|
|
V-TÜRK HUKUKUNDA İSTİCVAB
Türk Hukukunda isticvab , HUMK.ta ,açıkça deliller arasında düzenlenmemiş, isticvab, tahkikat safhasında içinde düzenlenmiştir. İsticvabı düzenleyen maddelere(HUMK 230-235)baktığımız zaman ,bu yola ikrar elde etme amacıyla başvurulduğu görülür.234. maddede isticvab için davet edilen taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de sorulan soruları cevapsız bıraktığı taktirde ,mahkeme sorulan soruları ,ikrar etmiş sayar(İkrar fiksiyonu).
Türk hukukunda asıl olanın yazılı yargılama usulü olması, tarafların dava konusu vakıaları belli bir usul kesitine kadar getirme zorunda olduğu teksif ilkesinin varlığı, ispat hukukunda ,Fransız hukukundan esinlenerek kabul edilen senetle ispat kuralı, delillerin kesin delil(yemin,ikrar,kesin hüküm,senet)-takdiri delil(bilirkişi,keşif,tanık) olarak ayırıma tabi tutulduğu, hakimin kesin delillerle bağlı olduğu ve isticvabın deliller arasında düzenlenmediği hususlarını göz önünde tutarak Türk hukukunda taraf isticvabı kurumunun delil değeri hakkındaki açıklamalarımıza geçelim.
Türk hukukunda HUMK.ta deliller arasında düzenlenmeyen isticvab kurumu,HUMK’un tasarı metninde de deliller dışında bırakılmıştır. Türk hukukunda isticvabın delil değeri hakkında doktrinde değişik görüşler vardır:
Doktrinde,Önen45, Tarafların sorguya çekilmesinin çoğu kez mutlak bir kanıt olma değeri yoktur. Çünkü tarafın kendi davasında en az güvenilir bir tanık olmaktan ötede bir önemi yoktur. Böylece Önen, isticvabı bağımsız bir delil olarak kabul etmemektedir.
Üstündağ,46 Usul kanunumuzda,isticvab,diğer delillerin mevcut olmaması veya yetersiz olması hailnde başvurulan tali bir isbat vasıtası olmayıp; hakimin takdirine göre,diğer deliller ile birleştirilebilen bir isbat vasıtasıdır,diyerek isticvabı başlı başına bir delil olarak kabul etmektedir.
Pekcanıtez,47 isticvab hukukumuzda bir delil olarak düzenlenmemiştir,ancak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunan bir yoldur,diyerek isticvabı ayrı bağımsız bir delil olarak görmemektedir.
Postacıoğlu,48 ikrar her zaman kendiliğinden meydana gelmez;belki bunu bazı durumlarda tahrik etmekte lazım gelir.İşte iki tarafın isticvabı karşılıklı ikrarların elde edilmesini sağlayan bir vasıtadır,diyerek isticvabı ikrar elde teme aracı kabul ediyor ve ona bağımsız bir delil olma özelliğini atfetmiyor.
Kuru/Arslan/Yılmaz,49 dava ile ilgili vakıaları en iyi taraflar bilebileceklerinden,isticvabın davanın aydınlanması için iyi bir usul olduğu söylenebilirse de, taraflar kendi davalarında en şüpheli tanık durumunda olduklarından , isticvap başlı başına bir ispat vasıtası(delil)olarak kabul edilmemiştir.İsticvapla delil elde edilebilir,denerek isticvap bağımsız bir delil olrak kabul edilmemiştir.
Tercan50, Taraf beyanlarının veya bunun türlerinin hepsinin delil olarak kanunda açıkça düzenlenmesine gerek yoktur. Ancak,kanunda açıkça delil olarak kabul edilen bir taraf açıklaması da,dar olarak delil kabul edilmelidir;buna karşılık,delil etkisine sahip olmakta buna karşılık,delil etkisine sahip olmakla birlikte, kanunda açıkça delil olarak düzenlenmeyen taraf açıklamalarını da geniş anlamda delil olarak kabul etmek mümkündür. Özellikle serbest delil esasının kabul edildiği sistemlerde, hâkim duruma göre ,bunlara da kanaatini oluşturabilir. İsticvabın delil olarak kabul edilmesine herhangi bir engel de söz konusu değildir. Böylece Tercan,isticvabı bağımsız bir delil olarak kabul ediyor.
Bu konuda doktrinde son bir görüş Yıldırım,51 Türk uygulamasında ,sözlü yargılamanın yapılamaması,senet delilinin ispat sisteminin merkezine oturtulması,üçüncü kişi beyanlarına güvenilmemesi nedeniyle şahit delilinin öne çıkarılmaması hususları hep birlikte,tarafın ifadelerinin ve davranışlarının delil olarak değerlendirilmesi düşüncesini devre dışı bıraktığını belirterek,taraf beyanlarının bağımsız delil olması gerektiğini savunuyor.
Türk doktrininde, hakim olan görüşün , isticvabın bağımsız bir delil olarak kabul edilmemesi yönünde olduğunu görüyoruz. Aynı görüşlerin mevcut yasaya ve HUMK tasarısına uygun olmakla birlikte,yukarıda açıklanan ve tarafı davada bilgi kaynağı olarak gören modern ispat konseptine uygun olmadığı aşikardır. HUMK’taki mevcut durumu,tasarıda isticvaba ilişkin düzenlemeye ve doktrindeki görüşlere de baktıktan sonra kısaca Yargıtay’ın bu kurum hakkındaki görüşlerine bakalım.
Yargıtay ,bazı kararlarında isticvabı ,şekli bir delil olan ikrar elde amacına yönelik, hâkimin izlediği bir yol olarak kabul etmektedir(ikrar fiksiyonu).52 Yargıtay, bir kararında isticvabın başlı başına bir delil olmadığını belirmiştir.53 Bunlara karşılık Yargıtay,bir başka kararında isticvabı delil olarak kabul etmiştir.54
Yargıtay’ın yukarıda değinilen kararlarından sonra ,Yargıtay’ın isticvabı delil olarak kabul edip-etmediği şeklindeki ayırımda kesin bir şey söylemek mümkün değil.
Ey zahmin! Ötesi sen berisi aşk…
NasıL çıkarım bu yaLnızLığın içinden?
ßen şehadet ederim ki gözLerin öLümden güzeL…
|