavramsal olarak bu yönde değiştirilmiştir. Diğer fıkralarla uyumlu olma açısından da 2. fıkrada “alınması” yerine “verilmesi” kelimesi tercih edilmiştir.
|